Addison Pearl
Yerde yatmış bir şekilde uyandığımda hızla yerimden doğruldum.Ani hareketimle başım döndü,bir yere tutunmak için kollarımla etrafı tararken ağaç kabuğu bana yardım etti.Ağaç kabuğuna tutunurken başım daha iyiydi.Yavaşça saraya doğru ilerlerken David’in koşarak bana yardıma geldiğini gördüm.Arkasında Lena da koşarak geldiler ve bana sarıldılar.Gülümseyerek ben de onlara sarılırken Lena
—İyi misin Addie?
diye telaşla sorduğunda
—İ-iy-yiy-yim L-len.Y-yar-ran-nız v-var m-mı?
diye sordum.David
—Önemli bir şeyimiz yok fıstığım,merak etme.
dediğinde rahat bir nefes verdim.En son olanları hatırlamaya çalıştım.En son bir ork bana hançer atarken Alex önüme geçmişti.Alex…
Telaşla zihnimden
—Alex!O nerede?Ağır yaralanmıştı.
dedim.David
—Şifacılar onu özel bir odaya almışlardı.
dediğinde ayaklarım benden istemsiz bir şekilde harekete geçmişti bile.Lena ve David’in arkamdan bağırdığını duyabiliyordum ama ben ısrarla koşuyordum.Bir şifacıya zihnimden
—Alex nerede?Kralın misafiri.
dedim.Şifacı
—Buyrun efendim.
diyip hemen yandaki odayı işaret etti.Zaman kaybetmeden odaya daldım,Sage ve birkaç şifacı başında birkaç ot ezip merhemler sürüyordu.Sage
—İyi misiniz efendim?İsterseniz bir de size baksın şifacılarımız.
dedi.Üstüme bakındım,ah çok kötü gözüküyordum.Sakince başımla onaylayıp Alex’in yattığı yerin yanına uzandım.Şifacılar yaralarıma bakarken Sage’e zihnimden
—Durumu nasıl Sage?
diye sordum.Sage
—Hançer zehirliymiş.Zehiri atmak için elimizden geleni yapıyoruz.
dediğinde telaşla,biraz da korkuyla
—Eğer atamazsanız?
diye sordum zihnimden.Sage başını öne eğdi.Hayır,hayır,hayır,hayır!Benim yüzümden!Kahretsin!Gözlerimden yaşlar boşalırken zihnimden
—O iyileşecek.İyileştirmek zorundasınız.
dedim.Şifacılardan biri
—Uyanıyor!
diye heyecanla konuştuğunda yerimden doğruldum.Alex’e baktığımda kaşlarını çatmış,gözlerini açmaya çalışıyordu.Sage şifacılara
—Açılın!Biraz nefes alsın!
dediğinde başında sadece ben kalmıştım.Alex mırıltı gibi bir ses tonuyla
—Ne oldu?
diye sordu.Sage
—Size saplanan hançer zehirli bir hançerdi,neyseki zehir tamamen yayılmadan durdurup atabildik.
dedi.Alex’in gözleri artık tamamen açıktı.Etrafına bakınırken gözleri gözlerimi buldu.Telaşla
—Addison,iyi misin?Bir şeyin yok ya?
diye sordu.Gerçekten çok korkmuş gözüküyordu.Hızla ona sarıldım ve zihnimden
—Asıl sen iyi misin?
dedim.Ne yaptığımı fark ettiğimde geri çekildim.Alex şokla olduğu yerde kalmış,daha demin olanları anlamaya gayret ediyordu.Sage
—İkinizin de tedavisi bitti efendim,arzu ederseniz çıkalım.
dediğimde gülümseyerek onay verdim.Sage şifacılarla çıktığında Alex’in kafasına vurdum ve zihnimden
—Ne yaptığının farkında mısın sen gerizekalı!Ne demek öne atlamak ya!
dedim gözlerim dolu dolu.Alex
—Bir soylu öleceğine herhangi biri ölseydi daha yararlı olurdu.Özellikle de o soylu sensen.
dedi.Sinirle
—Peki vicdan azabı?Onu ne yapacaktık Alex!
diye bağırdım zihnimden.Alex
—Daha beteri olsa yine yapardım.Yaptığımdan ötürü özür dilemeyeceğim.
