Addison Pearl
Sarayın önüne geldiğimizde herkes bizim önümüzde eğilmişti.Sessizliği bir kızın
—Anne bak!Kutsal Aslan!
demesi böldü.Herkes şaşkınlıkla Mahperi’ye bakarken Mahperi kükredi,Shadow uludu,Athena ise ötmeye başladı.Elfler dikkatle David’i attan indirince David Lena’nın atının yanına geçip Lena’yı zarifçe attan indirdi.Mahperi kafasını ilgi görmek isteyen bir kedi gibi Lena’nın eline sürtünce Lena gülümseyip Mahperi’nin kafasını okşadı.O sırada David bir konuşma yapmaya başlamıştı ama onu dinlemiyordum.Dikkatle attan indiğimde Alex’i hava elementiyle aşağı indirdim.Alex uyku mahmurluğu ile mırıldanırken Elf halkı elf olmayan birinin krallığa giriş yapmasıyla silahlarını çektiler.Alex kendi kendine söylenerek ayıldığında çevresindeki silahları görmesiyle
—Hass!Neler oluyor?
diye bağırdı.Sinirle zihnimden
—Kapa çeneni yoksa onların seni deşmesine izin veririz!
diye bağırdım.David yeni hatırlamış gibi
—Ah doğru bu pislik vardı.Muhafızlar,onu zindana atın!
dediğinde muhafızlar vakit kaybetmeden Alex’i alıp saraya girdiler.Herkes David ve Lena’yı kutlarken onların yanlarına gittim,sonra zihnimden
—Toprak taşını almamız lazım çocuklar.
dedim.Lena başıyla beni onayladı.
—Haklısın Addie,şimdi dinlenelim,şafak vakti yola çıkarız.
dediğinde David’le onu onayladık ve saraya girdik.Saray koridorunda ilerlerken David
—Alex’le ne yapacağız?Onu sonsuza dek burda tutamayız ya?
dediğinde bıkkınlıkla nefes verip
—B-bil-lmiy-yor-rum.
dedim.Sonra zihnimden
—Baksana o kadar başına muhafız diktim yine gelmiş.Çocuk bumerang gibi gönderdiğim gibi geri geliyor.
dedim.Lena
—Alex bu kadar zeki değil Addie,bu işte bir iş var.Birinden yardım alıyor.
dediğinde düşündüm.Lena çok haklıydı.Sonra devam etti
—Açık konuşmak gerekirse Alex tam bir mal,yani koskoca Elementka muhafızlarından bile kurtulabilmişse eğer burda büyü karışıyor demektir.
dedi.David başıyla Lena’yı onaylayıp
—Haklısın aşkım,onunla konuşmamı ister misiniz?
dediğinde zihnimden
—Gerek yok,o durumla ben ilgilenirim.Hem yumuşadığı tek yer benim yanım gibi gözüküyor.
dediğimde David
—Çok dikkatli ol fıstık,onun ne yapacağı belli olmaz.
dediğinde gülümseyip iyi geceler dedim ve zindanlara yürümeye başladım.
Zindanlara gidecekken aklıma oranın ne kadar soğuk olduğu geldi.Önünden geçtiğim mutfağa giriş yaptım.İçeride birkaç elf kız gülüşürken beni görmeleriyle dikleşip önümde eğildiler.Bir elf
—Çok özür dileriz efendim,sizin geldiğinizi görmemiştik.Bir arzunuz var mıdır?
dediğinde ona gülümseyip zihnimden
—Sıcak neyiniz var?
diye sordum.Kız
—Bolca yasemin çayımız kaldı efendim.Biraz da bahçelerimizdeki domateslerden yapılmış domates çorbası.
dediğinde gülümseyip
—Harika,bana çorbayı bir kaseye koyup,yasemin çayından biraz verebilir misin?Bir tane fincan olsun.
dediğimde kadın
—Nasıl arzu ederseniz efendim.
dedi ve elf kızlar hızla istediklerimi hazırlamaya başladılar.O sırada kısa bir taburenin üstüne çıkmış,5-6 yaşlarında minik bir oğlan elfin kitap okumaya çalıştığını gördüğümde gülümseyip
—Y-yar-rdım i-is-ster-r m-mis-sin?
diye sordum.Oğlan bana dönüp beni süzdü,sonra
—Siz kimsiniz abla?
dediğinde elf kızlardan biri
—Nyord!Kraliçeyle öyle konuşamazsın,çok ayıp!Kusura bakmayın efendim,kardeşim olur kendisi,bazen biraz meraklıdır.
dediğinde kıza gülümseyip
—S-sık-kın-ntı d-değ-ğil.
dedim.Nyord’un yanına ilerleyip okuduğu kitaba baktım.Zihnimden
—Savaş sanatı ha?Savaşmayı sever misin?
dediğimde gözleri ışıkla doldu ve
—Çok severim!Babamın böyle kocaman kılıçları vardı.
diyip elleriyle büyüklüğünü göstermeye çalışınca ona kıkırdayıp
—Sana bir sır vereyim mi?
diye sordum zihnimden.Nyord heyecanla başını salladı,sonra zihnimden
—Ben de birkaç savaş taktiği biliyorum.
dediğinde şaşkın şaşkın bakmaya başladı bana,sonra
—Gerçekten mi?
diye sorduğunda başımla onayladım.Daha da heyecanlanıp
—Bana da öğretir misiniz,lütfen?
diyip dudaklarını büzdüğünde başımı olumlu anlamda salladım.Nyord’un gözleri mutlulukla parlarken
—Abla!Ben bu ablayı çok sevdim evlenebilir miyim?
diye sormasıyla gülmeye başladım.Ablası
—Nyord!Ne ayıp!Kraliçemizin belki bir sevdiği vardır.Gerçekten çok özür dilerim efendim.Lütfen Nyord’un kabahatini mahzur görün.
dediğinde zihnimden
—Sorun değil,ama Nyord,sen şu an çok küçüksün.Büyüyüp genç bir adam olmalısın.
dediğimde yerinde tepinip
—Ama ben seninle evlenmek istiyorum!
diye itiraz ettiğinde ona gülümseyip
—Önce büyümen lazım,büyüyünce çok yakışıklı bir adam olacaksın.O zaman bakarız tamam mı?
dediğimde başını hızla sallayıp
—Tamam!Peki seni öpebilir miyim?
diye sorduğumda kıkırdayıp yanağımı ona uzatınca yüzümü elleriyle tutup yanağıma sulu bir öpücük bıraktı.Ona gülümseyip ben de onun yanağını öpünce utanıp başını öne eğdi,ayaklarını sallamaya başladı.Elfin verdiği tepsiyi aldım ve zihnimden
—Çok teşekkür ederim kızlar.
diyip tepsiyle zindanlara inmeye başladım.
