İçeriğe geç

EFSUNLU AŞK

Bölüm 26 · 7 dk okuma

EFSUNLU AŞK

Bölüm 26

26

Lüks restoranta yerleştiğimiz masada geçen ilk yarım saat boyunca Atahan'ın gerginliğine anlam veremedim. Bana bir kere bile gözünü değdirmedi. Sadece tabağındaki yemekle ve şarap kadehiyle ilgileniyordu.

En son artık dayanamadım. İlk annemi kontrol ettim. Anneannemle konışuyordu. Ardından Atahan'ın kadife ceketin sarmaladığı kolunu tuttum. Dalgınlığından sıyrılıp başını kaldırdı.

-"Bir sorun mu var ?" diye sordum.

Ağzındaki lokmayı yutup sudan içti ve başını iki yana salladı.

-"Atay ailesi değil mi o ? Fark etmemiştim girerken." Annemin kimden bahsettiğini soracakken başımı kaldırdığımda karşı masadakiden bir kaç kişiyle göz göze geldim. İlk kez gördükleri birine bu kadar sert bakmaları açıkçası tuhaftı.

-"Han bey ailen bize düşman kesildi yanımızdasın diye." Akın abinin gülerek söyledikleri üzerine ellerim buz kesildi.

Düşman bakışların sahibi ailesi miydi ? Görüşmediği ailesi.

Ayrıca Akın abi Atahan'a Han mı demişti ? Kulağıma değişik fakat hoş geldi. Neyse konumuz bu değil.

-"Bu yüzden mi gerginsin ?" Sorumu ters bakışlarla karşıladı.

-"Yemeğini yer misin Liya ?"

Bir daha da konuşursam ne olayım !! Omuz silkip içimden gelen kırılma sesleriyle yarım kalan tabağıma odaklandım.

-"Kalktılar."

-"Afiyet olsun. Nihat bey..Akın bey.." Aralarında en yaşlı görünen adamın Atahan'a benzerliğinden babası olduğunu anladım. Dedemle ve Akın abiyle el sıkışıp annemlere baş selamı verdi. Boynunda pahalı taşlarla döşeli orta yaşlı kadın burnu havada biraz geride durmuştu. Kesinlikle annesi olmalı ! Yanında iki kızla konuşuyordu. Nezaket açısından bu yaptığı hareket hiç hoş değildi. Sanki bizim masamıza onlar gelmemiş gibi.

-"Teşekkür ederiz." dedi bizimkiler resmi bir şekilde.

Gözlerim aralarında gidip gelirken kumral olan kızla göz göze geldim. Yüzü gözü güzeldi ve vücut hatları da oldukça kadınsıydı.

-"Asu seninle bir şey konuşacaktı iki dakikanı ayırabilirsin umarım oğlum. " Yaşlı kadın oğlum derken yabancı birine seslenir gibi söylemişti.

Asu ?

Tabi ya evlenme meselesindeki Asu !

Atahan'ın hayır yada ne bileyim olumsuz herhangi bir cümlesini beklerken sessizce sandalyesini itip ayağa kalktı. Ona hayal kırıklığıyla baktım. Ciddi anlamda şok oldum. Az önce güzel dediğim ama şuan nefret ettiğim kız zafer gülümsemesiyle bakıp Atahan'ın arkasından salına salına yürüdü. Ailesi de iyi akşamlar diyip uzaklaştılar.

-"Canım şey bak-"

-"Hayır anne bir şey söyleme." dedim ve elimi kaldırdım susması için.

Yaptığının açıklaması yoktu ki. Onu birinin savunmasını istemiyorum. Ben buradayken...ben onun neyiydim sahi ? Ağzından hiç bir şey duymamıştım. Her ne olursak olalım ben şimdilik bilmediğim bir sıfatla yanındaysam onunla evlenmek isteyen kızla gitmesi nedendi ?

-"Yavrum gelince nedenini açıklar sana asma güzel yüzünü." dedi anneannem.

Yutkunup daha fazla yiyemeyeceğim yemeği ileriye birkaç santim ittim. Dudaklarımı silip bacağımı sallamaya başladım. Sinirliydim ama kırılmış yanım daha ağır basıyor. Benim kıyafetime bile karışan adamın yaptığı harekete bakın !

Alışamadığım modern hayatın içindeki insanlara çevirdim gözlerimi. Herkes birbirine hava atmak için takındığı yüzleriyle çok yapmacık gözüküyordu. Belki öyle değillerdi ama bana öyle geliyor. Sanırım aralarına ait olmadığımdan.

Atahan bir süre sonra geldiğinde göz göze gelmedim. Hatta yanımda yokmuş gibi kendimi kandırdım.

