İçeriğe geç

Element Kraliçesi

Bölüm 15 · 17 dk okuma

Element Kraliçesi

Bölüm 15

15.Bölüm

Addison Pearl

—İmkansız…

Büyükannem’in sesi zihnimde yankılanırken arkamda Lena ve David’in seslerini duyuyordum.Omzumda hissettiğim el,o elin beni sarsması,Lena’nın telaşla büyükanneme seslenişi hem çok yüksek sesli,hem de buğuluydu.Etrafıma tutunmaya çalıştım.Gözlerim dipsiz karanlığı boyladı.

Bilincim yavaş yavaş yerine gelirken gözlerimi açtım.Lena başımda telaşla beklerken benim uyanmamla bir elini sırtıma,diğer elini ayaklarıma koyarak oturmamı sağladı.Bitkince zihnimden

—Yine neden bayıldım?

diye sordum.Bana hüzünle bakmaya devam ederken

—Bir şekilde element büktün,sonra çok daha farklı olarak element moduna girdin lakin şu an sıradan modundasın.

dedi.Başımı sallarken zihnimden

—David?O iyi mi?

diye sordum telaşla.Lena gülümseyerek

—İyi Addie,bir yarası yok.Merak etme.

dedi.Ona zihnimden

—Sence daha demin ne oldu?

diye sordum.Lena heyecanla

—Ne olduğunu bilmiyorum ama aşırı havalıydı!Bana da öğretmelisin!

dediğinde kıkırdadım.Ardından kapı tıklandı.

—G-gir-rin.

dedim.Büyükannem ve David girdi.Büyükannem yanıma oturup

—Nasılsın pamuğum?

diye sordu,ona

—İyiyim ama kafam karıştı.Nasıl iki elementi de aynı anda kullanabildim ben?

dedim zihnimden.Büyükannem sıkıntılı bir şekilde başını sallayıp

—Ben de bilmiyorum.Ne baban,ne de diğer soylularda böyle bir şey görülmemişti.Anlaşılan o ki,sen ilksin tatlım.

dediğinde gözlerim şokla açıldı.David

—Vay anasını!Aşırı havalı!

dediğinde ona dönüp zihnimden

—Şey,daha öncesi için özür dilerim.Seni küle dönüştürecektim.

dedim mahçup bir şekilde.David bana sarıldı ve

—Önemli değil fıstığım.Öyle bir şey yapmak istemediğini biliyorum.

dedi.

Büyükannem

—Addison,gelip şu kitabı inceleyebilir misin tatlım?

diye seslendi.Büyükannemin yanına geçip kitabı aldım.Kitabın sayfalarını karıştırırken yine bir şey bulamadım.Oflayarak

—Y-yok y-yok y-yok!

dedim.Lena

—İnanılmaz!İki elementi birleştirmekten bahsetmiyor,hiçbir yerde!

dedi.Oflayarak başımı tuttum.Bu kadar zor olmamalı!Bir bilgiyi bulmak,ya da iki elementi yapan illaki biri olmalı!

David

—Fıstık!Dikkat et!

diye bağırdığında çevreme bakındım lakin hiç bir şey göremedim.Lena

—Etrafın değil Addie,sen!

dediğinde üstüme baktım.Ardından karşımda duran aynaya.Aman tanrım!Bu yansımadaki ben miyim?Koyu kahve saçlarım yerine lavlar akan,gözleri ateş rengine bürünmüş olan ben miyim?Telaşla çığlık atıp zihnimden

—Ne oluyor bana!Büyükanne!

diye bağırdım.Büyükannem elinde su oluşturmuş,saçlarıma dokundurmaya çalışıyordu ama nafile.Su saçlarıma yaklaştığı anda buhar oluyordu.Büyükannem

—Lena,bana yardım et!

dediğinde Lena saklandığı yerden fırlayıp büyükannemin yanına geçti.İkisi de su ile saçlarımı söndürmeye çalıştığında canım yandı.Ağzımdan bir çığlık kaçarken zihnimden

—Yapmayın!Canım yanıyor!

diye bağırdım.Büyükannem

—Su onu söndürüp öldürür!Addison!Sakinleşmeye çalış!Ancak sen söndürebilirsin!Çocuklar!Hadi gidelim!

diyerek onları üst kata çıkartırken umutsuzlukla ağlıyordum.Gözlerim yumuluyken mavi gözleri gördüm.Bana şefkatle bakan maviler umutsuzluğumu bir anda aldı götürdü.Derin nefesler alıp verirken titriyordum.Alex

—Burdayım meleğim.

dedi,ellerini yanaklarıma yerleştirdi,baş parmağıyla akan göz yaşımı sildi.Titrek bir nefes verirken

—B-baş-şım a-ağr-rıy-yor.

diye bitkince mırıldandım.Alex ise yaklaşıp alnıma bir öpücük kondurdu,sonra

—Ne zaman istersen çağır beni meleğim.Söz sana hep yanında olacağım.

dedi.Artık stresten eser kalmamıştı.Gözlerimi yavaşça açarken etrafımdaki lavlar artık gitmişti.Kontrol etmek için aynaya baktığımda gözlerim çok koyu bir yeşil rengiydi.Saçlarımsa hafif dalgalıydı.Saçlarımın dipleri yeşilken uçlarına doğru kırmızı oluyordu.Kısacası saçlarım çilek gibi görünüyordu.Kıyafetlerimin çoğu yanmıştı.İçime giyindiğim termal şort ve termal büstiyerle duruyordum.Derin bir nefes verdim,duvara yaslanıp yere oturdum.Başımı ellerimin arasına alıp öylece aynı gözlerle karşılaşmayı bekledim.

