Sabah enerjik bir şekilde uyanmıştım. İlk mutlu uyanışımdı. Özenle saçımı sıkı bir at kuyruğu yapmış yüzüme yakışan en güzel makyajımla tamamlamıştım. Toprak tonlarında uzun kollu kazak gibi duran elbiseyi seçtim bugün için. Kalçamın biraz altına kadar iniyordu. Ayakkabı bölümünden de vizon renkte streç topuklu çizmeyi giyindim ve yandaki fermuarlarını çektim. Elbise bol olunca pek hoş gelmedi gözüme o yüzden altın zincir kemeri belime sıkıca saracak şekilde taktım.
Son olarak parfüm işini hallettim ve telefonumu alarak alta inmek için merdivenlere geçtim. Aşağıdan konuşma ve gülme sesleri yükseliyordu. Heyecanlıydım. Beni sevip sevmeyeceklerinden emin olmadığım iki insanla tanışacaktım.
Elinde servis tabakları yanımdan geçen Hülya ablaya gülümseyip salona ayak bastım. Topuk seslerimi duyanlar tek tek baktı.
-"Günaydın herkese. " dedim sevimli ses tonumla.
-"Günaydın canım. Gel yanıma bak seninle tanışmak için sabırsızlananlar var !" Adım atınca yaşlı çift ayağa kalktı. İkisi de bana en içten gülümsemelerini gösterince rahat bir nefes aldım.
-"Ne bekliyorsun orda gelsene sarılayım doya doya torunuma !" Koşarak kollarına girdiğim kadın yani anneannem beni öyle güzel sardı ki duygulanmadan edemedim. Uzun bir süre sarılıp başımı öptü ve okşadı.
-"Biraz da ben sarılsaydım hani." Yanımızda homurdanan tatlı dedeme döndüm. Ona da güzelce sarıldım.
Beni ilk görüşte sevmeleri çok güzeldi. Keşke baştan böyle bir hayatımız olmasaydı diye geçirdim içimden.
-"Kahvaltıya geçelim mi ?" Akın abinin sözüyle masaya geçtik. Anneannem her fırsatta yüzümü sevip ağzıma bir şeyler sokuşturuyordu. Çok zayıfmışım öyle söyledi kilo almalıymışım.
-"Kamp nasıl geçti babacım ? İyi miydi oralar ?"
-"İyiydi vallahi damat. Bize de iyi geldi ama evimi de özledim doğrusu." dedi dedem.
Onları dinlerken tabağımın yanına bıraktığım telefonum titredi. Atahan'ın yazdığı içime doğmuş gibi telefona sarıldım.
-Bir günaydın demek yok mu küçük hanım?
Beklediğini düşünmediğim için mutlu oldum. Bekliyormuş !
-Günaydıın! diye yazıp gönderdim.
Telefonu geri bırakıp kahvaltıma döndüm.
-"Sizler ne yaptınız biz yokken anlatın bakalım ? Atahan hala o çirkin kızla birlikte mi ?" Anneannemin kurduğu cümleyle tam gülecekken çayımı püskürmemek için peçeteyi çabucak dudaklarıma bastırdım.
-"Annecim , lütfen. Duru güzel bir kadın. Ayriyeten ayrıldılar ama sevin diye söylemiyorum bunu." Ben çok seviniyorum ne yazık ki anne ! Hatta içim sevinçle dolu.
-"Oh iyi bari sonunda güzel şeyler oluyor. O da gelseydi ya buraya annesi babası gibi hayırsız mı olacak bu da ?!"
Sahi Atahan'ın ailesi şimdiye kadar hiç aklıma gelmemişti. Hayırsız derken ne demek istedi anneannem ?
-"Ailesi nerede ki ?" diye sordum kendimi tutamayıp.
Sorumu annem yanıtladı.
-"Buradalar tatlım ama Atahan onlarla görüşmüyor uzun süredir. Araları kötü yani."
Atahan'a sorsam anlatır mıydı ? Denemeye çekinirim.
-"Anladım." diyip gözlerimi telefonuma diktim.
Yazmıştı tabiki.
-Günaydın güzelim.
Tam burada bitiyorum bekleyin. Allah'ım tek bir kelime nasıl büyüler ?!! Böyle büyüler işte !
-Anneannem seni soruyor niye gelmedi diye.
Saçmalamayın benim onu görmek istediğimden değil kadın istemiş ondan şey ettim.
-Geliyorum.