Zindanlara geldiğimde muhafız kapıyı açarak
—Buyrun efendim.
dedi.Ona gülümseyip içeri girdiğimde uzun koridorda ilerledim.Koridorda ilerledikçe şarkı mırıltıları geliyordu
—Sen deliveren beyaz bebek/Yasemin kokusunda terk edenlerden/Sen deliveren beyaz bebek/Yasemin kokusunda terk edenlerden/Güneşimi çalıp da gidenlerden
ve onun önüne geldim.Alex beni gördüğünde acı bir tebessümle
—Bir şey mi yaptım yine?
dedi.Muhafız kapıyı açtığında içeri girdim,kapıyı arkamdan kilitlediğinde tepsiyi önüne koydum.O soğuktan titrerken üstümdeki pelerini çıkartıp ona giydirdim.Derin bir nefes aldı,sonra
—Ne o?Önce beni doyurup sonra öldürecek misiniz?
dediğinde zihnimden
—Birlikte olduğumuz süre zarfında efendinin sözünü dinlemek yerine bizi tanımaya çalışsaydın bunları düşünmezdin.
dedim soğukça.
—Neden bana ina-
—K-kes!
dedim sertçe.Ardından
—Şunları iç,için ısınır.Bir yandan da sorularımı cevapla.
dedim zihnimden.Alex gülümseyip
—Yine kıyamadın değil mi?
dediğinde duraksadım,sonra zihnimden
—Alakası yok!Sadece soğukta hasta olup bir de bize cevap veremezsin diye.Ayrıca Alexandra yardımcısının hasta olmasını istemezdi değil mi?
dedim son kısmı alayla söyleyerek.Alex’in gözleri doldu,sonra ağlayarak
—Neden bana bu acıyı yaşatıyorsun Addison?Çok mu hoşuna gidiyor böyle vicdan azabı çekmem?Bir ömür de çekerim,hiç sıkıntı değil.Bana işkence çektirmek çok mu hoşuna gidiyor?
diye sordu.Gözlerimi kaçırdım,sonra zihnimden
—Konuyu dağıtma,otelden nasıl kaçtın?
diye sordum,bana sırıtarak
—Baban sağ olsun,aşkımızın büyük destekçisi.
dediğinde yakasına yapışıp
—Sen ve ben diye bir şey yok!Şunu o kalın kafana sok!Ve ailemi pis işlerine karıştırma!
dedim.Bu sefer bağıran taraf o oldu.
—Ben onun tarafında değilim diyorum anlasana!Hiçbir zaman olmadım,olmayacağım da!BENİ SUÇLAMAYI KES!
son kısımda resmen kükremişti.Yüksek ses ile refleks olarak ellerimle kulaklarımı tıkadım,hafifçe yere çömelmiştim.İstemsiz olarak gözlerim doldu.Yaptığının sonrasında farkına varan Alex
—Addison,ben-
derken sözünü kesip
—M-müh-him d-değ-ğil.Ç-çay-yın-nı i-iç.
diyip zindandaki muhafıza kapıyı açması için emir verdim.Alex arkamdan gelecekken ayağımı yere sertçe vurup aramıza duvar ördüm.Kapı açılıp geri kapandığında duvarı yıktım.Alex
—Addison,lütfen özür dilerim!Konuşmak istiyorum demiştin,sana gerçekleri söylemekten başka bir şey yapmadım!Özür dilerim!
onu takmadan gidecektim ki muhafıza hızla atılıp zihnimden
—Bu yaşananlardan bir kişinin dahi haberi olsun,tek bir canlının,yanındaki mahkum şahit,ölürsün!
dedim.Muhafız korkuyla
—Emriniz olur efendim.
dediğinde arkamı dönüp zindanlardan çıktım.
Odama geldiğimde hızla kapıyı kapadım ve yere çöküp ağlamaya başladım.Alex’in bağırması sebepsizce beni üzmüştü.Mantığım
—Saçmalama Addison!Yüksek ses insanı korkutur,sen de korktuğunda ağlarsın.Herhangi birisi de bağırsaydı ağlardın.
dediğinde iç sesime hak verdim.Günün yorgunluğu ile üstümü değiştirmeye bile tenezzül etmeden yatağa attım kendimi.
—Addison hadi uyan hazırlanman lazım.
dibimden gelen ince ama güzel sesle gözlerimi araladım.Athena başımın üstünden bana bakıyordu.Hızla yerimden doğruldum ve kendime rahat hareket edebileceğim şeyler bakmaya başladım.Athena ani kalkışımla yatağa düşerken
—Sizin için özel kıyafetler hazırlandı Addison,pufun üstündeler.
dediğinde pufa baktım.Siyah kıyafetleri görüp kıyafetlerle banyoya girdim.Banyoda kıyafeti incelerken bir yandan da giyindim.Son durumda üstümde siyah,omuz,sırt,göğüs ve diz bölgelerinde zırh olan,kapüşonlu,silah koymak için fazlaca bölmesi olan kemerli bir tulumdu.Saçlarımı tepeden sıkı bir at kuyruğu yaptım.Banyodan çıktığımda Athena
—Taht odasına geçmemiz lazım Addison.Silah seçeceğiz.
dediğimde heyecanla
—S-sil-lah m-mı?
dedim.Athena
—Evet,silah.
dedi.Hızla odadan çıkıp taht odasına koştum.Athena arkamdan gelirken Taht odasına heyecanla daldım.Lena ve David birbirine bakıp sırıtırken Lena
—Silahı duyduğu an buraya ışınlanacağını söylemiştim.
dedi.Onları süzdüğümde benimle aynı tulumlar vardı üzerlerinde.Arkada Sage’i görmemle gülümseyip zihnimden
—Ah,merhaba Sage,silahları seçip yola çıkalım mı?
diye sordum.David bana gülerken
—Senin bu psikopat hallerini ne yapacağız biz?
dediğinde masumca sırıttım.Sage
—Buyrun efendim,burda sizin için seçilen silahlarımız var,en iyilerinden.
dedi ve çekildi.Hızla silahların olduğu yere koşarken Athena
—Bu kadar çok kesici alet sevmesi normal mi?
diye sordu Lena’ya.Lena
—Sen bir de motora olan sevgisini gör.Motor sürüyor bu.
dedi.Onlara zihnimden
—Çok konuşacağınıza koşun da silah seçin,çok güzeller!
dedim heyecanla.İkisi de geldiğinde David eline tutacağı siyah,diğer kısımları yeşil olan bir kılıç seçtiğinde Sage
—Ontrax Kılıcı efendim,kılıçtaki yeşil kısım zehirlidir.
dediğinde David gülümseyip kılıcı çevirdi,sonra
—Ben bunu aldım.
dedi ve kınını beline takıp kılıcı kınına soktu.Lena eline gümüş ejderha işlemeli bir çubuk alıp
—Bu ne?
dedi ve 2 saniye sonra cevabı elindeki çubuk verdi.Aslında bu bir çubuk değil,bir katanaydı.Hem de sudan!Evet evet,bildiğimiz su!Sage gülümseyerek
—Bu bir su katanasıdır efendim,sadece suyu bükebilenler bu kılıcı kullanabiliyor.Eski haline döndürmek içinse sadece suya emretmeniz yeterli.