Gözlerimi açtığımda beni boydan boya uzanan kitaplığım karşıladı.Yerimde gerindim,yataktan kalktım,kitaplığıma yürüdüm,ordan yarıda kaldığım kitabımı aldım,yatağıma geçip okumaya başladım.Kitap,bir kızın bir anda yunan tanrılarının olduğu zamana gitmesini baz alıyordu.Mitolojiyi her zaman sevmişimdir.Yunan mitolojisi de geniş,mistik ve antik mitleriyle okuması bir hayli zevkli oluyor.Kitabın son sayfasındayken kendi kendime söylenmeye başladım.

—H-hay-yır a-ap-ptal!G-ger-ri z-zek-kalı!

—L-lan k-kız n-ne y-yap-pac-cak!H-HAY-YIR!

ve göz yaşları.Of!Neden bu kadar aptal olmak zorundasın!Kız ne yapacak sensiz mal!Ağladım,ağladım ve ağladım.Bağırışlarıma kapı çalındığında sulu gözlerimle

—G-gir-rin.

dedim.Büyükannem içeri girerken

—Pamuğum?Ne oldu?Neden ağlıyorsun?

diye sordu,ardından önümdeki kitabı gördüğünde gülümseyerek

—Ne yaptılar?

diye sordu.Göz yaşlarım gözümden teker teker akarken zihnimden

—Bu salak çocuk kendini feda ediyor!Salak zaten tanrılar var orada!Sen niye kendini feda ediyorsun!Kız sensiz ne yapacak!

diyerek ağlamaya devam ettim.Büyükannem kıkırdayarak

—Kendini fazla kaptırıyor musun yoksa bana mı öyle geliyor?

diye sordu.İsyankar bir şekilde

—İkisi de değil!Onlar aptal davranıyor!

dedim zihnimden.Büyükannem bana sarıldı,sonra

—Pamuğum,üstünü değiştirip çalışma yerine gelir misin?

diye sordu,başımla onaylayınca büyükannem alnımdan öpüp odamdan çıktı.Oflayarak üstümdeki tişörtü çıkardım.Altımdaki şortu değiştirmeye gerek duymadığımdan odadan çıkıp büyükannemin odasından aşağı inmeye başladım.

Ben çalışma salonuna geldiğimde büyükannem beni bekliyordu.Gülümseyip zihnimden

—Evet!Ne yapıyoruz?

diye sordum.Büyükannem

—Şimdi ben burayı metal duvarlarla kaplayacağım,o sırada gözlem odasından seni izleyeceğim merak etme,senden daha önceki gibi elementlerini birleştirmeni istiyeceğim.Tehlikeli bir durumda duvarlardan her elemente özel koruyucular çıkacak.Hazır mısın?

dediğinde az da olsa tırsarak başımı olumlu anlamda salladım.

Büyükannem korktuğumu anlamış olmalı ki

—Korkmana gerek yok tatlım.Sana bir şey olmasına izin vermem.

diyip odayı terk etti.Ardından metal duvarlar bir anda gürültüyle inince korkuyla çığlık attım.Dört kez güçlü sesler eşliğinde metaller çevremi sarınca sakinleşmek adına derin nefesler verdim.Büyükannemin

—Vay canına!İnanılmaz!

dediğini duyduğumda çevreme bakındım.Arkamı döndüğümde yerde oluşan buzları görmemle korkuyla buzların yanına eğildim.Büyükanneme

—B-bun-nu b-ben m-mi y-yap-ptım?

diye sordum şok içinde.Büyükannemin

—Evet tatlım.Şimdi,buzları yok etmeyi dene.

dediğinde ellerimi buzlara doğru uzatıp gözlerimi kapattım.Odaklanmaya çalıştım.Başım ağrımaya başlarken ben pes etmeden buzları yok etmeye çalışıyordum.Bu sefer başıma daha şiddetli bir ağrı saplanınca gözlerimi açmak zorunda kaldım.Acıyla gözlerimi açarken buza bir şey olmadığını görünce dizlerimi kendime çekip kafamı dizlerime dayadım.Büyükannem

—Addison,iyi misin kızım?

diye sordu telaşla.Büyükanneme

—İ-iy-yiy-yim,d-dev-vam e-ed-del-lim!

diyip ayağa kalktım.Bu sefer odaklanmaktansa sakinleşip tıpkı normal elementleri hükmettiğim gibi hükmetmeye çalıştım.Gözlerimi kapattım,sakin kalıp buzları yok etmeyi hayal ettim.Gözlerimi açtığımda buza yine bir şey olmadığında ofladım.Büyükanneme

—Ç-çok z-zor!Y-yap-pam-mıy-yor-rum!

dedim yakınarak.Büyükannem

—Pes etme!Biraz daha dene!

dediğinde bu sefer gözlerim açık bir şekilde odaklanmayı denedim.Buzdan birkaç çatırdama sesi geldiğinde sevinçle biraz daha çabaladım lakin bir sonuç alamadım.

