30.Bölüm
Kabus
Son birkaç gündür malikânenin havası değişmişti. Eskiden koridorlarda yükselen kahkahalar, mutfaktan gelen konuşmalar, salonda birbirine laf atan insanların sesleri vardı. Şimdi ise herkes aynı evin içinde olmasına rağmen kendi düşüncelerinin içine çekilmiş gibiydi. Deniz hâlâ hastanedeydi ve onun yokluğu, özellikle kızların üzerinde ağır bir sessizlik bırakmıştı. O sabah Diana pencerenin önünde durmuş, dışarıdaki gri havayı izliyordu. Birkaç saniye sonra arkasını dönüp odadan çıktı. Alp aşağıdaki salonda bekliyordu. Diana merdivenlerden inerken kararını çoktan vermişti.
“Emir.”
Alp başını kaldırdı.
“Efendim?”
“Bugün dışarı çıkalım.”
Alp kısa bir süre düşündü.
“Nereye?”
“Bilmiyorum.”
Diana çantasını koltuğun üzerine bıraktı.
“Sadece bu evden çıkmak istiyorum.”
Alp onun yüzündeki yorgunluğu fark etti.
“Tamam.”
“Buz pateni olur mu?”
“Olur.”
Diana şaşkınlıkla gülümsedi.
“Bu kadar kolay mı?”
“Bugün tartışacak enerjim yok.”
“Ben de zaten tartışmak istemiyorum.”
Tam o sırada salona Asya girdi.
“Buz pateni mi dediniz?”
Diana döndü.
“Evet.”
Asya'nın yüzü ilk kez birkaç gündür gerçekten aydınlandı.
“Ben de geliyorum.”
“Tamam.”
Asya hemen arkasına döndü.
“Ben herkese haber veriyorum.”
Diana gülerek başını salladı.
“Beş dakika içinde bütün ev dolacak.”
Gerçekten de öyle oldu. Birkaç saat sonra.
Buz pistinin kapısından içeri girdiklerinde herkesin yüzündeki ifade biraz değişmişti. Beyaz pistin üzerinde kayan insanlar, fonda çalan müzik ve etraftaki hareketlilik, malikânenin ağır sessizliğinden tamamen farklıydı. Diana patenlerini giyerken Asya yanına oturdu.
“Ben düşersem beni kaldırırsın, tamam mı?”
Yaban hemen yanlarına geldi.
“Ben kaldırırım.”
Asya başını kaldırıp ona baktı.
“Ayy, çok tatlısın.”
“Daha düşmedin.”
“Önlem alıyorum.”
Yaban gülerek elini uzattı.
“Gel.”
Asya elini tuttu. Piste ilk çıkanlardan biri Yaban oldu. Asya onun yanında ilerlemeye çalışırken bir süre dengesini korumakta zorlandı.
“Yavaş.”
“Yavaş gidiyorum.”
“Senin yavaşın buysa hızlı halini görmek istemiyorum.”
Asya güldü.
“Beni küçümsüyorsun.”
“Hayır.”
“Bence küçümsüyorsun.”
Yaban elini biraz daha sıkı tuttu.
“Düşme yeter.”
Asya'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
“Sen yanımdayken düşmem.”
Yaban birkaç saniye cevap vermedi. Asya bunu fark edip gülmeye başladı.
“Ne oldu?”
“Hiç.”
“Utandın mı?”
“Hayır.”
“Kesin utandın.”
Yaban başını iki yana salladı.
“Sen hiç susmuyor musun?”
“Hayır.”
“Belli.”
İkisi pistte ilerlerken birkaç metre geride onları izleyen Şahin dayanamadı.
“Bunlar buraya paten yapmaya mı geldi, yoksa romantik film çekmeye mi?”
Lara hemen yanında durdu.
“Bırak da insanlar eğlensin.”
Şahin ellerini iki yana açtı.
“Ben sadece gözlem yapıyorum.”
Lara kaşını kaldırdı.
“Senin gözlemlerin genelde gereksiz oluyor.”
“Beni kırıyorsun.”
“Alışırsın.”
Şahin gülerek pistin içine girdi.
“Peki, gel de yarışalım.”
Lara hiç düşünmeden peşinden gitti.
“Kaybedince ağlama.”
“Ben mi?”
“Evet, sen.”
“Bunu birazdan konuşacağız.”