dedi,dolu gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Dizlerimi kendime çekip daha çok ağlarken Alex
—Meleğim,lütfen ağlama.Yapma.
dedi.Aynı pozisyonda zihnimden
—Bu sefer zorla tutmayacağım,Londra’daki otelde kalır mısın?Lütfen.
dedim.Alex
—Bunu yapmayacağımı biliyorsun Addison,bırak yardım edeyim.Hem taşları almanıza yardım edeyim,hem de kalbinde açtığım yaraları sarayım,lütfen.
dediğinde ona baktım,kafamı olumsuz anlamda sallayıp
—Olmaz,sana güvenemiyorum.Ya tekrar,belki daha kötü kırarsan kalbimi?
dedim zihnimden.Alex sesi titreyerek
—Meleğim,güzelim,lütfen,yalvarırım affet beni.İkinci bir şans ver bana,bize.
dedi.Kalbim”Çok pişman görünüyor,versek mi ki?”dedi.Hayır,bu sefer kalbimi dinlemeyeceğim,mantığım”Biraz daha düşünelim Addison,savaştan sonra.” dediğinde Alex’e zihnimden
—Savaşa kadar düşünmem lazım,lütfen.
dedim yalvaran bakışlarla.Alex’in gözleri hüzünle doldu,yanağından bir damla yaş düşerken başını olumlu anlamda salladı.
—Ne zaman ihtiyacın olursa meleğim,her zaman burda olacağım,sana söz veriyorum.
dedi.
Kapı tıklanınca
—G-gel.
dedim,nefes nefese kalmış Lena ve David içeri girdi,hızla yanıma geldiler.Lena
—Addie,ne oldu iyi misin?
dediğinde başımla onaylayıp zihnimden
—Merak etme,sadece Alex yaralanmıştı,ona bakmaya geldim.
dedim.David
—Geçmiş olsun Alex,daha iyi misin?
dediğinde Alex
—İyiyim,teşekkürler David.Ama kafam karıştı,şimdi üçünüz de soylu musunuz?
diye sordu.David yüzünde çarpık bir gülümsemeyle
—Öyle oldu,ben Elf kralmışım.Lena da ruh hayvanlarının kraliçesi.
diyip Lena’nın yanağını öptü ve sarıldı.Alex acı bir gülümsemeyle
—Keşke ilişkimiz de böyle olsaydı.
dediğinde yerimde dikleştim,yerimden kalktım ve Lena’nın yanına gittim.Alex bu hareketime pişmanlıkla başını eğerken ona zihnimden
—Dediğim gibi Londra’ya git,güçlerini geliştir,savaş zamanında savaşacağız.
diyip odadan çıktım.
Lena
—Ee,Alex’le ne konuştunuz?
diye sorunca ona yandan bakıp zihnimden
—Ona iyi olup olmadığını sordum o kadar.
dedim.David de bize yetişip
—Pek öyle gözükmüyordu ama.Hadi Addie,ne konuştunuz söyle.
dediğinde bıkkınca nefes verip
—Daha önce yaptıklarından pişman olduğunu,taşları almamıza yardım etmek istediğini söyledi.
dedim zihnimden.Lena utanarak
—Peki Alledison?
diye sordu.Duraksadım,sonra zihnimden
—Tekrar birlikte olmak istediğini söyledi.Ben de düşünmek için savaşa kadar izin istedim.
dedim.Lena anladığını belli ederek başını sallarken odaya girdik.David
—Fıstık,şöyle geç,sana bir şey anlatacağım.
dediğinde anlamayarak ona baktım lakin David mizacına ters bir şekilde ciddiydi.Başımla onaylayıp yatağa oturdum.David
—Bak Addison,biliyorsun bu element taşlarını alması çok zor ve tehlikeli.Bunun en büyük örneğini belki de toprak taşında gördük.Dediğine göre Alex de bizimle taşı almaya gelmek istiyormuş.Kabul ediyorum Alex tam bir mal,fakat ateş taşını almak için bizimle gelmişti.Yani bunun ne kadar tehlikeli olduğunun farkında.Sence Alex gerçekten de pişman olabilir mi?
