Yemek yerken daha doğrusu yemeye çalışırken tedirgindim. Onun evinde masada sadece ikimiz varken yemek bir hayli zor. O yüzden sadece midemde bir şeyler olsun diye yedim. Hasibe teyze biz gelmeden gitmiş , öyle söyledi. Masayı birlikte hazırlayıp yemekleri de beraber koymuştuk. Bu aslında güzeldi. Ama sadece birlikte iken yalnız kalışımızdan dolayı heyecanlı ve gerginim.
-"Doğru düzgün yemezsen büyüyemezsin ." Başımı kaldırıp peçeteyle dudaklarını silen Atahan'a baktım.
-"Evdeyken atıştırmıştım bir şeyler."
Sandalyesini itip kalktıktan sonra eline tabağını aldı.
-"Öyle olsun bakalım."
O kalkmışken oturmak olmaz diyip onun gibi masadan bir kaç şey aldım. Birlikte kurduğumuz gibi kaldırdık ve mutfağın iç kısmına geçip sudan akıtarak makineye yerleştirdim. Ben bunları yaparken Atahan dışarıya çıkmıştı. Durduğu yer camın hemen önündeki yükseklikti. Sigarasını içişi izlenmeye değer bir görüntüydü.
Bu akşamın devamında ne olacağı meçhul olduğundan hala heyecanım dinmedi.
Gözlerimi Atahan'dan çekmeden izlerken telefon sesimi uzaktan da olsa işittim. Kalkıp girişe gittim ve portmantoda asılı duran çantamın içinden çıkarttım. Dış kapının iki yanında olan boydan boya camdan dışarı bakarken annemin aramasını yanıtladım.
-"Canım ne yapıyorsun ? "
-"Hiç anne oturuyorum evde siz ne yapıyorsunuz ? Gittiniz mi ?" diyip konuyu çabucak geçiştirdim.
-"Yok kızım daha yoldayız ama az kaldı geldik sayılır. Yollar karlı olduğu için yavaş gidiyoruz."
-"Anladım anne görüşürüz o zaman sonra."
-"Tamam tatlım dikkat et." Telefonu kapatınca rahat bir nefes alıp çantama geri koydum.
-"Liya ?"
Sevdiğim ses tonu kulağıma geldi.
-"Buradayım." diye seslenip içeriye geri gittim.
Kravatını çıkarmış yakalarını düzeltiyordu.
-"Nereye gittin ?"
-"Annem aradı onunla konuştum. " derken bir kaç adımla önünde durmuştum. Kocaman gövdesinin önünde olunca büyüklüğü karşısında istemsizce iç çektim.
Bedenime sarılıp boynuma yüzünü getirdi. Bu defalık utanan yanımı göklere fırlatıp kollarımı boynuna doladım. Zor oldu ama yaptım. Sıkı sıkı sarıldım. Tıpkı onun sarıldığı gibi.
-"Gel buraya küçük güzel kızım." Kolaylıkla beni yan olacak şekilde kucağına alınca düşme korkusuyla ağzımdan küçük bir 'ay' sesi çıktı.
Sol elimi ensesine sağ elimi omzuna sabitledim .
-"Ne yapmak istersin? " Koltuğa oturduğunda kucağında olmak fazlasıyla rahatsız etti.
-"Şey kalksam ?" Gözlerime bakıp bir kaç saniye sonra kollarını serbest bıraktı. Anında yan tarafa kaydım. Ateş basan yüzümden dolayı saçlarımı geriye atıp hızlı hızlı soluklar alıp verdim.
-"Film açıyorum."
O kalkıp dediğini yaparken aklımda üstündeki takımla nasıl rahat ettiği vardı. Kendi evinde dahil takım elbiseyle duruyordu.
Işıkları söndürünce aklımı toplayıp televizyona baktım. Perdesiz camların ürkütücü oluşundan bahsetmiyorum.
