•
Devran'ın net tavrına itiraz etme hakkı bulunmayan Yade abla onunla hastaneye giderken biz Leyal ile boyama yapıyorduk.
Kendisi çok güzel boyadığını iddia etse bile bence benimki daha güzel olmuştu.
-"Efnan sıkıldım ben." Boya kalemini kitabın üstüne bırakıp yanaklarını tuttu.
Uzandım ve tatlı yanağını öptüm.
-"Ne yapmak istersin bebeğim?"
-"Bahçeye çıkalım mı?" Sorusunu havada kaptım. Evin içinde bunalmıştım.
Leyal için taze sıkılmış portakal suyu kendime sütlü bir filtre kahve isteyip havuzun karşısında bahçe takımına oturdum. Hava oldukça sıcaktı.
Grupta dönen sohbeti okurken göz ucuyla Leyal'i de kontrol ediyordum. Bahçenin köşesinde fazlasıyla özendiğim ahşap bir oyun evi vardı. Verandaya bile sahip evde utanmasam bende oynamak isterdim.
İç çekerek telefonumun ekranına baktım. Nida babasının butik oteline gitmeyi teklif ediyordu. Sadece bir haftalığına kaçamak tatil yapmayı hevesle anlatırken içten içe bu deneyimi yaşamak istediğimi düşünüyordum. Hayatımda hiç tatile çıkmamıştım.
Biz Devran'la balayına bile gidememiştik. Babası ona oldukça sorumluluk yüklemiş nefes alacak fırsat bırakmamıştı. Erteleye erteleye zamanı bitirdiğimizin farkında değildik.
Özgür'ün ifadesiyle bedava tatili aklımın bir kenarına yazdım. Ki fazlaca ısrarcı davranıyorlardı.
Kenarda birikmiş param elbette vardı. Şu son aylarda da işbirliklerinden aldığım miktar pek de az sayılmazdı. Fakat ileride ne olacağı belli değildi ve harcamak istemiyordum.
İleride seninde ne olacağın belli değil.
İç sesimin haklılık payına göz devirdim. Kahvemden yudumlarken içeriye girenler sebebiyle koltuktan ayağa kalktım.
-"Abla. Ne olmuş bir problem yok değil mi? İyi misin?" Bana yaklaştığında ellerinden tutup kalktığım koltuğa oturmasını sağladım yanına oturdum.
-"İyiyim iyiyim. Bu sıralar Leyal'in peşinden fazla koşturdum. Yorgunluktan muhtemelen."
Leyal annesini görünce kucağına atlamaya girişmişti ki dayısının kollarına çıkıverdi. Yade abla duş alıp uyumak için odasına çıkarken bende bahçenin çiçeklerini inceleyen ikiliyi izliyordum.
Beni ciddi manada sinirlendirmişti.
Bu yüzden ona karşım tavrım netti.
Kahve bardağını alarak evden içeriye girdim. Mutfağa bıraktıktan sonra salonun ortasında ayakta dikilen adamla karşı karşıya kaldım. Çünkü beni görünce dikkatli gözleri gözlerime kitlenmişti.
-"Ne öyle yüzüme bakmamalar?"
Omuz silktim.
-"Öyle bir şey yapmıyorum." Bahçeye gitmek için yanından ilerlediğim esnada belimden tuttuğu gibi beni önüne çekti.
Gözlerimle Leyal'i takip ediyordum. Kenarda oynuyordu.
-"Konuşalım otur."
Başımı salladım.
-"Sen git masada oturduklarınla konuş Devran. Adı lazım değil Berrak olan kadınla."dedim sinirle ve bahçeye çıktım.
Arkamdan sabır çekiyordu. Daha çok çekerdi.
-"Efnan. Gelsene." Leyal'in çağırmasıyla oyuncak evinin merdiven basamağına kalçamı yaslayıp onunla oturdum. Tepsiye dizdiği fincanlarından birini uzatmıştı.
-"Efnan."
Başımı kaldırmadan sesli bir soluk aldım.
-"Dayım sana seslendi."
-"Duydum."diye karşılık verdim.
-"Duyduysan baksana."dedi Devran.
-"Efnan sana küsmüş gibi dayı."
Çattığım kaşlarımla elimdeki fincanı inceliyordum.
-"Küsmedim kızgınım."
-"1 saat kadar işim var. Geldiğimde kızgınlığını konuşuruz olur mu?"dedi imalı tonda.
Hiç dönüp bakmadım. Nereye gittiğini merak ediyor olsam bile sormak pek beni ilgilendirmiyordu.
