Kabanımı giyerken annem küçük çocuk giydirir gibi yakamı kollarımı çekiştirmiş önümü kapatmıştı. Yanağını öpüp evden çıktım. Dün gece annemin söylediği gibi sabahın ilk ışıklarıyla kalkmış dağ yolunu tutmaya hazırlanıyorduk. Bir kaç günlük kıyafet hazırladığımız bavullarda arabanın arkasında yerini aldıktan sonra oturduk. Yol boyunca gidip Atahan'ı almak için onun bürosunda durduk.
Dün gece yeni yıla girdikten sonra annemler yorgun olduğu için erken eve gelmiştik. Onu da çok göremeden ayrıldım ve şimdi çok özlemiş bulunmaktayım. Kapıya geldiğini görünce dikleşip gözlerimi açılan otomatik kapıya diktim.
-"Günaydın." Yanıma otururken karşımızdaki annemlere baktıktan sonra bana göz kırptı. Annemin çakmayacağı şekilde ilk başlardaki gibi sıradan davrandım.
-"Günaydın Atahan bey. Sabah sabah bu ne şıklık !" dedi Akın abi gülerek.
Gerçekten Atahan bu sabah baya yakışıklıydı. Hem ilk defa takım elbisesi olmadan gördüm onu. Tamamen lacivert görünümü onu çok başka yapmıştı.
-"Her zaman ki halim desene." diyip eliyle saçlarını geriye attı.
Ya tam şu anda onu öpsem ? Yada sarılsam mesela ? Bu adam gözümde o kadar ulaşılmaz bir yerde ki hala benimle olduğuna inanamıyorum.
-"Tabi tabi ." dedi Akın abi karşılık olarak.
-"Sende çok şıksın kocacım." diyen annem Akın abinin yanağını öptü.
-"Çok mu uzun gideceğimiz yol ?" diye sordum camdan dışarı bakarken.
-"Bir iki saat sürer bebeğim. Biraz uyu istersen saat daha çok erken."
Baya bir uykum olsa da Atahan'ın yanında iken uyumak istemiyorum. Onunla daha çok zaman geçirmek istiyorum.
-"Gidince uyurum anne." dedim düşüncelerimle birlikte.
Karın kapladığı yolları izlerken elimde duran telefonum çalmaya başladı. Arayanın Eylül olduğunu görünce direk açtım.
-"Açmazsın düşüncemle aramıştım erkenciyiz bu sabah! " Enerjik sesine karşılık tebessüm ettim.
-"Sen belki ararsın diye uyanmış olamaz mıyım ?" dedim gülerek.
-"Ah bebeğim benim beni de düşünürmüş ! İlk kez ayrı yılbaşı geçirdik ve sen beni gece aramadın hayırsız ! Aslında trip atıp konuşmayacaktım ama dayanamadım."
Soluksuz konuşması beni biraz mahçup etti. Haklıydı aklıma gelmemişti.
-"Haklısın üzgünüm dışarıdaydık arayamadım. Ama söz telafi ederim." dedim.
-"Gelince artık edersin. Ee ne yapıyorsun ? Buldun başka zengin arkadaş unuttun tabi kardeşini."
-"Saçmalama deli ! Olur mu hiç öyle şey ?!" dedim imayla kızıp.
-"Bilmem artık." Burun kıvırmalarının yalandan olduğunu bildiğimden çok şey yapmıyorum.
-"O zaman bir kaç gün sonra kendimi affettirmek için yanına geleyim. Nasıl fikir ?"
-"Yaa süper fikir hemen gel hemen !"
Annemle gözlerimiz birleşince birbirimize gülümsedik.
-"Haber veririm. Seni sonra ararım olur mu ?"
-"Olur tamam görüşürüz."
-"Görüşürüz." diyip kapattım.
-"Eylül müydü ?" Annemi baş sallamasıyla onayladım.
-"Bana biraz küsmüş. Döndüğümüzde yanına gidebilir miyim ?"
-"Gidebilirsin tabiki. Ama uzun kalmamak şartıyla."
Yol boyunca farklı konulardan konuşulmuş zaman geçirilmişti. Atahan'la hiç birebir konuşmadık. Öyle bir ortam oluşmadı. Gözlerinin içine doyarak bakmak için biraz süreye ihtiyacım var.
Geldiğimizde araba bizi evin önünde bıraktı. İçeri girdiğimiz sırada kar yağmaya başlamıştı ve burası acayip derecede soğuk. Kutuplarda gibiyiz.
Annemin gösterdiği odaya girdiğimde Atahan arkamdan bavulumu getirdi. Önce sağa sola baktı sonra dudağıma uzun bir öpücük kondurdu. Tepeden tırnağa titremiştim.
-"Bir yolunu bulup yanıma gel." diyip karşı odaya girdi. Arkasından bakarken elim dudaklarımda sırıtıyordum. Kapıyı kapattım ve üzerimdeki kalın giysilerden kurtuldum. Evin içi bir hayli sıcak. Daha ince olacak taytla kısa kollu tişört giyinip ayaklarıma çorap geçirdim.
