İçeriğe geç

En Derinime

Bölüm 6 · 25 dk okuma

En Derinime

Bölüm 6

{4}

"Bana neden böyle acımasız gözler ile bakıyorsunuz? Bende sizin kanınızdan canınızdan bir parça değil miyim ?" karşımdaki peruk takmış adama bakıyordum.

"Benim kanım olman sana acıyacağım anlamına gelmiyor Karina!"

"Ama efendim bir baba kendi kızına acımaz mı?"

Acır mı Derin?

Yanımdan hızla geçen peruklu adamın omzuma çarpması ile yere düştüm ve ağlamaya başladım.

"Beni hiç sevmiyorsanız elinizdeki o bıçak ile çekinmeden öldürün beni! Bu hayatta sizden başka sevgi umabileceğim biri yok" dediğim söz ile arkası dönük olan adam hızla bana doğru dönüp bıçağı karnıma doğru bastırdı.

"HOCAM BU NASIL SAÇMA BİR SAHNE !" diyen Kıraçın sesi ile kapalı gözlerimi açıp ona baktım.

"Kıraç,ne yapıyorsun oğlum tam role kaptırmışlardı!" diyen edebiyat hocamızı onaylar bir ses çıkardık.

"KİMSE KENDİNİ ROLE FİLAN KAPTIRMASIN BU SAHNEYİ HANGİ AKILLA YAZDINIZ YAV !" Sinirli ses tonu ile konuşan çocuk oturduğu yerden kalkıp bize doğru gelmeye başladı.

"Ne varmış sahnede gayet duygu yüklü bir sahne neyini beğenmedin?" diyerek bakmaya devam ettim.

"Ölüyorsun,seni sevmeyen bir adam için!" dedi o güzel gözlerini gözlerime sabitleyip.

Ölüyorum gözlerinin önünde anlasana!

"Karina öyle bir karaktere sahip ve sonda ölmesi gerekiyor."diyerek ona senaryo hakkında bilgi verdim.

Sonuçta ne demişler cahile bilgi vermek sevaptır.

"Ben sevmedim değiştirin."dediği söz ile histerik bir kahkaha attım.

"Yaa hocam duydunuz mu Kıraç bey senaryoyu sevmemiş!Değiştirelim hemen yoksa Kıraç bey izlemez!" yapay telaşlı bir hal ile Hakan hocaya söylediklerime hoca da ayak uydurarak devam etti.

"Hemen o sevmezse,onaylamazsa ne önemi var dimii!" diyerek Kıraça baktı tilt tilt.

"Fikrimi söyledim sadece." diyerek açıkladı kendini.

"Soran olmamıştı aslında ama neyse" diyerek ayağa kalktım.

"Öğlenden sonra devam edelim,biraz dinlenin." Hakan hoca söylediği sözler ile çıktı.

"Üstümü değiştirmeden yemeğe gitsem ne olur ?" Bana soru soran rol arkadaşım Tekine gülümseyerek cevap verdim "Bir şey olmaz ama yinede istersen peruğu çıkart." elim ile saçını gösterdim "Allahım varlıklı aile çocuğuyuz taktığımız peruğa bak!" söyleme tarzı ile güldüm.

"Yalan mı güzellik?" diyerek saçındaki peruğu çıkartarak gösterdi.

Gerçekten çok kötü ve komik bir peruktu.

Kafam ile onayladım ve konuşmaya başladım ama sağ olsun varlığını hatırlatmaya çalışan Kıraç ile konuşamadım.

"Yemeğe gitsene Tekincim!"dedi sert ses tonu ile başımı hafifçe ona çevirdim.

O,o sinirlenmiş mi?

Çatık kaslar ve sıktığı belli olan çenesi ele veriyordu.

"Derin,birlikte yiyelim mi ?" nazikçe soru soran Tekine döndüm.

"Onun bana sözü var!"diyerek yanıma geldi Kıraç

"Benim mi sana sözüm var ?" diyerek ona baktım.

Sonuçta haberim olmadan söz vermiş olamazdım.

"Evet,"dedi.

"Sana afiyet olsun Tekin belki başka zaman sana eşlik ederim."

Bu arada etmem Tamer bu okuldayken ama bir gün dışarıda sözümü tutabilirdim.

"Edemez sana eşlik bundan sonraki tüm yemek sözleri bana ait!" dedi.

Ya sabır!

"Galiba bu sözden Derinin haberi yok Kıraç?" Tek kaşını kaldırarak soruyu soran Tekine baktım.

Ve daha sonra yanımda aldığı sert soluktan sinirlendiğini anladığım Kıraça.

Galiba benim için kavga edecekler lisede yaşamadım demem.

"Şimdi olduya ona bak sen !" dedi ve bileğimden hafifçe tutarak dahada yanına çekti. Arada bir gergin enerji vardı.Derin ciddi misin sen ya ?

Ne zaman kavga edicekler?

"Ben en iyisi yemeğe gideyim,gelince konuşuruz güzellik." diyerek oda çıktı.

"Güzellik diyen dilini siksinler!" Ağzının içinde gevelediği cümle ile omzuna hızla vurdum ve ondan uzaklaştım.

"Doğru konuş!" diyerek ikaz ettim.

"Amına koyduğum çocuğu güzellik diyor sana,o kimde sana güzellik diyor ?" kızgın ses tonu ile durup derin bir nefes aldı.Gözlerime baktı hızla belimden tutarak kendine çekti ve devam etti "Ve sen neden ona tüm güzelliğin ile tebessüm ediyorsun...Bana tebessüm etmeyi geç konuşmaya bile çekiniyorsun ama ona...O siktiğimin çocuğu ile gülümseyerek konuştun. Ne yaptı söyle bende yapayım?" dedi.

Söylediği sözler bende bir deprem etkisi yarattı bir gülümsememiş olmam onu bu kadar etkiliyor muydu?

Yok daha neler!

Gözlerine baktım ciddi mi diye.

O gözler bana yine anlamlı bakıyordu.

Sanki değerliymişim gibi bakıyordu.

Yada ben sadece boşuna anlam yüklüyordum.

