Addison Pearl
Gözlerimi araladığımda tanıdık bir ses
—Hatırladın mı,seninle iddiaya girmiştik,sen kazanmıştın.Seni hala yemeğe götürmek istiyorum.Ama hep beraber gittiğimizde bile o kadar göz alıcıydın ki.Bordolar içinde muazzam görünüyordun.Hoş hangi kıyafette olursan ol,hangi renklere bürünürsen bürün,sen mükemmelsin ve olmaya devam edeceksin.
dediğinde gözlerim elimdeki ağırlığa kaydı.Alex’in burada ne işi vardı?Dur,ben neredeydim?Halsizce
—A-al-lex?
diye mırıldandım.Alex kafasını hızla kaldırınca beni gördü.Gülümseyerek
—Uyandın.
diyip bana sarılınca kalakaldım.En son ne olmuştu?Ah,Alex gerçekleri yüzüme vurmuştu.Alex ayrılıp
—İyi misin?Aç mısın?Susuz musun?Bir şeyler getirebilirim.
diye ardı ardına sorular sıralarken ona sadece
—T-tel-lef-fon-num.
dedim kısık sesle.Alex ilk afallasa da yandaki sehpada duran telefonumu verdi.Alex de haklıydı.Telefonla saatlerce vakit geçiren tiplerden değildim.Ben de olsam ben de şaşırırdım ama yanımda ansiklopedi olmadığı için mecbur telefondan bakacaktım.Telefonuma girip İspanya’daki ormanları araştırmaya başladım.İlk sayfayı incelerken gözüme Cantabria Ormanı çarptı.Resimleri ve bilgileri incelerken annemin dedikleri aklıma geldi.Renkli,gökkuşağı gibi.İspanya’da.
—Aferin kızım.
diye bir ses zihnimde yankılanırken bu sesin annemden geldiğini anladım.Yüzümde gülümseme oluşurken Alex
—Addison?Ne oldu?Ne gördün?Ya da dur,ne duydun?Addison cevap ver korkmaya başladım.
diyince yüzümdeki gülümsemeyle zihnimden
—Teşekkür ederim.
dedim.Alex şaşırarak
—Neden teşekkür ediyorsun ki şimdi durduk yere?
diye sorunca zihnimden
—Gerçeklerle yüzleşmemi sağladın,daha ne olsun?Eğer savaşı kazanırsak yaptığın iyiliğin karşılıksız kalmayacak.Ama önce hemşire çağır.Gitmem gerek.
dedim.Alex ellerimi tuttu,sonra
—Addison,meleğim,değildi.Hiçbiri doğru değildi güzel meleğim.Özür dilerim güzel kalplim.Ayrıca hiçbir yere gidemezsin.Daha iyileşmedin.
dedi,ellerimi ondan kurtarıp
—G-git-tmem g-ger-rek.
diyip telefonundan Lena’yı aradım.
Lena telefonu açınca
—Addie!Tanrıya şükür iyisin!
dedi heyecanla.Gülümseyip
—Ç-çant-tal-lar-rın-nız-zı h-haz-zırl-lay-yın.
dedim.David şaşkınca
—Gidiyor muyuz?Nereye?
diye sorunca
—İ-isp-pan-nya.
dedim.Bu sefer büyükannem
—Tatlım biraz dinlenmen gerek.Ayrıca daha yeni güçlerinin kontrolünü sağlayamıyorsun.Emin misin?
dedi telaşla.Alex
—Yeni güç mü?
diye sorunca onun sorusunu görmezden gelip büyükanneme
—E-ev-vet.
dedim.Büyükannem
—Biletleri aldıracağım ama kendini fazla yormayacaksın.
diyince göz devirip
—T-tam-mam.
diyip telefonu kapattım.Alex bana
—Ben de sizinle geleceğim.
diyince ona bakmadan
—H-hay-yır.
dedim.Alex
—Lütfen!Addison ben bir daha senin yanından ayrılmayacağım!Sana düşünmen için zaman veririm,ama senden uzakta olamam ben.Lütfen anla beni!
diyip yüzümü avuçları içine alınca ellerini ittirip zihnimden
—Olmaz.Zaten insanları yeterince belaya sürüklüyorum.
