İçeriğe geç

EFNAN

Bölüm 2 · 11 dk okuma

EFNAN

Bölüm 2

İki

'

Her gün bir öncekinden aynı işliyordu. Ara sıra kafamın içinde dönen seslerden dolayı delirdiğimi düşünüyordum.

Durup insanları izledikçe benim hak ettiğim hayat bu mu diye sorguluyordum. Kimseyi istemeyip yalnız başıma kalma kararımdan dönmek imkansızdı.

Yade ablaya yalnızca patronum gözüyle bakıyordum.

Arkadaş edinemiyordum. Edinmek istemiyordum. Karşı cinsin olanağı zaten yoktu. Yollarımız yıllar önce ayrılmış olsa bile hala bir adama ait olduğumu bilmek bana az da olsa iyi geliyordu. Halbuki o adamın sesini bile unutmayla yüzleşiyordum.

Canım yanıyor. İçten içe eriyerek yakıyor.

Yalnızca tek başıma olmam gerektiğini biliyorum. Beni seven kim varsa kaybetmiştim.

Bunu yaşamak söylemek kadar kolay değildi.

-"Kahve?"

Aralık kapıyı omzuyla ittiren kişiyi görünce nezaketen tebessüm ettim.

-"Olur."dediğimde tamamen içeriye girdi ve elindeki kupalarla masaya yaklaştı. Ayağa kalkarak masamın önünde duran karşılıklı sandalyelerden birine oturdum.

-"Teşekkürler."diye mırıldanarak elindeki kupayı aldım.

Yade abla ara sıra ofise geliyordu. Geldiği zamanlarda da kahve içmeyi ihmal etmiyorduk.

-"Seni ilk gördüğüm günü hatırlıyorum da...hala aynısın. Yine masum o küçük kız karşımda duruyor."

Gülen gözleri dikkatle yüzümü incelerken bakışlarımı yere indirdim.

-"Aynı kişi değilim ne yazık ki."diyerek bir yudum kahve içtim.

-"Hayat ikinizi de çok değiştirmiş demek." Mırıldanıp bacak bacak üstüne attığında hafifçe kaşlarım çatıldı.

Yüzüme bakıp dudaklarını birbirine bastırdı.

-"Devran'dan bahsediyorum."demesiyle göğsüm içeri çöktü.

Elim ayağım birbirine dolaşmıştı.

-"Bunu konuşmayalım."dedim ve ayağa kalkarak cama doğru yürüdüm. Açarak soğuk havanın içeri girmesini sağladım.

-"Sorunlarını konuşmazsan ve içine atmaya devam edersen kendine zarar verirsin Efnan. Devran ve sen boşanmış olabilirsiniz. Bilmediğim şeyleri de yaşamış olabilirsin. Ama bu geçmişi silebileceğin anlamına gelmiyor."

Elimi boynumda ve yüzümde gezdirip camı kapattıktan sonra saçımı geriye doğru attım. Hızlanan soluklarımla sakinliğimi yitirmek üzereydim.

Arkamı döndüm. Beni izleyen Yade ablaya baktım.

-"Ben herkesi geçmişimde kaybettim Yade abla. Ailemi,sevdiklerimi kaybettim. Senden rica ediyorum konuyu kapatalım."

Her şey normalmiş gibi dümdüz bir yüz ifadesiyle sandalyeye geri oturdum ve kahve kupasını aldım.

Yade abla şaşkındı. Sessizleşmişti.

-"Efnan...ailen?" Zorlukla sorduğu soruyu başımı sallayarak onayladım.

-"Evet öldüler."

-"N-nasıl? Ben...ben özür dilerim."

Başımı öylesine salladım.

-"Sorun değil bilmiyordun." Sesimin titrememesi için yoğun bir çaba sarf ettim.

İnsanın artık ailesinin olmadığını söylemesi onların yokluğuyla yüzleşmesi soğuk bir rüzgar gibi yüze çarpıyor.

-"Üzgünüm. Başın sağ olsun."

-"Teşekkür ederim."

Odanın içi sessizleşti. Ben kimsesizliğimle içime dönerken Yade abla bana olan hüznüyle baş başa kalmıştı.

-"Efnan. Bir şeyi bilmeni istiyorum. Konuşmak istemediğini biliyorum ama şunu söylemeliyim ki siz boşandıktan sonra Devran...tıpkı babama benzedi. Baba demekten utanıyorum çünkü o kadar kötü bir adam olmasını kabullenemiyorum. Ama benim kardeşim babam gibi değildi. Biliyorsun. O dünyanın en nazik şefkatli adamıydı. Bu altı yıl kardeşimi benden aldı."