"Senin için ne anlam ifade ediyorum Kıraç?" diyerek ellerimi belini tutan elinin üstüne koydum.

Sorduğum soru komiğine mi gitti bilmiyorum ama güldü ve daha kaç kez söylemem gerekiyor bilmiyorum ama gülmek bu zalim çocuğa çok yakışıyor. Artık gülüşüne nasıl daldıysam dediği sözler ile kendime geldim."Benden etkileniyorsun,özellikle de gülüşümden."dedi belimdeki elleri ile belimi hafiçe sıkarak.

Etkilenmek miydi bilmiyorum ama çok güzel gülüyor.

"Ben senden etkilenmiyorum ama galiba sen benden etkilenmeyi geç baya baya hoşlanıyorsun." dedim gözlerine bakarak.

Bir anda kulağıma yaklaşıp söylediği sözler ile gözlerimi yumup derince soluklandım.

"Senden hoşlanmamı mi isterdin badem göz?" dedi.Kulağımdan uzaklaşıp biraz daha yüzüme yaklaştı.

Tabiri caizse bir tık sadece bir tık daha yaklaşsa dudakları dudaklarım ile buluşcaktı yani değecekdi.

Hocam nefes nerden alınıyordu!

"Anlam olayına gelince lafı değiştirmene alışmam mi gerekiyor ?"dedim kendimi onun etkisinden kurtararak.Tabi kurtardım mi orası meçhul.

"Benimle ilgili bir şeye alışman kulağa çok hoş geliyor.Lafı değiştiren ben değilim sensin söylesene badem göz bana ona güldüğün gibi gülmem için ne yapmam gerekiyor ?" dedi etkileyici ses tonu ile .

Gülemem çünkü sen Tamer ile arkadaşsın ve bizi gördüğü her an canımın yanma ihtimali çok yüksek.

"Gülemem galiba..." dedim üzgün bir ses tonu ile .

Ama Kıraç belki Tamerin yanımızda olmadığı zamanlar gülerim kim bilir.

Sen neden verdigin cevap için üzülüyorsun Derin?

Kıraça gülmüyorsak ne olmuş yani .

"Seni güldürürüm ben merak etme." dedi ve ellerini pantolonun cebine koyarak bir adım geri attı.Beni güzel gözleri ile baştan aşağı bir süzdü.

"Mola bitene kadar bu kıyafetler içinde misin ?" Sorduğu soruya başım ile onayladım.

"Bu elbisenin korsesi sırtını acıtmıyor mu?" dedi gözlerini sahnede dolaşırken.

Dün anlamış mıydı ama ben belli etmemiştim. Sadece babamın geldiği an gözlerim dolmuştu.

Bana o kadar dikkat ile mi bakıyordu peki neden?

"Sırtım neden acısın ki?"diyerek bilmemezliğe vurdum.

"Nedenini bilmiyorum ama dün acıyor gibiydi Alihan amca dokunduğunda." diyerek kendini açıkladı.

Huzursuzca bir nefes aldım.

Bazı gerçekleri biliyor olsa bana yine böyle mi davranırdı.

Sanmam.

"Sana öyle gelmiş Kıraç."

Hızla sahne arkasındaki giyinme odalarına gidip çantamın içindeki telefonu aldım.Açıp bildirimlere baktım. Rüya ve Nuray Hanımdan mesajlar vardı.

Nuray Hanım

Ben Melek,seni özledim ne zaman geleceksin.

Görürsen beni ara lütfen 🥺

Ah bebeğim bende onu özlemiştim ama bazı nedenler bizi özlem duyduğumuz kişiden ayırıyordu.

Yaklaşık haftalarca ne sesini duymuştum ne kendisini görmüştüm.

Acaba arasam ne olabilir ki kimsede yoktu burada.telefondan hızla adın üstüne tıklayıp kulağıma götürdüm tabi etrafıma da bakıyordum biri geliyor mu diye üçüncü çalıştan sonra o şirin ses duyuldu.

"Değin,sensin dimi ?" dedi r leri tam söyleyemediği sesi ile.

"Evet,benim Meleğim.Nasılsın ?" diyerek dolan gözlerimi sildim kusmak istemiyordum hemen.

"Çoooook iyiyim yanında biği vağ mı?" diye soran Melek ile içli bir nefes aldım.

Benle rahat konuşmak için kendi değil benim yanımda insan olmamalıydı.

Olsun bu da hayatın bana yaptığı oyundur belki.

"Yok Meleğim rahat konuşabiliriz." diyerek onu rahatlattım.

Neyse en azından biri rahat konuşsun.

"Ben bugün okula gitmedim o evde değil telefonu da unutmuş galiba.Bugün gelemez misin Değin?"

Dolan gözlerimi sıktım mı tuttum mu demiştim bilmiyorum ama onları saldım çünkü tutunca burnum tıkanıyor ve konuşamıyorum.

"Meleğim ben bug-"

Kıraçın içeri girmesi ile yerimden sıçradım.

Sakin ol o bir şey yapmaz yaparsa da zaten şuan okuldayız sakin ol !

"Değin," diyen Melek ile telefonu sıkarak cevap verdim.

"Ben bugün gelemem ama söz en kısa zamanda.Şimdi kapatmalıyım." diyerek konuşmayı gelen Kıraç yüzünden sonlandırdım.

"Melek kim ?" dedi yanımdaki koltuğa oturarak.

Beni mi dinliyordu bu

"Sorduğun da soru!Kayıp çocuğum Tamer söylemedi mi sana ?"dedim.

Başını koltuğun başına yaslayıp bakışlarını bana döndürdü.

Ama bu sefer kanmam.Sanki daha önce kaç kez kandıysan.

"Hadi ya çocuğun mu şaka yapıyorsun!" Alaycı ses tonu ile söylediği ve söylerken ki yüz ifadesi çok komikti. Sanki dedikodu yapan yaşlı teyzeler gibiydi.

"Yanımda gülmemek için kendini sıkıyorsun değil mi ?" dedi biraz önceki halinin aksine sert ses tonu ile

Öyle mi yapıyordum, farkında bile değildim . Sonuçta bir insan neye alıştırılırsa öyle devam ettirirdi ve alıştığı şeyi yaparken farkında olmazdı.

