İçeriğe geç

En Derinime

Bölüm 10 · 19 dk okuma

En Derinime

Bölüm 10

8

Yeni bölüme hoşgeldin Bu bölümde belki biraz aklın karışır,belki de bazı yerler oturur bilmiyorum ama tek söylemek istediğim şey bu bölümü unutmaa>

Uzun sayılmaz ama uzun bir bölüm gerçekten eleştirel yorum yaparsan mutlu olurum

Böyle Kahpedir Dünya

Böyle ayrılık olmaz

Remembrance(son sahne)

Yalandı,insanın kalbini körleştiren ve belkide körleşmiş kalpler içinde beni tek bırakan bir yalandı.

"Sen yalancısın!"

Hayır Derin,sormamız gereken bu değil.

Dakikalardır yüzmeyi bilmeme rağmen boğulduğum o düşünce denizinden kendimi kurtarak,titrememesine dikkat ettiğim sesim ile "Sen kimsin?"dedim ön koltukta hız ile araba süren Kıraça.

Sorduğum soruyu kaale almayıp arabayı sürmeye devam ediyordu.

"Sana diyorum!"diyerek arka koltuktan doğrulup ön koltuğa geçmeye çalıştım ama biraz zorlanmıştım.

"Yarana dikkat etsene!" dedi yükselttiği sesi ile

"Sanane yaramdan sanane!"dedim ona bakarak.

Derin sence de biraz geç kalmadık mı soruyu sormaya?

Hani şu an ona güvenip bir yere gidiyorsun ve sen şimdi ona sanane diyor,kimsin diye soruyorsun.

"Ne oldu bir anda sana?"dedi bir an bile gözünü çekmediği yola bakmaya devam ederken.

"Sen kimsin?"sesimin tonunu ayarlamadığımdan yüksek çıkan sesim ile ona bakmaya devam ettim.

Beni dikkate almayıp yola devam ediyordu,sanki başka ne dersem diyeyim cevap verecekti ama bu soruyu duymamazlıktan geliyordu.

"Ya bana bak,sana bir soru soruyorum?"diyerek direksiyonda duran eline dokundum.

Yana çevir direksiyonu ve birlikte ölelim Derin.

Sus!

Gözleri bir an ellerimize sonrada benim gözlerime değdi,tabi bunlar saliselik olaylardı.

"Ne kadar saçma bir soru sorduğunun farkında mısın?"dedi elimi sıcak avcunun içine alarak.

"Bana kim olduğumu soruyorsun,eğer kim olduğumu bilmiyorsan senin arabamda,ellerinin avcumun içinde ne işi var ?"dedi .

Bir bilsem Kıraç,bir bilsem benim burda ne işimin olduğunu sana neden böyle güvendiğimi.

Bir şey vardı beni ona bağlıyordu,bu aslında düşününce ne kadar da korkunç geliyordu kulağa.

Daha neler korkunç geliyor Derin biliyor musun?

Sana hiç çekinmeden söyleyim sen sadece günler önce saldırıya uğruyordun, sen sadece günler önce ölmek için dua ediyordun ve daha da acısı ne biliyor musun sen daha 18 yaşında bir genç kızsın.

Derin bir nefes aldım.

Sonra düşünelim Derin olur mu sonra çünkü ben şimdi düşünürsem delirirdim.

Sen zaten delirdin Derin.

Kafamı hızla iki yana salladım "Hayır,hayır deliren insan delirdiğini fark etmez."

"Dolan göz?"bana seslenen Kıraç ile ne zaman eğip ellerimin arasına aldığımı hatırlamadığım başımı ona doğru çevirdim.

"Cevap ver bana kimsin sen ?"dedim net olan sesim ile sanki biraz önce kendimi susturmaya çalışmıyormuş gibi.

Bana dehşet dolu gözler ile bakmaya devam ederek cevap verdi "Kim olmamı bekliyorsun bilmiyorum ama ben Kıraç,Kıraç ÖZER."

Yalan.

"Bana hiç yalan söyledin mi?"dedim.

"Söyledim."dedi gözleri ile devam etme der gibiydi.

Biraz önce söyledin değil mi Kıraç?

"Bir-" aniden ne zaman çektigimi bilmediğim elimi tekrar o sıcak elleri ile buluşturdu.

"Devam etme dolan göz."

Bu dediği düşüncelerimi içimde bana onaylatmıştı.

Dediğini yaparak sesizce yolu izledim.

Araba,bahçesine bakan birinin olduğuna emin olduğum bir evin önünde durmuştu.

En fazla 45 yaşında olduğunu düşündüğüm amca samimi bir gülüş ile kapımı açtı."Hoş geldiniz küçük hanım." diyerek başı ile selam verdi.

"Hoş buldum."dedim bulduğum samimiyet ile.

Kıraç yanıma gelerek belimin arkasına eli ile destek vererek yürümeye başladık.

