İçeriğe geç

Elveda asker

Bölüm 28 · 4 dk okuma

Elveda asker

Bölüm 28

27.Bölüm- Sadece Sessizlik

27.Bölüm

Sadece Sessizlik

Gece, malikânenin üzerine ağır ağır çökmüştü.

Gündüz boyunca süren hareketlilik çoktan sona ermişti. Koridorlardaki ışıkların çoğu kapalıydı. Evin içindeki sessizlik, gündüz yaşananlardan sonra garip bir şekilde huzursuz ediciydi. Deniz ise odasında hâlâ ayaktaydı. Masasının üzerinde küçük bir defter duruyordu. Yanında birkaç not ve daha önce açtığı dosyaya dair karaladığı birkaç şey vardı.

Dosyanın ne anlama geldiğini hâlâ tam olarak çözememişti. Ama bir şeyden emindi. Birilerinin sakladığı bir şey vardı.

Deniz sandalyesine yaslandı. Kalemi parmaklarının arasında çevirdi. Sonra defterine kısa bir cümle yazdı. Bir şeyler yanlış.

Kalemi bıraktı. Telefonunu eline aldığı sırada ekran bir anda aydınlandı. Yeni mesaj. Numara kayıtlı değildi. Deniz'in kaşları çatıldı.

Mesajı açtı.

‘Gerçekleri öğrenmek istiyorsan bu gece 00.30'da çatıya gel. Tek başına gel. Cevapları alıcaksın’

Deniz birkaç saniye ekrana bakakaldı.

Mesajı tekrar okudu. Sonra üçüncü kez. İçinde bir huzursuzluk oluşmuştu. Böyle bir mesajın güvenli olmadığını biliyordu. Telefonun ekran görüntüsünü aldı.

Mesajı silmedi.

“Kim gönderdi bunu?”

Cevap yoktu. Deniz saate baktı. Önünde yaklaşık on iki dakika vardı. Deniz odasının kapısını sessizce açtı.

Koridora çıktı. Etrafına baktı. Kimse görünmüyordu.

Telefonunu cebine koydu ve merdivenlerden yukarı çıktı.

Çatıya açılan kapının önünde durdu.

Bir an tereddüt etti. Sonra kapıyı açtı. Soğuk hava yüzüne vurdu. Çatı karanlıktı. Deniz birkaç adım ilerledi.

“Kim var?”

Cevap gelmedi. Biraz daha yürüdü. Tam geri dönmeyi düşündüğü sırada karanlığın içinden bir siluet çıktı.

Deniz durdu. Karşısındaki kişiyi tanıyordu. Arti'nin en güvendiği korumasıydı. Deniz'in yüzündeki şaşkınlık kısa sürede şüpheye dönüştü.

“Sen?”

Koruma sessizce ona baktı. Deniz birkaç adım yaklaşarak konuştu.

“Beni buraya sen mi çağırdın?”

Korumanın sesi sakindi.

“Her şeyi çözdüğünü zannediyorsun.”

Deniz'in ifadesi değişti.

“Ne demek istiyorsun?”

“Henüz hiçbir şeyi çözmedin.”

Deniz'in zihninde bir sürü soru aynı anda belirdi.

Neden Arti'nin koruması buradaydı?

Mesajı gerçekten o mu göndermişti?

Yoksa başka biri mi?

“Beni buraya neden çağırdın?”

Koruma cevap vermedi. Deniz bu kez daha sert konuştu.

“Boş konuşma. Konuya gel.”

Koruma birkaç saniye sessiz kaldı.

“Yanlış soruyu soruyorsun.”

Deniz'in gözleri kısıldı.

“O zaman doğru soru ne?”

“Bunu sen bulacaksın.”

Deniz bir an düşündü.

Sonra doğrudan sordu. Korumanın yüzündeki ifade değişmedi. Bu sessizlik Deniz'in kafasını daha da karıştırdı.

Eğer Arti'nin bununla ilgisi yoksa neden koruması buradaydı?

Eğer ilgisi varsa neden kendisi gelmemişti?

Deniz bir adım daha yaklaştı.

“Bana cevap ver.”

Koruma sakin bir şekilde konuştu.

“Gerçeğe fazla yaklaştığını düşünüyorsun.”

“Düşünmüyorum.”

Deniz'in sesi kararlıydı.

“Biliyorum.”

Bir anlık sessizlik oldu. Sonra koruma Deniz'e doğru ilerledi.

Deniz geri çekilmedi.

“Beni korkutmaya çalışıyorsan—”

Cümlesini tamamlayamadan koruma onu itti. Deniz dengesini kaybetti. Bir anlığına ne olduğunu anlayamadı.

Sonra çatıdan aşağı düştü. Koruma birkaç saniye hareketsiz kaldı. Ardından arkasını dönerek karanlığın içinde kayboldu.

