Dönen bedenimle birlikte gözlerimi açmış nefes nefese ona bakmıştım. Islanan saçları alnına düşüp oradan yol alan damlalar dudaklarından yere gidiyordu. Gözlerimi dolgun dudaklarına diktiğimde onunda bakışları bana düştü. İki yanımda cansız duran ellerimi göğsünde tuttuktan sonra eğilip dudağıma dudaklarını değdirmesiyle dünyanın durmuş olduğu vakite geldik.
Soluğum ciğerlerimde tıkalı kalırken dudağıma dilini değdirip içine çeker gibi öptü ve bıraktı. Belki üç belki beş saniye sürmüştü ama benim dilim sanki lal olmuştu. Gözlerim bir kaç santim açılmış hareketsiz bedenim uyuşmuş öylece duruyordum. Atahan ise öptükten hemen sonra geri çekildiğinde gözlerini kapatmıştı. Hala aralık kalan dudaklarında kendi dudaklarımın varlığını kabullenemedim. Yarım dakika önce beni öpmüştü ! Yağmur tadını hissetmeme en büyük engeldi. Zaten hissedeceğim süre kadar sürmemişti.
-"Özür dilerim...ben...özür dilerim. Tutamadım kendimi..kahretsin ! " Ellerimi itercesine bıraktığında geri sendeledim. Minik kalbim parça pinçik oluverdi. Uyumadan önce hayallerimi süsleyen adam beni şuan mahvetmişti.
Yerden gözlerimi çekemedim. Yaşadığım hayal kırıklığının haddi hesabı yoktu.
-"Özür dilerim Liya. Lütfen olmamış gibi say. Lütfen."
Önünde hıçkırıklara boğulamayacağım için olabildiğince hızlı eve girip yukarı odama koştum. Kapıyı kilitledim ve duyulmaması gereken ağlamam için kendimi banyoya kapattım.
~
Islak kıyafetlerle uyuya kalmanın sonucu olarak sabah tıkalı bir burun , ağıran boğaz bana geri dönüş yaptı. Ayrıca yüksek ateş.
-"Efendim anne ?" Sabahtan beri akşama kadar otuz defa arayan annemi bıkmadan yeniden cevapladım.
-"İşim şimdi bitti hemen geliyorum bebeğim. Nasılsın ?"
-"On dakika önce aradığındaki gibiyim anne." diyince karşıdan gülme sesi geldi.
Aslında benim için endişeleniyor olması hoşuma gidiyordu.
-"Anneyle dalga geçilmez. Bir şey istiyor musun ?"
-"Hayır anne."
Zorla kapattırıp yatakta yüz üstü döndüm. Dün gece ağlamaktan içim çıkmıştı. Çok üzüldüm. Ciddi anlamda üzüldüm. Bir anda öpüp sonra yaşanmamış sayılmasını istemesi. Refleks miydi benim ilk öpücüğüm ? Tamam öpüşmek denmezdi belki ama ilkti sonuçta !
-"İlaçlarınız ve yemeğiniz." Hülya ablanın sesiyle yatakta dönüp doğruldum. Sabahın erken saatinde eve gelen doktor bir sürü ilaç yazıp gitmişti.
-"Sağol." dedim ve yatak başlığına yaslandım.
Ondan tepsiyi alıp sıcak çorbadan içmeye başladım. Yemeğimin bitmesine yakın geldi. İlaçlarımı da içtikten sonra geri gitmişti. Onu düşünüp işin içinden çıkamayacağım raddeye gelmemek için televizyonu açtım.
Zaten kısa süre sonra annem gelmişti. Ateşin verdiği halsizlik yüzünden uzandığım yerde annem de saçlarımı okşuyordu.
-"Bu mutsuzluğun hastalık yüzünden mi ?" Yutkundum. Kıpırdanıp ne diyeceğimi kararlaştırdım.
-"Kısmen." dedim buruk sesimle. Burnum yine olanlar yüzünden sızlama evresine geçmişti.
-"Bana anlatabilirsin biliyorsun değil mi ?"
Tabi anne . Sizin arkadaşınız olan benden yaşça büyük bir adam beni öptü. Böyle mi söylemeliyim ?
-"Biliyorum ama anlatmak istemiyorum." dedim en sonunda.
