Bölüm 12: Gönül Dili...
"Sende gördüğümü görecekler diye ödüm kopuyor"
- Özdemir Asaf
Kafamı yastıktan kaldırıp telefonuma uzandım. Anneme baktığım da daha uyuduğunu gördüm.
Yeni güne merhaba demiştik. Dün akşam, odaya geçene kadar yüzümde ki kızarıkla dolaşmıştım. Annem sessiz kalmış, hiç bir şey dememişti.
Yemek işleri bitince elime süpürgeyi aldığım gibi temizliğe kalkışmıştım. Buna hem gerek olduğu için hem de kaçmak için kalkışmıştım. Temizliği de hallettiğimiz vakitte Ahmet abi gelmişti. Arabamın anahtarını teslim etmişti.
Eve davet ederek, yaptığımız yemeklerden ikram etmiştik. Geri dönüş için bilet aldığı için yetişmesi gerekiyordu. Ben bırakacakken Tolga gelmişti eve ve sağ olsun o bırakmıştı Ahmet abiyi.
Akşam vakitlerinde de Eyüp ile uğraşmış, bakmış, oynamıştım. En son da müsaade isteyerek, odama çekilmiştim. Kim ne derse desin utanmıştım. Ayrıca aramızda hakikaten de daha bir şey yokken bu kadar olayın ilerlemesi tuhaf hissettirdiği kadar kötü de hissettirmişti. Bu Alparslan'ın kulağına gitse yanlış anlayacak, ona karşı bir şeyler hissettiğimi düşünecekti belki de.
Hissetmiyor musun ki?
Kafamın içinde dönen soruyu es geçtim.
Dün attığı mesaja da cevap vermemiştim. Doğrusu vermeye de tam olarak fırsatım olmamıştı. Odaya geçer geçmez yorgunluktan uyuya kalmıştım. Annem ne zaman gelip yatmıştı haberim yoktu.
Telefon ekranında gözüken bildirimlere baktım. Bir iki tane mesaj abime ait iken geri kalanların hepsi Alparslan'a aitti.
Alparslan: Neden mesajıma bakmıyorsun? (14.50)
Alparslan: Telefonumu da açmadın (15.15)
Alparslan: Tamam annemler vardı açamadın telefonumu. Fakat mesajıma neden bakmıyorsun anlamıyorum. (15.16)
Alparslan: Yanlış bir davranışım mı oldu Gökçen? (16.45)
Alparslan: Yanlış bir davranışım olduysa da farkında değilim. Özür dilerim.(16.47)
Alparslan: Bu saate kadar bakmaman harbiden bir şeyler olduğunu gösteriyor (18.30)
Alparslan: Sizi aradığımda annemler de bir tuhaftı. (18.33)
Alparslan: Ne oluyor, Allah aşkına? (18.35)
Alparslan: Uğur Böceği? (19.01)
Alparslan: Sorun ne? (19.20)
Alparslan: Aramak istemedim. İsteseydin bakardın zaten mesajlarıma. Konuşmak istemiyorsan aramama da gerek yok diye düşünüyorum. (20.10)
Alparslan: Eyüp ile oynamak keyifli galiba. Mesajlara dahi bakmadığına göre. (20.55)
Alparslan: Haberlerin bana uçuyor ama ben istiyorum ki bu haberleri senden alabileyim. (21.03)
Alparslan: Bir işim çıktı şimdi. Hani olur da arar veya mesajlarıma dönmek istersen diye diyorum. Ulaşamayabilirsin (02.40)
Gecenin bir vakti bu iş neydi şimdi?
Onunla bir derdim yoktu. Ya da onunla konuşmak istemiyorum değildi. Fakat dünkü olay harbiden tuhaf hissettirmişti. Bu duygulara ise Gökçen Almila Akşir yabancıydı. Hem de fazlasıyla yabancı.
Alparslan'a cevap yazdım.
Gökçen Almila: Günaydın
Gökçen Almila: Kusura bakma lütfen. Dün elime çok fazla telefon alamadım. Hatta hiç almadım neredeyse.
Yalan değildi. Telefonla ilgilenmemiştim.
Gökçen Almila: Evet, aramanı cevaplayamadım, çünkü o an müsait değildim. Sen de görmüş bulunmaktasın. Yemeklerle uğraşıyorduk.
Gökçen Almila: Eyüp ile oynamak, insana her şeyi unutturduğu doğru :)
Gökçen Almila: İşin bitince sen dönüş yaparsın kara kedi, sorun değil hani 😁
Sona sırıtan emojiyi de ekleyerek yolladım mesajımı. Abimin mesajına baktım.