-"Ben konuşurum Efnan'la dayı merak etme." Leyal şimdi seni ısıracağım göreceksin.
-"Aferin dayım. Akşama ne alayım sana ne istersin?" Bize yaklaşıp Leyal'in yanaklarını avuçladı ve başının tepesini öptü.
-"Imm...bize çilekli pasta al."
-"Tamam dayım alırım. Annenle Efnan ablana iyi bak geleceğim."dediğinde şöyle bir yüreğim pır pır etmedi değil.
Heybetli bedeniyle eğildiği üstümüzden uzaklaşmadan bana dönmüştü.
İşte kalbim çarpmaya başladı.
Avuç içiyle yanağımı kavrayıp şakağıma minik bir öpücük bıraktığında mutluluktan burnum sızladı.
-"Görüşürüz."dedi ve gitti.
Leyal büyülü gözlerle bizi izliyordu ve ben bunu şimdi fark etmiştim.
-"Efnan! Dayım seni öptü." Kıkırdayarak elleri ağzını kapattı.
Dudaklarımı birbirine bastırıp saçlarını okşadım.
-"Leyal sana bir sır vereceğim."
Ona anlayacağı şekilde eskiden evli olduğumuzu söylediğimde çok şaşırmıştı. Bu haliyle oldukça sevimliydi.
Tıpkı anne ve babası gibi anlaşamayıp ayrıldığımızı kendisi örneklemişti. Bazen bu kadar olgun bir çocuk olması beni korkutmuyor değildi.
Hava karardığında aradan bir saat geçmişti. Yade abla uyanmıştı ve Leyal odasına gitmişti. Çizgi film saatini kendi odasında geçirmek istediğini dile getirdi.
Devran ortalıkta yoktu. O yüzden akşam yemeğini Yade abla ile ikimiz birlikte yedik.
-"Efnan ofise tekrar dönmeyi düşünmez misin? Hemen karar verme. Ben gidemiyorum ve aklım hep orada. Başlarında kimse yok içim rahat etmiyor. En azından sen varken gözüm arkada değildi."
Dudağımı büktüm.
-"Bilmiyorum abla. Yani olabilir aslında ama ne bileyim.."
Çalışanlar için tuhaf bir durum olurdu. Ancak benimde işe ihtiyacım vardı.
-"Biraz düşün. Çünkü ben doğum yaptığımda da hemen dönmeyeceğim."
Başımla onayladım. İlgilenmesi gereken kişi sayısı çoğalacaktı.
Düşünceğime dair söz verdim. Salonun ışıklarını azaltmış televizyonda dizi izlerken bir yandan Devran ile olanları anlatıyordum. Özellikle bugünü.
Her halükarda bana hak vermişti. Berrağı tanıdığını ve ondan hoşlanmadığını eklemişti.
İyice huzursuz oluyordum. Birlikte çalıştıklarından söz ettiği için aklımda türlü türlü senaryo vardı.
İki saat dolduğunda bahçeden araba sesi geldi. Çok geçmeden kapı çaldı ve salonda Devran göründü. Elinde bir pasta çantasıyla..
-"Hoş geldin canım." Yade abla oturduğu yerden onu karşılarken benim gözlerim televizyondaydı.
-"Daha iyi misin?"
-"Evet evet dinlenmek iyi geldi."dedi.
Dudaklarımı ısırmayı bırakıp nefesimi dışarı üfledim.
-"Gel otur. Bende kendime süt ısıtacağım. Bir şey ister misin?"
Yade abla mutfağa geçerken Devran yanıma yerleşti. Yutkundum. Elbette saldırgan öfkem sinmişti fakat kırgın hissediyordum.
-"Gidelim mi?"diye sordu bir dakika geçmeden.
Başımı iki yana salladım.
-"Gitmek istiyorsan git ben biraz daha duracağım."
Burnundan soluğunu verip elini bacağında gezdirdi.
-"Konuşmamız gerekmiyor mu?"
Derince nefes alıp başımı ona çevirdim.
Gel de şu yüze karşı bağır. Nasıl bağırayım başımı döndürürken?
-"Seninle konuştuğumuz bir konuyu göz göre göre çekinmeden tekrarlıyorsan yeniden konuşmamıza gerek yok."dedim gözlerine çok bakmadan.
Elinin tersiyle yanağımı okşarken kaşlarımı çatmıştım.
-"Anlamadığın bir şey var o da şu arkadaş ortamında değildim. Berrak, yakın arkadaşım olan Kenan'ın kız kardeşi ve ortaklığımız var. Hukuki işlerimle ilgileniyorlar. Gerekli yerlerde de bana eşlik ediyor çünkü iş yapıyoruz. Yani orada onunla baş başa değildim."