-"Kalkalım mı ?" Akın abiye minnetle bakıp başımı salladım.

Zaten tadımın tuzumun kalmadığı bir yemek olmuştu.

Hesap ödenirken kabanlarımızı giymiş valenin arabayı getirmesini bekliyorduk. Dirseğimin içine değen parmaklarla refleks olarak kolumu çektim. Ki Atahan'ın tuttuğunu önceden görsem yine çekerdim. Çekmeme bozulan yüz ifadesini saniyeler içerisinde düzeltip yaklaştı.

-"Benimle gel bırakırım seni." dedi kimsenin duyamayacağı tonda.

İfadesizliğimi bozmadım.

-"Annemlerle geçerim. " dedim ve yaklaşan arabayı görünce -"İyi geceler." diyip ona arkamı döndüm. Arabaya binerken beni durdurmamıştı. Hatta bir şey söylememişti bile. Bende aldım avucuma kırılan kalbimi döndüm yola.

'

Bir hafta öncesinde gözlerimi gelen kötü haberle açmıştım. İçkilerden gözünü açamayan bana babalık dahi yapmayan adamın cansız bedenini mahalle girişine attıkları haberi gelince apar topar kalkmış mahalleye gitmiştim. Her ne kadar kötü anılarla sahip olduğumuz geçmişin aksine yinede kaybettiğim babama ağladım. Tıpkı benim gibi ondan hoşlanmayan ama beni seven bütün mahalle halkı cenaze sırasında yanımda olmuştu. İnsanın kötü gününde belli olurdu bu tip mevzular. Benim ki de hayli hayli belliydi. Mahalleye girmeye çalışıp haber yapmak isteyen gazeteciler Akın abinin önceden düşünüp ayarladığı adamlar sayesinde engellenmişti.

-"Al iç şunu ısınırsın biraz."

Eylül'ün uzattığı sıcak çayı buza dönmüş avucuma aldım.

-"Teşekkür ederim." diye mırıldandım.

Cenazenin üstünden dört gün geçmişti. Melike teyze sağolsun evi temizlemiş gelecek olan insanlar için uygun hale getirmişti. Üç gecedir burada kalıyordum. Annem izin vermek istemese bile içimdeki tuhaf duygulardan dolayı burada kalmak istedim. Diğer bir yanda kendimi hala ait hissedemediğim hayatım beni bekliyordu. İçinde Atahan'ın olduğu hayat. O da gelmişti cenazeye ama aramızda iki kelimeden fazla bir iletişim geçmedi.

-"Seni burada görmeyi özlemişim. Sanırım ne kadar uğraşsam da başka bir eve ait olduğunu kabullenemeyeceğim." diyince başımı kaldırıp ona döndüm. Eski koltukta bacaklarımı toplamış bir poların altında oturuyordum.

-"Geçen zamanlara rağmen ben bile henüz alışamadım."

Alıştığım tek şey Atahan'dı. Tek bağımlılığım. Kabullenişim.

-"Ama artık geri gitmelisin Liya bende okula döneceğim ne yapacaksın yalnız başına."

Dolan gözlerimi görünce çabucak yanı başıma geldi. Koltuğun koluna oturup başımı göğsüne yasladı.

-"Kendimi çok yalnız hissediyorum orada. Sanki...sanki hiç oraya uyamayacakmış gibiyim. " Cümlemin sonunda iç çekip titreyen dudağımı ısırdım.

-"Anlıyorum seni ama bunun nedeni bu yaşına kadar farklı bir yerde büyümüş olman. Oraya şıp diye uyum sağlayamazsın ki ! Hem Atahan var ! Adamı düşünsene dağ gibi iş adamı gözlerini senden alamıyor kızım ! Ne olursa olsun onun yanında dünyalar senin olmalı. " dedi ve yanaklarımı silip tek tek öptü.

-"Geçen akşam yemekteyken ailesinin onu evlendirmek istediği kız ve Atahan'ın ailesiyle karşılaştık. Annesi Asu'nun onunla konuşacağını söyledi. Atahan ne yaptı biliyor musun ? Kalktı konuşmaya gitti ! Hemde benim yanımda."

Her cümlemde ağzı sonuna kadar açılmış sürekli yuh demişti.

-"İnanamıyorum !" diyip eliyle ağzını kapattı.

-"Bende o anda inanamadım." dedim kısık sesle.

-"Kuzum vardır illaki bir açıklaması. Ne bileyim belki önemli bir konu konuşmuştur. "

-"Sanmıyorum." diyip omuz silktim. Öyle bir durumun gözümde açıklaması olamazdı.