Ev,büyük bir bahçenin tam ortasında büyük bir evdi.Tahminimce 3 katlıydı,dışı bejin bir tık koyusuydu ve ilk katın dışı nerdeyse ful camdı.

Güzel evdi kısacası.

"Melek nerde,ne zaman göreceğim?"

"Beş dakikaya burda olur,merak etme."

"Burda beklemek istiyorum."dedim durup ona dönerek.

"Yaranı umursamıyorsun ama fazla ayakta kalırsan acır."

Yaram zaten aradayken acımaya başlamıştı ama bunu bilmesede olur.

"Dayanabilirim,acı eşiğim sandığın kadar düşük değil."

Kafasını omzuna doğru eğerek bana yine anlamlı gelen gözler ile bakıyordu

Hayır,Derin.

Acı ile bakıyordu bu gözler bize acıyordu.

Sen anlam ile acıyı bile artık ayırt edemiyorsun.Yazık sana.

Bakışlarımı gözlerinden çekerek başımı iki yana salladım,böyle yapınca sanki susuyorlardı.

Öyle bir şey olmuyor ama sen bilirsin!

Elli ile çenemden hafifçe tutarak başımı kaldırdı "Dolan göz,gözlerini benden kaçırma."

Göz göze gelemezdim ki,nasıl gelebilirdim?

"Kıraç ben göz göze gelemem ki ,izin ver." başımı hafifçe çekerek.

Elleri çenemden uzaklaştı,saçlarıma doğru geldi.

"Söylesene Dolan göz neler yaşadın,neler duydun,neler hissettin de bu gözler her dakika dolu?"

Hayır Derin,doldurma gözlerini.

Zaten doluymuş.

Gözlerimi durduğumuz bahçede gezdirdim,net bahçıvan giriyordu.

Melek nerde kaldı,beni özledi mi acaba?

Kötü bir abla mıydım onu düşünememiştim.

Dakikalar geçti elleri saçlarımdan hiç ayrılmadı benim gözlerimde hiç bahçeden ayrılmadı.

"Abla!"duyduğum ses ile bahçeye giren arabayı fark ettim.

Kollarımı açarak ona doğru koşmaya başladım.

"Meleğim!"kollarımın arasına giren Meleğim ile kocaman gülümsedim.

"Abla kutulduk,kutulduk."dedi boynumu dahada sıkarak.

"Kurtulduk,güzelim, güzel bebeğim Kurtulduk."

Boynumdaki ellerini biraz gevşeterek bana o güzel gülümsemesi ile konuşmaya başladı"Ben ameliyat oldum,biliyo musun?" dedi neşeli sesi ile

Demek ki ondan dolayı cildi normale dönmüş ve dinç duruyordu.

"Nasıl,ameliyat oldun?Kim sayesinde? "

"Bilmiyom," cebinden bir kağıt çıkartarak hızla elime tutuşturdu.

"Sona bak." Bana tekrar sımsıkı sarıldı.

"Hadi içeri girelim,yorulmasın."diyen Kıraç ile Melek benden uzaklaşıp Kıraça doğru koştu ve eli ile aşağı eğil dermişcesine elini oynattı.Kıraç bir emir almış gibi hızlıca eğildi

Melek kulağına bir şey fısıldadı ve yanağına masum bir öpücük kondurdu.

Kıraçın yüzünde tatlı bir tebessüm oluştu "Ne demek güzellik."dedi ve onu kucağına aldı.

Onları takip ederek içeriye girdim.

"Üst katta senin odan,istediğin eşyalar ile donatabiliriz sonra." Kıraç Melek ile bir şeyler konuşuyordu.

Melek ona ne çabuk alıştı daha doğrusu ne ara?

Ev içindeki krem tonunda,büyük merdivenleri kullanarak meleği odaya götürdük.

"Abla!"dedi elimi tutarak ne ara kucağından inmişti?

"Güzel bebeğim?" dedim bir şey mi oldu dermişcesine "Bilikte uyuyalım olu mu?" dedi.

Cevap veremedim,bir şey olur muydu,onlar burda değildi sonuçta.

Sadece başım ile onayladım,elini tutarak geldiğimiz odada onu yatağa götürdüm.

"Sizi yalnız bırakayım." Kıraça doğru dönerek hafifçe başımı salladım.

Tek başımızaydık,uzun zaman sonra birlikte uyuyorduk.

Nuray yoktu,Alihan yoktu ve onların koyduğu saçma kurallar yoktu.

Melek bana neler yapmak istediğini,anlatırken uyuya kalmış ve en son cümlesi de "Nuay gelmesin Değin."oldu.

"Gelmeyecek güzelim sen rahatça uyu."saçlarını okşayarak bir süre onun düzenli nefes sesini dinledim.

Gözlerimi kapatarak,baştan beri yaşadığım olayları düşündüm.Bu an için yaptığım her şey değer miydi ?

