Akşamında kaldığım evde Eylül'ün yatağında güne başlarken elimi telefona attım. Atahan'ın sabahın çok erken saatinde attığı mesajı görünce sevinçle yatağa geri girdim.
-Nerdesin ?'
Bu mu yani ?
Gülümsemem yüzümde soldu.
-Sana da günaydın.'
Telefonu kenara bırakıp yatağı toparladım. Eylül'ün dolapta bıraktığı tek tük kıyafetlerinden giyinmiştim. Taytla ince bluzun üzerine polar kapşonlu hırkayı geçirip oturma odasıyla bağlantılı kapıyı açtım. Melike teyze yer sofrasında otururken koltuğa yaslanmış kadın programlarından birini dikkatle izliyordu. Bu görüntüyü görmeyi özlemişim.
-"Günaydın !" dedim enerjik olmaya çalışıp.
Gözlerini televizyondan ayırmadan çayını yudumladı.
-"Günaydın , gel kız gel çok heyecanlı kadının gelini hamile haliyle evden kaçmış."
Sobanın üstüne ellerimi tutup biraz ısıttıktan sonra yanına oturdum. Mustafa amca da salona girince ona gülümsedim.
-"Hasret kaldık yüzüne vallahi." Bizim gibi yere oturunca iki boş çay bardağına çay döktüm.
-"Haklısın Mustafa amca bende sizi çok özlüyorum."
-"Olsun kızım her istediğinde gel. Eylül olmayınca ev çok sessiz en azından seninle şenlenir evimiz." dedi.
-"Mustafa sen bugün kahveye bir yere git , mahalleden komşular oturalım dedik."
Melike teyzenin ricasını kıramayan Mustafa amca kahvaltıdan bir kaç saat sonra evden çıkmıştı. Bende evi süpürüp düzelttim ve sonrasında Melike teyzeye yardım ettim. Herkes bir çeşit yapıp getirecekmiş o yüzden bizde sadece börek sardık ve çay koyduk. Komşular gelmeden saçlarımı at kuyruğu yapmış çantamdan bulduğum rimeli gözlerime sürmüştüm. Ayaklarım üşüyünce Eylül'ün ayakkabı dolabından tavşanlı pofuduklarını ayağıma geçirdim.
-"Haticenin kızı Hanife birileriyle geziyormuş öyle diyorlar."
Dedikodunun göbeğinde kesinlikle en kafa kadın Melahat teyzeydi. Herşeyi görür ve bilir. Mahallenin kadınları arkalarından konuştuğunu bildiklerinden ondan çok haz etmezlerdi ama arayı iyi tutmayı da ihmal etmezler.
Yer kalmayınca mahalleden iki genç kızla yerde oturmuş çay içiyorduk. Birisi Melahat teyzenin hala evlenememiş otuz beş yaşındaki kızı Dilek. Diğeri de Melike teyzenin karşı komşusunun kızıydı.
-"Bende gördüm mahallenin başında arabadan iniyordu. " diye destekledi mahalle kuaförümüz Songül abla.
Kadınlardan aa , uu gibi nidalar işitirken çayları tazelemeye kalktım. Demliği elime aldığımda zil çaldı.
-"Dilek koş kızım sen bak." dedi Melike teyze. O gidince bende çayları doldurmaya başladım.
Daha ikinci tanımadığım teyzeye döküyordum ki kadınların hepsi sus pus olup oturma odasının açılan kapısına baktılar. Doğrulup baktığım anda olduğum yere çakıldım. Kapının genişliğinde bedeniyle yer kaplayan Atahan bütün çekici görüntüsüyle buradaydı. Siyaha bürünmüş yakıcı bakışları düzdü.
Burada ne işi olduğunu sorgulamayacak kadar onu izlemeye daldım. Yine siyah giyinmişti. Bu defa gömleğine varana dek jilet gibi siyahlara bürünmüş. Çok ama çok yakışıklı. Ona milyonuncu kez aşık olmama ne demeli ?
-"Aa siz şey değil miydiniz? Buyrun içeri gelin."
İlk tepkiyi veren Melike teyzeydi. Koltuktan kalkıp baş örtüsünü düzeltti. Atahan içeriye adım atınca elimdeki çaydanlığı sobanın üstüne bıraktım. Dilek ondan gözlerini çekmeden odanın kapısını kapattı.
-"Merhaba rahatsız ediyorum kusura bakmayın , afiyet olsun herkese. Liya'yla konuşmaya gelmiştim." dedi saygılı bir şekilde Atahan. Dudaklarının her hareket edişinde sesini duyanlardan bile kıskanmıştım.
Teyzeler ordusu beğeniyle , alıcı gözüyle süzüyorlardı.
-"Ne rahatsızlığı oğlum gelmişsin buraya kadar gel bir çayımızı iç." diyen Melahat teyze eminim çoktan Dileğe beğenme düşüncelerine girmiştir. Çünkü her erkeğe aynı yaklaşımda bulunur.
-"Tabii tabii Liya yavrum bir sandalye getir."
