21. Bölüm
Kesin hileli
Sabah olduğunda yağmur yine yağıyordu. Diana gözlerini açtığında ilk duyduğu şey, pencereye vuran yağmur damlalarının sesiydi. Birkaç saniye tavana baktıktan sonra yatağından kalktı. Perdeyi araladığında dışarıda yine aynı gri manzarayı gördü. Son birkaç gündür hava hiç düzelmemişti. Sürekli yağmur yağıyor, herkes neredeyse bütün gününü malikânede geçiriyordu. Diana pencerenin önünde kollarını bağladı.
“Hayat zaten yeterince sıkıcı.”
Bir süre dışarıyı izledi. Sonra aklına bir fikir geldi. Bugün kimsenin odasında oturmasına izin vermeyecekti. Üzerini değiştirip odasından çıktı. Önce kızların odalarına uğradı. Ardından salona geçti ve diğerlerini de çağırmaya başladı. Kısa süre içinde malikânenin salonu dolmaya başladı. Alberto ile Arti işleri nedeniyle ortalıkta yoktu. Geri kalan herkes salondaydı. Alp pencerenin kenarındaki koltuğa oturmuştu. Kasırga masanın yanında duruyor, masanın üzerindeki oyunlara bakıyordu. Şahin koltuğun arkasına yaslanmıştı. Yaban ise biraz uzakta sakin bir şekilde oturuyordu. Sarp da Deniz'in karşısındaki koltuğa geçmişti. Deniz bunu fark edince gözlerini devirdi.
“Sen de mi buradasın?”
Sarp ona baktı.
“Beni çağırdılar.”
“Ben çağırmadım.”
“Senin çağırman gerekmiyor.”
Deniz cevap verecekken Diana elindeki kutuyla ortaya geldi.
“Herkes burada mı?”
Lara etrafa baktı.
“Sanırım.”
Diana kutuyu masaya bıraktı.
“Bugün evde sıkılmak yok.”
Elif kutuya baktı.
“Ne oynuyoruz?”
Diana gülümsedi.
“UNO.”
Şahin hemen yerinden doğruldu.
“Ben kazanırım.”
Lara ona baktı.
“Daha kartları görmedin.”
“Fark etmez.”
Kasırga sandalyeye oturdu.
“Kafam çalıştı. Kazanacağım.”
Elif yanına otururken güldü.
“Daha başlamadan kendinize güveniniz geldi.”
Kasırga kartlara baktı.
“Ego yapmayın.”
Elif kaşını kaldırdı.
“Ben sana hiçbir şey demedim.”
“Genel söyledim.”
Diana kartları karıştırmaya başladı.
“Hadi ama.”
Herkes masanın etrafına yerleşti.
İlk birkaç tur oldukça sakindi.
Kartlar birer birer masaya bırakılıyor, ara sıra biri elindeki kartları sayıyor, biri diğerinin attığı karta itiraz ediyordu. Derken Deniz önündeki kartlara baktı. Sonra Sarp'a.
“Bir dakika.”
Sarp başını kaldırdı.
“Ne?”
“Sen az önce hangi kartı attın?”
“Yeşil yedi.”
Deniz masaya baktı.
“Hayır, yeşil yedi değildi.”
Sarp kartını gösterdi.
“Buydu.”
Deniz birkaç saniye karta baktı.
“Tamam.”
Sarp gülümsedi.
“Ne oldu?”
“Hiç.”
“Bir şey diyecektin.”
“Demeyeceğim.”
Sarp kartlarını toparladı.
“İnat etme kızıl tilki.”
Deniz hemen ona baktı.
“İnat etmiyorum.”
“Öyle görünüyorsun.”
“Sen öyle san.”
Lara ikisine bakıp iç çekti.
“Daha on dakika oldu.”
Elif gülmeye başladı.
“Bunlar oyunu bitiremeden birbirini sorguya çekecek.”
Deniz kartını masaya bıraktı.
“Ben sadece oyunun kurallarına uyulmasını istiyorum.”
Sarp başını salladı.
“Tabii.”
Deniz şüpheyle baktı.
“Bu ‘tabii’ ne demek?”
“Hiçbir şey.”
“Bana yalan söyleme.”
Sarp güldü.
“Tamam.”
Oyun devam etti. Bu kez Şahin'in elindeki kartlar iyice azalmıştı. Bir kart daha attı.
“UNO.”
Herkes ona döndü. Lara gözlerini kıstı.
“Emin misin?”
Şahin elindeki son iki karta baktı. Bir an sustu.
“Bir dakika.”
Herkes gülmeye başladı. Diana başını iki yana salladı.
“Sen daha UNO'nun ne olduğunu çözemedin.”
Şahin kartını gösterdi.
“Yanlış söyledim.”
