📍Yirmi ikinci bölümün devamı
Aramayı cevaplandırdım. "Gökçen?" Dedi, bir insanın sesi bu kadar güzel olamazdı. Bir kere diğer insanlara haksızlıktı bu!
Benim bakışlarım onu bulurken o çoktan göz hapsine beni almıştı.
"Alparslan?" dedim. Güldü.
Lütfen kalbim, biraz da bana acı ve sakinleş.
"Ne yapıyorsun Uğur Böceği?"
"Kitap okuyordum, yağmur yağmaya başlayınca kitabı bırakıp dışarıyı izlemeye koyulmuştum." Devam ettim. "Seni sormalı asıl amir bey, hangi ülkelerde geziyorsunuz acaba?" Gözlerini devirdi. "Hiç sorma, ülke ülke gezerken bir tatil yapıyorum anlatamam" güldüm. "Seni biraz sinir edeyim dedim, celallenme hemen, yoksa ben de biliyorum, keyfine gitmediğini. Hem İsveç tarafına hiç mi yolun düşmez" dudakları iki yana kıvrıldı.
"Gerekirse yeni yollar çizer, İsveç'e yolumu düşürürüm. Yeter ki sen 'gel' de"
"Alparslan," dedim, biraz da ne diyeceğimi bilemeyerek konuyu değiştirmeyi amaçlayarak, "daha yeni kitap okuyordum ve bir söz dikkatimi çekti. O söz de bizi buldum. Çok hoşuma gitti" etrafına bir bakış attı, ardından bulunduğu yerden ayaklandı ve elinde ki telefonu yüzüne tutmaya devam ederek yürümeye başladı. "Neymiş o söz?"
"Kitapta tam olarak şöyle geçiyordu:
Dünyanın en güzel hissi:
Sen ona bakarsın ve o sana çoktan bakıyordur" devam ettim. "Ben bu sözü okuyunca şöyle bir seninle olan anılarımı düşündüm ve biz birlikteyken ben ne zaman dönsem senin bakışların hep üzerimdeydi"