Aradan geçen iki aydan sonra baharın gelişiyle etraf daha bir ısınmıştı. Ben bir süredir rutinim dışına çıktım. Artık kahvaltılardan sonra siteye ait olan spor salonuna oradan da annemin bana öğrettiği ufak tefek işleri yapmak için şirkete yanına gidiyordum. Şirkete hergün gitmesem de genelde gidiyorum.
Atahan'la herşey aynı. Ama artık o evinde ilk kaldığımızda ki yakınlığımız hiç tekrarlanmadı. Bana karşı sürekli temkinli yaklaşıp ufak öpücüklerle geçiştirdi. Ve onunla daha hiç kalmadım.
Annemle ikisi ise bir süre sonra ister istemez konuşmaya başlamışlardı. Akın abi üstü kapalı söylemişti ikisinin konuşup anlaştığını.
-"Annecim ? Dalgınsın ?"
Güneşin yansımalarıyla parlayan havuza dalmış gözlerimi omzuma dokunan elle çektim. İrkilip başımı çevirdiğim yerde annem duruyordu. Omuzlarıma sardığım örtüyü iyice bana dolayıp yanıma oturdu.
Haftasonu kahvaltısının ardından serin bahçede bir kenara oturmuş kuş cıvıltılarını dinliyordum. Aklımsa Atahan'da idi. Her haftasonu gelen insan bir kaç haftadır kahvaltılara gelmez olmuştu.
Niye olduğunu içimde elbette sorguluyorum fakat elde tutulur bir şey olmayınca ona da soramıyorum. Ne denir ki ? Niye mesafe koydun falan mı ? Sana öyle geliyor dese ne diyeceğim ?
-"Liya ? Bebeğim sana söylüyorum iyi misin ?"
Başımı dalgınlıktan sıyrılmak için hafifçe iki yana salladım.
-"İyiyim , pardon dalmışım." dedim kuru ve ifadesiz ses tonuyla.
Yüzümü incelediğinin farkında olunca başımı eğdim.
-"Neyin var senin anlat bana. Yoksa gidip Atahan'dan hesap soracağım !"
İsmini duyunca tüylerim ürperirken aynı anda bedenim gerginlikle kasıldı.
-"Hayır ! Hayır yani onunla ilgili değil. Havamda değilim yalnızca o kadar , biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var."
Şu son bir haftadır yorucu düşüncelerim nedeniyle doğru düzgün uyuyamıyordum bile. Buraya geldiğinde yada beni evden alıp yemek yediğimizde birbirimize normaldik. Sadece eksik olan son haftalarda ki ilgisizlik , uzak duruşu..
-"Pekala o halde yalnız kalmanı sağlayacak olan annene şimdiden teşekkür etmeni isterim." Omuzlarımı sıvazlayıp avucundaki telefonunu açarken ayağa kalktı. İçeri girmeden önce göz kırpmış daha da meraklanmama neden olmuştu.
İlerleyen dakikalarda oradan kalkıp bende eve girdim. Annemin bana doğru geldiğini görünce bahçe kapısını kapayıp omuzlarımdaki örtüyü koltuğa attım.
-"Bir kaç günlüğüne , daha doğrusu istediğin kadar kalabileceğin bir yer ayarladım. Seveceğinden eminim bu bahar akşamlarında rahatlatıcı olur. Sen koş küçük bir bavul ayarla sonra kapıda seni bekleyen arabaya bin !" Popoma küçük eliyle vurup itikledi.
Bir şey sormama ihmal vermeden beni odama gönderince dediğini yapıp küçük boy bavula ihtiyacım olacak eşyaları sıkıştırdım. Kol çantama da ufak tefek malzemeleri ve şarj aletimi koyduktan sonra mevsimlik kot ceketimi üstüme geçirdim. Alt kata inip anneme bakacaktım ama açık dış kapıdan dışarıda olduğunu gördüm. İnce topuklusunun etrafında dönüp bana bakış attı.
