Hoş geldiniz yeni bölüme:))
Okurken dikkat etmeniz gerek bir detay var, Derin iyi bir psikolojide değil o yüzden bazı şeyleri eş geçiyor.
Neyse,iyi okumalar🧸🧸🧸
"Kaçman gerekiyor yoksa senide kaybederim!"dedi elimden tutup kaldırarak.
"Ya o ona ne olacak !" dedim koşmaya devam ederken.
"O öldü ve sonunun onun gibi olmasını istemiyorsan arkana bakmadan kaç."
Ne kadar da basit söylüyordu.
Ama o ölmedi o can çekişiyor,onu kurtaralım önce ne olur bu sefer onu kurtaralım.
Yerde kanlar içinde yatan kişi bana bakarak konuşmaya başladı.
Kimdi bu ?
"Unutma beni sen öldürdün!"
"Yaşayabileceğini düşünüyorsan ne yazık çünkü artık benim ahımı aldın!" dedi.
"Gel buraya!"Vücudum da hissettiğim yabancı dokunuşlar ile kaçmaya çalıştım ama beni tutan eller her hareketim de dahada sıkıyordu.
"Dokunma!"
Bağırarak üstümden atmaya çalıştım.
Ben yine Rüya görüyordum.
Aynı rüyayı görüyordum.
Vücudumda hissettiğim eller ile hızla doğrularak kendimi çektim.
"Dokunma bana!" diyerek kendimi korumaya çalıştım ama karnımda hissettiğim acı ile haraket dahi edemedim.
"Yarana dikkat et!"dedi.
Kafamı kaldırarak konuşan Kıraça baktım.
"Senin ile bir oyun oynayalım?"
"Oyun ne?"dedim.
Başı ile işaret verince kolumu çeken adam durarak kolumu bıraktı.
"Burdan çıkarsan gidersin"
Biz kurtulmuştuk doğru ya nasılda imkansız geliyordu dün gece kulağa.
Harbi kaç gün geçti o gün üstünden.
"Ben-"konuşmaya çalıştığımda boğazımda kuruluk kendini acı bir şekilde belli etti.
Uzandığım yatağın kenarında duran sürahiden bir bardak su doldurup bana uzattı.
Uzattığı bardaktan bir kaç yudum alarak kuru boğazımı rahatlattım.
"Su verenlerin çok olsun "
Derin içimizden mi söyleseydik ki acaba ?
"O kadar travmatik olaylardan sonra kurduğun ilk cümle...baya iyii"dedi gülmeye yakın söylediği ses ile.
Ben her şeye gerektiği tepkiyi versem çoktan kendimi kesmiş bir vaziyette mezarlıkta yatıyor olurdum.
Elimdeki bardağı kenarda duran komidinin üstüne koyarak etrafa bir göz attım,sıradan bir hastane odasıydı.
Camlara baktım,dışarı baktım,odadaki ışığa baktım,gözlerimi inceleyebilceğim her şeye baktım.
Havada yağmur var,odayı tek bir lamba değil çoklu ışıklandırma ile aydınlatıyorlar,camlar siyah cam gibi duruyordu neden öyle duruyordu.
"Burda düşen yenilir."
Yağmur damlaları siyah camların üzerine sert vuruyor Derin.
"Kaçan yedirilir. "
Odada televizyon vardı,kumanda neredeydi acaba?
"Derin."omzumda hissettiğim el bakışlarımı ona çevirdim.
"Göz göze gelen sikilir."
Gözlerimi hızla çektim ellerim ile kulaklarımı kapattım.
Sakin ol bir şey yok Derin
Kurtulduk
Derin bir nefes al.
Ben Derin,bir düşünce okyanusunun içinde yüzme bilmediğim halde en derin kısmında çırpına çırpına hayatta kalan Derin.
Sakin ol,her şeyi unuttuk bunuda unuturuz.
Ağlama, çek göz yaşlarını ağlanacak bir şey yaşamadın.
"Sakin ol."dedi elleri ile ellerimi tutarak.
"Susmuyorlar,sanki hala ordayım ve bana dokunacaklar."diyerek kendimi açıklamak istedim ,biri beni anlasın istedim.
