İçeriğe geç

Esir

Bölüm 13 · 8 dk okuma

Esir

Bölüm 13

13.Bölüm

İyi okumalar...

Yirmi beş, aralığın yirmi beşinde evlenecektim.

Akıp giden yola tüm odağımı vermişken yanımda ki Ateş'in bakışlarını arada bir üstümde hissediyordum. Bakışıyla bile nefesimi kesiyordu, bakmasını istemiyordum.

Ateş bir duvardan farksızdı.

Ona baktıkça karşımda bir duvar varmış gibi hissediyor ve bunu aşamıyordum. Evleneceğim adamın hiçbir şeyini bilmiyordum, nasıl bir insan olduğunu az çok anlamıştım gerçi.

İnsan olduğundan şüphelerim vardı ama konumuz bu değil.

Ateş'in bu davranışlarını kesmesi gerekiyordu, hem de hemen. Gelemiyorum. Ben cidden zora gelemiyordum, onunla bu kadar ters düşmekten şimdiden yorulmuştum. Aynı ev de yaşadığımız zaman neler olacaktı kim bilir? Her gün kendi yaşadığım evde kavga edecek olmamız nefesimi daraltıyordu. Eğer düzgün bir insan olmuş olsaydı bunu konuşur ve hallederdik ama o konuşmaya bile değmiyordu. Normal bir konuşmamız bile yokken çıkıpta neler hissettiğimi anlatamazdım.

Ki anlamazdı.

İç çektiğimde bakışları yeniden benim üstüme dönmüştü, bakışlarına karşılık vermeyeceğimi düşünse de ona döndüm. Hissettiğim gibi bakışları bendeydi, göz göze geldik. Ona baktığımda garip bir ifadeye büründü, gözlerinin içinde gördüğüm o hissizlik bir an olsun kaybolmuş gibiydi ama sonrasında hemen yerine yerleşti. Yola bakmayı bırakıp arabayı durdurduğunda arabanın içinde tek ses nefeslerimizin sesiydi. Garip bir biçimde ikimiz de sessizdik ve sadece birbirimize bakıyorduk, öfkeli değildi. Buna cidden şaşırmıştım.

Çünkü o hep öfkeli olurdu.

"İmam nikahımız haftaya yapılacak."

Konuşmasından çok sözlerine dikkatimi verdim. Onun gibi birinin imam nikahından bahsetmesi şaşırtmıştı.

"Böyle bir şeye gerek var mı?"

Hem cevap verdi hem de bakışlarını kesmeden başıyla küçük bir işaret yaptı.

"Var."

Bir şey söylemedim ama onunla daha fazla göz göze kalmamak adına gözlerimi kaçırarak arabadan inmek için hareketlendim. İnmek üzereydim ki kolumu tuttu ve yeniden ona bakmamı sağladı. Bugün ikinci kez gözlerinin içinde ki o dalgalanmaya şahit olmuştum.

"Bir şey mi oldu?"

Bakışları kıpırdanan dudaklarıma gitti ve ben nefesimi tuttum.

"Ben-"

Derin bir nefes alarak bakışlarını yeniden gözlerime çıkarttı.

"Üşütmeni istemiyorum, eve git."

Kararından saparak başka bir şey söylemişti ama ben ne söyleyeceğini merak etmiştim. Yine de bir şey söylemedim ve kolumu bırakmasını umarak arabadan çıktığımda sırtıma diktiği kara gözlerinin varlığını eve girene kadar hissettim. Dönüp bir kez bile bakmadım ama o inatla bakmaya devam etti.

"Yemek nasıl geçti kızım?"

Sema teyzeye bakarak ayağımda ki topuklu ayakkabının tekini elime aldım.

"Aralığın yirmi beşinde evleniyorum."

İfadesi bir cam parçası gibi kırıldı ama bu birkaç saniye sürdü, gülümsemeye çalıştı.

"Sen iyi misin?"

Merdivenlere yöneldim. Ateş ile daha erken çıktığımız için evde kimse yoktu.

"Değilim Sema teyze, sormayın bana soruyu."

Neyse ki beni duymamıştı. Son basamağı da çıktıktan sonra yeniden ona baktım, gülümseyerek.