Mon Héros 🤍: Abisinin Mila'sı nasılsın? (22.03)
Mon Héros 🤍: Annem ile görüştüm şimdi. Uyumuşsun. Güzel rüyalar gör abisinin canı. (22.45)
Mon Héros 🤍: Kızım evde ki yokluğun ne belli len. (22.48)
Mon Héros 🤍: Sen evlenmeyi harbi unut kardeşim. Ya o damat olacak hıyar iç güveysi gelecek ya da kız mız yok ona (22.49)
Güldüm. Abi ya!
Gökçen Almila: günaydın ciğerimin köşesi :)
Gökçen Almila: Kıymeti mi anla işte Baybars bey!
Gökçen Almila: Ay aman! Evlenmeyi isteyen de kim? Ben kendimin turşusunu kuracağım.
Mon Héros 🤍: Günaydın abisinin Mila'sı
Mon Héros 🤍: Ben senin kıymetini yedi/yirmi dört anlıyorum. Asıl sen abinin kıymetini anlamıyorsun!
Mon Héros 🤍: Bence de abicim. Doğru karar vermişsin. Tebrik ederim seni. Birlikte kurarız turşunu.
Gökçen Almila: Ben de kendi turşumu kurarım abim seninle birlikte diyeceğine, seninkini kurarız birlikte diyorsun, ayıp ettin, ayıp!
Mon Héros 🤍: Sus kız, ben evlenmesem sen nasıl hala olacaksın?
Gökçen Almila: Ben evlenmezsem sen nasıl dayı olacaksın?
Mon Héros 🤍: Olmayıveririm. Hem arkadaşlarım evlenince amca olurum ben de. Dayı olmasam da olur.
Gökçen Almila: Haha, sanki çok arkadaşın varmış gibi.
Mon Héros 🤍: Alparslan'ın çocuğuna amca olurum, Murat'ın evladına amca olurum. Hafife alma beni.
Abi, Alparslan ne alaka şimdi?
Gökçen Almila: Hem evlenmeyeceğim diyen sen değil miydin? Nereden geldi bir an evlilik fikri? Birileri mi var yoksa? Hm?
Mon Héros 🤍: Sen evlenme diye evlenmeyecektim. Madem ki sen evlenme yanlısı değilsin. Ben de önüme bakabilirim. Ayrıca birileri de yok.
Gökçen Almila: Ben evlenme kararı aldım.
Mon Héros 🤍: Ne ara abisinin Mila'sı (!)
Bir mesaj anca bu kadar ima içerebilirdi.
Gökçen Almila: Şu an aldım bu kararı
Mon Héros 🤍: Bir işim çıktı, ama bunu konuşacağız bizzat.
Gökçen Almila: Tabi ben de öyle diyordum abicim. Sana kolay gelsin.
Uygulamadan çıktım. Gülmeye başladım. Baybars beye bu yeterdi.
"Neye gülüyorsun sen öyle?" Yeni uyandığını belli eden anneme çevirdim başımı. "Abime, onunla konuşuyorduk "
Gülümsedi. "Aranızda ki bu ilişki hiç bozulmasın kuzularım" içtenlikle "Amin" dedim.
Annem kendi yatağından kalkarak yanıma geldi. Ben de yerimde dikleştim. Elimi tuttu. "Dün hakkında konuşamadık pek" bakışlarımı yere çevirdim.
"Bize olan tavrını herkes anladı annecim. Hatta sen odana çekildiğin de Hacer teyzen çok üzüldü, seni kırdıklarını düşünüp durdular" derin bir nefes verdim. "Kimseye kırılmadım anne ama yaptıkları çok hoş bir durum da değildi. Sonuçta bizim aramızda hiç bir şey yok. Daha yeni tanışmış kişileriz biz. Bir de bir kaç kere konuşmuşluğumuz var. Bu kadar ciddiye alınacağını bilseydim, o konuşmalar da olmazdı inan ki" gülümsedi. "Dediklerimi bir güzel dinle. Sözümü de kesme sakın" devam etti.