"Yüzünü asman için söylemedim sadece...Yani tek bana mı özelliğin?" dedi.

Hayır değil,ben buna alıştırıldım.Benle konuşma girişimine girenlere gülümse konuş ama yasaklananlar ile irtibat bile kurma mümkünse.

Ve sen Kıraç yasaklı listesindesin.

"Sen kimsin senin için özellik yapayım Kıraç?" dedim bir hiddetle.

Ne bu şiddet ne bu sinirlilik Derin.

"Sormadım say olur mu,sormadım!" Söylediği sözleri kafasını sallayarak söylediği için bir kaç saç tutamı alnına düşmüştü ama o bunu umursamayıp gözlerini kapatmıştı.

"Kaç anca sen." diyerek bende başımı koltuğa yasladım.

Her böyle sorularda kaçıyordu bir köpek misali...

"Senden asla kaçmam şu saatten sonra merak etme."

Kaçsaydı nasıl meraklanırdık ama

"He ondan." diyerek konuyu kapatık ve biraz sessizliği paylaştık.

"Sen,Karina gibi sana sevgi göstermeyen bir baba için canından vazgeçer miydin?"

"Değmeyen bir baba için nefesimi kesemem." dedim ama odağım alnındaki sinir bozucu yamuk saçlardaydı.

Değmeyen biri için bana verilen bu nefesi kesmezdim ama o değmeyen kişi benimkini kesebilirdi çünkü bu hayatı yaşayacak şartlarda doğmamıştım bu yüzden ölmeyi pek sorun etmezdim.Hayır ederdim arkamda bir tane ağlayacak kişi var o gitmeden gidemezdim.

"Değen biri için kesersin yani öyle mi?" dedi saçları hala alnında yamuk şekilde dururken sorduğu soruya odaklanamıyordum.

Gören de sorduğu soru,anlattığı şey odak gerektiren bir şey sanır şu triplerime.

Cevap vermek için kafamı ona doğru çevirerek biraz yaklaştım ve elimi kaldırarak gözleri kapalı olan suretindeki saçları yavaşça kenara ittim düz olucak şekilde.

Parmak uçlarıma değen saçları yumuşacıktı.

Bu hareketim ile güzel gözlerini açmış şaşkın bir ördek gibi bana bakıyordu bakışlarına karşılık verince adem elması hızlı bir şekilde oynadı.

Bu hareketimden etkilenmiş olamazdı değil mi ?

Bir güvenemedik.

Kendimi geri çekerek başımı yine koltuğa yasladım ve biraz önce sorduğu soruya cevap verdim.

"Değen biri için keser miyim bilmiyorum ama değer verdiğim biri kalmazsa kesmekten çekinmem."dedim.

Yalan,değer verdiğim değil en değerlim kalmazsa ölüme olan aşkım çölde susuz kalmış birinin suya olan açlığı kadar ağır basardı.

"Ya sen,sen keser misin nefesini ?" diyerek aynı soruyu ona yönelttim.

"Kesmem herhangi biri için.Sonuçta bu hayat bu nefes,benim hayatı yaşamam için verildi neden biri, sebeb olsun kesmeme." Dedi ciddi bir ses tonu ile.

Demek ki Kıraç,Yaşayabileceği bir hayata sahipti benim aksime çünkü bu hayat bana yaşanmak için verilmemişti onun aksine.

"Haklısın biri için nefesimizi kesmeye değmez." dedim.

Telefondan saate baktım aranın bitmesine yarım saat kalmıştı ve Kıraç daha yemeğe gitmemişti.

"Sen yemeğe gitmeyecek misin ?" dedim.

Çünkü artık bir gitsin derin bi nefes alıp rahatlayım.

"Gideceğim,seni bekliyorum malum artık bundan sonra tüm yemek sözlerin bana." dedi bana çekici gözler ile bakarak.

Kaşlarımı kaldırarak konuşmaya başladım "Ya öyle miymiş kim vermiş o sözleri sana?"

Yazık salak galiba.

"Salak mısın Kıraç,sana yemek sözü filan vermedim açsan git ye yemeğini!"

"Ama diyorsan ben beceremiyorum yemek yemeyi bana çatal tutmayı öğretmediler sen öğret diyorsan gelirim. " alaycı bir ses tonu dediklerim ile başını Koltuktan kaldırarak hızla bana doğru yaklaşmıştı bakışları dudaklarıma kayarken hızla kendimi geri çektim.

Beni öpmeyecek adam bana yaklaşmasın kardeşim.

"Bu güzelliğime yakından bakmak istediğini biliyorum,haklısın da ama üzgünüm ben sana yakından bakmak istemiyorum. " diyerek alaya aldım.

Yalan hocam yalan bu yüze kim bakmak istemez.

"Vallaha yaklaşınca hızlanan kalbinin sesi hiç öyle demiyor badem göz." diyerek ayağı kalktı.

O kadar duyuluyor mu ya ?

İçimden kendime lanet ettim okuduğum o kitaplar ile dalga geçtiğim için. Bir daha asla dalga geçmek yoktu.

Ama ben her zaman böyle heyecanlı ve alay ile konuşan biri değildim ki tamam belki acının olmadığı hatta olduğu bazı yerlerde de alay ile konuşuyordum ama bununla ayrı bir zevki vardı bunu inkar edemezdim.

"Açlıktan öleceğim efendim,lütfen yemeğe benimle gelin ve bana yemek yedirmeyi öğretin." dedi ve elini uzattı.

Ne bu gereksiz centilmen haraketler.Elini iterek ayağı kalktım.

Bugün onun ile yesem Tamer görür müydü.Bir anda aklıma gelen gerçekler ile kendime kızdım.

Derin sen Kıraç ile görunemezsin ki sırtımızda geçmeyen izleri var ilk görünmenin.

"Tamer antrenmanda,belki abin yokken rahat etmezsin diye haber edeyim dedim."

Sen bazı şeylerin farkında olup çaktırmıyorsun farkındayım.

İkimizde gittiği yere kadar götürmeliydik.Bir dakika bu şeyi bir yere götürmek zorunda değildik ki .

