İçeriğe geç

EFSUNLU AŞK

Bölüm 27 · 7 dk okuma

EFSUNLU AŞK

Bölüm 27

27

Annem bensiz üzüldükçe dayanamayıp bu eski evi tamamen kapatmış yeni hayatıma geri dönmüştüm.

Yolunda olmayan bir çok şey vardı. İlki Atahan'la asla konuşmuyor olmam. Ama bu benden kaynaklı değil. Tamam ben ona kırıldım fakat o şehir dışına çıkmış gideceği haberini banada vermemişti. Sanki yabancıydık.

İkincisi ise en son ki akşam yemeğinde bizi gören sosyete halkı Duru'nun dolduruşlarıyla iyice dedikodu kazanlarına bizi sokmuşlardı. Tabii bunları annem anlattı benim nerden haberim olsun. Ne zaman dışarıya annemle çıksak hep birisi önümüze çıkıp Atahan'la benim hakkımda durmadan sorular soruyordu.

-"Atahan dönüyormuş bu akşam niye hiç söylemedin bana ?"

Sıkıcı fakat renkli sayfaları olan dergiyi masaya bırakıp koltuğa elimi yerleştirdim.

-"Anne biz konuşmuyoruz. Daha doğrusu görüşmüyoruz." diye itiraf ettim en sonunda. Sürekli bana Atahan'la alakalı konu açışında hep geçiştirmiştim.

Şuanda ise tahmin ettiğim gibi dehşete düştü !

-"Nee ! Niye ?! Ben neden bunu bilmiyorum ?! Daha birlikteliğinize yeni alışmışken ayrıldık deme bana bu genç yaşımda kalp krizi geçiririm !" Elini kalbine götürüp koltuğa sindi.

İçimde kopan fırtınaların aksine dışım sessizdi. Onu çok özlemiştim. Kokusunu , yüzünü , tenini hatta mimiklerini ve gür sakallarını bile ! Bir insanın sesine ancak bu kadar hasret kalınabilir. Biraz daha görmezsem nefes alamayacak gibiyim. Şu dört gecedir uyuyana kadar ağlamaktan bitap düştüm. Elim her telefona gittiğinde aptal gururum yüzünden geri çektim elimi. Her seferinde o neden aramıyor neden özlemiyor dedim.

-"Bilmiyorum sadece konuşmuyoruz."

Zaten düzgün bir ilişkimiz olmamıştı ki. Araya hep aksilik girdi. Ona hiç doyamadım. İstediğim gibi sevemedim koklayamadım. Yapmaya da cesaretim yoktu işte.

-"Kavga mı ettiniz ?" diye sorunca başımı iki yana salladım.

-"En son yemekte o kadınla konuşmaya gittikten sonra orada onunla konuşmadım. Ki sonuna kadar haklıydım ! Ondan sonra da cenaze sırasında akşamdan arkadaşlarıyla geldi. Yüzüme bakmadı onlarla geri gitti. Ne yapacağımı şaşırdım bende anne. Ben kendimi haklı görürken o benden uzaklaştı." dedim.

-"Asu konusunu anlattı mı sana ?" dedi şüpheyle. Haberim olmasaydı bunu sorarken ki çekingenliğini anlardım.

-"Evet , biliyorum. Sence o tepkiyi vermekte haksız mıydım ?" diye sordum sesimi yükseltip. Akın abi henüz gelmediği için bir miktar rahat davranıyordum.

Annem gözlerini yere indirirken dudaklarını büzdü.

-"Aslında olayın ilk yüzünü , yani senin gördüğün kadarını bilseydim evet haklısın derdim bebeğim. Ama sonra ben Atahan'a sordum. Dedim ona kızımla birliktesin Asu'yla konuşmaya çıkıyorsun falan anlattı bana. Sana bu kısmını anlatmadığı içinde kızgınsın belli ki. O orada Asu'ya seninle birlikte olduğunu artık bu evlenme olayını tamamen kapatmasını söylemiş. Daha bir şeyler de vardı ama önemliler bunlar. "

Git gide asılan yüzümü ve dolan gözlerimi görünce dayanamayıp sarıldı. Ama bilmiyordum !! Bilsem öyle davranır mıydım ?!! Olayın iç yüzünü neden bana direk söylemiyor ? Şimdi böyle olunca kabak bana patladı.

-"Banane ama ben bilmiyordum." dedim ve gözlerimi silip kollarımı göğsümde bağladım.

-"Evet bilmediğin için arkandayım. Atahan bir gelsin konuşuruz."

-"Sağol , tamam anne ben biraz hava alacağım." dedim. Üstümde kalın kazak vardı ama hava yinede donduracak kadar soğuk. Ona rağmen takılmadan salonun kapısını açıp ön tarafa çıktım. Camın önünden dar bir mermer geçiyordu. Dizlerimi kırıp otururken soğukluğu karşısında tenim ürperdi. Sırtımı da cama yaslayıp sessizliğe kulak verdim. Rüzgarın uğultusu , yaprak hışırtısı çok rahatlatıcıydı.

