İçeriğe geç

En Derinime

Bölüm 7 · 28 dk okuma

En Derinime

Bölüm 7

{5}

Öncelikle bölüme hoşgeldin

Bu bölümde Derin ağır bir psikolojide bunu göze alarak okuuyunn:)))

Bide bölümleri kısa tutmak istiyorum ama olaylara göre yazıyorum.

Set Fire to the Rain-Adele

Özellikle son part bu şarkı ile okunmalı

İnsan doğru bildiği yoldan şaşabilir miydi yada ona konulan kurallara uymayıp kendi kurallarını yazabilir miydi?

Diğer insanlar ne yapardı bilmiyorum ama ben doğru bildiğim bu yoldan şaşamazdım çünkü ben bu yola bir amaç için girmiştim pardon ben bu yolda şaşmamak için az sayılmayacak kadar kusmuş az sayılmayacak kadar acı çekmiştim bu yoldan öyle kolay kolay çıkamazdım ama yemin edebilirim bana bir şans daha verilse bu yola girmez bütün yanlış yolları denerdim.

Zaman tutamadığımız akan su gibi akıyordu karşımda bana naif gözler ile bakmaya devam eden Kıraç'ın biraz önce söyledikleri ile gülümsedim.

Tüm samimiyetimle,içtenliğim ile çünkü hayatımda ilk kez Melek dışında birisi bana onun için bir anlam ifade ettiğimi hayır,hayır bir değil bir çok şeyin anlamını ifade ettiğimi söyledi.

Belki buna sevinmemeliydim farkındaydım ama elden ne gelirdi çoktan sevinmiştim:)

Gözleri gülüşüme değmiş ve bir iç çekmişti.

"Seni böyle ışıl ışıl gülümseten şey seni yanağında öpmüş olmam mı?"dedi bakışları dudaklarım ve gözlerimin arasında mekik dokuyordu iç çekerek devam etti "Desene seni hep öpmem gerekecek artık." dedi diğer yanağıma da bir küçük buse kondurarak.

İçim gitmemeliydi

Hemen inanmamlıydım ama farkındaydım ayakta kalmaya çalışan tarafımda,eriyen tarafıma yanaşıyordu.

Suç benim değildi bu yüzden!

"Benden etkileniyorsun dolan göz,kalbinin sesi duyuluyor."dedi.

Nerden çıkartıyorsun böyle şeyleri Kıraç ne etkilenmesi sadece aşık olup sana inanma yolunda kendinden emin adımlar ile ilerliyorum umarım düşerim o yolda,sana gelen ayaklarım filan kırılır!

"Sen benden etkilenmeyi geç baya-" ona karşılık aynı ses tonu ile karşılık verdiğim cümleyi kendi cümleleri ile tamamladı "baya baya hoşlanıyorum."

"Siz ne yapıyorsunuz yanaktan öpmelere kulaklara fısıldamalar.Burda aile var!" diyerek dikkatimizi bize bağırarak dağıtan Zübeyir'e baktım.

"Kıraç yav sen yakın temas sevmem diyip beni kovuyorsun ama 3 günlük Derin ile yanak yanağasın!Sana noluyor Derin ?" dedi kendini bize duyurmak için yırtına yırtına söylediği cümleler ile kıpkırmızı olmuştu.

"Ne olucak Zübeyir, 12'den önce külkedisi prensi kendine aşık etmeye çalışıyor!"dedi Rüyanın saçları ile oynayan Tamer.

Söylediği söz ile ciddilesen ortamda herkes bir bana bir Tamere bakıyordu.

Göz göze geldiğim Rüya ile içimi bir ürperti kapladı o bana neden böyle nefret ile bakıyordu?

"Merak etme,prens 12 olmadan ona çoktan aşık oldu." dedi yanımda oturan Kıraç.

Eve gidince ne şeyler yaşayıp,acı çekeceğimize emin olduğum bu sözler ile gülümsedim.

Bu saatten sonra ne yaparsam yapayım bu gece acısız uyumam imkansızdı o yüzden kendim olarak devam ettim.

"Ben Külkedisi ise sende o yalancı kardeş mi oluyorsun 'abicim'?" dedim soru soran bir ses tonu ile yanımda dediklerime kahkaha atarak tepki veren Kıraç ortamın ciddiliği ile elini kapatmış gülüşünü bastırmaya çalışıyordu.

"Ne Külkedisi ne oluyor siz ne saçmalıyorsunuz ?" dedi sesini nadir duyduğumuz Soner.

"Ne olucak her zamanki Tamer saçmalıyor!"dedim daha öncekilere itafta bulunurken.

"Saçmalayan Tamer mi Derin?Biraz utanman çekinmen olsun bunca olaydan sonra hala Tamere bu kadar kötü davranıp onun hakkında nasıl atıp tutarsın!"dedi bir hiddet ile dakikalardır sessizliğini koruyup bana nefret ile bakan Rüya.

Dediklerini anlamaya çalışıyordum ama anlayamıyordum ama anlamadığım şey bunu neden dediği değildi.

Rüya bu kadar mı beni hiç tanımamıştı.

Belki ben kendimi doğru tanıtmamıştım ama benim böyle birşey yapamayacağımı bilecek kadar tanıyordu.

"Sen ne biliyorsun da Derine böyle cümleler kuruyorsun?" dedi Kıraç masaya yaklaşarak.

"Ben biliyorum sen dert etme Kıraç." dedi ve Tamerin elini tutarak ayağa kalktı.

O gittikten sonra kalanlar,biraz önceki şeyleri düşünüyor gibi sessizlerdi.

"Abi biraz önce eğleniyorduk bir anda ne oldu da bu hale geldik? Rüya neyden bahsediyor? " dedi masadasindaki içkisini alıp yudumlayan Zübeyir.

Şey oldu canım Tamer gelip bazı gerçekleri yüzüme vurmaktan çekinmedi.

"Bilmiyorum." diyerek yanıtladım onu.

"Ben eve geçiyorum hadi size eğlencer tabi artık mümkünse." Soner ceketini alıp gitmişti.

"Bende bari şarkı söylemeye devam edeyim."dedi ve Zübeyir de gitti.

Masada kalan Kıraç ile biraz öylece durduk daha sonra sesizliği ben bozarak bir soru sordum ona dönerek "Tamer ile neden kavga ettin?"

Ve o zaten çoktan bana bakıyordu.

"Çünkü hak etti." dedi sanki sorduğum sorunun cevabı buymuş gibi.

"Neden hak etti,neden benim yüzümden olduğunu düşünüyor?"dedim sabırsız bir ses tonu ile

"Düşünüyor mu emin olması lazımdı.Galiba kafasına çok vurdum!"dedi alaylı bir ses tonu ile.

"Sana anlattığım orman olayından dolayı değil mi?" Dedim

"Evet ama sadece onun için değil bazı şeylerden emin olmam gerekiyordu." diyerek karşılık verdi.

"Emin oldun mu bari." dedim içimdeki korkuyla.

Neyden emin olacaktı ortada bir oyun olduğuna mı?

