İçeriğe geç

EFSUNLU AŞK

Bölüm 9 · 6 dk okuma

EFSUNLU AŞK

Bölüm 9

9

Yanak içimi ısırıp ellerimi sıka sıka gözlerimi oradan çektim. Yeniden barışmış ve birlikte olmuş olabilirler mi ?

-"Kabanını çıkarmayı düşünmüyor musun ?" Talia'nın dürtmesiyle başımı belli belirsiz sallayıp kabanımı çantamın yanına koydum.

-"İçecek bir şey almaya gidiyorum. İster misiniz ?" Kuzeni Salih'in sorduğu soruyla Talia'ya baktım.

-"Bir iyilikseverliğin tutmuş gibi bu akşam ." Ona kötü kötü bakışlarından aralarının iyi olmadığını anlamak zor değildi.

Salih de gözlerini devirdi ve saçlarını geriye attı. Yakışıklı çocuktu doğrusu.

-"Sana da yaranmak mümkün değil. Sana soruyorum o halde Liya ne istersin ?"

Alkolsüz kokteyl isteyip ardından arkama yaslandım. Gözlerimi Atahan'a ve Duru'ya değdirmemek için büyük çaba sarf ediyordum. İçimdeki ses Duru'nun kolundan tutup kaldırmayı ve Atahan'ın yanına oturmamı söylüyordu.

Bardağın son yudumuna dek yeni açılış konuşmasından sonra dj eşliğinde dans eden insanları izleyip durdum. Sık sık sohbet ediyorduk. Salih eğlenceli birisiydi. Talia her ne kadar samimi olmamaya çalışsa da anlattıklarına gülmeden edemiyordu.

-"Hadi oturmak için mi geldiniz kalkın bakalım." Salih önden kalkıp basamaktan inince arkasından ilk dakikalardan oynamaya gönüllü Talia indi. Bende kalktığım sıra kısalan eteğimi düzeltip saçlarımı geriye attım ve Atahan'la göz göze geldim. Tuhaf ama sert bakışları önce ifadesizdi. Sonra başıyla bir yeri işaret etti. Ona anlamsızca bakıp omuz silkince iyice sinirli bakmaya başladı. Tekrar aynı yeri gösterdi. Gösterdiği yer dj kabinin yan tarafında görünen koridordan başka yer olamazdı.

Gitmek istedim. Onunla daha fazla bir şeyler konuşmak , yakın olmak istedim. Yanındaki Duru'dan uzaklaştırmak hiç ama hiç aklıma gelmedi !

-"Ben bir lavaboya geçip öyle gelirim yanınıza." dedim basamaklardan inerken. Sesimi duyurmam azıcık zor olmuştu.

-"Bende geleyim istersen ?"

-"Hayır canım gelirim ben." diyip yanlarından ayrıldım. Kalabalığın arasından o koridora zar zor ulaştım. Bay bayan wc yazan kapıların haricinde iki tane daha vardı. Rastgele birine girip kapıyı kapatmadım. Girdiğim geniş odada üst üste koyulmuş masalar , sandalyeler kısaca malzeme odasıydı.

Kapı kapanma sesiyle arkama baktım. Müzik sesi artık uzaktan gelir gibiydi.

-"Neden beni çağırdınız ?" dedim göğüslerimi izleyen gözlerini es geçip.

Hatta anladığımı fark etmesi için ince askılarımı yukarı çekip kapatmaya çalıştım.

Gömleğinin üstten açılmış iki düğmesinden dolayı biraz sinir olmuştum. Çünkü o dikkat çekici yanık tenini yakından gören Duru oluyordu.

-"Niye milletin yanında oturuyorsun ?!"

Duraksayıp bir adım öne çıktım. Ne cevap vereceğimden çok bana bu cümleyi neden söylediğini daha fazla merak ettim.

-"Anlamadım ?" dedim kaşımı kaldırıp.

O da sanki ne dediğini yeni kavramış gibi yüzünü değiştirdi.

-"Yani , tanımadığın insanlarla oturmaman daha iyi olur." Kafasının bulandığını gözlerinden anlamıştım. Gideceğini hissettiğim an elimi koluna koydum. Kapıdan elini çekip nefesini yüzüme üfledi.

-"Beni neden buraya çağırdınız ? Ve neden öyle bir şey söylediniz ?" dedim tek tek sakince konuşup.

