Baleyi diğer sanat dallarından ayıran nedir biliyor musunuz?
Hissetirdikleri.
Kelimelere dökmeye zorlandığınız o hüznü mutluluğu,acıyı özellikle de aşkı bedenler ile benimseyip anlatması,hisstetirmesidir."
Bize konuşma yapan dans hocamıza baktım.
"Ama görüyorum ki siz hissettiklerinizi kabullenip benimsememişsiniz çünkü bu hissiz yapılan dansın adının bale olduğuna bin şahit ister!"
Sert ses tonu ile ile ben ve salondaki herkes gerilmişti.
"Dans etmeye başladığınız an yaşadığınız acıyı,mutluluğu,aşkı hissedeyim.Hadi şimdi hepiniz tekrardan deneyin." dedi ve ön koltuklardan birine oturarak bizi izlemeye başladı.
"Derin ile başlayalım."
Herkesin oturduğu yerden sahnenin ortasına geldim.Kulağıma dolan ses ile gözlerimi kapattım ve kendimi müziğe bıraktım.
Bale,Derin YAKUTUN en sevdiği şeydi,hayatıydı.
Küçüklüğünden beri yaptığı bu dansı benimserdi.
"Sen ne yapıyorsun Derin?" diyen hoca ile gözlerimi açtım.
Ne yapıyora benziyorum,bale yapıyorum işte.
"Bale?" sorgular bir ses tonu ile sordum.
"Carole,senin hakkında çok iyi olduğunu söylemişti ne o ara verince köreldin mi?"
Carole sen beni yaktın.
"Bugün en son sen çıkacaksın.Eski Derin gibi dans edene kadar pratik yapıcaksın!"eli ile çekil hareketi yapıp devam etti "Leyla seni izleyelim."
Geri geri gidip kalktığım yere oturarak ayaklarımı esneterek dans eden kızı izledim.
Bale hocamız Canan hoca haklıydı.Hissetirmek önemliydi. Dans eden kıza bakınca daha iyi anladım kızın yüzünde çok huzurlu bir ifade vardı adeta bize huzuru umudu hissetiriyordu.
O sırada bıkkınlık hissetirecek ben 🤌
Herkesi tek tek izleyip yorum yapıp herkesin çıkabileceğini söyledi Canan hoca,tabii ki beni unutmadı "Sen burda pratik yapacaksın,2 gün sonra ana dansçı seçimi var ve Alihan Bey seni seçmem gerektiğini söylüyor ama böyle yaparsan seni seçemem.Ben paradan sende babanın sana olan güveninden olursun."
Babam ve bana olmayan güveninden olmamak için pratik yapmam gerekiyormuş.
"Hissetirmek istediğin şeyi önce öğrenmen,bilmen gerekiyor."
"Nasıl öğrenebilirim ki ?" diye sordum.
"Derin,senin Carolenin öğrencisi olduğunu bilmesem seni asla almazdım galiba nasıl öğreneceksin araştırarak!"
Carolenin öğrencisi olmasam bile babamdan dolayı alırdın sanki bilmiyoruz.
"Canan hocam kazadan sonra eskisi gibi adapte olamıyorum beni anlamanız gerekiyor."dedim ve devam ettim "Kuğu Gölünde birden fazla duygu hissetiriliyor.Birinci perdede umutsuzluk ve aşkı sonrakinde hayal kırıklığı en sonda ise umut ve aşkı hissetirmek gerekiyor." dedim.
"Bak biliyormuşsun," dedi.
"Öğrenmek isteğim şey bu değildi ki ben konuyu olayı biliyorum sadece," yüzüne bakarak devam ettim "Ben bu duygular ile nasıl bütünleşip hissetireceğim.Onu bilmiyorum."dedim.
🧸
Saatlerdir pratik yapıyordum ama hala istediği gibi hissetiremeyen beni,bırakmaya niyeti yoktu.