Derimin altında karıncalar yürüyor gibi kaşınma hissiyle zar zor oturuyordum. Onunla ilgili her cümle beni onunla yaşadığım günlere götürüyordu.

On sekiz yaşımda kavuştuğum adamdan yalnızca bir yıl sonra ayrılmıştım. Doymak ne kelime doğru düzgün sevememiştim bile. Olan sevgimi alıp gitmiştim.

Sadece Yade ablanın ne anlattığını anlayamıyordum.

Babaları eli kanlı adi bir adamdı. Devran ailesine ne kadar düşkünse babasının kötü işlerine bir o kadar karşıydı.

Sessizliğimi onu dinlediğimi sanarak bekledi Yade abla.

-"Devran bizi hep el üstünde tutardı. Yıllardır onu zor görüyorum. Annemlerle yaşamadığını biliyorum ama nerede yaşadığından bile haberim yok. Çok üzülü-" Bir anda hıçkırınca tırnaklarımı avuç içime bastırdım.

Tepkisiz bir yüzle dururken bir şey hissetmemek için nefes dahi almadım. Öylece kahvemi içiyordum. Fakat ellerim öyle titriyordu ki kahve üstüme dökülmek üzereydi.

-"Bunları konuşacağım başka kimse yok. Üzgünüm. Kusura bakma seni bunalttım." Uzattığım peçeteye göz altlarını sildi.

Sevgimden ve özlemimden hiçbir şey kaybetmediğim adama neler olmuştu bilmiyorum.

Tek bildiğim artık hayatımda olmayacağıydı.

-"Önemli değil."diyebildim yalnızca.

-"Keşke böyle olmasaydı."dedi ağlamaklı sesiyle.

Keşke.

-"Böyle olmalıymış."

-"Neden ama?"dedi hemen.

Her fırsatta neden arıyordu. Gerçekleri öğrenemeyeceğini de biliyordum.

-"İnan bana artık hiçbir önemi yok abla."

Uzandı ve kupayı elimden alarak ellerime tutundu.

-"Var. Yemin ederim ikimizin arasında kalacak."

Benim varlığımı buradan gizleyen birinden zaten şüphe duymuyordum.

-"Şu an bunu anlatmaya hazır değilim. Belki daha sonra."diyince beni anlayışla karşıladı.

Yanaklarında var olan damlaları sildikten sonra derin bir nefes aldı.

-"Bana gelmekte çekinme olur mu? Annemlerle zaten görüşmüyoruz ve evime gelmiyorlar. Devran da Leyal onu aradığında nadiren geliyor."

Boğazıma oturan yumru bana çok acı veriyor. İsmi bile beni mahvediyor.

-"Son bir şey soracağım ve bu ağlak halimden kurtulmak için gideceğim."

Acı bir tebessüm ettim.

-"Sor."dedim.

-"Ayrılığınız sebebi Devran mı? Sana bir şey mi yaptı?"

Soluklanmak öyle güç ki. Nefesim kesilse de böyle acıyla kavrulmasam diyordum.

Başımı iki yana sallarken yaşlanmış gözlerimi başımı eğerek gizledim.

-"Hayır ben onu bıraktım."

Bir kaç dakika durdu. Sonra zorlandığımı anladığı için beni odamda yalnız bıraktı gitti.

'

Bir kaç saat önce yaşadığım tatsızlıktan ötürü mutsuz ve küskün hissediyordum. Her şeyin düzeleceğine dair olan umutlarım tükeniyordu.

Devran'a söyleyemiyordum. Ailesinin bana köpek muamelesi yaptığını ona şikayet etmem bana bir kurtuluş gibi gelmiyordu. Çünkü bunu yapmayacaklarını bilirdi. Güzel rol yapıyorlardı.

Umursamamaya çalışıyordum. Fakat artık ailem de istemiyordu. Beni görmek için geldikleri zaman onları küçümseyen sözleri işitmek ağırlarına gidiyordu.

Sanki ben buraya onların parası için gelmiştim.

Halbuki yalnızca aşıktım. Hem de deli gibi.

-"Bebeğim..?"

-"Buradayım sevgilim."

İşte geldi mutluluğum.

Saat yine gece yarısına yaklaşmıştı. Onsuz yatağa giremediğim için daima bekliyordum.

Salona doğru geldiğini görünce koltukta doğrulup oturdum. Üstüme eğildiği gibi boynuna sarıldığımda kucağına kavuştum.