Hayır,hayır Derin onu bilmiyor bile.

"Oldum Derin,oldum."dedi ve önündeki bardağı tek Dikişte bitirdi.

"Kıraç...Neyden emin-" çalan telefonum lafımı bölmüstü "Emin olduğun şey ne Kıraç?" dedim telefonu ceketimin cebinden çıkartıp arayana kişiye bakarken.

Baba!

Vücudum baştan sona titremişti.

"Sakin ol benim konuşma mi ister misin badem göz?"dedi sakinleştirici bir ses tonu ile.

"Neden sen konuşasın ki babamla,bizim sorunumuz Tamer ile babamla hiç bir sorunum yok."

Aklıma gelen anlar ile kendime güldüm.

"Tekrarla" elime hissettiğim acı ile dudaklarımın arasından bir çığlık koptu.

Elindeki ısıtılmış tahta canımı çok acıtıyordu.

"Benim babam bana kıyamaz,benim babam ile hiç bir sorunum yok,babam beni gözünden sakınır"

Benim babam,beni kendi sevgisinden sakınır.

Benim babam,beni çocuk olarak görmekten sakınır.

Parklarda oynayacak yaşı geçmiş olmam benim büyüdüğümü göstermiyordu ki zaten o yaşlardayken de pek oynamamıştım.

"Devam et" diyerek ikaz etti.Dolan gözlerimi sımsıkı yumarak devam ettim.

"Ben Derin Yakut ,Alihan Yakutun tek kızı,bana vurmayı geç bağırmaya çekinir."dedim.

Beni sevmeyi geç acımaya bile çekinir.

"Herhangi biri bir şeyin farkına varmış gibi olursa ki olmaması gerekiyor!" devamını getirmeden ben devam ettim.

"Ben Tamer ile anlaşamıyorum onun ile kavga ediyorum ve bunlar sen yokken oluyor!"

Aklıma gelen anlar ile parmaklarımın ucuna baktım.İzleri yoktu yaşadığım o duygunun, izleri yoktu diğerlerinin aksine.

"Derin..Bana güvenmiyorsun değil mi ?"dedi gözlerime bakarak.

Ben kendime bile güvenmiyorum ki Kıraç sana nasıl güveneyim.

"Güvenmiyorum sana neden güveneyim ben?" dedim sanki biraz önce aramızda naif şeyler yaşanmamış gibi.

"Haklısın.Ben de olsam bana hemen güvenmezdim ama kendine bile güveni olmayan sen,bana gözün kapalı güveneceksin günü gelince." dedi ve elimi tutarak beni ayağa kaldırdı.

Elimi ondan kurtararak konuştum.

"O gün gelirse inan bana artık birimiz aramızda olmaz. dedim.

Çünkü ona güvendiğim gün gerçekler açığa çıkar ve ben artık burda olmazdım ne demiş atalar evli evine köylü köyüne...

"Boyundan büyük sözler ediyorsun,etme.O gün çok yakın ve inan bana ikimizde burda olacağız."

Aramızda ne vardı onunla bilmiyorum,bana neden böyle davranıyor hiç bir fikrim yok düşünüp de kendimi yormak istemiyordum.

Ama umarım bütün hepsi bir kurgu değildir.

Tekrardan çalan telefonum ile sıçradım.Telefonu açmayı unutmuştum.

Hızla telefonu açarak dışarı çıktım.

"Güzel kızım,o güzel ağzından Tamere bir şeyler mi söyledin?" dedi sakin bir ses tonu ile duyan,çok sakin kızmaz sanardı belki bu sese ama asıl olay sakin konuşmasıydı.

"Hayır ne söyleyebilirim ki ben Tamere?" dedim dudaklarımı dişlerim ile eziyet ederken.

"Yalancının mumu yatsıya kadar biliyorsun sana öğrenmiştim." dedi.

Bu atasözünü sözlükten öğrenseydim de burda olmasaydım.

"Babacım desene yatsı gelmiş ve senim mum erimekten bitmek üzere!"dedim tehdit vari bir şekilde.

"Beni tehdit etmek için çok yanlış zaman kızım oysaki bende sana Melek için ilik buldum ameliyata girecek diyecektim.Tüh zavallı Melek biraz daha acı çekecek... Hem de ablasının sorumsuz hareketleri yüzünden!" dediği sözler ile dizlerim titredi.

"N-ne,nasil bu-buldun?" dedi.

"Kızımın kardeşine ilik bulamayacaksam neden babayım ki ama ne yazık ki ablası yine onu kurtaramayacak."dediği sözler ile dayanamayıp sesimi yükselterek konuşmaya başladım.

"Ben onun ablası olduğum sürece ona dokunamazsın!DUYDUN MU?"

"Daha kulaklarım duyuyor malum daha meleğin yardım çığlıklarını duymadı!"dedikleri ile daha fazla sinirleniyordum.

Kendi yaptığım hata melekten çıkamazdı.Can parçamın acı çekme sebebim olmayacaktım bu kadar acıdan sonra olmazdı.

"Derin!" arkamdan seslenen Kıraç ile ona doğru döndüm.

"Şimdi güzel kızım,kimse bir şeylerin farkına varmasın Kıraçı kendinden uzaklaştır ve arabaya gel!"dedi ve telefonu kapattı.Telefonu sakince kulağımdan çekip Kıraça baktım.

Onun yüzündendi böyle uzaması bana yaklaşmasaydı böyle olmazdı.Tehdit edilmezdim tek değerlim için.

"Bana neden yaklaşıyorsun bilmiyorum ama b-benden uzak dur ne olursun."dedim yalvaran bir ses tonu ile belki de Tamerin söylediği gibi aciz ve gurursuzdum.

"Seni kurtarmak için Derin."dedi bana doğru gelmeye başlarken.

Gelme görmüyorsun musun sen yaklaştıkça dibe çöküyorum.

"Beni neyden kimden kurtaracaksın?" dedim düşüncelerini yalanmak için.

Beni ilk benden kurtar daha sonra kaldığım evden ne olur...

Çünkü benim kendimi kurtarma çabalarım ceza olarak hayatımın çoğunu kaplıyordu.

"Sana zarar verenlerden."dedi.

Beni öz ailemden mi kurtaracaksın?

"Kıraç kaybolmuş ve ölmüş birisini kurtaramazsım.Derin Yakut aylar önce kayboldu ve belkide öldü onu nasıl kurtarabilirsin ki" dedim ellerimi açarak.

Ölü bir bedende yaşamaya çalışan ölü bir ruhtum sadece ve benide öldüren öz ailemdi.

Ailemi seçme şansı verseler beni bırakıp giden arayıp sormayan bir aile isterdim yemin ederim sadece böyle bir aile.

Kötü bir yaşam süreceksem bari buna etmen olan şey öz ailem yerine yetim kalmış olmam olsaydı.

Yada ne bileyim doğmadan ölseymişim...

Dediklerim ile Kıraç'ın renk tonu atmış yüzü kireç gibi olmuştu.

"S-sen ne ne de-dedin?" dedi kekeleyerek ve buna oldukça şaşırmıştım.