dediğinde Lena
—Eski halini al.
dedi katanaya ve eski çubuk haline geri döndü.Çubuğu sallayıp
—Bu bende kalıyor.
dedi ve o da kemerine yerleştirdi.Geldi sıra bana,önce hançerlere baktım,ama David ve Lena zaten yakın dövüş için silah almışlardı.Gözüme altın bir yay çarpınca oraya gittim.Sage anlatmaya başlayacakken kendi kendime
—A-ap-pol-lon-n’n-nun y-yay-yı.
dedim.Sage
—Dediğiniz gibi efendim,bu yay yunan mitolojisindeki Tanrı Apollon’un yayı olarak geçer.Tanrı Apollon sembollerinden biri bildiğiniz üzere güneştir,o yüzden eğer yüksek güçteyseniz bu okların etkisi büyük olacaktır.Efsaneye göre bu yayın gizli bir özelliği daha varmış ama kayıtlara göre şu ana kadar kimse bunu bulamadı.
dedi.Ok gerçekten çok güzeldi,altın renginde olmasının yanı sıra uç kısımlarında kanat işlemeleri vardı.Tutma yerinde Apollon’un resmi işlenmişti.Kanatların birleştiği yerde güneş sembolleri ışıl ışıl parlıyordu.David ıslık çalıp
—Vay canına!Bu özellik her neyse aşırı havalı gibi geliyor gözüme!
dediğinde gülümseyip başımı olumlu anlamda salladım.Okların bulunduğu tirkeşi alıp sırtıma taktım.Yayımı da omzumdan geçirip parmağıma altın,güneş işlemeli zihgiri geçirdim.Artık hazırız.Saraydan çıkarken askerler hazırolda beklerken sadece kafamızla teşekkür ediyorduk.Lena Mahperi’ye,David Shadow’a binerken ben de kendimi hazırladım.Neyle mi gidecektim?Tabi ki hava elementimle!Lena ve David ilerlemeye başlamışken Athena’ya zihnimden
—Hazır mısın?
diye sorduğumda bana
—Hadi gidip şu taşı alalım!
dedi,hava elementimi hazırlayıp zıpladım.Aynı hızda Athena da benimle birlikte uçtu.Yukarıdan Elf krallığının bir kısmı gözükürken odaklandım ve bir ağacın dalına dengeli bir şekilde indim.Bu şekilde ilerlemeye devam ettik.
İlerlerken Lena
—Bir yerlerde duralım,hayvanlar çok yoruldu.
dediğinde ona hak verdim.Daldan atlayıp yere indim ve ellerindeki tozu silkeledim.Sonra Athena’ya
—Athena,konumumuzu söyleyebilir misin?
diye sordum zihnimden.Athena hızla göğe yükseldi.2 dakika sonra yanımıza gelip neler var neler yok hepsini anlattı.Başımla onaylayıp David’e bize uyuyabileceğimiz bir yer yapmasını söyledim.Lena ile de ben ateş yakmak için çalı çarpı toplamaya gittik.
Lena
—Alex’ten laf alabildin mi?
diye sorduğunda zihnimden
—Babamın yardım ettiğini söyledi.
dediğimde Lena
—Ne!Baban nasıl Alex’le iletişime geçebilir ki?
diye sorduğunda zihnimden
—Ruh yoluyla,babam ve annem şu an beni izliyorlar.
dedim,anlamışçasına başını salladı,sonra anlamaz bir şekilde
—İyi ama Alex’in dediklerinden sonra Kral’ın onu bu kadar çabuk affetmesi saçma değil mi?
dediğinde durdum,evet haklıydı.Gözlerim doldu,yeter artık,bıktım bu bilinmezliklerden!Zihnimden
—Bıktım artık bu bilinmezliklerden!Güvenmem gerekene güvenip geri kalanları umursamamak istiyorum Lena!Çok yoruldum ve ben daha resmî olarak kraliçe bile olmadım!
diyip yere çökerken Lena da benimle birlikte çöküp
—Sakın ağlama Addie,ben burdayım,David burda,büyükannem var,Athena var.Sen çok güçlüsün tamam mı,bunun da üstesinden geleceğiz.Bir sinema akşamı kraliçe olduğunu öğrendiğinde ne kadar güçlüydün,ailene ne olduğunu öğrendiğinde de.Sadece sabretmemiz lazım,savaş bitince her şey açıklığa kavuşacak.
dedi bana sarılırken.Ona sarılıp
—T-teş-şek-kür e-ed-der-rim.
dedim.Saçlarımı öpüp
—Hadi David’in yanına dönelim,fazla bekletmeyelim endişelenir.
dedi,başımla onaylayıp geri dönmeye başladık.Lena bir anda
—Addie,Alex’e karşı hala bir şeyler hissediyor musun?
dediğimde afalladım.Ona döndüm ve zihnimden
—Bilmiyorum,her şey çok karışık.Bir yanım onu istemezken diğer yanım onu özlüyor.
dedim Lena gülümseyerek
—Ne olursa olsun arkandayız Addie,sakın unutma.
dedi,sıkıca sarıldım ona,sonra
—S-sen-nsiz n-ne y-yap-par-rdım b-ben?
dedim gülümseyerek.
Gülümsemem gelen hırıltılar ile soldu.Lena’yı hızla arkama itip okumu yaya taktım ve hazırda bekledim.Lena
—Addie,neler oluyor?
diye korkuyla sorduğu zaman
—Şşşşş!
dedim.Lena zihninden
—Addie,buraya bak!
dediğinde hızla arkamı döndüm.Bunlar Yüzüklerin Efendisi serisinden Orklardı.Orkların geçmişini hemen anlatayım; karanlık güçler Morgoth, Sauron ve Saruman tarafından asker ve hizmetkâr olarak kullanılan bir ırk olarak resmedilir,Elflerin kötü hali de diyebiliriz.Lena zihninden
—Neden her seferinde bir filmin karakterlerine denk geliyoruz?!
dediğinde ben de zihnimden
—İnan bilmiyorum!
dedim.Lena
—Sana çıkmanı emrediyorum!
diye bağırdığında katanasındaki su birden fışkırdı.Lena’ya zihnimden
—Okla yakın mesafeden bir şey yapamam,Mahperi’yi çağır!
dediğimde Lena başını olumlu anlamda salladı.