Beni kucakladığı gibi oturmuştu.

-"Güzelliğim. Minik bebeğim. Uykun gelmiş sanırım."

Kapanmak üzere olan gözlerimle başımı sallayıp boynuna sokuldum. Kokusuyla iyice mayışmıştım. Bu kokuya ilk günkü kadar aşığım.

-"Bensiz uyumayacak mısın hiç?"

Başımı iki yana sallayıp çenesinin altında kendime yer edindim ve gözlerimi kapattım. Saçlarımı öpe öpe okşarken uykum burnumun ucundaydı.

-"Sen olmadan kendimi güvende hissetmiyorum. Beni kollarına almazsan nasıl uyuyabilirim ki?"diye mırıldandım.

Çok geçmeden kucağında uyuya kalmıştım.

'

Avucumda sıkmakta olduğum yüzüğü bırakmadan yatağın içine kaydım. Her gece olduğu gibi düşünmekten yorulmayı bekliyordum.

Başka türlü uyuyamıyordum. Gözlerim sızlayıp yanıyordu.

Bir daha geri gelmeyecek hayatım harcandı. Ben yıllardır bir gram bile mutlu olamazken o ne yapıyordur?

Hiç düşünmedim biliyor musunuz? Hiç acaba demedim. Aklına gelmiş miyimdir demedim çünkü gelmedim. Giderken peşimden gelme demiştim. Bıktım yoruldum diye yalanlar atmıştım.

Sadece çok korkmuştum. Küçük kız çocuğu Efnan canını o evden kurtarırken soluksuz kalacağını düşünememişti.

Babası beni ailemle tehdit edip ondan ayrılmam için zorlarken bunun boş olduğunu sanmıştım. Çünkü o kadar da kötü olamazlar dedim.

Çok tükenmiştim.

Ve bir gün babam dükkanda geç saate kadar çalışırken o dükkanın ateşe verildiği videosu bana Devran'ın babası tarafından izletildi.

Hiç acımadı. Hiçbir gram vicdan azabı çekmedi.

Benim yaptığımı ispatlayamazsın. Bu evi terk etmezsen bir dahakine baban bu kadar şanslı olmaz.

Kurduğu cümleler bunlardı.

Beni göz bebekleri gibi bakıp büyüten ailemi attığım bu tehlikeyi dile dökemem. O yaşadığım dehşet verici korkuyla nasıl ölmedim bilmiyorum.

Ben o gün o evden nasıl gittim hatırlamıyorum. Tek hatırladığım Devran'ın işten gelme saatini beklediğimdi. Olan gücümle ve korkumla ondan gitmek istediğimi ağlaya zırlaya haykırmıştım.

Bir dakika bile o evde kalamazdım. Aşağılık adamın tekiyle mücadele edemezdim.

Bu benim her şeyim olan eşim bile olsa anne babamın ölümüne göz yumamazdım ki.

Nihayetinde onlar da elimden kayıp gitmişti. Devran'la uzaktan uzağa birer imza atıp boşandıktan sonra dedemin yanına dönmek üzere yola çıkmıştık.

Günlerdir hatta haftalardır aç durmuştum. Yol üstünde babam arabayı kenara çekmişti. Çok severim diye güzel bir karpuz almak için yol karşısındaki satıcıya gidecekti. Annem de diğer meyvelere göz atmak istediğini söylemişti.

Yoldan karşıya geçerlerken,uyuya kalan bir tır şoförünün hatası onları gözümün önünde benden aldı.

Kaç saat o asfaltta çığlık attım bilmiyorum. Üstümü başımı yırtmış saçlarımı yolmuştum. En son beni bayıltmak zorunda kalan sağlıkçılar hayal meyal aklımdaydı.

Delirmiştim işte.

Ben kimi kurtarmıştım? Kimi kimin yüzünden kaybetmiştim?

Herkesin hayatını mahveden ben değil miydim?

'

-"Bitti Efnan hanım hazırız."

Salonun girişinde stresli bir bekleyiş içerisindeydim. Devasa boyutta bir salonu düğün için hazırlamıştık. Gelin yolu ve otelin girişi de buna dahildi.

-"Her şeyin kusursuz olması gerektiğini biliyoruz. Ama bu akşam pürüze bile yer vermemeliyiz."dedim.

Çalışanlarda tıpkı benim gibi stresliydi. Organizasyon olarak bir yıl da çok fazla iş yapmıştık ancak ilk defa bir mafya babasına çalışıyorduk.