"Ne dedim Kıraç?"diyerek aynı soruyu sordum.

"Kim öldü dedin ?"dedi .

Neye şok olduğunu pek anlamamıştım doğrusu.

"Orda sadece benzetme yapıyordum ölen biri yok olsa burda mı olurdum."dedim içinde attığım şüphe tohumlarını çürütmek amaçlı.

"Olsa burada olurdun."

Dediği söz beynimin duvarlarında çarpıp orta yere düştü bir bomba gibi.

Yanlış şeyler düşünüyor Derin bu düşüncelerde bize acı verecek onu sustur.

İç sesimin söyledikleri ile bir sinirle yükselip konuşmaya başladım.

"Benim hakkımda bir şeyler biliyormuş gibi davranmaktan vazgeç!Bir bok bildiğin yok senin.Bildiğin tek şey Tamer ile aramın kötü olduğu.Baska ne biliyorsun bilmiyorum ama rahat bırak. " gözlerim dolmamalıydı ama ben babanın dediği gibi çok güçsüzdüm.

"Bende uzak dur bana yaklaşman sadece zarar veriyor,lütfen."dedim ve gerileyerek arabaya baktım.

Biraz ilerimdeki ikinci arabaydı hızla ona doğru yürüyerek arabaya bindim.

Koltuğa oturmam ile yanağımda her zamanki acıyı hissetmem uzun sürmedi.

Eğilen kafam ile yüzüme düşen saçlarımı çektim ve ona baktım.

"Tamere ne söyledin de benden şüpheleniyor?" dedi sinirli bir ses tonu ile

"Hiç bir şey söylemedim." diyerek karşılık verdim.

Yüzüme geçirdiği sert bir tokat ile kafamı cama çarptım saniyeler sonra kafamı kaldırınca burnumun üstünde bir sıcaklık hissetim.

"O zaman Tamer neden senin adını verdi bana ?"dedi saçlarımdan tutarak.

Bu acıtıyordu.

Böyle anlarda canımın hemen acıdığının farkına vardım o kadar güçsüzdüm demekki.

Hayır,Derin hayır bu yaşadıkların zaten acı verici sen güçlüsün.

"Neden vermiş nerden bilebilirim?"diyerek cevap verdim.

"Nuraya sür." dedi saçlarımı bırakarak telefonu ile ilgilenmeye başladı.

"Neden Nuraya gidiyoruz,cezayı evde verebilirsin sesimi çıkarmam."diyerek suyuna gitmeye çalıştım.

Nuraya gitmek demek Meleğimin önünde acı çekmek demekti.Hayır.

"Bunları onunla konuşmadan önce düşünecektin."dedi kafasını kaldırmadan.

Burnumdan akan kanı koluma silerek mavi kot ceketimi kana buladım.

"Ben kimseyle konuşmadım.Ne olur evde ceza ver nolursun evde ceza ver."diyerek neredeyse ona yalvardım.

Ama pek işe yaramamış biz gelmiş ve inmiştik,evden içeri girmiştik.

"Melek ile aşağı inmeye geldi",dedi ve Nurayın dudaklarının üstüne bir buse koydu.

Bu nasıl iğrenç bir sahneydi böyle.

"İyi oldu bende seni özlemiştim." diyerek babaya Şırnaşmaya devam etti.

Burdan kaçabilir miydim,kaçsam onları atlata bilir miydim?

Hayır.

Bir anda bağıran Meleğin sesi ile kolumdan tutularak çekiştirilmeye başladım.Büyük ihtimalle aşağıda ki boş odaya gidiyorduk yine.

"Değin beni yine mi soyacaklar?" Meleğin dediği cümle ile ne büyük bir hata yaptığımı farkettim.

Birinci hatanın büyüklüğü ile eş değer miydi bu,umarım değildir.

"Hayır tabiki de öyle bir şey bir daha olmayacak dedim."

"Ama sen bi daha buaya gelmeyeceksin demiştin ama geldim.Bana yalan atıyosun biliyoum abla."dedi ağlayan gözler ile.

Ben ablaydım.

Ben Meleğin ablasıydım o benim katlanma sebebim,tek can parçamdı.

Ve onun gözünde yalancı olmuştum ne kadar üzücü bir durumdu böyle.

İçeri giren baba ile yaşıtlarına göre kısa olan Melek bacaklarimin arkasına geçti.

"Korkuyor musun benden küçük aksel ama neden?" dedi meraklı bir ses tonu ile.

İnsanlar nasılda oynuyordu.

"Ona dokunamazsın biliyorsun değil mi ?" dedim ona doğru.

"Senin aksine sözlerimde dururum Derin Yakut." dediği cümlenin sonunda bana yaklaşıp kendine çekti.

"Durmayan bir adam olsam seni altımda inletirdim biliyorsun!"dediği sözler ile midem ağzıma geldi.

Bir baba nasıl böyle olabilirdi ki ?

Hayır asıl soru buna baba denilir miydi ?

"Küçük aksel oturuyor ve ablasını izliyor."diyerek ikaz etti bacaklarımın arasında olan Meleği.

Meleğin elinden tutarak küçük odada kenarda duran sandalyeyi köşeye dayayarak onu otuturdum.

Arkasına dönük oturtmak istedim sadece bunu yapmak istedim ama ne olacağını biliyordum.

"Şimdi her zaman oynadığımız oyunu oynayacağız."

Ellerim ile işaret yaparak oyunu anlatmaya başladım.

"Şarkılar kulaklara,hayaller zihine,resimler gözlere."

Dediklerim ile gülümsedi ve devam ettirdi.

"Şu dağlarda çiçek oldum aşkından, sarardım soldum

Bakmadın bana bal böceğim

Yollarında toprak oldum, sen bastıkça ben kavruldum

Görmedin beni bal böceğim"

"Bunu ben söyleyene kadar devam et olur mu sakın gözlerini açma bana bakma.Sesleri duyma"

"Ama sen kanayacaksın,ağlayacaksın seni nasıl gömezden gelicem?"dedi.

"Öyle bir şey olmayacak sen oyunu kurallarına göre oyna sadece."

Arkamdan yaklaşan adım sesleri ile tekrarladım.

"Seni gidi bal böceği

Kim çözecek bu bilmeceyi

Ateşte yanar pervane, ben oldum derdinden divane"

devam ettirdiğim şarkı sözleri ile gülümsedi ve gözlerini gerçeklere kapatıp hayallere açtı.

Ben ise acıya kucak açtım.

"İnsanlardan uzak duracaksın."

Karnımda bir tekme.

"İnsanlara her şeyin normal olduğuna inandıracaksın."

Karnıma bir tekme daha.

"İnsanlar ile yakın olacaksın."

Sırtıma bir acı.

"İnsanlara her şeyin normal olduğuna inandıracaksın."

Yüzüme bir tokat.

Aklıma gelen anlar ile şuanki arasındaki cümleler arası uyuşma seviyesi çok mükemmeldi.

"Yarın ki seçmede seçilemezsen ameliyata sokmam Meleğini!"dedi ve odadan çıktı.

