İçeriğe geç

EFSUNLU AŞK

Bölüm 37 · 8 dk okuma

EFSUNLU AŞK

Bölüm 37

37

Şirkette sıkıldığım anlarda aklıma gelen mükemmel bir fikirle anneme haber verip eve uçmuştum. Yani Atahan'ın evine. Belki çok iyi bir yemek yeteneğim yoktu ama Hasibe teyzenin yardımlarıyla eminim üstesinden gelip ikimiz için sürpriz akşam yemeği hazırlayabilirim !

-"Kızım bak öyle değil böyle."

Bilmem kaçıncı defa gösterdiği doğrama şeklini yine yapamayışımdan dolayı pes edip Hasibe teyzeye bıraktım.

-"Yapamıyorum işte !"

Ada tezgaha oturup ofladım. Bana başını iki yana salladıktan sonra bıraktığım işi yapmaya döndü.

-"Bir kaç pratikle yaparsın kızım."

-"Neyi yapamıyorsun yengecim ?" Merdivenlerden inen Serhan'ı görünce asılmış yüzümü toparladım. Az önce kapı çalmıştı ve gelen demek ki Serhan'dı

-"Atahan'a yemek hazırlamaya çalışıyorum ama pek başarılı olduğum söylenemez." dedim düşmüş omuzlarımı silkip.

-"E Hasibe sultan hazırlasın işte. Hem bende karnım acıktığı için geldim doyurmaya."

-"Hayır ben kendi ellerimle yapmak istiyorum." dedim ve tabureden kalktım.

-"Sen dediklerimi yap bende Serhan'a yemek koyayım." Hasibe teyze beni yemeklerimle baş başa bırakıp dolaba gitti.

Yapabilirsin Liya.

Alt tarafı yemek.

Hasibe teyzenin yeğeni üste temizliğe geri dönmüş , Serhan da Hasibe teyzeyle verdiği yemekleri konuşuyordu.

Akşam saatleri geldiğinde masayı Serhan'la birlikte kurduk. O yemeğe kalmayacağını söylemişti ama ufak tefek işler için bana yardım ederken mutlu oluyordu.

-"Gel seninkini arayalım."

Yemekleri masaya koymadan birlikte mutfağa inip oturmuştuk. Hasibe teyze de odasına çekilince ikimiz baş başa kaldık.

-"Burada olduğumu söyleme ama." diye uyardım.

Gözlerini kırpıp onayladığı sırada aramayı hoparlöre verdi. İkinci çalışta Atahan açtı.

-"Dostum , ne yapıyorsun ?" dedi Serhan telefonu masaya bırakırken.

-"Şimdi bürodan çıktım işim var ve sinirliyim Serhan." Sesi ciddi anlamda gergin geldi.

Konuşmanın gidişatı sanki içime doğmuş gibi ümitsizliğe kapıldım. İşi vardı. Ya eve gelmezse ?

-"Ha bu şey fazla konuşma demek oluyor. Ne işin var hayırdır ?"

Yutkunup gelecek cevabı sabırsızlıkla bekledim.

-"Yorgunum zaten Asu da otuz kere aradı. Tutturdu son kez konuşalım diye delirtti beni yanına gidiyorum."

Hayır işte bunu dememeliydin Atahan.

Acıyla gözlerimi yumdum. Başımın gerçekten döndüğünü o anda hissettim.

-"Ne ? Ama akşam yemeği-"

Serhan'ın kolunu hızlıca tutup sıkınca sustu. Yaşlarla dolmuş gözlerimi gözlerine diktim ve başımı olumsuzca salladım.

-"Onunla yerim herhalde ne oldu ki birlikte mi yiyelim diyecektin ?"

Çok güzel.

Baya güzel oldu bu.

İçime cuk diye oturttu o öküzü.

Ve sadece yanıma kâr kalan sıkışan göğsümle masadan destek alarak kalktım.

-"Yok..ben..şey...neyse abi tamam hadi görüşürüz."