Aklım Atahan'ın yanına gitme fikrindeydi. Ama önce annemin ne yaptığını bulmalıyım.
Odadan çıkıp koridora ayak basmıştım ki annem karşıma çıktı.
-"Kızım biz biraz uyuyup dinlenelim dedik sende yat uyu hadi. Bir kaç saate kalkarız." Körün istediği bir göz Allah verdi iki göz derim.
-"Tamam anne banyoda elimi yüzümü yıkayıp öyle yatarım." Yan tarafta banyoya girip bekledim. Kapı kapanma sesiyle dışarı çıktım. Odamın kapısını kapattıktan sonra annemin korkusuyla Atahan'ın odasına daldım. Baya baya daldım.
Uzandığı yataktan ben girince doğruldu.
-"Pardon öyle girdim annem gelir diye hızlıca." Başımı utançla eğerken keşke önce tıklatsaydım diye düşündüm. Uygunsuz halde de olabilirdi.
-"Şöyle çekinme benden. Gel bir bakayım sen." Kapı kolunda olan elimle itip kapattıktan sonra yanına ilerledim. Kolumdan tuttuğu gibi yanına çekip yatırdı. Ben sırt üstü dümdüz yatarken o da sağ dirseğinden destek almış şekilde üstüme eğilmişti. Parmaklarını yüzüme gelen saçıma atıp geri itti.
-"Yanımda istediğin gibi davranabilirsin. Utanıp çekinme, bana yakın olman daha çok hoşuma gider. Sen böyle yabancı gibi davranmaya devam edersen bozuşuruz ona göre." Konuşurken git gide yakınlaşmış en sonunda dudaklarımızı birbirine sürtmüştü. Tek yapabildiğim yutkunmak oldu.
-"Öp beni." diye fısıldayıp dilini kuruyan dudağımda gezdirdi.
Nefesimi tutarken gözlerimi yavaşça kapattım ve dolgun alt dudağını dudaklarımın arasına aldım. Ağır ağır öpüşümde ne yapacağımı bilmiyor olsam bile tamamen doğaçlama davranıyordum. Parmak ucuna kadar titreyen elimi omzuna atıp onu iyice kendime çektim. Ağzımın içine öyle bir inledi ki o an iplerin koptuğunu hissettim. Üzerime yerleşip elini karnıma attı ve tişörtümün altına soktu. Tenimde hissettiğim sıcak dokunuşlarıyla iyiden iyiye mest oluyordum. Artık öpüşmemizi yöneten o olmuştu. Parmakları git gide yukarıya göğsüme tırmanırken duyduğum kapı sesiyle Atahan'ı göğsünden ittim. Altından nasıl kalkıp ayağa dikildiğimi hatırlamıyorum bile.
-"Annem mi kalktı acaba ?" dedim telaş içinde. Kapıya yaklaşıp kulağımı dayadım.
-"Endişelenme bir şey olmaz. Gel buraya."
Rahatlığı karşısında ona göz devirmek istesem de yapmayıp kapıyı araladım. Akın abinin banyodan çıktığını görünce rahat bir nefes alıp odadan dışarıya adımımı attım.
-"Akın abi sen miydin annem sandım." diye kısık sesle konuştum.
Arkamda Atahan'ın varlığıyla kapının önünde arka arkaya durduk.
-"Kaçamaklarınız için daha tehlikesi az bir yer seçin derim." Sırıtmasıyla yanaklarım utançla yanmıştı.
-"Sende git karını oyala ." Arkamda gülen Atahan'ın sert karnına dirseğimle vurdum.
-"Gittim bile." diyip odalarına girdi.
Önüme döndüm ve kaşlarımı çatarak ona baktım.
-"Beni utandırma lütfen." dedikten sonra merdivenlerden aşağıya indim. Merdivenin sağındaki kapıdan mutfağa girdim ve dolaba yöneldim. Isıtıcıya su koyup tezgahın üstünde duran sıcak çikolata paketlerinden birini kupaya döktüm.
Atahan bu sırada gelip arkadan sarılmıştı. Çenesini omzuma koymak için biraz eğildi ve omzumu öptü.
-"Kızdın mı ufaklık ?"
Sensin o.
-"Ufak değilim ben." Tutunduğum tezgahta kıpırdanıp ısınan ısıtıcıdan suyu kupaya döktüm.
-"Hayır ufaksın , miniksin hatta." İki yandan belimi kavrayıp parmaklarını oynatınca gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
-"Sen çok büyüksün !" Dayanamayıp sesli güldüğümde beni kendine çevirdi ve tezgaha yasladı.
Yüzündeki gülümsemenin nedeni olduğumu bilmek inanılmaz bir mutluluk hazzı veriyor.