İstediğim cevap...sanırım daha farklıydı. Söyleyemeyeceği kadar farklı.

Ne bileyim içten içe keşke kıskanmış olsa dedim. Sonra kendi saçmalığıma içimden kahkaha attım. Koskoca adamın işi gücü yok beni kıskanacak. Hah !

Öyleyse neden buraya gelmeni istedi ?

Bilmiyorum. İşte onu bilmiyorum. Öğrenmek için belkide zorlamalıyım.

-"Sadece gelmeni istedim oldu mu ? Yok bir nedeni kafandan saçma sapan şeyler uydurma !" Bir anda sinirlenip bağırmasıyla sanki içimi okudu dedim. Ama söyledikleri o içimi parçaladı.

Kapıyı açıp gideceği sırada dolan gözlerimle arkasından bağırdım.

-"Yaptığım hiç bir şey sizi ilgilendirmez ! Bunu da aklınızdan çıkarmayın !" Onun bir kaç saniyelik durmasından faydalanıp yanından geçip gittim.

Talia'ya annemlerin yanına geçeceğimi söyleyip eşyalarımla koltuğun boş kısmına , yani Atahan'ın karşısına oturdum. O sarı gıcık kadın sürekli elini Atahan'ın omzuna yada koluna koyuyordu. Elinde içkisi Duru'yu umursamadan oturuşu iyice gıcık ediyordu beni.

Derin bir nefes alıp başka yere bakmaya çabaladım. O sırada Talia ile arkasında Salih bu tarafa geliyordu. En kenarda oturduğum için direk ayağa kalktım.

-"Biz gidiyoruz görüşürüz bir ara." Yanaklarımızı değdirip geri çekildim.

-"Tanıştığıma memnun oldum. Yeniden görmek isterim seni." Tokalaşma fikrime zıt olarak yanaklarıma sakallı yüzünü getiren Salih beni biraz şaşırttı. Yine de tepki vermeden gülümsedim.

-"Bende öyle , memnun oldum. İyi geceler size."

Onlar giderken yine Atahan'ın delici bakışlarının altında kaldım. Annemin seslenmesiyle ona kulak kesildim. Gecenin geri kalanında sadece içeceğimden yudumlamış sorulan sorulara cevap vermiştim.

Giderken ise sinirli olduğum için Atahan'a hiç bakmadan arabaya bindim.

-"Atahan'la ikinizi koridordan çıkarken gördüm. " Annemin kurduğu cümle ile kala kaldım. Dilimi kuruyan dudağımda gezdirip zaman kazanmak için kıpırdandım.

-"Öyle mi ? Hiç farkında değilim. Görmemişim." dedim en inandırıcılığı az tavrımla.

Neden yalan söylemek bu kadar zor ?

Annem de zaten inanmamış olacak ki bana o şekilde baktı. Akın abinin bile ilgisini çeken bir konuydu.

-"Bana hiç öyle gelmedi nedense. Bir şeyler oluyormuş gibi hissediyorum. Aranızda sorun mu var yoksa ? Gerçi sorun olacak kadar yakın olduğunuzu sanmıyorum."

Şüpheci tavrı karşısında bir dur dedim içten içe.

-"Ne sorunu olabilir ? Aynı anda lavaboya gitmiş olamaz mıyız ?" diye ters çıkışınca yüz ifadesini yumuşattı.

-"Haklısın kızım ben yanlış anladım sanırım." Gülüp Akın abiye yaslandı.

-"Atahan'la senin bir sorunun olamaz tabiki kusura bakma saçmaladım."

-"Yani hayatım biraz yersiz oldu. " Akın abi de annemin kolunu okşayıp başını öptü.

Bir de beni öptüğünü bilseler neler olur.

'

-"Günaydııın !" Dün gecenin aksine sabah enerjiyle merdivenleri zıplayarak indiğimde salonda Atahan'ı görmeyi beklemiyordum. Gördüğüm an o sonsuz enerjili halimi bir kenara atıp yüzümü düzelttim.

-"Günaydın meleğim." Arkamdan mutfaktan çıkan annem elinde kızarmış ekmek tabağıyla yanağımı öpüp yemek masasına geçti.

Akın abi ile o da günaydın diyince yerimde kararsız kalıp bir kaç adımla tekli koltuğa oturdum. Oturmamla zilin çalması bir oldu.