Mahperi’nin geldiğini güçlü bir kükremeyle anlarken Lena gülümsedi.Mahperi önüne çıkan orkların hepsini tek bir pençe hamlesiyle yere sererken Bizimle savaşan grup tamamen ölmüştü.Lena’ya zihnimden
—Sen Mahperi’yle git,David’e haber ver hemen uzaklaşın,tetikte olun.Athena’yla arkanızı kollayacağız.
dediğimde cevap vermeden Mahperi’ye binip hızla uzaklaştı.Vakit kaybetmeden yüksekteki bir ağaca çıkıp bekledim.O sırada Athena’yı çağırdım.Topyekûn gelen orklarla okumu hızla elime aldım Yayımı gerdim.Hangisine atacağıma karar veremezken bu yayın iyi bir güçle çok tehlikeli olacağını hatırladım.Ateş elementini seviyorum.Önlerinde gördüğüm birbirine yakın cesetlerle gülümseyip okun ucunu oraya sabitledim.Orkların bir kısmı ölüleri incelerken okumu fırlattım.Okum baştaki orkun başından geçip cesede saplanmıştı.Gülümserken orkların geri kalan kısmı çevresine bakınırken bir tanesi beni gördü ve bağırdı.Athena da yanıma gelmişti.Orklar hızla benim olduğum ağaca ilerlerken Yükseğe zıpladım.Bir diğer ağaca,ondan sonraki ağaca derken bir ok koluma saplandı.Acıyla çığlık atarken dengemi kaybedip düşmeye başladım.Sanırım sonum geldi,bu yükseklikten kurtulmam için bir mucize lazım.Gözlerimi sıkıca yumdum,bir şey hissetmedim.Gözlerimi açmaya çalıştığımda açabilmiştim de.Ama açmaz olaydım,çirkin bir ork görmemle çığlığı bastım ve kucağından çıkmaya çalıştım.Ork kükreyip ilerlemeye başladı.Yanımda tanıdık bir ses
—Bırak onu!
dediğinde başımı sesin geldiği yöne çevirdim.Lena ve David’in de orkların elinde olduğunu gördüm.Bir yana baktığımdaysa Mahperi ve Shadow’un zaptedilmeye çalışıldığını gördüm.En son Lena ve David’e sakinleştirici verdiler,Onlar etkisiz hale geldiğinde Mahperi ve Shadow da sakindi.Ben daha da korkarken Athena’ya
—Yardım çağır!
diyebildim ve benim de gözlerim kapandı.
Uyandığımda bir ağaca bağlanmıştım.Etrafıma bakındım,her yer kapkaranlıktı.Etrafı dinlediğimde demir dövme sesleri ağır basıyordu.Lena be David de yavaş yavaş uyanırken zihnimden seslenmeye çalıştım lakin büyük bir acı kendini gösterince çığılık attım.Orklardan birkaçı yüksek sese kulaklarını tıkarken sonradan kıs kıs gülmeye başladılar.İki ork gelip
—Şu gözleri farklı renk olan benim,diğerini sen al.
dediğinde David
—Sen kimsin lan!Dokunma onlara o***** çocuğu!
diye bağırırken aynı ork
—Dur bir dakika,bu çocuk elf kral değil mi?
dedi.David
—Evet ben elf kralım şimdi sana onları rahat bırakmanı emrediyorum!Çünkü onlara tek bir şey yaparsan 3 halk da seni sağ bırakmaz!
diye bağırdığında orkların gülümsemesi daha da genişledi.Sonra arkadaki orklara
—Şu çocuğu ateşe atın!Bir de yemekleri hazırlayın,düğün var!
dediğinde Orklar kükrerken
—N-ne!
diye bağırdım.Daha deminki ork yanıma yaklaşıp çenemi yüzüne bakmam için kaldırdı.
—Aynen öyle güzellik,evleniyoruz.
dediğinde David
—Onlara dokunursanız!
demesine varmadan Lena’yla beni çekiştirmeye başladılar.Yaralı kolumu tutmasıyla çığlık attım.Acıdan ağlarken bir hışımla orku ittirip yayımı almaya gittim.Yayıma dokunduğum sırada beni çekmeye başladılar.Ben daha da ağlarken ork bu sefer saçımdan tutup beni çekti.Acıyla bağırırken
—Bırak onu!
diye bir bağırış sesi,üstüne bir tırpan ile orka saldıran Alex’i görmemle gözlerim şokla açıldı.Alex sinirden kıpkırmızı olmuş gözlerle orka saldırırken ork tırpanı çekip aldı ve kırdı.Alex yutkunurken yayımı aldım.Yüksek bir yere zıplamaya çalıştığımda güçlerimi neredeyse hiç kullanamamasına verdiği şokla yerimde kaldım.
Başka bir ork beni görmüş ve bana saldırırken yaydaki güneş sembollerinden biri aya dönüşmeye başladı.Birisi altın sarısı renginde,diğeri ise buz mavisi renginde parlarken arkadan bir gür bir adam sesi
—Onları bırakın!
diye bağırdı.Gözler sesin geldiği yere dönerken bir adam ve bir kadın vardı.Adamın saçları havanın rengine tezat altın sarısı ve dalgalıydı,ışıl ışıl parlıyordu.Gözleri en açık mavi olabilir.Üstünde ise beyaz üstünü kapatan bir kıyafet.Yanındaki kadınınsa simsiyah düz saçları,bembeyaz teni,gece mavisi gözleri vardı.Kadının başında ise bir taç,tacın üstünde yan bir hilal vardı.Elinde ise bir yay.Kadının üstünde de bembeyaz bir elbise vardı.Herkes onlara anlamaz bakışlar atarken gülümsedim.Hızla önlerinde eğildim.Niye mi?Çünkü onlar Ay ve Güneş tanrıçası olarak bilinen Tanrı Apollon ve Tanrıça Artemis’den başkası değil!Artemis
—Bu kızı sevdim ben,zeki biri.
dedi.Apollon
—Yayımı seçenin hakedecek biri olduğunu sana her zaman söylemiştim ikiz.
dedi.Apollon yanıma gelip
—Kalkabilirsin kraliçe.
dediğinde kalkıp
—S-siz-zin-nle t-tan-nış-şmak b-bir o-on-nur-rdur e-ef-fen-ndim.
dedim.Apollon bana gülümseyip başımı okşadı ve yerden yayını aldı.Lena
—Addie,bunlar kim?
derken benim yerime Artemis cevap verdi
—Bizler kraliçe,Güneş ve Ayın Tanrı ve Tanrıçası,Apollon ve Artemis’iz.
dediğinde Lena,David ve Alex donup kaldı.Orklardan biri Apollon’a saldıracakken Artemis’in okuyla yere yığıldı.Bu sefer orkların hepsi bize saldıracakken Shadow bir orkun bacağını kopardı.David Shadow’u desteklerken Mahperi de aramıza katıldı.Ardından Alex’in ruh hayvanı geldi.Hepsi Artemis’in önünde eğilirken Athena da gelip eğildi.Aynı hızda bir orkun gelip arkamdan beni çekiştirmesiyle çığlık attım.Ork kulaklarını tutarken yine anlam veremedim.Artemis
—Başını ey!
diye bağırdı,başımı eğince oku orkun tam kafasından geçirdi.Başka orklar bu sefer Artemis ve Apollon’a saldıracakken Alex’e zihnimden
—Beni yükselt!
dedim.Alex beni yükselttiğinde bir orkun kafasına sert bir tekme atmamla orkun kafası 360 derece döndü ve yere yığıldı.Apollon şaşırdığını ve etkilendiğini belli eden bir şekilde ıslık çalarken Artemis
—Seni çok sevdim.Apollon’dan daha çok işe yarıyorsun.
dediğinde Apollon da yayıyla birkaç orku vurup
—Aşk olsun ikiz!
dedi.