"Çok iyiyim."

Odama girdiğimde kapının arkasına yaslandım bir süre, gözlerim dolu dolu olduğundan başımı eğdim. Vücudum ayakta kalmaya daha fazla dayanamadı ve yavaşça yere düştü. Başımı dizlerime gömdüm.

Dayanamıyorum.

Dumandan...

Arabayı park edip anahtarlığı cebime sıkıştırdım. Barın giriş kapısından içeriye girdiğimde ordaki adamların bana verdiği selamlarını aynı şekilde aldım. Içeriye geçtikçe etraftaki sigara ve içki kokusu daha çok ağırlaştı.

Hayır yani madem kafan bozuldu neden kendi barına değilde böyle ibne yerlere geliyorsun?

Tabii cesaretim olacaktı ki gidip yüzüne söyleyecektim.

Yemiyor tabii.

Ha, kimin yiyor ki?

İçeriye tam olarak girdiğimde, yani asıl bar kısmına gelene kadar çok kızın tacizine uğramıştım. Ahh keşke istemediklerim değil de istediklerim beni taciz etseydi ya neyse.

"İşine odaklan Duman, işine."

Kafamın kayıp durduğu o kişiyi şimdilik düşünmemem gerekiyordu, bulmam gereken biri vardı.

Abim.

Ona ait onlarca mekan varken böyle harabe ve kimin girdiği belli olmayan bir ortamda olması abime göreydi. Abimi arayan bakışlarım onu bir bar taburesinde buldu, elinde içki bardağıyla dikkatleri üzerine çektiğinden habersizdi. Yanına gitmeye başladığımda bir kızın koluna dokunarak kulağına eğildiğini gördüm, abim kızın ona dokunan elini geriye itti.

Ve parmağında ki yüzüğü gösterdi.

"Ateş Yakar'ın düştüğü durumlara bak."

Şu an da yer değiştirmiş gibiydik. Çünkü genelde o beni böyle yerlerden toplardı tabii ben onu toplamaya cesaret edemezdim. Beni bir şey için çağırmıştı, yanında durduğumda bakmak yerine içkisini içmeye devam etti.

"Abi?"

Sesimi ben bile duymamıştım. O nasıl duysun ama değil mi?

"Ne istiyorsun?"

"Oha beni duydun mu?"

Şaşkınlığım bana dönen siyah gözleriyle kaçıp gitti, daha resmi durmaya çalıştım.

"Duman!"

Boğazımı temizledim.

"Beni çağırmışsın abi?"

Az önce kıza gösterdiği elinde ki yüzüğü çıkardı ve bana doğru uzattı. Kaşlarımı çatarak yüzüğü avucuma bırakması için elimi uzattım, soğuk metal elimin içinde yer edindiğinde bakışları yüzüğündeydi.

"Yüzüğe bir şey olursa ölümlerden ölüm beğen."

"Neden yüzüğü çıkardın abi?"

Yerinden kalkınca gittiği yere doğru onu takip etmeye başladım. Benden hem uzundu hem de daha yapılıydı, ben daha yakışıklıyım orası ayrı.

"Başına bir şey gelmemesi için."

Çeneme sahip çıkamayarak yeniden konuştum.

"Parmağında daha güvende olmaz mı?"

"Duman aptala mı oynuyorsun?"

Bir şey söylememi beklemeden yürümeye devam etti ben de hala onu takip ediyordum. Yanlarından geçtiğimiz kızlardan biri abimden korkmuş olacak ki ona baktıktan sonra bakışlarını bana çevirmişti, sonra gülümsedi ve kolunu boynuma dolamaya çalıştı.

"Selam bebeğim."

Yüzümü buruşturarak kolundan bir çırpıda kurtuldum.

"Ben başkasınınım."

Kız arkamda kaldığında bile hala homurdanıyordum, abimin kısa bir bakışını üstümde yakaladığımda yutkundum. Bakışı dahi hareketlerime etki ediyordu, insanın abisinden korkması gibisi yoktu.

Her türlü aksiyonu yaşıyordum ve asla sıkılmıyordum.

"Kimsiniz?"