Yaban sakin bir şekilde baktı.
“Sus Kaan, sus.”
Şahin kahkaha attı.
“Tamam.”
Lara kartlarını eline aldı.
“Allah akıl fikir versin.”
Şahin ona döndü.
“Bana mı diyorsun?”
“Evet.”
“Niye?”
“Çünkü oyunu daha başlamadan karıştırdın.”
Şahin gülerken Yaban başını iki yana salladı. Bir süre sonra Asya ile Yaban'ın arasındaki oyun da ilginç bir hâl aldı. Asya elindeki karta baktı.
“Bunu sana atıyorum.”
Yaban kartı aldı.
“Teşekkürler.”
Asya gözlerini kıstı.
“Ne kadar sakin söyledin.”
“Ne söylememi bekliyorsun?”
“Biraz tepki ver.”
Yaban omuz silkti.
“Üzüldüm.”
Asya gülmeye başladı.
“Hiç belli olmuyor.”
“Belli etmek zorunda mıyım?”
Asya ona bakıp başını salladı.
“Ayy çok tatlısın.”
Yaban birkaç saniye sessiz kaldı. Asya gülerek kartını masaya bıraktı.
“Ne oldu?”
“Hiç.”
“Utandın mı?”
“Hayır.”
Asya'nın gülümsemesi büyüdü.
“Kalbim eridi.”
Yaban hafifçe başını eğdi.
“Sen çok konuşuyorsun.”
“Sen de az konuşuyorsun.”
“Denge oluyor.”
Asya güldü.
“Bence güzel denge.”
Masadaki diğerleri onların konuşmasını duyup gülümsedi ama kimse bir şey söylemedi. Bir süre sonra UNO oyunu iyice kızıştı. Deniz'in elinde yalnızca iki kart kalmıştı. Sarp bunu fark etti.
“Kaç kartın kaldı?”
Deniz kartlarını göğsüne yaklaştırdı.
“Söylemem.”
“İki.”
Deniz'in gözleri büyüdü.
“Sen nereden biliyorsun?”
“Gözüm var.”
Deniz şüpheyle baktı.
“Beni mi izliyorsun?”
“Hayır.”
“İzliyorsun.”
Sarp gülümsedi.
“İnat etme kızıl tilki.”
Deniz kartını masaya bıraktı.
“Al.”
Sarp kartına baktı.
“Bunu bana niye verdin?”
“Çünkü sıra sende.”
Sarp güldü.
“Bunu beklemiyordum.”
Deniz arkasına yaslandı.
“Ben de senin kaybetmeni bekliyorum.”
Sarp başını salladı.
“Sen öyle san.”
Lara ikisine bakarak mırıldandı:
“Bin tane dil biliyorum bir sizi anlamıyorum.”
Elif kahkaha attı.
“Ben de.”
Lara ona döndü.
“Bak, aynı fikirdeyiz.”
Elif gülümseyerek başını salladı.
“Bu nadir oluyor.”
“Sonra suç bana kalmasın.”
İkisi de gülmeye başladı. Oyunun sonunda kazanan Diana oldu. Deniz kartlarını masaya bıraktı.
“Bir daha oynayacağız.”
Diana güldü.
“Kaybettiğin için mi?”
“Hayır.”
Sarp araya girdi.
“Kesinlikle onun için.”
Deniz ona döndü.
“Sen sus.”
“Tamam.”
“Gerçekten sus.”
Sarp gülerek arkasına yaslandı. Diana kartları toplamaya başladı.
“Tamam, UNO bitti.”
Şahin hemen sordu:
“Şimdi ne?”
Diana gözlerini kaldırdı.
“Doğruluk mu cesaret mi?”
Selin'in yüzünde hafif bir gülümseme oluştu.
“İşte şimdi eğlenceli olacak.”
Kasırga arkasına yaslandı.
“Boş ver hallederiz.”
Elif ona baktı.
“Sen niye sanki başımıza bir şey gelecekmiş gibi konuşuyorsun?”
Kasırga gülümsedi.
“Öyle hissettim.”
Diana masanın ortasına bir şişe koydu.
“Hadi başlayalım.”
Şişe döndü.
İlk olarak Lara'ya geldi. Deniz gülümseyerek sordu:
“Doğruluk mu cesaret mi?”
“Doğruluk.”
Deniz biraz düşündü.
“Buradaki en sinir bozucu kişi kim?”
Lara hiç düşünmeden Şahin'e baktı.
“Kaan”
Şahin şaşkınlıkla kendini gösterdi.
“Ben mi?”
Lara güldü.
“Evet.”
“Niye?”
“Çünkü beş dakikadır aynı şeyi soruyorsun.”
Herkes güldü.
Şahin başını salladı.
