26.Bölüm
Filim gecesi
Akşamüstü malikânenin salonu her zamankinden daha sakindi. Dışarıda hava yine kapalıydı. Gün boyunca yağan yağmur sonunda durmuştu ama camlarda kalan damlalar, havanın hâlâ ağır olduğunu gösteriyordu. Deniz koltuğa uzanmış, telefonunda bir şeyler arıyordu. Elif yanında oturmuş, ekrana bakıyordu. Asya ise diğer koltuğun üzerine kıvrılmıştı. Bir süre kimse konuşmadı. Sonunda Deniz telefonu kenara bıraktı.
“Ben sıkıldım.”
Elif gözlerini ekrandan ayırmadan cevap verdi.
“Daha on dakika önce sıkılmadığını söylüyordun.”
“On dakika çok uzun bir süre.”
Asya güldü.
“Film izleyelim.”
Deniz hemen doğruldu.
“Evet.”
Elif de telefonu kapattı.
“Ne izleyeceğiz?”
“Fark etmez.”
“Bu nasıl seçim?”
Deniz omuz silkti.
“Yeter ki film olsun.”
Tam o sırada Diana salona girdi.
“Ne yapıyorsunuz?”
“Film gecesi.”
Diana koltuğa oturdu.
“Ben varım.”
Kısa süre içinde diğerleri de salona gelmeye başladı. Lara elinde atıştırmalıklarla içeri girdiğinde ortam biraz daha hareketlendi.
“Umarım iki saat boyunca aynı filmi seçmeye çalışmayız.”
Deniz ona döndü.
“Merak etme. Ben seçtim bile.”
“Ne seçtin?”
Deniz televizyonu işaret etti.
“Bunu.”
Lara ekrana baktı.
“Bunu daha önce izlemedik mi?”
“Ben izlemedim.”
“Sen izlemediysen kimse izlememiş sayılıyor zaten.”
Deniz kahkaha attı.
“Tam olarak.”
Salondaki konuşmalar birbirine karışırken Alp de içeri girdi.
Diana onu görünce eliyle yanındaki koltuğu gösterdi.
“Emir, buraya gel.”
Alp yanlarına geçti.
“Film mi izliyorsunuz?”
“Evet.”
“Tamam.”
Televizyonun yanında duran cihazı kontrol etmek için eğildi.
“Bunun kartı nerede?”
Deniz sehpanın üzerindeki küçük kutuyu gösterdi.
“Orada.”
Alp kutuyu aldı. İçinden küçük bir SD kart çıkardı.
Kartın üzerinde hiçbir etiket yoktu. Alp kartı parmaklarının arasında çevirirken bir şey dikkatini çekti. Kartın üzerindeki yazılabilir bölümde, oldukça küçük harflerle bir şey yazılmıştı.
K-19
Alp'in eli bir an durdu. Yazı öylesine küçük ve silik görünüyordu ki ilk bakışta fark edilmesi neredeyse imkânsızdı. Alp kartı tekrar çevirdi.
Bu kez daha dikkatli baktı.
Bu ne?
Yüzündeki ifadeyi değiştirmeden cebinden telefonunu çıkardı. Notlar bölümünü açtı. Yazıp ekranı kapattı. Kimse fark etmemişti. Diana koltuğun diğer ucundan seslendi.
“Emir, çalışıyor mu?”
Alp telefonu cebine koydu.
“Evet.”
Kartı cihaza yerleştirdi. Televizyon ekranı birkaç saniye siyah kaldı. Sonra görüntü geldi. Deniz hemen koltuğun içine gömüldü.
“Tamam, başladı.”
Elif yanındaki battaniyeyi üzerine çekti.
“Sonunda.”
Lara atıştırmalık tabağını ortaya koydu.
“Kimse benim patlamış mısırımı bitirmesin.”
Deniz elini uzattı.
“Geç kaldın.”
“Deniz!”
“Şaka yapıyorum.”
“Senin şakaların hiç güven vermiyor.”
Asya kahkaha atarken Diana da gülmeye başladı.
Salon kısa sürede film izleyen kalabalık bir arkadaş grubunun sıcaklığına büründü. Alp ise ekranı izliyordu.
Filmin ilk dakikalarında bunu düşünmemeye çalıştı.
Sonuçta tek başına üç karakter ve bir harften oluşan bir kod hiçbir şey ifade etmeyebilirdi. Belki de tamamen anlamsız bir şeydi ama Alp'in içindeki bir ses, bunu öylesine yazılmış bir yazı olarak görmüyordu. Bir süre sonra Diana yanına eğildi.
“Emir?”
Alp başını çevirdi.
“Ne oldu?”
“Film güzel mi?”
Alp birkaç saniye ekrana baktı.
“Güzel.”
Diana gülümsedi.
“Sen biraz dalgınsın.”
“Yorgunum.”
Diana fazla üstelemedi.
“Tamam.”
Tekrar filme döndü. Alp de gözlerini ekrana çevirdi. Film ilerledikçe salondaki konuşmalar azaldı. Deniz bir ara gülmeye başladı. Elif ona susturmak için yastık attı.
Lara, “Filmi dinliyoruz!” diye söylenirken Asya sessizce gülüyordu. Diana ise filmin içine tamamen dalmıştı. Alp arada bir ona bakıyor, sonra yeniden ekrana dönüyordu.
Gecenin ilerleyen saatlerinde film sona erdi. Ekran karardı.
Deniz esnedi.
“Güzeldi.”
Elif ayağa kalktı.
“Ben uyuyacağım.”
Asya da battaniyesini topladı.
“Ben de.”
Herkes yavaş yavaş salondan çıkmaya başladı. Diana, Alp'in yanından geçerken durdu.
“İyi geceler, Emir.”
“İyi geceler.”
Diana merdivenlere doğru ilerledi. Alp salonda yalnız kaldığında birkaç saniye yerinden kalkmadı.
Televizyonun karanlık ekranında kendi yansımasını gördü.
Sonra cihazın yanına gitti. SD kartı çıkardı. Avucunun içinde tuttu. Salondaki ışığı söndürdü ve malikânenin sessiz koridoruna doğru yürüdü. O gece herkes için sıradan bir film gecesi sona ermişti.
Ama Alp için başka bir şey başlamıştı. Çünkü ilk kez elinde, yıllardır cevabını aradığı sorulara götürebilecek küçücük bir ipucu vardı.