Büyükannem

—Yeter Addison,dinlenmen lazım.

dediğinde

—B-bir-raz d-dah-ha.S-sen g-geç i-iç-çer-ri.

dediğimde büyükannemden

—Tamam,dikkatli ol.

dedi,ardından hoparlör kapanma sesi duyuldu.Oflayarak geri buzu yok etmeye döndüm.Ben bu buzu yok edeceğim arkadaş!Bu kadar!Bir kez daha odaklandım buz bir kez daha çatırdadı,lakin ne kadar odaklansam da çatırdamayın ötesine geçemedi.Sinirle buza tekme attım.Ayağım acısa da umrumda olmadı.Sinirle bağırırken sinirle havaya yumruk attım ve,oh,buz parçalara ayrıldı.Evet!Sonunda!Aynı hızda saçlarımdan lavlar fışkırdı.Korkuyla yerimden sıçrarken mutlulukla kahkahalar atıyordum.Saçlarımdan lavlar akarken yeni bir şey denemek için yere heyecanla bağdaş kurdum.bir elime saçlarımdan akan lavı aldım,diğer elime de su oluşturup birleştirdim.Bu iki zıddın birleşmesiyle sesler çıkarken elimde siyah bir taş kaldı.Ah,Obsidyen!Bunula güzel silahlar yapabilirim!Mutlulukla obsidyeni bir yere koyarken parçalara ayrılmış buzun bir kısmını aldım,toz olduğundan birleştirmek için saçımdaki lavın azını alıp birleştirdim.İlk başta kırmızı renkli baloncuklar çıktı,ardından bu baloncuklar siyaha dönüştü ve siyah camımsı bir madde oldu.Uzun süre aynı formunu koruduğundan bir baloncuğu patlatmak için parmağımı batırdığımda baloncuğun içinden lav ve buhar çıktı.Şaşkınlıkla yere bakarken bunlardan da güzel silahlar yapabileceğime karar verdim.Mesela,biraz daha buz alalım,biraz da lav.İkisini birleştirelim,siyah kabarcıklar oluşmaya başladı.Biraz bekledikten sonra hazır olduğuna kanaat getirip hızla yerdeki en büyük buz parçasıyla karşımdaki metale çarpı çizdim.Ardından çarpıyla aramda biraz mesafe bıraktım ve hızla elimdeki kabarcığı çarpıya attım.Kabarcık çarpıya tam isabet gelmişti,ve çarpının olduğu yerden lavlar akıyordu.Bu duvarlar yüksek ve düşük ısılara dayanıklı olduğundan duvara bir şey olmamıştı.Gülümseyerek lavın yanına koştum,elimde su oluşturup lavı söndürdüm ve obsidyen elde ettim.Duvardaki opsidyeni zor da olsa çıkarttıktan sonra yere oturdum.Bu sefer su ve ateşi birleştirdim.Sıcak buhar her yanımı kapladı.Sıcak olan hava daha da sıcaklarken ellerimle kendimi yelledim.Şimdi ateşle havayı birleştirmeyi deneyelim.Elime odaklandım,elimde bir şeyin varlığını hissettim lakin hiçbir şey gözükmüyordu.Ardından elimden küçük kıvılcımlar çıkmaya başladı.Şaşkınlıkla ağzım açılırken elimde artık küçük bir kıvılcım demeti oluşmuştu.Bu neydi böyle?Bunu büyükanneme sormam gerek.Elimdeki kıvılcım demetini duvara fırlattım.Duvara attığım yerde şimşekler çakmaya ve diğer duvarlara dağılmaya başladı.Duvarlar şimşeklerle çevrilirken korkuyla çevreme bakındım.Demir duvarlar bir anda açıldı.Şaşkınlıkla son kez ellerime baktım ve bodrumdan çıktım.

Salona geldiğimde kendimi koltuğa attım.Tanrım,çok yorulmuştum.Peki ya yaptıklarım?Özellikle son yaptığım da neydi?Şimşekler,elektrikler çakmıştı avucumda.Kendimi daha fazla yormamak adına odama çıkmaya başladım.Merdivenlerdeyken bir tıkırı duymamla hızla arkamı döndüm.Sesleri dinlediğimde salondan geldiğini anladım.Sessiz adımlarla salona ilerlerken içimi korku kaplamıştı.Mantığım”Neden korkuyorsun?Sen Element Kraliçesisin!Kendine gel Addie!Belki de evrendeki en güçlü varlıksın!”dedi.Haklıydı,neden korkayım?Şemsiyeliğe sakladığım beyzbol sopamı dikkatlice aldım,sopamı yukarıda tutarak salona girdim.Pencereden giren bir silüet gördüğümde sopamla kafasına geçirdim.Silüet bağırmaya bile zamanı olmadan bayıldı.Hah!Ateş elementimle kim olduğuna baktım.Baktığımdaysa,tanrım,tanrım!Alex burda ne yapıyordu?Hızla yere eğilip

—A-al-lex!A-al-lex!