dedim.Alex
—Hayır sürüklemiyorsun,onlar seninle geliyorlar.Kendi rızalarıyla yanında seninle savaşıyorlar.Ve ben ne olursa olsun,başımıza ne gelirse gelsin,senin yanında olacağım.Senin güç kaynağın olacağım ve seni bir daha asla bırakmayacağım Addison.
dedi.Gözlerimizin içine bakıyorduk.Sözleri beni etkilese de onu yanımda götürüp götürmeme arasında kalmıştım.Mantığım”Orada neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz Addison.Fazladan Elementer iyi olur.”dedi.Haklıydı.Alex’e
—Fazladan Elementer işimize yarar.Gelebilirsin ama başka bir nedenden dolayı değil.Ve lütfen seni affedip yeniden birlikte olmamız için ısrar etme.Savaştan sonra eğer kazanırsak düşüneceğim dedim.
dedim zihnimden.Alex mutlulukla
—Tamam meleğim.Israr etmem.
dediğinde uyarıcı bakışlarımla zihnimden
—Ben senin meleğin değilim Alex.
dedim.Alex’in yüzü biraz düşse de fazla üstünde durmadı.Sonra
—Addison,düşünme işini biraz daha erkene alamaz mısın?Sensiz hayatıma renk gelmiyor.
dedi üzüntüyle.Ellerim,ellerinin arasındaydı.Başımı olumsuz anlamda salladım,ardından
—Şu vakitlerde yapacağım seçimler ve alacağım kararlar savaşın yönünü çok kötü etkileyebilir.Çok tehlikeli.
dedim.Alex hüzünle beni onayladı.
Kapının tıklanmasıyla içeriye Lena ve David girdi.İkisi de koşarak bana sarılınca ben de onlara sarıldım.David
—Bizi çok korkuttun fıstık.Şimdi nasılsın?
diye sordu.Gülümseyerek
—İ-iyiy-yim.
dedim.Lena yanımdaki sandalyeye oturup
—Çantaları hazırladık.Söyleyin kraliçe hazretleri yolculuğumuz nereye?
dedi yalandan bir reveransla.Kıkırdayıp zihnimden
—Cantabria Ormanı.Boğaların cenneti İspanya’ya gidiyoruz.
dedim.Lena bu sefer Alex’e bakınca benden önce Alex
—Evet geliyorum.Merak etme Addison izin verdi.
dedi.Lena gülümseyip elini Alex’in omzuna koydu ve
—E o zaman tekrar ekibe hoş geldin.
dedi neşeyle.Alex ilk başta şaşırsa da sonra o da gülümsedi.David’e zihnimden
—Yolculuğumuz ne zaman?
diye sorunca David bel çantasından biletleri çıkarıp baktı,sonra
—Gece birde.
dedi.Gülümseyip
—Süper.Hemen kütüphaneye gitmeliyiz.Güçlerimi bir de orda araştırmam lazım.
dedim zihnimden.Alex
—Bu güç dediğin nedir?
diye sordu.Başımı ovuşturup zihnimden
—Ben de bilmiyorum.İki elementin birleşiminde oluşan maddeleri bükebiliyorum.Dün ateş ve havanın birleşiminde bir şey oluştu.Elimde bir şey gözükmüyordu ama kütlesi vardı.Sonra da kıvılcımlar çıktı.Onu araştırmam lazım.
dedim.Alex şaşkınlıkla
—Bu Alexandra’ya karşı çok büyük bir koz!Çok iyi!
dedi.Başımla onu onayladım.Ardından bir hemşire ve doktor girdi içeri.Hemşire kapıyı kapattıktan sonra ikisi de önümde eğildiler.Şaşkınca onlara bakarken doktor
—Sizinle ilgilenmek benim için bir onundur kraliçem.Umarım daha iyisinizdir.
dedi.Şaşkın ifademi gizleyip
—İ-iy-yiy-yim.T-tel-şek-kür-rler.
dedim.Hemşire serumumu kontrol ederken
—Tansiyonunuz çok düşüktü kraliçem.Bir süre istirahat etmeniz lazım.
dedi.David
—Biz de dedik ama dinlemiyorlar kraliçe hazretleri.
