Dirseğimi koyduğum cam kenarından çekip dışarı bakmayı sürdürdüm. Bu yol da bitmek bilmedi.
-"Bile bile ben yanındayken konuşuyorsun ! Demek ben gelmesem oturacaktınız herifle !"
Atahan'ın kaçıncı sinirli cümlesi saymadım ama arabaya bindiğimiz andan itibaren bağırıp saydırıyordu. Bu kadar kızacak ne var Allah aşkına?! Sanki çocuk asıldı bana. Basit bir karşılaşma konuşmasıydı ! Tamam duyguları olabilir ancak bu çok basit bir mevzu. Benim yanımda birlikte olduğum adam olarak oturan sen isen aranızdaki farkı anlıyor olmalısın. Bunları ona söylemeye çalışırken beni asla konuşturmadı. Hep sözümü kesip kızdı.
Sonunda evin demir kapısında duran arabadan rahat nefes alıp inmek için kapıyı açtım.
-"Yüzüme bakmadan nereye ?!" Çantamın sapını kavrayıp ayaklarımı yere bastım. İfadesiz yüzümü ona döndürdüm.
-"Bağırmaktan başka bir şey yapmıyorsun ki ne diye bakayım yüzüne ?" diye tersledim. Böyle konuşmamı ben dahil o da beklemediği için kaşlarını öfkeyle çattı.
-"Haksız yere mi kızıyorum ?"
-"Evet kendi kendine tartışıyorsun resmen."
Burnundan soluyarak önüne döndü.
-"Tamam Liya eve geç."
Kapıyı bilerek hızlı kapatıp eve girdim. Salonun kalabalık olduğunu seslerden anlayınca sakinleşmeye çalışıp içeriye yürüdüm. Anneannem , annem ve en sevdiğim insan ! Duru !
Tanrı aşkına bu kadının burada ne işi var ?!
-"Ah bebeğim hoşgeldin kuzum." Anneannem kollarını açınca gülümseyip ona sarıldım. Yanına oturup yanaklarından öptüm.
-"Hoşgeldin anneannem." diye mırıldandım ve geri çekildim.
Duru bana sinsi sinsi baktı. Burnu düşse yerden almaz haliyle başını dikleştirdi. Ateş saçan gözlerinden anlamam gerekirse öğrendiği bir şey var.
-"Sizde hoşgeldiniz." dedim samimiyet içermeyen sesimle.
-"Hoşbuldum." dedi buzdan ibaret olarak.
-"Annecim ne yaptınız sabah gelirsin diye düşünmüştüm ?" dedi annem.
Salona Hülya abla girince çantamla kabanımı ona uzatıp tekrar oturdum.
-"Geç kalktık anne sonra oturduk bir yerde. Atahan geldi almaya onunla geldim." Bilerek ismini geçirmiştim. Belki birazcık kıskandırmak için olabilir. Birazcık.
-"Hım..gün içinde pek çıkmazdı işlerin arasından." dedi tebessüm ederek.
Duru'nun ruhsuz gülme sesini işitince üçümüz ona baktık.
-"Küçük sevgilisiyle vakit geçirmek istemiş demek ki. Heves ne yapsın ?"
Her kelimesinde iğneledi. Yüzüm saniye saniye ifadesizleşirken elimi sıktım. Anneannem arkamdan belime sarılıp avucunun içiyle okşadı.
-"Duru , lütfen. Bu şekilde yaklaşımda bulunman için değil benden duymanı istediğimden söyledim sana."
Dudakları ince bir çizgi halini aldı. Gözlerini gözlerimden çekmeden tekrar konuştu.
-"Seni severim Tamay biliyorsun ama bu mahalle gülü kızının Atahan'ın aklını çelmesine izin verdiğinden dolayı maalesef karşıma geçtin. Atahan er yada geç doğru yolu bulacak ve yeniden bana gelecektir. O zamana kadar tadını çıkar minik kuş ! Bu arada kahve için teşekkürler hayatım."