Ana dansçı seçmesi nasıl da unutmuştum o gün üstüne bana göre aylar geçmişti ama sadece 2 gün geçmişti.

Cenin şeklinde kalıp biraz soluklandım ve acıya alışmaya çalıştım.

Konuştuğum her kelime için pişman oldum.

Üstümde hiç bir şey yoktu.

Savunmasız olan bedenim daha savunamayacak hale gelmişti.

Ama Derin bak dokunmadı sadece vurdu. Biz abartıyoruz yoksa bir şey olduğu yok.

Diyen iç sesim ile derin bir nefes aldım ama aldığım nefes batıyordu.

İnsan önce nefes almakta zorlanır.

Yerde duran kıyafetleri bir şekilde üstüme geçirdim acıyan yerlere rağmen.

Ve şarkıyı söylemeye başladım.

"Hele gel, yine gel, bir gece vakti koynuma gel"

Söylediğim şarkı sözünü tekrar ederek gözlerini açtı.Sandalyeden kalkarak bana doğru geldi.

"Değin yüzün neden böyle?"dedi eli ile yüzümü göstererek.

"Vurdum ablam vurdum."dedim ve çökerek ona sarıldım.

Ağlamak istiyordum sadece ağlamak ve yok olmak.

Ama ağlayamazdım çünkü dayanağım burdaydı.

🧸

Sabahın erken saatlerinde bizi o odadan çıkartmışlar meleği hastaneye beni ise okula bırakmışlardı.

Kazandıktan sonra ameliyatın başlayacağını söylemişti.

Böyle durumlarda sadece koruyup kollayan bir annemin olmasını istiyordum.

Arkamda duran bir anne çok mu zor bir dilekti?

Okula gelip lavaboya girdim ve elimi yüzümü yıkadım sonra kafamı kaldırıp karşımdaki aynaya baktım.

Mor göz altları,içe çökmüş yanaklar ve yüzünün çoğunda belli olan morluklar ve kızarıklık.

Elimdeki kapatıcı ve sünger ile bütün hepsini görünmez hale getirdikten sonra büyük salona geçip pointlerimi giydim.

Saat 6 idi öğlen 12 ye kadar hallederdim.

Vücudumu ısıtıp pratik yapmaya başlamış ve zaman su gibi hıphızlı akmıştı.

Yaparken dün üst üste vurulan karnım ve sırtım acıyor beni üzüyordu ama ağlatamamıştı demekki o kadar sert vurmadı.

Ama nasıl yanıyor diyen iç sesime kızdım kendi kendime.

Seçmeye sadece dakikalar kalmış salonunun belli bir kısmı dolmuştu ilk gelen kişiler ile arkaya geçmiş orda pratik yapıyordum.

"Derin!" bana seslenen Canan hoca ile parmak uçlarımdan normal tabana geçip ona baktım.

Gözlerime bakınca ağzı bir o şeklini almış eli ile kapatmıştı.

"Sen iyi misin ?" dedi dehşet verici bir ses ile.

"İyiyim neden?"dedim

"Gözlerin biraz acayip bakıyor bugün."dedi hala inanmıyormus gibi.

"Nasıl acayip?" diyerek devam ettirdim.

"Sanki...Artık bir şey yokmuş gibi daha çok ruhsuz gibi..."dedi.

Makyaj hissetirdiklerimide kapatamamış mı?

Nasıl ?

Artık rol yapamıyor muydum ?

Derin hemen rol yap öyle bakmasın o gözlerin.

"Bana acı çektiğini,umutsuz kaldığını dans ederken hissetir diğerlerini ikna etmem kolaylaşır."

Eli ile omzumu sıvazlaýınca acıyan kolum ile içimden iyi bir sövdüm.

Sıra sıra herkes gidip dans edip geliyorlardı.

Onları izleyebilirdim ama ayna karşısına geçip gözlerime enerji katmam gerekiyordu ama pek becerebildiğimi söyleyemezdik.

"Derin Yakut." duyduğum isim ile aynadaki bakışlarıma baktım.

Bazı sebepten ruhumu kaybeden o gözlerime kendimi nasıl öylece kaybetmiştim.

Sahneye çıktığımda sadece hocalar ve bir kaça veli olur sanıyordum ama öndeki hocaların hemen arkasında Tamer ve arkadaşlarını görmeyi beklemiyordum onlara bakmam ile Kıraçın gözleri ile karşılaşmam bir oldu.Hızla gözlerimi çekerek şarkının başlaması ile kendimi dansa bıraktım.

'Umutsuzluğu hissetir'

'Acıyı hissetir'

Yavaşça parmak uçlarıma yükseldim ve kendimi acıya sahip olduğum umutsuzluğa bıraktım.

Her şeye katlanmak zorundayım,Melek yaşamalı,ilaçlarını içmeli ameliyata girmeliydi.

Ya sonra iyileştikten sonra ne olacak bunlara dayanma sebebin kalacak mı ?

Hayır,devam edecek mi ?

Evet.

Bu böyle sürecek mi Derin,kendini feda etmeye devam mı edeceksin?

Bu sene üniversiteyi kazanırdım Meleği de yanıma alırdım çünkü baba ile Öyle anlaştık.

Derin kendini kandırma senin burdan ne kaçışın nede kurtuluşun var.

Bunun sonunda ne olacak Derin?

Kendine cevabını bildiğin sorular sorma.

Dolan gözlerim ile parmak uçlarımdan indim.

Ve alkış sesi.

Neyi alkışlıyorlar,gözlerimde ki acıyı mı ama benim kaybolan ruhuma alkış değil göz yaşı yakışırdı.

Kimseyle göz göze gelmeden eğilip selam verdim ve hız,lı adımlar ile arkadaki odaya geri dönmek istedim ama izleyicilerin arasından bana bakan Baba ile diğer balerinlerin yanına doğru ilerledim.

Dakikalar sonra hocalar bir kararda sonuç kılabilmiş ve bize açıklamak için konuşma yapıyorlardı.

Oysa sadece bir isim söyleyip olayı bitire bilirlerdi.

Ben kazanmış olmalıydım çünkü Derin Yakut iyi bir balerin olmak zorunda.

Çünkü Derin bunu kazanmak zorunda ve kardeşini kurtarmalı.

"İzlediğimiz bütün dansçılara başarıların devamını diliyoruz ama bu oyunda bizim ana dansçımız Derin olacak." diyen Canan hoca ile gözlerimi kapattım.

Ufak bir alkış sesi duyuldu sonrasında babanın bana gülümseyen gözleri ve elindeki çiçekler, açtığım gözlerimin görüş açısına girdi.

"Tebrik ederim,güzel kızım." elindeli çiçeği alıp gülümsedim.

"Teşekkür ederim."

Yanımıza gelen birkaç babanın,tanıdığı veliler gelip tebrik etmişti hatta birisi ne kadar etkilendiyse şu kelimeleri kullanmıştı.

"Alihanin kızı olduğunu bilmesem bir umutsuzluk içinde acı çektiğini düşünürüm."