Görüşme kesildiğinde merdivenleri çıkıyordum.

-"Liya ! Dur bak biliyorum çok üzüldün ama onunla konuş vardır bir gerekçesi. "

Kolumu çeken elini ittikten sonra üstte dolaptan ceketimle çantamı aldım. Elimin tersiyle süzülen yaşı silip yere baktım. Titreyen dudaklarımı zar zor açtım.

-"Biz o kadın yüzünden bir sorun yaşadık zaten Serhan ! Şimdi kalkıp ona...gitmesi...kahretsin ya !" Hızla açtığım dış kapıdan çıkarken arkamdan geliyordu. Hıçkırıklarımın dizildiği boğazım bana hiç kolaylık sağlamıyordu.

-"Güzelim bir dinle öyle yargıla boşuna gitmez Asu'yla konuşmaya."

-"Onu savunma Serhan sende yaptığının farkındasın. Neyse yardımların için sağol görüşürüz sonra."

Arkamdan seslenmesini umursamadan kendimi olabildiğince hızlı odama attım. Yemek masasında diye tahmin ettiğim anneme bile görünmeden yukarı çıkmıştım.

-"Liya ? Tatlım bir şey mi oldu ?"

Saç diplerime daldırdığım ellerimi çekip derin derin nefesler verdim. Şuan o kadınla yan yana olduğunu düşünmek dahi nefes alış verişimi zorluyor .

-"H-hayır."

Nasıl gidebilir ya nasıl ?! Beni onca herkesten kıskanırken kendisi nasıl o kadınla buluşur ?!

Odama annem girince yanaklarımı silip ona baktım. Hemen yanıma geldi ve sıkıca sarıldı. Zaten sarılmasıyla ağlamam bir olmuştu.

Uzun bir süre omzunda ağlayarak içimi döktüm. O süre zarfında hiç bir şey sormayıp yalnızca saçımı okşadı.

-"Anlatmak ister misin ?"

İç çekişlerimi normale indirgediğimde Atahan'ın Asu'yla buluşmaya gittiğini anlattım. Ona oldukça kızmıştı ama Serhan gibi bir açıklaması olacağını belirtti.

-"Buraya gelirse evde olmadığımı söyle olur mu ? Onunla konuşmak istemiyorum. Arkadaşıma falan gittiğimi söyle anne lütfen." dedim odadan çıkmadan önce.

-"Konuşmadan sorunları çözemezsiniz." dedi.

-"Şimdi değil. Şimdi değil anne." Yatağın ucuna oturup yüzümü sıvazladım. Telefonum uzun zamandır çantamda çalıyordu.

En son sesine dayanamayınca bir köşeye attığım çantadan aldım. Atahan onlarca kez arayıp mesaj atmıştı.

Lanet adam.

Tabiki de onunla konuşmayacağım.

••

-"Liya ? Bebeğim uyan."

Omzum dürtüldükce homurdandım. En sonuna dayanamayıp uyanınca başımda bekleyen annemle göz göze geldim. Esneyip sırt üstü döndüm.

-"Atahan geldi. Daha onu tutamıyoruz en sevdiğim antika vazomu duvara fırlattı ! Onu boğmadan in aşağıya ve konuş."

Of.

Ama konuşmak istemiyorum ki !

-"Anne daha değil.."

İsmini duyduğum anda uykum açılınca yataktan çıktım. Dün gece ıslak yattığım saçlarım kuruyup omuzlarıma dalgalar halinde dökülmüştü.

Atahan en son o gece baya aramıştı. Sabahında gelmiş ve burada olmadığım yanıtını alınca gitmişti tabii. Fakat bugün yeniden geldi demek.

-"Bak sende haklısın ama bu şekilde olmaz. Kısaca kaçarak olm-"

Kapı pat diye açılınca annemin sözü yarıda kesildi.

-"Burada olduğunu daha önce tahmin etmeliydim. Tamay çık dışarı ve gelme."