Mesajı görür görmez elim saçıma gitti. Yok yok iyiyim.
Heyecandan nasıl yediğimi bilmeden hızlı hızlı tabağımı bitirmiştim. Sıradaki sütümü de içmeyi unutmadım.
Ona daha bir şey yazmamıştım. Biz masadan kalktığımız sırada Atahan kapıdan göründü. Kabanını verip içeriye girdi. Onu gördüğüm anda ifadesiz kalmak çok zor geldi.
-"Bak benim oğlum gelmiş dayanamamış." Anneannemin ona sarılması gibi bende sarılmak istedim. Ne olur ki selam verir gibi sarılsak ?
Şey evet saçma olur.
-"Dayanamadım tabi kalktım geldim hemen." Atahan tek eliyle sarıldığı için elini çekip dedeme de sarıldı.
-"Nasılsın Nihat abi ?"
-"İyi diyelim iyi olalım Atahan sen nasılsın ?"
-"Bende iyiyim. Baya iyiyim hatta."
Başımı yere eğip sırıtmamı gizlemek için dudağıma dişlerimi geçirdim. Koltuğun ucuna oturup yüzümü normal haline getirmeye çabaladım.
-"Kahvaltı yapmış mıydın ?"
Oh gel otur yanıma iyice öleyim ben burada Atahan ! Ama olsun en azından kokusunu alırım rahatça. Çaba sarf etmeden yapabildiğim tek şey mükemmel kaliteli kokusunu solumak.
-"Sen uyurken çoktan yapıp bir tur koştum öyle geldim yaşlı adam." Atahan'ın Akın abiye takılmaları bu sabah da şükür başlamıştı.
-"Hiç yaşlanmayacağını mı sanıyorsun ? Tamam karizman yerinde olabilir ama yıllar çabuk geçiyor unutma sende." Alınan Akın abiyi teselli amaçlı annem yanağını öptü.
-"Avut kendini avut." Ya o gülümsemesini tutup bir kutuda saklayasım var !
-"Didişmeyin bakayım. Damat ilahi sende bir alıngansın. Atahan oğlum kendine iyi bakıyor ne yapsın daha evlenemedi ondandır."
Anneannemin ortaya koyduğu cümleyle hepimiz bir anda kahkaha koyuverdik.
-"Sende iyice gömdün bizi Neşe hanım. " dedi Atahan eliyle gömleğinin yakasını çekiştirip. Bugün ayrı bir yakışıklı geldi gözüme.
-"Aman takılıyorum işte sana kız çok canım. "
Çok olanları tek tek boğarım anneanne ! Bu büyük adam benim.
-"Sabah sabah size doyum olmaz ama işe gitmem gerek benim." diyip ayağa kalktı annem.
-"Biz de yol yorgunuyuz evimize bırakın bizi dinlenelim rahat rahat."
Akın abi bugün geç gideceğini söyleyince annem işe geçerken anneannem ve dedemi bırakacaktı. Onlarla vedalaşıp salona geri girdiğimde Akın abiyle Atahan bahçeye çıkıyorlardı.
Oturduğum koltuktan ikisinin sigara içişini rahatlıkla görüyordum. Yaslandığım yerde bacak bacak üstüne atıp telefonumda sosyal medyayı karıştırma işine giriştim.
-"Benim bir kaç telefon görüşmesi yapmam lazım gelirim hemen." İçeri soğukla birlikte girenlerle telefonumu kenara bıraktım.
Akın abi bana göz kırpıp yukarı çıktı. Atahan'la yalnız kalmanın verdiği mutlulukla birlikte yanıma oturunca ona baktım. Gözlerini etrafta gezdirdikten sonra elimi tuttuğu gibi kaldırdı. Birisine yakalanma korkusundan dolayı sesimi çıkarmadan beni sürüklemesine izin verdim. Televizyon odasına girip kapıyı kapattı. Tek hamleyle önüne getirip ellerini sırtıma koydu.
Sarılışına çekinmeden karşılık verdim. Kollarımı beline dolayıp göğsüne yaslanırken yanında ne kadar küçük kaldığımı bir kere daha fark ettim.
-"Demek bana amca ? Bana ?"
Yaslandığım göğsünde sesli gülmemek için yüzümü bastırdım. Hızlıca kalçalarıma gelen elle havalanıp kapıya yaslanınca hızına şaşırıp kaldım. Bacaklarımı düşmemek için mecburen ona dolayınca iyice bedenlerimiz birbirine sokuldu.
