İçeriğe geç

Element Kraliçesi

Bölüm 13 · 10 dk okuma

Element Kraliçesi

Bölüm 13

13.Bölüm

Addison Pearl

Gözleri,mavinin her tonunu taşıyan harika gözleri.İlk gördüğümde aşık olduğum maviler benim garip yeşil-mavi gözlerimde kilitli kalmıştı.Anahtarı var mıydı bilmiyorum ama nedensizce anahtarının olmasını istemiyorum.Kolları kalem,kalbi kalemin içindeki melodiydi.Ellerim terliyor,kalbim hızla atıyor,neler oluyor diye sormayacağım.Bunun cevabını önceden almıştım.Yanlıştı,ayrılmam lazım.Alex’e zihnimden

—İndirir misin?

diye sordum.Alex gözlerimin içine bakmaya devam ederken beni porselen bir bebekmişim gibi indirdi.Sonra

—Sana bu tip antrenmanları yasaklamak lazım.

dedi.Yutkunarak zihnimden

—Bunun olmayacağını biliyorsun.

dedim.Alex yutkunuşumla oluşan şişliği boğazımda takip etti.Zihnini okuduğumda

—Ah,çok güzel,çok çekici.Onu öpmek istiyorum.Neden daha önce öyle davrandıysam!Aptal kafam!

dediğini duyduğumda utançla ayrıldım ve Nyord’u alıp saraya geçtim.Arkamdan Alex’in bana baktığını hissediyordum.

Yaşanan olaylardan dolayı sıcakladığımdan soğuk bir duş alıp altıma açık renkli bir kot şort,üstüme beyaz kalın askılı bir crop giydim.Odamdan çıkıp ruh bağlanma odasını bulmak için gözüm Sage’i ararken David ve Lena’yı görünce gülümseyip zihnimden

—Çocuklar!Sage nerede biliyor musunuz?

diye seslendim.Yanıma geldiler,ardından Lena

—Sage kovuldu Addie,Alex’i zorla öptü,onu seviyormuş.Sana küfürler etti,bize kötü ithamlarda bulundu.

diyince dönüp kaldım.Ne!Sage Alex’i mi seviyormuş?Lena devam etti,

—O böyle diyince Alex sinirlendi,ona tokat attı ve ondan nefret ettiğini söyledi.Onu ilk defa bu kadar sinirli gördüm.

dedi.İnanamıyorum,Alex’ten hoşlanıyormuş.Kalbimde bir ağırlık oluştu.Ya Alex de onu sevseydi?Ah hayır hayır hayır!Kalbim buna dayanamaz!Kalbimdeki ağırlık ve sızı daha da artarken sakin kalmak için mücadele vermeye çalıştım.Athena omzumda dinlenirken düşüncelerimden olabildiğince sıyrıldım ve zihnimden

—Sage’e üzüldüm.Çok üzülmüş olmalı.Ruh bağlanma odası nerede?

diye sordum.David gülümseyip

—Kütüphanede fıstık.

dediğinde teşekkür edip kütüphaneye koşar adım gitmeye başladım.Kütüphaneye vardığımda sessizce kütüphaneye girip odayı aramaya başladım.Elfler önümde eğilirken onlara başımla teşekkür ediyordum.Odayı bulduğumda içeri girdim ve hızla çembere oturdum.Gözlerimi kapatıp annemle babamın adlarını sessizce sayıklamaya başladım.

Gözlerimi tanıdık şelalenin kenarında açtım.Annem ve babam tam karşımda bana gülümseyerek bakarken yerimden kalktım ve onlara sarıldım.Zihnimden

—Sizi çok özledim.Daha önce size inanmadığım için özür dilerim.

dedim.Babam

—Özür dilenecek bir şey yapmadın kızım.Annen de olsa annen de yapardı.

dediğinde kaşlarım çatık bir şekilde dönüp sorarcasına baktım.Babam gülümseyerek

—Bu tip huylarını annenden almışsın canım.Ben olsam inanırdım.Siz bir şeyi tam emin olmadan güvenmiyorsunuz.

