28.Bölüm
Eski Bir Dost
Gece malikânenin üzerine yavaş yavaş çökmüştü. Gündüz boyunca hiç susmayan ev, akşam saatlerinde biraz olsun sakinleşmişti. Koridorlarda yalnızca birkaç lambanın ışığı yanıyor, dışarıdaki bahçeden hafif rüzgâr sesi geliyordu.
Alp çalışma odasında tek başınaydı. Masanın üzerinde birkaç dosya, not kâğıtları ve açık bir bilgisayar vardı. Alp sandalyesine yaslanmış, önündeki belgeleri tekrar tekrar okuyordu. Bir şeyler doğru değildi. Bunu hissediyordu.
Ama henüz elinde bunu kanıtlayacak kadar bilgi yoktu.
Dosyalardan birini tekrar açtı. Sayfaları tek tek çevirdi.
Bir yerde durdu. Deniz'in daha önce yazdığı notlardan biriydi. Alp kâğıdı eline aldı. Deniz'in yazısını tanıyordu. Notun çoğu sıradan bilgilerden oluşuyordu. Ama köşede yalnızca iki karakter vardı.
G-4
Alp kaşlarını hafifçe çattı. Kâğıdı çevirdi. Boştu. Tekrar ön yüzüne baktı. Başka hiçbir açıklama yoktu. Alp dosyanın diğer sayfalarını kontrol etti. Aynı ifadeyi başka hiçbir yerde bulamadı.
Tam kâğıdı yerine koyacakken dosyanın kenarındaki kararmayı fark etti. Sayfanın bir bölümü yanmıştı.
Alp dosyayı biraz daha kendine çekti. Yanık izleri eski değildi.
Birileri dosyanın bir kısmını yakmaya çalışmıştı. Alp'in yüzündeki ifade ciddileşti. Parmağıyla yanmış kenara dokundu.
“Bunu kim yaptı?”
Cevap yoktu. Alp dosyayı kapattı. Şimdilik daha fazla kurcalamayacaktı. Dosyayı çekmeceye koydu ve çekmeceyi kilitledi. Tam ayağa kalkacakken kapı çalındı.
“Gir.”
Kapı aralandı. Diana başını içeri uzattı.
“Hazır mısın?”
Alp ona baktı.
“Neye?”
Diana şaşkınlıkla gözlerini büyüttü.
“Parti.”
Alp birkaç saniye sustu.
“Unutmadım.”
“Hiç öyle görünmüyor.”
Alp saatine baktı.
“Beş dakika.”
Diana kapının kenarına yaslandı.
“Senin beş dakikan gerçekten beş dakika mı?”
“Genelde.”
“Genelde mi?”
Alp gülümsedi.
“Bazen biraz daha fazla.”
Diana başını salladı.
“Ben aşağıdayım. Fazla oyalanma.”
“Tamam.”
Diana kapıyı kapatıp çıktı. Alp bir an odada yalnız kaldı. Sonra aynaya baktı. Üzerindeki kıyafeti düzeltti.
Dosya aklında hâlâ duruyordu. Ama bu gece onu düşünmeyecekti. En azından deneyecekti. Malikânenin önünde araba hazırdı. Diana merdivenlerden inerken Alp de arkasından geldi. Diana onu görünce gülümsedi.
“Bak, gerçekten beş dakika sürdü.”
“Ben sana söylemiştim.”
“Şanslısın.”
“Niye?”
“Bugün tartışmayacağım.”
Alp hafifçe güldü.
“Sen ne zamandır tartışmayı bırakıyorsun?”
“Ben tartışmıyorum.”
“Tabii.”
Diana arabaya bindi.
“Bazen çok sinir bozucu olabiliyorsun.”
Alp de yanına geçti.
“Bunu daha önce de söylemiştin.”
“Çünkü doğru.”
Araba hareket etti. Diana camdan dışarı bakarken bir süre sessiz kaldı. Sonra başını Alp'e çevirdi.
“Bugün seni garip gördüm.”
Alp ona baktı.
“Nasıl?”
“Bilmiyorum. Sanki aklın başka yerdeydi.”
Alp birkaç saniye düşündü.
“Biraz iş vardı.”
“Yine mi?”
“Yine.”
Diana hafifçe gülümsedi.
“Sen hiç değişmemişsin.”
Alp camdan dışarı baktı.
“Sen de.”
Diana kaşlarını kaldırdı.
“Bu iyi bir şey mi?”
“Bence.”
Diana gülümsedi.
“Ben de öyle düşünüyorum.”
Partinin yapıldığı yere geldiklerinde müzik daha kapıdan duyuluyordu. İçerisi oldukça kalabalıktı. Lara ve Selin çoktan dans etmeye başlamış, Asya bir kenarda Deniz'le konuşuyor, Elif ise elindeki içecekle onları izliyordu. Deniz, Diana'yı görünce hemen el salladı.
“Sonunda!”
Diana gülerek kızların yanına gitti. Alp ise birkaç adım geride kaldı. Sarp da onu fark etti.
“Emir.”
Alp başını çevirdi.
“Ne?”
“Sen de biraz eğlen.”
Alp kaşını kaldırdı.
