Addison Pearl
Saraya geldiğimizde halk bizi coşkuyla alkışlıyordu.Onlara gülümserken ayağımdaki hisle kafamı oraya çevirdim.Ayağıma sarılmış,ağlayan Nyord’u görmemle şaşkınca zihnimden
—Nyord,iyi misin?Neden ağlıyorsun?
dedim.Nyord
—Yaralanmışsın,ablamlar konuşurken duydum.Ben de gidicem yanlarına dedim izin vermediler!
diyip daha da ağlarken gülümseyip onu kucağıma aldım.Sonra
—A-am-ma i-iy-yiy-yim b-bak.
dedim.
—Ama ben sesini duydum,çığlık atıyordun.Canın acımış!
dedi ve boynuma sarılıp ağlamaya devam etti.Lena
—Kıyamam ben sana,çok mu endişelendin sen kraliçe için?
diye sorunca Nyord
—Tabi endişelenicem,ileride ben evlenicem onunla!
dedi göğsünü kabartarak.David
—Pardon?
diyip Lena ile gülmeye başladığında utançtan kızardım ve gözlerimi kaçırdım.Alex
—Pardon küçük bey,siz kimsiniz?
diye sordu.Nyord gülümseyerek
—Ben güzel ablanın gelecekteki eşiyim!
diyip yanağımı öpmesiyle Lena daha da gülerken ona dirsek attım.Alex
—Hayır onunla ben evlenicem,çünkü onu ben çok seviyorum!
diye itiraz ettiğinde Nyord
—Hayır ben daha çok seviyorum!En çok ben seviyorum!
diyip boynuma vantuz gibi yapıştı.David
—İkiniz de alamazsınız onu abisi olarak ben izin vermiyorum.
dedi.Nyord
—Ama lüfteeen!
diyerek dudaklarını büzdüğünde David kıkırdayarak
—Önce büyü sonra bakarız.Şimdi doğru ailenin yanına.
dediğinde Nyord yerinde zıplayarak kalabalığa doğru koştu.Alex
—Ben?
diyerek dudağını büzdüğünde
—Kapa çeneni!Dua et karşı tarafta değilsin,muhafızlar şuna bir oda hazırlayın!Ve herkes hazırlansın,bu akşam balo var!
dediğinde halktan sevinç nidaları çıktı.Sage
—Efendim misafiriniz de baloya katılacak mı?Ona göre ölçülerinizi alacağız.
dedi.David önce bana baktı,ben de Alex’e baktım.Bana yalvaran bakışlarla bakıyordu.Bıkkın bir nefes verip başımı olumlu anlamda salladım.David
—Evet,o da katılacak.
dedi.Alex bana sarılmaya kalkışacakken geri çekilmemle durdu.Sonra heyecanla
—Teşekkür ederim meleğim.
dedi.Ona göz devirip saraya doğru ilerlemeye başladım.
Lena ile sohbet ederken kapımız tıklandı.Lena girmeleri için izin verdiğinde Nyord’un ablası ve o geceki arkadaşları içeri girdi.Önümüzde eğilip
—Sizin için elbiseler getirdik efendim,şöyle buyurun,ardından bakımınız ve makyajınız yapılacak.
dedi.Lena başlarıyla onaylayıp elbise seçmeye başladı.Üzerinde kırmızı,yırtmaçlı saten bir elbise tuttu,
—Bu nasıl?
diye sordu.Elbiseyi süzüp
—Güzel ama kırmızı ve yırtmacı var.Fazla iddialı,David çok kıskanır.Ayrıca ne o öyle mafya tarafından kaçırılıp üstüne zorla partiye giderken kızların giydiği elbiseler gibi.
dedim zihnimden.Lena kahkaha atıp
—Haklısın,hmmmm,peki bu?
dedi üstüne açık yeşil,toz pembe kenar işlemeli,omzu açık ve bir boyunlukla vücudunda duran elbiseye.Lena’ya gülümseyip
—H-har-rik-ka!
dediğimde bana öpücük yollayıp
—Cansın.Kızlar ben bu elbiseyi seçiyorum.
dedi.Kızlar başlarını sallayıp Lena’ya bakım yapmaya başladılar.Ben de yerimden kalkıp elbiselere bakındım.Gözüme koyu yeşil,kolsuz,belimden aşağıya çapraz bir şekilde inen bir elbise çarpınca elime aldım.Rüzgarda uçuşan bir yaprağı andırıyordu.Ek olarak orta parmağından geçiş yeri olan eldivenleri vardı.Elbiseyi üstümde tutup aynaya baktım.Lena aynadan beni görüp
—Bu şahane!Bunu giyiyorsun,itiraz istemiyorum!
dediğimde kıkırdayıp önünde sahte bir reverans yaptım ve
—E-em-mred-der-rsin-niz k-kr-ral-liç-çem.
dedim.Lena gülerek
—Heh şöyle.
dedi.Nyord’un ablası eliyle koltuğu gösterip
—Şöyle geçin efendim,bakımınıza başlayalım.
dedi.Yerime geçtim ve kendimi kızların ellerine bıraktım.