Gözlerinden biraz uğraşsa ateş çıkaracak kadar öfkeli bakıyordu. Annem tek kelime etmeden odadan çıkıp kapıyı kapattı.

-"Ya sen...senin derdin ne ?! Ben sana daha kaç defa gel benimle konuş diyeceğim ?! Aptal mısın kızım aklın almıyor mu ?! Ne bu böyle aramalarıma bakmamalar her fırsatta kaçmalar falan ?!"

Git gide ses tonu yükseldikçe irkilip duvara yaklaşmıştım. Çeneme doğru süzülmüş yaşı silmeye korkarken önüme gelip bileğimi tuttu.

Kırıldığım kızdığım bir konuda gidip onunla mı konuşacaktım ? Bir de konu Asu olunca.

Acıdan zonklamaya başlayan kolumu umursamadan başımı dikleştirdim ve sinirden kararmış gözlerine baktım.

-"Sorun benim gelip seninle konuşmamış olmam mı ? Yani senin o kadının yanına gitmen değil öyle mi ?! İstediğin kadar bağır çağır ama beni o yaptığın şey kadar kıramazsın Atahan ! Eğer ben bu yaptığını yapsaydım sen gelir miydin ?!" diye aynı onun gibi bağırdım. Tek farkımız benim gözlerimden süzülen yaşlarla titreyen sesimdi.

-"Bir anda gerçekleşen bir olaydı Liya ! Haber vermek için zaten seni aradım bakmadın ! Sen benim hayatımdasın , bu herşeyi değiştiriyor Liya. Sen farkında değilsin ama ben birisine değer verirken diğer kadınlar umrumda olmaz. O akşam onunla konuşmaya gitme nedenim sürekli aramalarından sıkıldığım içindi başka hiç bir nedeni yoktu !"

Bileğimi elinden kurtarıp göğsüne güçsüz yumruğumu vurdum.

-"Senin için yemek hazırlamıştım. Birlikte yeriz güzel bir akşam geçiririz diye. Sen...sen o kadının yanına gittin !" Dudaklarımdan firar eden hıçkırık yüzünden başımı diğer tarafa çevirdim. Karşısında ağlamayı sevmiyorum.

-"Liya bana söylemedin nerden bilebilirdim tanrı aşkına ?!! Hala anlamıyor musun sanki seni değilde bile bile onu tercih etmişim gibi saçmalama ! " diye bağırıp tuttuğu kollarımla sırtımı duvara yasladı.

-"Her ne olursa olsun gitmemeliydin ! Beni suçlayıp durma sen onun yanına gittin !"

Sert nefesi yüzüme çarptıktan sonra arkasını döndü. Eli alnında hızlı hızlı soluk alıp verirken kapıya doğru bir kaç adım daha attı.

-"Sen biraz düşün Liya. Hatta iyice bir düşün o zaman konuşuruz. Beni tanıdığında daha iyi anlamış olacaksın."

'

İşte onlar son sözleri olmuştu. Benim ağlamaklı geçen üç günüme eklenen bir hafta daha.

Bir iki kere Akın abinin onunla telefonda konuştuğunu duysam da ne bize gelmişti ne de benimle konuşmuştu. İkimizinde belki bir parça hatalı olduğu konuda uzlaşamamamızın sonucu bu şekilde ayrı kalmaktı. Annem haklıydı. Konuşmadan bir yere gelemedik.

-"Bu nasıl oldu sence ?"

Perdenin ardından yükseltici basamağa çıkan anneme baktım. Yorgun gözlerimi her kırpışımda biraz daha sızlıyorlardı.

Annemi beyazlar içinde en mükemmel haliyle görünce günlerdir gülümsemeyen yüzümde tebessüm oluştu. Çok güzel olmuştu. Akın abinin anneme yıl dönümü hediyedi nikah tazelemeleri oldu. Annemi baya heyecanlandıran hediyeden dolayı yaklaşık üç saattir gelinlik deniyor. Her ne kadar sade olmak istese de şuan üzerindeki ona çok yakıştı.