Konuşa konuşa dış kapıya kadar gitmiş küçük bir el sallamasıyla evi terk etmişti. Şok olmuş transa geçmiş halde kalakalmıştım. Şaşkınlığım hat safhada. Hayır ağzımı açıp konuşamadım bile.
-"Ona kulak asma sen hırsından bu konuşmalar güzel torunum." Anneannem yanağıma elini koyup başımın üzerini öptü.
Bana dedikleri çok olmasa da ağırıma gitmişti. Ben Atahan'ın benden gideceğini hiç düşünmedim. Hatta ihtimal vermedim. Bir kesinliği olmadığını biliyorum fakat o ihtimali aklıma getirmek istemiyorum. Giderse mahvolurum.
-"Haddi aştı bu kadın ciddi anlamda ! Tanrım neler söyledi öyle ?!!" Annem yeni çıktığı şokun ardından ayağa kalkıp önümde eğildi ve ellerimi tuttu.
-"Sen söylediklerini umursama. Kaybetmeyi hala hazmedemedi ve çok sinirli. Sakın üzülme bitanem tamam mı ?"
Başımı sallayıp onayladım.
-"Ayrıca ben çok sevindim onun yanında bir şey demiyim demiştim ama keşke söyleseymişim çok mutlu oldum kız ! İyi ki kendine aşık ettirdin Atahan'ı ! Ben anlamıştım zaten bir şeyler olduğunu ay nasıl sevindim anlatamam."
Gülmekle gülmemek arasında kalınca ağzımdan tuhaf sesler çıktı.
-"O aşık değil ki anneanne." dedim acıyla titreyip. Sesli dile getirmek zor olmuştu.
-"Nasıl ? Anlamadım ?"
Ben ona hislerimi söylemedim ama anneme söylerken yanımdaydı. Hemde anlıyor olması gerek. Fakat o hiç bir şeyi dile getirmedi. Ne sevdiğini söyledi nede başka bir şey. Sanmıyorum aşık olduğunu. Belki de Duru'nun söylediği gibi heves olabilir. Sızım sızım sızlayan kalbim gözlerime yaş gönderince ayağa kalktım.
-"Güzel kızım benim Atahan'ın sana karşı hissettiği şeylere ben bir isim koyup söyleyemem. Sadece emin ol eğer bir şey hissetmese senin elini tutmazdı."
Annemin desteği karşısında gülümseyip
-"Ben odamdayım." dedikten sonra yanlarından ayrıldım.
İlk olarak uzun bir duş aldım. Suyun altı ağlamak için en uygun ortamdı. Sonra ise hava kararıncaya dek bir tek iç çamaşırlarımla yatağımda öylece yattım. Saçlarım bile kurumuş dalgalı hallerine bürünmüşlerdi. Odam oldukça karanlık olduğu için uykum gelmişti ama kapı sesi duyunca gözlerimi açtım. Kalın örtülerin üzerinde yatıyorken üstümü kapatmam mümkün değildi. Arkadan gelen ışıklarla Atahan olduğunu anladığım kişi kapıyı kapattığı an yine karanlık oldu.
-"Müsait değilim çıkar mısın ?!" dedim telaşla doğrulup. Ellerimi nereme koyacağımı şaşırmıştım. Allahtan görünmeyecek kadar karanlık.
-"Çıkamam güzelim." Yatağa geldiğini anladığım an ayağa kalktım. Ama o ucuna oturup belimden çekince kucağına düştüm.
-"Ne yapıyorsun annem gelip görebilir !" Sessizce kızmama rağmen bırakmadı. Hatta beni delirtecek yavaşlıkta parmaklarını belime bastırarak sırtıma kadar getirdi.
-"Duyduğuma göre benim küçük kızımın canını sıkan bir olay olmuş." Diken diken olan tüylerim ürpermeme neden olurken destek amaçlı ellerimi gömleğin sardığı omuzlarına sabitledim. Bu kadar yakında ayrıca kucağında olduğum için gözlerini seçebiliyordum.
-"Canımı sıkmadı sinirimi bozdu diyebiliriz." dedim kısık sesle.