Aradan uzun zaman geçmeden yaslandığım cam tıklanınca irkilip içeri baktım. Akın abi gülümseyip göz kırptı. Soğuktan donan yüzüm tebessüm etmeme izin vermezken ayağa kalktım ve içeri girdim. Başımı kaldırdığımda koltukta oturan özleminden yandığım adamla gözlerimiz birleşti.

Neden bana öyle soğuk bakıyordu ki ? Benim yüreğim bir bakışıyla yanıp kül olurken onun buzdan duvarları nedendi ?

-"Hasta olucaksınız Liya hanım." Akın abi gülümsemesini kaybetmeden kolunu omzuma attı.

Gözlerimi henüz Atahan'dan alamamıştım. En ufak mimiği için yüreğim hopluyordu ama beklediğim olmadı. Ceketinin cebinden aldığı telefonuna indirdi ışıldayan gözlerini.

Annem Akın abiye seslenince kolunu benden çekip mutfağa gitti. Ayakta durmak artık anlamsız gelince hadi bir cesaret diyip yanına oturdum. Kılını kıpırdatmadı.

-"Konuşmamız gerekmiyor mu ?" diye sordum titremesini engelleyemediğim sesimle.

Kilitlediği telefonu cebine geri atıp ellerini birbirine geçirdi. İki bacağının arasına koymuş ileriye bakıyordu. Yüzü çok gergindi. Biraz daha kaşlarını çatsa sinirli diyebilirim.

-"Gerekli olsaydı konuşurdum."

Bu

Bu cidden afallattı.

Gözlerimi kısıp şaka mı yapıyor diye yüzünü inceledim. Oralı değildi. Sesim soluğum çıkmaya güç bulamadı. Öyle güçsüzleştim ki elimin kolumun canı çıkmış gibi hissettim o anda.

Başımı sağa çevirip gözümden damlayan yaşı görmesini engelledim. Göğsümde tıkılı kalan soluğumla birlikte tam ortaya bir yere ağırlık çökmüştü. Koltuktan destek alarak kalktıktan sonra merdivenlere ilerledim. Hülya abla elinde yemekle mutfaktan çıkınca durdum.

-"Yemeğe katılmayacağımı anneme söylersin."

Odama girmemle kilitlediğim kapının arkasına çökmem bir oldu. Bu odada kaçıncı ağlayışımdı ? Atahan için kaçıncı göz yaşı döküşümdü ?

'

Hala sızlaması geçmemiş gözlerimi aralayıp etrafa baktım. Yatağımın içine giremeden öylece yatağın üstünde ağlayarak uyumuştum. Akşam annem bir kaç defa kapımı tıklatmış yalnız kalmak istediğimi söyleyip göndermiştim. Belki küçük bir ihtimal Atahan gelir dedim. Gelmedi.

Bitti galiba.

Başka açıklaması olamaz ki. Baya baya bitti.

Yeniden ağlama olaylarına girmeden yataktan kalktım. Sabahın ilk ışıklarıyla yüzüme buz gibi suyu vurup üstüme başka kıyafet giyindim. Spor kombinime şişme montumu ekleyip fermuarı çektikten sonra zincirli bel çantasını takıp odamın kilidini açtım. Evden çıkarken kimsenin uyanmamış olması benim için iyi bir fırsattı. En azından bu ruh haliyle açıklama yapmış olmam.

-"Liya hanım ? Günaydın efendim gitmek istediğiniz yere götüreyim sizi." Önümü kesen şoföre bakıp ilerlemeye devam ettim.

-"Ben giderim." diye seslendim.

Adres bilmesem bile yoldan geçen taksiye binip bize en yakın olan sahile sürmesini istedim. Getirdiği yerde kış mevsiminde bile beş altı kişi yürüyüş yapıyordu. Denizin soğuk havası yüzüme buz etkisi yarattı. Ama iyi geldi.

Bir banka oturup sızlayan gözlerimi bir kaç saniye dinlendirdim. Parmaklarım üşüyünce montumun cebine soktum. Yaklaşık bir saat geçince annemlerin uyanma saatinde ona dışarıya çıktığımı yazdığım mesajı gönderdim.

Saniyeler içerisinde mesaj gelecek derken araması geldi.

-"Liya ! Tanrım seni odada bulamayınca ne kadar korktum biliyor musun ?! Neredesin çabuk söyle ?!"

Üflediğim nefesin soğuk havadan dolayı beyaz çıkmasını izleyip konuştum.

-"Geliyorum anne." dedim ve banktan kalktım. Biraz ilerideki taksi durağına yürürken titremekten kendimi alamıyordum.

-"Gelince ifaden alınacak haberin olsun. Kahvaltıya anneannenle deden gelecek geç kalma." diyip kapattı.