diye alay edince ona göz devirip zihnimden
—Biliyorsunuz ki savaşa gitmemiz lazım.Onun için hemen burdan çıkıp hava taşını almaya gideceğiz.Savaştan sonra istirahat edebilirim anca.
dedim.Doktor
—Kraliçem,işinize karışmak asla istemem,haddime değil lakin halkınızı korumanız için dinç ve sağlıklı olmalısınız.Eğer bu şekilde hava taşını almaya giderseniz Alexandra’nın adamlarına yenilebilirsiniz.
dedi.Önce Lena ve David’e baktım,sonra zihnimden doktora
—Kaç gün istirahat etmem gerek?
diye sordum.Doktor
—2 gün yeterli olacaktır kraliçem.
dedi.Nefes verip
—Peki madem,2 gün istirahat edeceğim.Len,büyükannemi arayıp uçuşu iptal edebilir mi sorar mısın?
diye sorunca Lena gülümseyip bana göz kırptı odadan ayrıldı.Doktor
—Bu 2 gün boyunca elementlerinizi dinlendirin kraliçem,arkadaşlarınızla vakit geçirin,alışveriş yapın,yemeğe gidin.
diyince Alex
—O zaman beraber yemeğe gidiyoruz Addison.
dedi heyecanla.Onun aksine umursamaz bir tavırla
—B-bak-kar-rız.
dedim ama içimde heyecanlanmıştım.Onunla yemeğe gitmek istiyordum,deli gibi.Lena içeri girdiğinde gözler ona döndü.Lena gülümseyerek
—Tamamdır.
diyince ona sadece gülümsedim.Doktor
—Bu arada efendim,değerleriniz çok düşük çıkmış.Kanınız eksik,demiriniz düşük,D vitamininiz de öyle.İyi besleniyor musunuz?
diye sordu.Hatırlamaya çalıştım,en son ne zaman yemek yemiştim ki?Hah,dün yemek yiyememiştim.Sanırım geçen gün sabah yedim.Doktora zihnimden
—Geçen gün kahvaltıda peynir ekmek atıştırmışım.
dedim.Doktor
—O zaman neden değerlerinizin bu kadar düşük olduğu anlaşıldı.Kahvaltı da etmemiştiniz,sizden ricam efendim,eve gidince güzel bir kahvaltı edip yatmanız.
dediğinde başımla onayladım onu.Hemşire serumumu çıkartınca ikisi birden önümde eğildi,sonra hemşire
—Tekrar çok geçmiş olsun kraliçem.
diyip çıktılar.
Evin önüne geldiğimizde Alex beni arabadan alıp kucakladı.Şaşkınlıkla yüzüne bakarken Alex’e zihnimden
—Alex indir beni.
dedim.Alex de zihninden
—Olmaz,istirahat etmelisin.Ayrıca bırak da mutlu olayım be kadın!
diyince anlamayarak
—K-kad-dın?
dedim sorarcasına.Alex
—Niye 18 yaşında değil misin?Resmi olarak reşit sayılırsın.
dedi.Liseye başlayışım daha dün gibiydi oysa ki.Lena’yla tanışmamız,Lena’nın David hakkında saatlerce konuşup benim onu dinlemem,sonra David’in aramıza katılışı,öyle süren 3 yıl.Ardından her şeyin değiştiği bir Aralık akşamı…Offf,çok yaşlanmışım!Ben ne ara 18 oldum ya!Alex
—Ne oldu?Bir sessizleştin?
diyince
—H-hiç,d-dal-lmış-şım.
dedim.Alex gülümsedi,sonra
—Bu akşam benimle yemek yer misin?
diye sordu.Şaşkınca ona bakarken Lena benim adıma
—Olur olur,gider o gider!
dedi heyecanla.Tek kaşımı kaldırıp Lena’ya
—Peki neden benim fikrim sorulmuyor?
dedim ve Alex’in kucağından indim.Lena zihninden
—Kızım senin dinlenmen gerek!Ayrıca ikinizin de birbirinizden hoşlandığınız çok açık!Biliyorum savaştan sonra diyorsun ama bu da senin düşüncelerinin karmaşıklığını azaltacaktır,inan bana.
dedi.İç sesim”Lena haklı!Bu yemek senin ona karşı olan duygularını çözmeye yardım edebilir!”diyince mantıklı gelmedi değil.Alex’e dönüp
—Pekala,ama sadece iyi yemek yemem lazımmış,o yüzden gidiyoruz.
dedim zihnimden.Alex mutlulukla
—Tamam meleğim.
diyip kapıyı çaldı.Büyükannem kapıyı açınca bana sıkıca sarıldı.Ben de ona sarılırken büyükannem ayrılıp
—Hemen odana çıkıp yatıyorsun!2 gün sonra gidiyorsunuz!
diyip bana kızınca başım eğik bir şekilde yukarı çıkmaya başladım.