Film boyunca Atahan hep gelen maillerini okumuş bana mesafeli olmuştu. Tam burada sarılması gerekmiyor mu ? Ama o bir defa bile bakmadı. Bende sonunda istemediğini kabullenip koltuğun köşesine çekilmiştim. Öyle dalmışım ki bittiğini bile ışıkları açınca fark ettim.
-"Bir müvekkille konuşmam gerekiyor. Az sonra gelirim." Onun arkasını dönüp gidişini izledikten sonra koltuktan kalktım ve tezgahın oraya gittim. Masayı kurarken öğrendiğim bardakların yerinden bardak alıp su doldurdum. İçerken evin sessizliğini çıt diye gelen ses bozdu. Bardağı elimden direk tezgaha bırakıp etrafa bakındım. Karanlık ormandan başka bir şey yoktu. Bahçenin ışıkları vardı ama aydınlatıcak kadar değildi.
Atahan'ın nerede olacağı konusunda kararsızdım ancak yatak odasında olma olasılığı yüksek gelince üste çıktım. Oldum olası böyle tek kalmaktan korkmuşumdur.
Açık kapıdan ileri geri yürüyerek konuşan Atahan'ı görünce korkuyla küt küt çarpan kalbim az da olsa dindi. Beni henüz fark etmemişti. Yanına gidince kaşını kaldırıp baktı.
-"Tabi anlıyorum sizi." diye konuşmasına ara vermeden devam etti. Ben gelince durmasından faydalanıp önüne gittim ve beline sarıldım. Şaşırdığını elbette biliyorum. Başımı göğsüne yasladığım için yüzünü göremesem de tahmin ediyorum. Saniyeler içine boşta olan elini sırtıma koydu.
-"Sizi uygun bir zamanda bilgilendirirler. İyi geceler." Telefonunu cebine sokup iki eliyle sarıp sarmaladı beni.
-"Ne oldu güzelim ?" diye sorarken başımın üstünde dudaklarını gezdiriyordu.
-"Birazcık korktum da." Masum masum başımı kaldırıp gözlerine bakınca gülümsedi. Gülerken gözlerinin içi parlamıştı.
-"Şurada senin için bir kaç şey var ben gelene kadar giyin." Geri çekildiği gibi soru dolu gözlerimi üstüne diktim.
-"Burada mı kalacağım ?" diye sordum haklı olarak.
-"Evet." dedi ve gitti.
Ne diyeceğimi bilemedim. Ellerim titrerken sakinleşmeye çalıştım. Gösterdiği yerden karton çantaların içine baktım. İlkinde gördüğüm iç çamaşırlar yüzünden alev ateş oldu bedenim. Umarım kendisi seçmemiştir diyip içlerinden en sade olan siyah takımı aldım. Diğer çantalara da göz atıp kısa şortlu pijama takımını çıkarttım. Hızlıca giyinip üzerimden çıkardıklarımı boşalttığım çantaya soktum.
Bu odanın evin geri kalanına göre soğuk oluşu ilgimi çekti. Her yer sıcakken burası artı olarak soğuk.
Nedenini gelince ona sorarım derken geldi. Üzerime kısa bir bakış atıp kapıyı kapattı.
-"Burası neden soğuk ?"
Belime koyduğu eliyle kendine çekip alnımı öptü.
-"Sıcak olunca uyuyamıyorum. Üşürsen de ısıtırım." diyip göz kırptı.
Yine kalbim milim milim ağzıma geldi gitti.
-"A-anladım." dedim ve geriye adım attım.
-"Banyoda yüzünü temizleyebilirsin. Çekmecelerden birinde ıslak mendil vardır." Dediğini yapıp kapısı olmayan banyoya girdim. Yüzümdeki makyajı temizledikten sonra suyla yıkadım ve kuruladım. Aynanın yansımasından Atahan'ın geniş çıplak sırtıyla karşılaşmayı hiç beklemiyordum. Gözlerim kırpışmadan öylece kalıverdi.
Yutkunamadım.
O kadar kaslı ki ! Ve ve kocaman.
Yanık teninin gerginliği , pürüzsüz oluşu çok...şey çekici.
