Beynime keskin bir acı saplandı. Göz kapaklarım açılmamak için direndi. Bilincim yavaş yavaş kendine geliyordu.
Ama hala süzülüyordum.
Biliyordum o yanımda değildi varlığı yanımda değildi.
Gözlerim açıldığın da vücudum buz kesiyordu.
Hala ölümsüz adamdan kaçarken olduğum haldeydim. Titreme geldiğinde bedenimin ve üşüdüğümün yeni farkına vardım.
Yavaşça yerimden kalktığımda dengem bozuldu lakin duvara tutunarak yürümeye başladım. Çantam ve telefonumun yanımda olmasına rağmen birini aramaya tenezzül etmemiştim.
Yaseminin meraktan cıldırdığına yemin edebilirdim. İnşallah polisi aramamışlardır.
Yoksa ifadem de şizofren-ki büyük bi ihtimalle rehabilitasyon merkezine atılırdım- sayılıp teşhis konurdu. Bir süre yürüdükten sonra artık yolda kaybolduğum için Yasemini aramak aklıma yattı. Çantamdan telefonu çıkarttığım da çalışmadığını görünce küfrettim.
Bu lanet yerde kalmıştım üstüne üstlük kafam çok karışıktı.
En sonun da gecenin bu saatinde kaldırımda ne aradığını bilmediğim bir kız görünce endişe ve heycana kapılarak hızlı adımlarla yanına gittim.
Üstü başı biraz çamur içindeydi. Sanki koşmuştu.
İlk başta yanına oturmayı düşündüm lakin ürkütmek istemediğim için kendimi geri çekip iletişim kurmaya çalıştım. " Merhaba."
Sesimi duydu mu bir tepki verdi mi bilmiyordum. Hareketsizce yere bakan kafasını dahil kaldırmıyordu. " İyi misin?"
Yine ses yok.
"Şey..benim telefonum ıslandı da yolumu da kaybettim rica etsem telefonunu kullanabilir miyim?"
Kız ilk başta ki gibi yine sesiz kaldığında umudumu kaybedip gidecektim ki kız cebinden telefonu çıkartıp elime tutuşturdu. Teşekkür ederim diyip Yaseminin telefon numarasını tuşladım. Hışırtı sesiyle çalışsa da otuz saniye sonra açılan telefondan Yaseminin sesini duydum. " Merhaba kimsiniz?" Dedi Yasemin telaşlı sesiyle.
"Benim." Dedim onu bu derece endişeli bıraktığım için kendime kızdım.
"Lavinya!" Diye bağırdığın da telefonu uzakta tutma isteğimden yanlışlıkla düşürüyordum.
"Kızım sen nerdesin öğlen çıktın gece boyunca yoksun sokakta seni aradım kedi gibi manyak mısın? Orta da korkunç haberler var taciz tecavüz eden herkes sokakta sen bize nasıl haber vermezsin!"
Yasemini tanıyordum bana bundan daha çok kızdığı günler ve geceler olmuştu. Lakin sözünü yarıda kesip sanki aklına bir şey gelmiş gibi durdu.
" İyi misin? Sen nerdesin? Bu numara kimin ? Nereye gittin? Çabuk cevap ver bana!"
Sonunda 5N1K başvurduğun da şükrettim.
"Şuan anlatamam uzun hikaye ama attığım konuma gelirsen çok sevinirim donuyorum ve kayboldum."
" Lavinya sen iyisin bir şeyin yok değil mi? Doğruyu söyle bana."
"Ayın bana ışık saçan yüzü üzerine yemin ederim ki iyiyim endişelenme."
Küçüklüğümüzden beri kendimiz bulduğumuz yemini etmek geçmişimi hatırlattı. Yemini söylemesem bana inanmaz eve gidince başımın etini yerdi.
"At konumu geliyorum."
Dedikten sonra konumu gönderip yanımda kaldırımda oturan kızın yanına oturdum.