-"Hayatında birisi var mı ? "
Yattığım yerde başımı iki yana salladım. Hayatımda değil , kalbime amansızca, ustalıkla girmeye çalışan bir ruh var.
-"Umarım bir çözüm bulursun o zaman bebeğim. Sen sıkma güzel canını. Hiç kimse mutsuzluğunu hak etmez buna emin ol."
Ağır hastalığımın üzerinden geçen bir hafta da kendimi eskisi gibi iyi hissediyordum. Ne kadar iyi olunabilirse o kadar iyi demek istedim. Evimize gelmeyen , karşıma çıkmayan Atahan'ı en az onun beni istemediği kadar bende onu görmek istemiyordum. Gerçekten beni öpmesi onu pişman ettirmiş , fazlasıyla kötü hissetirmiş olmalı ki görmek istemiyor. Madem böyle olacaktı neden öptü ? Yada beni öpmek o denli kötü müydü ?
Tanrım.
Düşünmekten iki üç kilo verdiğime eminim.
-"Liya hanım bu akşam için anneniz yemek hazırlamamızı istemedi. Atahan beylerde yiyecekmişsiniz."
Hülya ablanın verdiği berbat ötesi haberle elimde anlam veremeden karıştırdığım dergiyi yere düşürdüm. Hayır , hayır ! Oraya gidemem , o adamı göremem !!
-"Ben evde yesem ?" dedim yüzümü üzgün şekline sokup.
-"Annenize söylerseniz daha iyi olur Liya hanım."
Annem kabul etmez ki. El mecbur gideceğim. Ama gittiğimde sanki o an yaşanmamış ona yabancıymışım gibi davranacaktım.
Akşam yemeği saati yaklaştığından annemler birazdan burada olurlardı. Telefonumu elime alınca annemin gideceğimizi haber veren mesajı vardı. Ve bir de günlerdir sürekli konuştuğumuz Talia mesaj atmıştı. Ciddi anlamda iyi anlaşıyoruz. Dışarı çıkıp dolaşmak istediğimizde annem tamamen iyileşmeden izin vermemişti. Şimdi iyi olduğum için yarına buluşmayı teklif ediyordu. Direk kabul ettim. Yazarken çoktan odama çıkmıştım.
Dolaptan uydurabildiğim kadarıyla iki parça üst giyindim.
Bir saat önce aldığım duştan sonra kuruyan saçlarımı at kuyruğu yapıp hafif denecek ölçüde makyaj da yaptım. Gayet hoş oldum bence.
Tam çantamı takıp mont seçimi yapıyordum ki annem aradı. Altta olduğunun haberini verdikten sonra son hazırlıklarımı tamamlayıp evden çıktım. Akın abinin daha önce gittiğini yanına binince öğrendim. İkimiz birlikte bir saatlik yoldan sonra Atahan'ın evinin önüne gelmiştik.
Stresten , kaygıdan bu buz gibi havada ter bastı. Ama duygularımı güzel saklıyordum.
-"Hoşgeldiniz !" Kapıyı güler yüzüyle açan Hasibe teyzeyi selamlayıp üstümüzdekileri ona verdik.
Adımlarım geri geri giderken salonda birkaç kişiden oluşan kalabalığa gitti gözüm. Onun ve Akın abinin içinde olduğu ayrıca iki kadın ve iki erkek vardı. Annemin arkasından ürkek adımlarla ilerledim. Tüylerimin bir bir kalkışını hissettim. Ona bakmamak için verdiğim çaba takdir edilen türden. Çünkü bakmadım !
Yapmacık hareketlerinin olduğuna kalıbımı bastığım kadınlarla yanak yanağa değdirip diğer adamlarla tokalaştık. Ve bunları yaparken Atahan'ın bana baktığını kesinlikle biliyorum. Çok utanıyordum. Aşırı çok ! Sonuçta beni öpmüştü.
Ah bu adam çok karizmatik !
Kırmızı etlerin servisinin yanına şarap ikram eden Atahan tam dibime geldiğinde titrememek için nefesimi tuttum. Kokusunu rahatlıkla alacağım mesafede iken ona bakmamaya and içmiş gibi kıpırdamadım. Kızgın ve kırgındım.
Yemek boyunca masada türlü sohbetler dönmüştü. Arada sıkılınca Talia ile mesajlaşıyordum. Genelinde sıkıntıyla iç çekişlerim hakimdi.
