İçeriğe geç

Element Kraliçesi

Bölüm 17 · 15 dk okuma

Element Kraliçesi

Bölüm 17

17.Bölüm

Addison Pearl

Motorumla eve geldiğimde mutluluktan uçuyordum.Motoru kapının önüne park edip sevinçle eve koşturdum.Kalbim heyecandan çarpıyordu.Çantadaki anahtarı aldım ve kapıyı açtım.Herkes uyumuştu.Ayakkabılarımı çıkarıp elime aldım ve parmak uçlarımda odama çıkmaya başladım.Odama geldiğimde kapıyı arkamdan kapattım yüzümdeki gülümseye mani olamadım.Hızlıca üstümdeki elbiseyi çıkardıktan sonra gizli gardrobuma gittim.Elbiseyi askıya asıp kaldırdım.Ardından makyaj masasına gidip makyajımı temizledim.Gardroptan çıkıp odamda üstümü değiştirdikten sonra yatağa attım kendimi.Aklım hala o öpücükte kalmıştı.Onu çok özlemiştim.Kalbim de öyle.O yanımda değil ama sanki yanımdaymış gibi hala küt küt atıyor.Yarının güzelliğini düşünerek uyuyamayacağımı bilsem de gözlerimi kapattım.

Gözlerimi güçlü ışık demetiyle araladım.Nerdeydim ben?Bir söğüt ağacının altındaydım.Söğüt ağacı öyle büyüktü ki yaprakları bir oda gibi donatmıştı burayı.Yerimden kalkıp ağacı incelemeye başlamıştım ki ağacın bir dalında salıncak olduğunu fark ettim.İpleri sarmaşıktandı ve üstüne kondurulmuş elma çiçekleri vardı.Salıncağı geçip ağacın etrafını dolaşırken yerde yatan Alex’i gördüm.Kaşlarımı çatarak yanına ilerledim.Omzuna dokunduğum an sıçrayarak yerinden kalktı.Önce uykulu uykulu çevresine bakındı.Sonra

—Meleğim,neredeyiz biz?

dedi şaşkınca.O etrafına bakınırken

—B-ben d-de b-bilm-miy-yor-rum.

dedim.Sonra dışarıdan kahkaha ve gülüşme sesleri geldi.Önce korkuyla Alex’e baktım.Alex elimi tuttu ve

—Merak etme,sana bir şey olmasına izin vermem.

dedi gülümseyerek.Ona gülümsedim,biz ağaçtan çıkacakken sıcacık bir meltem esti.İçimi ısıtan bu meltem söğüt ağacının yapraklarını da kenara itmişti.Biz de seslerin kaynağını görmüş olduk.İki erkek çocuk ebelemece oynayıp yerde yuvarlanıyorlardı.Bakıştık,çocuklardan birisi bizi gördü ve

—Sirius!Annemler uyanmış!

diyip bize koşmaya başladı.Alex’e şaşkınlıkla baktım.Alex de bana şaşkınlıkla bakıyordu.Sonra gülümsedi ve

—Bizim çocuklarımız.

diye fısıldadı bana.Ben de ona gülümsedim.Bizim çocuklarımızdı.Alex’ten çocuklarım.Çocuk bacaklarıma sarıldı.Diğer çocuk da gelip Alex’in bacaklarına sarıldı.Bana sarılan çocuk

—Anne,beni kucağına alır mısın?

dedi dudaklarını büzerek.Ona gülümseyip tam alacakken adının Sirius olduğunu öğrendiğim çocuk

—Saçmalama Sol!Kardeşimiz zarar mı görsün?

diyince olduğum yerde dondum.Ne?Ben hamile miyim?Alex bana şaşkınlıkla bakıp

—Meleğim?Çocuğumuz mu olacak?

dedi gözleri dolu dolu.Sirius

—Babacım zaten biz varız ya!

dedi gülerek.Sirius’un dediğine gülerken Alex gözünden akan birkaç yaşı sildi ve başını olumlu anlamda sallayıp

—Biliyorum oğlum.Gel bakalım.

diyip onu kucağına aldı.Sol bu sefer Alex’in yanına gidip

—Bende bende!

diye bağırdı.Alex gülümseyerek Sirius’u diğer koluyla tutup Sol’u kucağına aldı.İki oğlan Alex’in kucağında gülüşürken onlara gülümsedim.Alex beni fark edince bana gülümseyip çocukları kucağından indirdi ve yanıma geldi.Bana sarıldı ve yanağımdan öptü.Ben de ona sarıldım ve zihnimden

—Bizim,bizim çocuklarımız değil mi?Karnımdaki de bizim çocuğumuz,değil mi?

dedim umutla.Çocuklar geri oynamaya dönmüştü.Alex yüzümü avuçlarının içine alıp okşadı.