Diana patenlerini giyip ayağa kalktığında Alp elini uzattı.
“Hazır mısın?”
Diana elini tuttu.
“Sanırım.”
“Sanırım mı?”
“Çocukken yapmıştım.”
“Yani bilmiyorsun.”
“Biliyorum.”
“Diana.”
“Tamam, biraz unuttum.”
Alp gülerek onu piste çıkardı. İlk birkaç metre Diana temkinli ilerledi. Sonra yavaş yavaş hızlandı.
“Bak, yapıyorum!”
“Evet.”
“Düşmüyorum.”
“Şimdilik.”
Diana hemen ona döndü.
“Çok destekleyicisin.”
“Gerçeği söylüyorum.”
Diana hızını biraz artırdı.
“Biraz daha hızlı gideceğim.”
“Gerek yok.”
“Emir.”
“Efendim?”
“Bana güven.”
Alp kısa bir süre sustu.
“Güveniyorum.”
Diana gülümseyerek ilerledi. Alp ise onun birkaç adım arkasından geldi.
Diana'nın yüzündeki o hafif mutluluk, son günlerde gördüğü en güzel şeylerden biriydi. Deniz'in hastanede olduğu gerçeğini ikisi de unutmuş değildi ama bugün birkaç saatliğine de olsa herkesin nefes almaya ihtiyacı vardı.
Elif ile Kasırga yan yana kayarken Elif birden hızını kesti.
“Sen gerçekten iyi kayıyorsun.”
Kasırga omuzlarını kaldırdı.
“Fena değil.”
“Fena değil mi?”
“Övmemi mi bekliyorsun?”
Elif güldü.
“Ego yapmayın.”
“Ben ego yapmıyorum.”
“Şu an bile yapıyorsun.”
Kasırga ona doğru biraz yaklaşıp gülümsedi.
“Sen de beni izliyorsun ama.”
Elif birkaç saniye sustu.
“Tesadüfen.”
“Tabii.”
“Ne tabii?”
“Hiç.”
Elif gözlerini kıstı.
“Sinirimi bozuyorsun.”
“Biliyorum.”
Elif istemeden güldü.
“Bununla gurur duyuyorsun, değil mi?”
“Biraz.”
İkisi yeniden kaymaya başladı. Aralarındaki şey henüz bir ilişki değildi ama ikisinin de birbirinin yanında eskisinden daha rahat olduğu artık açıkça belli oluyordu. Bir süre sonra Selin tek başına piste çıktı. Mayın kenarda duruyordu. Selin birkaç kez yavaşça ilerledi. Sonra dönüş yapmaya çalışırken ayağı kaydı. Bir anda dengesini kaybetti. Mayın refleksle öne çıktı ve Selin'in kolundan tuttu. Selin düşmeden dengelendi.
“İyi misin?”
Selin birkaç saniye şaşkınlıkla ona baktı.
“İyiyim.”
Mayın elini çekti.
“Dikkatli ol.”
Selin hafifçe gülümsedi.
“Teşekkür ederim.”
Mayın bir şey söylemeden kenara döndü.
Selin arkasından bakarken yüzündeki ifade değişti. Çünkü birkaç hafta önce olsa Mayın'ın böyle bir hareket yapacağına bile inanmazdı. Mayın ise pistin kenarında sessizce durdu. Selin'in az önce düşmek üzere olduğunu gördüğü anda içinin nasıl sıkıştığını anlayamıyordu.
Aşkın insanı zayıflattığını düşünmüştü ama şimdi ilk kez başka bir ihtimali düşünüyordu. Belki aşk zayıflık değildi.
Belki insanın önem verdiği birini kaybetme ihtimalinden korkmasıydı ve bunu fark etmek, Mayın'ın bütün düşüncelerini sessizce sarsmaya başlamıştı.
Asya ile Yaban pistin ortasında birlikte dönmeye çalışıyordu.
Asya kahkahalarla gülüyordu.
“Yavaş!”
“Az önce hızlı gitmemi istiyordun.”
“Fikrimi değiştirdim!”
Yaban onu dengede tutmaya çalışırken Asya bir anda ona yaklaştı.
“Beni bırakma.”
“Bırakmam.”
Asya'nın yüzündeki gülümseme yumuşadı.
“Tamam.”
Birkaç metre öteden onları gören Şahin yine dayanamadı.
“Bunların romantizm seviyesi gittikçe artıyor.”