Değerdi,değdide.

Bu an için yaptığın şey hayatından vazgeçmek oldu ama değdi öyle mi ?

Hayır düşünme,konuşma.

Daha fazla düşünmemek adına bende kendimi uykuya bıraktım.

🧸

"Koş Derin,koş biricik kızım!"

"Koş arkana bakmadan koş Derin." duyduğum sesler ile koşuyordum ama nereye doğru ve bu sesler kime aitti?

"Güzel kızım."saçlarımda dolanan elin sahibi kimdi ?

Tanıyordum bu sesi."Baba sen misin ?",

"Koş Derin ,koş!"

Elim kalbimde bir şekilde hızla uzandığım yerden doğruldum. Uzun zamandır böyle rüyalar görmüyordum nerden çıktı birden?

Meleğe dikkat ederek yataktan yavaşça kalktım,sessiz adımlar ile kapıdan çıktım.

Derin bir nefes alıp ellerim ile yüzümü ovaladım ve cebimdeki kağıt parçasını kaybetmeden açtım.

《Dayanın sizi kurtarana kadar sadece hayatta kalın.》

Ne bekliyordum bilmiyorum ama böyle bir şey beklemiyordum,Kıraç mı yazmıştı bunu acaba ?

"Dolan göz-"bana seslenen Kıraç ile notu hızla cebime koyarak ona doğru yürümeye başladım."Bende sana bakmaya geliyordum,uyanmışsın."dedi tam karşımda bana bakarken.

"Evet uyku tutmadı pek,sen neden geliyordun?" dedim meraklı bir ses tonu ile

"İlaç icmen gerekiyor,hem Yaran sızlamayan da başlamıştır."Yaramın sızladığına emin olduğu bir ses ile konuşmuştu.

"İlaçları içsem iyi olur."

"Önce yemek yiyelim,hadi!"diyerek geri merdivenlere yöneldi.

"Teşekkür ederim."diyerek bende merdivenlerden inmeye başladım.

"Ne için?"ben yanına gelince gözlerime baktı.

Gözlerimi çekerek inmeye devam ettim "Her şey için."

"Teşekkür etme dolan göz ben sadece verdiğim sözü tutmaya çalışıyorum."

"Verilen sözler tutulmalı,verilen sözlerin hepsi tutulmalı."dedim.

"Eğer verilen bir söz tutulmamışsa,tutulan hepsini yok mu sayarsın?"derken merdivenlerden inmiş mutfağa doğru ilerlediğimizi düşünüyordum.

"Hepsini yok sayarım," ben devamını getirmeden devam ettirdi "sözler tutulmak için verilir,eğer biri dahi tutulmayacaksa verilmemelidir."

"Sen-"dedim ama devam ettirmedim gözlerine bakarak içimden tekrar ettim

'Kimsin hatırlıyorum,kimsin bilmiyorum ama sana güveniyorum.'

"Kimsin bilmiyorum,ama gözlerin seni anlamam için öyle bakıyor gibi ..."

"Hafızan kuvvetli,"

Gülümsedi,ama bu basit bir gülümseme değildi.

"Seni unutmak mümkün mü?"

Mutfağa girince masada yemekler duruyordu,midemin bulanmasına rağmen bir kaç bir şey atıştırıp,ilaçlarımı içtim.

Galiba artık sıra konuşmaya gelmişti ama hazır değildim.

"Meleğin yanındaki 2. Oda senin için hazırlandı,onun karşısında ki oda da benim çekinmeden gelebilirsin."dedi yemek yemeye devam ederken.

"Ve Dolan göz sen konuşmadığın sürece konuşmak istemem merak etme."

Ona hafiçe tebessüm ettim teşekkür etme manasında.

Biraz sesizliği paylaştık ve ben bunu normal şartlar da belki severdim ama şimdi kafamın içindekiler susmuyordu.

"Bundan sonra ne olacak?"

Bana yardım etmeye devam edecek misin?

Ben hayata devam edebilmek için başka bir şey feda edecek miyim?

Acı çekecek miyim,eğer çekeceksem bile arası uzun olamaz mıydı?

"Ne olur bilmiyorum tek bildiğim şey senin bir daha acı çekmene izin vermeyeceğim.

Belki üzülmene engel olamam ama inan bana acı çekmene izin vermem."

Kollarını masadan çekip göğüs hizasında toplayarak devam etti"Bunun için kendimden vazgeçmem gerekse bile."

Gözlerimi saniyelikte olsa gözlerine değdirdim.

"Benim için neden bunu yapıyorsun?"dedim gözlerimi geri çekerek.

Üstündeki siyah tişört ona biraz dar geliyor olsaki kol kısımları patlayacak gibi duruyordu.

Belkide biraz kollarını sıkı tutuğu içindi.

"Çünkü sana değer veriyorum,dolan göz?"

