20.Bölüm
Lunapark
Öğleden sonra malikânenin salonu her zamankinden daha hareketliydi. Elif, Deniz, Asya, Lara ve Selin koltuklara yayılmış, günün geri kalanında ne yapabileceklerini konuşuyorlardı. Diana ise pencerenin önünde dışarı bakıyordu. Deniz bir anda ayağa kalktı.
“Bugün lunaparka gidiyoruz.”
Lara şaşkınlıkla ona baktı.
“Bugün mü?”
“Evet!”
Asya hemen elini kaldırdı.
“Ben varım.”
Selin gülümsedi.
“Ben de.”
Elif başını salladı.
“Tamam.”
Diana pencerenin önünden dönüp gülümsedi.
“Peki. Gidelim.”
Deniz iki elini havaya kaldırdı.
“LUNAPARK!”
Herkes gülmeye başladı. Herkes hazırlanmak için odalarına dağıldı. Diana aşağı indiğinde Alp çoktan hazırlanmıştı.nTam o sırada malikânenin kapısı açıldı. Şahin içeri girdi.
“Ben de geliyorum!”
Alberto çalışma odasından çıkıp ona baktı.
“Sen mi?”
“Evet.”
“Lunaparka?”
“Evet.”
Alberto kollarını bağladı.
“Sen lunaparkta ne yapacaksın?”
Şahin hiç düşünmeden cevap verdi.
“Eğleneceğim.”
Alberto birkaç saniye ona baktıktan sonra gülümsedi.
“Senin eğlenmeye ihtiyacın olduğunu biliyordum.”
Şahin biraz mahcup oldu.
“Patron, lütfen.”
Alberto kahkaha attı.
“Tamam, tamam. Git.”
Şahin sevinçle ellerini kaldırdı.
“Yaşasın!”
Alberto arkasından seslendi.
“Ama oyuncaklardan korkup geri dönmek yok!”
Şahin olduğu yerde durdu.
“Ben hiçbir şeyden korkmam.”
Alberto gülümsedi.
“Bunu lunaparkta tekrar konuşuruz.”
Şahin başını dikleştirdi.
“Göreceksin.”
Diğer tarafta Asya, bahçede Yaban'ın karşısına geçmişti.
“Yaban...”
Yaban daha ona bakmadan cevap verdi.
“Hayır.”
Asya şaşkınlıkla durdu.
“Daha bir şey söylemedim.”
“Ne söyleyeceğini biliyorum.”
Asya ellerini birleştirdi.
“Bizimle lunaparka gelir misin?”
“Hayır.”
“Lütfen.”
“Hayır.”
“Bir kere.”
“Hayır.”
Asya biraz daha yaklaştı.
“Lütfen, lütfen, lütfen.”
Yaban sonunda ona baktı.
“Peki.”
Asya'nın yüzü bir anda aydınlandı.
“Gerçekten mi?”
“Evet.”
“Yaşasın!”
Yaban başını iki yana salladı.
“Bunun için bu kadar yalvarmana gerek yoktu.”
Asya gülerek uzaklaştı. Tam o sırada Şahin yanlarından geçti.
“Sen de mi yalvarıyorsun?”
Yaban ona döndü.
“Sen kendi işine bak.”
Şahin kahkaha attı.
“Tamam, tamam.”
Asya arkasından seslendi.
“Kerem’in gelmesi önemli!”
Yaban “Bunu duyduğuma pişman oldum.”
Asya güldü.
“Çok geç.”
⛧°。⋆༺♱༻⋆。°⛧
Öğlen hep birlikte lunaparka geldiler. Daha girişten itibaren renkli ışıklar, yüksek müzik sesleri ve oyuncakların hareketleri herkesi heyecanlandırmıştı. Deniz etrafa bakarken gözleri parlıyordu.
“İlk önce çarpışan arabalar!”
Sarp hemen yanında belirdi.
“Ben seninle yarışırım.”
Deniz ona döndü.
“Hazır ol, kaybedeceksin.”
“Sen önce arabayı kullanmayı öğren.”
“Ben çok iyi kullanırım!”
Lara güldü.
“Beş dakika içinde kavga edecekler.”
Selin başını salladı.
“Bence üç dakika.”
Diana kahkaha attı.
“Ben iki dakika diyorum.”
Deniz ellerini beline koydu.
“Ben gayet sakinim.”
Sarp “Evet, çok sakin.”