—Evet meleğim,bizim çocuklarımız.

dedi,sonra eliyle hafifçe şişmiş karnımı okşayıp

—Bizim bebeğimiz.

dedi.Önce alnımı öptü,sonra da dudaklarımı öpmek için yaklaştı.Kollarımı boynuna sarıp dudaklarımızı buluşturdum.

Gözlerimi araladım,güneş yüzüme vururken gözlerimi kıstım.Yatağımdan hızlıca kalktım.İlk defa Alex ile olan bir rüyamda olumsuz bir şey olmamıştı.Ağzım kulaklarımda tuvalete girdim.Yüzümü yıkadıktan sonra aynada kendime baktım.Bugün Alex geliyordu!Sevinçle banyodan çıktım.Üstümü değiştirmeden hava almak için bahçeye inmeye başladım.Sessizce alt kata indim.Mutfak balkonundan bahçeye çıktım.Saat yaklaşık 5’ti.Güneş içimi ısıtırken gerindim.Cebimden telefonumu çıkarıp Baktın Olmadı açtım.Şarkı başladığında telefonu cam pervazına yasladım.Şarkının ritmine göre kendi kendime dans ettim.İçimden şarkının sözlerini söylerken

—Olur ya insan değişir, başka bedenlerle sevişir

Gerek yok suçluluk duymaya,

dedi tanıdık birisi.Heyecanla arkamı döndüğümde Alex bana gülümseyerek bakıyordu.Sevinçle ona doğru koştum ve üstüne atladım.Alex de beni tutup döndürdü.Ben kıkırdarken zihnimden

—Sesin çok güzelmiş.

dedim.Alex beni yere indirince

—O zaman bu akşam meleğime bir konser veriyorum.

dedi.Gülümseyip başımı olumlu anlamda salladım.Telefonumu kapatmaya gittim.Alex ağaca asılı salıncağa oturmaya giderken

—Dünki rüyayı sen de gördün mü?

diye sorunca içimde bir şeyler kıpırdadı.Telefonumu mutfak tezgahına bıraktıktan sonra zihnimden

—Sol ve Sirius mu?

diye sordum.Alex alayla

—Yok elf komutan!

diyince kaşlarımı çatarak yanına gittim.Ağacın yanına oturup zihnimden

—Lowell’ı mı diyorsun?O ne alaka?

diye sordum.Alex ellerini bağlayıp

—Nasıl ne alaka?O gün adam sana nasıl baktı görmedin mi Addison?

dedi.Ellerini tutup

—Benim bildiğim kıskandığın bir tek Charlie ve Chris vardı.

diye sordum zihnimden.Alex

—Ne yapayım?O gün sen onunla dans edip benimle etmeyince kıskandım işte.

diyince gülümseyip

—Her neyse,bunları konuşmayalım.Ve evet,dünki rüya çok güzeldi.

dedim.Alex’in düşen yüzü yerine gelirken gülümseyerek o da salıncaktan kalktı ve benim gibi yere oturdu.Başını kucağıma yasladığında ben de ona gülümseyip saçlarını karıştırdım.Alex yaptığıma gülümseyip

—Şu savaş bir bitsin,sana nikahı basacağım.O küçük çocukla da görüştürmeyeceğim!

dediğinde kahkaha attım.Alex’e inanmaz bakışlar atıp

—Yuh yani!Nyord’u da mı kıskandın?Alex küçücük çocuk o.

dedim zihnimden.Alex omzunu silkip

—Bana ne ya!Takmış seni kafaya,evleneceğim de evleneceğim!Bücür!

diyince gülümseyip zihnimden

—Kıskanma kıskanma.

dedim.Alex

—Addison,rüya o kadar güzeldi ki,şu an bir çocuk görsem hemen bizim çocuğumuz diye alıp seveceğim.

dedi,kaşlarımı çatıp zihnimden

—O kadar da abartma Alex.Ayrıca benden olacak bir çocuk düşüncesine kendini fazla bağlama.Bir aksilik çıkabilir.

dedim.Alex kafasını dizlerimden kaldırıp

—Nasıl yani?

diye sorunca sıkkın bir nefes verip zihnimden

—Belki de yumurtalıklarımda bir sıkıntı vardır,ya da rahmim bir bebek için yeterli olmayabilir.Ya da belki sende bir sıkıntı da olabilir.Bilemeyiz.

dedim.Başını olumlu anlamda salladı Alex.Sonra elini elimin üstüne koyup

—Kötüyü düşünme.İkimiz de gayet sağlıklıyız.