Tişört giydiğini görünce daha fazla etkilenmeyeceğime sevindim ve önüme döndüm. Her bir yanım stresten elli derece ısıyla tutuştu. Beraber uyuyacağız !!
Onu ilk kez takım elbise dışında gördüm. Gri bacaklarına yapışan eşofman ve lacivert dar ince tişört. Çok göz alıcı.
-"Hadi ışıkları kapat gel."
Kapatırken o da yorganı açmış yatmıştı. Yatağın yanında uyuşmuş bacaklarım daha çok beni taşıyamayınca oturdum. Belimden çekince vücudum hem ona yapışmış hemde yatar pozisyona gelmiştim.
-"Çok gerginsin ufaklık bu sinirimi bozuyor. Kurt adam değilim seni yemem. Yada ım...yiyedebilirim." Sırt üstü çevirdiği bedenim üzerine çıkıp boynuma gömülürken karnımda dolaşan elleriyle kıkırdayıp altında kıvranıyordum.
-"D-dur dur tamam !" Gülmekten ağzım ağırdı gerçekten.
-"Uykun geldi mi ?" Yanıma uzanıp yorganı üstümüze çektikten sonra benide sarmaladı. Üşüdüğüm için iyice ona doğru sokuldum. Yorgandan sadece gözlerim açıkta kalmıştı. Soluduğum hava tamamen Atahan'ın teninin eşsiz kokusu.
-"Biraz." diye mırıldandım ama kokusuyla çoktan mayışmıştım.
-"Bir şey soracağım sana daha doğrusu bir kaç şey." Gözlerimi açıp yukarı doğru kaydım ve yastığa başımı yasladım. Böylelikle yüzümü gizleyen yorgandan çıkmış oldum.
Karanlıkta yüzünü zar zor seçiyordum. Oda gündüz bile loş iken gece tamamen karanlıktı.
-"Dinliyorum." dedim.
Hala ısınamamış olmanın verdiği hisle titredim. Atahan sıcacıktı. Ellerimi göğsünün üstünde sabitledim.
Sırtımdaki elini aşağı yukarı okşarcasına hareket ettiriyordu. Bu yaptığıyla uykum daha fazla geliyor.
-"Bana hala alışamadığın için mi uzaksın ?"
Alışacağım kadar vakit geçirmedik ki. Alışmak bir yana utanıyorum. Çekiniyorum.
-"Yani...şey henüz alışamadım evet ama ben pek bu durumlara alışık değilim." diye itiraf ettim.
Elini yanağıma çıkartıp okşadı. Yüzüme öylesine yakın ki her an öpecek gibi.
-"Daha önce erkek arkadaşın olmadı mı ?" diyince anında başımı iki yana salladım. Bu tuhafına gitmiş olmalı ki havaya kalkan kaşlarını gördüm.
-"Bana özel güzel saklı bir kutu. Ne hoş." Dudaklarını dudağıma sürttü. İstemsizce araladığım dudaklarımdan alt dudağımı esir aldı. Öpmeden sadece kendi dudaklarının arasındayken dilini gezdirdi.
Kirpiklerime kadar titredim.
Gözlerimi yavaş yavaş kapatıp elimi boynuna oradan da saç diplerine çıkarttım.
Öpsün artık !
Öpmedi.
Sadece dudaklarını bastırıp emme hareketiyle geri çekilince dudağım boşta kaldı. Neden öpmedi ki ?
-"Seni öpmeye kıyamıyorum. Dokunmaya , sevmeye kıyamıyorum." İçine sokmak ister gibi sıkı sıkı bastırdı göğsüne.
-"Tatlı uykular minik kızım." diye fısıldadı kulağıma.
Öpüşü kadar heyecan verici olan şeye yani onunla uyuma anına başlamış bulundum.
-"İyi uykular." dedim bende ve tişörtün açıkta bıraktığı v yakasındaki tenine dudağımı bastırıp gözlerimi yumdum.
Bu gecelik bu yeterdi.
•••