“Ben eğleniyorum.”
Sarp etrafına baktı.
“Senin eğlendiğin hâl buysa korkunç.”
Alp istemeden güldü.
“Sen işine bak.”
“Emredersiniz.”
Sarp uzaklaşırken Alp bir süre etrafı izledi. Sonra gözü Diana'ya takıldı. Diana kızlarla birlikte gülüyordu. Yüzündeki ifade o kadar rahattı ki Alp bir an durdu.
Onu en son böyle ne zaman görmüştü?
Çocukken. O zamandan beri çok şey değişmişti.
Ama gülüşü aynıydı. Diana bir süre sonra kalabalığın arasından çıkıp Alp'in yanına geldi.
“Niye yalnız duruyorsun?”
“Yalnız değilim.”
Diana etrafa baktı.
“Ben burada değilim ama.”
Alp ona baktı.
“Şimdi buradasın.”
Diana gülümsedi.
“İyi cevap.”
Müzik değişti. Diana birkaç saniye dinledi. Sonra Alp'e baktı.
“Dans edelim.”
Alp şaşırdı.
“Yine mi?”
“Yine.”
“Diana...”
“Ne?”
“Ben gerçekten dans etmeyi bilmiyorum.”
Diana elini uzattı.
“Ben biliyorum.”
Alp eline baktı.
“Bunu çocukken de söylemiştin.”
“Çünkü hâlâ geçerli.”
Alp sonunda elini tuttu. Kalabalığın biraz daha sakin olduğu bir yere geçtiler. Müzik yavaşlamıştı. Diana bir elini Alp'in omzuna koydu. Alp kısa bir süre ne yapacağını bilemedi.
Diana güldü.
“Rahat ol.”
“Rahatım.”
“Değilsin.”
“Öyle mi?”
“Evet.”
Alp gülümsedi.
“Sen çok konuşuyorsun.”
“Sen de çok susuyorsun.”
“Birinin susması gerekiyor.”
“Ben susmam.”
“Fark ettim.”
İkisi yavaşça dans etmeye başladı. Diana'nın yüzündeki gülümseme hiç kaybolmuyordu. Alp ise her geçen saniye geçmişe biraz daha yaklaşıyordu. Bir çocukluk anısı. Birlikte koştukları bahçe. Karın altında yaptıkları küçük kale.
Diana'nın ona verdiği pelüş köpek ve bir isim.
Azul. Alp gözlerini bir anlığına kapattı. Diana bunu fark etti.
“İyi misin?”
Alp hemen gözlerini açtı.
“İyiyim.”
“Emin misin?”
“Eminim.”
Diana başını salladı.
“Tamam.”
Bir süre daha dans ettiler.
Sonra Diana hafifçe güldü.
“Biliyor musun, bu çok garip.”
“Ne?”
“On dokuz yıl sonra yeniden karşılaşıyoruz ve ilk yaptığımız şey dans etmek.”
Alp'in yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
“Daha garip şeyler de yaptık.”
“Mesela?”
“Sen küçükken beni sürekli yarışmaya zorlardın.”
“Çünkü hep kazanıyordum.”
“Ben seni kazanıyorsun diye bırakıyordum.”
Diana hemen itiraz etti.
“Yalan.”
Alp güldü.
“Belki.”
Diana başını salladı.
“Hiç değişmemişsin.”
Alp ona baktı.
“Sen de.”
Birkaç saniye sessizlik oldu. Diana'nın bakışları Alp'in gözlerinde kaldı. Alp ise bir an için söylemek istediği şeyi düşündü. Ben Azul'um. Ama söylemedi. Sadece dans etmeye devam etti. Bir süre sonra Alp alçak sesle konuştu.
“Biz arkadaşız.”
Diana şaşırmış gibi baktı.
“Zaten arkadaşız.”
“Arkadaşlar böyle romantik dans yapamaz.”
Diana'nın yüzünde küçük, muzip bir gülümseme belirdi.
“Kim söyledi?”
“Ben söylüyorum.”
“Senin kuralların mı bunlar?”
“Biraz.”
Diana başını iki yana salladı.
“Bence arkadaşlar dans edebilir.”
Alp güldü.
“Sen yine kendi bildiğini okuyorsun.”
“Çünkü çoğu zaman haklıyım.”
“Çoğu zaman mı?”
“Tamam. Her zaman.”
Alp kahkaha attı.
Diana da onunla birlikte güldü. Müzik devam ediyordu.
Etraftaki insanlar dans ediyor, konuşuyor, eğleniyordu.
Ama o birkaç dakikada Alp için kalabalığın geri kalanı sanki biraz uzaklaşmıştı. Karşısında yalnızca Diana vardı. On dokuz yıl sonra yeniden hayatına giren çocukluk arkadaşı. Diana ise hâlâ gerçeği bilmiyordu. Onun için karşısındaki adam yalnızca Emirdi. Alp bunu değiştirmek istese de henüz zamanı değildi. Çünkü geçmişten gelen yalnızca anılar değildi. Masanın üzerinde sakladığı o dosya da hâlâ oradaydı. Ve içinde, ne anlama geldiğini henüz çözemediği iki karakter vardı...