Aradan bir ay geçmişken ben yeni hayatıma henüz alışıyordum. Eylül'le gelince bir defa buluşmuş herşeyi ayrıntısıyla konuşmuştuk. Benim için sevinmişti.
Bu gece ise annemin beni sosyete çevresine tanıtması için verdiği büyük parti vardı. Evin kocaman alt katı boşanmış bir kutlama salonuna çevrilmişti. Heyecanlıydım. Hemde fazlasıyla. Sonuçta herkes benim için gelecekti. Anneme defalarca gerekmediğini istemediğimi söylesem bile bu iş için olan hevesini kıramadım.
Aynada son defa kendimi süzerken evin yardımcısı Hülya abla alta inme zamanımın geldiğini söyledi. Terleyen ellerimi elbiseme sürtüp kapıya doğru ilerlemeye başladım.
Odamdan çıkana kadar düz fön çektirdiğim saçlarımı geriye atıyordum. Henüz kapımı kapatmıştım ki evin içi Schubert - Ave Maria dolmaya başladı. Topukluların üstünde zar zor dik durup ağır ağır koridorda geçtim , daha sonra sağ ve sollu merdivenlerden birini seçip indikten sonra salona döndüğümde tüm gözler üstümdeydi. Nefeslerim sıklaşırken bana iç rahatlatan gülümsemesiyle bakan annemden gözlerimi çekmedim. Ondan başka tutunucak dalımın olmadığı ortamdan tedirgindim.
Girişimde çalan klasik müzik yerini annemle seçtiğimiz Blue Danube isimli vals müziğine bırakırken Akın abi karşıma geçti. Geçen haftadan itibaren aldığım derslerle olması gerekenden daha iyi vals yapıyordum. Herkesin hayran bakışları ardından dönüşlerde köşede içkisini içen Atahan'a bakmaktan geri kalmıyordum. Yaklaşık iki haftadır onu görmemiştim. Annem Duru ile aralarının iyice açıldığını artık eski ilişkilerinin kalmadığını bana anlatınca zorlukla tepkisiz kalmıştım. Gün geçtikçe benden yaşlarca büyük adamın hayranlığına kapılıp gidiyordum.
-"Bende çok memnun oldum." Kaç defa kullandım bu cümleyi ? Ah asla hatırlamıyorum.
Salondaki hemen hemen herkesle yüz yüze tanışmış ortada baygınlık geçirecek dereceye gelmiştim. Özellikle genç erkek kısmı sürekli etrafıma gelip konuşmaya çalıştıkça çığlık atıp kaçasım gelmişti.
Bir kaç saniyelik insanların boşluğundan faydalanıp sağ taraftaki merdivenin oradan geçilen mutfağa gittim. Oradan da arka bahçeye kaçtım. Burada camdan yapılmış kış bahçesi vardı. Kocamandı ve içerisinde o kadar çok büyüklü küçüklü bitki var ki. Annem boş zamanlarını burada değerlendirdiğini anlattığından beri bende geliyordum. Değişik bahçe objelerini kıyıya köşeye yerleştirmesine rağmen çiçekler en büyük yeri kaplamış halde.
Ortada daha uzun gövdeli bitkiler vardı. Kenarındaki yoldan geçip küçük fenerlerle aydınlanmış bahçede en sona yürüdüm. Girişten burası gözükmüyordu. Beyaz demirden işlemeli oturma yerine gittim ve oturdum. Arkama yaslanırken gerçekten huzuru bulduğumu hissettim. Kimseye görünmemiş olmanın verdiği rahatlıkla gülümserken mis gibi kokan çiçek kokularını içime çektim. Camlarla her yan kapalı olsa bile hava oldukça soğuktu.
-"Senin gecende kaçamak demek ?" Girişten gelen kısık ama sert sesle ellerimi oturduğum banka sabitledim. Kimseye görünmedim derken gören kişi Atahan'dı.
Ayakkabı sesleri bir kaç saniye içinde yanımda bitiverdi. Giydiği siyah takım elbisesinde parlayan koyu gözleri karanlığa rağmen ışıl ışıldı. Ceplerine soktuğu ellerini çıkarıp yanıma oturdu. Sertçe yutkundum. Ondan etkilenmemek için direnirken bu denli bana gelmesi hiç iyiye işaret değil.