Balo saati geldiğinde kendimi üstünkörü süzdüm:Seçtiğim elbise üstüme tam otururken yeşilin hemen hemen her tonunu taşıyordum.Hafif renklerde bir makyaj yapılmıştı.Saçlarımı önce arkadan bir şerit gibi kalın bir şekilde örmüş,ardından salık bırakılan yerlerden birkaç tutamını küçük küçük örmüşlerdi.Ellerime parmaksız,omuzlarıma kadar uzanan eldivenlerimi geçirdim.Artık hazırdım.Lena’yı da süzdüm:Açık yeşil elbisesi onu peri kızı gibi bir hale sokmuştu.O da benim gibi açık ton bir makyaj yaptırmış,saçlarını ise yanlardan iki büyük örgüyle başlayıp tek büyük örgüyle bitirmiş,yanlarından küçük tutamlar örülmüştü.Örgülerinin arasına kır çiçekleri yerleştirilmişti.Lena’nın ellerini tutup zihnimden
—Çok güzel olmuşsun Len.
dedim.Lena kıkırdayıp
—Kendine bakmadın herhalde,göz alıcısın.
dedi.Biz birbirimize iltifatlar edip kıkırdarken kapımız çalındı ve balo saatinin geldiğini bildirdiler.Athena ve Mahperi’yle beraber yavaş yavaş ilerlemeye başladık.David ile kapının önünde durduğumuzda David’i de hızlıca süzdüm:koyu yeşil,soyluların giydiği tarzdan bir takım,üstüne de aynı renkten bir pelerin giyinmişti.Pantolonu siyahtı.Lena’nın önünde hızlı bir reverans yapıp elini öptü.Lena utanıp gözlerini kaçırırken kapı açılmaya başladı.
Kapılar tamamen açıldığında üçümüz de ruh hayvanlarımız ile giriş yapmıştık.Herkes önümüzde eğilirken biz tahtların önüne geçtik.O sırada herkes kalkmıştı.Üçümüz için de ayrı ayrı tahtlar hazırlanmıştı.David
—Sevgili halkım,burda bizimle beraber olduğunuz için size teşekkür ediyorum!Burda benim ve Ruh Hayvanı Kraliçesi Lena Handerson’ın taç törenini yapıyor,aynı zamanda Elementka Kraliçesi Addison Pearl’ün bir zaferini daha kutluyoruz!
dediğinde herkes alkışlamaya başladı.Ben halka gülümserken Sage iki taç ile gelip
—Evet sevgili elf halkı!Kralımız David Berg ve Ruh Hayvanı Kraliçesi aynı zamanda kralımızın sevgilisi Lena Handerson’ın taçlarını takması için taçları Elementka Kraliçesi Addison Pearl’e veriyorum!
dedi.Bir alkış tufanı daha,Sage’e gülümseyip önce David’in tacını aldım.Gümüş renkli,üzerinde koyu yeşil ve siyah taşları olan zarif bir taçtı.David’in önünde durup zihnimden
—Sen David Berg,halkını canın pahasına koruyacağına,onları sevip sayacağına,dertlerine çare olacağına dair kraliyet yemini ediyor musun?
dedim.David
—Halkımı koruyacağıma,onları sevip sayacağıma ve dertlerine çare olacağıma dair kraliyet yemini ediyorum!
dedi.Herkes alkışlarken zihnimden
—Öyleyse seni Elf Kral yapmaktan büyük bir mutluluk ve onur duyuyorum!
diyip kafasına tacı yerleştirdim.Vücudundaki dövmeler bir kez daha parladı.Ama bu seferki yeşildi.Aynı şekilde Taçtaki taşlar da parladı.Herkes David’i alkışlarken diğer tacı aldım.Bu taç ince,dal desenli bir taçtı.Üzerinde su yeşili taşlar varken dalların ucunda inci taneleri vardı.Resmen “Ben pahalıyım!”diye bağırıyordu.Lena’ya dönüp zihnimden
—Sen Lena Handerson,halkın olan bu ruh hayvanlarını canın pahasına koruyacağına,onları iyileştireceğine ve sahiplerini bulana kadar,bulduktan sonrasında bile koruyacağına kraliyet yemini ediyor musun?