Ondan biraz yukarda kaldığım için kolaylık boynuma ulaştı. İlk kez yarı çıplak halde tenime yakındı. Nemli sıcak dudaklarını boynumun ortasına değdirdi.
-"Seni üzeni dünyanın üstünden silerim güzelim. Artık sana hiç bir şey diyemez hatta göremez bile. Silmedim ama dünyanın diğer ucuna gönderdim çoktan." Fısıltıyla konuşması nedenini bilmeden beni çok tahrik etti. Hırıltıyla beraber dudaklarıma kadar geldi. Gözlerim kapanırken anın hissine kapılıp ondan önce dudağını hapsettim. Elleriyle kalçama dokununca yataktaki dizlerim sayesinde irkilip biraz havalandım. Eliyle yeniden bastırdı. Durmadan tüy gibi dokunuşlarla beni baştan çıkarıyordu.
Öpüşmemiz kazandığı derinlikten dolayı git gide ateşli bir hal aldı. Ensesindeki saçları durmadan çekiştirirken altımda büyüyen bir sertlik vardı. Dilimi damağımı kurutan sertlik. Kalbim çarpıntıyla göğüs kafesime baskı yapıyordu. Atahan'ın üzerine eğildiğimi anladığım an gözlerimi araladım. Yatağa yasladığı sırtı yüzünden ben üzerinde emekleme pozisyonunda onunla öpüşüyordum. Elleri durmaksızın her bir yanımı tarumar ederken iç çekip dudağını çekiştirdim. Külodumun kenarını parmağıyla çekip bırakmasıyla ağzının içine inledim. Acıtmıştı.
Geri çekilmesini fırsat bilip durdum. Nefeslerimiz birbirine karışır durumda alınlarımız yaslı hareketsiz kaldık.
-"Beni çok zorluyorsun çok." dedikten sonra nazik bir tutuşla beni yan tarafa yatırdı. Banyonun olduğu yere girince yataktan kalktım. Koşarak giysi odama girdim. Işığı yakmadan camdan gelen aydınlıkla dolaptan ilk yeni bir külot çıkarttım. Yaşattığı ıslaklık dolayısıyla değişmem gerektiğinin farkındaydım. Su sesi kesilmeden hemen çıkarıp yenisini giyindim ve kenarda duran kirli sepetine attım. Dolaptan gri eşofman takımını çabucak giyindikten sonra saçlarımı kenarda bulduğum tokayla topuz yaptım. Atahan da çıkmıştı ama beni görmesine rağmen duraksamadan odadan çıktı.
Derin nefesler eşliğinde bende alta indim. Dedem ve Akın abide eklenmiş oturuyorlardı.
-"Merhaba." diyip bir köşeye geçtim.
Özellikle göz göze gelmek istemediğim Atahan'a yanlışlıkla baktığımda yanaklarımın kızardığını hissettim. Bir kaç dakika önce kucağında yarı çıplak durduğum adam beni fazlasıyla utandırıyor.
-"Bu akşam dışarıda yiyelim mi ? Ne zamandır çıkmadık." Annemin fikri herkese cazip gelmiş olmalı ki olumsuz yanıtlar gelmedi.
-"Ben çıkıp hazırlanıyım." dedikten sonra yerimden kalkıp yukarı çıktım. Saçlarımı düzleştirip kulaklarımın gerisine attıktan sonra makyaj yapmaya başladım. Sade göz makyajımın aksine bordo ruj sürdüm. İlk bir kaç dakika gözüme fazla gelse de sonradan alışınca elbiselerin olduğu kapağı açtım.
Siyah ince askılı elbiseyi giymeden önce südyenimi çıkartıp öyle giyindim. Ona uygun topuklu ayakkabılarıda giyindikten sonra bir kaç takı taktım. Odamdan çıkmadan evvel çantayla kabanı koluma atıp öyle alt kata indim.
Alt katta herkes girişte ayaktaydı. Son basamağı inince bana arkası dönük olan Atahan yüzünü çevirince beni baştan aşağıya süzdü. Bacaklarım o an titredi. Anneannemin , dedemin ve Akın abinin dikkatli bakışlarını takmayıp yakınıma geldi.