Herkes orklarla savaşırken güçlerim yerine gelmişti.Bir orka ateş topu fırlattım, ork yanıp ölürken orman yanmasın diye su ile ateşi söndürdüm.Arkamdan gelen ork kolunu boynuma dolayıp sıkmaya başladığında kolunu kavrayıp öne attım.Ork çığlık atarken bir kez daha kulaklarını kapattılar.David’e hızlıca zihnimden sordum,
—Orklar hakkında ne biliyoruz?
David
—Tek bildiğim şey intikam arzusuyla dolmuş ve lanetlenmiş elfler oldukları.
dedi.Alex
—Bir de eski elf soylarından gelmiş olmaları var tabi.
dedi.David’e
—Eski elflerin özelliklerini sayabilir misin?
dediğimde
—Hemen hemen bizim gibiler,sadece daha çevik,özel güçleri olan ve kulakları daha iyi duyanlardan.
dedi.Lena
—Bunlar ne işimize yarayacak?
dediğinde aklımda bir ampul yandı,sonra
— Bana ses çıkartacak bir şeyler lazım!Acil!
dedim.
Alex’e saldıran orka döner tekme attım,ardından boynuna sarılıp geriye attım.Yerden kalktığımda Alex
—Teşekkür ederim
diye fısıldadı,onu takmadan etrafımda ses çıkartacak bir şey aradım.Aklıma gelen fikirle hızla Alex’in elinden nereden bulduğunu bilmediğim hançeri aldım.Lena’ya
—Kanımı bük!
diye bağırdım zihnimden.Lena ne yapacağımı anlamış olmalı ki
—Saçmalama!Bunu yapamazsın!Ya sana bir şey olursa?
dedi.Artemis
—Kraliçenin fikri çok mantıklı,ayrıca eğer bir şey olursa Apollon onu iyileştirebilir!
diye bana arka çıktığında ona minnettar bir şekilde gülümsedim.Bana geri gülümsedi,sonra Alex
—Hayır!Ona bir şey olmasına izin vermem!Ayrıca nasıl iyileştirebilir ki?O güneş tanrısı!
dedi,Artemis
—Ah,o kitabı kraliçenin ilgisini çekmek için okuduğun o kadar belli ki aptal çocuk!
dediğinde kaşlarımı çatarak Alex’e baktım.Sonra
—Sanırım öyle olmuş,bu arada açıklayayım:Apollon mitolojide müziğin,sanatın,güneşin,hekimliğin,ateşin,şiirin ve kehanetin tanrısıdır.Kehanet yeteneğini bir başkalarına aktarabilir.Tapınağı Türkiye,Aydın,Didim’dedir.Anadolu kökenli ve biseksüeldir.
dediğimde Apollon
—Vay canına,senin gibisini ilk defa görüyorum kraliçe,ama sonuncuyu demeseydin iyiydi.
dediğinde Artemis kısa bir kahkaha attı.Sonra Lena’ya dönüp yalvaran bakışlarla baktım.Lena fısıldayarak bir şeyler söyledi ve kanımı bükmek için hazırlandı.Ben de koluma derin bir kesik açtım.Acısıyla yüksek bir çığlık atarken birkaç ork ölmüştü bile.Lena gözünde yaşlarla kanımı bükmeye başladığında içimdeki acı katlanarak arttı.Bir çığlık daha attım,orklar teker teker ölürken acıdan ağlamaya başlamıştım.Alex Lena’ya
—Kes şunu!Dayanamıyorum!
diye bağırdığında zihnimden
—Sakın durma,az kaldı.Sonra her şey bitecek.
dedim.Lena ağlayarak kanımı bükmeye devam ederken David de ağlayarak Lena’yı sakinleştirmeye çalışıyordu.Çığlık çığlığa ağlarken Alex de yanımda hüngür hüngür ağladı.Ağlarken
—Lütfen durdur şunu,sen acı çekerken ben de acı çekiyorum!
dedi.Apollon
—Orklar öldü!
diye bağırdığında Lena kanımı bükmeyi bırakıp koşarak yanıma geldi.Ağlamaktan harap olmuş bir şekilde
—Özür dilerim,çok özür dilerim.
diyordu,Lena’nın elimi tutup
—Başardın.
dedim kısık bir sesle.David yere çöküp kafamı dizlerime yasladı ve
—Gerçekten başkalarının canı için kendi canını ortaya atma huyundan vazgeçmelisin.
dedi boğuk bir sesle.Omzumu silktim.Apollon ve Artemis yanımıza geldi,Apollon
—Herkes açılsın,onu iyileştireceğim.
dediğinde Alex hariç herkes geriye gitti.Apollon
—Açılabilir misin salak çocuk?
dediğinde Alex kaşlarını çatarak hayır anlamında başını salladı.Alex’e zihnimden
—Yanımdan git.Senin varlığını da,ilgini de,sevgini de istemiyorum!
dedim sertçe.Alex’in gözleri bir kez daha hüzünle doldu,ağlamaya başladı.O ağlarken kalbim acıyor ve ben bu duruma anlam veremiyorum.Apollon yanıma gelip kulağıma
—İstersen kehanet gücümü sana aktarabilirim Addison,bu olanlar seni hem ruhen hem de bedenen çok yıpratıyor.
dedi.Başımı olumsuz anlamda sallayıp zihnimden
—Teklifiniz için minnettarım Tanrı Apollon fakat ben bunu kabul edemem.
dedim.Apollon şaşırarak
—Sen bilirsin,ama izin ver,sana istediğin bir gerçek söyleyeyim.
dedi.Düşündüm.Mantığım”Savaşın nasıl bireceğini soralım!”derken kalbim”Alex’in gerçek duygularını soralım!Ya da dur,anne ve babanı soralım,tüm bunlar bir oyun mu?”diyordu,kalbimin dediğini mantığım da onaylarken Apollon’a
—Biraz önce kafamdan geçen düşünceyi yanıtlamanızı istiyorum Tanrı Apollon.
dedim.Apollon bir yandan beni iyileştirirken bir yandan da gülümsedi.Sonra
—Ayrılığından beri aklından geçen hiçbir şey illüzyon değildi,ve daha önce Alex’in zihnini okuduğunda ne duyduysan hepsi gerçekti.
dediğinde ağlamaya başladım.Ama bu seferki mutluluktandı.Alex
—Bak gördün mü!Söylemiştim sana,lütfen affet beni meleğim!
diyip ağlarken David benim yerime
—Kes!Karşı tarafta olmayabilirsin ama hala şerefsizin tekisin!
dedi.Alex
—David,lütfen kardeşim.Yapma,sen de aşıksın ben de aşığım.Anlarsın beni.
dediğinde David Alex’in yakasına yapışıp
—Sen kim oluyorsun da beni kendine kıyas buluyorsun!Haddini ve yerini bil!Karşında kral duruyor!
diye bağırdığında Alex yerinden sıçradı.Konuşmaya ben de katıldım,
—David haklı,beni hayatında istemeyen sen değil miydin?Bak!Artık yokum,artık mutlu olabilirsin,kendine yeni,daha güzel bir hayat kurabilirsin.
dedim.