-"Şikayetçi miyiz küçük hanım ?" Gülümsemesi yerini manalı bakışlara bırakırken belime sarılmıştı. Aşırı olan yakınlığımıza kendini bastırmayı ve alınlarımızı birleştirmeyi ekleyince sessizce iç çektim. Dudağım yukarı doğru kıvrılırken kollarımı boynuna doladım.
-"Hayır hiç değilim."
-"Olamazsın zaten güzelim bana böyle geldiysen böyle devam edeceğiz." Konuştukça ahenkle hareket eden dudaklarını izlemekten dinleyemedim.
-"Olmam." diye fısıldadım gözlerimi dudağından çekemeden.
Uzaklaşmadan önce dudağımı öpüp dişlerini geçirince acıyla zevk karşımı inlememden dolayı utanarak yüzümü göğsüne yasladım. Belimdeki ellerini sırtıma çıkartarak sıkıca sarıldı.
-"Biraz dinleneceğim tek kalman sorun olur mu ?" Her ne kadar yanımda kal demek istesem de demedim.
-"Yok olmaz." dedim isteksizce. Sanki sesimden anlamış gibi geri çekilip yüzüme baktı.
-"İstemedin sanki ?"
Gülümsedim ve arkamda duran kupayı avuçlarımın arasına aldım.
-"Hayır hem bende biraz karı seyrederim. Git sen dinlen."
Tamam diyip yanağımı öptü ve yukarı çıktı. İçeride koltuğun üstünden bir tane minder alıp uzun camın önüne koydum ve oturdum. Bembeyaz olan dışarısı çok güzel gözüküyordu. Üstelik gelirken yağmayan kar şimdi fazlasıyla lapa lapa tabiriyle yağıyordu.
Oturduğum yerde uzun bir süre kaldım. En sonunda bitmiş kupamla yerden kalktım ve mutfağa bırakıp salona geri döndüm. Evin sessizliğinden bunalıp televizyonu açtıktan sonra koltuğa oturdum. Salona giren Atahan'ı görünce ona bakıp gülümsedim. Yorgun bakışlarıyla yanıma oturup televizyona dikti gözlerini.
-"Neden üzerine daha rahat edeceğin şeyler giyinmiyorsun ?" diye sordum dayanamayıp.
Elini arkadan belime dolayarak kendine çekti.
-"Hoşlanmıyorum öyle durmaktan. Böyle rahatım."
-"Yatana kadar takım elbiseyle durmanın nesi rahat anlayamadım." Kısık sesle kendi kendime konuşup omuz silktim. Şuan da takımla değildi ama geneli öyle.
-"Çok istiyorsan odaya çıkıp birlikte rahat olabiliriz."
Edepsiz !
Gözlerim fal taşı gibi açılırken onu iteceğim sırada gülerek sarıldı ve boynumu ıslak ıslak öptü.
-"Kızma tamam." dedikten sonra başımı çenesinin altına sabitledi. Elimi kaslı göğsüne koyup utanarak ona doğru sokuldum. Sıcacıktı. Hem saçımı okşayıp hem de sürekli başımı öpüyordu. Sağ koluyla vücudumu sıkı sıkıya tutmuş hareket etmemi engellemişti.
-"Ben acıktım biraz bunların da kalkacağı yok." dedi aradan dakikalar geçince.
Göğsünden kalktım.
-"Hazırlayayım bir şeyler."
-"İyi olur birlikte yapalım."
Mutfağa beraber gittik. İlk dolaba baktım. Elim kapaktayken masaya yaslanmış beni izleyen Atahan'a döndüm.
-"Ne yemek istersin ?" diye sordum.
Gözlerinin parlaklığı buradan görülürken başıyla gelmemi işaret etti. Kapağı kapatıp önüne gittim. Belimden tuttuğu gibi tek hamleyle beni ahşap masaya oturttu. Bacaklarımın arasına girmesiyle soluğum bir yerlerde sıkışıp kaldı.
-"Mesela...seni." diyişiyle iyice eriyip bittim. Bu adam beni fena büyülüyor.
Birbirimize gülümserken parmaklarım benden bağımsız sakallarına erişti. Uzun sakalları hep uzaktan ilgimi çekiyordu. O dokundukça benimde dokunasım gelirdi. Belimi sıkınca gözlerine bakıp elimi indirdim.
-"Saçıma sakalıma dokunulmasını sevmem küçük hanım."
Onu rahatsız eden bir davranış olduğunu anlamamla düşen yüzümü eğdim. Halbuki ben sevmiştim.
Kulağıma eğilip burnunu saçlarımın arasına soktu.
-"Ama sana herşey serbest."
İçten içe mutlu olurken ellerimi omuzlarına koydum. Kuruyan dudaklarımı dilimle ıslatıp konuşacakken ikimizin haricinde başka birinden ses geldi.
-"Siz...siz ? Ne oluyor burada ?"
•••