diye fısıldadım ve yanağına tokatlar atmaya başladım lakin uyanmıyordu!Telaşla Alex’i kucağıma alıp odama götürüyordum ki

—Addie,iyi misin?

diye bir ses geldi.Ses Lena’dandı.Zihnimden

—Sonra açıklarım,çekil önümden.

dediğimde Lena kenara çekildi.Hızla merdivenleri çıkıp odama girdim.Alex’i yatağıma bıraktım.Işığı açmaya çalıştığımda ışık açılmadı.Lena

—Elektrikler yok,şimdi bana ne olduğunu açıklar mısın?

diye sordu zihninden.Odamdaki mumları alırken bir yandan zihnimden

—Çalışmayı yeni bitirmiştim,odama çıkarken salondan sesler duydum.Hırsız zannedip kafasına beyzbol sopası geçirdim.Sonra da bayıldı.

dedim.Mumları yaktım ve komidinin üstüne,çalışma masama koydum.Lena hayretle

—Alex’e mi vurdun?

diye sorunca suçluluk duygusuyla başımı olumlu anlamda salladım.Lena’ya

—M-merh-hem ç-çan-ntas-sın-nı g-get-tir-rir-rmis-sin?

diye sordum.Lena onaylayıp odamdan çıktı.Ben de su elementimi alıp sopayla vurduğum yere suyu tuttum.Suyun şifa etkisiyle hızla uyanır,yani umarım.Her neyse!Uyanacak!Savaşta ona da ihtiyacımız var!”He başka bir nedeni yok değil mi?”dedi iç sesim.Sinirlerim yavaş yavaş tepeme çıkarken—Tabi ki hayır!O güçlü bir melez!Savaşta işimize yarar!

dedim.İç sesim”Tatlım biz senin bedenindeyiz.Lavlarını söndürmen için seni sakinleştiren kişinin kim olduğunu biliyoruz.”

dediğinde yanaklarım biraz kızarsa da aynı şekilde

—Kaç kere demem gerekiyor anlamanız için?Savaştan sonra diyorum size!Ayrıca ona güvenmek istiyorum ama korkuyorum diyorum size!Bir daha tartışsak,ya tekrar ayrılırsak?Ne yaparım ben?

dedim hüzünle.Gözlerim doldu.Lena merhemlerde içeri girdiğinde merhemleri ondan alıp suyu kaldırdım.Şişliğin üzerine merhemleri sürerken Lena

—Ben yatmaya gidiyorum Addie,sen de geçe kalma.

dediğinde sadece başımla onayladım.Kapı kapanınca derin bir nefes verip gözyaşlarımı serbest bıraktım.Ondan ayrı kalmak bana ruhen çok acı çektiriyordu.Ama hayır,savaştan sonra Addie!Kudursan da gebersen de savaştan sonra!Her şey rayına oturacak,sonra güzelce düşüneceksin!Kendi kendime oflayıp kitaplığımdan elementlerle ilgili bir ansiklopedi aldım ve okumaya başladım.

Off!Neden hiçbir yerde yok!Hiç kimse mi merak etmez ya!Ansiklopediyi sinirle rafına koyup yere oturdum,dizlerimi kendime çektim ve ağlamaya başladım.Her şey üst üste geliyordu.Bu savaşı kazanıp artık huzurlu olmak istiyordum!Çok şey mi istiyorum ben?Ama yeter,hava taşını da alıp bu savaşı bitireceğim.Sinirle yerimden kalkıp kitaplığıma yürüdüm.Elimde mumla ormanları ararken elime geçen ansiklopediyle çalışma masama geçip kitabın kapağını araladım.Mum ile bölümleri zar zor görürken arkamdan gelen mırıltılarla arkamı döndüm.Alex kıpırdanıyordu.Yerimden hızla kalkıp yanına çömeldim.Alex gözlerini tamamen araladığında gözlerini bir an kırpıştırdı.Sonra kendi kendine

—Kör mü oldum ne?

diye sordu,ardından arkasında yanan mum ışığıyla rahat bir nefes verdi.Mumu eline alıp odaya bakınırken gözlerimiz birleşti.Sevinçle

—Meleğim!

diyip bana sarılacakken geri çekildim.Ayağa kalkıp masama yerleştim.Sayfadaki bölümleri dikkatlice okurken Alex’e zihnimden

—Neden evimdesin?

diye sordum soğukça.Alex

—Şey,ben-

—Z-zihn-nin-nden.

diye kestim sözünü.Alex bu sefer zihninden

—Şey,ben,seni özledim.

dedi.Sayfayı çevirirken duraksasam da belli etmemek için umursamaz tavrımla zihnimden

—Beni neden özleyesin ki?Ha,eğer bana bağırmayı ve kalbimi kırmayı özlediysen dışarıya çıkalım.İnsanlar uyuyor.

dedim.Alex oflayarak

—İnsanların hatalarını yüzüne vurmayı çok mu seviyorsun?

diye sordu.Aynı soğukkanlılıkla zihnimden

—Evet.Bana kalırsa insanlar hatalarıyla güçlenir.Ve en sert bir şekilde öğrenirlerse her ne kadar acı çekseler de bununla yine de dik durmayı öğrenirler.