"DERİN!Güzel yapıyorsun,hoş yapıyorsun ama hissetmiyorum.Dümdüz hareket ediyor gibi oluyor o zaman da!" bıkkın ses tonu ile konuşan hocama baktım.
"Ben böyle umutlu hissediyorum demek ki!"dedim pointin kurdelesini düzeltirken.Ayaklarım özellikle parmak uçlarım isyan ediyordu.
"Dümdüz bakıyorsun ya dümdüz nasıl bir gram umudu hissetiremezsin!"dedi Canan hoca
"Hocam,umudu olmayan biri size nasıl umudu hissetire bilir ki daha kendisi hissedemiyor." koltukların arasından gelen sesin sahibine baktım.Kıraç.
Ne zamandır burdaydı ve biz neden hiç fark etmemiştik.
"Geldi yine benim hakkımda varsayım atmaktan çekinmeyen çocuk."dedim.
Canan hoca ayağı kalkıp sahneden indi ve Kıraça doğru dönerek konuşmaya başladı. "Umut her insanda vardır sadece bazılarında ortada görüş açısı içinde duruyorken bazı insanlarda ise görüş açısına giremeyecek kadar derinliklerde saklanıyordur." eli ile beni gösterek devam etti "Ve belkide umudu yok dediğin o kızın,umudu hissettiren herkesten daha çok umudu vardır kim bilir." dediği sözler ile yavaş adımlar ile salonun kapısından çıkarak gitti.
Belkide sadece gerçekten umudum yoktur.
Kıraçta koltuktan kalkıp sahneye doğru yürümeye başladı,ben ise yorgunluktan kendimi sahnenin ortasına uzanırbir vaziyette attım. Kıraç ise gelip bana bir havlu uzatarak yanıma oturdu havluyu alıp yüzüme örttüm.
"Gelmişsiniz,kazandınız mi bari ?" diyerek konuşmaya başladım.
En son birbirimizi o gece sokakta görmüş ondan sonraki gün ise onlar basketbol maç turnuvasına gitmişlerdi ve yaklaşık 10 gündür o gruptaki hiç kimseyi görmemiş ve konuşmamıştık.
Tamerle bile ve bu beni çok mutlu etmişti son yaşanılan olaylardan sonra.
"Benim olduğum yerde kaybetmek ne mümkün." dedi kendini överek
"O sırada dönem başlarında senin yüzünden kaybedilen maçlar." diyerek gülümsedim havlunun altından.
"Onları isteyerek yapmıştım yoksa kaybetmem."dedi.
Üç diyince inanıyoruz 1 2 4 5
"Neden havlu ile kapatın yüzünü?" dedi
"Neden olucak görme diye!" diyerek cevap verdim .
"Neyi,yoksa yine mi bir yerini bir yere vurdun ve morardı!" dedi kalın ses tonu ile
"Alakası bile yok.Güzel yüzümü görüp bana tutulmanı istemiyorum."diyerek cevap verdim.
"Neden,bu kederli hayatında aşka ihtiyacın yok mu ?"dedi alaycı ses tonu ile
"Her şeye sahip olduğum dertsiz bu dünyada dertsiz başıma dert alamam."diyerek yanıt verdim.
"Ya ama ne dertsiz !" dedi.
Her seferinde aynı şeyi ima ediyordu ve bu artık sinir bozucu bir hale geliyordu.
"Bana artık bu imalarda bulunma yoksa kendimden şüpheleneceğim." diyerek havluyu yüzümden çektim ve derin bir nefes aldım.
Başımı hafifçe sağımda oturan Kıraça çevirdim ve biraz onu süzdüm.
Koyu kumral saçlar,açık kahve gözler,özen ile tek tek yerine konulmuş kirpikler ve üst dudağı alt dudağı kadar dolgun olmayan dudaklar
Ve bir adet onu Alıcı gözü ile süzen ben.
"Ne o aşık mı oldun ?"dedi bakışlarını bana döndürerek.