Abimle aynı an da bize bu soruyu soran adamın yüzüne baktık, bakışlarını cevap vermediğimiz için kağıttan çekip bize dikti. Rahat tavrı abimi gördüğünde gitmiş telaşa girmişti.

"Ateş bey hoş geldiniz."

Bakışları beni buldu. Abim sayesinde tanınıyordum ama bir o kadar da izin vermediği için böyle yerlerden uzak duruyordum. Bazen sınırları aştığım oluyordu ve her sınırı aşmamda onu görüyordum.

Abimin günlerce yüzümden silinmeyen yumruğunu...

"Buyrun efendim, buyrun lütfen."

Gösterdiği büyük kapıya yürüdüğümüzde abim öfkeli görünüyordu, bu gayet doğaldı. Abim hep öfkeli olurdu ama bugün biraz daha öfkeliydi.

"Burası neresi abi?"

Sorumdan hemen sonra az önce ki kalabalığı geride bırakan bir kalabalıkla karşılaştım, gürültü yüzünden abime bağırmak zorunda kalmıştım. Abimin cevaplamasına gerek kalmadan gördüğüm şeyle adımlarım durdu. Abim bu yüzden buraya gelmişti ve buraya kadar beni yüzüğünü korumam için çağırmıştı. Durdurduğum adımlarımı abimin peşi sıra ilerlettim, abimi gören çoğu kişi onu tanıyordu. Yüz ifadelerinden bunu anlamak kolaydı.

Ateş Yakar'ın ününü bilmeyen yoktu.

"Abi bunu yapmayacaksın değil mı?"

Önce tuttuğum koluna ardından bana baktı, bazen korkutucu olabiliyordu.

"Yüzüğe dikkat et."

Bakışlarım gittiği yere gitti, bir dövüş kafesiydi. Içeriden kilitlenen bir kafesti, abimin bu yönünü de biliyordum ama beni hep uzak tutmaya çalışıyordu.

"Ederim abi."

Beni duydu mu bilmiyorum ama yürümeye devam etti ve üstünde ki gömleği düğmelerinden uğraşmadan başından çekip çıkarttı.



Gömleğini orada ki adamlardan birine verdi, adamı tanıyordum. Abim kafese girdikten hemen sonra başka bir adam da kafese girmişti, abime bakarken bakışları nefret doluydu. Abimle neredeyse aynı görünüyorlardı ama o abimden daha duygulu görünüyordu. Abim ise ifadesizliğini bir an olsun üstünden çıkartmadan karşısında ki rakibine bakıyordu. Aralarına bir tane adam daha girdi, hakemdi sanırım.

"Öldürmek yok! Onun dışında her şey serbest!"

Gürültülü alkışlar ve ıslıkların ardından hakem eliyle başlamalarını işaret ettiğinde ilk defa tüm gürültü durdu ve herkes kafese odaklandı. Kafesin kapısını kilitlediklerinden sonra iki adam öylece birbirlerine bakmaya devam etti. Ben ise onlara yakın bir yer de durmayı seçerek yüzüğü küçük bir mendilin içine alarak cebime yerleştirdim. Hamleyi ilk yapan o adam oldu ama başarısız oldu, attığı yumruğu abim kolayca geçti. O adam yeniden abimi izlemeye devam etti, daha sonra yeniden atağa geçti ve abim bu sefer onu engellemek yerine gelmesine izin verdi.

Onunla oynuyordu.

Nefesimi tutarak abimin neler yaptığına dikkatimin tamamını verdim. O benim idolümdü.

"Ateş Yakar evlenecekmiş öyle mi?"

Arkamdan duyduğum cümle abimlerde ki o dikkatimi kesti ve oraya dönmeme neden oldu. İki kişi abimleri izlerken bir yandan da konuşuyorlardı.

"Bu adamla evlenecek kıza acıyorum ben, fena si-"

Oturduğum yerden doğrularak adamın yüzüne yumruğu geçirdiğimde söyleyeceklerini tamamlayamamıştı. Pis pis sırıtması yüzünden silinip geriye doğru sandalyesiyle düştüğünde o sessizliğin içinde ki bu gürültü dikkatleri buraya çekmişti.

"Yengem hakkında düzgün konuş!"