"Evet biliyorum." dedim ama bilmiyordum ve söylemesi beni rahatlatmıştı.

"Hadi bugün sana yemek yemeyi öğreteyim ." diyerek yürümeye başladım oda hızlı adımlar ile yanıma yaklaşarak yanana yürümeye başladık salondan çıkıp merdivenlerden yemekhaneye gidene kadar.

Umarım Tamer görmez yada duymazdı.

Ben sıraya girmeye çalışırken o beni kolumdan çekip en öndeki yere getirmişti.

"Sen bu okulun gözde ailenin çocuğusun o hakları kullan biraz." önümüzdeki çocuğun tepsisini almış benim avuçlarımın içine bırakmış dolduruyordu.

Dolan tepsi ve sırasını bekleyen çocuğa baktım bu yanlış hatırlamıyorsam burslu olan öğrenciydi ve sadece bu yüzden öğle yemeğinde geriye atılmıştı.

Elimdeki tepsiyi sahibine uzatarak "Afiyet olsun." dedim ve kendimi sıranın sonuna attım.

Böyle şeylere gerek yoktu sıramıza girer beklerdik niye birilerini yok sayayım ki.

"Sen ne yapıyorsun?" dedi sıraya yanıma gelirken .

"Ne yapıyorum sana yemek yemeden önce yemek nasıl alınır onun dersini veriyorum!" dedim.

"Biraz önce elindeki tepsiyi başkasına vermeseydin çoktan öğrenmiş olurdum."

"Sırf burslu diye öyle davrandın değil mi doğruyu söyle. " Diyerek gözlerine baktım.

"Ben sen değilim ki sana yalan söyleyim ve hayır burslu diye değil benim için aldığı tepsiyi aldık o kadar.Beni ne kadar güzel tanıyorsun sen öyle!"dedi bir hiddet ile ama unuttuğu bir şey vardı ben onu tanımıyordum.

"Ben seni tanımıyorum Kıraç duydun mu ve seni tanımak bile istemiyorum kimsin ki sen abimin yakın arkadaşı olması dışında?" daha fazla dayanamayıp içimdekileri döktüm. Bende insandım bir yere kadar bazı şeyleri arkaya atabilirdim.Bana saçma bir şekilde yakınlaşması samimi gelmiyordu.

"İstemiyorsun.Çünkü Tamerin arkadaşıyım değil mi ?" Sorduğu soruya cevap vermedim hızla yemekhaneden çıktı.

Üzülmeli miyim, hayır.

Neden üzülecekmişim bana aniden yakınlaşmış olması eminim bir şey içindir samimi değildi

Derin.Suçlu hissetme.

"Derin galiba yanlış anladın."diyerek elindeki tepsi ile gelen burslu çocuğa baktım adı neydi.

"Neyi yanlış anladım?" diyerek devam etmesini istedim. "Bende rica etmişti 'eğer yemek yediysen benim için sıraya girer misin'diye." dedi ve elindeki tepsiyi bana vererek gitti.

Galiba biraz yanlış anlaşılma olmuştu ama benim suçum yoktu.

Sorun yok Derin,sorun yok .

Elimdeki tepsi ile boş masalara doğru ilerledim ve arkadaki masallardan birinin sandalyesini çekip oturdum.

Önümdeki tepsiye baktım,hepsini yemeliydim bugün.

Lanet ettim biraz önceki anlarda söylediğim şeyler için.

Yemeğe başlamış her lokmada çıkarmamak için zor duruyordum ama yemeliydim.

"Derin bugün ne kadar çok almışsın yemeklerden." masadan sandalye çekip oturan Rüyaya baktım.

Yine parıl parıl parlıyordu.Sarı saçları küçük yüzü şekilli burnu dolgun dudakları ile çok güzeldi.

"Bugün kendime kaçamak yapayım dedim." diyerek açıkladım.

Ama ne kaçamak.

"Oh oh çok güzel zaten kiloya ihtiyacın var bol bol ye." dedi gülümseyip önündeki yemekleri yerken.

"Sen geçe kalmazdın öğle yemeğinde ?"dedim.

Çünkü kendisi her dakika yemek yiyebilecek bir potansiyele sahipti.

"Biz Tamer ile antrenmandaydık o yüzden.Biz dedim Allah mi söylettirdi acaba?"

"Sen ne yapıyordun orda bildiğim kadarı ile futbol ile voleybol aynı yerde değil." diyerek devam ettim.

"Bana dediki beni izler misin bende oluuur dedim.Yoksa daha bizim antrenmanlar başlamadı."

Tamer beye bak sen tutulmuş gidiyor.

"Tamer sana nasıl davranıyor Rüya?" dedim.

Çünkü bana davrandığı gibi davransa hoşlanmayı bırak yüzüne bakmaz.

"Nasıl mı davranıyor,çok güzel davranıyor ya beni özel hissetiriyor.Zaten kötü birisi değil sende biliyorsun.Ben sana hiç kızmayı geç bağırdığını görmedim."

Ben bilmiyorum çünkü o çok kötü birisi.

Bana bağırdığını göremezsin çünkü okulda maskeler takılıyor.

"Rüya biraz gerçekçi ol sana bana kötü davrandığını görmedik ama okuldaki insanlara nasıl davranıyorlar biliyorsun." dedim bazı gerçekleri hatırlatarak.

"Haklısın ama-"

Lafını keserek devam ettim.

"Zorbalığın aması yoktur Rüya.Bunları yapanlar senin konuştuğun insanlar ve onlar kötüler.Sana nasıl davranırlarsa davransınlar bu gerçekleri değiştirmez." dedim.

"Senin konuştuğun değil mide sadece ben konuşuyormuş gibi söylüyorsun?"dedi.

"Ben onların ne bok olduğunu biliyorum Rüya o yüzden."

Tepsiyi yarılamıştım ve kendimi zor tutuyordum.

Devam et Derin,devam et.

"Bende biliyorum ama sadece iyi taraflarına bakmak istiyorum sonuçta bana hiç öyle davranmadılar." dedi ağzı dolu bir şekilde.