Derin derin soluklarımdan ve kuş gibi çırpınan yüreğimden dolayı göğsüm hızla inip kalkıyordu. Fark etmemesi olanaksız.
Ellerimi soğuk banktan çekip konuştum.
-"Ben gideyim." dedim ve kalkma refleksimde Atahan'ın eli sayesinde yerimde kaldım.
-"Gelen benim rahatsız olduysan gidebilirim."
Yüzüm yere doğru iken başımı hızla iki yana salladdım.
-"Hayır olmadım."
Sağ bacağını diğerinin üzerine atıp geriye yaslandı. Kolunu geri açınca benim arkama kadar gelmişti.
-"Güzel. Bende olmamıştım."
Sakinleşmeye çabaladıkça beni daha da strese sokması bütün dengemi alt üst ediyordu. Bir yanım ondan olabildiğince kaçmak isterken diğeri kokusu için deliriyordu.
-"Siz neden geldiniz?" diye sordum. Sessizlik onun yanında iken sinir bozucu bir hal almıştı. Sesini duymak beni daha mutlu ediyor.
-"Sen neden geldiysen , bende o sebepten." İyice ateşler basınca ayağa kalktım.
-"Artık gitsem daha iyi olacak." dedikten sonra uzun yeşil bitkilerin arasında gözden kayboldum. Mutfaktan soğuk su alacağım sırada bir tane kız girmişti içeri. Az önce tanıştığım birisiydi ama ismini hiç hatırlamıyorum.
-"Selam !" dedi ve gülümseyip çantasını masaya koydu.
-"Merhaba. " dedim bende onun gibi gülümseyerek.
-"Su içecektim. Yerini söylersen benim için daha kolay olur."
Bardakların olduğu dolaptan iki tane çıkarttım.
-"Yardımcılardan birine söyleseydin getirirlerdi."
-"Kendim yapabildiğim işleri birisine yaptırmayı sevmiyorum. Teşekkür ederim." dedi uzattığım bardağı alırken.
Diğerine dolaptan su döküp güzelce içtim. Dudağımdaki ıslaklığı emerken Atahan kış bahçesinden gelmişti. Gözlerimi vakit kaybetmeden çevirdim.
-"Talia ben bu arada. Tanışmıştık ama söyleyeyim yinede." Atahan uzaklaşınca rahatlayıp tezgaha yaslandım.
-"Karışıklıkta aklımda kalmadı kusura bakma. Bende Liya. Memnun oldum."
-" Daha sık görüşmeliyiz Liya ! Sosyetenin geri kalanındaki kızlardan olmadığını görmek güzel. Kendilerini övmek haricinde ağızlarını açan bir şey kalmadı." diyince güldüm.
-"Onlara benzemeyeceğime eminim." dedim.
Gecenin sonuna kadar Talia ile beraber diğer kızlar hakkında konuşup gülmüştük. Birbirimizden hiç ayrılmadık diyebilirim. O çok güzeldi ve etrafımızdaki çoğu erkek onunla konuşmadan geçmiyordu. Benden bir yaş büyüktü. Benim gibi arkadaşı olmadığından şans eseri birbirimizi bulmak güzel hissettirdi. Yoksa bu gece bitene kadar ölebilirim.
Gitmeden numaralarımızı kaydetmiş güzelce vedalaşmıştık.
-"Saat geç oldu burda kal sende gitme bir daha o kadar yol."
Titrek nefeslerim Atahan'ın Akın abiye vereceği cevabı beklerken merdiven basamağına ayağımı yavaşça attım.
-"İyi olur. Araba süremeyecek kadar içki içtim." Tanrım ! Onunla aynı çatı altında uyuyacağım !!
Bir solukta odama ulaşıp yüzümdeki gülümsemeyle kapıya yaslandım. Kalbim göğüs kafesimden çıkacak derecede atışa geçmişti. Bacaklarım karıncalanıyor ellerim titriyordu. İstemediğim duygular ağır ağır ruhuma işlemeye başlamıştı.