dedi,düşündüm,David bir bakıma haklıydı.David’e zihnimden
—Olabilir,fakat ona güvenemiyorum.Her ne kadar güvenmek istesem de güvenemiyorum.Kalbim bir başka depremde sağ kalamaz.
dedim.Lena yanıma geçip oturdu ve
—Ne olursa olsun Addie,doğru kararlarının arkasında olacağız.Alex’le olursa da olur,olmazsa da.Ama şunu söylemeliyim ki Alex’le ilk tanıştığınızda ilk gördüğümde anlamıştım sizden olacağını.Onun yanında da tıpkı bizimle olduğun gibi kendin olabildin.O yüzden kesin kararlar verme,düşün.
dedi.Haklıydı,hem de çok haklıydı.Kendimi onlardan sonra ilk kez Alex’e açmıştım.Belki de beni en çok yaralayan bu olmuştu.Lena’ya
—Haklısın,ama belki de affedemememin temelidir bu.
dedim.Lena başını sallayıp ayaklandı.Onunla birlikte David de ayaklandı.Onlar gitmeden
—Akşamüstü yola çıkalım.Ne kadar erken,o kadar iyi.
diye seslendim zihnimden.Lena
—Tamam Addie,iyice dinlen,ve iyice düşün!
diyip odadan çıktılar.
Egzersiz yapmak üzere üstüme termal,siyah bir tayt,üstüme de siyah,bol bir tişört geçirdim.Saçlarımı ar kuyruğu yaparken kapım tıklatıldı.Girmesi için izin verdiğimde kapı açıldı ve kapandı.Saçlarım bittiğinde arkamı dönmüştüm ki yatağımda beni hayran hayran seyreden Nyord’ı gördüğümde bir an ürktüm.Nyord’a zihnimden
—Burada ne yapıyorsun Nyord?
diye sordum,bana sevimli sevimli bakıp
—Seni özledim.Niye böyle giyindin?
dediğinde küçük bir kahkaha attım,sonra
—Egzersiz yapmaya gidiyorum,sen de gelmek ister misin?
diye zihnimden sorunca Nyord heyecanla
—Evet,evet!Hadi gidelim!
dedi.Onun bu haline gülümserken onu kucağıma aldım ve bahçeye ilerlemeye başladık.Nyord başını omzuma yaslayıp kıkırdarken ben de kendimi kıkırdamaktan alıkoyamadım.Nyord’a zihnimden
—Ne oldu?Seni böyle güldüren ne?
diye sorduğumda Nyord biraz daha kıkırdayıp
—Kucağında gezmek çok güzelmiş.Evlenince de beni böyle taşır mısın?
dediğinde afalladım.Sonra
—Ama o zaman kocaman bir adam olacaksın.Hem erkek adam kucakta taşınmaz,ne derler sonra?
dedim zihnimden,Nyord
—Ablam her zaman başkalarının ne dediğinin bir önemi olmadığını söyler.
dediğinde ona
—Evet ama ben yorulurum.Nasıl taşırım ben koskoca adamı?
dediğimde Nyord
—Ayyyy!Ben onu unuttum!Neyse ben seni taşırım o zaman!Ama sen de başını koyacaksın benim gibi!
dedi kıkırdayarak.Gülümseyip
—Bakarız.
dedim.
Ormanlık bir alana geldiğimizde Nyord’u yere bıraktım ve egzersiz yapmaya başladım.Nyord da benimle aynı şeyleri yapmaya çalışıyordu.Isınma bittiğinde biraz hava elementi çalışmaya başladım.Daha önce deneyip beceremediğim ATLA hareketini denemek için Nyord’u geri çektim.Tüm konsantrasyonumu toplayıp havada bir top yaptım,tam üzerine binecekken top havada kayboldu ve yere düştüm.Nyord korkmuş bir şekilde yerine sinerken önümde bir el belirdi.Elin sahibine baktığımda iki gök mavisi gözle karşılaştım,Alex
—İyi misin meleğim?
diye sorduğunda kendime gelip yerden destek alarak ayağa kalktım ve
—İ-iy-yiy-yim,s-sağ o-ol.
dedim.Alex gülümseyerek
—Her zaman.