Oda haklı bana hiç gerçek yüzünü göstermeyen birinden belki normal bir şartlar olsa bende hoşlanırdım.

"Bugün akşam Işında canlı müzik var gidelim mi birlikte Tamergil gidiyormuş da sana söylememi istedi."

NE!

Tamer asla bunu demezdi net bir şey dönüyordu.

"Tamer mi dedi bunu ciddi misin ?" diyerek teyit etmeye çalıştım.

"Evet,'Sen bize gel ordan Derin,sen ben geçer çocuklar ile buluşuruz.' dedi."

Mutlu olmamam gerekiyordu belkide ama mutlu olmuştum gerçekten beni de götürecek miydi?

Derin hemen kapılma bir iş yatıyordur altında diyen diğer tarafım ile gerçekleri kulak ardı edemedim.

"Gideriz o zaman."

Ben yemeği yemiş Rüyayı bekliyordum ama onun tepsisi benimkinin bir iki katı olduğu için zaman alıyordu.

Ama benim mide bekleyemezdi burda kusup rezil olamazdım.

Masada daha Rüyanın hiç dokunmadığı suyu alarak ayağı kalktım.

"Lavaboya gidicem akşam konuşuruz." diyerek yemekhaneden uzaklaştım.

Hızlı adımlar ile en az gidilen lavaboya yani birinci katın lavabosuna gittim.

Üçüncüye girip içimdekileri boşalttım dakikalarca durmaksızın kusmuştum ama hala suçluydum.

Suyu içip kendimi yine zorladım kusmak için ağlarken bunu bana ezberletene sövdüm.

🧸

Kaç dakikadır lavabodaydım bilmiyorum ama artık hareket edemeyecek kadar yorgun hissediyordum.

İki zil sesi duymuştum ama kalkacak halim yoktu Cebimde bir anda çalmaya başlayan telefonum ile sıçradım. Yavaş hareketler ile çıkartıp arayana baktım.

Nuray Hanım

Hızla cevaplayıp kulağıma yasladım.

"Değin benim" diyen Meleğin sesi ile uyuşuk gözlerim açıp konuşmaya başladım .

"Noldu kuzum neden aradın hani aramak yasaktı."dedim.

"Değin ben ağamamam geğekiyo biliyoğum ama o hala gelmedi ve ben acıktım yapmak için kalktım ama düştüm ve başım kaniyoğ durmadı da ne yapıcam?" dedikleri ile hiç gücüm olmamasına rağmen hızla kalktım.

"Bir şey yapma,ben gelicem hemen tamam mı korkma Meleğim bir şey olmaz hemen geliyorum." Hızla kabinden çıkıp elimi yüzünü yıkadım ve lavabodan çıkıp sınıftan çantamı aldım ve arka kapıya doğru koşmaya başladım.

Tabi bir yandan da ambulansı aramış durumu anlatmıştım benden önce ulaşırlar belki diye.

Dağ başındaki okulun önünden taksi geçmesini bekliyordum yaklaşık 15 dakikadır. Tabi olduğum yerde değil yürüyerek ama arabayı geç uçan kuş yoktu burda hangi akıllı dağ başına yapardıki okulu.

Ama ambulans varmış eve girmişlerdi ve şuan hastaneye gidiyorlardı.Meleği baygın halde bulmuşlardı ama endişe edilecek bir şey yoktu.

Bir anda yanımdan jet hızıyla siyah bir araba geçti ve saniyeler sonra benim biraz ilerimde durdu.

Plakasına bakınca arabaya doğru ilerledim.Kıraçın arabasıydı öğle arasında olanları es geçerek yardım isteyecektim.

"Derin ne yapıyorsun tek başına bu yolda çok köpek var bilmiyor musun ?" dedi kızgın bir ses tonu ile

Ve haklıydı çok köpek vardı ama ben köpekler ile anlaşmayı daha çok küçükken öğrenmiştim👍

"Beni acil Yaşam hastanesine götürür müsün?"dedim cama yaklaşarak.

"Binmek için onaylamamı mi bekliyorsun?Binsene ne duruyorsun!"dedi kapıyı açarak.

Hiç düşünmeden hızla binip kemerimi bağladım. Oda ben kemerimi bağladıktan sonra daha da Hızlanmıştı.

"Hastaneye neden gidiyorsun?" dedi bakışlarını yoldan çekmeden.

"Bir tanıdığım hastaneye kaldırıldı o yüzden... Götürdüğün için de teşekkür ederim." dedim kısık bir ses tonu ile malum saatler önce biraz kavga gibi bir şey etmiştik.

"Bugün öğle yemeğini çok yemişsin,çok mu ku-" son Söyleyeceği kelimeyi söylememiştim dilini ısırmıştı görmüştüm.

"Ne dicektin de dilini ısırdın?" diyerek merakımı dile getirdim.

Ben anlamıştım kusmamı kast etmişti ama ondan duyalım bakalım.

Her yemekten sonra kustuğumu fark etmiş olması bile beni korkutuyordu çünkü gerçek benden bir şeyler daha öğreniyordu.

"Açık açık söyleyim mi anladığını düşünüyordum. Kusmanı diyordum sonuçta her yemekten sonra lavabolarda saatlerce kusuyorsun...Bugün diyorum kendini çok kusturdun mu çok yediğin için!" Bir hiddetle söylediği sözleri ile gözlerine baktım.

"Ben balerinim yediklerime ve vücuduma dikkat etmeliyim ayrıca het yemekten sonra değil sadece bazı günler kusuyorum." diyerek yalan bir açıklamada bulundum.

"Yani kilo vermek için kusuyorsun öyle mi ?"dedi gözlerini saniyelik yoldan çekerek.

Hayır öyle değil tabikide ama sen böyle bil yeter.

"Evet öyle bunu nerdeyse çoğu balerin yapar.Git sor." dedim

"Benimle kavga ettiğin tepsi ile yemişsin peki neden ?" dedi.

"Gerçeği söyledi çünkü o sende söyleseydin böyle olmazdı ve ben sana yemek yemeyi öğretirdim. "

Keşke söyleseydin de kendimi zan altında hissedip her şeyi yemek zorunda olmasaydım.