dedi telkin edercesine.Onu onaylayıp

—Haklısın,kötüyü çağırmamalıyım.

dedim zihnimden.Alex yanağımı okşadı,sabahın beşinde kalktığım gerçeği yavaş yavaş kendini göstermeye başlamışken gözlerimi kapattım.Gözlerim kapalıyken

—Y-yap-pma,m-may-yış-şıy-yor-rum.

dedim kısık sesimle.Melodik kıkırdama kulaklarımı doldururken gülümsedim.Kafam sert ama rahat bir yere yaslanınca Alex’in beni ağaca yasladığını anladım.Ama şöyle bir terslik vardı,bu ağaç hareket ediyordu!Gözlerimi açıp arkama baktığımda yaslandığımda şeyin ağaç değil de Alex olduğunu gördüm.Yanaklarım karıncalanırken

—Ne oldu meleğim?Rahatsız mı oldun?

dedi Alex.Başımı olumsuz anlamda sallayıp

—İ-iç-çer-ri g-geç-çel-lim.

dedim Alex’in yüzüne bakmayarak.Koşarak balkondan içeri girdim.Alex’in dışarıdan

—Dur!Meleğim,nereye?

diye bağırdığını duydum.Ben çocuğa sert ve rahat mı demiştim?Aşırı utanç verici!O an aklıma gelince bir daha kızardım.Sessiz adımlarla odama çıkarken Alex bana yetişti.Yüzümü kaldıramazken odama girdik,Alex odamın kapısını kapatıp

—Meleğim?İyi misin?Eğer bir şey yaptıysam özür dilerim.

dedi fısıldayarak.Yüzümü ona çevirip zihnimden

—Hayır hayır!Sen bir şey yapmadın,ben sadece biraz utandım.Senlik bir şey yok.

dedim.Alex bana gülümsedi ve

—Benden utanmana gerek yok Addison.

dedi,yanağımı okşarken gözlerimi kapatıp esnedim.Alex halime kıkırdayıp

—Hadi yatağına geç,çok erken kalkmışsın.

dedi ve beni yatağa yönlendirdi.Sessizce yatağa gidip kendimi yatağa bıraktım.Alex üstümü örtüp saçlarımı öptü.Gülümseyerek yatmaya başladım.Alex

—Niye güldün bakayım?

diye muzipçe sorunca gözlerimi açmadan

—Sen öpünce hoşuma gitti.

dedim zihnimden.Bir daha öptü.Zihnimden

—Ama sen böyle yapınca benim uykum kaçtı bile.

dedim ve yataktan kalktım.Kitaplığıma yöneldim.Kitaplığımdan birkaç ansiklopedi çıkardım ve masamın üstüne koydum.Alex yatağımın kenarından kalkmış ve masamın kenarına gelmişti.O ansiklopedilere bakarken ben yatağımı düzelttim.Alex

—Bunlar nedir Addison?

diye sorunca ona döndüm ve

—B-birk-kaç a-ar-raş-ştırm-ma y-yap-pmam g-ger-rek.

diyip ilk ansiklopediyi açtım.Bölümler kısmına göz atıp sayfaları çevirdim.Ansiklopediyi okurken Alex de diğer ansiklopediyi karıştırıyordu.

Ansiklopediyi kapatıp alnımı kitaplara yasladım.Bilgiler hiçbir yerde yazmıyordu.Yoktu!Değil hakkında bilgi vermek,o kelime bile geçmiyordu,hiçbir yerde!Alex sırtımı sıvazlayıp

—Kendine yüklenme,bir şekilde buluruz bunu da.Hadi sen geç yat.

diyerek beni kaldırdı.Beni yatağa yatırıp yandaki örtüyle üstümü örttü.Sonra baş ucuma bir puf çekip oturdu ve saçlarımı okşamaya başladı.Ben mayışırken gözlerimi kapattım.

Dışarıdan gelen metal çınlamalarıyla gözlerimi açtım.Her yer çok sıcaktı.Eklerimi yelleyerek yataktan kalktım.Cama yaklaştığım gibi cam kırıldı ve ince bir ıslık sesi geldi.Reflekslerim sağolsun hızlıca eğildim.Arkama baktım,duvarımda artık bir ok vardı.Şaşkınca camdan dışarı baktım.Arka bahçem yerine savaş alanı vardı,ciddi anlamda.Elementka muhafızları olduğunu tahmin ettiğim insanlar karşı taraftan gelenlerle savaşıyordu.Karşı tarafta bir siyahlık gördüm,savaş bu kadar erken değildi!Ama başladı Addison,artık ya kazanacak ve halkın için iyi bir kraliçe olacaksın,ya da halkından birkaçının hatırlayıp saygı duyduğu,bazıları için ise daha adını bilmediği,dönemi başlamadan biten biri olarak kalacaksın.Yanımda bir şey parladı,gözlerimi kısarak yanıma baktım,bu bir kılıçtı.Kılıcı hızla kavradım ve camdan atladım.Hızla koşarken önüme atlayan iblisleri,orkları,türlü türlü canavarları kılıcımla kestim.Nefes nefese etrafıma bakınırken birisi