dedi.Nyord arkadan
—Ya niye yardım ediyorsun,ben yardım edecektim!
diyip Alex’in ayağına vurmaya başladı.Alex şaşkınlıkla Nyord’a bakarken ben olanlara gülüyordum.Güldüğümü duyan Nyord bana dönüp
—İyi misin aşkım?
diye sorduğunda donakaldım.Bu sefer gülme sırası Alex’teydi.Ben şaşkınlıkla Nyord’a
—A-aş-şkım m-mı?
diye sorarken Nyord muzipçe gülümseyerek başını salladı.Alex
—Ah,bu güzel kız benim olacak yerden bitme.
dedi Nyord’a.Nyord Alex’e dönüp
—Yaa!Hayır ben alıcam!
diyip ayağıma sarıldı.Ben Nyord’a gülerken kucağıma aldım,yan tarafa oturttum.Bir ağacın dalına tutunup kendimi üstüne attım.Alex
—Ne yapıyorsun!
diye telaşla sordu.Ayaklarımı dala sabitleyip kendimi aşağıya bıraktım ve zihnimden
—Mekik çekiyorum.
diyip mekik çekmeye başladım.Alex Nyord’un yanına oturdu ve beni izlemeye başladı.Sonra
—Kendini çok yoruyorsun meleğim.
dedi.Bir yandan mekik çekerken bir yandan zihnimden onunla konuştum;
—Dedi yarım saat 2 kilo dumbell ile çalışıp yorulan çocuk.Savaş çok yakın,az bile çalışıyorum.
dedim.Alex kendi kendine kahkaha atıp
—Dedi 250 kiloyu birden kaldıran kraliçe.
dedi.Sonra
—İddiaya girmiştik,sahi o iddiaya ne oldu?
diye sordu.Mekik çekmeyi bırakıp kendimi daldan sarkık bir şekilde bıraktım,ona
—İddianın tarihi geçti.Ya da yeni biriyle gidebilirsin.
dedim umursamaz bir şekilde.Halbuki başka biriyle olması düşüncesi bile kalbimi acıtmaya yetmişti.Ayağıma giren ani kramp ile çığlık atıp dengemi kaybettim.Düşerken gözlerimi korkudan yumdum.Hissettiğim yumuşaklık ile gözlerimi yavaşça açtım.Gözlerimi karşılayan bir çift gökyüzüyle yutkundum.Bu bir çift gökyüzünün sahibi kalbimi eritecek sözleri söyledi:
—Yapamam,iyilik meleğim olmadan yapamam…
Alex Jones
—Uyanıyor!
duyduğum sesle gözlerimi araladım.Bir başkası
—Açılın!Biraz nefes alsın!
dedi.Mırıltı gibi çıkan sesimle
—Ne oldu?
diye sorabildim.Aynı ses
—Size saplanan hançer zehirli bir hançerdi,neyseki zehir tamamen yayılmadan durdurup atabildik.
dediğimde gözlerim artık tam olarak açmıştı.Etrafıma bakınırken tiryakisi olduğum mavi-yeşil gözlerle birleşti gözlerim.Telaşla
—Addison,iyi misin?Bir şeyin yok ya?
dedim.Addison yapmasını asla beklemediğim bir şey yapıp bana hızla sarılınca donup kaldım. Anın şokuyla bir şey yapamazken iç sesim içeride beyin nöronlarımla halay çekiyordu,kalbimse müziğin ritmi gibi hızlıydı.Bana telaşla
—Asıl sen iyi misin?
diye sordu zihninden.Bunu dedikten hemen sonra vücudu kasıldı ve hızla geri çekildi.Arkadan bir ses
—İkinizin de tedavisi bitti efendim,arzu ederseniz çıkalım.
dediğinde meleğim gülümseyerek onayladı bir şeyi.Ne olduğu da umrumda değil açıkçası.Kapı kapanma sesi geldikten sonra Addison kafama vurup zihninden
—Ne yaptığının farkında mısın sen gerizekalı!Ne demek öne atlamak ya!
diye bağırdı,gözleri dolmuştu.Ona
—Bir soylu öleceğine herhangi biri ölseydi daha yararlı olurdu.Özellikle de o soylu sensen.
dedim.Bana sinirle
—Peki vicdan azabı?Onu ne yapacaktık Alex!
dedi,ağlıyordu.Ne kadar ona üzülsem de cesurmuş gibi yapıp
—Daha beteri olsa yine yapardım.Yaptığımdan ötürü özür dilemeyeceğim.
dedim.Dizlerini kendine çekip daha çok ağlarken anlamıyordu onun gözyaşlarıyla benim kalbime saplanan hançerleri.