Artemis arkadan
—Böyle yapma kraliçe,aşk çok güzel bir şeydir.Kendine de ona da zulm etme.Yoksa ileride çok üzülürsün.
dediğinde Artemis’e döndüm.Gözleri dolmuştu.Apollon’a baktığımda onun da kafasını eğmiş olarak görmemle Artemis’in ne demek istediğini anladım.Alex
—Çok teşekkür ederim efendim,bak gördün mü meleğim,yapma kurban olayım,affet beni!
dedi.Apollon kolumu iyileştirdiğini yerimden kalkıp Artemis’in yanına gittim ve zihnimden
—Anılarınızı hatırlattığım için özür dilerim efendim.İyi misiniz?
diye sordum.Artemis gülümseyerek başını hayır anlamında salladı,ve yapmasını beklemediğim bir şey yaptı.Bana sarılıp ağlamaya başladı.Herkes-ben de dahil-şokla Artemis’e bakarken elimi sırtına koyup sıvazlamaya başladım.Apollon
—Artemis b-
demeden sözünü kesip
—Bağışlayın efendim lakin şu an sessizliğe ihtiyacı var,size hala kırgın.
dediğinde Apollon anladığını belirterek geri yerine oturdu.
Birkaç dakika sonra Artemis bana sarılmayı bıraktı,burnunu çekerek bana gülümseyip
—Teşekkür ederim Addison.Dediğim gibi birbirinize bunu yapmayın.
diye uyardığında Ben de
—Siz de kendinize bunu yapmazsanız ben de yapmam efendim.
dedim.Artemis kısa bir kahkaha atarak
—Tıpkı babana benzemişsin,onunla saatlerce tartıştığımı hatırlıyorum,saygılı ama inatçıydı.
dediğinde heyecanla zihnimden
—Onu tanıyor musun?Nasıldı?
diye sordum.Artemis gülümseyerek
—Dediğim gibi,saygılı ama inatçıydı,sürekli annenden bahsederdi.Ona aşkla ilgili birkaç tavsiyeyi de ben verdim.
diyip göz kırpınca kıkırdadım.David
—Biz toprak taşını bulmaya gidecektik!
diye telaşla bana döndüğünde alnıma vurdum.Tabi ya!Orklar,Apollon,Artemis derken biz onu unutmuştuk.Apollon yayını alıp bana verdi,sonra
—Bu yayı senin almanı istiyorum gün ışığım.Yardıma ihtiyacın olursa çekinmeden bizi çağırabilirsin.Ya da diğer seçenek olarak karım olabilirsin.
dediğinde birkaç adım geriye gittim,sonra zihnimden
—Kaçırıp evlendirmek falan yok değil mi?
diye sordum.Apollon kahkaha atıp
—Hayır hayır,şaka yapıyorum,ama eğer çok istiyorsan-
—Gerizekalı çapkın!Evlilik ve üremeden başka şey düşünür müsün sen!
derken Artemis’in söyledikleriyle gülmeye başladım.Apollon homurdanıp
—Halimden anca Eros anlıyor zaten!
dediğinde daha da güldüm.Artemis bana sarılıp
—Kendine iyi bak Kraliçe Addison.Ve unutma,yolunu kaybettiğinde umutsuzluğa kapılma,içindeki ışığı takip et,o seni asla yanıltmaz.
dedi.Ona gülümseyip teşekkür ettim.Ayağa kalktı,Apollon’a yanına gitti.Onlar kaybolurken aynı anda
—Güneş ve Ayın ışığı hep sizinle olsun,bol şanslar!
dediler ve yok oldular.
Apollon’a yayının yanına gittim,yayı elime alıp sırtıma taktım.Herkes bana bakarken yere çömdüm gözlerimi kapattım ve ellerimi toprağa yerleştirdim.Göz kapaklarımın altından süzülen yeşil ışıklar vardı,kulaklarıma hayvan sesleri gelirken gözlerimi araladım.Artık her yer yemyeşil ve hayat doluydu,çok güzel kokuyordu.Güneş yavaş yavaş yükselirken kırmızılık her yere büyülü bir hava katıyordu.Athena omzuma kondu,başını yanağıma sürttü,gülümseyip başını okşadım.Lena heyecanla
—Addie,bak!
diyip yandaki kocaman ağacı işaret ettiğinde oraya baktım.Ağacın tam ortasında bir yeşillik yanıp yanıp sönüyordu.Oraya doğru gittim.Ağacın gövdesine yakından baktığımda bunun toprak taşı olduğunu,aynı zamanda bu ağacın kalbi olduğunu anlamam geç sürmedi.Kalbin üzerine parmağımı koymamla taş yerinden çıkıp etrafımda dönmeye başladı,etrafımda sarmaşıklar benim için bir kapsül oluşturmuş,aradan yeşil ışıklar çıkıyordu.Toprak taşı yavaşça geldi ve bileğimdeki yerini aldı.Sarmaşıklardan birine tutunup aşağı indim.Onlara gülümseyip
—Hadi saraya geri dönelim!
dedim ve hava elementimle yükseğe sıçradım.Saçlarımın mor olduğunu havadan görebiliyordum.Güneşin turuncu parlaklığı beni karşılarken gülümsedim…
Alex Jones
Zindanlara inen Athena ve ruh hayvanımla dikleştim.Athena muhafızdan anahtarları aldı ve zindanı açtı.Sonra
—Addison’ın başı dertte!
demesiyle ruh hayvanıma bindim.Çita hızla koşmaya başladı.Athena da arkamızdan gelirken taht odasında durduk.Ordan kendime bir hançer ve bir tırpan seçip koşmaya devam ettik.
Addison’ı çekiştiren orku görmemle
—Bırak onu!
diye bağırıp tırpanı ona salladım.Ork meleğimi bırakıp bana odaklanınca meleğim yavaş yavaş geriledi.Ork tırpanı elimden alıp tırpanı kırınca yutkundum.Yayını almış Addison zıplayacakken yerinde kalakaldı.Bir ork onu görmüş,onu arkadan tutmuştu.Addison bir kez daha çığlık atıp ağlarken orklar yüzlerini buruşturdular.Yay elinden düşmüştü.Meleğimi götürmeye kalkıştıklarında onların arkasından gitmeye başladım.O ağladıkça içimden bir parça koparken iki ışık yanmaya başladı.Birisi altın sarısıyken diğeri buz mavisiydi.Sonradan gür bir ses
—Onları bırakın!