"Bizim insanlarımız yaşı gelen, okulunu bitiren, işini eline alan gençlere öncülük etmeyi severler. Onların yuva kurmaların da vesile olmayı isterler. Bundan sebeptir ki aracı olurlar. Bir de kız veya oğlan annesiysen eğer etrafına bakarsın, özellikle bu bakmalar yakın çevre olur ilk. Yakın çevrende ki edepli, düzgün, ağır başlı, erkekse delikanlı, kızsa hanım olmasını dikkat ederek bakarsın gençlere. Uygun gördüğünü ise kabullenirsin, tabi bu iş nasipse olur nasip o kişi değilse zaten bu iş olmaz ve nasip olan kişi çıkagelir. Ha, bazen de gençler kendileri bulurlar. Hacer teyzen de seni çok beğeniyor ve seviyor, oğluna seni uygun görüyor, niyetini de sana belli ediyor ki bir düşünedur, olur da ciddi şekilde gelecek olurlarsa fikrin belli olsun istiyor. Bu böyledir kızım. Eh, ben de Alparslan oğlumu tanıyor, biliyorum. Baban desen sürekli içli dışlı çocukla. Abin ise seviyor, sayıyor. Eğer birbiriniz için nasip iseniz biz bir şey yapmadan da siz olursunuz. Alçiçek kızım için de ben böyle düşünüyorum. Tabi daha bir şey belli etmiyorum ama belli etmeyeceğim anlamına da gelmiyor bu durum. " elime öpücük kondurdu. "Ben kızımı tanıyor, biliyorum. Sen bu zamana kadar sadace derslerini düşünen, çok iyi yerlere gelmek isteyip vatanına ve dinine hizmet etmeyi isteyen, çok güzel bir yüreği olan bir gençsin annecim. Bu zamana kadar bu işlerle işin olmadığı ve hatta hâlâ olmasını istemeyip geleceğine yönelik şeyler yaptığının farkındayım. Bu yüzden sana tuhaf geliyor fakat bunlar normal şeyler. Büyüdün anneciğim, büyümeye de devam ediyorsun. Hacer teyzenden hariç bana telefon açan, seni soran kimler var ama ben belli etmedim sadece sana. İstemediğini biliyorum ve geleceğin için sınavdan sınava koşuyorsun ayrıca. Fakat Hacer teyzeni de biliyorum, tanıyorum. İnan şu an sadece Hacer teyzeni kestirip atmadım. Ama olur da anne, Hacer teyzeye de uyar dersen, senin için bir konuşurum."
Hacer teyzenin niyetinin kötü olmadığını elbette biliyordum. Eğer annem konuşacak olursa çok fazla üzüleceğini de biliyordum. Eğer konuşulması gerekirse bunu benim yapmam daha uygundu. "Yok annem, sen konuşma. Yeri geldiğin de ben konuşurum" gülümsedi. "Canım kızım benim" elini öptüm. "İyi ki varsın anne"
"Sende canımın canı, sen de iyi ki varsın"
Yatakları toparladık, üzerimize değiştirip odadan çıktık. Üzerime çiçekli sarı elbise geçirmiştim. Mutfağa geçtiğimiz de Gamze abla ile karşılaştık. "Günaydın" diyerek cıvıldadım. Gülümsedi. "Günaydın güzelim" kenar da duran salatalık ve domatesi yıkayıp doğramaya koyulmuştum. "Gülşen teyze hadi sen içeri geç, annemler de içeride olmaları gerekiyor. Sofra hazır olunca haber ederiz"
"Eğer yapılacak bir şey varsa yardımcı olayım evladım"
"Yok Gülşen teyzem, sağ olasın" annem içeri geçince Gamze abla bana döndü. "Balım, dün seni üzdük veya kırdık mı?"
"Hayır abla, üzülmedim veya kırılmadım. Açıkçası bu tür şeyler bana çok tuhaf. Ondan biraz değişik hissettim ve çokça utandım." Verdiğim cevapla yüzü aydınlamıştı. Eliyle kolumu sıvazladı. "Buna sevindim kuzum. İnan ki biz seni çok sevdik ve Hacer teyzem de seni çok seviyor, biz seni görmeden tanıdık onun sayesinde. Alparslan'a da seni uygun gördüğü için bu halleri"
"Biliyorum abla, dediğim gibi işte" diye mırıldandım. Gerçekten de hiç birine kırgın veya üzgün değildim. Aramızda bir şey yokken böyle davranmaları tuhafıma gitmiş, bir de utanmıştım. Çokca. Yoksa hiç biri kötü bir şey yapmamışlardı.
"Alçiçek uyanmadı mı?" Dedim konuyu değiştirmek için de. "Bilmem ki dün biraz üzüldü o da. Arkadaşın olarak çok üstüne geldiğini düşündü."