"Sen beni kafanda öyle bir yere koyup tanımlamışsinki sana göre herkese zorbalık yapıyorum sadece bana bugün neden diye sorsaydın ne olurdu? Ben sana söyleyim açıklamasını yapar ve birini hor görmediğimi açıklardım ama sen beni yargısız infazlamaya o kadar alışmışsın ki." dedi tek nefeste ve derin bir nefes alıp verdi.

Haklıydı hiç sormamıştım ama birinin nasıl biri olduğunu biliyor ve görmüşsem sormaya gerek var mıydı bence yoktu.

"Evet haklısın bugün sormadım ama bir düşün bakalım neden sormadım."dedim tam cevaplamak için ağzını açtığında hızlıca devam ettim

"Dur ben söyleyeyim çünkü ben senin nasıl biri olduğunu daha geldiğim ilk gün çok iyi anladım.Sizin bana yaptığınız o zorbalığı unutur muyum sanıyorsun unutmam Kıraç.Çünkü kimse hoşgeldin partisinde karanlık bir ormanda kaybolmuyor olsa bile kaybolduğu yerde düştüğü çukurda bir gece geçirmiyor."

Aklıma yaşadığım anlar gelince gözlerim doldu.

Araba ani bir fren ile durduğunda az kalsın kemer olmasaydı camdan fırlıyordum.

"Ne yapıyorsun sen ya öldürmek mi amacın!" Bir hiddet ile ona doğru döndüm o ise zaten çoktan bana bakıyordu.

"Sadece bir şey sorucam ve devam edicez söz veriyorum.O gün sen gece Tamer ile eve geri dönmedin mi?" dedi titrek bir ses ile .

Dönmüş olsam gözüm dolar mıydı?

"Sence onun ile mi dönmüş müyüm bir baksana gözlerime!" dedim ellerim ile yüzümü göstererek.

"Dolan göz,bunu ben yapmadım ben seni o gece orda bırakmadım.Ben şerefsiz biriyim belki evet ama bu kadarını yapmadım sana karşı." dedi ve arabayı geri çalıştırdı bir elinde telefon ile dakikalar sonra hastaneye gelmiştik inmeden önce ona bir şey demeliydim.

"O gece belki beni orda bırakmak istemiyordun ama ben o gün karanlıktan korkmama rağmen senin yüzünden o karanlıkta sizi aradım.Bu yüzden benim gözümde asla zorba birinden daha fazlası olamayacaksın."

Olsan bile sana söylemem.

Dediklerim ile hızla arabadan indim.

Hastaneye girmiş danışmandan odasını öğrenmiştim . Hızlı adımlar ile asansöre binip söylenen numaraya gelmiştim.

"Dokto abla, Değini ağayabili misin " dedi yorgun bir ses tonu ile

"Aramasına gerek kalmadı Meleğim ben geldim."dedim ve saçlarını okşadım kendisi sırtüstü uzandığı için beni göremiyordu.

"Değin,seni çok özledim bu tarafa gel yüzüne bakayım." dediklerini ikiletmeden yan tarafa geçip elim ile çökük yanaklarını okşadım.

"Nasıl hissediyorsun bakalım?" dedim.

"Yoğgun hatta çok yoğgun biliyoğsun hep böyle olu bu zamanla."dedi gözlerini kapatarak.

Yuttuğu harfler ile gülümsedim.

Biliyordum ve elimden hiç bir şey gelmiyordu.

"Nuray birazdan gelecekmiş ben gideyim söz veriyorum en yakın zamanda yine görüşcez."

dedim ve yanağını öptüm elimde olsa sımsıkı sarılırdım ama mühim olan onun canıydı.

"Söz vedin Değinler sözleni tutağ unutma"dedi oda benim yanağıma bir öpücük koydu.

Unutmak ne mümkün Melek unutmak ne mümkün!

Çıkmadan önce doktor ile konuşmuştum ve küçük bir ricada bulunup burda bulunduğumu söylememeleri gerektiğini söylemiştim.

Umarım ricam kabul olmuştur ne diyelim.

🧸

Hastaneden çıkıp bir taksiye atlamış ve eve gelmiştim.

Bunlar olalı saatler olmuştu kasımın sonunda olduğumuz içinde hava kararmıştı.

Şuan ne yaptığıma gelirsek Rüya ile döşeli odamda hazırlanıyorduk gideceğimiz canlı müzik için .

"Tamer arayınca nasıl heyecanlandım sonra ki dediklerine kadar da gayet iyidim ama Beyefendi 'Siz Derin ile gelirsiniz biz oradayız zaten' dedi.Nasıl sinir oldum anlatamam" elindeki makyaj fırçasını hareket ettirmeyi bırakmış ve devam etmişti "Yanlış anlama olay senin ile gitmem değil benim amacım abindi biliyorsun.Ona üzüldüm sadece."

Açık sözlülükte Rüya gibi olmak lazımdı. Düşündüğü her şeyi açık açık dile getiriyordu ve bu benim çok hoşuma gidiyordu.

"Yanlış anlamam Rüya.Merak etme sen." dedim ve makyaj yapmaya devam ettik.

Nedensizce makyaj yapmayı seviyordum çok hoşuma gidiyordu tabi bu aralar sadece cildimi kapatmak için kullansamda canım sıkıldıkça yapıyordum.

Malum Babamız buna harcadığım parayı sorgulamıyor!

"Ben hazırım bana bugün aşık olmazsa abin net kördür nokta." dedi sarı saçlarını düzelterek söylediği sözleri başımı sallayarak onayladım.

Altına siyah mini bir etek giymiş Altına da siyah bir çorap,üstünde yeşil bir crop sweat vardı ve gayet hoş gözüküyordu.

Ben ise siyah pantolon siyah boğazlı kazak ve mavi bir ceket giyiyordum gayet iyiydi bence.

"Bu odanda niye lavabo yok senin,acaba neredeydi bana bir daha söylesene." dedi karnını tutarak.

Günde 10 litre su içince herhal durum bu oluyordu.

Lavabonun yerini söylemem ile hızla yanımdan gitti.Bende aynada bordo rujumu sürmeye devam ettim.