Burnumdan soluduğum nefesle yanından geçip mutfağa gittim. Demir arkalıklı sandalyeyi getirince istemeyerek oturdu.
-"Hemen gidecektim aslında ben." dediğini duymuştum.
Melahat teyze bir yandan Dileğe kaş göz yaparken Dilek koşa koşa Atahan'a doldurduğu çay bardağını ona cilveli cilveli uzattı. Kaşlarımı çatıp elinden bardağı aldım ve ben verdim. Yanından ayrılmadan elimi sandalyenin arkasına koyup yanı başında dikildim. Bana sadece yandan bakıp önüne döndü.
-"Nerden tanışıyorsunuz siz bakayım ? Kız burada istemem etmem diyordun gitmişsin bulmuşsun maşallah dağ gibi adamı." E oha ama Ayten teyze !
-"Ya ne diyorsun Ayten teyze lütfen." dedim gözlerimi büyütüp.
Ateş basınca elimi boynuma getirdim.
-"Ay sus sen Ayten. Bekar mısın oğlum ?"
Bak sen Melahat teyzeye hemen nasıl girdi konuya.
Atahan'ın yüzünde gülümseme belirince ona vurmak istedim. Herkesin içinde böyle güzel gülünür mü ?!
-"Evet hanımefendi."
-"Demek öyle ?" dedim hafif eğilip kaşlarımı çatarak. Beni takmadı bile !
-"Ne güzel pek de yakışıklısın ne iş yapıyorsun sen oğlum ? "
-"Napıcaksın işini gücünü Melahat teyze Allah aşkına ? " dedim sinirle.
-"Sanane kız çirkin soruyorum ne var ? Bekarmış hem ne karışıyorsun ?!" Atahan için Melahat teyzeyle tartışacağım aklıma gelmezdi.
Bir dakika bana çirkin mi dedi ?
-"Bekarım dedim fakat medeni halim o olduğu için yoksa Liya ile birlikteyiz bir süredir. " Sağol yani sağol Atahan !
Çok sağol!
-"Aa duydun mu Ayşe ?"
-"Bak kız zengin koca bulmuş Songül bizimkinde tık yok."
-"Bu seferde olmadı Dilek şansına küs yavrum." diyen Melahat teyzeye en son gülmek istedim de gülmedim ayıp olur diye.
Teyzeler kendi aralarında yeni bir dedikodu tufanına girerken Melike teyze bana bakıp tebessüm etmişti.
-"Bir şey yer misin ?" diye sordu Melike teyze , Atahan'a. Ortalık yeniden sessizleşmiş herkes duyduğunu hazmetmeye başlamıştı.
-"Teşekkür ederim gitmem ge-"
-"Aa olmaz öyle Liya kızımız damadımızı getirmiş karnı aç yollamayız. Melike doldur sen tabak doldur." diyen Songül ablaydı.
Atahan yardım istercesine gözlerime bakınca omuz silkip güldüm ve minderimin olduğu yere gidip oturdum. Melahat teyzeye yakın olduğum için hemen eğilmiş omzumu dürtmüştü.
-"Bunun kardeşi bir şeyi var mı ? O da zengindir."
Gözlerimi devirdim.
-"Yok Melahat teyze yok."
Sanki olsa Dileği alacak !
Atahan'a zorla yedirilen dolmalara kahkahalarla gülerken birden içeri Eylül girivermişti. Gelmesini hiç beklemiyorduk. Tatile giren okulundan gelmişti. Yine haber vermeden sürpriz yaparak.
Atahan'ı evlerinde görünce şaşırmıştı ama eşyalarını odaya götürdükten sonra yanıma kurulmuş benimle alttan alttan gülmeye katılmıştı.
Teyzeler gittiklerinde biz etrafı toplarken Atahan sandalyeden koltuğa geçmişti. Melike teyze mutfakta bulaşık halletme işine girişince Eylül'le ikimiz tabakları bir çırpıda mutfağa bıraktık. Sehpayı yerine koyup yerden minderi alacağım sırada Atahan kolumdan çekince kucağına düştüm.
-"Hih ! Ne yapıyorsun ?!"
-"Özledim. " Burnunu boynuma gömdü.
-"Neden beni aramadın ?" dedim ve irademi kaybetmemek için kucağından zor da olsa kalktım.
-"Biraz işlerim vardı diyelim." Ah saçmalık.
-"Bana her zaman müsaittin hani ?" dedim kaşımı kaldırıp.
Bir kaç saniye sonra cevap vereceği zaman içeriye Eylül'le birlikte Melike teyze girdi.
-"Mustafa'yı aradım gelir hemen oğlum. Akşam yemeğine kalmanızı çok isteriz." dedi Melike teyze ikili koltuğun kenarına ilişirken.
Onlar oturunca bende Atahan'ın yanına oturdum.
-"İşi vardır Melike teyze gitsin daha sonra gelir." dedim o konuşmadan.
Melike teyze bir bana bir ona baktı.
-"Kalırım Liya niye benim adıma konuşuyorsun ? Melike hanımın ricasını kırmam."
Ona ciddi misin dercesine baktım.