dediğinde annem kıkırdayıp

—Sen çok çabuk güveniyorsun Albert.Önceki seferlerinde başına bir şey gelmediği için şükretmen lazım.

dediğinde babam

—Bana ne.

diyip küçük çocuk gibi omuzlarını kaldırıp indirdiğinde güldüm.Anneme dönüp zihnimden

—Hava taşının nerede olduğunu biliyor musun anne?

dedim.Annem gülümseyip

—Yine ormanlarda dolaşacaksınız tatlım.Ama bu seferki İspanya’da,senin çok seveceğin bir yer.Her rengin her tonu var.

dedi.İspanya ha,iyiymiş.Babama

—Baba,Artemis ve Apollon’la konuştuğun doğru mu?

diye sordum bir anda.Babam gülüp başını olumlu anlamda salladı,sonra

—Ama aşk konularındaki tavsiyeleri hariç.İnatçı dedi değil mi?

dedi sonu bıkkınlıkla söyleyerek.Gülümseyip başımı olumlu anlamda salladım.Sonra Sage’in dediği aklıma gelerek

—Ama Sage kayıtlarda şu ana kadar hiç kimsenin gizli özelliği açamadığını söylemişti.

dedi.Annem

—Sor bakalım babana hiç legal şeyleri var mı?

annemin dediğiyle şaşkınlıkla babama baktım.Babam sırıtarak

—Ahh,o yıllar mükemmeldi.O zamanlar benim en büyük eğlencem ajan gibi davranıp saraydan değerli şeyler çalmaktı.O ok da sadece başka değerli bir eşya kurbanıydı.

dediğinde bir kahkaha koyverdim.Annem babama onaylamaz bakışlar atarak

—Çok yaramazsın Albert.Çocuk gibisin!

diye kızdı.Babam

—Hatırlatırım sen bu yaramaz çocuğa düştün.Üstüne bir de çocuk yaptın.Yani çocuk ruhuma söylenme hakkın yok.

dedi.Annem utançla kırmızı kesilirken babam gülümseyip annemi kendisine yasladı.Onlara gülümserken akşama doğru yola çıkacağınız aklıma geldi.Ayağa kalktım ve zihnimden

—Gitmem gerek.En kısa zamanda sizinle iletişime geçeceğim.

dedim.Annem

—Hoşçakal tatlım.

dedi,babam da

—Büyükannene selamlarımızı ilet.Alex’i affetmeyi unutma!

dediğinde dondum.Ah hayır,siz de mi?

düşüncelerimi okuyan babam

—Evet biz de küçük hanım.Alex gerçekten pişman.Ona şans ver.Bak ben söylüyorum,kızını paylaşmak istemeyen ben.

dedi.Babama

—Savaştan sonra karar vereceğim baba.Şu an emin değilim.Tekrar güvenebileceğimi zannetmiyorum.

dedim ve gerçek dünyaya ışınlandım.

Gözlerimi açtığımda beni karşılayan siyah tavanı görünce niyeyse hüzünle doldum.Nedense mavi bir tavan istemiştim.Yerimden kalktım ve odadan çıktım.Kütüphanenin içinde hızlıca ilerlerken tanıdık bir yüz dikkatimi çekti.Gürgen karası saçlar,buğday renkli ten.Bu Alex’ti.Elinde 2-3 tane Orhan Veli kitabı vardı.Orhan Veli ha?Tam ilerleyecekken beni gördü.Gözleri beni inceledi,yanıma varıp

—Neden böyle giyindin?

diye sorunca omzumu silkip

—S-sıc-cak-ktı.

dedim.Anladığını belli eder bir şekilde başını salladı,sonra

—Bu akşam yola çıkıyoruz herhalde.

dedi.İlk başta anlamadım.Alex

—Ben Londra’ya dönüyorum.

diye kendini açıkladı.Anladım dercesine başımı salladım ve zihnimden

—O zaman sana şimdiden iyi yolculuklar.

diyip cevap vermesini beklemeden kütüphaneden koşar adım çıktım.

