İçeriğe geç

EFSUNLU GECELER

Bölüm 3 · 2 dk okuma

EFSUNLU GECELER

Bölüm 3

SİSTEMDEKİ KABUS VE KARA ZARF

​Sorgu odasının ağır metal kapısı kapandığında, içeride sadece rahatsız edici bir cızıltı ve Kenan’ın düzensiz nefes sesleri vardı. Aylin, elinde Mirza Bey’in otopsi raporuyla içeri girdi. Dosyayı metal masanın üzerine sertçe bıraktı; ses, odanın boş duvarlarında yankılandı. ​— "Konuşalım Kenan," dedi Aylin, sandalyesini çekip otururken. "Amcanın kalbi durmadı, Kenan. Amcanın kalbi resmen patlatıldı. Hem de senin yardımınla." ​Kenan kafasını kaldırdı, gözleri kan çanağına dönmüştü. Parmaklarını masanın kenarına öyle sıkı kenetlemişti ki eklemleri beyazlamıştı. — "Ben... Ben sadece borcum olduğunu söyledim ona. Selime dedi ki, 'Amcanı sadece biraz korkutacağız, bana dükkanın kapısını aç yeter.' Öleceğini and içerim ki bilmiyordum!" ​Aylin, Kenan'ın o gece giydiği ceketin yakın çekim fotoğrafını önüne fırlattı. Kol ağzındaki parlak mavi leke, suçun mührü gibi parlıyordu. ​— "Dükkanın arka kapısı o gün boyanmıştı Kenan. Kapıyı o kadın için açtığında boya henüz kurumamıştı. Sen sadece bir hırsıza yardım etmedin; sen bir katili içeri aldın. Şimdi anlat; Selime kim ve o gümüş anahtar neden bu kadar önemli?" ​Kenan hıçkırarak sarsıldı: — "Selime... Otuz yıl önce kaybolan o adamın kızı. Amcamın eski ortağının. Amcam hep 'yurt dışına kaçtı' derdi ama Selime gerçeği biliyordu. Amcam onu eski dokuma fabrikasında öldürüp, 14 numaralı deponun zeminine gömmüş! O anahtar, o beton mezarın altındaki çelik kutuyu açıyor!" ​Tam o anda odadaki floresan lambalar titremeye başladı. Sorgu odasındaki kayıt cihazı ve hoparlörlerden o tanıdık, buz gibi ses yükseldi. Selime, emniyetin kapalı devre sistemine sızmıştı. ​— "Kenan... Sırlar paylaşıldıkça değerini yitirir," dedi Selime. Sesi odadaki duvarların arasından geliyordu sanki. "Dedektif Aylin... Gümüş anahtar elinde ama o kapıyı açmaya hazır mısın? Babanın o fabrikadan neden bir daha eski haliyle dönmediğini hiç merak etmedin mi?" ​Aylin buz kesti. "Selime! Sistmimizden çık!" diye bağırdı. Ama Selime durmadı. Odadaki tüm monitörlerde eski bir fabrikanın koordinatları belirdi: 14 Numaralı Depo. Saatler ise tam 03:14'te dondu. ​Aylin sorgu odasından fırtına gibi çıktı. Koridorda büyük bir kargaşa vardı; teknik ekip sistemleri kurtarmaya çalışıyordu. Masasına yaklaştığında, evraklarının arasına bırakılmış Kara bir zarf gördü. Zarfın üzerinde gümüş bir mühür vardı. ​Zarfı açtığında içinden sararmış bir gazete kupürü çıktı. Otuz yıl öncesine aitti: "Fabrika Yangınında Sır Perdesi: Başkomiser Rauf Olay Yerinde." Haberin altına kırmızı kalemle şu not düşülmüştü: "Baban gerçeği betonun altına gömdü Aylin. Sen çıkarabilecek misin?" ​Aylin’in başı döndü. Kahraman olarak bildiği babası, bu cinayetin örtbas edilmesinde bir pay sahibi miydi? Yoksa o da mı Selime’nin bir kurbanıydı? ​Kenan sorgu odasında "Beni burada bırakmayın, o beni öldürecek!" diye feryat ederken, Aylin silahını ve fenerini kontrol etti. Murat’a dönüp, "Kenan’ın kapısına iki nöbetçi daha dik," dedi. "Ben o fabrikaya gidiyorum. Eğer babamın adı o betonun altındaysa, onu kendi ellerimle bulacağım." ​Aylin emniyetten çıkıp yağmurlu Bakü gecesine daldığında, arabasının radyosundan sadece tek bir sayı yükseliyordu: 03:14... 03:14... 03:14...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.