Bana işkence gibi gelen süreç bittiğinde koltuklara geçildi. İlk oturanlardan birisi olarak yerleştikten sonra yanıma onun oturmasını hiç ama hiç beklemiyordum. Boş yer kalmadığı içinde başka oturacak kısım yok. İnadıma yapıyor gibi bunun derdi ne ?!!
-"Duru ile ayrılmışsınız dedikoduları yayıldı." Kadınlardan esmer olan cilveli denicek şekilde konuşurken kaşlarımı çattığımı görmesinler diye başımı eğdim.
Atahan bacaklarını iki yana araladığında benim çıplak bacağıma değmişti. Elektrik çarpmış gibi irkilip çekildim ve bacak bacak üstüne attım. Böylece ona daha fazla alan kalmıştı.
-"Evet öyle oldu. Kendisi kabullenemese bile bitti ilişkimiz."
-"İyiydiniz bence. Ama tabi sen daha iyi bilirsin." Nereleri iyiydi anne ?!
Büyük damarlı elini bacağında gezdirirken kesik kesik nefesler verdim. Elinin bana değmesini istemem çok utanç verici ama istiyorum.
-"Böylesi daha iyi." dedi.
-"Artık yeni kısmet buluruz sana." Akın abi gülerek Atahan'ın dizine vurdu.
-"Aman zahmet etme birader. En son bulduğun kadından kurtulmak için neler çektim." Bu sözünün üstüne diğerleri gülerken yerimde gerginlikle kıpırdandım.
Bu tür ortamlarda bulunmaya gerçekten alışamayacağım. Herkes bana fazla duygusuz geliyor. Eski çevremdeki gibi samimiyet sıcaklık yok sanki. Keşke her akşam olduğu gibi Melike teyzelerde oturabilsem. Demlediği çayı oturup içsek. Belki hayatımın büyük kısmı kötüydü ama iyi taraflarıda gerçekten iyiydi.
-"Kızın da pek sessiz Tamay'cım. Sana çekmemiş hiç."
-"Liya sakin birisidir Serap." diye yanıtladı annem.
Aslında sakin sessiz değilimdir. Eylül olsa yanımda çoktan kahkahalara boğulacağımız dedikodularımızı yapardık.
-"Yarın akşam yeni açılan kulübe gidelim mi ? " Bu soruyu diğer adamlardan birisi sormuştu.
Bulunduğum çevrenin insanları evde oturmaya karşı herhalde. Sürekli bir plan yapma peşindeler. Gül gibi evleriniz var oturun işte.
-"Olabilir aslında bende merak ediyorum. Hem Jale onlar da gideceğiz diyordu bizde gidelim. " Annem ve arkadaşları yeniden ilgimi çekmeyen konulara giriş yaptıkları sırada Atahan'ın kimseye çaktırmadığı ama benim hissettiğim bir kaç santimlik hareketle bana yanaştığını fark ettim.
-"Konuşalım mı ?" Kısık sesi bile birinin duyma korkusunu bana yaşatınca gözlerimle etrafı kolaçan ettim.
-"Hayır." dedim yüzüm karşıya dönük dururken. Çok net bir cevaptı benimki. Sesini duymaya can atan kalbimi büyük kararla reddettim. Beni utandırmanın cezasıydı bu.
-"Lütfen. " Sola başını eğerken fazla yaklaşması ilgi çekecek diye düşünüp kenara çekildim. Uzun gür geriye atılmış saçları benim saçlarıma bir kaç saniye değmişti. Çekilmemle uzaklaştık.
Daha fazla bir şey demedim. Onunla konuşmak istemediğimi anlaması zor değil. Hatta nedenini anlaması da zor olmamalı.
-"Sigara içmeye çıkalım mı ? Ben şu ormana yakın tek başıma asla çıkamam o yüzden kalkın gelin."
Annem ve Akın abinin de dahil olduğu grup ön bahçeye giderken Atahan içmeyeceğini söyleyip oturduğu yerden kalkmamıştı. Onlar gözden kaybolduğu sırada karanlıktan ve camın yansımasından nere gittiklerini göremedim. Aynı esnada Atahan koltukta dönüp bir bacağını altına alarak konuşma girişimine girdi.
İlk hamlesi kucağımdaki ellerini sıcak avucuna almak oldu.
•••

