Aylin, gümüş anahtarı şeffaf bir delil torbasına yerleştirirken gözlerini Kenan’ın üzerinden ayırmıyordu. Kenan’ın alnında biriken ter damlaları, dükkânın soğuğuna tezat oluşturuyordu. — "Amcam... Nasıl olur? Daha dün akşam konuşmuştuk," dedi Kenan, sesi titreyerek. Aylin cevap vermedi. Yavaş adımlarla Kenan’a yaklaştı ve tam önünde durdu. Bakışları Kenan’ın ceketindeki o taze mavi boya lekesine kilitlenmişti. — "Dün akşam ne konuştunuz Kenan Bey? Miras meselelerini mi, yoksa ödenemeyen kumar borçlarını mı?" Kenan bir an duraksadı, yüzündeki kederin yerini panik aldı. "B-bu da ne demek? Ben sadece üzgünüm." — "Üzgünsünüz ama ceketinizdeki bu boya dükkânın yeni boyanmış arka kapısındakiyle aynı. Adli Tıp ekibi gelene kadar hiçbir yere gitmiyorsunuz," dedi Aylin buz gibi bir sesle. Olay yeri inceleme ekipleri dükkânı didik didik ederken Mirza Bey’in cansız bedeni otopsi için merkez laboratuvarına götürüldü. Aylin, dükkânın çevresindeki esnafı sorgulamaya başladı. Karşıdaki halıcı, gece 03:00 sularında dükkânın önünden hızla geçen siyah kapüşonlu birini gördüğünü ama yüzünü seçemediğini söyledi. En garibi ise, bölgedeki tüm güvenlik kameralarının tam o saatte 15 dakikalığına parazitlenmesiydi. Üç saat sonra, Aylin karakoldaki masasında otururken beklediği haber geldi. Adli Tıp uzmanı Doktor Selim arıyordu. — "Aylin, bu hayatımda gördüğüm en tuhaf vakalardan biri," dedi Doktor Selim. "Görünürde kalp krizi. Ama kurbanın kalbindeki pil... Devreleri resmen kavrulmuş. Vücudunda hiçbir darbe, iğne deliği veya zehir izi yok. Fakat kulak zarında mikroskobik yırtılmalar var. Sanki... sanki çok yüksek frekanslı bir sese maruz kalmış." Aylin not defterine büyük harflerle yazdı: SESLE GELEN ÖLÜM. Yeniden olay yerine geri döndü. Aylin, Mirza Bey’in dükkânındaki son bir haftalık müşteri kayıtlarını ve telefon dökümlerini incelemeye aldı. Kenan’ın son iki gün içinde amcasını defalarca aradığı ve her defasında tartışma çıktığı çalışanlar tarafından doğrulanmıştı. Ancak dökümlerde bir numara daha vardı: Gizli bir numaradan tam saat 03:14’te gelen kısa bir çağrı. Aylin’in planı netleşiyordu. Kenan dükkânın anahtarını birine vermiş veya arka kapıyı açık bırakmıştı. Ama bu teknolojiyi kullanacak kadar zeki olan o kişi kimdi? Aylin, Mirza Bey’in kasasında sakladığı eski bir fotoğraf albümünü karıştırırken, dükkânın yanındaki gümüşçü dükkânının çırağı içeri girdi. Çocuk korkmuş görünüyordu. — "Aylin Hanım, ben... Mirza Bey ölmeden hemen önce dükkâna gelen o kadını gördüm. Elinde gümüş bir kutu vardı. Kenan abi onu içeri bizzat kendisi aldı." Aylin başını kaldırdı. Kenan sadece suç ortağı değil, aynı zamanda en büyük yemdi. Aylin, masanın üzerindeki gümüş anahtara tekrar baktı. Anahtarı bir büyüteç altına yerleştirdiğinde, üzerinde elle kazınmış çok küçük bir yazı fark etti: "Gömüldüğü yer, başladığı yerdir." Aylin telefonu eline aldı: "Murat, Kenan’ı sorgu odasına al. Ama dikkatli olun, ona henüz otopsi sonucundan bahsetmeyin. Onun ne bildiğini değil, neyi sakladığını bulmam lazım." Bir sonraki bölümde neler olacak? Gerçek ortaya çıka bilecek mi?
Bölüm 2
Mirasın Gölgesi
Bölüm sonu
1 yorum
Cinayet yazmak zor şeydir ve sen bunu kesinlikle başarmışsın bence baya beğendim devamını kesinlikle beklerim :)
