İçeriğe geç

Elveda asker

Bölüm 26 · 6 dk okuma

Elveda asker

Bölüm 26

25.Bölüm - En büyük

25.Bölüm

En büyük

Gece, malikânenin üzerine sessizce çökmüştü. Günün son ışıkları çoktan kaybolmuş, gökyüzü koyu bir laciverde dönüşmüştü. Yağmurun birkaç gündür bırakmadığı serinlik hâlâ havadaydı ama bu gece gökyüzü açıktı. Bulutların arasından yüzlerce yıldız görünüyordu. Diana çatının kenarındaki geniş taş basamaklara oturmuştu. Üzerine ince bir hırka almış, dizlerini kendine çekmişti. Bir süre hiçbir şey yapmadan gökyüzünü izledi. Arkasından ayak sesleri geldi. Alp merdivenlerin başında göründü.

“Burada olduğunu tahmin etmiştim.”

Diana başını çevirip gülümsedi.

“Gel.”

Alp yanına oturdu. Bir süre ikisi de konuşmadan yıldızlara baktı. Diana derin bir nefes aldı.

“Ben burada oturmayı çok seviyorum.”

Alp ona döndü.

“Neden?”

Diana omuzlarını hafifçe kaldırdı.

“Bilmiyorum. Burası bana iyi geliyor.”

Bir an gökyüzünü işaret etti.

“Canım sıkıldığında buraya geliyorum. Bir şeyler düşünmek istediğimde de. Bazen de ilham gelsin diye.”

Alp gülümsedi.

“İlham geliyor mu?”

“Bazen.”

“Bazen?”

“Çok düşünüyorsun.”

Alp hafifçe güldü.

Diana yeniden yıldızlara baktı.

“Yıldızları izlemeye bayılıyorum. İnsan yukarı bakınca bazı şeyleri daha küçük görüyor.”

“Ne gibi?”

“Mesela kafasına taktığı şeyleri.”

Alp bir süre sessiz kaldı. Diana'nın yüzüne vuran ay ışığına baktı.

“Güzelmiş.”

Diana ona döndü.

“Ne?”

“Burası.”

Diana gülümsedi.

“Bence de.”

İkisi yeniden gökyüzüne döndü. O gece aralarında büyük sözler yoktu. Sadece sessizce paylaşılan güzel bir an vardı.

Ve bazen iki insanın birbirine yaklaşması için bundan fazlası gerekmiyordu.

Güneş doğduğunda malikâne yeniden hareketlenmeye başlamıştı. Kahvaltının ardından herkes kendi işine dağılırken Sarp, Alp'in yanına geldi.

“Komutanım.”

Alp elindeki kahveyi masaya bıraktı.

“Ne oldu?”

“Çarşıya inmem gerekiyor.”

“Neden?”

Sarp kısa bir süre düşündü.

“Deniz'e bir şey almak istiyorum.”

Alp'in yüzünde hafif bir şaşkınlık oluştu.

“Ne alacaksın?”

“Kolye.”

Alp gülümsedi.

“Kolye mi?”

“Evet.”

Sarp biraz mahcup bir ifadeyle ekledi:

“Deniz'den hoşlanıyorum.”

Alp'in yüzündeki ifade yumuşadı.

“Bunu sonunda söyledin.”

Sarp güldü.

“Komutanım, ben de daha fazla saklayamayacaktım zaten.”

Alp ayağa kalktı.

“Peki. Görevini aksatmayacak, değil mi?”

“Hayır.”

Sarp ciddileşti.

“Komutanım, aşk ile görevi birbirine karıştırmayacağım.”

Alp başını salladı.

“İyi.”

Sarp tam çıkacakken Alp'in aklına bir şey geldi.

“Ben de seninle geleyim.”

Sarp şaşırdı.

“Sen de mi?”

“Diana'ya bir şey almak istiyorum.”

Sarp'ın yüzünde anlamlı bir gülümseme belirdi.

“Anladım.”

“Ne anladın?”

“Hiç.”

Alp gözlerini devirdi.

“Çıkıyoruz.”

Şehrin merkezindeki çarşı her zamanki gibi kalabalıktı.

Dükkânların önündeki tezgâhlarda takılar, kumaşlar ve küçük hediyelikler sergileniyordu. İnsanlar bir dükkândan diğerine girip çıkarken sokak boyunca hafif bir uğultu vardı.

Sarp birkaç vitrinin önünde durdu.

“Bunu beğenmedim.”

Alp yanındaki kolyelere baktı.

“Deniz ne tarz şeyleri seviyor?”

“Bilmiyorum.”

“Nasıl yani?”

“Ben de onu çözmeye çalışıyorum.”

Sarp başka bir vitrinde küçük bir tilki figürü gördü. Bir anda durdu.

“Bu.”

Alp kolyeye baktı. Küçük, zarif bir tilki figürü vardı.