"Ben bir baksam olur mu abla?"
"Tabi olur balım, sormana gerek bile yok. Hadi bak sen bizim kıza"
"Teşekkürler" mutfaktan çıkarak Alçiçek'in kaldığı odaya gelip yavaşca kapıyı açtım. Uyuyordu hâlâ. Yanına varıp yatağa oturdum. Yani başında duran su bardağında az kalan suyu yavaştan alarak boyun kısmına döktüm. Islaklığı hisseden arkadaşım uyandığı gibi yatak da dikleşti. Beni görür görmez, "Ya Gökçen? Neden yaptın bunu? Uyuyordum ne güzel" dediğinde omuzlarımı silktim. "Dünkü olanların intikamımın fragmanı say"
Yüzü asıldı. "Niyetim seni üzmek veya zor durumda bırakmak değildi güzelim. Şakasına takılmıştım. Fakat bir yer de gerçekçi olması gerekiyorsa çok sevdiğim arkadaşımla abimin olmasını harbiden de isterdim. Özür dilerim"
"Özürlük bir durum yok yahu. Ben kimseye küs de değilim kırgın da. Hem bende abime seni yakıştırıyorum. Belki bakarsın bizden önce siz olursunuz" diyerek dalga geçtim. Ona kırgın olmadığımı anlayınca gülümsedi. "Ben senin gibi mırın kırın yapmam kızım. Yalan yok Baybars abiciğin yakışıklı çocuk, e bir de Vali. Fakat bu mümkün değil gibi" omuzuna vurdum. "Hayırdır, birisi mi var yoksa?"
"Yok gibi de var gibi de, belli değil ya. Bir ara anlatırım"
"Anlat bakalım" devam ettim. "Hadi kalk, mutfağa gidiyoruz" kolundan tutarak kaldırdım. "Uyku diyorum Gökçen, uykuu!"
"Yok uyku sana"
📑
Kahvaltıdan sonra hep birlikte benim arabayla çarşıya inmiştik. Konya'nın bedesten çarşısına gitmiş ve tek tek mağazaları gezmeye koyulmuştuk.
Bakışlarım annem ile ikili takım hakkında konuşan Hacer teyzeye değdi.
Kahvaltı yaparken Hacer teyze ile bir ara göz göze gelmiştik ve gözleri ile mahcupluğunu fazlasıyla belli etmiş, ben de ona gülümsemiş ve normal şekilde sohbet etmiştim. Benim ona karşı olan bu tutumumu görünce rahat bir nefes vermişti.
Bakışlarımı hissetmiş gibi gözleri beni buldu, gülümsedim, gülümsedi. Yanıma geldi. "Beğendiğin, dikkatini çeken var mı kızım?"
"Şu an öyle gözüme çarpan olmadı Hacer teyze"
"Tamam kuzum, diğer mağazalara da bakarız" hep birlikte başka bir mağazaya daha girdik. Mağaza da çalışan kızlar, yüzlerinde ki tebessümleri ile bizi karşıladılar.
"Nasıl yardımcı olabiliriz efendim?"
"Çok abartı olmayacak abiye elbiselerine bakıyorum" dedim. Eliyle işaret ederek, "Bu taraftan o zaman" diyerek beni yönlendirdi.
Bana bir kaç model çıkardı ama beğenmemiştim. Bana göre abartıydı. Gözlerim ile etrafı tararken kırmızı bir elbise dikkatimi çekti. Askılıktan aldım. Kırmızı, sade bir elbiseydi. Tam kınalıktı.
Annemlere döndüm, elimde ki elbiseyle.
"Nasıl?" Annem beğeni dolu ifadeyle, "Çok güzelmiş annem" dedi. Diğerleri de onaylayan mırıltılar çıkardılar. Görevli kıza çevirdim gözlerimi. "Deneme kabini ne tarafta?" Eliyle çaprazımda kalan yeri gösterdi. "Şurası" elimde ki elbiseyle ilerleyip kabine girdim ve üzerimi değiştirdim. Aynadan kendime baktım. Çok güzel olmuştu bence. Aynadan resmimi çektim. Abime de atabilirdim.
Bir kez daha kendimi süzdüm.
V yaka olarak iniyordu önüm. Bel kısmım sıkı ve şerit geçiyordu. Kollarım tüldendi. Belden aşağısı daha bol iniyordu fakat çok fazla da bol kesim değildi. Ayak bileğimden bir karış yukarısında kalıyordu boyu. Rengi ise çok güzel kırmızılıktaydı.