-"Gösteririm sana amcayı." Dudaklarımızı birleştirecek derken merdivenlerden gelen ayak sesiyle onu ittim. Zaten rahat değildim o halde. Utanmıştım ama öpeceğinden bir şey diyemiyordum.
Elbisemi aşağıya çekip ona bakmadan kapıyı açtım. Evin çalışanlarından birisiydi. Bizi görünce duraksamış olsa da kenara çekildi. Hızlı adımlarla yukarıya çıkıp salona geçtim. En son isteyeceğim şey birinin ikimizi görmesi.
-"Bu kadar endişelenme." Koltuğun kenarına otururken çok çok yakınıma oturmasıyla kaçacak yer bırakmamış oldu. Sağ elini yanağıma koyup yüzüme eğildi.
-"Birisi gelecek ." diye fısıldadım. Aşırı kasılmıştım.
-"Gelmez." Dudağımla yanağımın birleşim yerine dolgun dudaklarını bastırdı. Sakallarının yüzüme batışı çok hoştu. Onlarla saatlerce oynayabilirim.
-"Atahan ne yapıyorsun sen ?!"
Kahretsin!
Hayır bu olmuş olamaz !
Akın abi ?!
Nasıl olur da geldiğini duymam ?! Lanet olsun.
Atahan'ı ittiğim gibi ayağa fırladım. Utanç ve yakalanmış olma hissinin kötülüğü ile Akın abiye baktım. Gözlerimden çaresizlik fışkırdığına eminim.
-"Ne yapıyormuşum ?"
Bu ne rahatlık Allah aşkına ?!
Kesin anneme söyleyecek kesin ! Annem de bana kızıp babama geri gönderecek.
-"Bir şey demedik ama olur olmadık yerde hiç de çekinmen yok seninde. Sıkıştırmışsın kızı olmuyor böyle. " Akın abinin çatılmış kaşlarının yerini alay dolu gülüşünün alması beni bir hayli şoke etti.
Tam burada bizi sorguya çekip kızması gerekmiyor muydu ?
-"Gelirken bir öksürseydin çekilirdik herhalde. " Sana inananamıyorum.
-"Otur Liya'cım korkma biliyorum bizim aramızda gizli saklı olmaz."
Ne demek gizli saklı olmaz ?! Nasıl anlatır bu kadar çekindiğim bir konuyu ?!
Oturmadan ayakta durduğum yerden ona baktım. Kızgınlığıma şaşırmış olmalıydı.
-"Liya ? Sorun yok diyoruz niye öyle bakıyorsun ?" Sırıtmalı mıyım ne bekliyor bu adam ?!
-"Sen nasıl anlatırsın ? İstemediğimi bildiğin halde ? Sen değil miydin istemeyeceğimi söyleyen ?"
Bana aynı rahatlığıyla bakmayı sürdürürken kolumdan çekip yanına oturttu. Dirseğimdeki elini elime kaydırınca tutmak istemedim ama sıkı sıkı kavradı.
Akın abinin önünde bunları yapmasına anlam veremiyorum ! Üstelik çok ama çok utanç içindeyim.
-"Elbette biliyorum ama Akın'ın bununla bir ilgisi yok. O koşup annene yada birisine anlatacak değil merak etme. "
-"Evet Liya kimse bilmeyecek bu konuda için rahat olsun ben söylemem. İlk duyduğumda istememiş karşı çıkmış olsam bile Atahan benim dostum. Sende kızım sayılırsın. İkinizin istediği bir...ilişkiye mi demeliyim saygı duyarım." Konuştuğu sıra yüzüne bakmak yerine dizinde oynattığı elini izledim. Gözlerine bakmaya cesaretim henüz yoktu.
Zorla elimi elinden kurtarıp koltuğa sindim. Buranın içine girip kaybolasım var.
-"Üstelik...ben ona şimdi söylemedim. En baştan sana olan ilgimi Akın'a anlattım. Hal böyle olunca saklamak anlamsızdı." Nasıl yani benden mi bahsetmişti Akın abiye ? İmkansız diye düşündüğümde o da beni mi düşünüyormuş ?
-"Anlıyor musun şimdi ?" Kucağıma sabitlediğim gözlerimi gözlerine kaydırdım.
Yalnızca başımı salladım.
-"Eh artık bana da bir hayırlı olsun demek düşer."
•••