—ADDİSON!

diye bağırdı.Arkamı korkuyla döndüğümde Alexandra bana sırıtarak mor şimşekler gönderiyordu.Korkuyla gözlerimi yumdum,bir çığlık işittim,sonra tüm sesler kesildi.Gözlerimi açtım,Alex önümde dikiliyordu.Hayır,olmadı,olmadı,değil mi?Alex çığlık atarak yere düştüğünde göz yaşlarım da yere düştü.Çığlık atarak Alex’in yanına düştüm.Ellerimle yüzünü kavradım,zihnimden

—ALEX!Bırakma beni!Alex!Neden geçtin önüme!Neden!

dedim.Hıçkırarak ağlıyordum,Alex güçlükle elimi tuttu,zihninden

—Hep gülümse,olur mu?

dedi gözleri dolu dolu.

—H-HAY-YIR!A-AL-LEX!

dedim,gülümsedi bana,bu gülümsemeyi görmek istemiyorum!Ellerini tuttum,zihnimden

—Beni bırakmayacaksın değil mi?Sensiz ne yaparım!Sensiz olmaz!ALEX!ALEX BENİ BIRAKMA!YALVARIRIM BEN SENSİZ YAŞAYAMAM!ALEX!

diye bağırdım,Alex elimi dudaklarına götürdü,zihninden

—Sen güçlüsün,seni çok seviyorum meleğim.Her zaman gül,çünkü sana gülmek çok yakışıyor güzel gözlüm.

dedi,gözleri kapanıyordu,yanaklarına tokatlar attım.Gözleri kapanıyordu,korkuyla zihnimden

—ALEX!AÇ GÖZLERİNİ!BANA BAK LÜTFEN!ALEX BENİ BIRAKMA!GÖZLERİNİ AÇ!ALEX!

ve gözleri kapandı…

Yazar Anlatımıyla

O gün geldiğinde,bir çığlık bitirecek beklenen savaşı.Birinin gözleri kapanırken diğerinin gözleri kuruyacak ağlamaktan.Birisi ona seslenecek,diğeri cevap verecek,ama sesi çıkmayacak.Tek kalp tek kalacak nur ışığına kadar.Kalbi verimsiz topraklar gibi olacak ve hiçbir yağmur bunu değiştiremeyecek,her şey onun sesi olacak ama hiç birisi onun sesi kadar güçlü olamayacak…

Addison Pearl

Nefes nefese kalktım yatağımdan.Alnımdan yanağıma bir damla terin aktığını hissettim.Etrafıma bakındım,Alex yoktu.Korkuyla odamdan fırladım.Evde koşturdum,Alex’e seslendim ama yoktu.YOKTU!Bahçeye fırladım,büyükannem,Lena,David ve Alex.İçine serpilen soğuk suyla dizlerimin üstüne düştüm ve ağlamaya başladım.Beni fark eden büyükannem

—Pamuğum?

dedi,sonra Alex’in sesi

—Meleğim!

dedi.Alex yanıma geldi ve beni ayağa kaldırdı.Alex’in boynuna sarıldım.Saçlarımı okşarken

—Şimdi daha iyi misin?

diye sordu.Başımı kaldırdım,olumlu anlamda salladım.Alex gülümseyip saçlarımı öptü ve

—Hadi içeri geçelim,elini yüzünü bir yıka.

dedi.

Beraber içeri geçtikten sonra odama çıkmaya başladık.Alex

—Neden ağladın meleğim?

diye sorunca gözlerim tekrar doldu ve zihnimden

—Savaş vardı,sen benim önüme atladın,öldün Alex.

dedim,o anı zihnimde canlanınca titredim ve Alex’e sarıldım.Alex bana sıkı sıkı sarıldı, yüzümü kendisine çevirdi,bir eli yanağımı okşarken diğer eli elimi okşuyordu.

—Sen de korktun,değil mi?

dedi,başımı olumlu anlamda salladım.Gülümsedi,

—Savaşı kazanacağız,kimse ölmeyecek,sonra ben seni kaçıracağım ve evleneceğiz.

dedi.Son dediklerine güldüm.Yataktan kalktım,Alex

—Nereye?

diye sorunca sırıtıp zihnimden

—Nyord’a kaçıyorum.

dedim,dediklerimle anında yüz ifadesi değişen Alex beni yakalayıp kucağına oturttu.