"Hemde nasıl aş-" göz göze gelince söylediğim kelimeler yarım kaldı.
Gözleri çok güzeldi. Kıskanacak kadar.
"Devam etsene " dedi.Uzandığım yerden kalkarak oturur pozisyona geldim.
"Neye?"
Salak mısın cümleye neye olucak!
"Ha,şey diyordum hayal kurmak güzeldir. "
Saçmalayanlarda bugün: Derin ile birlikteyiz,Derin bir salak.
Kahkaha atarak bana doğru dönerek oturdu.
"Neyden şüpheleneceksin Derin ?"dedi bana o güzel gözler ile bakarak.
"Neyden olucak delirdiğimden!"
Derin sen ne diyorsun Allah aşkına .
Biri beni sustursun!
"Benden etkileniyorsun." dedi başını yana doğru eğerek .
"Senden etkilenmiyorum. Böyle birşey çıkartma sadece..."diyerek gözlerine bakmaya devam ettim.
Sadece gözleri,gözlerime çok güzel bakıyor.Olay bundan ibaret.
"Belkide sadece benimle oynamana karşılık bende seninle oynuyorumdur."dedim.
Tuturduk bir oyun bir rol hadi hayırlısı.
"Ya ben oynamıyorsam Derin ?"
Tamam benim adım Derin neden ikide bir bana öyle hitap ediyorsun belki ismimi sevmiyorum ama lütfen saygı.
"Seninle bunu tartışmaya hiç mecalim yok." diyerek güzel gözlerinden bakışlarımı çektim ve ayağımı rahatsız etmeye başlayan pointlerimden birinin kurdelesini çözmeye başladım.
"Bugün çok yoruldun mu ?" diyerek diğer pointin kurdelesini çözmeye başladı.
Ama bu evlilik teklifi.
Kafam ile sorduğu soruyu onayladım.
Naif ses tonu ile bana soru sormaya devam etti "Peki hangi gösteriyi yapacaksınız?" Pointi ayağımdan çıkartıp kenara koyup ayağımdaki uçluğu ve bantları çıkartmaya başladı ama ayağımı hızlıca geri çektim.
"Rahatsız mı oldun ?" diyerek bana baktı.
"Ben kendim çıkartırım sen rahatsız olma asıl."
Aylar önce
"Kıraç acaba pointi mi sen çıkarır mısın?" Duyduğum Leylanın sesi ve dedikleri için kendimi gülmemek için zor tuttum.
Okula geleli neredeyse bir hafta olmuştu ve adapte olmaya çok zorlanıyordum.
Ama değerdi burda olmak .
Oturduğumuz sahnedeki adlarını bildiğim grup gülmeye başladı ve Kıraç ciddi yüz ifadesi ile cevap verdi "Senin elin yok mu Leyla ben niye senin ayağındaki şeyi çıkartayım!Hem rahatsız olurum birinin ayağına dokunmaktan."
Kim olmazdı ki ?
Ayak fetişi olanlar olmazdı.
Bir anda gür bir kahkaha atarak konuşmaya başlayan çocuğa döndüm.Bu Zübeyirdi,en eğlenceli olanları .
"Leyla güzelsin ama salaksın biliyor musun ?"dedi ve elini omzuna atarak devam etti.
"Okuldaki kimse senin 36.5 ayakların için ölüp bitmiyor burası Tinder değil!" dediği sözler üzerine kız daha fazla burda durmayıp hızlıca çıktı.
Aralarından Soner "Galiba pointleri çıkaracak birini aramaya gitti ." dediği sözle ortamdaki herkes gülmeye başladı.
Bense ufak bir tebessüm ettim belki Tamer bunada kızardı bilmiyordum.
"Biz gidiyoruz sen kendin gelirsin."diyen Tamer ile oturanlar ayağı kalkıp gittiler bense orda kalıp ezberlemem gerekenlere çalıştım.