-"Liya ? Tatlım ?" Sırtımı yasladığım kapı tıklanınca geri çekilip araladım.
-"Anne ? Bir şey mi oldu ?"
-"Üzerimizi değiştikten sonra alt kata televizyon odasına ineriz. Gelmek istersen oraya gel. Ama uykun varsa uyuyabilirsin."
Atahan'ı daha fazla görmeyi kaçıramazdım tabiki !
-"Yok uykum...şey gelirim yani." dedim ve gidince kapıyı kapattım.
Hızlıca makyajımı temizleyip saçlarımı topladım. Çırılçıplak kalıncaya dek soyunduktan sonra ferah kokusu olan vücut spreyini sıkıp yeni bir iç çamaşır takımı giyindim.
Yaklaşık on dakika pijama seçimi yapmakla meşguldüm. En sonunda saten takıma karar verip çabucak giyindim.
Üstü kapalıydı ama şortunun biraz kısa olması gözüme takıldı. Bir kaç akşam daha annemle böyle kısa giydiğimiz için sorun etmedim. Dişlerimi de fırçalayıp merdivenlerden inmeye başladım. Çıplak ayaklarım soğuk merdivenlere değdikçe içimdeki ateş daha da harlanıyordu. Salonu temizleyen insanlar hiç bana bakmadan işlerine odaklanmışlardı. Merdiveni dönüp alt kata indim. Televizyon sesi gelen odaya girdiğimde büyük gri l koltuğa Atahan yarı uzanmış şekilde televizyon izliyordu. Sırtını dayamış uzun bacaklarını uzatmıştı. Üzerinde neden hala gömlek ve pantolon olduğunu sorgularken başını bana çevirdi.
-"Daha ne kadar beni seyredeceksin ?"
O söylediğiyle yerin dibinin dibine gitmek istedim.
-"Ne ? Hayır izlemiyordum. Dalmışım." En kötü yalan.
Koltuğun ucuna yerleşip sağ tarafına koyulan beyaz sehpaya dirseğimi yasladım. Yumuşak koltuğa yerleştiğimde bacaklarımın ve ayaklarımın ağırdığını yeni yeni hissettim.
-"Ee ne izliyoruz ?" Annem içeri gelip yanıma otururken elini dizime koymuştu. Ardından giren Akın abide onun olduğu tarafa gitti.
-"Ne zamandır izlemek istediğim film vardı açıyorum şimdi." Akın abi televizyon ünitesine ilerlerken annemden fırsat bulduğum kadarıyla alttan alttan ona doğru baktım. Kocaman bir adamdı. Gözümde git gide büyüyordu. Ona baktıkça sanki büyülü bir şey görüyormuş gibi oluyorum. Hem heybetli hemde aşırı derecede ilgi odağı.
İki saatlik film boyunca televizyona tamamen boş bakmıştım. Atahan'ı düşünmemeye çalışırken bile onu düşünüyordum.
Sıfır uyku ile yatmak için kalktık.
-"Ben biraz bahçede oturacağım." dedim anneme hitaben.
-"Hava çok soğuk tatlım emin misin ?" diyince başımı sallayıp eski düzenine kavuşmuş salondan bahçeye çıktım. Gerçekten dondurucu bir soğuk vardı. Benimde böyle kendine getirtecek havaya ihtiyacım olduğundan içeri girmedim. Sürgülü kapıdan geçip çimlere ayak bastım. Çıplak ayaklarımı hesaba katmadığım için soğuk önce ayaklarımdan sardı beni. Rüzgarla beraber yüzüme vuran yağmur damlalarına gülümserken bir kaç adımla tamamen evin çatısının altından çıkmış yağmurla buluşmuştum. Sanki hissetmiş gibi gökyüzünün daha sert gönderdiği yağmur damlaları her yanıma işliyordu. Gözlerimi kapatıp yüzümü yukarı çevirdim. Gelen gök gürültüsüyle korkudan sıçrayınca halime güldüm.
Ellerimi iki yana açarken o kadar çok ıslanıyordum ki bu daha da rahatlatmıştı. Tam o anda ferahlayan yüreğimi yangına sürükleyen kollar bedenime dolandı.
•••