"Sana orda dokundular mı, ne kadar ilerisi oldu?"dedi şaşkın bir ses tonu ile.
Yok ya ne dokunması,sağlamlık kontrolü yaptılar.
"Seni kim bıçakladı?"diyerek cevap vermediğim soruyu üstelemedi.
"Bilmiyorum,ordaki birisi."dedim.
Dolan gözlerimi kapatarak durdurmaya çalıştım.
"Alihan değil miydi?"
Hiç bir şeyi bilmiyordu değil mi ?
"Bir şey bilmiyorsun."dedim gözlerim hala kapalıyken.
"Bilmiyorum,dolan göz tek bildiğim sensin.Senden hariç başka hiç bir şeyi bilmiyorum."
"Gerçekten mi Kıraç,tek beni mu biliyorsun eğer biliyorsan ben kimim ?"dedim gözlerimi açarak.
"Sen Derinsin,Derin Akselsin."dedi.
Biliyordu,gerçek beni biliyordu ama tanımıyor muydu ?
Tanısa neyi tanıyacaktı bizim bir benliğimiz var mıydı ki?
"Benim,evet."
"Ne düşünüyorsun,neden böyle yapıyorsun?"dedi sinirli bir ses tonu ile
"Ne yapıyorum?" Dedim
"Tepki vermiyorsun,ağla bağır çağır ama içine atma yaşadıklarını.Belli orda kötü bir şeyler yaşamışsın."
Ben ağlasam ne olacaktı,ne değişecekti?
Sadece fazladan kusacaktım gerek var mıydı?
Hayır.
Ağlasak rahatlarız,ona da anlatırız hem belki o bizi anlar Derin?
Bizi,ben bile anlamıyorum o nasıl anlasın.
"Ağlanacak bir şey yok."
"Bana anlat,anlatki seni kurtara bileyim."dedi gözlerime bakarak.
Bir şey yok,bak sesler de sustu.
"Anlatacak çok şey var aslında ama benim ne anlatacak gücüm nede kurtulmak isteğim var."
"Ben sadece yok olmak istiyorum,beni yok edebilir misin ?"
Derin,biz yok olamayız.
Melek var,Melek neredeydi kendi derdime dalıp onu unuttum.
Üstümdeki çarşafı atarak,karnımdaki yaranın acımasına rağmen ayağa kalktım.
"Ne yaptığını sanıyorsun?"dedi bir hiddet ile.
"Benim gitmem gerekiyor."
"Nereye gideceksin de yaranı umursamıyorsun?"
"Meleğe gitmem gerekiyor,baba ona zarar verir."
"O iyi,merak etme."dedi beni geri oturtmaya çalışarak
"Nasıl iyi,sen nerden biliyorsun?" diyerek yatağa oturdum
"Nakil oldu güvenliği için aynı hastaneye aldım sizi." Verdiği cevap sorularıma tam bir cevap değildi.
Güvenliği için olsa neden aynı hastaneye alır ki?
"Sen Meleği nerden tanıyorsun?"diyerek üsteledim.
"O gün seni hastaneye bıraktığım da öğrendim." dedi sesinde de gram tereddüt yoktu.
Yalan söylese kaç yazar Derin,Melek burdaydı gerisi de pek önemli değildi.
"Yaran kanıyor,doktoru çağırıp geliyorum."dedi ve beyaz kapıdan hızla çıktı.
Acıyan yere elimi götürdüm üstümdeki beyaz önlük hep kan olmuştu.O kadar da haraket etmemiştim oysaki
Benden daha güçsüz şeyler varmış...
Dakikalar sonra doktor gelmiş ve dikislerimi yenilemiş,ve serum takmıştı bu niçindi bilmiyorum.
"Bu serum ne için?" dedim yanımdaki koltukta oturan Kıraça doğru dönerek.
Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama o zaten çoktan bana bakıyordu ama dikkat ile değil dalmış gibi bakıyordu.
"Ağrı kesici,sen fark etmesende ağrın var malum ayakların ağrıyordur."dedi gözlerime bakarak.
Gözleri çok güzeldi.