Büyükannem hepimize sandviç hazırlayıp odama getirmişti.Ben yatağıma uzanmış bir şekilde tavana bakarken ofladım.Alex
—Ne oldu Addison?Neden ofladın?
diye sorunca zihnimden
—Canım sıkıldı!Ben dayanamayacağım,ben elementlerim üzerine çalışacağım!
diyip odadan çıkıyordum ki birisi belimden tutup beni havaya kaldırdı ve yatağa attı.Ani hareketle küçük bir çığlık attım.Alex bana sırıtarak bakıyordu.Sinirle
—Ö-ök-küz!N-ned-den a-at-tın b-ben-ni!
diye bağırdım.Alex de aynı şekilde
—Yerinde dur o zaman sen de!
Diye bağırınca sinirle zihnimden
—Madem istemiyorsun gitmemi,o zaman yemeğe de gitmiyoruz!
dediğimde Alex biraz telaşlansa da aynı şekilde
—Ama Addison,ben seni kucağımda taşıyacağım.
dedi.Ona göz devirip zihnimden
—Hayır,mekanı söyle,ben geleceğim.Israrcıyım gelmem yoksa.
dedim.Alex
—Aman meleğim,tamam.Kendin gelirsin,ama dikkatli gel kurban olayım.
dedi.Başımla onu onayladım.
Alex yerinden kalkınca bakışlarımız onu buldu.Alex
—Ben gideyim,restorandan rezervasyon yapayım,üstümü değiştireyim.8 gibi orada olursan sevinirim meleğim.
dedi.Başımla onu onayladım.Alex odamdan çıkınca Lena bana sırıtmaya başladı.Ona bakıp zihnimden
—Söyle Len,içinde kalmasın.
dedim bıkkınca.Lena hemen beni ayağa kaldırdı ve
—Yürü alışverişe!
diye çekiştiriyordu ki onu durdurup zihnimden
—O kadar yola ne gerek var Len?
dedim.Lena bana anlamaz bakışlar atarken David
—Her neyse,siz kız çılgınlığınızı yaparken ben de odama gidip yatacağım.İyi eğlenceler hanımlar.
diyip odadan çıktı.Lena
—Kızım ne diyorsun?Adam akıllı anlatsana!
diyince gülümseyip dolabımı açtım.Lena hala bana anlamaz şekilde bakarken kıyafetlerimi kenara çekip gizli gardrobumun kapısını araladım.Lena şaşkınca bana bakmaya devam ederken kıkırdayıp kolundan tuttum ve onu da gardroba çektim.Lena şaşkınlıkla etrafına bakınırken zihnimden
—Gizli gardrobuma hoş geldin.
dedim.Lena
—Oha!Burası çok büyük!Ve sen bunca zamandır burdan giyinmedin mi?Sana inanamıyorum Addie!
diyince kıkırdayıp zihnimden
—Sadece yılbaşı balosunda giyinmiştim.
dedim.Lena
—O halde hadi elbise bakmaya!
dedi ve askılar arasında dolaşmaya başladık.
Yaklaşık bir buçuk saat sonra hazırdım.Elbisem krem rengi,saten,omzu açık ve diz kapağıma gelen sade bir elbiseydi.Ayakkabı olarak beyaz stiletto seçtim.Çanta olarak da beyaz bir el çantası seçtim.Makyaj içinse klasik bir makyaj seçtim.Saçlarımı salık bırakmıştım.Lena bana hayranlıkla bakarken dudağıma pembe rujumu sürdüm.Kuruması için beklerken Lena
—Prensesler gibi oldun Addie!
diyince ona gülümseyip
—A-am-ma k-kral-liç-çey-yim.