Kuruyan dudağımda dilimi gezdirdiğim esnada oturduğu yerde kıpırdanınca gözlerine baktım.
-"Hoşlanmıyorum ondan."dedim kısık tonda.
-"Artık gerekmediği sürece görüşmüyorum."
-"Görüşüyordun yani?"dedim sorarcasına kaşımı kaldırıp.
Başını salladı.
-"İster istemez aynı yerlerde oluyorduk ve takılmıyordum. Sen rahatsız olana kadar.."diye ekledi.
-"Oluyorum evet."
Dudağının kıvrıldığını görünce tekrar kaşlarımı çattım. Benimle eğleniyor.
-"Pekala dikkat edeceğim. Oldu mu?"
-"Oldu."dedim ve ayağa kalktım. Aynı esnada merdivenlerden hoplaya zıplaya inen Leyal'i görünce duraksadım.
Devran yarı yolda karşıladığı yeğenini kucakladığı gibi onunla koltuğa geri dönmüştü. Bende mutfağa Yade ablanın yanına gittim.
Leyal için dayısının getirdiği pastayı dilimledikten sonra bir kaç dakika mutfakta sohbet ettik.
Salona döndüğümüzde ise ikisi yine bıraktığım yerdeydi ve barbie temalı dergiyi inceliyorlardı.
Evet Devran da ciddiyetle inceliyordu.
-"Kuzum.Gel pastanı ye hadi." Sehpaya bıraktığım tabağı gören Leyal direkt kucaktan atlayıp halının üstüne oturdu.
Bende Devran'ın içimi bertaraf eden bakışlarına dayanamadığım için yanına oturmuştum.
Yade abla tekrar ofise dönmemle alakalı konuyu açtığında aynı yanıtı verdim. Düşünmem gerekiyordu. Bu defa kendisi konuyu kapatmıştı.
-"Haftaya yazlığa gideyim diyorum. Bir iki ay buradan uzaklaşmak bana iyi gelecek. Eğer sıkılmazsan benimle gelmeni isterim. Ne dersin?"
Kaşlarımı kaldırıp gelen teklife şaşırdım. Haliyle tatil planı yapacak durumda olmadığından bunu beklemiyordum.
-"Şey...yani bilmem ki."
-"Hem düşünmüş olursun. Düğün sezonlarının içindeyiz ama seni zorlamak istemiyorum."dedi kafa karışıklığıma karşılık.
-"Evet Efnan sende gel denize gireriz! Her sabah kumdan kale yaparız. Çok eğlenceli olur."
Leyal'in pastadan şişmiş yanaklarına gülümsedim.
-"Şimdilik ben kalkayım. Konuşuruz tekrar olur mu?"dedim Yade ablaya bakarak.
Başıyla onayladı.
Kalkmamla Devran da kalkmıştı. Leyal'i ikna ederek evden ayrıldığında yan yana arabaya yürüyorduk.
-"Bana geçelim."
Soru değildi sanırım.
-"Geç oldu. Uyumak istiyorum."dedim ve şoförün açtığı kapıdan arabaya oturdum.
-"Seni uyutmuyor muyum?"
Bir an sorusunu yanlış algılayınca kızardığımı hissettim.
-"Yani uyumak için o kadar yolu gelmeyeyim diye dedim."
-"Yalnız kalmamış olursun. Benimde aklım sende kalmamış olur."diyerek kararını belirtti.
İtiraz etmedim. Bugün her ne kadar beni delirtmiş de olsa onunla vakit geçirmek istiyordum.
Yol boyu sıklıkla esnemiş uykulu gözlerle yolu izlemiştim. Serin bahçeye ayak bastığım an belime dolanan kol nedeniyle anında sıcak bastı.
Yutkunarak adımlarına ayak uydurdum. Uykudan sersemleşmiş bedenime yardımcı olarak birlikte evine girmiştik.
-"Vahşi köpeğin nerde?"diye sordum.
-"Korkudan bayılma diye bağlattım."
Burnumu kırıştırıp kendimi ondan kurtardım ve saçlarımı düzelttim.
-"Çok düşüncelisin."
Yavaşça koltuğa oturup fazlasıyla düzgün duran minderi aldım ve bedenimin yarısını koltuğa bıraktım. Yan şekilde yatarken gözlerim kapanmıştı.
Bugün benim için ruhsal olarak hareketli geçmişti ve nedense yol boyu Devran'ın kokusunu solumak beni uyuşturmuştu.