"Derin bir gelir misin ?" diyerek beni çağıran Rüyanın yanına hızlıca gittim.

Sesin geldiği oda ile bir telaşa kapıldım.

"Rüya ne yapıyorsun bu odada" diyerek onu kolundan tuttum .

"Burayı odan sandım ondan girmiştim de burası ne odası buz gibi yatak yok sadece yerde yastık ile battaniye var.Burda biri kalmıyor değil mi?"dedi sorgulayıcı bir ifade ile

"Kimse kalmıyor tabiki kim kalır burda."

Ben kalıyordum o gördükleri de benim sıcak ve yumuşacık yatağımdı.

Rüyayı kolundan tutup hızla ordan çıkarttım,evden almamız gereken herseyi almış ve Samet amca ile Işına gelmiştik.

"Samet amca dönüşte beni eve bırakır değil mi bizim şoförü çağırmaya gerek yok diyorum." dedi koluma girerken .

"Bırakır,belki Tamer Bırakır kim bilir." dedim onu güldüre bilmek için ve ise yaramış olsa gerekki gülümsemişti.

Işın denilen yer bardı ve 18 yaşından küçükler alınmıyordu ama sahibi Zübeyirgil olunca bu işi pek dert etmiyorduk zaten toplasam 5 kez gelmemiştim.

Kapıdaki adamlar bizi geçen seferden tanıdığı için içeri almıştım içeri girer girmez ağır bir sigara ve alkol kokusu vardı ama diğer günlerin aksine ağır bir bas ile çalan bir şarkı yoktu.

Bugün ki canlı müzik için olsa gerek çünkü herkes masalara çekilmiş önündeki içecekleri yudumluyordu.

Yani kısacası bugün biraz sakindi.

Bir anda ensemde hissettiğim nefes ile irkilerek boynumu çektim.

"Huylanıyorsun badem göz." duyduğum ses ile arkama döndüm.Kaşının kenarında yeni kabuk bağlamış kanlı bir yara vardı aynı şekilde dudağının kenarında da

"Neden kavga ettin "diyerek direkt konuya girdim.

"Siyah sana yakışıyor."dedi yüzüme yaklaşarak.

Kendimi geri çekerek gözlerine bakmaya devam ettim kaşlarımı kaldırarak.

"Canım dayak çekti bende gittim yedim oldu mu ?"diyerek açıkladı.

Acaba ordan bakılınca alnımda enayi mi yazıyordu.

"İnandım Kıraç.Tamam"diyerek çoktan çocukların olduğu masaya geçmişti bende oraya doğru dönerek masaya yürümeye başladım oda aynı şekilde yanımda gelerek masaya gitmiştik.

"Derin yav sen kilo mu verdin görmeyeli?"dedi günler sonra gördüğüm Zübeyir.

"Zübeyir yav sen kilo mu aldın görmeyeli?" dedim onu taklit ederek.

Rüyanın yanına oturmuştum karşıma da Kıraç oturmuştu.

"NE KİLOSU KAS YAPTIM KAS"dedi olmayan kaslarini gösterirken.

"Aman allahım bunlar ne kadar büyük kaslar böyle"diyerek onun oyununu devam ettirdim.

Birkaç saniye bakıştıktan sonra gülmeye başladık.

Elim ile gülüşümü gizlerken Kıraç ile göz göze geldik.

Bir anda hızla atmaya başlayan kalbim ile lanet okudum neydi bu şimdi.

Masaya gelen garson birkaç bardak içki bırakmış ve gitmişti Rüya dahil hepsi alırken ben su içmeyi tercih etmiştim.

"Tamer nerde, burda olduğunu söylemişti."dedi Rüya ortamdaki sohbeti keserek sorduğu soru Soner ile Zübeyiri Kıraç ile göz göze getirmişti.

Demekki bir bok dönüyordu ortada kokusu çıkardı birazdan.

"Gelir birazdan.Merak etme biraz az görsen bir şey olmaz hoşlandığın çocuğu"dedi Zübeyir.

Sohbete devam ederlerken bende katılıyor hatta gülüyordum umarım Tamer gelmezdi.

Canlı müzik başlamıştı ve şuana kadar benim sevdiğim grubun şarkılarını söylüyorlardı ve bu bile beni çok mutlu ediyordu.

Rüya gelen telefon ile dışarı çıkmış,Soner telefon ile oynuyordu,Kıraç ise etrafa bakıyordu bazen gözlerimiz denk düşüyordu ama pekte önemli değildi. Zübeyir ile daha fazla dayanamayıp sahnenin yakınına gelmiş bağıra bağıra şarkıya eşlik edip dans ediyorduk.

Sadece bir gün hayır sadece birkaç saat bazı şeyleri unutarak dans edip eğlensem ne olurdu bence hiç birşey olsa bile çekeceğim acıya değerdi sorun değil.

"Beni yak kendini yak, her şeyi yak

Bir kıvılcım yeter, ben hazırım bak

İster öp okşa, istersen öldür

Aşk için ölmeli, aşk o zaman aşk" Zübeyir ile bağırarak söylediğim sözler ile sallanıyorduk ve bu çok güzeldi.

Şarkının en sevdiğim yeri gelince bağıra bağıra söylemeye başladım.

"Aşk için ölmeli o zaman aşk!" Bir anda belimden çekilip Kıraç ile yüzyüze geldim.

"Seni içime çektim bir nefeste

Yüreğim tutuklu, göğsüm kafeste" Ellerimi Omuzlarına koyarak ona eşlik ettim

"Yanacağız ikimiz de ateşte

Bir kıvılcım yeter, hazırım bak

Aşk için ölmeli, aşk o zaman aşk "

Şarkı bitene kadar öyle dans etmiş şarkı sözlerine ayıp olmasın diyede hiç konuşmamıştık.

Ve size yemin ederim ben sırf bunun için bile günlerce mutlu olabilirdim.

"Sadece bir kıvılcım Derin sadece ufacık bir kıvılcım ile senin için her şeyi yaparım."dedi ve beni orada bırakıp gelen Tamere çarparak gitti.