dedim.Alex bileğimden tutup beni çekiştirmeye başladı.En son dışarı çıktığımızda

—Öyleyse ben söyleyeyim!Sen sadece özel güçleri olan liseli kekeme bir kızsın!Kraliçe olmak için çok küçüksün!Belki de kim bilir kraliçelik bile yapamayacaksın!Savaşı kaybetme gibi bir olasılık var!Büyükannenin ya da arkadaşlarının ölme gibi bir olasılık var!Sen kraliçelik koltuğuna oturursan senden nefret edecek binlerce kişi olacak!Krallığı adamakıllı yönetemeyeceksin!Yanında bir kral olmayacak!Kimse sana saygı duyup saygı göstermeyecek!Daha önceki yıllarında nasıl ezik kekeme bir kızsan kraliçe olduğunda da böyle olacaksın!Sen yeniden görünmez olacaksın!Anladın mı beni!

diye bağırdı.İlk önce gerçeklerin beni sarsmasına izin verdim.Alex haklıydı.Beni sevmeyeceklerdi belki,belki de kaybedecektik savaşı.Belki de öleceklerdi.Kralı olmayan halk mı olurmuş?Lena da haklıydı,kral olması lazım.Kraliçe olmak için çok küçüğüm.Benim sözüme mi uyacaklar?Kim daha 18 yaşında kekeme birisinin onları yönetmesini ister ki?Her şeyi geçtim,konuşma bile yapamam!Alex

—Addison,ben,ben neler dedim böyle!Addison çok sinirliydim,özür dilerim.Addison,Addison!Cevap ver!Yemin ederim ki dediklerimin hiçbiri doğru değildi!Sen muhteşem birisin!Anladın mı beni!Addison!Cevap ver!Addison!

Alex’in gözünden yaşlar süzülürken bir yandan da beni sarsıyordu ama kendimde cevap verecek gücü bulamadım.Alex hıçkırarak ağlarken

—H-hak-klıs-sın.

dedim kısık sesle.Alex bana önce bön bön baktı,ne demek istediğimi anladığında başını deli gibi sağa sola sallarken

—Hayır!Kahretsin hayır değildi!Dediklerim tamamen yanlıştı!Addison!Cevap ver!ADDİSON SUSMA!BAĞIR ÇAĞIR AMA SUSMA!KORKMAYA BAŞLIYORUM!

diye bağırdı.Parmağımı dudaklarıma götürüp susmasını işaret ettim.Alex sustu.Bu sefer bağırışlarının yerini sessiz hıçkırıklar aldı.Düşünmeye çalışırken beynim daha da kilitlendi.Beynime kan gitmesi lazım.Bahçedeki ağaca doğru yürüyüp dalına çıktım.Kendimi sarkıttım ve gözlerimi kapatıp düşünmeye başladım.Alex?Alex’in suçu.Eğer bana aşık olmasaydı bunları yaşamazdı,savaşın ortasına sürükledim onu.Ama dur,Alex sadece çevresine bakındı ve beni gördü.Sonra bana aşık oldu.Bu gayet normal.Onun suçu değil.Annemle babamın.Evet,onların suçu.Beni doğurmasalardı olmazdı böyle şeyler!Ama,onlar birbirini sevip evlenmekten başka bir şey yapmadılar ki!Ben miyim?Evet,benim.İnsanları tehlikeye sürükleyen de benim,onları savaş zorlayan da.Kraliçe olacak da benim.Benim suçum.Kendi kendime

—B-ben-nim.

diye fısıldadım.Alex bağırıyordu ama duyamıyordum.Boğuktu.Gözümden bir damla yaş süzülüp çimenlere karıştı.

Sonra sırtımda ve diz kapaklarımda eller hissettim.Gözlerimi açtım,Alex bana telaşla bakıyordu.Ağzı açılıp kapanıyordu ama hiçbir şey duymuyordum.Omzundan tutunup yere indim.Artık tamamen çınlamaydı.Eve doğru giderken Alex beni kendine döndürüp sallamaya başladı.Sonra biri daha beni çevirdi.Bu sefer büyükannemdi beni sarsan.

—B-ben-nim.

dedim ve her şey siyaha büründü.

Alex Jones

Aşina olduğum evin önüne geldiğimde gülümsedim.Kapıyı açmayı denedim ama kilitliydi.Tam da tahmin ettiğim gibi.Arkayı dolaştığımda hafif aralık pencere ile gülümsemem genişledi.Pencere önündeki mermere zıplayarak çıktım.Pencereyi daha da açıp içeriye sessizce girdim.İçerdeydim!Pencereyi aynı konuma getirmek için arkamı döndüğümde kafamda hissettiğim acıyla gözüm karardı.

Gözlerimi açtığımda etraf simsiyahtı.İç sesim”Aferin!Mecnun gibi aşkından kör oldun mal!”dediğinde telaşla

—Kör mü oldum ne?

diye söylendim kendi kendime.Yanda yanan mum ışığıyla rahat bir nefes verip mumu aldım.Mumla etrafıma bakınırken bana yaşama sevinci veren gözlerle birleşti gözlerim.Sanki hiç bayılmamışım gibi sevinçle

—Meleğim!

diyip ona sarılmaya yeltendiğimde meleğim geri çekildi,ayağa kalkıp masasına yerleşti.Hüzünle yatakta bağdaş kurup yastığını elime aldım.Yastığa sinen kokusunu içime doya doya çekerken meleğim

—Neden evimdesin?

diye sordu.Sesindeki soğukluk içimi ürpertirken

—Şey,ben-

—Z-zihn-nin-nden.

diyerek sözümü kesti.Bu sefer zihnimden

—Şey,ben,seni özledim.

dedim.