Yani en azından ülkedeki namı böyleydi. Ki Yade abla da uyarmıştı.

Ünlü mafya babasının oğlu evlenirken ne yazık ki bizi seçmişlerdi. Bir aksilik çıkar diye deli gibi korkuyordum.

Aksilik dediğim şey işimden kaynaklı.

-"Ben üzerimi değiştirmeye gidiyorum."dedikten sonra salondan çıktım.

Oradan oraya koştururken spor kıyafetler tercih ediyorum. Ama bu tip organizasyonlarda Yade abla özenli görünmemizi istiyordu.

Eşyalarımızı koymamız için bize ayrılan odanın kapısını kilitleyerek üzerimde ne var ne yoksa çıkarttım.

Yorulup terleyen ben olmadığım için herhangi bir rahatsızlık hissetmiyordum. Sabahtan fön çektiğim saçlarım hala aynı dolgunlukta dururken sadece tarayarak düzelttim.

Makyajsız yüzümü makyaj temizleme suyuyla sildikten sonra sade fakat göz alıcı bir makyaj yaptım. Dudağıma ruj sürmeden yalnızca dudak yağıyla parlatıp makyajımı bitirdim.

Eskiden olsam pantolon ve gömlekle bu işi bitirirdim. İşe başladıktan sonra kaliteli kıyafetler alıyordum. Görünüşüme özen göstermem gerekiyordu.

Önce çıplak bacaklarıma çorap geçirdim. Ardından kısa siyah elbiseyi giyindim. Üstünü iliklemeden sütyeni çıkarıp çantaya attım. Elbisenin üst üste gelen yakasında bir dekolte mevcuttu ve sütyenim gözüksün istemezdim.

Gelin ve damadı kapıda karşılamam gerektiği için elime tabletimi ve telefonumu alarak odadan koşar adım çıktım.

Teknik olarak kötü davranmayı damattan beklerken bu sefer gelin çok suratsızdı. Hiçbir şeyden memnun olmuyordu.

Yarım saattir dans provası için salondaydık. Üçüncü kere çiçeği elinden alarak kenara çekildim.

Dans edemiyordu ve bunun eşinin suçu olduğuna çok emindi.

Kocasına sabır diliyordum.

-"Listedeki bütün atıştırmalıklar yapıldı değil mi? Mutfağı kontrol ettiniz mi? Bizim dansımız bittikten sonra servis edilecek unutmayın."

Yirmi kere söylemişti. İşimizi iyi yapmıyor olsaydık bizi tercih etmezlerdi.

-"Önce aperatifler sonra zaten yemek olacak Buse hanım. Merak etmeyin her şey kontrolüm altında."dedim.

Gelin odasına kadar ona eşlik edip içeride yalnız kalmalarını sağladım. Omuzlarım düştü. Şimdiden yoruldum.

Konuklar gelmeye başladığında hava henüz yeni kararıyordu. Gelenlerden bir kaçını görme fırsatım olmuştu. Daha şimdiden otelin bahçesi koruma ordusuna dönmüştü.

İçeriye koruma sokmak yasaktı. Herhangi bir silah ve benzeri alette öyle.

Nasıl insanlarla bu geceyi bitireceğim tamamen muamma.

İlk giriş, dans derken akışı inceliyordum. Salona girişten bakarken kimseyle göz göze gelmemeye dikkat ediyordum. Çoğunlukla erkek vardı. Kadınlar son derece süslü ve gösterişli abiyeleriyle boy gösterirken adamların hepsi birbirini izleyen av avcı profilindeydi.

Klasik müzikler insanları rahatlatmak yerine daha da gerdiği bir ortamdaydık. Neyse ki az kalmıştı.

Dudaklarımı kemirerek olduğum yerde derin bir iç çektim. Tam o sırada yanımdan bir hışımla geçen adamın arkasından baktım. Salona korumasıyla girmesi dışında sorun düğüne değil de savaşa gelir gibi sert adımlarla girmesiydi.

Konukların arasında bir konuşma geçmişti. Fakat daha fazla dikkat etmedim. Telefonumun kilidini açıp Yade abladan herhangi bir mesaj var mı diye bakarken araması tesadüf oldu.

Salona sırtımı dönerek resepsiyona çıktım.

Bir problem olup olmadığını sormuştu. Sorunsuz bitirmek üzere olduğumuzu gönül rahatlığıyla söylemiş vedalaşarak kapatmıştım.

İçeriye dönmeden uzun camlardan biraz dışarıya göz gezdirdim. Ciddi anlamda adam kaynıyor. Bu kadar korumayla gezecek kadar korkup hala kötü işlere devam etmelerine anlam veremiyorum.