dedim.Lena kıkırdarken rujumun üstüne parlatıcımı gezdirdim.Parfümümü de sıktım.Açıkta kalan köprücük kemiklerimi altın,ucunda küçük bir ay olan kolyemle süsledim.Artık hazırdım.Derin bir oh çektikten sonra telefonumu,kulaklığımı,rujumu,parfümümü ve gerekli birkaç eşyamı çantama koydum.Lena
—Birbirinize çok dikkat edin Addie.Dikkatli sür motoru.
diyince gülümseyip başımla onu onaylayıp evden çıktım.Evin önüne park edilmiş motorla gülümsedim.Kaskımı taktım,motora bindim,motoru çalıştırdım ve gazı kökleyerek Alex’in attığı konuma sürmeye başladım.
Alex Jones
Restoranın önünde meleğimi heyecanla bekliyordum.Acaba nasıl olmuştu?Her şekilde güzel olacaktır kuşkusuz fakat merak etmeden de edemiyordum.Ona aldığım hediyeye baktım bir kez daha.Gümüş,üstünde melek kanatları olan bir bileklik almıştım ona.Umarım beğenir.Restoranın önüne bir motor yanaştı.Motordaki indi ve kaskını çıkardı.Meleğimdi,saten krem rengi bir elbise giyinmişti.Saçlarını salık bıraktığından dirseklerine kadar geliyordu.Ona hayranlıkla bakarken meleğim motorunun anahtarını valeye verdi.Valedeki adam gülümseyerek anahtarı aldı ve uzaklaştı.Meleğimin gözleri beni ararken gözlerimiz bitişti.Ona gülümsedim ve yanına gitmeye başladım.Nasıl da özlemiştim onu şimdiden!Ona sarılsam?Yok yok olmaz,ya giderse sonra?Adam akıllı selamlaş Alex!Addison
—M-mer-rhab-ba.N-nas-sıl-lsın?
diye sordu ciddi bir tavırla.Heyecanımı saklamaya çalışarak
—İyiyim,sen nasılsın meleğim?
dedim.Addison
—K-kaç k-ker-re d-ded-dim s-san-na m-mel-leğ-ğim d-dem-me d-diy-ye.
dedi bıkkınca.Suratım asılırken
—Zaten senden ayrıyım,bari izin ver sana meleğim diyim.
dedim.Addison oflayıp başını olumlu anlamda salladığında gülümsedim.Addison’a koluma girmesi için kolumu uzattığımda bana biraz da olsa gülümseyerek koluma girdi ve restorana girdik.
Masamıza oturmuş,yemeklerimizi yiyorduk.Daha doğrusu ben yiyordum,Addison yemeğiyle oynuyordu.Zihnimden
—Meleğim,sevmedin mi yemeğini?İstersen değiştirebiliriz.
dediğimde Addison hızlıca kafasını olumsuz anlamda sallayıp zihninden
—Hayır hayır!Her şey muhteşem.Sadece aç değilim.Sorduğun için teşekkürler.
dedi.Arkama yaslanıp
—Yemen lazım ama,doktor değerlerinin düşük olduğunu söyledi.
dedim.Addison zihninden
—Biliyorum ama,son zamanlarda ne uyku tutuyor,ne de yemek yiyorum.
dedi sıkıntıyla.Ben de ofladım ve zihnimden
—Biliyorum kararını değiştirmez ama özür dilerim meleğim.Bu sıkıntıların asıl başlangıcı benim.Eğer kıskanıp seni terk etmeseydim belki de şu an daha güçlü ve mutlu olabilirdin.Sen böyle acı çekerken senin yanında duramadığım,aksine bu acılarının sebebinin ben olduğum için kendimden o kadar utanıyorum ki.
dedim.Meleğim gözlerimin içine baktı,yanakları biraz kızarmıştı.Ona gülümseyince gözlerini kaçırdı,yüzünde küçük bir tebessüm oluşmuştu.Çok tatlıydı bu melek.Kanatların nerede senin güzel melek?”Elinin köründe!Ay bu çocuğu aşk çarpıyor ya!Çocuk sen iyi misin?Kendine gel salak salak kendi kendine konuşuyorsun!Tövbe Yarabbi Ya Resulallah!”diyen iç sesimle sinirim arttı.Ama şu an ondan daha önemli işlerim vardı.Meleğim gibi…
Yemeklerimizi bitirmiş,tatlılarımızı yerken boğazımı temizledim ve cebimdeki kutuyu çıkardım.Addison şaşkınlıkla bir bana,bir de kutuya bakarken
—Görünce aklıma sen geldin.Aç bak beğenecek misin?