—Beni neden özleyesin ki?Ha,eğer bana bağırmayı ve kalbimi kırmayı özlediysen dışarıya çıkalım.İnsanlar uyuyor.

dedi soğukça.Kalbimdeki yara büyürken acıyla sinirlerim tepeme çıktı.Oflayarak

—İnsanların hatalarını yüzüne vurmayı çok mu seviyorsun?

diye sordum.Aynı ses tonunda

—Evet.Bana kalırsa insanlar hatalarıyla güçlenir.Ve en sert bir şekilde öğrenirlerse her ne kadar acı çekseler de bununla yine de dik durmayı öğrenirler.

dediğinde sinirlerim cidden arttı.Kolundan tutup çekiştirmeye başladım.

Bahçeye geldiğimizde

—Öyleyse ben söyleyeyim!Sen sadece özel güçleri olan liseli kekeme bir kızsın!Kraliçe olmak için çok küçüksün!Belki de kim bilir kraliçelik bile yapamayacaksın!Savaşı kaybetme gibi bir olasılık var!Büyükannenin ya da arkadaşlarının ölme gibi bir olasılığı var!Sen kraliçelik koltuğuna oturursan senden nefret edecek yüzlerce kişi olacak!Krallığı adamakıllı yönetemeyeceksin!Yanında bir kral olmayacak!Kimse sana saygı duyup göstermeyecek!Daha önceki yıllarında nasıl ezik kekeme bir kızsan kraliçe olduğunda da böyle olacaksın!Sen yeniden görünmez olacaksın!Anladın mı beni!

diye bağırdım.Addison durdu.Gözlerini çimenlere sabitledi.İç sesim”Lan salak!Ne diyorsun!Kızı seviyorum diyorsun ona bağırıyorsun!Doğru olmayan şeyler söylüyorsun!”dediğinde sinirlerim bir anda bir sis bulutu gibi dağıldı.Hassiktir!Ben neler dedim!Telaşla

—Addison,ben,ben neler dedim böyle!Addison çok sinirliydim,özür dilerim.Addison,Addison!Cevap ver!Yemin ederim ki dediklerimin hiçbiri doğru değildi!Sen muhteşem birisin!Anladın mı beni!Addison!Cevap ver!Addison!

diye bağırdım ama o cevap vermiyordu.Gözümden bir damla yaş süzüldü.Ben,onu neden üzüyorum?O yanlış bir şey yapmadı.Onun suskunluğu bana daha da acı verirken hıçkırarak ağlamaya başladım.Addison

—H-hak-klıs-sın.

dediğinde ilk başta anlamadım.Sonra söylediklerim aklıma gelince acıyla başımı olumsuz anlamda sallayıp

—Hayır!Kahretsin hayır değildi!Dediklerim tamamen yanlıştı!Addison!Cevap ver!ADDİSON SUSMA!BAĞIR ÇAĞIR AMA SUSMA!KORKMAYA BAŞLIYORUM!

diye bağırdım.Addison ise sadece parmağıyla susmamı işaret etti.Sustum ve bu sefer sessizce ağladım.Addison hala ifadesizce yere bakarken bir anda yürümeye başladı.Telaşla arkasından gidip ona seslensem de bana cevap vermedi.Transta gibiydi.Aferin Alex!Zaten aranız açıktı!İyice açtın!Gör bakalım görebiliyorsan bir daha yüzünü!Şimdi hiç affetmeyecek!Ardından ağaca çıktı meleğim.Kendisini daldan sarkıttı.En son kendisini sarkıttığında az kalsın düşecekti.Telaşla

—Addison!Hadi in kurbanın olayım!Özür dilerim!İn de konuşalım hadi!Lütfen!

dedim ama beni duymuyordu.Hıçkırarak ağlarken Addison’ın gözünden bir damla yaş gözlerinin arasından kaçtı ve çimenlere karıştı.Yeter artık!Onun kalbini kırdım!Ama acısını tek başına çekmeyecek!Ben çekeceğim!Hızla bir elimi diz kapaklarına,diğer elimi de sırtına yerleştirip onu kucağıma aldım.Addison gözlerini açtı.Gözlerinde duygu yoktu.Ağlayarak

—Meleğim,lütfen konuş,telaşlanıyorum.Meleğim!

dedim ama ondan cevap yoktu.Ne yapacağımı düşündüm,sonra aklıma Bayan Pearl’e seslenmek gelince vakit kaybetmeden kapıya koştum.Kapıya tekme atarken bir yandan

—Bayan Pearl!Lena!David!Yardım edin!

diye bağırıyordum.Göz ucuyla Addison’a baktım,ifadesizce gökyüzüne bakıyordu.Telaşla bahçenin ortasına giderken Addison omzuma dokundu.Umutla yüzüne baktım,oysa sadece kucağımdan indi.Eve giderken onu omzundan döndürüp sarsarken

—Addison!Özür dilerim!Addison lütfen konuş benimle!Lütfen bir şey söyle!Yalvarırım bir şey de!

diye bağırdım.O sadece yüzüme donuk gözlerle baktı.Tam o sırada Bayan Pearl geldi.Addison’ı kendisine çevirip

—Addison!Ne oldu sana?

diye sordu dehşetle.Lena ve David hem uyku mahmurluğu,hem de şokla birbirine dayanmış bakarken Addison

—B-ben-nim.

dedi ve yere yığıldı.