Lara yanından geçerken cevap verdi.
“Sen de biraz normal davranmayı dene.”
Şahin onun peşinden gitti.
“Ben gayet normalim.”
“Değilsin.”
“Bunu kanıtlayabilir misin?”
Lara hızlanarak uzaklaştı.
“Yarışta geçersem kanıtlamış olurum.”
Şahin'in yüzünde meydan okuyan bir ifade oluştu.
“Tamam.”
İkisi hızlanınca Elif uzaktan seslendi.
“İkiniz de pistin ortasında yarışmayın!”
Şahin kahkaha attı.
“Geç kaldın!”
Diana bir süre sonra Alp'in yanından ayrılıp tek başına kaymaya başladı.
“Emir, bak!”
Alp ona doğru döndü. Diana bu kez gerçekten hızlanmıştı.
“İyiyim artık!”
“Yavaş.”
“Hayır!”
“Diana.”
“Gördün mü?”
Tam o sırada Diana'nın pateni zeminde hafifçe kaydı. Diana dengesini toparlamayı başardı ama Alp'in kalbi bir anlığına hızlandı. Diana hemen durdu.
“Tamam.”
Alp yanına geldi.
“İyi misin?”
“İyiyim.”
“Emin misin?”
“Evet.”
Diana gülerek ona baktı.
“Bana böyle bakınca gerçekten düşmüşüm gibi hissediyorum.”
Alp derin bir nefes verdi.
“Çünkü bir an düşecektin.”
Diana sessizleşti.
Sonra hafifçe gülümsedi.
“Beni gerçekten çok önemsiyorsun.”
Alp cevap vermedi. Diana ise bunu başka bir anlamda yorumladı.
“Ben de seni önemsiyorum, Emir.”
Alp'in yüzündeki ifade yumuşadı.
“Biliyorum.”
Akşam yaklaşırken pistteki kalabalık biraz azalmıştı.
Herkes yorulmuştu. Bir köşede Elif ile Kasırga oturmuş, patenlerini çıkarmaya çalışıyordu. Asya ile Yaban hâlâ birbirleriyle konuşuyordu. Şahin ile Lara kimin daha hızlı olduğu konusunda tartışmaya devam ediyordu.
Selin sessizce onları izliyordu. Mayın ise birkaç metre ötede duruyordu. Bir zamanlar aşk kelimesini duyduğunda hemen uzaklaşan adam, şimdi Selin'in gülüşünü izliyordu. İçinden geçen şeyi ilk kez reddetmedi. Belki de aşk gerçekten zayıflık değildi. Belki insanı değiştiren şeydi ve bunu kabul etmek, Mayın için hiç kolay değildi. Diana ise pistin kenarında Alp'in yanında oturuyordu. Bir süre ikisi de konuşmadı. Diana ayakkabısının bağını düzeltirken başını kaldırdı.
“Bugün iyi geldi.”
Alp başını çevirdi.
“Bana da.”
Diana etrafa baktı. Herkes birkaç saatliğine de olsa eski hâline dönmüş gibiydi ama ikisinin de bildiği bir gerçek vardı.
Deniz hâlâ hastanedeydi.
Bu eğlence, acıyı ortadan kaldırmamıştı. Sadece herkese biraz nefes alacak alan bırakmıştı. Diana sessizce Alp'in omzuna yaslandı. Alp şaşırsa da hareket etmedi.
“Biraz böyle kalabilir miyiz?”
“Kalabiliriz.”
Pistin üzerindeki ışıklar yavaş yavaş yanarken dışarıda hava kararmaya başladı. Herkes toparlanıp çıkışa yöneldi. O gün kimse büyük bir şey çözmemişti. Kimse geçmişi değiştirmemişti ama bazı şeyler sessizce değişmişti.
Yaban'ın Asya'ya bakışında... Kasırga ile Elif arasındaki küçük gülümsemelerde...
Mayın'ın Selin'i artık eskisi gibi uzaktan izlemeyişinde...
Ve Diana'nın Alp'in yanında kendini biraz daha güvende hissetmesinde. Kimse bunun farkında değildi ama bazen hayatın en önemli değişiklikleri, büyük sözlerle değil, küçücük anlarla başlardı ve o gece herkes eve döndüğünde, birkaç saatliğine unutulan bütün korkular yeniden kapının arkasında onları bekliyordu.