“Deniz'in hoşuna gider.”

Sarp kolyeyi eline aldı.

“Kesinlikle.”

Alp ise aynı vitrinin biraz ilerisindeki küçük yıldız kolyeyi fark etti. Bir an durdu. Diana'nın gece çatıda söyledikleri aklına geldi. Yıldızları izlemeye bayılıyorum. Alp kolyeyi eline aldı.

“Bu da güzel.”

Sarp yanına yaklaştı.

“Diana için mi?”

“Evet.”

“Çok tatlı.”

Alp kolyeye bakarken hafifçe gülümsedi.

“Yıldızları sevdiğini dün öğrendim.”

Sarp kolyeyi incelerken:

“Bence tam ona göre.”

İkisi de hediyelerini aldı. Çarşıdan çıkarken Sarp elindeki küçük kutuya baktı.

“Umarım beğenir.”

Alp ona takıldı.

“Bu kadar düşünme.”

“Kolay mı?”

“Değil.”

Sarp güldü.

“Sen de Diana için aldın.”

Alp bir an sustu.

“Evet.”

İkisi yan yana yürümeye devam etti.

İkisinin de ellerinde küçük birer kutu vardı.

Ama ikisinin de aklında farklı bir kız vardı.

-ˋˏ ༻❁༺ ˎˊ-

Deniz bahçedeki masada oturmuş, elindeki küçük boncuklarla uğraşıyordu. Belki saçlaına yeni boncuk örgüler yapardı. Sarp yanına geldiğinde Deniz başını kaldırdı.

“Kerem?”

“Bunu sana aldım.”

Deniz kutuya baktı.

“Ne bu?”

“Bak.”

Deniz kutuyu açtı. Tilki figürlü kolyeyi görünce yüzü aydınlandı.

“Bu...”

Parmaklarıyla kolyeyi dikkatlice aldı.

“Çok güzel.”

“Beğendin mi?”

“Çok.”

Sarp kolyeyi elinden aldı.

“Takayım mı?”

Deniz birkaç saniye tereddüt etti. Sonra arkasını dönerek saçlarını bir yana çekti.

“Tamam.”

Sarp kolyeyi dikkatlice boynuna taktı. Deniz kolyeye dokundu.

“Gerçekten çok güzel.”

“Yakıştı.”

Deniz ona dönüp gülümsedi.

“Teşekkür ederim.”

Sarp'ın eli bir an Deniz'in saçlarında kaldı. Saçlarının arasındaki birkaç tutamı nazikçe düzeltti. Deniz bu kez geri çekilmedi. Aksine sessizce onun hareketine izin verdi.

Sarp elini çektiğinde Deniz masanın üzerindeki boncuklara uzandı.

“Benim de sana verecek bir şeyim var.”

Elindeki küçük boncuklardan birini seçti. Sarp merakla baktı.

“Bu ne?”

“Ben yapmıştım.”

Deniz boncuğu onun avucuna bıraktı.

“Bunu bir bilekliğine tak.”Sarp boncuğu dikkatlice inceledi.

“Tamam.”

“Ve kaybetme.”

Sarp bu kez hiç şaka yapmadı.

“Söz veriyorum. Bunu bir bilekliğime takacağım ve asla kaybetmeyeceğim.”

Deniz'in yüzündeki gülümseme büyüdü.

“Güzel.”

Sarp boncuğu cebine koydu.

“Ben de sözümü tutarım.”

Deniz başını eğip kolyesine baktı. İkisinin de yüzünde aynı anda küçük bir gülümseme oluştu.

⁺˚⋆。°✩₊✩°。⋆˚⁺

Asya, seranın önünden geçerken Yaban'ı gördü.

“Yaban!”

Yaban elindeki saksıyla ona döndü.

“Ne oldu?”

Asya yanına geldi.

“Bugün neden bu kadar sessizsin?”

“Normalim.”

“Hayır, değilsin.”

Yaban kaşını kaldırdı.

“Beni ne kadar tanıyorsun?”

Asya güldü.

“Yeterince.”

Yaban saksıyı yerine koydu.

“Öyle mi?”

“Evet.”

Asya birkaç saniye onu inceledi.

“Mesela şu an gülümsüyorsun.”

“Gülümsemiyorum.”

“Gülümsüyorsun.”

Yaban istemeden yeniden gülümsedi. Asya kahkaha attı.

“Yakaladım!”

Yaban başını iki yana salladı.

“Sen gerçekten yorucusun.”

“Ama seviyorsun.”

Yaban cevap vermedi.

Asya'nın yüzündeki gülümseme biraz daha büyüdü.

“Cevap vermemene bunu kabul olarak alıyorum.”

Yaban saksıyla ilgilenmeye devam etti. Ama bu kez yüzündeki gülümsemeyi saklamadı.

Elif mutfağa girdiğinde Kasırga tezgâhın başında bir şeyler hazırlıyordu.