Bayan Pearl

—Addison!Aç gözlerini yavrum!

diyerek yerde yanaklarını tokatlarken birisinin yakamdan tutup ağaca yapıştırmasıyla acıyla inledim.David bana sinirle

—Ne yaptın ona!

diye bağırdı.Suçlulukla başımı öne eğdim.Beni bu durumdan kurtaran Lena oldu.Lena

—Didişmeyi bırakın da ambulansı arayın!

diye bağırdığında David yakamı bırakıp Lena’nın yanına gitti.Lena Bayan Pearl’ü tutarken ben Addison’ın yanına çömeldim ve yanağına küçük tokatlar atmaya başladım.Lena sinirle

—Neler oldu?

diye sorduğunda kısık bir sesle

—Hak etmediği şeyler dedim ona.

dedim.David

—Ne dedin yine!Senin derdin ne Alex?Kızı seviyorsan seviyorum de!Sevmiyorsan yürü git kızın hayatından!

dedi.Gözyaşlarım Addison’ın yanaklarına düşerken

—Ona iyi bir kraliçe olamayacağını,savaşı kaybedebileceğini,sizin de ölebileceğinizi söyledim.Sıradan ezik bir kekeme olduğunu söyledim.

dedim suçlulukla.Lena

—Ne dedin sen!

diye bağırınca yerimden zıpladım.Ağlayarak

—Beni affetmemesine çok kızmıştım!Onu özlemiştim!Sinirlendiğim için yanlış şeyler dedim!Sonra durgunlaştı,böyle oldu!Yemin ederim ki onu üzmek istemedim!Ben onu delicesine seviyorum!

dedim.Lena daha da sinirlenerek

—Bu sevmek değil Alex!Sen onu sevmiyorsun!Sen ona acı çektiriyorsun!İlk sana aşık oldu o kız!İlk seninle güldü!Bizden sonra ilk defa biriyle iletişime geçti!Sen onun her anlamda ilkiydin!Seninle tanışmadan,hatta benimle tanışmadan önce günde en fazla 2 cümle konuşurdu!Seninle kendinde cesareti buldu!Sense onun kalbini alıp oyuncak gibi oynuyorsun!Hadi ayrıldığın zamanı yok sayalım!Kıskandın diyelim,peki bu?Kıza kekeme olduğu için ezik biri olduğunu söylemişsin Alex!Halbuki gizlice eve geldiğinde sana zarar verdiği için vicdan azabı çekip sen uyanana kadar başında bekleyen oydu!Daha yeni idmandan çıkıp uykusuzca sen uyanana kadar başında bekleyen oydu Alex!Tabi ki affetmez seni!Zamana ihtiyacı vardı!Bundan sonra ona yaklaşma!Yeterince üzdün onu!

diye bağırdı.Gözümdeki yaşlar daha da akarken başımı olumsuz anlamda sallayıp

—Hayır,ben onu çok seviyorum!Onu yalnız bırakmayacağım!Tek başına savaşmayacak benim meleğim!

diye bağırdım.Ben neden böyleyim?Ben kendi canından çok beni seven birini üzdüm,kırdım.Ona kendimi affettireyim derken onu daha da kötü yaptım.Ama artık buna bir son vereceğim!Bayan Pearl

—Alex sen ne yapmışsın?

dedi dehşetle.Korkuyla Bayan Pearl’e bakarken Bayan Pearl

—Küçükken de bir kere böyle olmuştu.Ortaokulda ona hakaret etmişlerdi,kendi kendine düşüne düşüne de baygınlık geçirmişti.

dediğinde dizlerimi kendime çekip

—Ben bilerek söylemedim,özür dilerim.

dedim ağlayarak.Bayan Pearl

—Bizden değil,Addison’dan özür dilemelisin.

dedi ve ambulans sirenleri duyuldu.Hızla Addison’ı kucağıma aldım ve ambulansa doğru götürdüm.Görevliler meleğimi kucağımdan almaya çalışsalar da geri çekilip

—Nereye yatırayım?

diye sordum.Hemşire

—Şuraya yatırabilirsiniz beyefendi.

dedi.Hızla ambulans yatağına yatırdım onu.Yandaki sandalyeye oturdum.Görevliler kapıyı kapattı.Hemşire tansiyonunu ölçerken şaşkınlıkla

—Beyefendi,hastanın tansiyonu genelde kaç olurdu?

diye sorunca

—Bilmem,yaklaşık olarak 9-10’dur.Neden?Bir şey mi oldu ona?

dedim telaşla.Adam

—Hastanın tansiyonu 4’e düşmüş!Hayati riski var!