—Hala Nyord diyor!Ben varım kızım ben!Hele bi evlenelim,özellikle gideceğim oraya,o çocuğun gözüne sokacağım yüzüklerimizi!

diye sinirle söylendi.Şaşkınlıkla baktım ona,zihnimden

—Oha Alex!Biraz abartmadın mı?Nyord daha küçücük çocuk!

dedim.Alex küçük çocuk gibi omuzlarını silkti ve başını çevirdi.Şaşkınlıkla

—K-küst-tün m-mü?

diye sordum.Başını olumlu anlamda salladı.Zihnimden

—Peki öpsem barışır mıyız?

diye sorunca başını biraz çevirdi.Önce gözlerime,sonra dudaklarıma baktı,sonra

—Nereden olduğuna bağlı.

diyip başını tekrar çevirdi.Onun bu haline gülümseyip ayağa kalktım,makyaj masamdan vişne aromalı nemlendiricimi bir tur gezdirecekken Alex arkamdan

—Nemlendiricini getirir misin?

diye seslendi.Kaşlarımı çatarak nemlendiricimle yanına gittim.Ben tam yatağa otururacakken Alex beni kucağına çekti.Gözlerimiz birleşmişken Alex elimden nemlendiriciyi aldı ve kapağını açtı.Gözlerini gözlerimden dudağıma indirdi.Nemlendiriciyi dudaklarıma değdirdi.Nazik ama hızlı hareketlerle alt dudağımda gezdirdi.Gözlerim gözlerinden dudaklarına indi.Onu öpmek istiyorum,dudaklarımız hiç ayrılmasın istiyorum.Hormonlarına sahip çık Addison!Sonra üst dudağıma geçti,nemlendiriciyi dikkatle sürdü.İşlemi bitikten sonra dudaklarını yaladı,keşke benim de dudaklarımı yalasa.Addison hormonların!Eliyle yanağımı okşadı sonra dudaklarımı öptü.Öpüşüne karşılık verdim,özlemle öptü beni,kollarını belime sardı.Ben de ellerimi omzuna koydum.Ah nasıl da özlemişim onu!Dudaklarımızı ayırdığımda Alex hala dudaklarıma bakıyordu.Gözlerime bakıp

—Boynundan öpebilir miyim?

diye sordu.İlk başta afallasam da sonradan başımı olumlu anlamda salladım.Alex yavaşça boynuma eğildi,nefes alış verişleri boynuma işledi.Sonra dudaklarını tenimde hissettim.Öptüğü yer karıncalandı,yanaklarımın kızardığını hissediyordum.Boynumda onun nefes alışını hissettim.Kısık sesle

—Çok güzel kokuyorsun.

diye mırıldandı.Sonra geri çekildi,gülümsedi bana.Yandaki komedinden ıslak mendil alıp dudağındaki kırmızılığı sildim.Alex somurtarak

—Neden sildin şimdi?Ne güzel tadın kalacaktı!

diyince kıkırdayıp zihnimden

—Olmaz Alex,şimdi kahvaltı edeceğiz,ne diyeceksin?Addison’ın nemlendiricisini sürdüm mü diyeceksin?

dedim.Alex sırıtarak

—Yoo,sevgilimi öptüm diyeceğim.

dedi.Yanaklarım biraz kızardı,ıslak mendille kendi dudağımı ve boynumu da sildikten sonra mendili çöpe attım ve kapıyı açtım.Alex’le birlikte bahçeye çıktık.Herkes bahçedeydi.Bizim geldiğimizi görünce masaya geçtiler.

Beraber kahvaltımızı ettikten sonra sofrayı topladım ve bulaşıkları makineye koydum.Ellerimi yıkarken Lena yanıma heyecanla geldi ve

—Addie!Kitap fuarı varmış!

dedi heyecanla.Musluğu kapatıp ellerimi silerken zihnimden

—Çabuk büyükanneme sor gidebilir miyiz diye!Çabuk!

dedim.Lena koşarak mutfaktan çıktı,bezi aldım ve tezgahı silmeye başladım.Tezgahı sildikten sonra salona geçtim.Lena beni görünce koşarak yanıma geldi ve

—Gidiyoruz!

diyince mutlulukla çığlık attım.Tam üstümü değiştirmeye gidecekken Lena

—Dur!Seni ben giydireceğim!

dedi mutlulukla.Şüpheci gözlerle ona bakıp zihnimden

—Düzgün giydireceksin,değil mi?

dedim.Lena gözlerini devirerek

—Tabi ki Addison!

diyip beni kolumdan çekiştirerek odama çıkardı.