Odama hızla yürürken sürekli terleyen ellerimi üzerime sürüyordum.Of,neden bu kadar terlediysem!”Ben biliyorum nedenini.”iç sesimin imalı sesi içimde yankılanırken ona

—Nedenmiş?

diye sordum.Bana sevecen bir sesle”Tabi ki aşktan şapşal!”dedi.Ona

—Sallama!Hava sıcaktı!O yüzden terledim!

dedim.Mantığım”İnkar etmenin bir manası yok Addison.Burda üçümüz de Alex’e olan duygularının dinmediğini biliyoruz.”dedi sakince.İç sesim sevinçle”Ah sonunda biriniz bile olsa imana geldiniz!”diyince mantığıma

—Sen de mi Brütüs?

dedim.Mantığım”Evet Addison ben de.Ve ani bir karar değişimiyle onu affetmeye karar verdim.”dediğinde şaşkınlık ve kızgınlıkla

—Yok böyle bir dönüş!Hayır!Asla!Savaşa kadar düşüneceğim dedim ve kararım kesin!İlk defa birinin beni güzel bulmasına aldanıp hislerimi ona açmış olabilirim ama bu bir daha olmayacak!Zamana ihtiyacım var.Hem benim hem de onun.Onun da sinirini ve kıskançlığını dizginlemesi gerekiyor.

dedim.Odama girdim,kendimi koca yatağa attım,elim istemsizce göğsüme gitmişti.Elim kalbimde yatakta tavana bakıp gözlerimin önüne güzel mavilerin gelmesine izin verdim.

Çantamı sırtlanıp odadan dışarı çıktım.Athena tepeden uçarak omzuma konunca ona dönüp gülümsedim.Sonra

—Ottia nerede biliyor musun Athena?

diye sordum zihninden.Athena’ya gerek kalmadan

—Geldim geldim!Kraliçe Addison!Beni de bekleyin!

diye incecik tatlı bir ses geldi arkadan.Arkamı döndüm,bana doğru koşan Ottia’yı görünce gülümseyip elime geçmesi için yere çömelip avuçlarımı açtım.Ottia koşarak elimden omuzlarıma çıkmaya başlayınca gıdıklandım.Ben kıkırdarken Ottia da kıkırdıyordu.Gıdıklanma hissim gitti,sonra başımın üstünden Ottia’nın başı belirdi.Ben gülerken Ottia

—Elizabeth’in yanına gidelim hadi!

dedi heyecanla.Gülümseyip

—B-bir-raz-zcık s-sab-bret-tmen l-laz-zım.

dedim.Ottia aynı heyecanlı sesle

—E o zaman ne bekliyoruz?Hadi gidelim!

dedi.Kıkırdayıp ilerleyecekken arkamda hissettiğim el ile arkama hızla döndüm.Alex’in bana şefkatle baktığını görünce kalbimin ritmi yine bozuldu.Gözlerim yine onun gözlerine çekiliyor.Bu duygudan kurtulmam lazım.Alex

—Özür dilerim meleğim,korkutmak istememiştim.

dedi.Melek,onun meleği…Hızlıca zihnimden

—Sorun değil.Ama bana meleğim deme lütfen.Şu an birlikte değiliz,hatırlatırım.

dedim.Üzgünce

—Ne zaman aklımdan çıktı ki?

dedi ve önden yürümeye başladı.

Onunla birlikte çıkışa ilerlerken Alex’e zihnimden

—Sen nereye gidiyorsun?

dedim.Alex

—Londra’ya.

dediğinde şaşkınlıkla ona dönüp

—Nasıl?Sen de mi bizimle geliyorsun?

dedim zihnimden.Alex gülümseyerek başını salladı.

—İ-iy-yi.

dedim ve Lena ile David’in yanına gittik.David kaşlarını çatıp

—Alex neden burada?

diye sordu.Ona zihnimden

—O da Londra’daki otelde kalacak.

dedim.Lena başını salladı ve sevecen bir şekilde

—Hadi o zaman ormandan çıkalım!

diyip Mahperi’ye bindi.David Shadow’a bindi ve yola çıktılar.Alex hariç.Alex bana bakıyordu.Ona zihnimden

—Bir sorun mu var?

diyip kollarımı esnetmeye başladım.Alex

—Sen nasıl gideceksin?

diye sordu.