Gazeteci ordusu ise dağıtılmaktan yorulmamış bahçenin kapısında bekliyorlardı.

Camdan uzaklaşırken ayaklarımın acıdığını hissetmiştim. Az kaldı diye kendimi oyalarken salonun kapısına bir kaç adım kala olduğum yerde durdum. Saçımdaki elim cansızlaşıp düştü. Haddinden fazla sıktığım tableti göğsüme bastırırken elim ayağım boşaldı.

Görüşüm saniye saniye kararırken bütün geçmiş gözümün önünde aktı gitti. Tüm iyi ve kötü anlar bana kendini hatırlatırken zangır zangır titriyordum.

Kalbim hızlanmamıştı. Durmuştu sanki. Attığını hissetmiyordum ve nefes alma problemi yaşıyordum.

Devran.

Kanlı canlı karşımda.

Bayılmak üzereydim. Bir krizin eşiğindeydim ve ben şu an ölmek istemiyordum. Yıllar sonra görmemin verdiği duygu elbette mutluluk değildi.

Şaşkınlık,korku ve hasret.

Üşüdüm.

Çok kısa bir andı bu. Güçlü adımları yüzümü gördüğünde durmuştu.

Yade ablanın haklı olduğunu uzaktan bile olsa anladım. Hem dış görünüşü hem gözleri değişmişti. Bakınca gülümseten yüzü şu an beni üşüttü.

Bu gerçekten dayanılır bir an değildi.

Beni görmeyi beklemediği gözlerinden anlaşılırken yüzü duygusuz bir adam gibi bomboştu. Arkasında onu bekleyen adam neden durduğunu anlamamış gibi tetikte olan haliyle bana bakıyordu.

-"Efnan hanım?"

Uğultu vardı. Beynim uğultu içinde fonksiyonlarını kaybetmişti.

-"Gelir misiniz? Buse hanım sizi istedi."

Kim niye sesleniyor bilmiyorum. Duymuyorum. Duysam da anlamıyorum ne diyor neden çağırıyor bilmiyorum.

Beni tepeden tırnağa çökerten adam yaşadığı bir buçuk dakikalık duraksamanın ardından çıktı ve gitti.

Yere düşmek üzereyken kolumdan tutmuş çalışana ağzımın ucuyla teşekkür edebildim. Kendimi zorlukla koltuktan kaldırıp işimin başına dönmüştüm ancak aklım hiç iyi değildi. Hiçbir şeye odaklanamıyordum. Beynim bitmişti adeta.

'

-"Çocuk musun sen?"

Başımı salladım.

-"Çocuğum tabi. Küçüğüm ben."

Dudağımda kalan pamuk şeker artıklarını öpücükleriyle temizlerken vücudum bulut kadar hafiflemişti.

-"Ne tatlı yeniyormuş."diye mırıldandı dudaklarımdan çekilmeden.

-"Sen pamuk şeker sevmiyorsun ki."

Yanağımı okşayan parmağını şakağıma kaydırdı.

-"Sana dair ne varsa seviyorum bebeğim."

Burnumu kırıştırıp gülümsedikten sonra dudağına derin bir öpücük kondurdum.

-"Biliyor musun? Sanki kalbim seni sevmek için varolmuş gibi." Sır verir gibi yüzüne fısıldarken dudakları yukarı kıvrılmıştı.

-"Küçük kalbini avucuma alıp saklamak istiyorum. Benden başkası girmesin istiyorum."

Ellerimi sildiğim mendili kenara atıp boynuna uzandım. Arabanın içinde ne kadar mümkünse o kadar sıkı sarıldığımda yüzü boynuma sıkışmıştı.

-"Bir gün bana beyin ve kalp nakli bile yapılsa yine sana aşık olacağım."dedim.

Sıcaktan ısınan tenimi dudakları daha çok ısıtıyordu. Boynumu çeneme kadar öpüp ateşimi yükseltirken yutkunmak zorunda kaldım.

-"Senden başka koku solumayacağım Efnan. Eğer sensiz kalırsam aklımı kaybederim. Beni sakın yalnız bırakma."

•

Merhaba❤️

İkinci bölüm aslında karşılaşma bölümü olmayacaktı ama yüreğim el vermedi.

Çok heyecanlı😬

Nasıl ilerleyeceğini bilmiyorum tek bildiğim zor olacağı🫠

Ne düşünüyorsunuz merak içindeyim🌸

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.