—Meleğim,lütfen ağlama.Yapma.
dedim.Meleğim aynı şekilde dururken zihninden
—Bu sefer zorla tutmayacağım,Londra’daki otelde kalır mısın?Lütfen.
dedi,ne!Hayatta olmaz!
—Bunu yapmayacağımı biliyorsun Addison,bırak yardım edeyim.Hem taşları almanıza yardım edeyim,hem de kalbinde açtığım yaraları sarayım,lütfen.
dedim,başını olumsuz anlamda sallayıp
—Olmaz,sana güvenemiyorum.Ya tekrar,belki daha kötü kırarsan kalbimi?
dedi zihninden.Deme bunları meleğim bana işkencelerin en büyüğünü çektirtiyorsun güvenmeyerek,sesim titreyerek
—Meleğim,güzelim,lütfen,yalvarırım affet beni.İkinci bir şans ver bana,bize.
dedi.Zihninden
—Savaşa kadar düşünmem lazım,lütfen.
dedi yalvaran gözlerle.Gözümden bir damla yaş yanağımda ilerlerken kafamı olumlu anlamda salladım ve
—Ne zaman ihtiyacın olursa meleğim,her zaman burda olacağım,sana söz veriyorum.
dedim.
Kapı çaldığında
—G-gel.
dedi meleğim,nefes nefese kalmış Lena ve David içeri girdi,hızla yanımıza geldiler.Lena
—Addie,ne oldu iyi misin?
dediğinde onu onaylayıp zihninden
—Merak etme,sadece Alex yaralanmıştı,ona bakmaya geldim.
dedi.Bu haldeyken bile beni mi düşünmüş meleğim?Ona boşuna melek demiyormuşum.David
—Geçmiş olsun Alex,daha iyi misin?
dediğinde
—İyiyim,teşekkürler David.Ama kafam karıştı,şimdi üçünüz de soylu musunuz?
diye sordum.Amacım onu biraz daha konuşturup meleğimi düşünmek değildi asla.David yüzünde çarpık bir gülümsemeyle
—Öyle oldu,ben Elf kralmışım.Lena da ruh hayvanlarının kraliçesi.
derken düşündüğüm tek şey meleğimin ortama yaydığı mükemmel yasemin kokusuydu.David’in sözü bitikten sonra Lena’nın yanağını öptü ve sarıldı.Acı bir gülümseme peyda oldu yüzümde,
—Keşke ilişkimiz de böyle olsaydı.
dediğim.Meleğim bu sözlerimle Lena’nın yanına gitti.Ben hüzünle başımı eğerken meleğim zihninden
—Dediğim gibi Londra’ya git,güçlerini geliştir,savaş zamanında savaşacağız.
dedi ve odadan çıktı.
Tedavinin bitmiş olduğunu hatırlayarak odadan çıktım ve daha önce odada bulunan kıza
—Pardon,kütüphane nerede acaba?
diye sordum.Kız bana gülümseyerek
—Size göstereyim efendim.
diyerek eliyle yolu gösterince neden bana saygın bir şekilde davrandığını anlamayarak ilerlemeye başladım.Kızı bana hayran hayran bakarken yakaladığımda bu durumdan rahatsız olup
—Bir sorun mu var?
dediğimde kız hipnozdaymış gibi olumsuz anlamda salladı başını.Kaşlarımı daha da çatarak ilerlemeye devam ettim.Kız yüzümü avuçlarımın içine alıp kaşlarıma dokunarak
—Sizin gibi yakışıklı bir erkeğe çatık kaşlar yakışmıyor.
dedi.Tamam!Bu kadarı da fazla!Ellerini sertçe yüzümden çekerek
—Ne yaptığını zannediyorsun?