diye bağırdığında herkes o tarafa bakıyordu.Bir yanda sarışın,mavi gözlü,dalgalı saçlı ve üstünü örten beyaz elbiseli bir adam,yanında ise aynı elbisesi olan dümdüz uzun siyah saçlı,bembeyaz tenli,gece mavisi gözleri olan bir kadın vardı.Kadının başında yan bir hilal,elinde ise bir yay vardı.Addison önlerinde eğildi.Neden eğildiğini anlamazken kadın gülümseyip
—Bu kızı sevdim ben,zeki biri.
dedi.Adam
—Yayımı seçenin hakedecek biri olduğunu sana her zaman söylemiştim ikiz.
dedi.Adam meleğimin yanına geçip
—Kalkabilirsin kraliçe.
dediğinde Addison yerinden kalkıp
—S-siz-zin-nle t-tan-nış-şmak b-bir o-on-nur-rdur e-ef-fen-ndim.
dedi.Lena
—Addie,bunlar kim?
dediğinde kadın
—Bizler kraliçe,Güneş ve Ayın Tanrı ve Tanrıçası,Apollon ve Artemis’iz.
dedi.Donup kaldım.Tabi ya!Başındaki yan hilalden nasıl anlamam! Orklardan biri Apollon’a saldıracakken Artemis’in okuyla yere yığıldı.Bu sefer orkların hepsi bize saldıracakken David’in ruh hayvanı bir orkun bacağını kopardı.David ruh hayvanını desteklerken Albino aslan da aramıza katıldı.Ardından ruh hayvanım geldi.Hepsi Artemis’in önünde eğilirken Athena da gelip eğildi.Aynı hızda bir orkun gelip meleğimi arkadan çekiştirmesiyle çığlık attı.Ork kulaklarını tutarken Artemis
—Başını ey!
diye bağırdı,başını eğince oku orkun tam kafasından geçirdi. Başka orklar bu sefer Artemis ve Apollon’a saldıracakken meleğim zihninden
—Beni yükselt!
dedi,onu yükselttiğimde bir orkun kafasına sert bir tekme attı,orkun kafası 360 derece döndü ve yere yığıldı.Apollon şaşırdığını ve etkilendiğini belli eden bir şekilde ıslık çalarken Artemis meleğime
—Seni çok sevdim.Apollon’dan daha çok işe yarıyorsun.
dediğinde Apollon da yayıyla birkaç orku vurup
—Aşk olsun ikiz!
dedi.
Herkes orklarla savaşırken meleğim bir orka ateş topu fırlattı,ork yanıp ölürken orman yanmasın diye su ile ateşi söndürdü.David’e hızlıca zihninden sordu meleğim,
—Orklar hakkında ne biliyoruz?
David
—Tek bildiğim şey intikam arzusuyla dolmuş ve lanetlenmiş elfler oldukları.
dedi.Ben de
—Bir de eski elf soylarından gelmiş olmaları var tabi.
dedim.David’e
—Eski elflerin özelliklerini sayabilir misin?
dediğinde
—Hemen hemen bizim gibiler,sadece daha çevik,özel güçleri olan ve kulakları daha iyi duyanlardan.
dedi.Lena
—Bunlar ne işimize yarayacak?
dediğinde Addison
— Bana ses çıkartacak bir şeyler lazım!Acil!
dedi.
Bana saldıran orka meleğim yetişti ve döner tekme attı,ardından boynuna sarılıp geriye attı.Onu hayranlıkla seyrederken yerden kalktı.Ona
—Teşekkür ederim
diye fısıldadım lakin o beni takmadan etrafına bakındı.Hızla elimden hançeri aldı.Lena’ya
—Kanımı bük!
diye bağırdı zihninden.Lena ne yapacağımı anlamış olmalı ki
—Saçmalama!Bunu yapamazsın!Ya sana bir şey olursa?
dedi.Artemis
—Kraliçenin fikri çok mantıklı,ayrıca eğer bir şey olursa Apollon onu iyileştirebilir!
diye arka çıktığında ona minnettar bir şekilde gülümsedi.Artemis de ona geri gülümsedi,sonra
—Hayır!Ona bir şey olmasına izin vermem!Ayrıca nasıl iyileştirebilir ki?O güneş tanrısı!
dedim,Artemis
—Ah,o kitabı kraliçenin ilgisini çekmek için okuduğun o kadar belli ki aptal çocuk!
dediğinde başımı eğdim.Çok haklıydı.Kütüphanede mitolojiyle ilgili şeyler okuduğunu gördüğümde ben de yunan mitolojisiyle ilgili bir kitap alıp okumaya başlamıştım.Addison
—Sanırım öyle olmuş,bu arada açıklayayım:Apollon mitolojide müziğin,sanatın,güneşin,hekimliğin,ateşin,şiirin ve kehanetin tanrısıdır.Kehanet yeteneğini bir başkalarına aktarabilir.Tapınağı Türkiye,Aydın,Didim’dedir.Anadolu kökenli ve biseksüeldir.
dediğinde Apollon
—Vay canına,senin gibisini ilk defa görüyorum kraliçe,ama sonuncuyu demeseydin iyiydi.
dediğinde Artemis kısa bir kahkaha attı.Lena fısıldayarak bir şeyler söyledi ve meleğimin kanını bükmek için hazırlandı.Meleğim koluna elindeki hançerle derin bir kesik atarken acısıyla yüksek bir çığlık attı.Birkaç ork ölmüştü bile.Lena gözünde yaşlarla kanını bükmeye başladığında içimdeki acıyı saklayamadan ağladım.Onun acı çekmesi beni öldürüyordu.Bir çığlık daha attı,orklar teker teker ölürken acıdan ağlamaya başlamıştı bile.Lena’ya
—Kes şunu!Dayanamıyorum!
diye bağırdığımda zihninden
—Sakın durma,az kaldı.Sonra her şey bitecek.
dedi,Lena ağlayarak kanını bükmeye devam ederken David de Lena’yı sakinleştirmeye çalışıyordu.Meleğim çığlık çığlığa ağlarken
—Lütfen durdur şunu,sen acı çekerken ben de acı çekiyorum!
dedim.Apollon
—Orklar öldü!
diye bağırdığında Lena kanını bükmeyi bırakıp koşarak yanımıza geldi.Ağlamaktan harap olmuş bir şekilde
—Özür dilerim,çok özür dilerim.
diyordu,Lena’nın elini tutup
—Başardın.
dedi kısık bir sesle.David yere çöküp meleğimin kafasını dizlerine yasladı ve
—Gerçekten başkalarının canı için kendi canını ortaya atma huyundan vazgeçmelisin.
dedi boğuk bir sesle.Omzunu silkti.Apollon ve Artemis yanımıza geldi,Apollon
—Herkes açılsın,onu iyileştireceğim.
dediğinde Ben hariç herkes geriye gitti.Apollon
—Açılabilir misin salak çocuk?
dediğinde kaşlarını çatıp hayır anlamında başımı salladım.Meleğim zihnimden
—Yanımdan git.Senin varlığını da,ilgini de,sevgini de istemiyorum!
dedi sertçe.Ah be,acıttı.Ağlamaya başladım,geriye gittim,Apollon meleğimin kulağına yaklaşıp bir şeyler fısıldadı.Onları duyamazken daha da meraklandım.
