İçeriğe geç

EFSUNLU AŞK

Bölüm 8 · 7 dk okuma

EFSUNLU AŞK

Bölüm 8

8

Rahatsız oluşumu belli etmek benim için hayli zor olmuştu. Rahatsız değildim ama çekmek zorundaydım.

-"Bak kendimi çok suçlu hissediyoru-" Elimi kaldırıp susturdum.

-"Hiç bir şey konuşmak istemiyorum sizinle. Kendinizi boşa yormayın lütfen. Gidene kadar benim yaptığım gibi sizde bana katlanırsanız sevinirim." Tüm mesafem ve seviyeli konuşmamla önüme döndüm. Bence iyi dedim. Beni öpüp o lafları sayana az bile.

-"Saçmalama Liya. Katlanmak ne alaka ? Ayrıca ben konuşmak istiyorsam bu konuşacağız demek oluyor ! Bir daha sözümü kesme." Bağırınca kimsenin duymaması için dua ettim. Sonra tezgahtan gelen tıkırtılarla Hasibe teyzenin varlığını unuttuğumu o an anladım.

-"Bağırma birisi duyacak." dedim onun aksine sessizce.

Yüzüne baktığımda kaşlarını çatmış gözlerine öfke düşürmüştü.

-"Bana kızmakla haklısın tamam ama inan...o anda...of.."

-"Yanlışlıkla oldu diyeceksin herhalde." dedim imayla. Kalbim yine sıkışmıştı.

Bu defa yüzünü ifadesiz hale sokup tuhaf bakışlarla inceledi beni.

-"Yanlışlıkla olmadı aslında."

Kaş çatma sırası bana geçmişken yüzümü ona çevirdim.

-"Olmamış gibi say diyen ben değildim. Sizin dünyanız için belki basit ama benim için değil !"

Hasibe teyzeyi hatırlayınca yükselen sesimi sonlara doğru alçalttım.

Bir anda büyüleyen gülümsemesini sununca allak bullak olan beynim iyice çöküşe geçti. Büyük elini yanağıma sürtüp baş parmağını gözümün altında gezdirdi.

-"Benim içinde basit değildi." Dolgun dudaklarında dilini gezdirip

-"Hatta çok etkileyiciydi."

Tanrım.

Bu yaptığı çok ama çok tahrik edici !

Kızarıp bozaran yüzümü elinden kurtarıp ittiğim anda mükemmel zamanlama ile annemler içeri konuşarak girdi. O da toparlanıp geri çekilmişti.

-"Hasibe abla çayından bir getir de içelim hadi." Annem koltuktan geriye gülümseyip söyledikten sonra diğer tanımadığım misafirler kalkmaya karar verdiler. Keşke bizde gitseydik.

-"İyi geceler." Son kez söyleyip gittiler. Atahan da onları yola koymak için kalkıp gitmişti.

-"Sıkıldın mı ?" dedi Akın abi bana göz kırpıp.

Yerimde kıpırdanıp tebessüm etmeye çalıştım.

-"Birazcık." dedim.

-"Buyrun sizlerede getirdim." Hasibe teyzenin efsane kokulu çayını itirazsız aldım ve buharını içime çektim. Tatlı bir kokusu vardı.

-"Senin gibi yapabilen yok vallahi."

-"Ben yaparım size hep."

-"Banada bir kahve yapsan iyi olur." Elleri cebinde salona giren Atahan'ı alttan alttan süzdüm. Dudağımın ucunda olan sıcak çaydan içerken dilim yanınca geri çekildim.

-"Hemen yapayım."

Atahan yine sanki yer yokmuş gibi yanıma oturdu. Sonra televizyonu açarken geri yaslanmıştı. Onlar konuşurlarken bende çayımı büyük bir zevkle içiyordum.

Geri kalan zamanda Atahan'ın neden öyle söylediğini düşündüm. Hem pişman olduğunu belirten tavırlar sergileyip ağlamama neden olmuştu hemde sonra gelip hoşuna gittiğini ima ediyordu. Ya dengesiz yada ben anlamakta zorlanıyorum.

-"Gidelim biz geç oldu iyice." Akın abinin sözünün üstüne annemde onaylayınca kalkmıştık. Salondan ilk çıkan bendim. Daha fazla ortamda durmaya dayanamazdım.

'

Ertesi gün canım sıkkın bir halde koltuğun köşesinde oturuyordum. Topuk seslerinin ardından salonda görülen anneme kısa bakış atıp önüme çevirdim gözlerimi.