Günümüz
"Neden rahatsız olayım ki ?" diye meraklı gözler ile sordu.
"Leyla istediği zaman 'rahatsız olurum' demiştin o yüzden dedim." diyerek pointleri çıkarmaya devam ettim o ise diğer ayağımı çekerek uçluğu çıkartıp konuşmaya başladı.
"Kendini benim için bir anlam ifade etmeyen bir kız ile aynı kefeye koyma.Sen Derinsin senden asla rahatsız olmam bunu unutma." dedi ve bantlarımı çıkarmaya devam etti.
Başımı kaldırıp dikkat ile bantları çıkaran adama baktım.
"Ben senin için nasıl bir anlam ifade ediyorum?" dedim meraklı bir ses tonu ile
Onun için önemli bir anlam ifade ediyor olmam gerekiyor böyle konuşması için sonuçta kimse 3 aydır hiç konuşmadığı birine bir anda anlam yükleyemezdi.Belkide yükleyebilirdi.
Gözlerime baktı,güzel güzel baktı.
Onun için anlam ifade ediyormuş gibi ...
"Hangi gösteriyi yapacaksınız?"dedi biraz önceki sorusunu tekrarlayarak .
Evet ben kabak diyordum o armut.
"Kuğu Gölü biliyor musun ?" dedim.
Ayaklarımı çekerek bağdaş kurdum o da aynı şekilde bana dönerek bağdaş kurdu ve cevap verdi "Biliyorum.Odette ile prensin aşkı."
Ben bu kadar bilmiyorum yuh .
"Odette ve prensin yarım kalan aşkı diyelim.Sonda değişiklik yaptık biz değil büyücü bizi öldürüyor bu gösteride. "diyerek açıkladım.
"Duyguları yansıtırsan net ana dansçı olursun."dedi.
Başka çaremde pek yok gibi...
Ellerim ile oynarken başım ile onayladım.
"O gece bir şey olmadan uyudun mu ?"
Sorulan soru ile gözlerimi kapatıp açtım ve gülümseyerek cevap verdim.
"Evet çokta rahat uyudum ya sen?"dedim.
Sonuçta herkes sıcak bir yatakta rahat uyur.
"Ben uyuyamadım derin düşüncelerden dolayı."
Yani bana aşık onu dile getiriyor.
"Seni eve bırakmamı ister misin ?" Sorduğu soru ile hızla kafamı olumsuz anlamda sallayıp reddettim.
"Neden ki ?" dedi sert ses tonun aksine yumuşak bakışlar ile sorduğu soruya bir an gerçek cevap verecektim."Bir taksiye atlar kendim giderim hem sende yoldan geldin."
Yine senin yüzünden bazı şeyler yaşamak istemiyorum.
Eli ile kendi gösterip konuşmaya başladı "Sen beni mi düşünüyorsun Derin ?"
Aksine sadece kendi canımı düşünüyorum.
Hızla ayağı kalktım ve kenarda duran çantama pointlerimi ve etraftaki parçalarını koydum,üstümde kot ceketimi giyip hızlı adımlar ile sahneden inip ona doğru dönüp cevap verdim
"Kıraç...görüşürüz. " diyip hızlı adımlar ile kapıya ulaştım tabi arkamdan gelen adım sesleri ile onun da benimle geldiğini anlamak çok zor değil.
"Hiç kendini kaybettiğini düşündün mü?" duyduğum soru ile adımlarımı yavaşlatım ama aramızdaki mesafeyi de kapatmamaya dikkat ettim.
"Bulamadığım bir şeyi kaybedemem." diyerek yanıtladım onu.
Ben kendimi hiç bulamadım ki kaybedeyim. Ne yapmaktan hoşlanırım ne için yaşarım hiç bilmiyorum. Tek bildiğim şey bunları yaşamam gerektiği bu acılara katlanmam gerektiği çünkü bazı şeyler olması gerektiği için olur ve anlam aramayamazsın.