—Hava elementimle.

diye kestirip attım zihnimden.Alex

—Olmaz öyle,çok yorulursun.Hermes’in sırtına bin hadi.

dedi.Hermes ha?Gülerek zihnimden

—Yoksa bu da mı ilgimi kazanmak için?

dedim.Alex gülerek

—Belki.

dedi,eliyle Hermes’i gösterdi.Ona yaklaştım,o gülümseyerek Hermes’e bindi,Ottia’yı başımın üstünden alıp Alex’e verdim ve zihnimden

—Ottia sende kalsın.Yukarısı çok tehlikeli.

dedim.Alex’in yüzü düştü.Başını olumlu anlamda salladı ve Ottia’yı kucağına aldı.Ben de yerimden yukarıya sıçradım.Saçlarım havada uçuşurken Athena da yanıma geldi.Birlikte ormanın sınırına gitmeye başladık.

Ormanın sınırından çakmadan önce normal halimize döndük.David’in çizgileri artık yoktu.Zaten Alex elfe dönüşmemişti.Lena broşunu çıkartıp bel çantasına koymuştu.Ben de normale dönünce dümdüz saçlarımın yerine eski kıvırcık kahverengi saçlarım geri gelmişti.Alex

—Bu saçları özlemişim.

dedi gözlerimin içine bakarak.Sonra

—Ama asıl bu göz renklerinin tonunu özlemişim.

dedi.Kızardım,sonra Lena

—Ama böyle uçağa binemeyiz ki.Mahperi ve Shadow her şekilde görünür.Tabi Alex’in ruh hayvanı da var.

dedi.Shadow

—Merak etmeyin kraliçem,biz ruh hayvanlarını elementerler dışında kimse göremez,hiçbir elektronik cihaz algılayamaz.

dedi.David

—O zaman hadi daha fazla vakit kaybetmeden gidelim.

dedi ve arabaya bindik.

Havalimanına geldiğimizde işlemleri yapıp uçağı bekledik.Elimde kitabımı okurken omzumdaki ağırlıkla yanıma döndüm.Lena omzumda uyuya kalmış,onun omzunda da David uyuya kalmıştı.Onlara gülümserken diğer omzumda da ağırlık hissetim.Başımı yan tarafa çevirdiğimde Alex’in başı da diğer omzuma yaslanmış olarak gördüm.Nefes alış verişine bakılırsa uyumamıştı.Zihnimden

—Alex,neden başını yasladın?

diye sordum.Başını kaldırmadan zihninden

—Nasıl anladın?

diye sordu.Aynı şekilde zihnimden

—İnsanların uyumadığı zamanki nefes alış veriş düzeni ile uykusundaki farklıdır.

dedim.Kıkırdayıp

—Bu kadar zeki olmamalısın.

dedi.Onu umursamayıp kitabıma geri döndüm.Okurken gelen yakışıklı erkekle sesli bir nefes aldım.Alex başını omzumdan çekti,sonra elimden kitabımı çekip aldı.Ona

—H-hey!G-ger-ri v-ver!

dedim sesimi fazla yükseltmemeye çalışarak.Alex’in kaşları çatıldı,sonra

—Bu çocuğa mı tepki verdin?

diyip daha demin okuduğum satırı gösterdi.Başımı olumlu anlamda salladım.Alex sinirle

—Ne buluyorsun şu karakterlerde!Gerçek olmayan insanlar topluluğu!

dediğinde ona sinirle bakıp zihnimden

—Güzelliği de orda ya!Beni hiç üzmüyorlar!

diyip kitabı elinden aldım.Uçak kalkış saatine az kaldığı için Lena’yı dürttüm.O uyanınca otomatik olarak David de kalkmıştı.Onlara

—H-had-di k-kal-lkın.