Bir süre sonra Apollon’a
—Biraz önce kafamdan geçen düşünceyi yanıtlamanızı istiyorum Tanrı Apollon.
dedi.Apollon bir yandan onu iyileştirirken bir yandan da gülümsedi.Sonra
—Ayrılığından beri aklından geçen hiçbir şey illüzyon değildi,ve daha önce Alex’in zihnini okuduğunda ne duyduysan hepsi gerçekti.
dediğinde ağlamaya başladı,ama bu seferki mutluluktandı.Mutlulukla
—Bak gördün mü!Söylemiştim sana,lütfen affet beni meleğim!
diyip ağlarken David
—Kes!Karşı tarafta olmayabilirsin ama hala şerefsizin tekisin!
dedi.David’e yalvaran bakışlarla
—David,lütfen kardeşim.Yapma,sen de aşıksın ben de aşığım.Anlarsın beni.
dediğimde David yakama yapışıp
—Sen kim oluyorsun da beni kendine kıyas buluyorsun!Haddini ve yerini bil!Karşında kral duruyor!
diye bağırdığında yerimden sıçradım.Konuşmaya meleğim de katıldı,
—David haklı,beni hayatında istemeyen sen değil miydin?Bak!Artık yokum,artık mutlu olabilirsin,kendine yeni,daha güzel bir hayat kurabilirsin.
dedi zihninden.Dedikleri vicdan azabımı tetiklerken Artemis arkadan
—Böyle yapma kraliçe,aşk çok güzel bir şeydir.Kendine de ona da zulm etme.Yoksa ileride çok üzülürsün.
dedi.Mutlulukla
—Çok teşekkür ederim efendim,bak gördün mü meleğim,yapma kurban olayım,affet beni!
dedim.Addison yerindem kalkıp Artemis’in yanına gitti ve zihnimden
—Anılarınızı hatırlattığım için özür dilerim efendim.İyi misiniz?
diye sordu.Ne dediğini anlamazken Artemis gülümseyerek başını hayır anlamında salladı,sonra meleğime sarılıp ağlamaya başladı.Herkes şokla Artemis’e bakarken Addison Artemis’in sırtını sıvazlamaya başladı.Apollon
—Artemis b-
demeden sözünü kesip
—Bağışlayın efendim lakin şu an sessizliğe ihtiyacı var,size hala kırgın.
dediğinde Apollon anladığını belirterek geri yerine oturdu.
Birkaç dakika sonra Artemis meleğime sarılmayı bıraktı,burnunu çekerek meleğime gülümseyip
—Teşekkür ederim Addison.Dediğim gibi birbirinize bunu yapmayın.
diye uyardığında meleğim
—Siz de kendinize bunu yapmazsanız ben de yapmam efendim.
dedi,umutla Addison’a seslenecekken Artemis kısa bir kahkaha atarak
—Tıpkı babana benzemişsin,onunla saatlerce tartıştığımı hatırlıyorum,saygılı ama inatçıydı.
dediğinde Addison heyecanlandı ve
—Onu tanıyor musun?Nasıldı?
diye sordu zihninden.Artemis gülümseyerek
—Dediğim gibi,saygılı ama inatçıydı,sürekli annenden bahsederdi.Ona aşkla ilgili birkaç tavsiyeyi de ben verdim.
diyip göz kırpınca kıkırdadı.Onun kıkırdamasını bile o kadar çok özlemişim ki…
David
—Biz toprak taşını bulmaya gidecektik!
diye telaşla Addison’a döndüğünde meleğim alnına vurdu.Apollon yayını alıp meleğime verdi,sonra
—Bu yayı senin almanı istiyorum gün ışığım.Yardıma ihtiyacın olursa çekinmeden bizi çağırabilirsin.Ya da diğer seçenek olarak karım olabilirsin.
dediğinde sinirle dikleştim,birkaç adım geriye gitti,sonra zihnimden
—Kaçırıp evlendirmek falan yok değil mi?
diye sordu,Apollon kahkaha atıp
—Hayır hayır,şaka yapıyorum,ama eğer çok istiyorsan-
—Gerizekalı çapkın!Evlilik ve üremeden başka şey düşünür müsün sen!
derken Artemis’in söyledikleriyle gülmeye başladı meleğim.Öyle güzel bir gülüşü var ki.Apollon homurdanıp
—Halimden anca Eros anlıyor zaten!
dediğinde daha da güldü.Artemis meleğime sarılıp
—Kendine iyi bak Kraliçe Addison.Ve unutma,yolunu kaybettiğinde umutsuzluğa kapılma,içindeki ışığı takip et,o seni asla yanıltmaz.
dedi.Ona gülümseyip teşekkür etti.Ayağa kalktı,Apollon’a yanına gitti.Onlar kaybolurken aynı anda
—Güneş ve Ayın ışığı hep sizinle olsun,bol şanslar!
dediler ve yok oldular.
Apollon’un yayının yanına gitti,yayı eline alıp sırtına taktı.Biz ona bakarken yere çömdü, gözlerini kapattı ve ellerini toprağa yerleştirdi. Kapkaranlık yerler aydınlanmaya başlamıştı.Bir daha canlanmayacak yerler tekrar yeşilin her tonu ile dolup taşıyordu.Artık her yer yemyeşil ve hayat doluydu,çok güzel kokuyordu.Güneş yavaş yavaş yükselirken kırmızılık her yere büyülü bir hava katıyordu.Athena onun omzuna kondu,başını yanağına sürttü,gülümseyip başını okşarken onu hayranlıkla seyrediyordum.Bir insan normal bir şey yaparken bile bu kadar güzel olabilir mi?Lena heyecanla
—Addie,bak!
diyip yandaki kocaman ağacı işaret ettiğinde hepimiz oraya baktık.Ağacın tam ortasında bir yeşillik yanıp yanıp sönüyordu.Oraya doğru gitti,yeşilliğe parmağını değmesiyle yeşillik yerinden çıkıp meleğimin etrafında dönmeye başladı,meleğimin etrafı sarmaşıklardan bir küre oluştururken bu yeşilliğin toprak taşı olduğunu anladım.Kürenin ardından yeşil ışıklar çıkıyordu.Sarmaşıklardan birine tutunup aşağı inen meleğimi görmemle ne zaman tuttuğumu bilmediğim nefesimi geri verdim.Gülümseyip
—Hadi saraya geri dönelim!
dedi ve hava elementiyle yükseğe sıçradı.Havada süzülürken gözümü ondan alamıyordum.Çok güzeldi.Çita gelip binmem için önümde durduğunda başımı hızla sallayıp bindim.Çita
—Bana ismimi vermeyecek misin?
dediğinde başımdan geçen olayları düşünüp gülümsedim ve
—Hermes nasıl?
dedim.Çita
—Güzel,kraliçeyi çok mu seviyorsun?
dediğinde gözümden bir yaş düşerken cevap verdim:
—Tahmin edilemeyecek kadar çok.