Derin,ne yapmaya çalıştığının farkındayım ama işe yaramaz.
"Beni nasıl buldun?"dedim daha fazla ertelemek istemediğim için,bakışlarını benden çekerek elleri ile saçlarını karıştırdı "Bunları sonra konuşalım."dedi ve oturduğu yerden kalkarak cama doğru ilerledi "Sonrası ne zaman?"dedim.
Çünkü bundan sonra ne yapacaktım bir fikrim yok.
"Eve geçince dolan göz."dedi camdan bakmaya devam ederken
"Eve ne zaman geçicez?" Dedim.
Bu niye böyle konuşuyor.
"Yarın,Derin yarın." Sabırsız bir ses tonu ile yani anlamadım sadece bir soru sordum bu ne hava.
"Hadi biraz daha uyu da hemen iyileş."dedi bana şefkatli gözler ile bakarak.
🧸
"Peki seni benden kim saklayacak?
Bulurum bir yerde"
Çalan şarkıya eşlik ederek saçlarımı topladım,ve banyodan çıkıp yatağa doğru ilerledim kulağımın kenarında hissettiğim sıcaklık ile hemen kendimi geri çektim.
"Benim,dolan göz."diyerek belimden tuttu beni kendine çevirerek "Bir dahakine daha derine dalacağım
Uyurum diplerde." tamamladığı şarkı sözü ile gülümsedim.
Gülümseyince kendimi suçlu hissediyordum ama benim kendime karşı savaş açmam ve onu kazanmam gerekiyordu.
Yoksa kendime yenilir,kaybolan ruhuma el fatiha okurdum.
"Sanki karanlık bir mağarada yolumu kaybetmiş gibiydim ama bu gülüşün o karanlık mağarada bana yol gösteren ışık gibi."
Bizim aramızda ne vardı bilmiyordum ama beni etkiliyordu.
Derin onca olay yaşandı sen bunu mu düşünüyorsun,yazık sana.
Onu dinleme Derin,onu dinleme.
"Bana neden yardım ediyorsun bilmiyorum ama umarım hiçbiri oyun değildir Kıraç."dedim gerçek düşüncelerimi dile getirmekten çekinmedim.
Bir şey dönüyordu bu belliydi,beni nerede tanıyor, meleği kimden öğrenmiş,beni nasıl buldu ve bana neden yardım ediyor daha nice bir çok soru vardı aklımın kuytu köşelerinde.
Hayır bir şey dönmüyor olsa bile mantıklı mıydı bana böyle davranması?
"Bana güvenmiyorsun bunu zamana bırakmalıyız ayrıca sana hiçbir zaman oyun oynamadım."
"Ormanda oynadığın neydi,oda bir oyun sayılır Kıraç."diyerek ilk güne gönderme yaptım.
"Ne o sen korkuyor musun karanlıkta ama bu senin için oynadığımız,bir oyun."dedi yüzüme yaklaşarak devam etti o itici
Sesi ile "Pişman olacaksın,Yakut."dedi ve benden uzaklaşarak korktuğum o oyunu başlattı.
"Dolan göz,ben Aksele hiç oyun oynamadım ," yaklaşarak devam etti "Sen orda Yakuttun." Söylediği sözler beynimin ücra köşelerinde çarpışıyorlardı "Ben hep Akseldim,sizin öyle tanımanız beni değiştirmiyor.Hele ki Ben Derin Yakut olsam bile bir insana öyle oyun oynanmaz."ondan uzaklaştım ama o izin vermeden aramızdaki o mesafeyi hızla kapattı "Benim yüzümden olmadı,senin orda kalman.Eğer bilseydim seni zaten orda bırakmazdım." belimdeki elleri yarama dikkat ederek yavaş yavaş okşuyordu.
Ne yapıyor bu ?
"Beni tanıdığında,aklında soru işareti kalmayacak.Hadi çıkıyoruz."
"Melek nerde,ne zaman göreceğim?"dedim dün akşamdan beri beni erteliyordu."Melek eve geçti çoktan."dedi elleri ile belimden tutarak bana yol gösteriyordu bir yandan da."Kimin evine gidiyoruz?"dedim malum benim gidecek bir evim yoktu.