Şoför bavulumu alırken sıkı sıkı sarıldık.
-"Öncelikle bu durgun halinden rahatsız olduğum için bunu yapıyorum. Bana anlatmak istemediğin belli ve dediğin gibi yalnız kalıp kafa dinlemeni gerektiren bir şey olmuş. Düzelene kadar arkadaşımın dairesinde kal. Atahan'a nerede olduğunu söylemeyeceğim. Çünkü onunla ilgili olduğunu içimden bir his bana fısıldıyor."
Gerçekten bir insanın iyi ki annem var diyeceği en güzel nokta bence. Anlatmadan derdimi anlayabiliyor. En önemlisi umursamaz olmadan bana çare bulmaya çalışıyor.
-"Teşekkür ederim." diye fısıldadım kulağına.
Sırtımı sıvazlayıp geri çekildi.
-"Biraz özleşirsiniz ama dayanırsın. Aklınızı karıştıran neyse verdiğiniz zaman onu düzeltir diye umuyorum. Atla hadi !" dedi gülümseyip.
Arabaya bindikten sonra oturduğum yerde ona el salladım. Bir dakika geçmeden kapı kapanmış arabanın motoru çalışmıştı.
•
Geldiğim yer , şehire en yüksekten bakan lüks bir apartmanın en üst katı. O kadar harika ki !
Dairenin bir cephesini saran balkona ılık rüzgarın estiği saatler paha biçilmez. Tam o anda elime çayımı alıp dışarısını izliyordum. Şimdi ise şehrin ışıl ışıl görüntüsü sağ ve arka tarafımda dururken oturduğum koltukta biraz daha yayıldım.
Bu dairede tek oda vardı. Onda da yatak odasıyla küçük bir duşu olan banyo. Geri kalan amerikan tarzı mutfakla oturma odası birleşikti.
Zaten evin en önemli kısmı geniş balkonu.
Ama benim için tek mühim konu üç gündür görmediğim Atahan. Hergün telefonla konuşup kavga ediyorduk. Bana her defasında nerde olduğumu soruyor bende söylemeyince bağırıp kapatıyordu.
Tek istediğim biraz olsun düzelmesi. Onu ilk tanıdığımdaki gibi olması. Şimdilerde çok sinirli.
Gözüm yine telefonuma kaydı. Bugün akşam olmuş Atahan'dan ses çıkmamıştı. Dayanamayınca rehberden adına tıklayıp kulağıma getirdim.
İkinci çalışta açıldı.
-"Ne var ?"
Ses tonuyla, konuşma şekline kaşlarımı çattım. Biliyorum sinirli olduğu için böyle konuşuyor.
-"Özledim." dedim onun aksine yumuşak ve kırılgan tonda.
Nefesini üfleyişi buraya kadar ulaştı. Uzun saniyeler sessiz kaldı. Evde miydi acaba hiç ses yok.
-"Böyle mi özledin ? Benden kaçarak mı ?! "
Aynı yere dönmemizle gözlerimi sıkı sıkı yumdum.
-"Senden kaçmadım. Sadece...bak çok farklıydın. Hala farklısın Atahan. Ben..ben buna üzülüyordum. Aklım çok karışıktı. Annem de biraz düzelmem , kafamı toparlayabilmem için gönderdi. Yani bir şeyden kaçtığım yok. Senin uzaklaşmanı hazmedebileyim diye , senden uzaklaştım."
Uzun soluklu itirafım dilimden bir bir istemsizce döküldü. Daha fazla içimde tutamazdım. Burada yalnız başıma artık düşüne düşüne kafayı yiyeceğim.
-"Konum at geliyorum." Ve dıt.
Kapattı.
Elimde telefon kaşlarım havada öylece kaldım. Ama aptallık etmeden ona bir an önce kavuşup sarılmak için konum attım. Gerekli bilgileri yazıp telefonu koltuğun ucuna fırlattım. Dudaklarımı kemire kemire bir oraya bir buraya dolaşırken titremekten düşecektim.
