İçeriğe geç

Elveda asker

Bölüm 32 · 4 dk okuma

Elveda asker

Bölüm 32

31.Bölüm - Kalpler

31.Bölüm

Kalpler

Sabah, malikânenin koridorlarında uzun zamandır olmayan bir hareketlilik vardı. Deniz hâlâ hastanedeydi. Onun yokluğu, evin içindeki en küçük sessizlikte bile kendini belli ediyordu. Herkes günlük hayatına devam etmeye çalışsa da kimsenin aklı tamamen başka bir yerde değildi. Diana ise kahvaltısını bitirdikten sonra çantasını aldı. Alp kapının yanında bekliyordu.

“Emir.”

“Hazırım.”

Diana ayakkabılarını giyerken kısa bir süre düşündü.

“Bugün biraz dışarı çıkmak istiyorum.”

Alp'in yüzündeki ifade yumuşadı.

“Nereye?”

“Hayvanat bahçesine.”

Bir an sessizlik oldu.

“Hayvanat bahçesi mi?”

“Evet.”

Diana çantasını omzuna geçirdi.

“Çocukken çok severdim. Uzun zamandır gitmedim.”

Alp kapıyı açtı.

“Öyleyse gidelim.”

Diana dışarı çıktığında yüzünde küçük bir gülümseme vardı.

“Sen hiç hayvanat bahçesine gitmiyor musun?”

“Gidiyorum.”

“Peki en sevdiğin hayvan ne?”

Alp düşünüyormuş gibi yaptı.

“Bilmiyorum.”

“Nasıl bilmiyorsun?”

“Hiçbiriyle konuşup anlaşamadım.”

Diana kahkahayı bastı.

“Emir, bazen gerçekten çok garip cevaplar veriyorsun.”

“Görev gereği.”

“Hayvanlarla konuşmak da görevin mi?”

“Gerekirse.”

Diana başını iki yana sallayarak arabaya bindi.

“Tamam. Bugün seni anlamaya çalışmayacağım.”

Alp de direksiyona geçti.

“Bence daha iyi.”

Araba malikânenin kapısından çıkarken Diana camdan dışarı baktı.

Bir süre sonra yüzündeki gülümseme yeniden ortaya çıktı.

Sanki birkaç saatliğine de olsa son günlerin ağırlığını geride bırakabilecekmiş gibi hissediyordu.

༺♥༻

Öğleye doğru hayvanat bahçesine vardılar. Kapıdan içeri girdiklerinde Diana'nın ilgisi daha ilk dakikadan her tarafa dağıldı. Bir hayvanın önünde duruyor, birkaç adım sonra başka bir yere yöneliyor, sonra yeniden arkasına dönüp az önce gördüğü şeye bakıyordu. Alp ise onun birkaç adım gerisinde, alışkanlıkla çevreyi kontrol ederek ilerliyordu. Diana bir noktada durdu.

“Emir.”

“Efendim?”

“Şuna bak!”

Alp onun gösterdiği tarafa döndü. Diana'nın yüzündeki heyecan, son günlerdeki bütün yorgunluğundan daha güçlüydü.

“Çok tatlı.”

“Bayağı uzaktan bakıyorsun.”

“Çünkü yakından bakarsam daha çok severim.”

“Bu nasıl bir mantık?”

“Benim mantığım.”

Alp hafifçe güldü. Diana birkaç dakika sonra başka bir bölüme geçti. Derken ilerideki alana ulaştıklarında adımları yavaşladı. Geyikler. Diana'nın yüzündeki ifade bir anda değişti. Hiçbir şey söylemeden çitin önüne yaklaştı. Alp de yanında durdu.

“Çok güzeller.”

Sesindeki heyecan bu kez daha sakindi. Diana gözlerini hayvanlardan ayırmadan konuştu.

“Ben geyikleri çok seviyorum.”

Alp ona dönüp baktı.

“Belli oluyor.”

“Gerçekten seviyorum.”

Diana küçük bir tebessümle devam etti.

“Çocukken onları masallardaki gibi sanırdım. Ormanda yaşayan, insanlardan kaçan... Bilmiyorum. Hep çok zarif gelirlerdi bana.”

Bir süre sessizce onları izlediler.

Diana'nın yüzündeki huzur, Alp'in dikkatinden kaçmadı.

“Bence sana yakışıyor.”

Diana kaşlarını kaldırdı.

“Geyik mi?”

“Sevmen.”

Diana hafifçe güldü.

“Bu söylediğin biraz tuhaf ama... hoşuma gitti.”

Alp cevap vermedi. Diana yeniden geyiklere döndü.

“Bazen insanın hiçbir şey düşünmeden bir yere bakabilmesi güzel.”