dediğinde ellerim buz kesti,bir anlığına her şey durdu ve anlamsızlaştı.Nefes alamadım.Ben ne yaptım ona?Adam telefonu kaptığı gibi bir şeyler söylerken ben onun soluk benzine bakıyordum.Bembeyaz teni canlıydı,şimdi de beyazdı ama soluktu.Kiraz rengi dudakları yavaştan mora çalıyordu.Hemşire

—Beyefendi!İyi misiniz?

diye bağırdığında kendime geldim.Meleğimin elini tutup ısıtmaya çalıştım.Bir yandan

—Hızlı olsanıza!Burda sevdiğim kız gözlerimin önünde kayıp gidiyor!

diye bağırdım.Hemşire muayene yaparken bir yandan

—Birazdan geliriz beyefendi.Lütfen sakin olun.

dedi bana.Sinirle

—Nasıl sakin olayım?Benim kıymetlim ölüyor nasıl olayım?Cevap ver!

diye bağırdım.Adam bağırmamla yerinde sıçrarken aklıma meleğimin bağırışmalardan korktuğu gelince telaşla alnından öpüp

—Özür dilerim meleğim.Özür dilerim,özür dilerim.Artık yalnız değilsin.Ben burdayım.Özür dilerim güzel gözlüm.

dedim.Ellerini avuçlarıma alıp ısıtmaya çalışırken teker teker öptüm ellerini.

Araba önce durdu,sonra kapılar açıldı.Sedye hızlıca hareket ederken sedyeyle eş zamanlı hareket etmeye çalışıyordum.Hemşire

—Tansiyonu 4!Hemen acile alın!

diye bağırdı.Diğer hemşireler onu bir bölüme getirdiler.Doktorlardan biri onu muayene ederken bana

—Çok kötü olmuş.Nasıl oldu?

diye sordu.Utana sıkıla

—Çok üzdüm onu.Hak etmediği şeyler dediğimde bayıldı.

dedim.Doktor anladığını belli edercesine başını salladı.Bir hemşireye anlamadığım bir kaç kelime söyledi.Hemşire içeriye doğru hızla gitti.Aynı hızda içeri Bayan Pearl,David ve Lena içeri girdi.Hepsi koşarak yanıma geldi.Sandalyeden kalkıp Bayan Pearl’e oturması için yer verdim.David

—Ne olmuş Alex?Neden bayılmış?

diye sordu.Meleğimin saçlarını okşarken

—Tansiyonu düşmüş.

dedim sessizce.David

—Bu hale sokacak kadar kaça düşmüş olabilir ki?

diye sorunca duraksadım.Hüzünle

—4.

dedim.Lena

—Ne?

diye bağırınca bir kaç kişi bize döndü.Serumla bize gelen hemşire Lena’ya

—Lütfen sesinizi alçaktın hanımefendi.Hastanedesiniz.

dediğinde Lena özür dileyerek sustu.Hemşire serumu takıp yatakta bir şeyleri açtı.Ardından yatağı ileriye sürdü.Arkasından biz de gelirken telaşla

—Ne oldu?Bir şey mi oldu ona?

diye sordum.Hemşire

—Merak etmeyin beyefendi.Hastayı odaya alacağız.

dediğinde rahat bir nefes verdim.Hemşire bir odaya girdi.Arkadından gelen diğer hemşireler meleğimi yatağa yatırdı.Yandaki sandalyeye oturup meleğimin elini tuttum.Meleğimin elini okşarken Lena

—Şaka gibi ya!Şaka gibi!Kızın tansiyonu senin yüzünden 4’e düşmüş!Yaptığının ne kadar ciddi bir şey olduğunu biliyor musun sen?

diye bağırdı.David

—Güzelim,lütfen sakin ol.Ben de Alex’e çok sinirliyim ama bağırarak bir şey elde edemeyiz bebeğim.

diyerek onu sakinleştirmeye çalıştı.Lena’ya

—Neden anlamıyorsun?Hata yaptım diyorum.Allah da benim belamı versin çok pişmanım.Ama ben gerçekten çok aşığım Lena.İster inan ister inanma ama ben burda yatan kıza sırılsıklam aşığım ve onun kalbini kırdığım her saniye için kendimden nefret ediyorum.

dedim yorgun bir sesle.Lena başını öne eğdi.Sanırım ağlıyordu.David

—Sen de gel büyükanne.Eve gidelim.Alex,bir gelişme olduğunda hemen ara.

dedi ve Bayan Pearl’ü de alıp dışarı çıktılar.

Addison’ın alnından öptüm ve

—Yine baş başa kaldık meleğim.

dedim,ses gelmedi.

—Ben çok özür dilerim meleğim.Söylediğim hiçbir şey doğru değildi.Sen ezik değilsin.Sen benim hayatımda gördüğüm en güçlü kişisin.Hem fiziksel,hem de psikolojik anlamda.

diyip kendi kendime kıkırdadım.Sonra

—Hatırladın mı,seninle iddiaya girmiştik,sen kazanmıştın.Seni hala yemeğe götürmek istiyorum.Ama hep beraber gittiğimizde bile o kadar göz alıcıydın ki.Bordolar içinde muazzam görünüyordun.Hoş hangi kıyafette olursan ol,hangi renklere bürünürsen bürün,sen mükemmelsin ve olmaya devam edeceksin.

dedim…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.