Telefonu uzattım. " Tekrardan teşekkür ederim." Dedim.
Kız bir şey demeden telefonu aldı ve çıkardığı cebine geri koydu.
"Az önce ki kabalığım için kusura bakma." Dedi.
Gözlerimi anlayışla kapattım.
"Sorun yok. Ama iyisin değil mi?" Şapkasını açıp yüzüme baktı. Gözleri çekikti. Sanki normal bir insanın sahip olamayacağı kadar. Kulakları biraz sivriydi. Onu incelerken haddimden fazla takıldığımı anlayıp kafamı çevirdim.
"Efendimiz tarafından gönderildim." Diyince çevirdiğim kafamı tekrardan ona döndürdüm.
"Ben bir evcil hayvan mıyım? Bakıma denetime muhtaç gibi mi görünüyorum?"
"Evcil hayvan nedir?" Ahhh ahh ayın yüzü aşkına yardım edin!
"Evde bakılan hayvanlar var ya sahiplenmek." Diye kısa bir açıklama yaptım.
" Hayır o zaman. Efendimiz beni o anlamda göndermedi. Sizle olduğundan daha büyük temasa geçti bu tanrılar ve faniler dünyasını sarsar sizin bir tanrıyla iletişime geçtiğinizi hissederler.
Pekala işler şimdi sarpa sarıyordu işte tanrılar lanet güçler ölüler bunlar saçmalıktan ibaretti.
"Kim ki onlar?"
Beklentiyle ona döndüm.
"Onlar tanrıları hissedenler psişik gibiler bir sis toz bulutu gibi düşün lakin bakışları insanın ruhunu çiğner bitirir. Seni yok eder sana dokunmadan bile bu mümkün. O yüzden seni korumak için görevlendirildim."
"Onların adı ne peki?"
"Shade. Bazen bir toz bulutudurlar lakin gerçek yüzleri tanrılar bizi korusun!"
Korkuyormuş gibi kafasını iki yana salladı.
"Anladım." Her şey üst üste biniyordu şimdi de kötü ruhlar mı vardı?
"O zaman sende benimle gelmek zorundasın değil mi?"
"Bana küçük bir oikos yeterli." Anlamadığımı analdığın da "yani ev demek istedim."
Kafamı salladım.
Biraz sonra Yaseminin ultra lüks siyah arabası görüldüğün de ayağa kalktım.
Bu arabayı daha geçen sene almıştı o kadar istiyordu ki telefonun ana ekranına arabanın resmini koymuştu. İnsanları erkeklere böyle takıntılı olurdu arabalara değil. Etrafımda normal bir insan var mı orası tartışılırdı zaten.
Araba önümüzde durduğun da adını sormayı unuttuğum kıza kapıyı açarak binmesini sağladım onlar da araba olduğunu düşünmüyordum. Zaten kızın anlamsız gözlerinden nasıl binileceğini anlamadığını anladım. At arabaları hala gündemdeydi galiba.
Bende ön koltuğa oturduğum da Yasemin yüzüm bu kız kim bakışlarını attığında daha onca şeyi açıklıyacğım aklıma gelince deli oluyordum.
"Sonra şu an gerçeky çok kötüyüm. Zarar gelmez merak etme." Kendimden emin konuşmam bile bana hayrı alamet değildi. Ne zamandır tanıyordum ki? Ne zamandır tanrılarla konuşuyordum ? Ben onlara inanmazdım ki.
Yasemin ne kadar bitkin olduğumu gördüğü için susmayı tercih etti.
Kafamı sonunda bir şeyin arkasına yasladığım için içimden şükrettim.
Camı açıp yüzüme gelen rüzgarla gözlerimi kapattım. O kadar çok yorulmuştum ki sanki üstümden tırlar geçmişti.
Daha fazla direnmek istemeyerek kendi
mi uykunun kollarına bıraktım.
Emek vererek yazıyorum destek olur musun 🌌 🌀