dedim sesimi biraz yükselterek.Kız
—Üzgünüm efendim sizi rahatsız etmek istememiştim.Lütfen,telafi etmeme izin verin.
diyerek dudaklarıma yapışınca gözlerim şokla açıldı.Kızı çekmeye çalışırken o bana daha çok yapışıyordu.Chloe Vol.2 mi bu kız!Birisi
—Sage!Neler oluyor?
diyerek kükrediğinde adının Sage olduğunu öğrendiğim kız telaşla benden ayrıldı ve arkasını döndü.Harika!David ve Lena’ydı!Lena şokla açılmış gözlerle bana bakarken David’in gözleri sinirden kıpkırmızı olmuştu.David
—Sen!Utanmıyor musun yaptıklarına!Bir de sana acıyıp seni savunmaya çalışıyorum!
dedi hiddetle.Dur ne?Beni savunuyor,beni savunuyor!David’e
—Bak kardeşim durum sandığın gibi değil.Sana yemin ediyorum!
dedim.Yandan sıyrılmaya çalışan Sage’i görmemle sinirle
—Nereye gidiyorsun!
diyip hava elementimle havadan bir kement yapıp Sage’i tuttum.Sage telaşla bağırırken David
—Sen!Kovuldun!Eşyalarını topla!Saraydan ayrılıyorsun!
diye bağırdığında Sage
—Yalvarırım yapmayın efendim!Özür dilerim!Gidecek bir yerim yok!Yalvarırım yapmayın bana bunu!
diyerek ağlamaya başladı lakin David’in umrundaymış gibi gözükmüyordu.Lena
—Muhafızlar!Şu kızı ve eşyalarını saraydan atın!Bir daha bu saraya adım atmayacak!
diye bağırdığında Sage son bir umut
—Size yaptığım onca yardımdan sonra mı?Ben olmasam sizin elf kral olduğunuz bilinmeyecekti!Ben olmasam silahlarınızı alamayıp toprak taşını alamayacaktınız!Ben olmasam bu çocuk şu an yaşamıyor olacaktı!Ben olmasam o kızın yarasını saramayacaktınız!Ben olmasam bu krallığı bile bulamayacaktınız!
dediğinde Mahperi kükredi.Kıza dönüp
—Sen kim oluyorsun da karşındaki soylulara böyle ithamlarda bulunuyorsun?Sen kim oluyorsun da sana toprak bükme gücünü yöneten kraliçeye “o kız” diyebiliyorsun?Sen kim oluyorsun da sevdiğimin olmayan borçlarını dile getiriyorsun!
diye gürledim.Hem çalışanlar,hem David,hem Lena,hem de Sage şaşırmıştı.Sage akıl hastası gibi kahkaha atıp
—O seni sevmiyor ki!O seni istemiyor!Ahhahaha!Sana seni sevdiğimi açık açık ifade ettim ve beni istemedin!Çok pişman olacaksın!O s********* o***** kraliçesi seni asla istemeyecek!Alexandra’nın kardeşiyle evlenmeye çalışmış!Bilmiyor muyum sanıyorsun!
dediğinde sinirle ona sert bir tokat attım.Sage tokatın etkisiyle bir yerlere tutunma ihtiyacı hissederken yakasından onu kaldırıp
—Sakın sevdiğim kadına küfretmeye kalkışma!Bilmediğin olaylar hakkında yorumlarda bulunma!
dedim ve sertçe yere attım onu.Dudaklarıma yapışma anı gözlerimin önüne gelirken midem bulandı ve içimde ne var ne yok kusmak istedim.Dudaklarımı parçalarcasına elimin tersiyle silerken sırtımda bir el hissettim.Elin sahibine bakınca Lena’nın bana telaşla,biraz da acıyarak,baktığını gördüm.David de yanıma gelip kolumu omzuna attı ve beni kaldırdı.David beni tam kapısının önünde durduğumuz kütüphanenin içine götürüp bir sandalyeye oturttu.Orda bulunan çalışan bir elften su istediler,elf hızla çıkarken Lena
—İyi misin?
diye sordu,ama ben Lena’yı görmezden gelerek David’e
—Beni destekliyor musunuz?