Çok heyecanlıyım !
Sanki ilk kez göreceğim o derece.
Bingo !
Kapı sesi.
Koşarak gittiğim kapıya doğru iki kez takılıp düşme tehlikesi atlattıktan sonra karşımda tüm cazibesiyle Atahan vardı. Yüzünü sonra incelemeye bırakıp boynuna atladım. Belime dolanan kolları beni havaya kaldırırken bacaklarımı aynı anda ona sarıp kokusunu soludum.
Çok özlemişim.
-"Beni nasıl kendinden mahrum bırakırsın ?" Boğuk sesi boynumda kaybolurken ayağıyla kapıyı kapamıştı.
-"Çok özledim çok çok. " dedim dolan gözlerime lanet okuyup. Yüzümü kaldırmadan eşsiz kokulu boynuna bastırdım. Ardından dudaklarımı değdirdim.
-"Bende çok."
Koltuğa oturmasıyla kucağında daha rahat pozisyonda kaldım. Dakikalar geçmişti ancak biz ne konuşmuş ne de hareket etmiştik. İkimizde sanki özlem gidermek istercesine suskunluğa bürünmüştük.
-"Nasıl olur da benden bu kadar ayrı kalabilirsin ? Amacın beni deliye çevirmekse başardın ."
Ciddi sesi duyulunca konuya giriş yapmış bulunduk. Aklımı daha rahat toplayacağım yere, yani koltuğa kaydım.
-"Senin yüzünden." diye kendimi savunmaya çalıştım.
-"Benim yüzümden mi ?" dedi şaşırarak.
Başımı kaldırıp parlak kahvelerine baktım.
-"Evet ! Çok değiştin farkında değil misin ? Ya da bilmiyorum bana değişmiş olabilirsin."
Kaşlarını her zamanki gibi çattı.
-"Yoğun olamaz mıyım Liya ? Liseli aşıklar gibi etrafında pervane olacak kadar boş bir insan değilim. Yüzlerce insanla uğraşıyorum , çalıştırıyorum, bir dünya derdim var."
Gözlerimi bir sürü değdirecek yer bulamadan etrafta gezdirdim. Kanatacak kadar ısırdığım dudağımı serbest bıraktım ve derin bir nefes aldım.
Liseli aşık ?
-"Yoğun olman duygularını mı değiştirdi? Pardon şimdiye kadar işsiz miydin ? Ben kafamdan uydurmuyorum Atahan. İşle , yoğunlukla falan alakalı değil bu. Sen hep bana demiyor muydun bana her zaman müsait olduğunu ?! Ama sen bana karşı tuhaflaştın. "
Konuşurken tuttuğum nefesimi ayağa kalktığımda yavaşça verdim. Uzun camların önüne geçerken kollarımı göğsümde bağlayıp karanlık gökyüzüne baktım.
Sonuna kadar haklı olduğum konusunda kendimi teselli ederken sırtım göğsüyle aniden birleşti. Yansıma yapan camdan onu izledim. Boy farkımız yüzünden boynunu eğip omzumu öptü.
-"Özür dilerim haklısın. Hem işlerim hem de aklım karışıktı sana yansıttım." dedi dudaklarını omzumdan çekmeden. Kollarının arasında ona dönerken cama yaslandırdı.
-"Kötü bir şey mi oldu ?" diye sordum bu defa sakince.
Gözlerini dışarıya dikti. Sonra başını iki yana salladı.
-"Hayır ufaklık olmadı."
-"Söyle !" diye diretirken kıpırdandım.
Çalan telefonuma oflayıp gittim ve aldım. Annem arıyordu.
-"Efendim anne ?" diyerek açtım.
-"Tatlım kapıdayım açar mısın ?"