Alp'in sesi bu kez daha alçaktı.

“Evet.”

Diana onun da aynı şeyi düşündüğünü anlamış gibi başını çevirdi ama ikisi de konuyu değiştirmedi. Birkaç dakika boyunca yalnızca hayvanları izlediler. Aynı saatlerde Selin, bahçedeki banklardan birinde oturuyordu. Son zamanlarda Mayın'la aralarındaki hava değişmeye başlamıştı. Eskisi kadar sert değildi. Hâlâ aralarında mesafe vardı ama artık o mesafenin içinde küçük bir merak dolaşıyordu.

Mayın bahçeye çıktığında Selin onu fark etti.

“Aras.”

Mayın durdu.

“Ne oldu?”

“Buraya oturmak ister misin?”

Mayın birkaç saniye düşündü. Sonra bankın diğer ucuna geçti. Selin hafifçe gülümsedi.

“Bak, bunu beklemiyordum.”

“Neyi?”

“Ben çağırınca gerçekten gelmeni.”

Mayın kaşını kaldırdı.

“İstersen kalkarım.”

Selin hemen güldü.

“Tamam, tamam. Otur.”

Aralarında kısa bir sessizlik oluştu. Selin elindeki kitabı kapattı.

“Seninle konuşmak eskisi kadar zor değil.”

“Eskiden çok konuşuyordun.”

“Şimdi de konuşuyorum.”

“Farkındayım.”

Selin gülümseyerek ona baktı.

“Bence bana alışıyorsun.”

Mayın cevap vermedi. Bu kez sessizliği Selin bozmadı. Birkaç saniye sonra Mayın'ın dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu. Selin bunu fark etti.

“Gördüm.”

“Ne gördün?”

“Gülümsedin.”

“Hayır.”

“Gördüm.”

Mayın başını başka tarafa çevirdi. Selin'in gülümsemesi büyüdü.

“Tamam. Bir gün kabul edeceksin.”

“Çok eminsin.”

“Evet.”

“Tehlikeli bir özgüven.”

Selin kitabını yeniden açtı.

“Bence güzel.”

Mayın'ın yüzündeki ifade yumuşadı. Bu kez itiraz etmedi. Diana ve Alp gezinin sonlarına doğru dinlenmek için küçük bir kafeye oturdular. Diana elindeki içeceği karıştırırken dışarıdaki insanları izliyordu.

“Bugün iyi geldi.”

Alp karşısındaki sandalyede oturuyordu.

“Belli.”

“Nasıl?”

“Uzun zamandır ilk defa bu kadar çok konuşuyorsun.”

Diana gülümsedi.

“Demek beni susturmak istiyorsun.”

“Hayır.”

“Emin misin?”

“Değilim.”

Diana kahkaha attı. Bir süre sonra ayağa kalktı.

“Geyiklere bir kez daha bakabilir miyiz?”

Alp şaşırdı.

“Az önce baktık.”

“Biliyorum.”

“Diana...”

“Emir.”

Alp kısa bir nefes verdi.

“Tamam.”

Diana'nın yüzü hemen aydınlandı.

“İşte böyle.”

Birlikte yeniden geyiklerin olduğu bölüme doğru yürüdüler.

Diana bu kez daha sakindi.

Çitin önünde durup hayvanları izlerken Alp birkaç adım geride kaldı.

Diana arkasını dönmeden konuştu.

“Emir.”

“Efendim?”

“Bugün benimle geldiğin için teşekkür ederim.”

Alp'in cevabı kısa oldu.

“Görevim.”

Diana hafifçe başını yana çevirdi.

“Bazen görevinden fazlasını yapıyormuşsun gibi geliyor.”

Alp bir an sustu.

Sonra yalnızca: “Belki,” dedi.

Diana yeniden geyiklere döndü ve ikisinin arasında, açıklanmayan küçük bir sessizlik kaldı. Güneş yavaş yavaş alçalmaya başlamıştı. Hayvanat bahçesinden çıkarken Diana son kez arkasına baktı.

“Bir dahaki sefere yine buraya geleceğim.”

Alp kapıyı açtı.

“Geyikler için mi?”

Diana arabaya binerken gülümsedi.

“Belki.”

Sonra ona baktı.

“Belki de başka biri için.”

Alp birkaç saniye ne diyeceğini bulamadı. Diana ise hiçbir açıklama yapmadan arabaya geçti. Kapı kapandı. Alp direksiyona oturduğunda yüzünde istemsiz bir tebessüm vardı ve malikâneye dönüş yolunda ikisi de konuşmadı ama bu kez sessizlik ağır değildi. Sanki aralarında yavaş yavaş değişen bir şey vardı. Henüz adı konmamıştı.

Ama vardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.