"Belki daha çok küçükken kendini bulmuş ama kaybolmuşsundur olamaz mı ?" dedi arkamdan.
Belki anne karnından doğduktan sonra kendimi bulmuş ama bu kötü ruhlu insanların arasında saf ruhum,kendim kaybolmuştur.
"Umarım öyle olmuştur çünkü o zaman neyi kaybettiğimi ve nasıl arayacağımı bilirim." dedim.
Verdiğim cevap üzerine sesizce yürümeye devam ettik. O bana taksiye neden binmedin diye sorana kadar da açıklama yapmayı düşünmüyordum sonuçta durupta şey diyecek halim yok 'Ya benim baba tasarruf için dağ başındaki okuldan ve diğer yerlerden yürüyerek gelmem tarafı.' diyemem.
Bu sessizliğe açtığı şarkı ve söylediği sözler ile ara verdi.
"Yoktan sebepler
Seni benden alırken
Boğan gün batarken
Yoruldum"
Söylediği şarkı sözleri ile heyecanla durup ona döndüm "Ya ben en son bu şarkıyı eklemiştim listeme şansa bak." dedim.
"Ortak dinlediğimiz bir şarkıya denk gelmek mi seni bu denli mutlu eden ?" dediği söz ile bakışlarını dudaklarıma kaydırdı.
Öpmek için değil gülüşüme bakmak için yanlış düşünme Derin!
"Evet mut-"dediğim sözü keserek kendi konuşmaya başladı "Seni hiç böyle uzun gülümserken görmedim o yüzden şaşırdım istediğin kadar mutlu olabilir ve gülebilirsin sıkıntı yok ben sana engel olmam."
Düşündüklerimi veyahut korkularımı başka birinin ağzından izin vererek duymak çok güzel bir hismiş.
"Teşekkür ederim." dedim.
Eğer bana böyle davranması bir oyunsa bile böyle naif davrandığı için teşekkür ederim.
"Asıl ben teşekkür ederim..."
O ne için teşekkür etmişti bilmiyorum sorupta öğrenmekde istemiyordum doğrusu.
Dakikalar sonra şarkı bitmiş ve biz evlerin olduğu sokağa girmiştik
"Burdan sonrasında galiba benimle gözükmek istemezsin.Malum zorba biri ile gözükmek istemezsin!" dedi .
Malum senin ile gözüküp acı çekmek istemem.
"Evet... O zaman iyi akşamlar." dedim yokuşu inip bizim eve doğru yürüdüm.
Eve gelmiş kendimi küçük sıcak odama atmıştım.
Evde kimse yoktu zaten bugün evde babam ve ben dışında da pek insan olmazdı sonuçta bugün ayın 17'siydi kimse olmamalıydı.
Yumuşak yatağa uzanarak biraz gözlerimi kapattım.Ne çok yorulmuştum bugün ama kötü bir gün değildi birileri benimle konuşmuştu ve beni özel hissetirmişti ama en önemlisi bu değil bugün hiç kusmamıştım.
Çünkü bugün hiçbir şey yemedin!
Gerçeği hatırlatan iç sesime kızdım.
Telefonu koyduğum yerden alarak saatte baktım.
18.36
Uzandığım yerden kalkarak kıyafetlerimin olduğu dolaba gittim ve kendime kalın bir şeyler seçtim.
Seçtiklerimi giydikten sonra saçımı toplayıp en aşağı depoya indim.
Malum ne kadar aşağı o kadar az ses!
Güzel bir kapı ile kapatılan depo niyetine kullandığımız yere baktım.Atalar ne demiş...
Ne demiş hatırlamıyorum ama net bir şey denmişti dış güzellik ile ilgili.
Ayak attığım yerden yükselen toz bulutları ile hapşırmaya başladım.
Pis tozlu bir yerdi neyse ki ilk gelişim değildi.