Salonun spot ışıklarını açınca gözlerimi araladım. Gözüm atletimin yakasına kaydığında memelerimin dışarı fırladığını görmek hoş olmamıştı. Yani fazlaca açıktaydılar. Refleks olarak elim yakama gitti doğrulup düzgünce oturdum.
Devran'a baktığımda ceketini yeleğini çıkartmış gömleğinin üst düğmelerini açıyordu.
-"Önümde soyunmayacaksın diye umuyorum."dedim durgun bir tonda.
Al işte uykum kaçtı.
Bana üstten üstten havalı bir bakış attı ve bir kaç adımla yaklaştı. Koltuğa attığı ceketini aldı.
-"Görmediğin bir şey mi?" Tıpkı benim umursamaz konuşmam gibi söylemişti.
Yanaklarıma hücum eden kan beynime yoğun bir basınç yaptı. Tanrım. Utanmaz adam.
-"Ne..ne alakası var ya şimdi? Allah Allah." Çantamın sapını tutup sarsak hareketlerle utanarak yanından kaçtım.
Artık bana ait olduğunu düşündüğüm odaya girdiğimde sırtım duvarda elim kalbimin üstündeydi.
Gerçekten Devran bu halleriyle beni eskiye götürüyordu. Tıpkı evliliğimizin ilk heyecanı gibi kalbim çarpıyordu. Ne tuhaftı değil mi? Yıllar sonra aynı his. Aynı adamda.
-"Efnan."
İrkilip duvardan uzaklaştım.
-"Efendim."
-"Duş almaya çıkıyorum."
Koridorda uzaklaşan adım sesiyle bende usulca banyoya süzüldüm. Oradan oraya gezmiş sıcak havanın etkisiyle terlediğim olmuştu.
Artık alışmış olmanın verdiği rahatlıkla soyunarak suyun altına girdim. Uykum kaçtığı için muhtemelen uzun uzun oturacaktık ve temiz hissetmek istiyordum. Başka bir şey olacağından değil.
Duştan çıkmadan mecburen sabunla makyajımı temizleyip havluya sarındım.
Odadaki dolapta kullandığım kıyafetleri temiz katlı görünce tebessüm etmiştim. Bana ait. Onun evinde.
Şort ve askılı atlet takımını aldım. Beyaz renkli takımı giyinmeden önce burada kullanmam için eşya gönderen Yade ablanın gönderdiklerine baktım. Sadece dantel bir külot bulabilmiştim. Kendi südyenim zaten yoktu. Haliyle bu şekilde giyinmek zorunda kaldım.
Meme uçlarım aynada bana göz kırpıyor yanaklarımı kızartıyordu.
Neyse. Bakmaz herhalde dedim kendi kendime.
Tabi.
Dudağımı büktüm ve saçlarımı tarayıp öylesine kuruttum.
İçeriye geçerken mutfaktan ses geldiği için o tarafa yönelmiştim. Aspiratör ışığı altında siyah pijama takımıyla şarap döken adam göğsümü fazlasıyla sıkıştırdı.
Zar zor yutkundum. Ne yaparsa yapsın o kaşlar hep çatıktı.
-"Bir şey yemek ister misin?"diye sordu bana bakmadan.
-"Ya da hala uykun varsa yatabilirsin."
-"Yok kaçtı. Yardım edeceğim bir şey var mı?" Konuşurken ellerimi göğüs hizamda tutuyor kendimce kapatmaya çalışıyordum.
Başını sallamıştı.
-"Geç sen geliyorum."
Kalırken incelediğim yerler hakkında bilgiye sahiptim. Televizyon ünitesinin altındaki çekmeceler oldukça genişti ve bir tanesinde peluş yumuşak örtü görmüştüm.
Tekrar baktığımda aynı yerde görünce önce örtüyü sonra kumandayı aldım. Adeta kendi evimmiş gibi davranmam ayıp mıydı? Bence değil.
Koltuğun kol koyma kısmına sırtımı yaslayıp ayaklarımı uzattım örtüyle örtündüm. Şehire göre burası dağlık bir arazi olduğundan serindi.
Bende soğuk hava severdim.
-"Devran..açılmıyor bu!"
Rastgele bastığım tuşlar bana yardımcı olmuyordu.
Salonda görünen bedenle televizyonu falan unuttum. Nemli saçlarını gelişi güzel düzeltmiş elinde iki dolu kadehle bana geliyordu.
Bir tanesini uzattı. Avuç içimle kavrarken dizlerimi göğsüme çekmiş oturuşumu dikleştirmiştim. Ayaklarımın ucuna oturunca sessiz fakat derin bir nefes alma ihtiyacı duydum.