“Ne yapıyorsun?”

Kasırga elindeki bıçağı bıraktı.

“Tatlı.”

Elif tezgâha yaklaştı.

“Sen mi yaptın?”

“Evet.”

Bir parça alıp tadına baktı. Kasırga kaşını kaldırdı.

“Nasıl?”

Elif birkaç saniye düşündü.

“Fena değil.”

“Fena değil mi?”

“Biraz daha şekerli olabilirdi.”

Kasırga gülerek

“Eleştirmen de hazır.”

Elif bir parça daha aldı.

“Ben olmasam bunu kim söyleyecek?”

“Demek beğendin.”

Elif belli etmemeye çalışarak gülümsedi.

“Belki.”

Kasırga ona bir tabak uzattı.

“Al.”

Elif tabağı aldı.

“Bunu eve götürüyorum.”

“Niye?”

“Çünkü güzel olmuş.”

Kasırga'nın yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.

İkisinin arasındaki o yeni başlayan şey henüz bir isim taşımıyordu. Ama ikisi de farkındaydı. Bir şey değişmeye başlamıştı. Akşam olduğunda malikâne sakinleşmişti.

Deniz, kolyesini hâlâ boynundan çıkarmamıştı.

Sarp'ın verdiği tilki figürü ışığın altında hafifçe parlıyordu.

Sarp ise Deniz'in verdiği boncuğu elinde tutuyordu.

Bir süre sonra onu kendi bilekliğine taktı. Kimseye göstermedi. Ama kendi kendine baktığında yüzünde küçük bir gülümseme oluştu. Aynı saatlerde Alp, aldığı küçük kutuyla bahçeye çıktı. Diana oradaydı. Bu kez çatıda değil, bahçedeki bankta oturuyordu. Alp yanına yaklaştı.

“Diana.”

Diana başını kaldırdı.

“Emir?”

Alp kutuyu ona uzattı.

“Bunu sana aldım.”

Diana şaşkınlıkla kutuyu açtı. İçinden küçük bir yıldız kolye çıktı. Diana'nın gözleri parladı.

“Bu çok güzel.”

“Seversin diye düşündüm.”

Diana kolyeyi parmaklarının arasında tuttu.

“Ben yıldızları sevdiğimi dün söyledim.”

“Evet.”

“Sen gerçekten dinlemişsin.”

Alp gülümsedi.

“Dinliyordum.”

Diana birkaç saniye kolyeye baktı. Sonra Alp'e döndü.

“Takmama yardım eder misin?”

Alp kolyeyi aldı. Diana saçlarını yana çekti. Alp kolyeyi boynuna yerleştirdi. Diana kolyeye dokundu.

“Tam istediğim gibi.”

Alp'in yüzünde sessiz bir mutluluk belirdi. Diana ise yıldız şeklindeki kolyeye bakarken farkında olmadan gülümsedi.

“Teşekkür ederim, Emir.”

“Değmez.”

Diana başını kaldırıp gökyüzüne baktı.

“Bu gece yine yıldızlara bakacağım.”

Alp onun yanına oturdu.

“Ben de.”

Malikânenin salonundan hafif bir müzik sesi yükseldi. Deniz merak edip içeri girdi. Salonun köşesinde duran kemanı fark etti. Sarp da birkaç adım ötede duruyordu. Kemanı eline aldı.

Deniz şaşkınlıkla ona baktı.

“Sen keman çalıyor musun?”

“Biraz.”

Sarp kemanı omzuna yerleştirdi. İlk notalar salonda yankılanmaya başladığında Deniz'in yüzündeki şaşkınlık yerini gülümsemeye bıraktı. Sarp gözlerini kısa bir an ona çevirdi. Sonra çalmaya devam etti. Deniz sessizce onu izledi.

Parça bittiğinde birkaç saniye konuşmadı. Sonra gülerek

“Beni mi etkilemeye çalışıyorsun?”

Sarp kemanı indirirken:

“Belki.”

Deniz başını iki yana salladı.

“İşe yarıyor olabilir.”

Sarp güldü.

“Bunu duyduğuma sevindim.”

Deniz ona yaklaşırken boynundaki tilki kolyesi ışığı yakaladı.

Sarp'ın bakışları kolyeye kaydı.

“Beğendin yani?”

“Çok.”

“Güzel.”

Deniz hafifçe gülümsedi.

“Bu gece güzelmiş.”

Sarp kemanı yerine bıraktı.

“Evet.”

Salonun dışında gece sessizce devam ederken, malikânenin içinde herkesin hayatında küçük bir şey değişiyordu.

Kimi bir gül taşıyordu. Kimi bir kolye. Kimi de bileğinde artık kendisine ait olmayan küçük bir boncuk taşıyordu ve bazı hikâyeler henüz başlamamış gibi görünse de...

Aslında çoktan başlamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.