Elimde tuttuğum telefona gelen bildirim sesi ile yerimden sıçradım sessize almayı unutmuşum.
Gelen bildirime baktım bilinmedik bir numaradan bir mesajdı.
Ben Kıraç, olurda bir şey olursa çekinmeden ara.
Gelen mesaj ile gülümsedim ama kısa sürdü çünkü kapı hızla çarpılıp kapatıldı.
"Güzel kızım bugün yine yaptım.Merak etme sen." Saçlarımı okşayarak söylediği sözlerin sonunda hızla çekip yere attı ve benim için çok güzel olucak o dakikalar başladı.
Dakikalar sonra durmuş ve gömleğin bir kaç düğmesini daha açmış kenarda duran viskisinden de bir yudum içmişti.
"Her ayın 17'si ayrı bir keyifli özellikle karşılık vermiyor olup bana itaat etmen ne hoş!" diyip kaldığı yerden devam etti. Bense sadece kalın bir şeyler giydiğim için şükrettim.
Artık bütün sinirini atmış olacak ki "Bak seni nasıl düşünüyorum Derin YAKUT,ayaklarına ve yüzüne vurmadım. Hatta bugün boğazına bile dokunmadım." Kahkaha atıp devam etti "Odaya gittikten sonra odadan çıkma. " diyip kapıdan ıslık çalarak gitti arkasında ölse, şükredecek birini bırakarak.
Tuttuğum gözyaşlarını bıraktım ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
İnsanın kaderi gerçekten de doğduğu ev oluyordu.Ne kadar inkar ederse etsin bu böyleydi ben annemin çocuğu olmasam bu kadar acı çekmezdim benim suçum neydi ki?
Doğmak
Yaşamak
Hayır sorun ne doğmam ne yaşamam sorun sadece bana sahip çıkmayan bireylerin çocuğu olmamdı.Sorun benim bunlara dur diyemememdi.
Ağzıma gelen tat ile bomboş midemdekileri kusarak yani sadece sarı bir sıvı kusarak rahatlattım kendimi.
Kendimi yere yüzüstü attım çünkü sırtım çok acıyordu,biraz böyle beklersem acı belki hafiflerdi.
Derin,kandırma kendini deri kemerin acısı hafiflemiyor sen sadece kendini kandırıyorsun.
Orda öylece kaç dakika durdum bilmiyorum ama artık ayağa kalkacak halde olduğumu düşünerek kalktım.Dik tutamadığım sırtım ile merdivenleri çıktım tabi biraz zor olsada.
En sonunda odama gitmiş kendimi odamın içinde bulunan banyoya atmıştım.
Soğuk suyu açarak üstümü çıkartmadan kendimi soğuk suya bıraktım.
Dolan gözlerim ile birlikte yere çöktüm ve kendi halime acıyarak ağlamaya başladım.
Acı değildi beni ağlatan kendimi bu duruma düşürmüş olmamdı.
İyi tarafından bakalım bugün kıyafetlerin üstünden vurmuştu ve diğerleri kadar acı verici olmamıştı.
Üstümü çıkartıp yanma hissi veren yerlere soğuk suyu tutum.
Temizlendiğime emin olduktan sonra duştan çıkıp havlu ile kurulandım.Odaya girip dolaptan ince bir şeyler alıp giydim ve kendimi yumuşak yatağıma attım ve gözlerimi kapatarak uyumaya çalıştım ama sadece çalışmak ile kaldım çünkü sırtımın yanmasından uyuyamıyordum.
Çalan telefonum ile gözlerimi açarak telefonumu aldım arayan kişinin adı ile bir küfür savurarak yanıtladım.
"Ne var Allahın cezası,ne oldubda beni gece birde arıyorsun?" diyerek konuşmaya başladım yanıt bekledim ama konuşan yoktu.
"Ne o bana acıdığın için mi aradın yine,beni merak etme bu sefer çok acımadı." dedim ve telefonu kapattım.