Ne kadar da komikti!

"Tamer hadi gel sizin ailecek fotoğrafınızı çekeyim!"diye bağırarak yanımıza gelen Zübeyire baktım.

Zübeyirin bağırması ile Tamer gelmiş ve bana sarılmıştı "Gülümse fark ettirme." dedi kulağıma yaklaşıp gülümserken

Gülümseyerek karşılık verdim"Ben gülümsemesem bile kimse farkıma varmaz.Endişe etme."

Ben ortalarında durup çiçeği tutum gülümsedim, baba elini omzuma atmıştı.

Dün ayağı ile ezdiği omzuma.

Acıyan omzum ile daha da gülümsedim.Tamer ise yanımda durmuş gülümsemişti.

Ve fotoraf çekilmişti.

"Ne tatlı bir aile tablosu.Umarim yakin zaman Benan teyzede gelir."dedi bir içtenlik ile fotoğrafımızı çeken Zübeyir.

Gelebilir mi gerçekten?

"Benim gitmem gerekiyor.Sen burdan gidebilirsin oraya."dedi baba ve gitti.

Baba yanımızdan gittikten sonra elektrik çarpmış gibi hızla yanımdan uzaklaşmıştı.

Bu beni üzmüş müydü,hayır.

Herkes yavaş yavaş salondan çıkmış bir ben kalmıştım.

Arkadaki odaya gidip gri koltuğa oturdum.

İçtiğim ağrı kesiciler etkisini kaybetmiş olsa gerekki ağrılarım artmıştı vücudumdaki.

Dayan Derin bir ağrıya mı dayanamıyorsun!

Gözlerimi kapatıp başımı arkaya doğru yasladım.

Kafamdaki sesleri durdura bilmek adına ama onlar bugün benim ile pek bir muhatap olmak istiyorlardı.

Sıkı bağladığım pointlerin kurdaleleri bileklerimi sıkıyordu ama çıkartacak halim yoktu doğrusu.

Sesleri susturmak niyetiyle kapattığım gözlerimi ayaklarımda hissettiğim el ile hızla açtım ve ayağımı çektim.Tedirgin bakışlar ile elin sahibine baktım.

Kıraç.

Ne yaptığını sor ona Derin neden dokunduğunu sor? diyen sesi Red ettim.

Hayır ona bir şey sorma onunla konuşma hatta ona bakma bile!

Ona bakmayı bırakıp tekrardan gözlerimi kapatıp başımı arkaya doğru yasladım.

O ise ayağımdaki kurdaleleri çözmüş bileklerimi ovuşturuyordu.

Neden yaptığını sormadım yada durması gerektiğini söylemedim çünkü gerçekten sıkıyordu.

"Derin."dedi o erkeksi ses tonu ile ama üstüme alınmadım.

"Derin!" Dedi dizlerime dokunarak.

Gözlerimi hızla açtım ve dizlerime baktım.

Sakin ol Derin siyah tayt giydik,görünmüyor yaralar.

Cevap vermeden onun gözlerine baktım.

"Bugün rol yapmayı bıraktın mı ?"dedi.

Ama cevap vermedim ve ayağa kalktım.

Belki çocukcaydı ama konuşup riske atmak istemiyordum.

Çantamın içinden bol siyah sweati çıkartıp üzerime geçirdim,ayağımdakileri çıkartıp ayakkabılarımı giydim ve çantamı alıp arkama bakmadan çıkarak yürümeye başladım.

"Derin"dedi adımı bana unutturmamak istermişcesine.

Onu duymamış gibi odadan çıktım hatta salondan bile çıktım ama o arkamdan gelmeye devam ediyordu.

Hızını artırıp yanıma geldi ve kulağıma doğru eğilerek konuşmaya başladı.

"Makyajın badem göz,makyajın akmış."dedikleri ile duraksadım.

Babanın yanında akmış olsaydı söylerdi demekki odaya geldikten sonra olmuştu.

Sakin ol Derin,bir şey olmaz.

"Benimle yine mi konuşmayacaksın?" dedi eğilerek.

Aramızdaki yakın mesafeyi birkaç adım geri giderek bozdum.

Yaptığım bu hareket ile gözleri bir anda kırgın bakmaya başladı oysaki kırılacak bir haraket yapmamıştım.

"Yine mi derken? Seninle iki gün konuştuk diye bir muhabbetimizi olduğunu düşünmen ne büyük hata." dedim gözlerinin içine baka baka.

Bana anlamlı gözlerle bakan o gözlere baka baka.

"İki gün mü sen iyice matematiği unutmuşsun." diyerek karşılık verdi sanki sorun buymuşcasına.

"Ha bir eksik ha bir fazla ne değişir ama şu saatten sonra 1 dakika daha fazla konuşmak istemiyorum." diyerek gözlerine baktım biraz önce bana ışıl ışıl bakan gözleri şimdi kırgın bakıyordu.

Üzgünüm Kıraç ama ben seninle biraz daha fazla konuşurum gerçekten konuşurum sonuçta ben senin için bir çok anlama sahiptim ve inan bana bu yalan olsa bile ben bunun için bile konuşmak isterdim.

Hızla yanından geçerek okuldan çıktım ve kapıda beni bekleyen Samet amcanın arabasını doğru ilerledim ve bindim.

Altımızda yol hızla kayarken aklımda sadece kurtulacak olan Melek vardı.

Yıllar önce bulaştığı bu hastalıkta ben yardım edebilirim onu kurtara bilirim diye düşünüyordum.

Sonuçta devlet ücreti karşılıyordu rahatça tedavi olabilirdi ve ben kardeşi olduğum için iliğimde uyuşurdu ve ben onu kurtarırdım ama düşüncelere hic bir zaman faaliyeti yansıtmıyordu benim hayatımda.

İliklerimize uyuşmamış ve üstüne gittiğimiz hastane pek kapsamlı bir hastane değildi ve Meleğe bir katkı sağlamıyorlardı.

Merkezdeki iyi hastaneye götürüyordum oraya götürmek için Nuray ile anlaşmalar yapar ve götürürdüm ama nerden bilebilirdim öz annemin beni böyle bir çukura atıp üstüme toprak atacağını.

Kafamdaki sesleri bir şeyler anımsayıp konuşurken,çoktan hastaneye varmıştık.

"Teşekkür ederim getirdiğin için."dedim şoför koltuğunda oturan Samet amcaya

"Ne demek ben burda bekliyorum işin bitince götürürüm. "dedi.

Ama ameliyat bitimine kadar bekleyip heba olmasını istemezdim.

"Ameliyat uzun sürer bekleme."dedim bir duygu hissetirmeyen sesim ile.

"Ameliyat var mıki?"dedi gözlerinde anlam veremediğim endişe ile .

Onu başım ile onayladım,daha fazla konuşmasına izin vermeden arabadan indim ve hastaneye girdim.

Danışmadan oda numarasını öğrenip asansöre binerek o kata ulaştım.

Asansörden indiğimde onun kapısını kapatan doktor ile gülümsedim.Son taramalardı bunlar.