Bana dediği sözleri sindirmeye,anlamaya zamanım olmadan Tamerin beni kolumdan tutup hızla lavaboların olduğu sesiz yere götürmesi bir oldu.

Kolumu ondan çekerek onu ittim.

"Burası yasaklı alan değil beni böyle tutup çekemezsin o yüzden!"dedim bir hiddet ile

"Ne o iki insan içine çıktın diye bana karsi gelmeye mi başladın DERİN!" dedi boğazıma yapışarak. Ellerim ile elini itmeye çalışıyordum ama nafile çözüm olarak erkekligine büktüğum dizim ile vurdum. Bunun ile elleri çözülmüş iki büklüm olmuştu.

"BEN BABANIN OLMADIĞI HER YERDE SANA KARŞIYIM DUYDUN MU VE BURADA BANA İSTEDİĞİN GIBI DAVRANAMAZSIN!"dedim eğildiginden dolayı eğdigi kafasındaki saçları çekerek.

"Sadece iki dakika mutlu oldum gözüne battı değil mi sana göre benim bir saniye bile mutlu olma hakkım yok değil mi ?"dedim kafasını geri bırakarak.

"Evet çünkü sen aile bozucusun çünkü sen benim ailemden uzak kalma sebebimsin!"dediği sözler ile birlikte ayağa kalkmıştı.

Histerik bir kahkaha attım "Baba seni nasıl da kandırıyor böyle,sen kör olmuşsun resmen KÖR!"dedim gitmek için yürümeye başladım ama beni kolumdan çekerek durdurdu.

"Kıraça gerçekleri mi söyledin?"dedi.

"Hayır öyle bir şey yapmadım." diyerek yanıtladım onu.

"O zaman neden benim kardeşim dediğim adam bugün senin için bana karşı gelip benimle kavga etti?"dedi sinirli bir ses tonu ile

Yüzündeki morluklar ve izler belli ediyordu.Kıraçın yüzündeki izler neden olmuş şimdi anlamıştım.

"Bilmem belki o senin aksine bana daha çok anlam yüklüyor ve değer veriyordur!"dedim aynı ses tonu ile ama dediklerime ben bile inanmiyordum.

"Senin gibi pis birine birilerinin bir anlam yükleyip değer vereceğini mi düşünüyorsun yazık!Sen sadece koca bir hiçsin duydun mu?Sen gurursuzsun önde gidenisin sırf bazı şeyler için dayak yemeği göze alıyorsun,sen o kadar acizsin ki duydun mu senin gerçek baban için bile anlamın yokki elin oğlunda niye olsun !"dedi sinirli ses tonu ile dediklerine daha fazla dayanamayıp yüzüne sert bir tokat geçirdim.

"Belki ben gerçekten de aciz,gurursuz,koca bir hiçimdir ya sen Tamer Ya sen? Sence Benan hastanede bakıcılık mi yapıyor yoksa bir morg sedyesinde bekletiliyor mu git bir sor bana anlam yüklemeyip sana yüklediğini düşündüğün babana!" dedim parmağım ile omzuna vurarak.

"Sen ne saçmalıyorsun benim babama olan güvenimi yıkmaya çalışıyorsun ama yemem."

"Git içerde sana sadece acıyıp oynayan Kıraç ile dans edip,şarkı söyleyip eğlen külkedisi akşam on ikiden sonra herşey eskisine döner ne de olsa eve gelir acı içinde yalvarırsın. "dedi ve hızla gitti.

Arkasında ne gibi bir enkaz bıraktığının farkında olmadan.

Ellerim ile saçlarımı düzeltip derince bir nefes aldım ve içeri girdim.

Şarkıyı söyleyen adam başka bir şarkıya geçmiş onu söylüyordu .

Tamerin gittiğini düşünüyordum ama masada Rüyanın elini tutarak oturuyordu.Zübeyirde oturmuş masada eşlik ediyordu kenarda oturan Kıraç ise beni izliyordu.

Sarsak adımlar ile masaya gitmiş Kıraç'ın yanına oturmuştum.

"Neyin var dolan göz?Neden doldu badem gözlerin?"dedi naif bir ses tonu ile.

Kafamı hafice eğererek omzuma yasladım.

"Bir şey olmadı"

Sadece abim bazı gerçekleri yüzüme vurmaktan çekinmedi.

'Sen acizsin gurursuzsun' dediği sesler etrafta pir dönüyordu.

Benim gibi kafasını eğerek arkadaki şarkının sözlerini mırıldandı.

"

"Öyle dertli dertli bakma, gören olmaz, gören olmaz"

"Kalbinden söyler ama, duyan olmaz, duyan olmaz"devamini ben söyleyerek gözlerimi kapattım dolu olan gözlerimden bir damla yaş süzüldü elim ile göz yaşımı hızla sildim.

Biraz daha bana yaklaşarak bana naif bir şekilde baktı.

"Kıraç ben senin için bir anlam ifade ediyor muyum?"diyerek sordum sesi tonumu ayarlayamamış olsam ki bize dönen bakışları hissettim.

Nolur Kıraç bir anlam ifade ediyor olayım,belki buda acizlikti ama en azından birisinde bir anlamım olsun.

"Benim için bir anlam ifade etmiyorsun dolan göz,"dedi ve iyice kulağıma yaklaştı"Çünkü sen içimde bir anlam değil bir çok şeyin anlamını ifade ediyorsun."dedi ve yanağıma bir öpücük koydu.

Belki yalandı belki oyundu eğer yalansa inanmayı oyunsada oynamayı düşünüyordum çünkü bu yaşadıklarımın içinde belki bende devam edebilirdim.

Kıraç ÖZER

Belkide benim zorlu hayatımın gerekli detayısındır.

14.05.23

Bölüm sonu

4 yorum

  • Yeni bölüm ne zaman? Birde biraz kısa paylaşsan bölümleri güzel olur

    1Yanıt
  • Şimdiye kadar okuduğum hikayeşerden en sevdiğim hikaye bu oldu gerçekten mükemmmelll bir hikaye

  • İlk başlarda Kıraç’a sinir oluyordum ama şimdi baya sevdim çocuğu

    1Yanıt