Tamer her seferinde beni arayıp 'acıdı mı' diye soruyordu sanki diğerlerine kendisi vesile olmuyormuş gibi.
Dakikalar geçmeden telefonum yine çalmıştı ama arayan bu sefer bilinmedik bir numaraydı,hayır bu biraz önce mesaj atan Kıraç'ın numarasıydı.
"Efendim" diyerek yanıtladım aramayı.
"Derin,ben ve Tamer sizin evin kapısındayız.Anahtarı da evde unutmuş kapıyı açar mısın?" dedi .
"Tamam."diyerek telefonu kapattım ve sesiz adımlar ile aşağı indim.
Umarım baba uyanmazdı.
Kapıyı sesizce açıp o açık kahve gözler ile karşılaştım.
"Sen şuraya bırak ben kendim çık-"
"DERİN SANA ODADAN ÇIKMA DEMİŞTİM!" bağıran adamın sesi ile yerimden sıçradım istemsizce gözlerimi yumdum.
Aşağı indiğini sert adım sesleri ile anlayabiliyordum.
"Sen ne yapıyorsun kapıda?" Sert ses tonu ile sorduğu soru ile gözlerimi açarak ona döndüm.
"Tamer anahtarı evde unutmuş baba ona açtım kapıyı." diyerek kendimi açıklama gereği duydum.
"Alihan amca Tamer biraz fazla kaçırmış ben getirmek zorunda kaldım." dedi Kıraç varlığını belli ederek .
Baba yanıma iki adımda yaklaşıp elini sırtıma atarak ovuşturdu.
Acıyan sırtım ile gülümsedim.Umarım gözlerim dolmamıştır.
"Ah şu çocuğun yaptığına bak,bana ver ben çıkartayım." dedi ve Kıraça yaslanmış Tameri tutarak yukarı çıkardı.
Bizde orada tek kaldık.
"Galiba yanlış bir ana şahit oldum."dedi gözlerinde anlam veremediğim o duygu ile.
"Hayır,bi-biraz hastayım babam o yüzden çıkmamam gerektiğini söyledi." diyerek yalana başvurdum.
"Umarım öyle olmuştur Derin..." derin bir nefes alıp arkasına dönüp gitti.
Bende kapıyı kapatarak hızlı adımlar ile odama çıktım.
Baba bir şey demedi.
Kendimi yatağa atıp gözlerimi yumdum ama gelen bildirim sesi ile hızla gözlerimi açtım ve gelen bildirime baktım. Kıraçtandı mesaj.
Bu gece için bir şarkı bırakmak istedim.
Şebnem Ferah -Yalnız
Bana seni anımsatıyor dolu göz.
Sende bana bir şarkı bırak.
Seni anlayabileceğim bir şarkı.
Önerdiği şarkıyı açarak dinlemeye başladım.
Gözlerin dolu dolu, hayatın da öyle
Kimse böyle yorgun olamaz
Hep göz pınarında
Duran o göz yaşında
Akmaya hazırlanan
Neler neler var?
Ne hikayeler var?
Kıraç farkındasın değil mi ?
Umarım değilsindir çünkü biri yaşadığım olayı bilmemeli.
Yada en azından bir kişi bilmeliydi,biri ile bu sırrı bölüşmeliydim ama bu Tamer'in yakın arkadaşı Kıraç olmamalıydı.
Şarkı için teşekkür ederim.
Beni anlamana ihtiyacım olduğunda bir şarkı önermekten çekinmem.
İyi geceler:)
Gönderip mesaj ekranında kaldım Çünkü hemen mavi tik olmuştu .
Acısız uykular dolan göz ;)
Yazdığı mesaj ile acıyan sırtıma aldırmadan uykuya bıraktım kendimi şarkıyı dinlerken.
Kim bilir neler neler geçti başından
Kimse böyle yalnız olamaz
06.05.23