-"Ne yapacaksın açıp?"diye söylenirken bastığı tuşla açmış bana geri uzatmıştı.
-"Hiç ses olsun diye." Mırıldanıp kadehten bir yudum aldım.
İç sesim o kadar gürültülü ve sabırsızdı ki dışarıdan bu şekilde sakin durmama hayret ediyordum. Olağan bir halde sohbet edemiyorduk. Bunun farkındaydım. Her ne kadar iki eski dost olsak bile ikimizinde çekinceleri vardı.
Normaldi.
-"Telefonuna bakmayacak mısın?"
İki keredir aynı numara arıyordu ve masada titreyip duruyordu.
Devran sanki farkında değildi. Söylediğimde irkilip kendine gelmiş gibi bir nefes almış sehpaya uzanmıştı.
-"Geliyorum hemen."
Dikkatli şekilde onu izledim. Her hareketinde ayrı bir kası oynadığı için kesik kesik soluklarla ona dalıp gitmemek elimde değildi.
Bahçe kapısından dışarı çıkıp sırtını bana döndüğünde eli cebinde telefonu açmıştı.
Uzun süren konuşmasını beklerken kadehimi bitirmiş doldurmaya üşendiğim için onun şarabından devam ediyordum.
Bedenime tatlı bir sıcaklık yayılmıştı. Örtüyü bacaklarımla aralayıp sadece ayaklarımı kapatarak oturmaya devam ettim. Başımı koltuğun sırt kısmına dayamış düşüncelerimde boğuluyordum.
Acaba annem ve babam tekrar bir araya geldiğimizi görse ne düşünürdü? Kendi çocuğu gibi sevdikleri Devran'a sıkı sıkı sarılacakları kesindi.
Gözlerim yine tanıdık hisle bulanıklaşırken Devran içeriye girince hemen yanağımı sildim ve ona baktım.
Yüzüme bakar bakmaz kaşlarını çattı.
-"Ne o gözlerin hali?"
Sırtımı dikleştirip kadehten son yudumu alıp ona uzattım. Hala dik bakışları üstümdeydi.
-"Annemle babam aklıma geldi. Yine birbirimize döndüğümüzü görseler mutlu olurlardı." Konuşurken yanağıma süzülen yaşı tekrar silip zorda olsa gülümsedim.
Elindeki kadehi bırakıp bir hamlede bana yaklaştı. Beklemediğim anda belimden çekerek kendimi kucağında bulmama neden oldu. Bir eli çıplak dizlerimde diğeri belimde beni göğsüne yatırmıştı.
-"Eminim mutlulardır ve görüyorlardır."
Başımı salladım. Çenesinin altına sokulup sıcaklığını hissettim. Ne güzel bir hismiş. Zamanında bunun değerini bilmiş miydim?
-"Umarım öyledir."dedim fısıltıyla. Ellerimi göğsümde birleştirip istemsizce gözlerimi kapattım.
Nasıl bir huzurdu böyle?
Yuvama dönmüş gibi. Evimin tanıdık kokusunu almış gibi bir his.
-"Ama senin ağlamanı isteyeceklerini sanmıyorum."
Zaten hiç kıyamazlardı. Onları ne kadar kızdırsam bile gözümden bir yaş düştüğünde hemen bana koşarlardı.
Yeniden başımı salladım.
Belimdeki elini saçlarıma çıkartıp okşayınca içim geçti. Dudaklarımdan hoş bir mırıltı dökülürken adeta kedi gibi göğsüne sokulmuştum.
-"Devran."
Göğsünü havayla doldurup indirdi. Kalbi çok canlı atıyordu.
-"Söyle güzelim."dedi iç çekercesine.
Güzelim.
Gülümsedim. Dünyamı anında bahar bahçe yapıyordu bu adam.
-"Bu gece seninle uyuyabilir miyim?"diye sordum. Evet sordum.
Cevabını bekliyordum ancak beklemediğim şey şuydu ki beni kucakladığı gibi ayağa fırlamıştı.
•
Merhaba herkese ❤️
Bir türlü buraya adapte olamadım. Sürekli bir şeyler çıkıyor ve benim günlük düzenim alt üst oluyor. Bunun için çok üzgünüm.
Az önceye kadar bazı sebeplerden ötürü ağlıyordum ve kalk kendine gel bölüm yaz seni bekliyolar diye kendimi telkin ettim hajskd
Toparlanacağız bırakmak yok❤️
Bir sonraki bölüm görüşürüz sizi seviyorum 🌸❤️