Dediği gibi fazla gecikmeden evin önünde taksiyi durdurdum. Ücretini ödeyip indiğimde birinin ismimi söylemesiyle sokağın sağına baktım. Yan villanın girişinde bir kaç büyük arabayla bana el sallayan Serhan vardı. Hemen yanında sigara içen ve beni takmayan Atahan yer alıyor.

-"Günaydın yengecim bu saatte nereden böyle ?"

Yenge ?

Bana mı dedi yenge diye ?

Bir sağıma soluma bakayım dedim ama sokakta benden başka kız olmadığına göre bana söylemiş olmalı.

-"Günaydın.." dedim bozuntuya vermemeye çalışıp.

Bir kaç adımla yakınlarına yürüdüm. Serhan elleri cebinde önümde durunca Atahan'ı görüş alanımı kapatmış oldu.

-"Uzun zamandır burayı yaptırıyordu Atahan biliyor muydun bilmiyorum ama bugün bitti işte erkenden geldik son rötuşlar için. Artık yan yana ayrılmazsınız yenge."

Burada mı yaşayacak artık ? Sevinsem mi yoksa bu kadar yakınken uzak oluşuna mı üzülsem bilemedim.

-"Yenge dedim diye yüzünü öyle tuhaf şekillere sokma bende sana güzelliğinle ilgili sıfatlar söylemek isterdim ama en son sana sarıldığımd- ah ne yapıyorsun abi ya ?" Elini arkasına ötürüp yüzünü buruşturdu.

-"Boş konuşma Serhan."

-"Konuşur sanane sen beni yok saymaya devam etsene !" diye sert çıkıştım. Dilime hakim olamayacak kadar ona sinirliydim. Duyduktan sonra bana bakışları yüzünden biraz pişman oldum ama geri tepmedim.

-"Uu siz baya gerginsiniz." dedi Serhan aramızdan çekilip.

-"Sende boş konuşuyorsun."

Öfke saçan gözlerimi ondan çekmeden Serhan'a hitaben konuştum.

-"Görüşürüz Serhan." Arkamı döndüğüm gibi evimizin bahçesine girdim. Dedemin arabası burada olduğuna göre geldiler demektir. İçeri geçtiğimde üstümdeki fazlalıkları bırakıp herkese selam verdim.

-"Anne sen kızmadan söyleyeyim sahile yürüyüş yapmaya gittim erkenden geldim ama Serhan'la Atahan yan evin ordaydı onlarla konuştum." Açıklamamı yaparken herkesle beraber masaya oturmuştum.

Annem sinirli bakışlarını biraz olsun yumuşatıp telefonunu eline aldı.

-"Neyse kızmıyorum bari onlarıda çapırıyım kahvaltıya gelsinler." dedikten sonra kısa bir telefon görüşmesi yaptı. Atahan çoktan kahvaltı yapmıştır bence nezaketen geleceğini düşünüyorum. Ve öyle de oldu.

-"Bundan da ye yavrum." Anneannemin karşıdan uzattığı ballı ekmeği alıp sevmesem de onu kırmamak için yedim.

İki tarafımda herkül tarzı erkekler oturunca bedenim ister istemez kasılmıştı.

-"Ee Serhan oğlum sende yok mu şanslı bir kız arkadaş ?" diye sordu dedem. Kahvaltının da sonlarına gelmiştik.

-"Yok Nihat amca nerden olsun son zamanlarda tanıştığım tek güzel kızı şu dağ adamı kaptı." Serhan'ın rol icabı boynunu büküp yaptığı konuşmanın sonunda bütün masa otuz iki diş gülmüştük.

Özellikle dağ adamına çok katıldım. Ama içimden.

-"Seni dağa gömerim görürsün dalga geçmeyi."

Ah bu adamın son zamanlardaki hali öldürecek beni.

-"Ay Atahan şişirdin beni. Hiç çekilmiyor huysuzluğun ! Biz işe gidelim , siz ikiniz de aranızdaki sorunu halledin." diyip masadan kalktı.

-"Aynen öyle."

-"Bencede."

Serhan'la Akın abinin de katılmasıyla şaşkın gözlerle kaldım.

-"Gerek yok böyle bir şeye." dedim. Ne de olsa o beni istemiyordu.

-"Gayet de var ! Nihat'la bizim de bir işimiz vardı."

Anneannemle dedem işbirlikçilere ayak uydurup evden giderken çıkmak isteyen Atahan'ı Akın abi durdurmuştu.

Ona yan gözle bakıp yukarıya çıktım. Saçlarımı topuz yapıp rahat bir eşofman takımı giyindim. Çıplak ayak merdivenlerden inerken acaba gitti mi diye endişeleniyordum.

Salona baktığımda koltuğa yayılmış oturuyordu. Bir elini geriye atmış sağ ayağı sol dizinde gayet rahat pozisyondaydı.

-"Neden gitmedin ?" dedim elim hala merdivende dururken.

Koltuktan kalktığında gidecek sandım elimi kavrayıp aşağıya götüreceği aklıma gelmemişti.

•••

Bölüm sonu

3 yorum