diye sordum.David önce duraksasa da beni onayladı.Başımı yukarı kaldırıp gözyaşlarımın yuvalarını terk etmelerine izin verdim.Ben ağlarken bir yandan teşekkür edip duruyordum.Bir elf suyu getirince suyu bir dikişte bitirdim.Suyu içince kendime gelebilmiştim.Oturduğum sandalyeden fırladım ve kütüphanede kitap aramaya başladım.David zihnimden
—Alex!Nereye?
diye sorunca ona
—Meleğimin beni affetmesi için yol aramaya!
dedim ve dolaşmaya devam ettim.Geçerken bir kitap dikkatimi çekti.Üstünde “Orhan Veli-
Sevdaya Mı Tutuldum?” yazıyordu.Kitabı elime aldım,ilk sayfasını açtığımda bunun bir şiir kitabı olduğunu anladım.Bunu kollarım arasında tutarken kütüphanede önce biyografi bölümünü,sonra “O” harfini aradım.Ben raflarda hızla ilerlerken bir başka kitap daha gözüme çarptı.Üstünde”Orhan Veli Kimdir?”yazdığını görünce kitabı aldım ve masalardan birine geçip Orhan Veli’nin hayatını okumaya başladım.
Elimde kâğıtla odama giderken Orhan Veli’nin o güzel şiirleri aklımı başımdan almıştı bile.Yanımdan gelen tatlı kıkırdamayla ayaklarım istemsiz bir şekilde durmuştu.İç sesim”Aha Addison!Çaktırmadan arkasından git.Biraz manzaranın tadını çıkaralım.”dediğinde iç sesime uyup arkasından onu izleye izleye ilerledim.Kucağındaki küçük elf takmıştı kafayı meleğime.Tutturmuş evlenecem diye!İç sesim”Gerçekten çocuk senin yaşın kaç başın kaç ne evliliği!Bu yeni nesil bozmuş!Yapamamışlar bu nesli!”
diyordu.Çocuk kafasını meleğimin boynuna koyup kıkırdıyordu.Of!Şu an o çocuğun yerinde ben olabilirdim!Onun yerinde olmak o kadar isterdim ki…
Orda dikildiğimi onlar bahçeye çıktığında kavradım.Onları kaybetmemek için arkalarından ilerlediğimde Addison’ın çocuğu kenara bırakıp hava elementini çalışmaya başladığını gördüm.Addison’ın yaptığı her numarada alkışlıyordu çocuk.Addison havadan bir küre oluşturup üzerine bindi,fakat sonra yere düşünce hızla ilerleyip elimi uzattım ve
—İyi misin meleğim?
dedim ona.Meleğim şaşkınca bana bakarken yerden destek alıp ayağa kalktı,benim elimde havada kaldı.
—İ-iy-yiy-yim,s-sağ o-ol.
dedi başı öne eğik.Onun bu tatlı hallerine gülümseyip
—Her zaman.
dedim.Ayağıma gelen küçük darbelerle aşağı baktığımda çocuğun ayağıma vurduğunu gördüm.
—Ya niye yardım ediyorsun,ben yardım edecektim!
diyerek bana vuruyordu.Meleğim bu duruma kıkırdarken çocuk bana vurmayı bırakıp meleğime döndü ve
—İyi misin aşkım?
diye sorunca meleğimin beyaz olan teni şaşkınlıktan daha da beyazlaşmıştı.Bu sefer ben gülerken meleğim şaşkınlıkla
—A-aş-şkım m-mı?
diye sorarken iç sesim”Lan gerizekalı çocuk sen daha diyemeden aşkım diyor Addison’a sen hala gülüyorsun!”dediğinde gülümsemem soldu.İç ses haklı!Meleğim utançla kızarırken
—Ah,bu güzel kız benim olacak yerden bitme.
dedim.Bana dönüp
—Yaa!Hayır ben alıcam!
diyerek meleğimin ayağına yapıştı.La havle!Meleğim çocuğa gülümseyip onu kucağına aldı,yan taraftaki kütüğe oturttu.Kendisi ise bir dala tutunup kendisini sallanarak dalın üzerine attı.Ben korkuyla
—Ne yapıyorsun!
diye sorduğumda o kendini aşağıya bıraktı ve zihnimen
—Mekik çekiyorum.
diyip mekik çekmeye başladı.Çocuğun yanına oturdum ve meleğimi izlemeye başladım.Mekik çekerken alnından düşen terler onun ne kadar yorulduğumu gösteriyordu.