-"Neyin var bebeğim ?" Bir kaç adımla yanıma çoktan oturmuştu.

-"Eylül'ü özledim. " dedim sıkıntıyla iç çekip.

Elini saçıma atıp yavaşça okşadı.

-"Neden telefonda görüşmüyorsunuz ?"

Omuz silktim.

-"Telefonu yok. "

Asık yüzüm sanki daha çok asılabilirmiş gibi asıldı. Annem de elini çekip gülümsedi.

-"Ona hediye almaya ne dersin ? Okul hediyesi diyelim..."

Kurduğu cümlelerde git gide parlayan gözlerime şahit olunca daha büyük gülümsemişti.

-"Gerçekten mi ?" dedim şaşırarak. Beni mutlu etmeyi çok iyi biliyordu.

-"Evet canım. Ben şimdi ararım hemen gönderirler sen merak etme."

Annem bu söylediğini gerçekten yaptı. Paranın gücü hatrı sayılır ölçüde. Daha sonrasında onlar kendi arkadaşlarıyla yaptığı plan doğrultusunda dışarı çıkarken bende mahalleye gitmeye karar verdim.

Melike teyze hep evde olduğu için geldiğimde de beni karşılamıştı.

İlk geldiğimde şoförü gerek görmediğimden geri göndermiştim.

Beraber otururken telefonu ulaşan Eylül büyük bir sevinçle aradı.

-"Yemin ederim hala gördüğüm an geliyor aklıma. Çok sevindim çok teşekkür ederim." dedi yeniden.

-"Bundan sonra sık sık konuşuruz." dedim bende.

-"Tabiki hep arayacağım. Şimdi derse girmem gerekiyor öpüyorum sizi."

-"Tamam görüşürüz."

Telefonu kapattıktan sonra Melike teyze ile akşam yemeğini hazırlamış sofraya oturmuştuk.

Kalkmayı düşünürken annem aradı. Bilin bakalım ne oldu ?

Kulübe gitme planlarına benide dahil etmek istediğini söyledi. Atahan'ın da dahil olduğu arkadaşlarıyla şimdi gidiyorlarmış. Bende evden üstümü değişip geçecektim.

-"Sağol herşey için." dedim sarıldığım Melike teyzeden ayrılırken.

-"Ne demek yavrum sen sağol asıl."

Az önce çağırdığım taksiye binip kısa sürede eve ulaştım. İlk iş sade makyajımı geceye geçiş yaptıracak siyah kalemi hafifçe gözlerime geçtim. Dalgalı saçlarıma hiç dokunmadan ince askılı siyah elbisemi üzerime geçirdim.

Göğüslerim kesinlikle en dikkat çeken yerim. Aynada kendime öpücük atıp şeffaf tek bant topuklu ayakkabıları giyindikten sonra saks mavisi kabanı da giyindim. Çantamı kapatırken odamdan çıkmış alt kata inmiştim. Bana doğru yürüyen Hülya abla'yı göründe durdum.

-"Atahan bey sizi almaya gelmiş bekliyor , Liya hanım."

Atahan'ın ismini duyunca tüylerim ürperdi. Hızlı hızlı atan kalbim yüzünden bu kış gününde yüzüm alev alev yanmaya başlamıştı. Dün akşam ki yakınlaşması aklıma geldikçe içim titriyor.

-"Tamam , iyi akşamlar." diyip evden çıktım. Soğuk hava yüzünden hızlanan adımlarımla farları sönmemiş arabaya yürüdüm. Arka kapıyı açıp otururken yüzünü sıvazlayan Atahan durup bana baktı. Gözleri yüzüm ve göğüslerim arasında gidip geldi. Yanına oturup koltukların el verdiğince en uzağa kaydım.

-"Size de merhaba küçük hanım." Tok sesinde alttan gelen alay ve karizmatik tını vardı.

Elimin altında sıktığım kabanımı serbest bırakıp nefesimi usulca üfledim.

-"İyi akşamlar." dedim yüzüne bakmadan. Araba karanlığa bürünüp yola koyulmuştu.

Atahan'ın tek hamleyle yanıma gelişi camla arasında sıkışıp kalmama neden oldu.

-"Ne yapıyorsunuz ?!" dedim telaşla onu itmeye çalışırken.

Arabayı süren yabancı bir adam varken bana bu şekilde yaklaşması hiç uygun değil !

-"Bana hala kızgınsın." dedi soru sorar gibi.

Yüzlerimiz yakın olunca bir an nasıl düşünüldüğünü unutuverdim. Dil tutulması böyle oluyor demek ki.