Bazı anlara kulaklarımı tıkayıp gözlerimi yumdum ve onun gözlerine baktım.

Oda bu anı bekliyormuşcasına bana bakıyordu.

"Değer verdiğin herkes için kendinden vazgeçer misin ?"sorduğum soru ile kollarını çözmüş bir eli ile sandalyemi kendine doğru çekti daha sonra iki elinide sandalyeye yaslayarak bana yaklaştı.

"Herkes için vazgeçmiyorum ben senin için vazgeçiyorum.Kendini herkes ile aynı kefeye koyma."etkileyici ses tonu ile kalbimin hızla atmaya başladığını fark ettim.O kadar hızlı atıyordu ki umarım o duymuyordu.

"Bu ben ya da başkası olsun,kendinden vazgeçmen çok kötü bir şey.Bunu kimse için yapma."dedim titremediğini umduğum sesim ile

"O zaman melek için neden kendinden vazgeçtin?

Düşünmeden cevapladım "Çünkü o benim canım,can parçam her şeyim!"

"Sende benim canım,can parçam her şeyimsin.Derin sen benim kalbimin Derinisin söylesene kalbimin tamamı sana aitken senin acı çekmene nasıl izin verebilirim?"

"Senin canın acırken benim kalbim atmaya devam mı eder sanıyorsun? Bırak ben kendimden vazgeçeyim ama benim kalbimin Derini atmaya devam etsin."

Yanağıma masum bir öpücük koyarak çekildi.Çok basit olan bu etmen,hızla coşan bu kalbimi daha coşturdu.

"Benden etkileniyorsun."dedi o güzel ses tonu ile öyle bir tondu ki en sevdiğim dondurmayı yemek gibiydi...

Kafamı hafiçe ellerime doğru çevirdim çünkü utanmıştım,parmaklarım ile oyalandım

"Kalbinin sesi duyuluyor ama merak etme tek seninki öyle atmıyor."elimi tutarak kalbinin hizasına getirerek sıkıca bastırdı "Senin için atıyor,tüm güzelliğin ile karşımda oturdugun için,utanıp yanakların kızardığı için...Ve en önemlisi burda bana böyle güzel baktığın için..."

Oysaki dümdüz baktığımı düşünürdüm,Nuray çok soğuk baktığımı söylerdi.

Derin,sen sahte bakışlar için ne acılar çektin unuttun mu ?

Ona sahte bakıyorsun!

Hayır ona tüm samimiyetimle bakıyorum ben ona hep böyle bakıyordum.

Kafamdakiler sanki salladığım başım ile etrafa savrulup yere düşüp susacaklarmış gibi hissediyordum.

Ama öyle olmadı.

"Seninkide böyle attığına göre sende benden-"

"Senden etkilenme aşamasını ben uzun zaman önce aştım.Ben senden etkilenmeyi geç baya baya hoşlanıyorum."

"Bana oynamıyorsun değil mi?"dedim tedirgin bir ses tonu ile ama sanki bu dediğim onu kırmıştı.

Tabiki kırar,çocuk ne diyor sen ne diyorsun!

"Beni hatırladığını düşünüyordum."dedi kırılmış bir ses tonu ile

Benden biraz uzaklaşarak,çektiği elini çekerek tuttum."Seni hatırlıyorum,seni gerçekten hatırlıyorum ama ben nasıl bir anda güvene bilirim ki Kıraç ...Ben..."nefes alıp devam ettim "Ben insanlara güvenmemeyi öz ailemden öğrendim.Söylesene ben şimdi sana hemen nasıl güveneyim?"

Tuttuğum elinden onu hafiçe çekerek-tabi o kendini rahat bırakmasaydı biraz zor olurdu- yanağından öpüp gözlerine baktım "Beni anla,lütfen."

"Seni anlıyorum,denk olmasak bile dolan göz." tutugum elimin üstünü öperek "Hatırladığın için teşekkür ederim."

🧸

Mutfakta biraz daha oturduktan sonra birlikte biraz müzik dinlemiş bahçede onun en sevdiği yerde oturmuştuk,bunları yaparken normal olduğumu hissetim.

Eğer normal bir ailede doğmuş olsaydım her günüm,her gün olmasa bile bir günüm böyle geçer miydi?

Melek uyanmış bir şeyler yemiş geri uyumuştu,Kıraç onun için evdeki bir çalışanı görevlendirmişti.

Esneyip gözlerimi ovuşturdum."Hadi uyuyalım dolan göz." diyerek ayağa kalkmış ve benim de kalkmam için elini uzatmıştı,tutarak ayağa kalmış yanyana yürümeye başlamıştık.

Elim ise halla sıcak avucunun içindeydi:)

Ellerimize baktım,elimin küçük olmamasına rağmen elinde kaybolmuştu.