Beni gören doktor yanına yaklaşarak selam verdi."Derin,merhaba."

"Merhaba,Melek nasıl ameliyata girebilir mi?"dedim.

"Bende bunun için sizinle iletişime geçecektim.İlik nakli verecek olan kişi vazgeçmiş ve annenizde yeni ilik için ne onay verdi nede para." Bir kaç saniye duraksayıp devam etti "Ve üzgünüm ama Melek böyle giderse daha fazla dayanamaz."dedi üzgün bir ses tonu ile

Hayır ilik nakli bugün olacaktı,ben onca acıyı boş yere mi çektim dün yada ondan önceki gün?

"Nasıl vazgeçmiş bu yani böyle şeyler bu kadar basit mi?Siz bana iletişim numarasını verseniz konuşsam olmaz mı ?"dedim karşımdaki doktora.

O ameliyat bugün olmalıydı.Annem onay vermezdi ve parayı baba ödemezdi.

Sakin ol Derin.

"Vereyim vermesinede siz zaten tanışıyorsunuz."

Doktorun dedikleri ile duraksadım.

"Nasıl?"dedim

"İliği uygun olan kişi abiniz Tamer Yakut."

Doktorun dudaklarından dökülen ismi doğru duyduğumdan emin olamadım.

"Kim dediniz?"diyerek tekrar söylemesini istedim.

"Tamer Yakut?"dedi oda emin değilmiş gibi bir ses tonu ile.

Bu dün için miydi?

Dün söylediğim kelimeler yüzünden miydi ?

Neden bu kadar süredir 'uyuşmadı onların ilikleri'demişti o adam.

Derin o adama bu konuda güvenmen hataydı en başından beri bu konuda da güvenmeyecektin.

şimdi o bir yalan söyledi o zaman bende bir yalan açığa çıkartırdım ve ödeşirdik.

"Meleği görebilir miyim ?"dedim elim ile odayı göstererek.

"Çok yormadan lütfen."diyerek yanımdan geçip gitti.

Derin bir nefes al ve sakin ol.

Kapıyı hafifçe aralayarak içeri girdim.

Gözleri kapalı bir şekilde uzanıyordu.Yüzü solmuş ve gittikçe çökmeye başlamıştı.

"Değin"diyerek gözlerini açtı,kıpkırmızı gözlerinin içi ağlamaktan mi hastalıktan mıydı anlam veremedim.

"Söyle,Meleğim."dedim .

"Ben galiba öleceğim."dedi dolan gözleri ile

Ve ben galiba seni kurtaramaycağım.

"Nerden çıkartıyorsun böyle şeyleri,ne ölmesi?"diyerek onun moralini düzeltmek istedim.

"Abla,oynama bana Tame bana ilik vermeyecek annem bizden yana olmayacak."dedi gözyaşlarını silerek.

Bu hali gözlerimi doldurdu elim ile gözyaşlarımı sildim.

"Tamerin sana ilik vereceğini kim söyledi ki ?" dedim.

Ben söylememiştim doktorunda söylemeyeceğini az çok tahmin edebiliyordum.

"Abla,"dedi bana çevirdi ela gözlerini "Ben yaşamayı hak etmiyor muyum?" dediği sözler ile nefesim kesildi.

Onun ellerine uzanarak sımsıkı tuttum.

"Bu dünyada en çok yaşamayı sen hak ediyorsun.İnan bana."dedim gözlerine bakıp gülümseyerek. Gülümsediğimi gören Melekde benimle birlikte hafifçe tebessüm etmişti.

Gülümsemek bulaşıcıdır demişti küçükken sahip olduğum tek arkadaşım bugün bunu denemiş ve görmüştüm.

"Bizim yüzümüzden mi Tame annesini gomemiyo?"

Kurduğu cümleler sorduğu kelimeler ile bugün Tamerin geldiğini anlamam zor olmamıştı.

"Tamer bugün buraya gelip sana neler söyledi?"dedim.

"Benim gibi biği yaşamayı haketmezmiş,biz olmasaymışız annesi yanında olu bir telefon ile habe almak zounda olmazmış,onun hayatını mahvetmişim ama Değin," söyledikleri çok uzun gelmiş nefessiz kalmıştı soluklanıp devam etti. "Ben hastayım ve onu sadece 2 kez gödüm hayatını nasıl mahvetmiş olabilim ki?"dedi kırgın bir ses tonu ile .

"Senin hiç bir suçun yok merak etme."diyerek onu kendi iç dünyasındaki savaştan kurtarmak istedim.

"Ben gitmeliyim ama söz sonra yine gelicem."

Hastaneden hızla çıkmış bir taksiye atlayıp okula gelmiştim.

Tamer ile Konuşmam gereken bazı konular vardı ve ben bunu eve kadar bekletemezdim.

Benim can parçamı suçlu hissetiremezdi öylesine biri,benim can parçamı kimse suçlu hissetiremezdi.

Taksinin ücretini ödeyip hızla okula doğru yürümeye başladım.

Derste olduklarını bildiğim için Rüyaya mesaj atmayı düşündüm ama dünkü hali ve konuştukları aklima gelince vazgeçtim ve telefonuma kendini zorla kaybettiren Zübeyir'e mesaj attım.

Tamer sınıfta mı?

Mesaj saniyeler içinde görüldü olmuş ve cevapta beklemeden gelmişti.

Spor odasında;)

Telefonu cebime çantama geri koyup hızlı adımlar ile yan binadaki spor odasına doğru ilerlerim.

Kapıyı sertçe açıp kapattırken etrafa göz gezdirdim kimse yoktu bundan faydalanarak hızla ona doğru yürüyüp yüzüne sert olduğunu düşündüğüm bir tokat attım.

Attığım tokatın sesi odada yankılanmıştı.

Başı hafiçe omzuna doğru düşen Tamer kızgın gözler ile yanağını tutarak bana baktı.

"SEN NE HAKLA BANA VURURUSUN!"dedi adeta kükreyen bir hayvan misali.

"SEN NE HAKLA MELEK İLE KONUŞURSUN,SEN KÜÇÜK BİR KIZA NE HAKLA YAŞAMAYI HAK ETMIYORSUN DERSİN" bağırarak karşılık vermeme daha da sinirlenmiş üstüme doğru yürüyüp omzumdan ittirmışti.

"Yalan mı?"dedi alaya aldığını bariz belli eden bir ses tonu ile.

Sakin ol Derin.

"Siz ikiniz yaşamayı hak ediyor musunuz?Siz olmasaydınız mutlu bir aile olarak devam edecektik ama sen geldin o geldi ve annem gitti."dedi sinirli ses tonu ile

Bu daha aklı oturmayan çocuğun dedikleri ile gür bir kahkaha attım.

"Siktiğimin salağı senin bir bok bildiğin yok duydun mu beni,sikim kadar olmayan aklın ile bir şeyler kurmuş ona inanıyorsun!" dedim ve omzundan ittirdim.

"Söylesene Tamer annen bizim yüzümüzden gittiyse seni neden hiç arayıp sormuyor da sadece mesaj atmakla yetiniyor?"diyerek bazı gerçekleri yüzüne vurmaktan çekinmemmeye karar verdim.