-"Ah çok memnun olurum. Yani elimizden geldiğince hazırlarız , sevdiğiniz bir yemek var mıydı ?" diyip ayağa kalktı.
Atahan elini dizine koyup dudaklarını bastırdı.
-"Bana hiç fark etmez. Uzun zamandır anne yemeği yemedim ne yapsanız lezzetli olur eminim."
İşte bu cümleleriyle Melike teyzenin gönlünü fethetmiş oldu.
-"Haklısın sende enişte tuhaf zengin yemeklerinden bıkkınlık gelmiştir."
Eylül'ün laubali konuşmasından hoşlanmayan Melike teyze omzuna vurdu.
-"Kalk sen çok konuşma bana yardım et mutfağa gidelim."
Eylül oflaya puflaya evin soğuk kısmı olan mutfağa gitti. Onlara katılmak için koltuktan kalkmadan önce Atahan'a döndüm.
-"Neden gelmiştin ?"
Kahvelerini mavilerime dikti. Dilinin ucunu gezdirdiği dudağına bakmamak için içimde savaş veriyorum.
-"Burada kaldığını Akın söyledi. Aradım açmadın bende geldim."
Gözlerimi kucağına indirip ellerimi birleştirdim.
-"Şey , annemle konuştunuz mu ?" diye sormamla başını anında iki yana salladı.
Üzüntüyle yüzüm düştü.
-"Benim yüzümden aranız bozuldu."
Oturduğu yerde dikleşip avucunu yanağıma bastırdı.
-"Hayır miniğim senin yüzünden değil. Annenin saçma şeylere takılması yüzünden. Ama hatasını anladığına eminim. Sen hiçbir şeye üzülme ben her şeyi hallederim."
Dudağıma tüy kadar hafif öpücük kondurup geri çekilirken iç çekti.
-"Sen bana o minik ellerinle yemek hazırlarken bende gidip o anlattığın kestaneleri yemek için kestane aldırayım." Gülümsedi ve uzun boyuyla ayağa kalktı.
İçim sıcacık huzurla dolup taşarken o evden çıkınca bende mutfağa girdim.
Tezgahta gelirken aldığım poşetleri karıştıran Eylül bana yandan baktı.
-"Nereye gitti enişte bey ?"
Yanına gidip onun gibi poşetleri boşaltmaya başladım.
-"Bir akşam sobada yaptığımız kestaneleri söylemiştim ona. O da almaya gitti." dedim gülümseyip.
-"Ay Liya çok sevdim ben bu adamı. Biraz senden büyük kuzum ama çok saygılı , efendi. " diyen Melike teyze gerekli malzemelerini elimizden alıp işe koyuldu.
-"Evet , biraz öyle." dedim.
Atahan gelip içeri gitmiş biz hala yemek kısmındaydık. Çorba , ana yemek , tatlı , salata derken başımızı kaldıramadık. Mustafa amca da az önce gelmiş içeride Atahan'la oturup sohbet ediyordu.
-"Şimdi mutfak soğuk nerede yemek yiyeceğiz ? Atahan'ı da yere oturtamayız ya."
Eylül'ün sıkıntısını Melike teyze de yüz ifadesiyle onaylayınca onları rahatlatacak istedim. Endişe etmelerine gerek yoktu.
-"Atahan bunu dert etmez bizim gibi oturur yerde. Hem hoşuna gider emin olun." diyince hafifçe tebessüm ettiler.
-"İyi madem öyle diyorsan sofrayı kurun yere."
-"Ben hallederim !" Eylül soğuktan donan ellerini birbirine sürterek içeriye kaçtı.
Kaşık , çatal ve tabakları koyduğum tepsiyi elime alıp oturma odasına girdim. Girmemle Atahan'ın gözleri üzerime kaydı. İzlenmenin verdiği hisle tüylerim ürperirken Eylül'ün açtığı yer sofrasına tepsidekileri koydum.
-"Eğer siz tamam diyorsanız ben ayarlarım konuşup size de haber veririm Mustafa bey." Atahan'ın kimle neyi konuşacağı merak konusu olunca elimde tepsiyle dikleştim. Göz göze geldik ama Mustafa amcanın önünde sormak istemeyince arkamı döndüm.
-"Çok sağolun vallahi ne desem az hızır gibi yetiştiniz." Bu kapıdan çıkarken Mustafa amcadan duyduğum en son şeydi.
Yemekleri içeri taşıma işinden sonra yuvarlak masanın etrafına kurulmuştuk. Atahan dar pantolonuyla epey zorlanmış ve ona gülmemi sağlamıştı. Sonunda bir pozisyon bulup yanıma otururken hala kıkırdıyordum.
-"Hanım bak Atahan bey bir iş bulacağını söyledi bana. Tabi inşallah olur da, olursa arkadaşının inşaatında güvenlik olarak çalışabilirmişim." Mustafa amcanın mutluluktan aydınlanmış yüzüne ve söylediği cümleye odaklanınca ister istemez tebessüm ettim.
Benim seve seve kalbime sığdıramadığım adam sadece beni değil herkesi kendine hayran bıraktırıyordu.
•••