Lena’nın verdiklerine baktım,pek de kötü değildi aslında.Altıma lacivert kot şort vermişti,üstümeyse morun ağırlıkta olduğu çiçekli bir bluz seçmişti.Üstümdekiler güzeldi,Lena bana gururla bakıp

—Çok güzel oldun!Şimdi ben olmasam sen pantolon tişörtle çıkacaktın.Bak ne güzel oldun işte!

dedi,itiraz etmek için ağzımı açmıştım ki kapı çaldı.Girmesi için izin verdim,Alex başını kapıdan uzatıp beni süzdü,sonra gülümseyip

—Meleğim ben acıktım.

dedi.Gözüme küçük bir çocuk gibi gözüktüğü için kısa bir kahkaha attım ve zihnimden

—Orda yeriz diye düşünmüştüm sevgilim.

dedim.Alex sırıtıp

—Odadan çıkar mısın Lena?Sevgilimle konuşacağım.

dediğinde Lena gözlerini kıstı ve

—Kızın ırzına girersen boğarım seni.

diyerek çıktı.Alex cıklayarak yanıma geldi ve

—Görüyor musun meleğim?Bana şerefsiz ırz düşmanı diyorlar.

dedi arkamdan sarılırken.Dediğine gülümseyip kollarının arasından çıktım ve makyaj masama oturdum.Saçımı dağınık topuz yapıp önlerinden birer tutam çıkardım.Saçımı düzeltirken aynadan bana dalgın dalgın bakan Alex’i gördüm.Arkamı dönüp

—İyi misin sevgilim?

diye sordum zihnimden.Alex transtan çıkmış gibi kafasını iki yana sallayıp

—İyiyim meleğim.Seni izlerken dalmışım.

dedi.Ona gülümseyip yana kaydım ve oturması için pufu gösterdim.Alex gülümseyerek yanıma oturdu ve başını omzuma yasladı.Saçlarını öpüp parlatıcıma uzandım.Parlatıcıyı dudaklarımda bir tur gezdirip yaydım.Alex iç çekip

—Keşke şimdi dudaklarını öpsem.

dediğinde ona onaylamaz bakışlar atıp

—Bugün yeterince öpmedin mi?

diye sordum.Alex

—Senden ayrı kaldığım her gün için 5 öpücük desek hayatta olmaz.

dediğinde ona göz devirip

—Ama öyle saymıyoruz.Hadi kalk bakalım.

diyip kafasını omzumdan kaldırdım.Alex yanımdan kalktı ve aşağı indi.Ben de parfümümü sıkıp bez çantam ve cüzdanımla aşağı indim.David

—Fıstığım siz Alex’le gidin,biz de güzelimle birlikte gidelim.

dediğinde başımla onayladım onu.Motorumu çalıştırdım,asılı kaskı alıp Alex’e verdim.Alex de arkama binince gazı kökledim.

Fuar alanına gelince motorumu park ettim.Alex ile indik.Heyecanla fuar alanına koşacakken önüme çıkan kediyle durdum.Eğilerek kedinin başını okşadım,hareketimle kedi bana daha da sürtünmeye başladı.Mırlamalar eşliğinde kedi sevdikten sonra kalkıp ekibe baktım.Lena gülümseyerek koluma girince ona gülümseyerek önden gitmeye başladık Fuara girdiğimizde hızlıca koştum.İlk stanttaki kitapları inceledim.Lena da yanımda savrulurken bir yerlere çarpmasın diye kolundan çıktım.Elime birkaç tane kitap sıkıştırdıktan sonra teker teker hepsinin konusuna bakmaya başlarım.Alex elimden kitapları alıp bir tanesini bana verdi.Ona gülümseyip konuyu okudum.Diğer kitapların da konusunu okuduktan sonra iki kitabı almaya karar verip satıcıya kitap ücretini verdim.Kitapları bez çantama koyup diğer standa koştum.Oradan da birkaç kitap beğenip satın aldım.Alex bez çantayı elimden aldı ve

—Sen yorulma meleğim.

dedi.Zihnimden

—Yorulursan bana ver.

dediğimde başını olumlu anlamda salladı.