Çünkü o çok büyüktü,yaşıtlarına göre fazla uzun boyu ve kalıplı bir vücuda sahipti.

"Çok uzunsun."dedim yüzüne bakabilmek için kafamı kaldırdım.

"Kötü bir şey mi bu ?"sesine yansıyan merak ile cevap verdim "boynum ağrıyor ve yanında çok kısa hissediyorum."dedim yüzünün tamamını incelerken.

Koyu kumral saçları,kahvenin bilmediğim hangi tonu olan çok güzel gözleri,yamuk ama yüzüne yakışan bir burun,alt dudağı üst dudağı kadar dolgun olmayan ama dolgun dudaklar,bıçak kadar keskin olmasada kendini belli eden çene kemikleri.

O tamamıyla güzel bir adamdı.

Derin onca olay yaşadın ve şimdi bunları mı düşünüyorsun?

Yazık sana.

Gözlerimi kapatarak o sesi durdurmaya

çalıştım.

"Ne o beni aklına mı kazıyacaksın?" gözlerimi açıp ona baktım anlamamışcasına.

"Beni diyorum öyle bir inceledin ki unutmak istememek adına aklına kazıyormuş gibi."

"Öyle bir şey yapmadım."dedim ama çoktan utanmıştım.

"Ağrıyan boynuna masaj yaparım,sen yeterki bana bakmak iste."

"Eğilede bilirim" dediği gibi eğilip bana bakmaya başladı.

"Yada senin boyun uzar."dediğini anlama fırsatı vermeden beni belimden kaldırarak yüzlerimizi eşitledi.

"Kıraç bir yerimizi kıracaz,indir beni "

"Ben tutarım ."yürümeye devam ediyorduk önünü görmüyordu bile.

"Bugün bir şey fark ettin mi?"dedi ama odağım onda değil düz tutuğu kendimdeydi.

"Böyle olmadı,"diyerek belimdeki ellerini bacaklarımın altından geçirip kucağına aldı.

"KIRAÇ,BIRAK BENİ!"diyerek ona seslendim ama umrunda değildi.

"Neden bırakayım,boynun ağrımasına engel oluyorum."

O sırada hala başını kaldırarak bakan ben 👍

"Kendini kasma ve sende bana sarıl."Dediğini nedensizce uyguladım.

Kollarımı onun boynuna doladım ve başımı omzuna koydum.

"Bir şey fark etmedim,ne fark etmem gerekiyordu?"dedim biraz önce sorduğu soruya itafta bulunarak.

"Kusmadın."Bir mutluluk ile söylediği şey ile gözlerim doldu.

"Evet,kusmadım."dedim içime kaçmak üzere olan sesim ile

Dakikalar sonra eve girmiş beni odama kadar çıkartmayı teklif etmiş ama mutfaktan su alacağım için beni bırakmıştı.

Mutfaktan su almış ve beni merdiven başında bekleyen Kıraç ile yukarı çıkmış birbirimize iyi geceler diyip ayrılmıştık.

"Dolan göz!"diyerek beni durdurmuştu ama gözlerimde olan yaşları hızla silerek ona doğru döndüm.

"Bana yalan atmana gerek yok,en azından bana yalan atacaksan bile kendine yalan söyleme."dedi ve odasına girdi.

Bende kapımı açarak odamdaki lavaboya girmiş biraz önce içtiğim suyu çıkartmıştım.

Ve kendimi soğuk duvara yaslayarak serbest bıraktım.

"Hadi durma ağla ağla,böyle kahpedir dünya."diyerek mırıldandım.

Bazı şarkıların ritmi bazı şarkıların sözleri tamamen beni anımsatıyor gibi geliyordu.

Sakinleşince yavaşça ayağa kalkarak yatağa doğru ilerledim.

Yatağın üstündekileri anca dibine gelince fark etmiştim.

Bir kutu içinde birden çok kırmızı pakette tuzlu kraker vardı,yanında ise beyaz kağıda yazılmış bir not vardı.

"Ağlama dolan göz ağlama,doldurma o badem gözlerini,bulandırma o güzel aklını."

"Yada doldur gözlerini bulandır aklını kustur mideni,ben ve benim krakerlerim hep yanındayız:)"

Bir paket krakeri açarak oturdum ve tek tek yemeye başladım,bir yandan da ağlıyordum.

Ama akan göz yaşlarım yaşadıklarıma değil unutmak zorunda kaldıklarım için akıyordu.

Paketi kenara koyup,üstüme pijamalarımı geçirip yatağın içine girmiş,kendimi uykuya bırakmıştım.

Ama unuttuğum bir şey vardı bazen uyku bile kaçış yolu değildi.

"Kaçman gerekiyor yoksa seni de kaybederim." dedi elimden tutup kaldırarak.

"Ya o,ona ne olacak !" dedim koşmaya devam ederken.

"O öldü ve sonunun onun gibi olmasını istemiyorsan arkana bakmadan kaç."