dedim.Addison utanarak kutuyu önüne çekip açtığında şaşkınlıkla bilekliğe bakıyordu.Onun bu haline kıkırdayıp
—Beğendin mi?
dedim.Addison gülümseyerek başını olumlu anlamda salladı,sonra zihninden
—Ama kabul edemem,çok pahalıdır bu şimdi.
diyince kaşlarımı çattım,sonra zihnimden
—Ciddi misin?Kraliçesin ve para derdi mi yapıyorsun Addison Pearl?
dediğimde Addison zihninden
—Ne yapayım Alex?Eski alışkanlık,devam ediyorum işte.
dedi.Ona gülümserken bilekliği aldım ve bileğine taktım.Sonra
—Bu bilekliği ömrün boyunca çıkarma,olur mu meleğim?
dedim.Addison gülümseyerek başını olumlu anlamda salladı.Sonra yanımızdan bir kadın geçti,sepetinde çiçekler vardı.Kadını durdurup
—Afedersiniz hanımefendi,acaba bir tane pembe çiçek alabilir miyim?
diye sordum.Kadın gülümseyerek bir bana,bir de utanmış bir şekilde ellerine bakan Addison’ı görünce
—Tabi ki!Tanesi 2 Pound.
dediğinde cebimden parayı çıkartıp verdim.Kadın iyi günler dileyip başka masaları dolaşırken ben meleğimin elini tuttum.Arkada kemancılar müzik çalmaya başlamıştı.Her çift ayağa kalkıp dans etmeye başlarken ben de ayağa kalktım,meleğimin elinden tutup onu da ayağa kaldırdım,onunla biraz ilerleyip kendime çektim onu.Sonra elimdeki çiçeği meleğimin saçları arasına sıkıştırdım.Müzikle dans etmeye başlamıştık.Ben onun gözlerine ulaşmak istedikçe o gözlerimizi denk getirmiyordu.Zihnimden
—Meleğim,gözlerime bakar mısın?
dediğimde meleğimin gözleri benimkileri buldu.Yanakları biraz kızarmıştı.Gözleri neden bu kadar güzel olmak zorunda ki?Hem yeşil,hem mavi mükemmel gözüküyor.Dudaklarındaki parlaklık onu öpmek istememe neden oluyor.Meleğim zihninden
—Alex,ben,düşündüm.
diyince anlamayarak
—Neyi düşündün meleğim?Bir şey mi oldu?
diye sordum.Addison
—Şey,evet oldu.Alex,ben,bize bir şans daha verme kararı aldım.
diyince şaşkınlıkla donup kaldım.Bu kulaklar neler duyuyor?Aman tanrım!Çok şükür!Addison bana utanmış gözlerle bakarken ona gülümseyip alnından öptüm.Şarkı bitince biz de yerimize geçtik.Mutlulukla meleğimin elini tutuyordum.Addison da elimi tutarken zihnimden
—Bir daha asla seni üzmeyeceğim meleğim.
dedim.Meleğim zihninden
—İyi olur,yoksa bir daha affetmem.
diyince kıkırdadım ve hesabı istedim.
Restorandan çıkmışken ben tam beni otele götürecek limuzine binecekken
—A-al-lex!
diye bağırdı meleğim.Bana koşuyordu.Anlamayarak ona bakarken meleğim dudaklarımızı birleştirdi.İlk başta şaşkınlıkla kalakalsam da sonra öpüşüne karşılık verdim.Onu çok özlemişim!Dudaklarımızı ayırıp alınlarımızı yasladı,sonra zihninden
—Yarın otelden eve gelir misin?Sen de evde kal istiyorum.
dediğinde gözlerimi açıp
—İstediğin bu olsun meleğim.Yarın kapınıza dayanacağım.
dediğimde kıkırdadı ve yanağıma bir öpücük bırakıp gitti.Ben bu kıza deli gibi aşıktım…