Fuarın arka taraflarına gittiğimizde eski kitaplar ve ansiklopediler vardı.İkinci el kitaplar arasında gezerken hem kitap alıyor,hem de eski kitap kokusunu içime çekiyordum.Elime maddelerin oluşumu ile ilgili bir ansiklopedi aldım,bu işimi görürdü.Ansiklopediyi bir koluma alıp diğer kitaplara baktım.Felsefe,anatomiler ve zihin gücü ile ilgili bir sürü ansiklopedi ve kitap beğendim.Tam kasaya gidecekken Lena

—Addie!Buraya bir bakabilir misin?

diye seslendiğinde elimdeki yığınla Lena’nın yanına gittim.Lena’nın elinde çok kalın bir ansiklopedi vardı.Üzerinde”Cadılık ve Tarihi”yazıyordu.Lena zihninden

—Alexandra hakkında az da olsa bilgi toplayabiliriz.

dedi heyecanla.Ona gülümseyip başımı olumlu anlamda salladım.

—Ü-üst-te k-koy h-had-di.

dedim gülümseyerek.9 ansiklopedi 2 kitapla reyondan ayrıldık.Bez çantam yetmediği için ayrı bir poşet daha almak zorunda kaldık.Elimde poşetlerle fuardan çıktık.Lena’ya kitapların olduğu bez çantayı verip kendime de ansiklopedileri aldım.Kitapları koltuğun altındaki bölmeye yerleştirdikten sonra kaskı Alex’e verdim.Motora bindikten sonra eve sürmeye başladım.

Eve geldiğimizde ansiklopedileri dikkatlice alıp bahçeye girdim.Arkamdan Lena,David ve Alex geliyordu.Kapıyı çalmak için zile uzanmışken Alex benden önce davranıp zile bastı.Büyükannem kapıyı açıp tekrar geri içeri geçti.Yaptığına kaşlarımı çatıp içeri girdim.Ansiklopedileri ve kitapları salon masasına koyduktan sonra ıslıkça büyükanneme seslendim.Ses gelmeyince büyükannemin odasına çıktım,gizli kapıyı açarak bodruma indim.Büyükannem kimyager gibi bir şeylerle uğraşıyordu.Yanına gidip ne yaptığına baktım.Bunlar küçük taşlı bilekliklerdi.Birisinin taşı koyu maviysen diğeri açık yeşil rengindeydi.Büyükannem beni gark ettiğinde gülümseyerek

—Lena ve David’i çağırır mısın?Onlar için yaptığım bileklikleri bir denesinler.

dedi.Başımı olumlu anlamda sallayarak bodrumdan çıktım.Lena,David ve Alex’i salonda televizyon izlerken buldum.Zihnimden

—Hadi gelin,büyükannem bize bir şey gösterecekmiş.

dedim.Herkes merakla ayaklanırken bodruma gittik.

Büyükannem elinde bilekliklerle bizi bekliyordu.Büyükannem

—Lena,David,gelin şu bileklikleri deneyin.

dediğinde David

—Bunlar nedir büyükanne?

dedi,büyükannem

—Sizin periye dönüşmenizi sağlayacak bileklikler.

diye cevapladı.Lena heyecanla bilekliğini alıp bileğine geçirdi.Büyükanneme

—Nasıl dönüşeceğiz?

diye sordu.Büyükannem

—Her zamanki gibi Lena.

dedi.Lena bilekliği taktığı gibi gözlerini kapadı ve düşünmeye başladı.David de aynı şekilde gözlerini kapattı.Bir süre sonra bir anda ortalığı sim bulutu kapladı.Ellerimi gözlerime siper ettim.Bir süre sonra kanat çırpma sesleri gelince ellerimi gözlerimden indirdim.Havada mavi ve yeşil noktalar uçuşuyordu.Daha yakından baktığımda bunların Lena ve David olduklarını fark ettim.Lena’nın üstünde mavi,tül balon kol,etek uçlarında sıra şeklin unutma beni çiçekleri vardı.Dalgalı saçlarının üstünde unutma beni çiçeğinden taç,sırtında uçları mavi,şeffaf ve parıltılı kanatları vardı.David’inse kahverengi kurumuş yapraklardan yapılma bir zırh üstü,altında çürük yeşil yapraklardan bir şort vardı.Ayaklarında ucu sivri ayakkabılardan vardı.Kanatlarıysa yeşil,parıltılı kanatlardandı.Ve.Çok.Tatlılardı!Lena uçarak bana yaklaşırken tatlı küçük bir ses

—Addie!Nasıl olmuşum?Aynan var mı?

dedi.Şaşkınlıkla Lena’ya bakıp kahkaha atmaya başladım.Aynı ince ses

—Ne komik?Addie!

diyince Alex

—Sesin Lena,o kadar tatlı ve komik ki!

diyip o da güldü.David

—Sen gel güzelim.Lena’yla dalga geçmeyin!

dediğinde onun da sesi incecikti.Alex gülmekten karnını tutarak yerde oturuyordu.Elimi açıp konmaları için uzattım.Lena elime konup ayaklarını elimden aşağı sarkıttı.Parmağımla saçlarını karıştırıp