Ne kadar da basit söylüyordu.

Ama o ölmedi o can çekişiyor,onu kurtaralım önce ne olur bu sefer onu kurtaralım.

Yerde kanlar içinde yatan kişi bana bakarak konuşmaya başladı.

Kimdi bu ?

"Unutma beni sen öldürdün!"

"Yaşayabileceğini düşünüyorsan ne yazık çünkü artık benim ahımı aldın!" dedi.

Boğazımda hissettiğim el ile nefes alamıyordum "Benim nefesimi kesen sen nasıl hala böyle nefes alabiliyorsun?"daha da bastırdı boğazıma.

Nefes alamıyordum.

"YARDIM ET!ETİM KOPUYOR YARDIM ET ÖZÜR DİLERİM. SENIN SUÇUN DEĞİL NOLUR YARDIM ET!"Duyduğum sesleri es geçerek koşmaya devam ediyordum

Ona yardım et o ölecek,ona yardım et.

"Ellerim yakanda,duydun mu ellerim yakandan uzaklaşıp sana nefes aldırmayacak."

Hayır,hayır.

Boğazımda ki el geri gelmişti ve nefes alamıyordum.

Neredeydiler neden sadece boğazımı sıkıyordu.

"Hamileymiş,karnı kesilmiş."

"YARDIM ET"

Bende bağırmaya başladım susmaları için bende bağırmaya başladım.

Vücudumda hissettiğim el ile hızla doğruldum "DOKUNMA,DOKUNMA DOKUNMA NE BANA NE ONA KIMSE DOKUNMASIN!"

"Sakin ol hepsi kabustu,uyandın."

Nefes almaya çalıştım ama boğazımdaki el izin vermiyordu.

"Ne-nefe-nef- "daha fazla zorlamayarak kendimi anlatmayı bıraktım.

Ellerim ile boğazımdaki eli itmeye çalıştım ama o el görünmez olunca zorlanıyordum.

"Boğazında bir şey yok Derin!"Ellerimi tutmaya çalışıyordu.

"Nef-fes alamı-yorum"zor çıkan sesim ile konuştum.

"Ah-"ellerim ile boynumu tutuyordum çünkü onun tırnakları acıtıyordu.

"Nefes alamıyorum,nefes alamıyorum bana nefes aldırmıyor onu götür onu götür!"dedim.

Yüzümde hissettiğim soğukluk ile gözlerimi hızla açtım,

"Nefes al !"emir veren Kıraç'ın sesi ile ona doğru döndüm ne zaman gelmişti?

Hızla havayı içime çektim sanki hızlı olmasam o bel boğazıma yapışacaktı.

"Geçti"diyerek elleri ile saçıma dokundu bu harekti ile kendimi hızla çektim.

Yataktan hafiçe kalkarak,masanın üstünde duran telefonu alarak ona döndüm "Biraz tek başıma hava alsam iyi olur."

🧸

Hızla odadan çıkmış,arka bahçede çimlerin üstüne otururuyordum.

Elim hala boynumdaydı,nefesi zor alıyordum.

İnsan önce nefes almayı unuttuğunu düşünürdü.

Daha sonra insan nefes almaya layık olmadığını...

Esen rüzgar ile saçlarım yüzüme doğru savruldu,bedenimi bir titreme kaptı.

Şu an ağlasam,öyle bir ağlasam ki saatlerce kussam ama yaşanan her şeyi unutsam.

Her bir göz yaşı,her bir anı unutursa bana ne olurdu.

Ama ben ihtiyacım olduğu hiç bir zaman ağlayamazdım,hele böyle rüyalardan sonra nefes almayı unuttuğumu hissediyorum.

O el boğazımdan gitmiyordu,o ses kulaklarımdan gitmiyordu.

Omzumda hissettiğim sıcaklık ile Kıraç olduğunu düşündüğüm için arkama dönmedim.

"Ağlatmayan bir acı mı bu ?" tanımadığım ses ile tedirgin bir şekilde yanıma oturan adama baktım.

"Merhaba küçük hanım"diyerek başını omzuna doğru yatırdı aynı şekilde karşılık verdim "Merhaba Tamer Bey." ismini söylediğimde yüzünü kaplayan şaşkınlık onu ele veriyordu.

"Tanıyorsun Derin,"dedi.

Kafam ile onu onaylayarak,gözlerimi kapattım.

"Ben mi sizi bulmuş oluyorum yoksa siz mi ?"dedim.

"Ben diye düşünüyorum,benim yeğenim buldu sonuçta seni."

Kader diye geçirdim içimden,tesadüf filan değildi.

"Verdiği sözü tuttu,mezarda olmasına rağmen." güldüm ama bu öyle bir gülüşki canımı yakıyordu.

"O-o ..."dedi

"Benan,gerçekten öldü mü ?"sesi titreyerek sormuştu.