Deniz ona baktı.
“Sen sus.”
“Bak, bir dakika bile olmadı.”
Herkes gülmeye başladı. Çarpışan arabalara bindiklerinde Deniz ile Sarp gerçekten de aynı piste düştü. Deniz direksiyonu tuttu.
“Hazır mısın?”
Sarp gülümsedi.
“Sen hazır mısın?”
“Ben doğuştan hazırım.”
“Göreceğiz.”
Araba ile çarptı. Sarp'ın arabası hafifçe yana savruldu.
“Deniz!”
Deniz kahkahalar içinde:
“Ne oldu, mafya bozuntusu?”
Sarp arabasını döndürdü.
“Sen istedin bunu.”
Deniz’e vurdu. Bu kez Deniz'in arabası savruldu.
Deniz: “Sen bittin!”
Lara uzaktan bağırdı.
“İşte başladı!”
Selin kahkahasını tutamadı.
“İki dakika bile sürmedi.”
Diana gülerek başını salladı.
“Ben söylemiştim.”
Çarpışan arabalardan sonra herkes farklı oyuncaklara dağılmaya başladı. Asya ile Yaban atlıkarıncaya baktılar.
Asya heyecanla: “Buna binebiliriz.”
Yaban atlıkarıncaya baktı.
“Gerçekten mi?”
“Evet.”
“Ben çocuk değilim.”
Asya kaşını kaldırdı.
“Lunaparkta çocuk oyuncağı seçmek yasak mı?”
Yaban birkaç saniye sustu.
“Hayır.”
“O zaman gel.”
Yaban istemeyerek gibi görünse de onunla birlikte yürüdü. Şahin uzaktan onları görünce gülmeye başladı.
“Yaban! Sana ne oldu?”
Yaban dönüp baktı.
“Ne?”
“Az önce çocuk oyuncağına biniyordun.”
Asya araya girdi.
“Sen de bin.”
Şahin hemen geri çekildi.
“Benim başka işlerim var.”
Yaban gülümsedi.
“Cesur adam.”
Şahin: “Ben her şeyi denerim.”
Yaban: “Tabii.”
Şahin onun ne demek istediğini anlayınca sustu. Bir süre sonra Diana ile Alp dönme dolabın önünde durdu. Diana yukarı baktı. Dönme dolabın kabinleri yavaşça dönüyor, tepeden bütün lunapark görünüyordu.
“Buna binelim mi?”
Alp başını salladı.
“Olur.”
İkisi sıraya geçti. Bir süre sonra kabinlerinden birine bindiler. Dönme dolap yavaşça hareket etmeye başladı. Diana camdan dışarı baktı. Lunapark aşağıda küçülürken şehir ışıkları giderek daha güzel görünüyordu.
“İzmir buradan çok güzel görünüyor.”
Alp ona baktı.
“Evet.”
Diana gülümsedi.
“İyi ki geldik.”
“İyi ki.”
Diana başını ona çevirdi.
“Sen eğleniyor musun?”
Alp birkaç saniye düşündü.
“Sanırım.”
“Sanırım mı?”
“Evet.”
Diana güldü.
“Bunu eğlenmek olarak kabul ediyorum.”
Alp de hafifçe gülümsedi. Dönme dolap biraz daha yükseldi. Diana aşağı baktı.
“Burası yukarıdan hiç korkutucu değilmiş.”
Alp: “Biraz önce korkuyordun.”
“Ben mi?”
“Evet.”
“Hayır.”
“Evet.”
Diana gözlerini kıstı.
“Emir.”
“Efendim?”
“Beni sinirlendirme.”
“Tamam.”
Tam o sırada... Lunaparkın ışıkları bir anda söndü. Dönme dolap da yavaşlayarak durdu. Diana'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Ne oldu?”
Alp etrafa baktı.
“Elektrikler gitti galiba.”
Diana aşağı baktı.
“Biz burada mı kaldık?”
“Şimdilik.”
Diana derin bir nefes aldı.
“Harika.”
Alp sakinliğini korumaya çalıştı.
“Merak etme. Birazdan çalışır.”
Diana camdan dışarı baktı.
“Umarım.”
Birkaç dakika boyunca sadece uzaktaki ışıklar görünüyordu.
Diana sessizce oturdu. Sonra Alp'e baktı.
“Sen hiç korkmuyor musun?”
“Hayır.”
“Hiç mi?”
“Hiç.”