-"E-evet." Gözlerimi dolgun dudaklarından zorla çekip başımı sağa çevirdim. Yine de yakınlığındab kurtulamadım. Kurtulmak isteyen kim ?

Parmağı yardımıyla çenemi tutup çekince yüzüm bu defa dümdüz kaldı. Dudaklarını sağ kulağıma yaklaştırdığı anda buram buram etkileyicilik kokan boynuna yüzüm denk geldi. Gözlerim anın ve kokusunun etkisiyle yumulurken burnumu tenine sürtmemek için kendimle büyük savaş içerisindeydim.

-"Çok masumsun." Fısıltıdan ibaret sesi büyük bedeninin altında beni bütünüyle titretti.

Bu adam delirmiş miydi ? Bana bu denli yaklaşması için mantığını bir anda yitirmiş olması gerek.

-"Lütfen çekil." Çekil yoksa bayılırım.

Eğer ki büyülenmek isterseniz , Atahan'ın boynu bunun için yaratılmış.

Çekilince hem hayal kırıklığı hem rahatlama yaşamak tuhaf oldu.

Ama yakınlaşma hareketleri çok yanlıştı. İlk başta öpmesi ve daha sonrası çok fazla yanlış. Ben oyuncak değilim ki gelip gelip oynasın !

Daldığım noktadan gözlerimi çekip kaşlarımı çattım ve Atahan'a baktım.

-"Ben sizin oyuncağınız değilim ! Bir daha bana sakın ama sakın dokunmayın ! Ayrıca size olan kızgınlığım geçemez çünkü siz..siz beni öptünüz!!!"

Sesli dile getirmek daha da utanç verici hale gelirken başka bir kişinin yanında bunu söylemek daha rezil edici idi. Kızarma evresinde önüme döndüm. Endişeden titreyen dizimde elini hissettim. Yakıcı bir ten.

-"Seninle oynadığımı mı düşünüyorsun ?"

Evet dercesine gözlerine bakınca güldü. Gülünce her zaman ki gibi kalbim durucak gibi oldu.

Başını iki yana sallayıp gülümsemesini sildi.

-"Sen çok tehlikeli bir çocuksun. Ama hayır seninle oynamıyorum. "

Tehlikeli kelimesine takılan aklım ona verecek cevabı bulamadı. Zaten yol da bitmişti.

Kapısında bilindik kaslı adamların durduğu bangır bangır lüksüm diye bağıran kulübe sıraya dahil olmadan girdik. Gözlerim durmadan çoğunluğu kırmızı mor ışıkların dolaştığı alanı tararken Atahan'ın elini belimde hissettim. O an mekanda olan ilgim tamamıyla eline gitti. Sahiplenir tutuşu kalabalığa karışmadan yönlendirmek olduğu içindi ama yinede güzel hissettirdi. Onun gibi bir adamın size dokunması dahi çok muazzam geliyor.

Elinden aklımı çekemeden geldiğimiz yere baktım. İki üç basamakla deri koltuğun yuvarlak çevrilerek oluşturduğu alana baktım. Annem ve geniş kalabalık buradaydı. Aramızdaki masaya dikkat ederek ikimizde birbirimizi öpecek kadar yaklaşıp selamlaştık. Diğer beni izleyen insanlara samimi olmasını umduğum gülümsememi gönderdiğim sıra koluma dolanan ele baktım.

-"Talia ?! Seni görmeyi beklemiyordum." Birbirimize sarılıp geri çekildik.

-"Kuzenim ve annemin zoruyla geldim. Seni tesadüfen gördüm iyi ki de gördüm çok sıkılıyordum." Güzelliğiyle parıldayan yüzüne gülümsedim.

-"Bizimle oturmak istersen..?"

Umutsuzca dudağını sarkıttı.

-"Annemi yalnız bırakırsam canıma okur. Sen gel istersen sizin masa fazla kalabalık." dedi gözleriyle arkamı işaret edip.

Atahan'ın etkisinden kurtulmak için güzel olan fikire karşı kalbim yakınında atmanın peşindeydi. Yinede anneme söyleyip Talia'nın oturduğu yere geçtik. Zaten hemen yan tarafıydı.

Annesi , kuzeni ve diğer iki kişiyi geçiştir tavırla tanıştırıp bizi oturttu. Oturduğum yerden Atahan'ı rahatlıkla görebiliyordum. Yanına sonradan gelip yanağını öpen Duru'yu gördüğüm an Talia'nın tüm anlattığı mesele kulaklarımdan uçtu gitti.

•••

Bölüm sonu

5 yorum