Gözlerimi açarak ona doğru döndüm,kızarık göz içleri,dolmuş gözleri.

"Öldü."daha fazla bir şey söylemeye gerek var mıydı ?

"Bana vasiyeti yeni ulaştı,ama bunu 1 yıl önce yazmış."

"Sanki tahmin ediyormuş gibi bunun olacağını..." Biraz nefes alıp devam etti.

"Sanki...Sanki daha önce kaybetmiş gibi hissediyorum,kalbim uzun zamandır üşüyor."

Avuç içleri ile gözlerini sildi,

"Çünkü 1 yıl önce kaybettim onu,acı içinde haykıra haykıra kaybettim ama merak etme son nefesinde bile senin ismini söyledi senden medet ummuştu."

Kendimi sıkarak devam ettim.

"Sana iletmemi istediği bir şey vardı bu bir şarkı sözüymüş sonradan fark ettim.

Telefondan şarkıyı açarak ortamıza koydum.

'Böyle ayrılık olmaz

Boyle yalnız kalınmaz

Hani verdiğin sözler,Hani ellerin nerde

Hani huzur bulduğum deniz gözlerin nerde

Hani sen hep benimdin,Şimdi nerdesin nerde."

Nefes alamıyor gibiydi,zaten şu saatten sonra da pek rahat alacak gibi değildi.

Aklıma o odada bana anlattığı hikayeler geldi,o durumda bile yüzünü güldüren o adama baktım.

"Seni gerçekten seviyordu,bundan şüphen olmamasını istiyordu."

"Şüphem yoktu zaten,asla şüphe duymadım ki ben onun sevgisinden."

"Keşke onu terk etmeseydin,keşke bu olayların içine atmasaydın.Keşke onu kurtara bilseydin."

Daha fazla dayanamayıp gözlerimden yaşları yanaklarıma bıraktım.

"Özür dilerim,özür dilerim."Bu benden dilenen bir özür olamazdı.

Bunu gökyüzüne doğru söylüyordu, sanki ona söylüyordu.

"Bari en azından dışarı görsek Derincim"diyerek naif ses tonu ile konuşan Benan Ablaya baktım.

"Yıldızlara bakardık en azından."dedim.

Verdiğim cevap ile gülümsemiş eli ile dizinde yatan Derinin saçlarını okşuyordu.

Böyle bir anda bile annesi ile birlikte,yanında annesini hissediyor.

"Gelsene !"diyerek diğer dizine doğru vurdu.

Hızla ona doğru gittim ama dizi yerine başımı omzuna koydum.

"Durabilir miyim?"dedim çekinerek.

"Tabiki,benden çekinme burda kimsemiz, yok birbirimizden başka."

"Gökyüzünü görseydik dileklerimizi söylerdik,elbet bir bulut veya bir yıldız gerçekleştire bilmek için bir şey yapardı.

Bu söylediğine çok inanıyor gibiydi.

"Kimden diliyorsun,sahip çıkamadığin sevginden mi yoksa koruyamadığın o ölen kadından mı?"

Gözlerimi silerek ona döndüm "Ağlamanızı istemiyordu tek istediğini o vasiyetinde yazdığını söyledi." diyerek ayağa kalktım.

O el boğazımdaydı hala ama nefes almama izin vermişti.

Bir umut,elin boğazımdan gittiğini,vebalini taşımadığımı düşündüm.

"Mezarını ziyaret ederseniz 'Onları getirsin'dedi." Onları ne olduğunu söylemedi."

Bana dedikleri bu kadardı.

Derin bir nefes alarak yere uzandı ağzından ah diye bir inlemeli çıktı daha sonra da devam etti "Hani huzur bulduğum Deniz gözlerin Nerde Benan,Hani nerdesin nerde!"şarkıyı söylüyor gibi duruyor ona sesleniyordu.

"Ben onu doya doya sarılamadım,ona doya doya seslenemedim.Ben ona doyamadımki

Ben ona yetişemedim de "göğsünü ovuşturuyordu.

"Nefesim gitmişti nasıl nefes alınır bilmiyorum artık."

Arkamı dönerek gitmeyi düşündüm acısını yaşasın tek başına dedim.

"O hep yalnızdı tek ben vardım her acısında benim öldüğümü senden duyarsa onun yanında ol,elini tut."

Benan Ablanın söyledikleri aklıma geldiğinde dönerek yanına çöktüm.

Orda ne kadar durduk bilmiyorum soğuk hava artık içimize işlemişti,üstümde onun ceketi olmasa çoktan donmuştum.

O...Onun içi yanıyordu dışının soğukluğu onu üşütmeye yetmiyordu.

Artık gözyaşları durmuş sesiz sesiz iç çekiyordu.

Ellerimi çekinerek eline uzattım ve tuttum.

Gözlerini elime doğru çevirdi.