Benim kardeşimi üzene ben mi üzülecektim kimse kusura bakmasın ama üzülecek bir şey varsa bu, benim kaybettiğim benliğim yada yardım edemediğim kardeşim olmalıydı.

"Sen ne saçmalıyorsun!"dedi ama sesinin tonundan şüphelendigi anlaşılıyordu

"Senin gibi kimsesiz birisinin beni annemin hareketleri ile sorgulaması kadar saçma işte bu hayat!"elindeki topu bırakarak kapıya doğru yürümeye başladı.

Kimsesizim haklıydı ama tek kimsesiz ben değildim.

"Ya sen Tamer kime sahipsin ölü bir anne yalancı bir baba seni benden farklı mı kılıyor?"Dediklerim ile durmuş,hızla bana dönmüştü.

Ona yaklaşarak konuşmaya devam ettim.

"Annenin sesini kaç aydır duymuyorsun Tamer,babaya söylediğinde seni neden geçiştiriyor hiç düşünemedin mi?" Yanına geldim ve işaret parmağım ile başını gösterdim.

"Doğru ya sende o kabiliyet yoktu."

"S-Sen neyi kast ettiğinin farkında mısın?"dedi.

"Evet."dedim.

"Siktir git İliği vermem için bunları söylüyorsun ama kanmam ben!" dedikleri ile ne ses tonu uyuyordu ne de gözleri.

"Sana bunu kanıtlarım kimin yaptığına kadar ama önce İliği vermelisin."dedim.

"Sen ciddisin."dedi

Yeni yeni anlıyormuş gibi.

"Ciddiyim." dedim.

Onaylamam ile yere çökmesi bir oldu.

Hiç bir insan annesinin ölüm haberini almak istemezdi heleki böyle bir şekilde asla.Belki böyle söylediğim için üzülmeli vicdan azabı çekmeliydim ama hayır burda tek üzüleceğim şey Benanın ölmüş olmasıydı

"Bana yalan atıyorsun değil mi Meleğe dediklerimden dolayı dimi?"dedi öyle olması için yalvaracak gibi.

Keşke yalan atsam keşke bu yalan olsa.

"Üzgünüm Benan YAKUT öldü aylar önce ama benim yüzümden değildi." diyerek onun gibi yere çöktüm.

Gözleri kızarmıştı.

"İliği ver katili söyleyeyim." dedim ve geri ayağa kalktım onu arkamda bırakarak yürümeye başladım.

"Babaya söylersen gerçekleri öğrenemezsin haberin olsun."dedim ve orayı terk ettim.

Risk almıştım umarım katili merak ediyordur.

🧸

Tamere söylediklerimden sonra kafamın içindeki sesleri susmak bilmemişti.

Neden söyledin ? Sen yanlış yaptın. Söylememeliydik

İyiki söyledik Derin,biz doğru olanı yaptık gerçekleri bilme hakkı vardı.

Kafamın içinde iki ayrı kişi yaşıyordu sanki birisi beni kötülemek için doğmuş ve yaptığım her hatada daha da güçlenmiş.

Diğeri ise bana hep iyi tarafları göstermek için kötü şeyleri bile perde arkasına atmıştı.

Ve ben bu ikisi arasında gerçekliği ararken çok yoruluyordum.

Tamer hastaneye daha gitmemişti en son hastaneyi aradığımda bu söylenmişti en azından.

Okuldan çıktıktan sonra gidecek bir yerim olmadığı için sahile gelmiş bir banka oturup saatlerce denizi izlemiştim.

Hava kararmış,buz gibi olunca kalkmış ve sıcak bir şeyler içebileceğim bir cafeye girdim.

İçeriye girer girmez sıcak hava tenime nüfuz etmiş ve soğuktan kasılan bedenimi gevşetmişti.

Boş bir masaya oturup etrafa bir göz attım.

Kahverenginin çoğunlukta olduğu,beyaz masalar kullanılan ne çok büyük nede çok küçük bir kafeydi.

"Hoşgeldiniz"diyerek bana menü uzatan garsona baktım.

"Soner?"dedim şaşkın bir ses tonu ile.

"Derin,sen ne yapıyorsun bu saatte burda?"dedi

"Bu saatte burda olmam yasak mı?"dedim elindeki menüyü alarak.

"Yasak değil ama galiba haberi almadın."dedi gözlerini kaçırarak.

"Ne haberi?"dedim merakla

Cebimden hemen kapattığım telefonumu çıkarttım ve açtım.

Baba:4 cevapsız çağrı

1 mesaj:seni tatile götüreceğim.

"Cevap verecek misin?"dedim ona bakarak.

"Benim söylemem pek doğru değil ama .Anneni kaybetmişsin Derin.Benan teyze ölmüş."dediği söz ile hızla ayağa kalkarak ona yaklaştım .

"Sen ne...Ne zaman öğrendin nerden öğrendin doğru mu ?"dedim yarı rol yarı gerçeklik ile.

"Bir saat önce Rüya aradı onada Tamer söylemiş.Cenaze yarın kaldırılacakmış.Sen bilmiyor muydun ?"

Biliyordum,aylardır biliyordum.

Elim boğazıma gitti nefes alamıyordum sanki sweatin boğazını çekerek nefes almaya çalıştım.

Riski göze alarak oynadığım kart bana zarar olarak dönmüştü.

Tamer İliği vermemiş babaya söylemişti ve bu benim bir nevi ölüm fermanımdı.

"Derin"dedi uzaktan gelen bir sese şuan tek odak noktam nefes alamıyor oluşumdu.

"Gözlerini aç dolan göz,nefes alabiliyorsun."Kulağımın arkasından duyduğum ses ile gözlerimi açtım dışarı çıkmıştık ne ara olduğunu anlamamıştım.

"Ne-nef-nefes al-alamıyorum"dedim zar zor boynumu ovuştururken.

"Alıyorsun sakin ol.Burnundan derin bir nefes al ve ver."dedi

Sanki çok basit bir eylemmiş gibi.

Ellerimi boynumdan çekmiş ve elleri ile sımsıkı tutuyordu.

Derin bir nefes almaya çalıştım,nefes almasına alabiliyorum ama yetmiyordu.

Ne yaşayacağını bildiğin için olabilir mi Derin?

Sonunu kendi elin ile yazdın o yüzden korkudan alamıyorsun.

Ellerimi hızla çekip başımı tutum ve içimden defalarca 'susun dedim.

Ama ne onlar susmaya niyetliydi nede aldığım nefes yetmeye.

Yüzümde hissettiğim ıslaklık ile gözlerimi açtım hızlıca yüzüm donuyordu.

"Yüzüm dondu ne yapıyorsun?"dedim onun gözlerine bakarak.

"Nefes almana yardımcı oluyorum"dedi elindeki peçete ile yaklaşıp yüzümü silerek.

"Başın sağ olsun ."dedi sanki tepkimi ölçmek için.

Dolan gözlerimi görmemesi adına başımı eğdim.