Diana başını salladı.
“Ben de korkmuyorum.”
“Tabii.”
Diana kaşını kaldırdı.
“Ne demek tabii?”
“Hiçbir şey.”
Diana gülmeye başladı.
“İçimi rahatlat mıyorsun”
Tam o sırada lunaparkın ışıkları yeniden yandı. Dönme dolap hareket etmeye başladı. Diana rahat bir nefes aldı.
“Sonunda.”
“Gördün mü?” dedi Alp
“Bir daha elektrikleri kesilen bir şeye binmem.”
Diana ona baktı.
“Ciddiyim.”
“Ben de.”
Aşağıda ise Deniz ve Sarp yine birbirleriyle uğraşıyordu. Deniz elindeki pamuk şekeri yerken Sarp yanından geçti. Sarp gülümseyerek:
“Kırmızı Tilki, hep başımı belaya sokuyorsun be ya.”
Deniz hemen döndü.
“Sen de her yerde karşıma çıkıyorsun, mafya bozuntusu.”
Sarp kaşını kaldırdı.
“Bak yine başladın.”
“Sen başlattın.”
“Ben mi?”
“Evet, sen!”
Sarp gülerek başını salladı.
“Tamam, Kırmızı Tilki.”
Deniz gözlerini devirdi.
“Şu lakabı bırak artık.”
“Bırakmam.”
“Bir gün kafanı kıracağım.”
“Onu da görmek isterim.”
Deniz ona ters ters baktı.
“Sinir bozucusun.”
Sarp gülümsedi.
“Bunu daha önce de söylemiştin.”
Deniz arkasını dönüp yürümeye başladı.
“Çünkü hâlâ öylesin!”
Sarp onun arkasından gülerek baktı.
“Ben de seni seviyorum Kırmızı Tilki.”
Deniz arkasına döndü.
“Ne dedin?”
Sarp hemen ifadesini değiştirdi.
“Hiçbir şey.”
“Biliyormusun kızıl tilki saçlarım çok güzel”
“Biliyormusun mafya bozuntusu ölsem onlara dokundurmam”
“Sen öyle san”
“Ne”
“Hiç”
Deniz şüpheyle baktı.
“Bir şey dedin.”
“Yanlış duydun.”
“Hmm...”
Deniz gözlerini kıstı ama sonunda yürümeye devam etti. Sarp onun arkasından gülümsedi. Bir süre sonra herkes yeniden bir araya geldi. Diana ve Alp dönme dolaptan inmişti. Şahin ise elinde kocaman bir pamuk şekerle ortaya çıktı.
“Beyler ve hanımlar! Lunaparkın en cesur insanı geldi!”
Alberto'nun sözünü hatırlayan herkes aynı anda Şahin'e baktı. Deniz gülmeye başladı. Şahin birkaç saniye düşündü.
“Pamuk şeker standına.”
Herkes kahkahaya boğuldu.
Şahin “Ne var? O da yüksek riskli.”
Diana gülerek “Pamuk şeker yemek mi?”
“Evet. Çok şekerli.”
Alp başını iki yana salladı.
“Sen gerçekten garipsin.”
Şahin ona baktı.
“Sen de dönme dolaba bindin.”
Alp “Evet.”
“Ve elektrikler kesildi.”
Diana hemen araya girdi.
“Onu konuşmayalım.”
Deniz gülmeye başladı.
“Diana korkmuş!”
“Hayır!”
Alp sakin bir şekilde:
“Biraz.”
Diana ona döndü.
“Sen de mi?”
Alp gülümsedi.
“Gerçeği söyledim.”
Diana gözlerini devirdi.
“Tamam. Hepiniz birleşmişsiniz.”
Kızlar gülmeye başladı. O sırada lunaparkın ışıkları yeniden parladı ve müzik sesi yükseldi. Deniz ellerini havaya kaldırdı.
“Daha bitmedi! Daha birçok oyuncağa bineceğiz!”
Sarp ona baktı.
“Ben hazırım.”
Deniz “Bu sefer gerçekten kaybedeceksin.”
Sarp gülümsedi.
“Göreceğiz, Kırmızı Tilki.”
Deniz gözlerini devirdi.
“Yine başladı.”
Herkes yeniden lunaparkın ışıkları arasında yürümeye başladı. O gece hiç kimse, birkaç saat sonra malikâneye döndüklerinde bile gülmeyi bırakmayacaktı.