dedim.Onlar da kalktı ve sıraya girdik.Arkamızdan bir kadın geldi ve bizi itekleyip en öne götürdü.İnsanlar itiraz ederken biz çoktan öne geçmiştik bile.Kadın biletleri adama gösterince adam bana gülümseyip zihninden

—Buyrun kraliçem.Sizi görmek bizim için büyük bir onurdur.

dedi ve koluyla yolu gösterdi.Biz yolda ilerlerken kadın

—Daha önceki kabalığımı mazur görün efendim.Daha hızlı ilerleyin istemiştim.

dedi.Kadına döndüm ve

—Sorun değil,sanırım bir elementersin.

dedim zihnimden.Kadın gülümseyip

—Evet kraliçem.

dedi.Uçağa bindik,kadın bizi uçağın başka bir tarafına götürdü.Yerlerimize otururken Alex yanıma geçmeye çalışınca zihnimden

—Pardon?

dedim alayla.Alex

—Oturacağım?

dediğinde ona soğukça

—Yer mi kalmadı?Başka yere geç.

dedim zihnimden.Alex homurdanıp başka yere yürüdü.Lena ve David de yanıma geçtiler.Lena

—Ne oldu?Niye tersledin çocukcağızı?

diye sordu,ona zihnimden

—Okuduğum kitabın karakterine laf etti!Ne yapmamı bekliyordun!

diye bağırdım.Lena

—Sakin ol Addie,tamam bir şey demedim.

diyince önüme dönüp kitabımı okumaya devam ettim.

Gözlerimi karanlık bir gökyüzüne üstümde tüm ihtişamıyla parlayan dolunayla açtım.Hızla yerimden kalkıp etrafıma bakındım,rüzgar esiyordu,daha şimdiden burnum ve yanaklarım buz tutmuştu.Etrafıma bakınmaya devam ederken duyduğum hışırtılarla arkamı döndüm.Alex’i bana sinirli bir şekilde bakarken gördüm.Ona

—Alex?Ne oluyor?Neredeyiz?

diye sordum telaşla.Alex

—Asıl sana sormalı neredeyiz biz!Yine ne yaptın!

diye bağırınca korkuyla geriledim.Dediğini anlamayarak

—Ne diyorsun anlamıyorum.İyi misin?

diye sordum.Sinirle üstüme gelip

—Hâlâ salağa yatıyor!Delirecem!Daha önce de beni saçma salak bir rüyaya sürükledin!Bıktım artık senden!Ben sana demedim mi yakamı bırak diye!

diye bağırdı.Ben daha çok gerilerken o üstüme üstüme geliyordu.Ona

—Ne saçmalıyorsun!Gerçekten anlamıyorum Alex!

diye bağırdım zihnimden.Alex daha da dibime girip

—Aptal rolü oynama!Senden nefret ediyorum!

diyerek beni itmesiyle ayağım boşluğa gelmişti.Çığlık attım ve reflekse bir yerlere tutundum.Uçurumun kenarında olduğumuzu yeni fark ediyordum.Korkuyla gözlerimden yaşlar akarken bir yandan çığlık çığlığa

—Alex!Yardım et!

diyordum.Alex daha deminkinin aksine telaşlı gözlerle bana bakıyordu.Benim gözlerimdeki yaşlar bir bir akarken Alex

—Meleğim!Dayan ne olur!Özür dilerim!Kontrol bende değildi!Yemin ederim ki kontrol bende değildi!Sanki başka birisi söyletiyordu bana o iğrenç sözleri!Elini ver meleğim!

diye bağırdı.Ellerim terlerken

—Olmaz!Düşerim!Yapamam!

diye bağırdım.Aşağıya göz ucuyla bakınca korkum daha da arttı çünkü altımız sonsuz bir karanlıktı.Ben korkuyla daha da ağlarken Alex

—Meleğim,bak bana!Sakın altına bakma!Gözlerimin içine bak!Mavilerimin içine bak!Senin olsun bu gözler!Yeter ki bırakma beni!

dedi,ellerimin terlediğinin o da farkındaydı.Elimi uzatmak için yeltenmiştim ki tutunduğum toprak parçasından çatırtılar geldi.Korkuyla