Gözlerimi büyütüp kapıya yürüdüm. Telefon kulağımdayken açınca gerçekten karşımdaydı. Kapayıp gülümsemeye çalıştım. Arkasında beliren Akın abi de cabasıydı.
O kadar akşam durdunuz durdunuz Atahan gelince mi geldiniz ?!
-"H-hoşgeldiniz.."
Annem ve Akın abi yanaklarımdan öpüp içeri girdiklerinde ben kapıyı kapatmıştım ki durdular. Atahan'ı görmüşlerdi.
-"Sende mi buradaydın dostum ?"
Akın abiyle erkeklere özgü el sıkışma selamlaşmasını yaptılar.
-"Az önce geldim."
Annem soru sorarcasına gözlerimizi buluşturdu. Sorularından kaçmak için dudak büküp koltuğa oturdum.
-"Bizde canın sıkılıyordur diye gelelim dedik ama misafirin olduğunu bilmiyordum. " dedi annem bir kenara otururken.
Atahan camın önünden çekilip yanıma yerleşti.
-"Ben misafir değilim ayrıca eğer engin fikirlerinle benden uzaklaştırmasaydın sıkılmış olmazdı."
Yeniden bir tartışma havasını sezdiğim an konu uzamadan elimi Atahan'ın bacağına koydum.
-"Lütfen tartışmaya başlamayın. Sizin aranız çok iyiyken benim yüzümden sürekli gerginsiniz , hep tartışma içine giriyorsunuz ve ben kendimi çok suçlu hissediyorum."
Annem konuşacağı sırada elimle susturup devam ettim.
-"Geldiğim günden beri..daha doğrusu Atahan'la birlikte olduğumuzdan itibaren siz arkadaşlığınızı bozuyorsunuz."
Yutkunup söyleyeceğim son cümleleri kafamda toparlayıp ikisine tek tek baktım.
-"Eğer böyle devam edip aranızın daha da kötüleşmesine yol açarsanız ben kendimi daha kötü hissedeceğim. Evime geri dönerim. Ciddiyim bunu yaparım. Bakma öyle Atahan ! Ne hale geldiğinize bak. Bunların olması benim suçum. Annem beni korumak istiyor , sen benim için annemle tartışıyorsun. Bir an önce düzelin." dedim ve koltuktan kalkıp mutfak bölümüne geçtim. Sessizliğin hakim olduğu ortamda Akın abi elindeki karton çantayla yanıma gelip tezgaha koydu.
-"Söylediklerinin her kelimesine katılıyorum. Eve dönme kısmı hariç."
Arkam onlara dönükken Akın abiye çaktırmadan gülümseyip blöf diye fısıldadım. Kıkırdayıp çantadan şarap şişesi çıkarttı.
-"İşte benim kızım." dedi gülmeye devam edip.
Birlikte kadehlere şarap dökmüş onların yanına geri dönmüştük. İkisi hala ceza almış uslu çocuk edasıyla oturuyordu. Atahan'ın asık yüzüne dayanamadan yanına otururken yanağını usulca öptüm.
Akın abi anneme şarap kadehini vermeden onu balkona çıkarttı. Sanırım sigara içeceklerdi. Başımı sağa çevirip baktığımda cam korkuluklara yaslanmış anneme sarılmıştı. Onlara gülümserken asık suratlı Atahan'a yanaştım.
-"İyi alıştın bırakıp gitmelere." dedi üzgün üzgün. Bilerek numaradan üzgünmüş gibi yaparsınız ya o da şuan öyleydi ve aşırı aşırı tatlı ! Dudağı kıvrılırken kendini kastı ve başını diğer tarafa çevirdi.
Bu haline sırıtıp parmaklarımı çenesine dokundurdum. Yüzünü bana çevirdikten sonra dudağımı dudağıyla yanağının birleşim noktasına bastırdım.
-"Ben senden gidemem ki sevgilim asma yüzünü." dedim ve ilk defa utanmadan çekinmeden sevgi sözcüğü kullanmış oldum.
•••