"Seni eve bırakmamı ister misin ?"dedi sanki bir ton yüksek söylese kırılacakmisim gibi naif bir ses tonu ile.

"Evet"dedim başımı kaldırmadan.

Belimden tutarak yürümeye başladık arabaya gelince kapımı açmış ve oturmamı beklemişti,koltuğa oturunca üzerime doğru eğilip kemerimi takmış ve saçımı düzeltmişti.

Sesizce yol da ilerliyorduk ne o konuşuyordu ne ben.

Zaten ne konuşa bilirdi annesi ölen benimle

Bizim annemiz değil Derin

Hem bunu sen ortaya çıkarttın.

O tatili hak ediyorsun bir çocuğun annesinin ölüm haberini öğrenme sebebi oldun.

Konuşan seslerim galiba iyi seslerimi uyutmuşlardı çünkü beni savunan bir ses bile yoktu.

"Derin" omzuma dokunan el ile sıçradım ve ona baktım.

"Sesleniyorum duymuyorsun,iyi misin?" dedi.

Kusura bakma bizimkilerin susturmak ile meşguldüm.

"Soruyor musun?" dedim.

Ve kapıyı açarak indim.

Evin önü arabalar ile dolmuştu.Daha şimdiden herkes duymuş mu?

İleri doğru ilerledim ama adımlarım geri gitmemek için zor duruyordu.

Arkamdan gelen Kıraç ile büyük kapıdan girmiş bahçede kenarda oturan Tamer görüş açımıza girmişti.

Bizi gören Tamer,Kıraça bakmış ve kafasını sallayarak gözlerini kapatmıştı.

Kıraç bu hareket ile hızlı adımlar ile onun yanına gitmiş ve ona sarılmıştı.

Ben uzaktan onları izlerken Rüyada yanlarında gözleri ağlamaktan şişmiş bir şekilde onları izliyordu.

"Başın sağ olsun."dedi Kıraç geri çekilip eli ile göz yaşlarını silerken.

"Dostlar sağ olsun."dedi gözlerinden damlayan yaşlar ile birlikte bu görüntü ile elim yine boynuma gitmişti.

Bizim yüzümüzden,biz sebeb olduk buna Derin.

diyen sesim ile tırnaklarımı boynuma batırdım.

"Annem ölmüş Kıraç annem,benim annem nasıl ölmüş olabilirki?"dedi isyan eden bir ses tonu ile

"Verilen sözler tutulmadan ölünmez derdi bana,ne yani bana bu konuda da mı yalan atmış." tutamadığı göz yaşları ile omuzları sarsıla sarsılan ağlamaya başladı.

Rüya bu haline dayanamayıp onu kendine doğru çekmiş ve sarılarak acısına ortak oluyordu.

"Ne sözler tutuldu ne de hayata tutundu..." dedi boğuk çıkan sesi ile.

Hayata tutunmaya çalıştı demek istedim çok direndi demek istedim ama sadece göz yaşı dökebildim bu görüntü karşısında.

Evin kapısı açılmış içeriden babanın iş arkadaşları çıkmış baş sağlığı dileyerek.

Her şey fazla mı hızlı ilerliyordu.

Kırklarının sonunda olan adam bana doğru yaklaşarak omzumu sıvazlayıp destek olmak istercesine sıktı.

"Başın sağ olsun Derincim."dedi.

Bunu bana demiyordu değil mi?

Başımı sallayarak kabul ettim dediği şeyi bu söze ne diyecektim ki.

Arkadaki adamlardan bazıları da bana baş sağlığı dilerken en son Rüyanın babası İlhan amca geldi ve kendine çekerek bana sarıldı.

Çok basit bir haraket beni daha çok ağlattı.

"Allah sabır versin güzel kızım.Annesizlik zordur ama dağ gibi baban hala hayatta."dedi.

Ama ne dağ!

"Rüya,hadi kızım." seslendi İlhan amca Rüya burda kalıp destek olduğunu söylediğine Tamer sadece git demişti.

"Dolan göz,benim kalmamı ister misin?"Bana doğru yaklaşan Kıraç.

Evet ne olur burda kal ve benim acı çekmeme izin verme.

Arkadan bana bakan Tamer ile hızlıca başımı olumsuzca salladim.

"Teşekkür ederim ama ailece kalsak daha iyi olur."dedim.

Yüzüme emin olmak istercesine baktı daha sonra kollarını açarak beni kendine çekti.

"Seni buraya mahkum eden şey ne bilmiyorum neden katlanıyorsun onuda bilmiyorum..." dedi saçlarımı okşayarak. Beni kendinden çekip gözlerime baktı.

Kalbim hızlanmamalıydı

"Ama sana mahkum olan ben seni burdan her koşulda kurtara bilirim."dedi büyük elleri ile yüzümü okşayarak.

Söyleyelim Derin.

O bize yardım edebilir belki.

"As-"tam konuşacakken arkadan Tamer seslendi.

"Kıraç yarın cenazeye gelirsiniz Şimdi yalnız kalsak daha iyi olur."

Baş parmağı ile yanağımı okşayıp gülümsedi.

"Sadece bir telefonuna bakarım dolan göz."dedi ve oda gitti.

Baba insanlar gittikten sonra içeriye girmiş ve Kıraç ile bizi görmemişti ve doğrusu bu beni rahatlatmıştı.

Ayağa kalkıp yanıma gelen Tamere baktım biraz önceki hüzün gitmiş saf bir nefret ile bakıyordu.

"Katil babam bile olsa bana sakın söyleme çünkü beni bir bok çukurunda çıkartıp diğerine atmana izin vermem!"dedi ve beni sweatiim kenarlarından tutup kendine çekti.

Tepki ver Derin tepki ve bir şey yap kendini çek ne bileyim bir şey yap!

"Ve asla ama asla benim ölen annem için veyahut benim için göz yaşı dökme çünkü ben bu saatten sonra ne sana nede ölecek olan o kardeşine üzülmeyeceğim!"dedi ve beni bıraktı.

Bunun üstüne saniyeler sonra evin kapısı açılmış ve baba üstüne aldığı ceketi ile bize seslenmişti.

"Söyle bakalım Tamer,Akselleri tatile götüreyim mi ?"dedi yanıma gelim omzumu sertçe sıkarak.

Gözlerimi sımsıkı yumdum.

En başından beri bir oyun içinde,oyunu kuran ne derse onu yapıyordum,onun kurallarını onun gerçeklik algılarını...Ve ben bu oyun içinde Derin Yakut karakterini canlandırıp oynuyordum.

Şimdiyse oyunu kuran,beni canlandırdığım karakterden almış ve gerçek karakterim Derin Aksel ile oyunu baştan başlatıyordu.

Ben Derin AKSEL

Nuray Aksel ve Alihan Yakutun işlem dışı hataları.

20.05.23

Bölüm sonu

1 yorum

  • Ağladım yaa. Çocukluğum geçti gözleirmin önünden. Ve içinde şiddet var yetişkin içerik uyarısı vermen gerekmiuor muydu?

    1Yanıt