Kapı tıklanınca Eylül söyleyeceği şeyleri yutup ayağa kalktı. Çok geç olmasa da bu saatte kimin geleceğini bilmiyordum. O yüzden Eylül'ün peşinden kalktım. Açılan kapının girişinde beliren tanıdık yüzlerin yanında iki tane de hiç görmediğim kişiler vardı.

-"Müsait miydiniz ? Aradım telefonun kapalıydı." Atahan'ın aramasını göreceğim telefonum nerdeydi hiç bilmiyorum.

-"Müsaitiz buyrun." diyen Eylül oldu.

Sessiz kalıp geçmeleri için kenara çekildim. İlk giren Atahan'ın arkasından Hasibe teyze geldi ve sarıldı. Gülümsemeye çalışıp arkasına elimi değdirdim.

-"Başın sağolsun kızım. Atahan oğlumdan duyunca rica ettim beni getirmesini." dedi ve geri çekildi.

Kırışmış elini minnet duygusuyla tuttum. Beni sadece bir iki defa görmesine rağmen nasıl bu kadar düşünceli olabiliyordu ?

-"Çok sağol Hasibe teyze." dedim.

Kenara çekilince Serhan'ın küçük bir tebessümle baktığını gördüm. Elini uzatacağını sanarken sarılınca , sarıldım.

-"Başın sağolsun."

-"Teşekkür ederim." dedim sarılmamızı sonlandırırken.

Geriye daha önce görmediğim iki yüz kaldı. Biri erkek diğeri el ele tutuştuğu esmer kızdı.

Ayakkabılarını çıkarıp diğerleri gibi eve girdiler. Sırayla tokalaştık.

-"Ben Ulaş. Atahan'la arkadaşız. Tanışmasak da baş sağlığı dilemek için geldik."

-"Sağolun. Memnun oldum bende Liya." dedim.

-"Aydan bende. Allah rahmet eylesin canım."

-"Teşekkür ederim. " dedim. Samimiyeti karşısında mutlu olmuştum. Atahan'ın arkadaşları da ailesi gibi soğuk değildi.

-"İçeri geçelim mi Liya ayakta kaldılar ?!" Eylül'ün gözlerini belerte belerte söyledikleriyle toparlanıp onu onayladım ve eski koltuk takımına sıkıştık. Atahan su içme isteğiyle Eylül eşliğinde ikisi mutfağa gitmişlerdi.

-"Tamay hanım yok mu ?"

Aydan'ın sesiyle halıya odakladığım gözlerimi ona çevirdim.

-"Gündüz buradaydılar. İşleri çıkınca gittiler." dedim.

-"Anladım." diyip gülümsedi.

Hasibe teyzeyle konuşurken Atahan geldi. Yanıma oturma esnasında elini bel boşluğuma yerleştirip arkasına yaslandı. Bu kadar insanın içinde yaptığı hiç doğru değildi ! Bu yüzden elimle itip bir daha aynısını yapmaması için koltuk koluna iyice sokuldum.

Eylül'ün getirdiği çayları sessizlik içerisinde yudumluyorlardı. Tekrar kapı sesi duyuldu. Bu defa Eylül'e oturmasını söyleyip ben kalktım.

Gelen Rüzgar’dı.

Çekingen tavırlarla kapıya yaklaştı.

-"Burada olacağını düşündüm tahminlerim doğru çıktı. Çok yoğundum zaman bulup gelemedim kusura bakma. Başın sağolsun."

-"Sağol Rüzgar.İçeri gelseydin ?" dedim.

Kabul edeceğini düşünmemiştim ama olur diyince geçmesine müsaade ettim. Kapıyı kapatıp birlikte oturma odasına girdik.

-"Aa Rüzgar hoşgeldin. Ben sandalye getireyim içerden." dedi.

Rüzgar'ı Atahan'ın yanına oturtup Eylül'le sandalyede oturduk. Örtü koltukta kaldığı için soğuk evden dolayı titrememem elde değildi.

-"Biz gidelim artık ."

-"Evet kalkalım."

Biten çayların sonrasında kalkmışlardı. Atahan'ın gitmeyeceğini düşündüm fakat kapıya gitmesiyle yanıldım.

-"Tanıştığıma çok memnun oldum. Müsait bir gün de buluşalım seninle."

-"Olur tabii." dedim Aydan'a.

Tek tek vedalaştığım insanların arasında sanki ben bir şey yapmışım gibi yüzüme bakmadan giden Atahan'dı. Arkasından şaşırıp kalan bir ben bırakıp gitmişti.

•••

Yine erkenden gelen bölümle karşınızdayım ! Umarım beğenmişsinizdir ❤

Bölüm sonu

5 yorum