-"Çok güzel oldun annem. Kesinlikle bu olmalı." dedim koltuktan kalkarken.

-"Oldu mu gerçekten? Biraz fazla sanki ne dersiniz ?"

Sabah kahvaltıya gelen Eylül'ü de yanımıza alınca onunda yorumlarını annem önemsiyor.

-"Tamay teyze gördüğüm en güzel gelinsin !!"

Annem yüzüne kocaman yayılan gülümsemesi ile birlikte platformdan inip ikimize sıkıca sarıldı.

-"Siz bir tanemsiniz benim. Size güveniyorum ve bunu alıyoruz !"

Genç bir kız edasıyla sevinçle ellerini çırpıp kabine geri döndü.

-"Annen için mutlu olmayı dene. Ve bu kadar üzülme siz Atahan'la ne olursa olsun asla ayrılmazsınız. Küçük bir ara verdiniz diyelim. O da ara sayılmaz. Yalnızca kırgınlıklardan ötürü."

Çantamı koluma asıp olduğum yerde sallandım.

-"Bilmiyorum Eylül. Onu çok özledim. Sesini , yüzünü , kokusunu herşeyini. O kadar özledim ki. Ama gidemiyorum da. Bu çok zor. Bu kadar yakın olup aslında uzak olmak. "

Ağlayacağımı anlayınca elimle burnumu sıkıp arkamı döndüm. Çıkışa ilerlerken arkamdan geliyordu. Lüks butiğin kapısında bir kaç kez temiz havayı soluyunca ağlama hissim kayboldu.

-"Yarına eminim el ele olacaksınız." Omzumun üstüne çenesini koyup yanağımı öptü.

İçimden inşallah diye geçirmeyi unutmadım.

Kapıda beklerken şoför arka kapıyı açtı. Annemde bir kaç dakika içinde arkasından gelinlik kutusunu taşıyan görevliyle beraber geldi. Yola devam ederken gözümün önüne hep Atahan'ın yüzü geliyordu. Ondan sonra günlerdir olduğu gibi yüzüğümü izliyordum. Eylül'ün çığlık atarak gördüğü yüzüğüm.

-"Bugün son hazırlık günü kızlar. Liya hanım elbise istememekte kararlı olsa da bugün son şansınız ikinizde en abartılısından bir şey beğenin. Yoksa sizi içeriye aldırtmam. Bizim ailemizi temsil edeceksiniz harika olmalısınız." dedi annem ve şoföre bir mağaza ismi söyledi.

-"Gözüm sürekli yüzüğüne kayıyor umarım nazar değdirmem. Yoksa ortadan çatlayacak." dedi Eylül şakadan imrenmeyle.

Annem ona sesli gülerken ben hafif tebessüm ettim.

-"Yüzükten daha çok istediğim şeyler var şuanda. " dedim kısık tonda.

-"Şu asık yüzünü gördükçe geriliyorum gerçekten Liya. Ya annene inan sen. Atahan da istiyor yanına gelmeyi ama çok inattır o." dedi annem karşımdaki koltuktan.

Omuzlarımı silkip dudağımı büktüm.

-"Bilmiyorum."

-"Bir şey diyim mi ? Atahan hayatında asla bir kıza yüzük takmadı. Kendi kızım diye demiyorum ama nasıl büyülediyse artık." diyip yanında oturan Eylül'ün dizine vurdu.

Bu söyledikleri kalbimi hızlı hızlı çarptırıyordu. Bende biliyorum değerli olduğunu.

-"Onlarında düğününü görsem gözlerim açık gitmeyecek Tamay teyze."

-"Ona daha var Eylül karıştırma düğünü."

Bütün yol ikisinin konuşmalarıyla geçmiş sonunda gelmiştik.

Anneme hep sade elbise giymek istediğimi söylesem de bu mağazadan içeri girerken aklımda yarın Atahan'a güzel görünmek fikri yer aldı.

•••

Bölüm sonu

3 yorum