“Valla ben yapmadım.”
Lara hemen araya girdi.
“Kimse seni suçlamadı.”
Şahin de gülmeye başladı. Sonraki turda Elif cesareti seçti.
Diana kısa bir süre düşündü.
“Kasırga'nın söylediği bir cümleyi taklit et.”
Elif hemen Kasırga'ya baktı.
Kasırga kaşını kaldırdı.
“Ne?”
Elif onun ciddi hâlini taklit ederek
“Bana 5 dakika ver.”
Herkes kahkahaya boğuldu. Kasırga istemeden güldü.
“Elif...”
Elif gülerek:
“Ne?”
“Çarparım seni.”
Kasırga başını iki yana salladı.
“Sinirimi bozuyorsun.”
Elif gülümsedi.
“Görevimi yaptım.”
Oyun devam etti.
Asya ile Yaban'ın sırası geldiğinde Asya doğruluğu seçti. Yaban ona baktı.
“En sevdiğin kişi kim?”
Asya bir an düşündü. Sonra gülümseyerek ona baktı.
“Bunu gerçekten söylememi mi istiyorsun?”
Yaban'ın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
“Sen bilirsin.”
Asya omuz silkti.
“Belki söylemem.”
Yaban başını salladı.
“Kaçıyorsun.”
“Asla.”
“Öyle görünüyor.”
Asya güldü.
“Sen de çok merak ediyorsun.”
Yaban cevap vermeden ona baktı.
Asya sonunda “Belki biraz.”dedi.
Diana gülümseyerek araya girdi.
“Çok düşünüyorsun.”
Asya ona baktı.
“Ne yapayım?”
“Hadi ama, oyun devam ediyor.”
Şişe yeniden döndü.
Bu kez Selin'in önünde durdu. Diana sordu
“Doğruluk mu cesaret mi?”
Selin hiç tereddüt etmedi.
“Cesaret.”
Deniz merakla ona baktı.
“Ne yaptıracağız?”
Lara'nın bakışları Mayın'a kaydı. Sonra Selin'e döndü.
Selin ne düşündüğünü anlamıştı. Lara hafifçe gülümsedi.
“Mayın'a karşı hislerini söyle.”
Salonda bir anda sessizlik oluştu.
Selin birkaç saniye Mayın'a baktı. Sonra derin bir nefes aldı.
“Aklımda ne varsa dışarıya da onu söylüyorum.”
Mayın sessizce onu dinledi. Selin devam etti.
“Senden hoşlanıyorum.”
Mayın'ın yüzündeki ifade değişti. Selin gözlerini kaçırmadı.
“Bunu söylemekten de utanmıyorum.”
Mayın birkaç saniye düşündü. Sonunda sakin bir sesle konuştu.
“Selin... Ben aşka inanmıyorum.”
Selin'in yüzündeki gülümseme hafifçe azaldı. Mayın devam etti.
“Özür dilerim. Sana boş umut vermek istemiyorum.”
Selin başını salladı.
“Tamam.”
Bir an sessizlik oldu.
Sonra Selin küçük bir gülümsemeyle:
“Pes etmek bana göre değil.”
Mayın ona baktı.
“Bunu tahmin etmiştim.”
Selin hafifçe güldü.
“Güzel.”
Diana ortamı biraz yumuşatmak için kartları topladı.
“Tamam. Bir sonraki.”
Kimse Selin'e acıyan gözlerle bakmadı. Selin de konuyu uzatmadı. Oyun devam etti. Saat ilerledikçe yağmur daha da şiddetlendi. Bir süre sonra herkes yorulmaya başladı.Diana pencereye baktı.
“Bugün hiç durmayacak galiba.”
Alp pencerenin yanına gelip dışarı baktı.
“Sabaha kadar sürebilir.”
Diana ona döndü.
“Gerçekten mi?”
Alp başını salladı.
“Büyük ihtimalle.”
Diana iç çekti.
“Yarın da böyle olursa yine bir şey bulmamız gerekecek.”
Alp hafifçe gülümsedi.
“Ben söz vermem, yaparım.”
Diana güldü.
“Ne yapacaksın?”
“Yarın düşünürüz.”
Diana başını salladı.
“Tamam.”
Herkes yavaş yavaş salondan ayrılmaya başladı. Deniz kapıya doğru yürürken Sarp onun yanında ilerledi.
“Bugün fazla kavga etmedik.”
Deniz ona baktı.
“Sen fazla uzatmadın.”
Sarp gülümsedi.
“İnat etme kızıl tilki.”
Deniz başını iki yana salladı.
“Yarın devam ederiz.”
“Bekliyorum.”
İkisi farklı yönlere doğru ilerledi. Gece olduğunda malikâne yeniden sessizliğe büründü.