"Benim evime gidiyoruz," diyerek yanitladı beni.
"Melek neden bizimle geçmedi?"dedim. Elli ile kapsonumu kapattı cebinden bir gözlük çıkartıp uzattı."Öyle gerekti ." Hastanenin arka kapısından çıkmamız ile beni hızlandırması bir oldu.
Hızla yürüyerek arabaya bindik ve eve geçene kadar sesizce oturdum.
Aslında çok soru sormalıydım,çünkü anlamsız gelen çok şey vardı ama ben erteliyordum nedenini bilmediğim bir sebepten.
"Farkındayım aklında binbir tane soru var,şimdilik düşünme olur mu?"
Araba bir anda ani fren ile durunca öne doğru savruldum,Kıraçın eli olmasa kafamı sert çarpıyorudum.
"İyi misin" diyerek bana baktı endişeli gözler ile "İyim neden durduk?" diyerek şoföre baktım "İleride,bir durum var galiba." diyerek kapıları kilitledi.
"Kıraç ne oluyor?" endişeli bir ses tonu ile Kıraça döndüm."Takip ediliyorduk değil mi ondan dolayı farklı araçlar ile geldik!" diyerek durumu açıklamasını bekledim."Tam olarak öyle dolan göz."dedi dehşet verici bir rahatlık ile "Sen neden böyle rahatsın?"
"Çünkü bunu ben planladım."dediği cümle ile kalbim amansız bir korku ile atmaya başladı.
"S-sen "dedim ama devamını getiremedim.Beni ona mı verecekti ?
"Dolan göz, ne sana zarar veririm ne ona veririm."dediği söz ile birlikte eli ile büyük arabada,oturduğum koltuğun karşısındaki koltuğu tutarak açtı,koltuğun altında gizli bir bölme vardı resmen.
"Buraya gir ve sakın ses çıkartma."dedi sanki tarif veriyormuşcasına bir rahatlıkta.
"Şaka mı yap-"beni tutarak oraya koymaya çalıştı "Anlatıcam."diyerek benim oraya girmeme yardım etti.
"Seni hapis etmiyorum ve sana söz veriyorum seni bir daha karanlığa mahkum etmeyeceğim."
Üstümü kapatarak karanlığa hapis oldum,sesler net olmasa da geliyordu.Kapının açılıp Alihanın sesini duyunca kalbim bir endişe rüzgarı ile savrulmaya başladı.
Derin,bir şey olmaz.Kıraç vermez bizi.
Nerden biliyorsun ?
"Kızım burda galiba ?"dedi sert ses tonu ile Alihan.
Siktiğimin seslisi.
"Hayır,senin kızın burada değil. " Kiracin içler üşüten soğuk sesi ile korkudan sıcak bassa bile buz tuttuğumu hissettiğime eminim.
"Canım kızım,eğer bana gelmezsen Melekte sana Gelemez bir daha." söylediği cümle daha yakından geliyordu ses olarak,nefesimi tuttum beni bulur korkusu ile "Melek seninle mi birlikte?" Kıraç'ın alaylı ses tonu sanki rahatlamam gerektiğini söylüyordu.
Belki de birisine güvenmem gerekiyordu ve bu Kıraç olmalıydı.
İnsanlara güvenilmez Derin,unuttun mu?
Unutmak ne mümkün en acı şekilde öğrenmişken.
"Evet,arabamda."
İnsanlar ile çok irtibat halinde bulunmaz ve onları tanımak istemezdim ama sevgili Alihan Yakutu çok iyi tanırdım değişen ses tonundan bile.
İnsanın maruz kaldığı tek şey kötülük olunca onu tanımaktan daha doğrusu ezberlemekten başka çaresi kalmıyordu.
Yalan söylüyordu,arabada değildi.
"Seninle uğraşmak bana kalsaydı inan bana büyüksün demez çok pis uğraşırdım ne yazık ki o iş amcama kaldı."
"Büyük konuşma Özer,büyük konuşma ne olacağı belli mi olur."dedi o sinir eden ses tonu ile ne kadar sinir bozucuydu.
"Bir bakmışsın uğraşmanız gerek ben değil,o sakladığınızın ölüsünü kaldırmak olur."