—Kendini çok yoruyorsun meleğim.
dedim.Bir yandan mekik çekerken bir yandan zihninden
—Dedi yarım saat 2 kilo dumbell ile çalışıp yorulan çocuk.Savaş çok yakın,az bile çalışıyorum.
dedi.Şimdi anlaşıldı neden bu kadar çok çalıştığı.Tüm sorumluluğu üstüne alıyordu bir tanem.Bir şey anlaşılmasın diye yapmacık bir kahkaha atıp
—Dedi 250 kiloyu birden kaldıran kraliçe.
dedim.Aklıma gelen anı yüzümde gülümsemeye yol açarken iddiamız aklıma geldi.
—İddiaya girmiştik,sahi o iddiaya ne oldu?
diye sordum meleğime.Mekik çekmeyi bırakıp kendisini daldan sarkık bir şekilde bıraktı,ciddi bir şekilde
—İddianın tarihi geçti.Ya da yeni biriyle gidebilirsin.
dedi umursamaz bir şekilde.Ah hayır hayır hayır,asla.Sakın aklından böyle bir düşünce geçmesin meleğim.Sonra meleğimin çığlığı duyuldu.Telaşla düşüncelerimden ayrılıp onun yanına koştum ve tuttum onu.Korku ve ani düşüşüyle sıkı sıkıya yumduğu gözlerini inceliyordum.Hadi,aç şu güzel gözlerini.Sanki beni duymuş gibi gözlerini açınca rahatladım.Gözlerimiz görünmez bağlarla birbirine sıkı sıkıya bağlanırken içimdeki kargaşayı 5 kelimeyle açıkladım:
—Yapamam,iyilik meleğim olmadan yapamam…
Yazarın Anlatımıyla
Genç aşıklar romantizmin doruklarına varırken elf sinirle eşyalarını alıp ormanda yürüyordu.Gözlerini sinir ve aşk bürümüşken o çocuğun bir başkasını sevmesi yüreğini sızlatıyordu.Hepsi o kraliçe yüzündendi.O olmazsa belki de çocuk elfi sevecekti.Bu düşüncelerinde bir anda sıyrıldı çünkü kendi hazırladığı tuzaklar onu avlamıştı.Çukurdaki elf çıkmak için debelenirken çıkamamak onu daha da delirtiyordu.Başarısızlık bir kez daha ona tokat gibi çarparken sinirle çığlık atıp yere çöktü ve ağlamaya başladı.O yere vurarak ağlarken o fark etmese de eşyalarının ve kendisinin çevresini siyah dumanlar çevrelemişti bile.Kız hissetmediği zemin ile panikleyip etrafına bakınırken yere inmişti.Karşısında duran genç,siyah saçlı,yeşil gözlü kadın sinsice gülümsüyordu.Kadın
—Merhaba Sage,duyduğuma göre Addison Pearl’ü ortadan kaldırmak istiyorsun.Sana yardım edebilirim.
dedi.Elf kadına şaşkınca bakarak
—Alex ile mutlu olabilir miyim?
diye sordu umutla.Kadın gülümseyerek
—Onu öldürmeme yardım edersen neden olmasın?
diye sordu.Elf düşündü,kızı öldürmek çok caniceydi.Ama başka türlü bakar mıydı çocuk ona?Elfin sorguladığını gören kadın
—Yakın zamanda onunla bir savaşa gireceğim,bana yardım edebilirsin,kara büyümle güçlerini iki katına çıkarabilirim.
dedi.Elf aşkın ve gücün cezbedici güzelliğine kapıldı.Başını hırs ve öfkeyle salladı.Kadın sırıtıp
—Zeki bir elf olduğunu biliyordum Sage.
dedi ve ikisi de saraya ışınlandı.
Kraliçenin bir yeni düşmanı vardı.Bu dakikalarda delikanlının alaz alaz yanan kalbinden güzel kızın kalbine de ateşler sıçramıştı.Bir kalp ise aşkından kötülüğün tatlı kollarına hapsolmuştu…