—Alex!Bırakma beni ne olur çok korkuyorum!Ben ölmek istemiyorum!

dedim ve tutulduğum toprak tamamen yerinden söküldü.Kulak kanatan bir çığlık attım.Gözlerim önce bulanıklaşıyor,kulaklarım uğuldamaya başlıyor,Alex bana bağırıyor ama ben duymuyorum,gözümden bir damla yaş akarken ben karanlığa gömülüyorum…

Alex Jones

Gözlerimi havada asılı duran dolunaya ve zifiri karanlığa açıyorum.Soğuk tenimi kesiyordu.Yerimden doğruldum,etrafına şaşkınca bakan meleğimi gördüm.İstemsiz bir kin oluştu içimde.Neler oluyor!Kim yönetiyor bunu?Meleğim

—Alex?Ne oluyor?Neredeyiz?

diye sorduğunda sinirle

—Asıl sana sormalı neredeyiz biz!Yine ne yaptın!

diye bağırdım ona.Meleğim geriledi.Ah kahretsin!Meleğim bağırışmalardan çok korkar!Neden bağırıyorum ona?Neyin nesi bu kin!Neler oluyor bana!Meleğim

—Ne diyorsun anlamıyorum.İyi misin?

diye sordu şaşkınca ama biraz da korkuyla.Aynı sinirle üstüne yürüyerek

—Hâlâ salağa yatıyor!Delirecem!Daha önce de beni saçma salak bir rüyaya sürükledin!Bıktım artık senden!Ben sana demedim mi yakamı bırak diye!

diye bağırdım.Ne diyorum ben!Sakın bırakma yakamı meleğim!Zihnimi oku lütfen!Bıkmadım,bıkamam ki senden.Ama ben hâlâ ve hâlâ üstüne yürüdüm ve dibine kadar gelip

—Aptal rolü oynama!Senden nefret ediyorum!

diye bağırıp ittim onu.Onu itmemle çığlık atıp düşmeye başlayacaktı ki bastığımız toprak parçasının kenarına tutundu.Aman tanrım biz bir uçurumdaydık!Ve ben az önce onu itmiştim!Onu kurtarmak için kenara gelip eğildim.Addison’ın gözlerinden yaşlar süzülürken

—Alex!Yardım et!

diye bağırdı.Ah hayır hayır hayır!Ne yaptım ben!

—Meleğim!Dayan ne olur!Özür dilerim!Kontrol bende değildi!Yemin ederim ki kontrol bende değildi!Sanki başka birisi söyletiyordu bana o iğrenç sözleri!Elini ver meleğim!

diye kendimi açıkladım ve elimi uzattım.Ah,ağlıyor benim savunmasız iyilik meleğim.

—Olmaz!Düşerim!Yapamam!

diye bağırdı.Bir yandan da altımıza baktığında sonsuz karanlığı gördü.Daha çok korkuya kapılıp ağlarken ben

—Meleğim,bak bana!Sakın altına bakma!Gözlerimin içine bak!Mavilerimin içine bak!Senin olsun bu gözler!Yeter ki bırakma beni!

dedim yalvarırcasına.Zavallımın elleri terliyordu,tutunmakta zorlanıyordu.Elini uzatmaya kalkıştığı sırada hevesle elini tutacaktım ki tutunduğu toprak çatırdadı ve elini geri toprağa sabitledi.Korkusu artan meleğimin panikle gözlerinden yaşlar daha çok süzülürken

—Alex!Bırakma beni ne olur çok korkuyorum!Ben ölmek istemiyorum!

dedi.Toprak daha çok çatırdadı ve bir anda koptu.Meleğim çığlık atarak düşerken

—MELEĞİM!HAYIR!

diyip feryat figan çığlıklar atarak ağlamaya başladım.Zifiri karanlık onun dolunayla aydınlanan beyaz tenini ve hayat dolu yeşil-mavi gözlerini yutmuşken ben kendimi yerlere atarak çığlıklar atıp ağlıyordum…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.