Yanında ki o adamın da yüzüne vurarak yere düşmesini sağladım. Tüm bu sessizliğin ortasında abimin bana baktığını bilsem de dikkatini önünde ki adamdan da ayırmıyordu, dikkatinin kesilmemesi için üstümü düzelterek onlara doğru döndüm.

"Dönün lan önünüze!"

Abim adamın yüzüne yumruğunu geçirip ters ters yüzüme baktı. Yerime oturarak gülümsedim, adamın yüzüne bir yumruk daha attı. Geriye çekilip üstüne gelmesini bekledi, abim cidden onunla oynuyordu. Öfkesinin tümünü bu adamın üstüne uygulamasını umuyordum yoksa az önce olanlardan sonra bana da uygulayabilirdi.

"Ben nereden bilebilirdim kardeşinin arkasında olduğumuzu?"

Bakışlarım yeniden onlara döndü. Abimler dövüştüğünden gürültü iyice artmıştı.

"Nerede olursan ol Yakar'lar konusunda o siktiğimin ağzına sahip çıkmalısın."

Adam bir şey demeden bakışlarını kaçırdı ve mekandan diğeriyle birlikte yaka paça atıldı. Bakışlarımı yeniden abime çevirdim, abim ona onlarca kez vurmuşken o daha bir kez bile vuramamıştı. Hatta abime dokunmamıştı bile. Abim sıkılmış olacak ki ona tekme atmak için kaldırdığı bacağını tutarak bacağıyla diğer bacağına vurarak sertçe yere düşürdü.

Abim bununla yetinmeyerek adamın üstüne eğildi ve dakikalardır uzak tuttuğu yumruğunu adamın yüzüne geçirdi. Yumrukları hız kesmeden devam etti, mekanda gürültü hat safaya çıktı.

"Dia! Dia! Dia!"

İblisin latince kısaltmasını defalarca kez ağızlarından düşürmediler. Abim elinde ki kanı silmeden kafesten çıktı ve adımlarını doğruca bana doğru attı. Yüzü keskindi.

"Arya'ya bir şey mi söylediler?"

Kafesteki o adam ölmemişti ama bu adamlar ölebilirdi.

"Hayır abi, sinir oldum sadece."

Bazen insanlara acıyordum. Bir şey söylemek yerine avucunu uzattı.

"Yüzük."

Yüzüğü unuttuğum için içimden küfür savururken abimin bakışları altında yüzüğü cebimden çıkartmayı başardım. Yüzük parmağında ki kanı silerek yüzüğü parmağına geçirdi. Sırıttım.

"Yakıştı."

Arya'dan...

Başımda bir ağırlık varmışta taşıyamıyormuş gibi hissediyordum, gözlerimi yatağımda açtığımda gece olanlardan sonra bunun gayet doğal olduğunun farkındaydım. Duş almış, sonra pijamalarımı giymiştim ve evet bunları yaparken ağlamadan duramıyordum. Uyurken hala ağladığımın bilinciyle dalmıştım, gözlerim sızım sızım sızlıyordu. Boğazımda ki kötü tadın geçmesini umarak yutkundum ve yatağımda doğruldum. Yüzümü yıkamak için banyoya girdiğimde kızaran gözlerim ve tenim gecenin iyi geçmediğini herkese bağırıyordu.

"İyiyim yine de."

Üstümü değiştirmeyerek odamdan çıktığımda ailemi kahvaltı yaparken görmüştüm. Onları görmek bile iyi hissettiriyordu, evet mecburdum. Onlar için dayanmaya mecburum.

"Günaydın yakışıklı beyler!"

Üçünün de yüzü bana döndü, gülümsediler.

"Günaydın güzelim."

Hepsinin gülümsemesine karşılık vererek yerime yerleştim. Sema teyze önüme tabak bıraktığında teşekkür etmiş ve daha sonra çalan kapıyla oraya bakmıştım. Azra görüş açıma girdiğinde yüzümde ki gülümseme büyüdü.

"Günaydın Yankı ailesi!"

🖤

Dumanı sevenler?

Azra'yı sevenler?

Ateş fazla mı kötü? Arya'ya yaptıkları sizi etkiliyor mu?

Başka bir bölümde görüşmek üzere...

Sizi seviyorum...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.