-"Bu hal ne kızım ?! Daha açık giyinseydin kapalı olmuş !" Bağırmasa bile aynı etkiyi yaratan sesi var. Kabanımı giyinip çantayı omzuma astım.
-"Dedemler bakıyor susar mısın ?" diye kısık sesle konuştuktan sonra yana kaydım. Kolumu tutmuştu ki annem aşağıya geldi.
-"Hadi çıkalım bakalım."
Gazabından kaçmak istediğim adam bir türlü sıkıca tuttuğu kolumu serbest bırakmıyordu.
-"Liya benimle geliyor." der demez arabanın arka koltuğuna beni bindirdi. Başımı eğip kızacağı anı bekledim. O da bindiğinde şoför kapıları kapatıp arabayı çalıştırdı.
-"Sana kızmak istemiyorum. Üzmek istemiyorum ancak sen resmen kızayım diye elinden geleni yapıyorsun. Yeterince dikkat çekmen yetmiyormuş gibi açılıp saçılıyorsun !"
Bağırdıkça ısırdığım dudağımı acıtıyordum. Küçük çocukmuşum gibi azarlıyor.
-"İstemediğini söyleyebilirsin neden bağırıyorsun ki ?" dedim sonunda isyan edip.
Dudaklarını araladı ama konuşmadı. Dizinde duran elini şoför koltuğunun kenarına koyup şoföre
-"Kenara çek." dedi.
Bir tırsmadım diyemem. Evin bulunduğu konumundan dolayı yolların kenarları ağaçlıktı ve çok aydınlık değildi. Araba durduğunda Atahan'a yandan korkuyla baktım.
-"İn."
Bana mı dedin diyeceğim anda şoförün inmesiyle açılıp kapanan kapıyla ışıklar söndü. Aldığım nefeslerden inip kalkan göğsüm ve tedirginliğim her halimden belli oluyordur.
Bir kaplan edasıyla üstüme gelince kapıyla arasında sıkışıp kaldım. İki elini omuzlarımın üzerine sabitlediği için haraket alanım oldukça kısıtlanmıştı. Nefesini bilerek yüzüme doğru üflediğini biliyordum ve bu çok ürpertici. Kalbim sanki biyolojik olarak ona ayarlanmış yerinden çıkmış da soluk boruma yerleşmiş gibiydi.
-"Kızıyorum çünkü kimsenin tenini görmesini istemiyorum. Sadece ben görmek istiyorum. Özellikle bu el kadar bez parçasının altındaki bedenini düşündükçe deliriyorum !"
Konuşacak güç bulamamamın yanı sıra kızgınlığını dindirmek amaçlı yumuşayan bakışlarım eşliğinde masum bir öpücük kondurdum dudaklarına.
-"Kızınca çok tatlı oluyorsun." Arkasından gelen sırıtmamla kıkırdamam eş zamanlı oldu. İçimde tutmak yerine söylemem bir nevi eğlenceliydi.
-"Tatlı ?" dedi git gide çatılan kaşlarıyla.
Yakınlığından dolayı burnuma dolan keskin kokusunu almak haz verici. Dayanamayıp yüzümü boynuna yaklaştırdım. Sakalları yanağımı gıdıklıyordu.
-"Hıhım." diye mırıldanıp boynundayken iç çektim.
-"Buradan eve mi geçsek acaba ?" dedikten sonra yanağıma uzun bir öpücük bıraktı.
Bulanan aklımı zorlukla toparlayıp kapanan gözlerimi araladım.
-"Adam dışarıda dondu. Çağır da gidelim." diyince üzerimden geri çekildi. İşaret parmağıyla cama tıklattıktan sonra yarım bıraktığımız yola yeniden devam ettik.
•••
Güzel bir bölüm oldu bence !
Umarım sizde beğenmişsinizdir. Bekletmeden yayınladığım bölümlerin ödülü olarak fikirlerinizi beklerim. Bir sonraki bölümde görüşmez üzere ❤