Ben kalkıp kapıya gidene kadar yardımcılardan birisi açmıştı. Geleni görünce mutluluk çığlığı atıp üstüne koştum.

-"İnanmıyorum Eylül geleceğini nasıl söylemezsin !!" O kadar sıkı sarılıyorduk ki başkası olsa nefessiz kalabilirdi.

-"Sürpriz yaptım olmamış mı ?" Sırıtarak geri çekilmeden bir güzel yanaklarımızı öptük.

-"Oldu tabi deli ! Çok özlemiştim seni."

-"Bende çok çok en küçük kaçamakta buraya geldim işte." Tekrar sarılırken bizi ayıran annem oldu.

-"Hoşgeldin Eylül , kahvaltıya katılırsın değil mi ?" İkisi de sarılınca içeriye yürüdük.

-"Olur Tamay teyze." dedi ve açlığını belli ederek üzerindeki montu çabucak çıkarttı.

-"Evden mi geliyorsun? " diye sordum elinden aldığım montu Hülya ablaya uzatırken.

-"Evet sabahın köründe senin için kalktım geldim." diyip havadan öpücük attı.

-"Akın abiyle tanıştırayım seni." Elimle Akın abiyi gösterip tanıştırdım.

Geçen geldiğinde onunla tanışmamıştı.

-"Memnun oldum. Eylül bende." El sıkıştıklarında Atahan da ayağa kalkmıştı. Gür kahvelerini eliyle karizmatik şekilde karıştırıp adem elmasını hareket ettirdi.

-"Atahan da aile dostumuz. Arkadaşımız." diyen Akın abi oldu.

Eylül şirin kız modunda tüm efendiliği ile tebessüm ediyordu.

-"Memnun oldum. "

-"Tanışma bittiyse masaya oturalım." Karnım da açlıkla guruldayınca hiç beklemeden yürüdüm. Bugün giydiğim spor taytlı kombinimle oldukça rahattım. Hala topuklu giymeye alışmış sayılmam.

Masada annem ve Eylül yan yana açılmış servislere geçince , ben Atahan'ın yanına düştüm. Başta hep Akın abi oturuyordu.

-"Afiyet olsun." demesiyle başlamış olduk.

-"Bu arada hediyeniz için çok minnettar kaldım. Çok teşekkür ederim." dedi Eylül aklına gelince.

-"Ne demek tatlım rica ederim güle güle kullan. Liya sensiz biraz mutsuzdu bende ikinizin mutlu olmasını sağladım. "

Anneme minnetle gülümsedim. Onsuz geçirdiğim yılların boşluğunu çok güzel dolduruyordu.

-"Bir isteğim daha var ama sizden." Bu istekten haberim olmayınca Eylül'ü dinledim.

-"Neymiş o ?" dedi Akın abi araya girip.

Eylül çatal ve bıçağı elinde sıkarak bana gülümsedi.

-"Ben bir kaç günlüğüne buraya geldim ve Liya'nın bizde kalması için izin isteyecektim. "

-"Ah tabi izin istemene dahi gerek yok kalabilir. Ama o adam tarafından rahatsız edildiği takdirde bir daha gelemez Eylül." dedi annem.

-"Sorun çıkacağını sanmıyorum anne." dedim sessizliğimi bozarak.

O sırada Hülya abla her sabah içmeyi sevdiğim büyük bir bardak ılık sütümü getirdi.

-"Şu sütü nasıl içersin hiç anlamam." Eylül yüzünü ekşitip sütüme tip tip baktı. Ona omuz silkip büyük bir yudum aldım.

-"İç iç , iç de büyü."

Atahan'dan beklemediğim bir cümle diyemeyeceğim. Masada onun sözünden sonra hafif kıkırdamalar geldi. Süt bardağımı masaya bırakıp sağa başımı çevirdim. Bu taraftan yüz hatları bir an büyüleyici geldi gözüme.

-"Benim büyümeye ihtiyacım yok ki. Siz yaşlısınız ve ben size göre küçük geliyorum." dedim iğneleyerek. Gülümsememi eksik etmemiştim tabiki.

Bana bakmadan o etkileyici dudaklarını kıvırdı.

-"Haklısın. Fazla yaşlıyım , küçük."

•••

Bölüm sonu

2 yorum