diye sordum.Lena kendinden emin bir şekilde
—Halkım olan bu hayvanları koruyacağıma,onların iyiliği için her şeyi yapacağıma dair kraliyet yemini ediyorum!
dedi.Ona gülümseyip zihnimden
—O halde seni Ruh Hayvanı Kraliçesi yapmaktan büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum!
diyip tacı kafasına yerleştirdim.Taçtaki taşlar ve inciler parladı.Onlara gülümseyip ellerinden tuttum ve zihnimden
—Mükemmel bir aile ve kral-kraliçe olacağınıza gönülden inanıyorum çocuklar,tebrik ederim!
dedim ve ikisine de teker teker sarıldım.
Müzik çalmaya başladı,David Lena’nın önünde eğilip
—Bu dansı bana lütfeder misiniz kraliçem?
dediğinde Lena gülümseyip David’in elini tuttu,dans pistine geçip dans etmeye başladılar.Onlara gülümserken
—Bu dansı bana lütfeder misiniz majesteleri?
diye bir ses geldi.Başımı sesin geldiği yer çevirdiğimde bir elf hafifçe önümde eğilmiş,elini bana uzatmıştı.Gergince gülümseyip elimi eline koydum.Elf başını kaldırıp ban gülümsedi ve biz de dans pistine geçtik.Dans ederken elf
—Tanrım,denilenlerden de güzelmişsiniz.
dediğimde yanaklarım biraz kızardı,gözlerimi kaçırdım.Elf kıkırdayıp
—İsmim Lowell majesteleri.Elf krallığı askerlerinin komutanı.Sizinle tanışmak,dans etmek benim için büyük bir onurdur.
dediğinde gülümseyip
—O onur bana aittir.
dedim zihnimden.Lowell’ı şöylece bir süzdüm:çürük yeşil bir takım elbise giymişti,saçları bembeyaz ve uzundu.Şarkı bitti,bu sefer de David ile dans etmeye başladım.David zihninden
—Alex’e baksana.
dediğinde yerlerimizi değiştirdi ve artık onu daha rahat görebiliyordum.Bana bakıyordu,gözlerinde somut bir hüzün vardı.Gözlerimiz birbirine birleşti.David yerlerimizi bir kez daha değiştirince göz temasımız koptu.David
—Sence gerçekten seni özlüyor mu?
diye sorunca zihnimden
—Bilmiyorum,her şey çok karışık.Savaştan sonra karar vereceğim.
dedim.David başını olumlu anlamda sallayıp
—En iyisini sen bilirsin fıstık.
dedi.
Yer yavaş yavaş sallanırken kaşlarım çatıldı.Hızla ayaklandım,sesleri dinlemeye başladım.Ben sesleri tam anlayamazken David
—Bunlar at sesleri,arkadan kükreme sesleri geliyor.Orklar!
diye bağırdığında halk telaş içinde bağırıp ordan oraya gitmeye başladılar.David
—Sakin olun!Herkes güvende,merak etmeyin!Muhafızlar,sarayı kuşatın!Sage,silahları getir!
diye bağırınca herkes sığınaklara dağılmaya başladı.Sage silahlarla gelince yayımı ve oklarımı aldım.David kılıcını,Lena da katanasını aldı,dışarıya çıktık.Alex
—Ben de yardım edeyim,lütfen!
derken Lena
—Hayır aptal çocuk sen halkla birlikte sığınaklara gidiyorsun.
dedi.Alex’in itiraz etmesine kalmadan muhafızlar onu alıp götürdüler.Hava elementimle yukarıya sıçradım,yayımı gerdim ve oku attım.Okun ucu ateşler içinde yandı ve saplanan orka bir nevi bomba etkisi yarattı.Duvara iniş yaptım.Gözler bana döndü.Orklar daha da sinirlendi,kimileri kapıya daha da abanırken kimileri de duvarı tırmanmaya çalıştı.Ben korkmak yerine duvara oturdum ve ayaklarımı sallayarak bekledim.Orklar benim bu sakin halime daha çok sinirlenirken can sıkıntısından oflayıp geri bizimkilerin yanına döndüm.David
—Ne oldu?
diye sordu.Zihnimden
—20 kişi falan gitti.Bunlar çok tembel ya!