"Özür dilerim."dedim.

Gözlerime baktı zar zor gözlerine bakabildim.

"Sizi böyle seven birini sizden aldığım için."

"Özür dilerim,beni böyle seven birini koruyamadığım için.Seni daha erken bulmadığım için."

O sakinleşene kadar elini bırakmamıştım,o ise o çimden kalkmamıştı.

Yavaşça elimi bırakarak ayağa kalkmış benide kaldırmıştı.

"Ve küçük hanım teşekkür ederim,beni yalnız bırakmadığın için."

Elleri ile saçımı yavaşça sevgi dolu okşadığını hissetim.

Yıllar sonra ilk kez birisi saçımı sevgi ile okşuyordu.

Kıraçta okşamıştı ama bu bir baba edasıyla okşamıştı.

Gülümsedim dolan gözlerime inat.

"Ben teşekkür ederim size."

Yüzüne baktım o Benan ablanın gösterdiği fotoraftaki halinden biraz daha yaşlanmış duruyordu.

Ama dediği gibi omuzları tüm yükleri taşıya bilecek kadar geniş ve güçlü duruyordu.

Başımı sallayarak arka kapıya doğru yürümeye başladım.

Gözlerim ağrımış midem bulanmıştı ağlamaktan ama kusmamıştım ve mutlu olmuştum bu gecenin böyle biteceğini tahmin etmemiştim.

Bir yükten kurtulmuş gibi hissediyordum .

Kapının pervazına yaslanmış Kıraçı görünce gülümsedim.

O evden çıktıktan sonra Kıraça hep gülümsemek istiyordum ne halde olursam olayım.

Ve şuan kahkaha atmak istiyordum çok yanlıştı biliyordum Benan Ablaya saygısızlıktı belki ama saçımlarımda sevgi hissetmiştim.

Beni hızla çekerek içeri soktu,ve sıcak bardağı elime tutuşturdu.

"Donmadığınıza şükrettim."dedi ciddi bir ses ile o ne zamandan beri oradaydı.

Elimdeki bardaktan bir yudum alarak kurumuş boğazımdan geçerken bıraktığı sıcaklık beni daha da iyi hissetirdi.

"Sen ağlıyor musun yoksa gülüyor musun ?"

Gözlerimden yaş mı akıyordu belki mutluluktandı.

"Amcam ne dedi sana ?"

"Amcan saçlarımı okşadı, saçlarımı böyle yavaş ve baba edası ile okşadı Kıraç."Ellerim ile saçlarımı oksadığını gösteriyordum.

"Derin -" gözlerine bakarak saçlarımı gösterdim

" Birisi saçımı çekmek için dokunmadı bu ne kadar güzel bir duygu biliyor musun ? Yavaşça usulca sevgi ile okşadı oysa o da çeker diye düşündüm sonuçta sevdiği kadını elinden aldım."

Elimdeki kahveyi masaya bırakarak beni kendine çekti.

Sanki bu anı bekliyormuşcasına yine ağladım,içimi çeke çeke acımı her göz yaşımda bırakmak isteyerek ama bir şey değişmiyordu.

"Nefes al Derin,nefes al!"dedi sırtımı yavaşça okşayarak.

"Ben,ben artık taşıyamıyorum."

"Çok ağır geliyor Kıraç, birinin eli her saniye boğazımı sıkıyor her saniye bu ağırlık biraz daha omzumu çökertiyor."

"Anlatmak o yükü,o eli boğazından alacaksa anlat,anlat ve kurtul."

"İlk o göz göze geldi,onu ah" nefes alamıyordum.

"Onu odadan çıkarttılar ama,ama onun zaten kan-aması vardı ki,o zat-zaten ben ona dokun-madan da kanıyordu."

"Neden kanıyordu Derin?"dedi beni yere otutturarak sordu.

Titreyen ellerim ile kendime sarıldım çünkü korkuyordum.

"Onun be-bebeği düşmüş çünkü,biz -bizi o-dada bazen dövüyorlardı o gün ona da vurdular."

"Benan Teyze hamile miydi ölmeden önce?"dedi tedirgin bir ses tonu ile gözlerimi açarak onun gözlerine baktım.

"Kanayan Benan Abla değildi ki..."dedim omuzlarımı kaldırarak "Kanayan Derindi,düşen Bebek Derinindi,Bebek Derinindi!Hamile olan Derindi!"Ellerim ile yüzünü kapatarak acı bir çığlık attım.

O çığlık o gün atılıp karşılık bulamayan çığlıklar içindi.

Kaybettiği ruhunun mezarı için,kaybettiği kardeşinin acı çekerek öldüğü içindi ama hiç bir çığlık ne ruhunu ne o bedeni geri getirecekti.

Bu sefer gidene çok ölene bir çok şey olmuştu.

Beğenip yorum yapmayı unutmayın:)))

17.07.23

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.