Ocak ayının sert rüzgarı, Tarihi Şehir’in (İçerişehir) dar ve taş döşeli sokaklarında aç bir kurt gibi uluyordu. Saat sabah sekiz sularıydı ancak gökyüzü hâlâ kurşun rengindeydi; sanki şehrin üzerine ağır bir kefen serilmişti. Dedektif Aylin, arabasından indiğinde soğuk hava yüzüne bir tokat gibi çarptı. Paltosunun yakasını kaldırıp sarı olay yeri şeridinin altından geçti. Eski ahşap kapının üzerindeki pirinç levhada "Mirza'nın Antika Dünyası" yazıyordu. Fakat bugün o dünya durmuştu. İçeri girdiğinde onu tozlu kitapların, eski ahşabın ve ölümün o ağır, değişmez kokusu karşıladı. Odadaki sessizliği sadece dışarıda bekleyen polislerin fısıltıları bölüyordu. — "Geciktiniz Aylin Hanım," dedi Komiser Murat onu karşılarken. Aylin cevap vermedi. Eldivenlerini giyerken gözleri odayı taramaya başlamıştı bile. Merkezin tam ortasında, deri koltuğunda Mirza Bey oturuyordu. Sanki çok önemli bir müşteriyi bekliyormuşçasına dik duruyordu; ancak gözleri boşluğa, tavanın karanlık köşesine dikilmişti. Aylin cesede yaklaştı. İlk bakışta her şey doğal görünüyordu: Yaşlı bir adam, yorgun bir yürek... Ama Aylin tesadüflere inanmazdı. Masanın üzerindeki saatlere baktı. Sonra duvardaki büyük, sarkaçlı saate. — "Murat, saatine bak," dedi Aylin sakince. — "Bakıyorum, 08:12." — "Şimdi odadaki saatlere bak." Murat’ın gözleri fal taşı gibi açıldı. Masanın üzerindeki altın köstekli saat, duvardaki antika saat ve köşedeki masa saati... Hepsi aynı noktada donup kalmıştı: 03:14. Aylin diz çöküp Mirza Bey’in yüzüne yaklaştı. Yaşlı adamın burnunun üzerinde, gözlüğün bıraktığı derin kızarıklık izleri vardı. Ancak odada gözlükten eser yoktu. Ses kayıt cihazını çıkarıp fısıldadı: "Kayıt 1: Mirza Bey gözlüksüz adım atamazdı ama gözlük ortada yok. Saatler ise kasten durdurulmuş. Bu bir ölüm değil Murat, bu bir sahneleme." Aylin, çöp kutusunun dibinde parıldayan kırılmış gözlüğü bulduğu sırada mağazanın kapısı sertçe açıldı. İçeri giren, Mirza Bey’in tek varisi olan yeğeni Kenan’dı. Nefes nefeseydi ama Aylin’in dikkatini çeken şey onun korkusu değil, pahalı ceketinin kolundaki taze mavi boya lekesiydi. — "Amcam..." diye kekeledi Kenan. "Ona ne oldu?" Aylin yerinden kalkıp Kenan’a doğru bir adım attı. Artık emindi; Mirza Bey eceliyle ölmemişti. Yaşlı adamın kalp pilinin olduğu bölgedeki tuhaf morarma ve mağazanın arka kapısındaki henüz kurumamış mavi boya her şeyi anlatıyordu. — "Onu korku öldürmüş Kenan Bey," dedi Aylin buz gibi bir sesle. "Ve sanırım siz, o korkunun içinde kimin gizlendiğini çok iyi biliyorsunuz." Tam o anda, köşedeki eski ve fişi çekik radyodan parazitli bir ses yükseldi. Soğuk bir kadın kahkahası odanın duvarlarında yankılanırken, Aylin gümüş anahtarı Mirza Bey’in cansız parmaklarının arasından çekip çıkardı. Oyun yeni başlıyordu.
Bölüm 1
Saat 03:14
Bölüm sonu
2 yorum
Çok iyi bu arada ilk bölümden baya beğendim :)
Aşırı güzel olmuş, kalemine sağlık, ikinçi bölüm ne zaman?
1Yanıt