dememle kapı açıldı ve orklar saldırıya geçti.Gelmeleriyle derin bir nefes verdim, orklardan uzak bir yere yükseğe çıkıp okları atmaya başladım.Orklar okun ateşiyle ölürken arkamdan
—Dikkat et!
diye bir çığlık ardından beni ittiren bir Alex gördüm.Arkama baktığımda bir orkun ona bıçak attığını görmemle
—A-l-lex!
diye bağırdım.Orku hızla vurdum ve Alex yerde kanlar içimde yatarken onu güvenli bir yere götürdüm.Alex’e zihnimden
—Merak etme,şimdi gelip seni iyileştirecekler.
dedim.Alex’in gözleri kayarken yanağına küçük tokatlar atmaya başladım.Zihnimden
—Alex!Kapama gözlerini,konuş!Sage!Yaralı var!
Alex gözlerini kapatmamak için mücadele verirken zihninden
—Meleğim,bırakma beni.
diye sızlanınca gözlerim doldu.Sage şifacılarla gelirken Alex’e zihnimden
—Bak,şifacılar da geldi.Şimdi iyi olacaksın.Daha sana eziyet çektirecektim,hiçbir yere gitmiyorsun.
dediğimde birikince gülümseyip
—İple çekiyorum meleğim.Seni çok seviyorum.
dedi,gözleri kapanınca Sage de gelip onu sedyeyle yatırdı.
Onlar mahzenlere inerken yerimden çıktım.İçimde nedenini bilmediğim büyük bir öfke vardı.Yaklaşan orku sarmaşıklara nefessiz bırakıp öldürdüm.Etrafıma baktığımda her yer harabeye dönmüştü.Lena ve David hala savaşmaya devam ediyordu.Sinirlerim hat safhadayken bir anda her yer aydınlık hale geldi…
Yazar Anlatımıyla
Elementka Kraliçesinin teni beyazladı,saçları lila rengine büründü.Gözleri bembeyaz ışıktan ibaretti.Hava elementiyle yukarı doğru yükseldi, etrafında ateşten bir çember oluştu.Bunun ardından önce sudan sonra da taştan çemberler oluştu ve Satürndeki halkalar gibi kraliçenin etrafında dolanmaya başladı.Orkların kralı korksa da yüzünden belli etmemekte çalıştı.Arkadaşları kraliçenin yapacaklarından haberdar bir şekilde askerlerini geri çekti,herkes saraya dönerken Ork kral ona saldırmaya çalıştı.Kraliçenin tek bir emriyle sarmaşıklara dolandı Ork kralı.Telaşla kurtulmaya çalışırken kraliçenin tek bir çığlığı varlığına son vermesine yetti…
Alex Jones
Bir orkun ona bıçak armaya çalıştığımı gördüğümde hızla oraya koştum.Lütfen,yetişiyim.Bıçak elinden çıktığında korkuyla
—Dikkat et!
diye bağırıp onu ittirdim.Karnıma saplanan bıçakla çığlık attım.Addison dehşetle
—A-al-lex!
diye bağırıp beni vuran orku okuyla vurdu.Ork can çekişerek yere düşerken Addison yanıma koşarak geldi.Beni kaldırıp düzenli bir yere götürdü.İlk başta beni nasıl taşıdığına dair şaşırmamda sonradan onun ağırlık kaldırdığını hatırladım.Addison telaşla zihninden
—Merak etme,şimdi gelip seni iyileştirecekler.
dedi demesine ama artık kurtulayamayacağımı kabullenmiştim.Gözlerim yavaş yavaş kapanırken mücadele ediyordum kapanmaması için,meleğimi görmek için direniyordu bu gözler,kokusunu duymak için can çekişiyordu bu ciğerler.Addison gözlerimin kapandığını fark ederek
—Alex!Kapama gözlerini,konuş!Sage!Yaralı var!
diye bağırdı zihninden.Gözlerim kapanacak!Hayır hayır!Biraz daha manzaranın tadını çıkaracağım.Meleğime
—Meleğim,bırakma beni.
diyebildim ondan ayrı kalma korkusu beni yiyip bitiriyorken.Meleğimin gözleri doldu ve zihninden
—Bak,şifacılar da geldi.Şimdi iyi olacaksın.Daha sana eziyet çektirecektim,hiçbir yere gitmiyorsun!
dedi alayla karışık,dediğine gülümsemeye çalışıp
—İple çekiyorum meleğim.Seni çok seviyorum.
diyebildim,sonrası ise uçsuz bucaksız karanlıktı…