Bir anda duyulan silah sesi ile kendimi küçük,karanlık alanda daha da küçültüm ve bu alan sanki daha da karanlık oldu.
"Güvenliğimizi artırın."diyen tanımadık erkek sesi ile kötü bir şey olduğunu anladım.
Dakikalardır ses gelmiyordu ne konuşan Kıraç ne Alihan.Korkumdan çıkamıyordum da.
Ne kadar da korkak birisi oldun sen Derin,ne bu tavırlar?
Belki korkaktım ama bir daha o adamın eline düşemezdim.
Bulunduğum karanlık azalınca gözlerimi sıkıca yumdum,ne olur ne olur Kıraç olsun.
"Derin"duyduğum ses ile hızla gözlerimi açıp onun dipsiz kuyularına baktım.
"Kıraç,ne oldu o ses neydi?"
"Bir şey oldu ve sana bir şey soracak,senin cevabın ne olursa olsun burdan götüreceğim."
Ben biliyordum kötü şeyler olmuştu,belkide artık gerçekten Melek Alihanın elindedir.
"Sorsun,"dedim
Sormsın ne olur sormasın.
Ne yaparım bilmiyorum çünkü,sana güvenebilir miyim bilmiyorum.
Elimden tutarak beni bu karanlık,küçük yerden çıkardı .
" Nereye gidiyoruz?"
"O adam dışarıda ve elinde Melek var,sana soru soracak.Beni tercih et meleği eve varmadan yanına getiricem.Güvenmesen bile beni seç lütfen." dedi yalvaracak kıvama gelen ses tonu ile.
Arabanın kapısını açıp inmiştim kafamda verdiğim karar çoktan belli olmuştu o adam ile yüzyüze gelince daha da iyi anlamıştım.
"Ordan neden çıkarttın beni Kıraç bana bunu neden yaptın?" kısık ses ile sormuştum o beni hep duyuyordu ne de olsa...
Anlıyor değil mi,anlıyor Derin anlıyor.
"Sevgili kızım,kardeşinin yanına mı gelmek istersin yoksa burda mı kalmak?"dedi
"Sana bir şey yapmadım,ne cevap verirsen ver ben seni kurtarıcam.Belki biraz daha zor olur ama asla seni bırakmam"dedi kulağıma doğru fısıldayarak.
Gözlerine baktım o güzel gözlerine belki verdiğim karar değişir diye ama öyle olmadı.
"Özür dilerim" dedim kolunu tutarak
Başını hafifçe hayır demek ister gibi salladı
"Ben-" diyerek başladım elimi Kıraçın kolundan çekmeden devam ettim "Burada kalıyorum."bir anda tuttuğum kolu ile beni arkasına alarak silahını çıkarttı ve ateş etmeye başladı,beni arkaya doğru iterek de arabaya götürüyordu.
"Özür dilerim,zorluk çıkartacağım için ama bazı verilen sözler tutulmalı."dedim arabanın kapısını açarak.
"Sen yanımda olduğun sürece zorluğa katlanırım, çünkü bulduğumu kaybetmek hoşuma gitmiyor ."dedi beni içeri iterek.
Söylediği sözler ile bir anda zaman durdu sandım.
İnsanlar ölür,zaman geçer bedeni toprağa varlığı içimize gömülür.
İnsanlar gider,zaman geçer giden unutur.
İnsanlar terk edilir,kimi zaman ölerek kimi zaman giderek zaman geçer terk edilen ne içe gömebilir nede unutabilir...
Gidene bir şey,ölene hiçbir şey olmaz.
Olan sadece terk edilenlere olur çünkü onlar artık yalnızlığa mahkumdur.
Söylesene Kıraç,sen benim içime gömdüğüm ölü müsün yoksa giderek unutan mı ?
20.06.23
Öncelikle merhaba,bir bölümün sonunda daha geldik ve artık bölümleri kısa yazmaya karar verdim(en azından geçişler için oyle)
Bölümü beğendiyseniz alttaki Yıldıza basmayı unutmayın.
Bolum hakkında yorumda yaparsanız ne güzel olur.