—Ç-çok t-tatl-lıs-sın.

dedim.Lena elleriyle parmağımı çekmeye çalışıp

—Saçlarım bozuluyor Addie!

diye çemkirdi.Ona kıkırdadım.Büyükannem

—Tamamdır!Bileklikleri çıkarabilirsiniz çocuklar.

diyince yine bir sim bulutu oluştu.Ve ben yere çakıldım.Sim bulutu dağılınca elimin üstünde oturan Lena’yı fark ettim.Yüzümü buruşturarak

—E-el-lim k-kır-rıl-ldı.

dedim.Lena da poposunu tutarak

—Benim de götüm kırıldı galiba.

dedi.David de yerde başını tutarak oturuyordu.Alex hepimizi yerden kaldırdı.Elimi eline alıp incelemeye başladı.Ona göz devirip

—A-ab-bart-tma s-san-nat-tı.

dedim.Alex anladığını belirterek elimi bıraktı.

Akşam olmuştu,ben Alex için yatağımı hazırlarken kapı tıklandı.Girmesi için izin verdim,Alex gülümseyerek

—Hadi gel,sana bir sürprizim var.

dedi.Ona anlamaz bakışlar atarken Alex sadece bana kıkırdayıp içeri geldi,kolumdan tuttu ve gülerek dışarıya çıkardı.O hala gülerken zihnimden

—Alex?İyi misin?

dedim.Alex ise bana cevap vermek yerine sadece yürüdü.Ve en son nefes kesici bir yere getirdi beni.Arka bahçem olabilir ama o kadar güzel süslenmişti ki.Yerde piknik örtüsünün üstünde gaz lambaları yanıyordu.Akşamın nihai karanlığında tek ışık kaynağıydı.Yerde bir gitar vardı,onun yanında bir defter,kalem ve yaseminler vardı.Hayranlıkla Alex’e baktım.Bana gülümsüyordu.Kaşlarımı çatarak

—B-bun-nlar n-ned-dir?

dedim gülümsememi gizleyemeyerek.Alex elimden tutarak beni yere oturturken

—Senin özel konserin.

dedi,eline gitarını aldı ve çalmaya başladı:

— Zaman durdu

Etrafıma baktım

Hiçbir şey anlamadım

Çünkü sen yoksun

Hayatım senden yoksun

Buluşalım ne olursa olsun

Cennet gözlüm

Yasemin kokulum

Beni bitiren senin yokluğun

Hayallerimi süslüyorsun

Özledim seni gel n’olur

1930 filmleriydi hayatım

Kapkara bir hayatta nasıl yaşanır?

Sen geldin aydınlattın her yeri

Beni bu hayata bağladın

Öptün,sarıldın,kokladın

Çok geç artık sana bağımlıyım

Cennet gözlüm

Yasemin kokulum

Beni bitiren senin yokluğun

Hayallerimi süslüyorsun

Özledim seni gel n’olur

Özür dilerim sevdiğim

Seni hakettiğin gibi sevemedim

Bırakıp gittim seni

Yıkıldı tüm hayallerimiz

Göz yaşların yakıyor tüm bedenimi

Bir daha affedecek misin

Acaba beni?

şarkısı bittiğinde dolu gözlerle ona bakıyordum.O mu yazmıştı bu şarkıyı?Alex cevaben

—Evet meleğim,sana yazmıştım.Beğendin mi?

dedi.Yanına emekleyip boynuna sarıldım.Kokusunu içime çektim;deniz kokusunu.Bayıldığım deniz kokusunu ciğerlerime doldurdum.Benden ayrılınca yaseminleri alıp bir tutamını saçıma taktı,diğerlerini bana verdi.Gülümsedim,bana

—Normalde planım bu şarkıyı beni affetmen için söylemekti ama gerek kalmadı.

dediğinde kısa bir kahkaha attım.Alex

—Evet,konserimize hangi şarkıyla devam edelim?

diye sorunca biraz düşündüm.En son Perfect şarkısında karar kıldım.Alex düşüncemi onayladı ve

—Ama sen de katıl.

dedi.Zihnimden

—Ama ben konuşamamki.

dedim.Alex gülümseyerek

—O zaman biz de zihnimizden söyleriz.

dedi ve heyecanla ayağa kalktı.Bir yandan zihninden şarkıyı söylerken diğer yandan beni dansa kaldırdı.Elinden tutup kalktım ve elimi omzun koydum.Bir yandan dans ederken diğer yandan şarkımızı söyledik.Ve bu gerçekten çok güzeldi…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.