Arkasında ise cevapsız bir soru bıraktı: Bunu gerçekten kendi isteğiyle mi yapmıştı?

༺☆༻

Telefonun çalmasıyla Sarp'ın uykusu bölündü. Ekrana baktığında gelen haberin ne olduğunu anlamaya çalıştı.

Sonra yüzündeki bütün ifade değişti.

“Ne?”

Karşı taraf konuşmaya devam etti. Sarp yatağından fırladı.

“Deniz mi?”

Kısa bir sessizlik.

“Ne zaman?”

Cevabı duyunca hiçbir şey söylemeden telefonu kapattı.

Kapının önüne çıktığında Alp ile karşılaştı. Alp onun yüzündeki ifadeyi görünce hemen ciddileşti.

“Ne oldu?”

Sarp birkaç saniye konuşamadı. Sonunda tek kelime söyleyebildi.

“Deniz.”

Alp'in yüzü gerildi.

“Ne olmuş?”

“Çatıdan düşmüş.”

Bir an ikisi de sustu. Sarp'ın gözleri doldu.

“Komutanım…”

Alp yaklaşınca Sarp devam etti.

“Ben onun yanında olmalıydım.”

“Şimdi olacaksın.”

“Ya görev?”

Alp birkaç saniye düşündü. Sonra kesin bir ses tonuyla konuştu.

“Görev değişecek.”

Sarp şaşırdı.

“Nasıl?”

“Gözden kaybolacaksın.”

Sarp onu dinliyordu.

“Başka biri senin yerine geçecek. Kimliğini belli etmeyeceksin. Hiçbir şeye bulaşmayacaksın.”

“Peki ne yapacağım?”

“Deniz'in yanında olacaksın.”

Sarp'ın gözleri doldu.

“Komutanım…”

Alp bu kez daha yumuşak konuştu.

“Aşkın görevine karışmasına izin vermemeni söylemiştim.”

Sarp başını eğdi.

“Biliyorum.”

“Ama bazı şeyleri görmezden gelmek de görev değil.”

Sarp derin bir nefes aldı.

“Ben onu yalnız bırakamam.”

“Bırakma.”

Sarp kısa bir süre sustu. Sonra Alp'e baktı.

“Teşekkür ederim.”

Alp sadece başını salladı.

“Git.”

Sarp arkasını dönüp hastaneye doğru yola çıktı. Hastanenin koridorları gecenin sessizliğiyle kaplıydı. Sarp içeri girdiğinde ilk olarak Deniz'in durumunu sordu. Doktorun söylediklerini dinlerken yüzündeki endişe daha da arttı. Deniz hayattaydı.

Fakat bilinci kapalıydı ve doktorlar onu gözlem altında tutuyordu. Sarp sonunda odanın kapısının önünde durdu.

Bir süre içeri girmeye cesaret edemedi.Sonra kapıyı açtı.

Deniz yatağın üzerinde sessizce yatıyordu. Sarp'ın gözleri doldu. Yavaşça yanındaki sandalyeye oturdu. Bir süre hiçbir şey söylemedi. Sonra fısıldadı.

“Ben geldim.”

Deniz cevap vermedi. Sarp ellerini birbirine kenetledi.

“Biliyorum, şu an beni duymuyorsun.”

Kısa bir sessizlik.

“Ama ben yine de konuşacağım.”

Deniz'in eline baktı.

“Çünkü sen uyurken bile susmak bana göre değil.”

Gözlerini kapattı.

“Bana kızıyorsan kız.”

Sesi kırıldı.

“İstersen uyandığında saatlerce kavga ederiz.”

Küçük bir tebessüm oluştu yüzünde.

“Sen zaten kavga etmeyi seviyorsun.”

Tebessümü kısa sürdü.

Sonra yeniden ciddileşti.

“Yeter ki uyan.”

Sarp sandalyesini biraz daha yaklaştırdı.

“Ben buradayım, Deniz.”

Elini yatağın kenarına bıraktı.

“Bu sefer hiçbir yere gitmeyeceğim.”

Malikânede ise başka bir sessizlik vardı. Deniz'in odasında bıraktığı defter hâlâ masanın üzerindeydi. Sayfaların arasında açtığı dosyayla ilgili birkaç not bulunuyordu.

Dosyanın adı henüz ortaya çıkmamıştı. Ne içerdiği de bilinmiyordu. Ama artık Deniz'in araştırması bir sır olmaktan çıkıp bir tehdide dönüşmüştü. Ve gecenin sonunda okurun elinde tek bir cevap yoktu. Sadece daha fazla soru vardı.

Arti'nin koruması neden oradaydı?

Bunu kendi başına mı yapmıştı?

Yoksa birinin emrini mi uyguluyordu?

Ve en önemlisi...

Deniz'in araştırmasını gerçekten kim durdurmak istiyordu?

Cevap henüz ortada değildi. Ama oyun artık başlamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.