32.Bölüm
Unutulmak
Akşamüstü malikâne her zamankinden daha sessizdi. Dışarıda yağmur yoktu. Gökyüzü kapalı olsa da arada bulutların arasından süzülen ışık, salonun büyük pencerelerinden içeri giriyordu. Diana koltuğun köşesine yerleşmiş, elindeki kitabı okuyordu. Bir bacağını altına toplamış, diğer eliyle sayfaları yavaşça çeviriyordu.
Salonun karşı tarafında Alp vardı. O da elinde bir kitap tutuyordu. Bir süre yalnızca sayfaların sesi duyuldu.
Diana birkaç sayfa daha okuduktan sonra kitabın üzerinden Alp'e baktı.
“Emir.”
Alp gözlerini kitaptan kaldırdı.
“Efendim?”
“Sen gerçekten okuyorsun, değil mi?”
Alp kitabına baktı.
“Evet.”
Diana gözlerini kıstı.
“Kaç dakikadır aynı sayfadasın?”
Alp kısa bir sessizlikten sonra kitabın sayfasını çevirdi.
“Artık değilim.”
Diana gülmeye başladı.
“Çok zekice.”
“Teşekkür ederim.”
“İltifat değildi.”
“Ben öyle kabul ettim.”
Diana başını iki yana sallayıp tekrar kitabına döndü.
“Seninle tartışılmaz.”
“Bunu yeni mi fark ettin?”
“Hayır. Sadece bugün söyleyesim geldi.”
Alp'in yüzünde küçük bir tebessüm belirdi. Salon yeniden sessizliğe gömüldü. Diana okumaya devam ederken dışarıdaki rüzgâr pencereye hafifçe vurdu. Bir süre sonra Diana kitabın sayfalarından birinde durdu. Bölüm başlığını birkaç saniye okudu. Sonra çok da üzerinde durmadan sayfayı çevirdi.
“Bazen kitapların bölüm isimleri çok garip oluyor.”
Alp başını kaldırdı.
“Ne vardı?”
Diana kitabı biraz kaldırıp gösterdi.
“Boş ver. Garip bir isim.”
“Beğenmedin mi?”
“Hayır, sadece beklemediğim bir isimdi.”
Kitabı yeniden dizlerinin üzerine bıraktı.
“Devam ediyorum.”
Alp de kendi kitabına döndü.
Konu orada kaldı. Diana birkaç dakika sonra kitabı kapatıp arkasına yaslandı.
“Emir.”
“Efendim?”
“Sen hiç hiçbir şey düşünmeden oturmayı seviyor musun?”
Alp kitabını kapattı.
“Bazen.”
“Ben seviyorum.”
Diana pencereye doğru baktı.
“Böyle havalarda özellikle.”
“Yağmuru mu seviyorsun?”
“Yağmuru da.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Bazen insanın hiçbir yere yetişmesi gerekmemesi güzel.”
Alp başını hafifçe eğdi.
“Bugün yetişmen gereken bir yer yok.”
Diana gülümsedi.
“İşte bunu seviyorum.”
Bir süre ikisi de konuşmadı. Diana yeniden kitabını açtı.
“Bir de şu var.”
“Ne?”
“Birlikte kitap okumak.”
Alp kaşını kaldırdı.
“Birlikte mi okuyoruz?”
“Evet.”
“Sen kendi kitabını okuyorsun.”
“Sen de kendi kitabını.”
“Bu nasıl birlikte oluyor?”
Diana ona baktı.
“Aynı odada oturuyoruz.”
Alp birkaç saniye düşündü.
“Oldukça güçlü bir mantık.”
“Bence de.”
Diana yeniden kitabına döndü. Alp de okumaya devam etti.
Bu kez aralarındaki sessizlik daha huzurluydu. Koridorda Selin'in ayak sesleri duyuldu.
Elinde iki fincanla salona girdiğinde içerideki sessizliği fark edip yavaşladı. Diana kitabından başını kaldırdı.
“Ne taşıyorsun?”
“Çay.”
Selin fincanlardan birini kendine aldı. Diğerini ise kapıya yakın duran Mayın'a uzattı.
“Senin.”
Mayın fincanı aldı.
“Teşekkürler.”
Selin onun yanına geçti.
“Bugün fazla konuşmadın.”
“Sen yeterince konuşuyorsun.”
Selin şaşkın bir ifadeyle ona döndü.
“Bu lafı iltifat olarak mı kabul edeceğim?”
Mayın çayından bir yudum aldı.
“İstersen.”
Selin gülümseyerek başını eğdi.
“Eskiden böyle cevaplar vermezdin.”
“Eskiden sen de bu kadar soru sormazdın.”
“Demek ki ikimiz de değişmişiz.”
Mayın'ın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu. Selin bunu fark etti ama bu kez üzerine gitmedi.Yan yana yürüyerek salondan çıktılar. Diana arkalarından baktı.
“Bunlar gerçekten değişiyor.”
Alp kitabından gözünü ayırmadan cevap verdi.
“Kim?”
“Selin ve Aras.”
Alp sayfayı çevirdi.
“Fark ettim.”
Diana hafifçe gülümsedi.
“Bence güzel.”
“Olabilir.”
Diana yeniden kitabına döndü. Gece olduğunda malikâne tamamen sessizleşmişti. Diana kitabını bitirmiş, pencerenin önündeki koltukta oturuyordu. Alp de odadan çıkmak üzereydi. Diana kitabı kapatıp ona seslendi.
“Emir.”
Alp durdu.
“Efendim?”
“Yarın başka bir kitap seçelim mi?”
Alp ona döndü.
“Yine mi?”
“Evet.”
“Bugünkü kitabı bitirdin.”
“Bitirdim.”
“Yeni kitap hemen mi?”
Diana gülümsedi.
“Ben kitap okumayı seviyorum.”
“Fark ettim.”
“Sen de okuyacaksın.”
Alp hafifçe güldü.
“Peki.”
Diana kitabı masanın üzerine bıraktı.
“Bu sefer seçimi ben yapacağım.”
“Tamam.”
“Ve gerçekten okuyacaksın.”
“Okuyacağım.”
Diana memnun olmuş gibi arkasına yaslandı.
“Anlaştık.”
Alp kapıya yöneldi. Diana birkaç saniye sonra yeniden kitabına uzandı ama açmadı. Sadece kapağına baktı. Son günlerde yaşanan bütün karmaşanın içinde böyle sıradan bir akşamın ona neden bu kadar iyi geldiğini düşündü. Belki de bazen insanın ihtiyacı olan şey büyük cevaplar değildi.
Sadece yanında sessizce oturabilecek biriydi. Diana kitabı masaya bıraktı. Işıklar sönerken malikâne yeniden sessizliğe büründü ve o gece, herkes kendi düşünceleriyle baş başa kaldı. Bazıları birini unutmaya çalışıyordu.
Bazılarıysa unutulmaktan korkuyordu ama hiçbiri henüz bunun nereye varacağını bilmiyordu.