•
Evet biz eski karı koca olabilirdik ancak yıllar sonraki bu hisler tamamen yeniydi ve utanmam için fazlasıyla yeterli bir durumun içine girmiştik.
Bu yüzden ne söylediğimi bile hatırlamadan kollarından çıkmış gözüme çarpan kahve fincanlarıyla mutfağa geçmiştim. Gözünün önünden ayrılmamıştım ama nefes almak için gerekli bir mesafeydi.
Fincanları öylesine sudan geçirmiş soluk soluğa geriye dönerek ona baktığımda koltukta dalgınca oturuyordu.
Bu halinden kötü bir durum sezmedim. Aksine tıpkı içine düştüğüm halde olduğuna emindim ve ikimizde sarsılmıştık.
Yıllar sonra olan bu sıcak temas fazla beklenmedikti.
İçimden bile utanarak itiraf etmek istiyorum.
Onu hatırlayan tek kalbim ve ruhum değildi. Kasıklarım yaklaşık beş dakikadır sızlıyordu.
Tanrım. Ah. Utanıyorum.
-"Seni yalnız bırakmak istemiyorum. Gelmek istemediğine emin misin?"
Geç olduğu için gitmeye karar vermişti. Ona burada kal diyemezdim. Yani şimdilik bunu yapamam.
-"İlk defa yalnız kalmıyorum sorun değil gerçekten endişelenme."dedim yanağım kapıya yaslı onu izlerken.
Ayakkabılarını giydikten sonra gömleğini düzeltmiş göğsünü havayla doldurmuştu. Gözleri dikkatle üstümdeydi ve içimi kıpır kıpır ediyordu.
-"Bir sorun olursa ararsın. Ulaşamazsan da kapıda siyah bir Sedan var. Güvenliğin için."
İç geçirip dudaklarımı birbirine bastırdım.
-"Buna da gerek yok biliyorsun değil mi?"
-"Tartışmaya kapalı bir konu. Yarına boş vaktim olursa görüşürüz."
Belli belirsiz tebessüm etmek için çabaladım.
-"Olur. Dikkatli ol."dedim ve istemeye istemeye gidişini izleyip kapıyı kapattım.
Bütün gece yüzümde büyük bir sırıtma ifadesi ile uyuduğuma eminim. Uzun zaman üstüne huzurla gözlerimi kapatmıştım.
'
Ertesi sabah telefonumdan yükselen mesaj seslerine gözlerimi açmıştım.
Yarı açık gözlerle baktığım ekranda yeni bir grup oluşturulduğunu ve yoğun bir sohbete girişildiğini gördüm.
Özgür tarafından whatsapp grubu kurulmuştu. Sabah sabah uyandırmak için ard arda attığı mesajlara karşılık Nida ona kötü sözler sarf ederken diğer kızlardan mesaj yoktu.
Gözlerimi ovalayıp yatakta sırt üstü döndüm.
İkisine hitaben günaydın yazıp gönderdim.
Son aylarda edindiğim alışkanlık sebebiyle İnstagrama girdim. Nasıl olmuştu bilmiyorum ama bu kısa dönemde hatrı sayılır takipçim olmuştu. Mete bey sayesinde de olmuş olabilir.
Bildirim gelince ona tıkladım.
Özgür sahilde boğaz manzaralı kahvaltı teklifiyle beni ikna etmişti. Nida ise öğleden önce asla çıkamayacağını söyleyince saat on bir de sözleşmiştik.
Yataktan dokuz gibi çıkarken içimden gelen bir istek oldu ve kalbim küt küt atmaya başladı.
Devran'ı arıyorum!
Elim kalbimde yatakta kıpır kıpır ayaklarımı hareket ettirirken artık açmayacağını düşüneceğim kadar uzun çalmıştı.
Hevesim kaçmış kapatacakken gür bariton sesi kulağıma geldi.
-"Efnan?"dedi sanki aceleyle açmış gibi.
-"Şey...günaydın. Müsait değil miydin?"diye sordum dudağımı ısırıp.
Bacaklarımı heyecandan saçma sapan hareket ettirip duruyordum.
-"Günaydın.Müsaitim. Yani biraz meşgulüm. Aramanı beklemiyordum." Devran'ın bocalayan konuşmasına tebessüm ettim.
-"Sonra arayabilirim.."
-"Yok. Birazdan toplantım var son kez bakınıyordum öyle problem yok. Ne yapıyorsun? Bir şey olmadı değil mi?" Onu aniden aramış olmam bu derece şaşırmasına neden olmuştu. Ki haklıydı.
-"Hayır bir şey olmadı. Yatıyorum yeni uyandım."dedim biraz çekinerek.
-"Malum işim yok artık."diye ekledim.
Boğazını temizledi.
-"Yat tabi. İş kolay buluruz orasını düşünme."
Ona göre hava hoştu tabi. Birimizin paraya ihtiyacı vardı.
-"Hıhımm...buluruz." Dudaklarımı büzmüş yüzünü gözümün önünde canlandırıyordum. Keşke güne başlarken yüzü gözümün önünde olabilse.
-"Ben seni daha fazla meşgul etmeyeyim o halde."
-"Senin meşgul etmeni tercih ederim fakat yoğun bir gün geçireceğim."
Ses tonunun seksiliği yanaklarımı kızarttı. Nasıl oluyordu da bunca yıl sonra bile aynı hisleri yaşatıyordu bana bilmiyorum.
-"Akşama seni alırım." Birisi arkadan ona seslenince yeniden konuşmuştu.
-"Olabilir konuşuruz tekrar. Sana kolay gelsin."dedim.
-"Sağ ol görüşürüz."
-"Görüşürüz."diyerek aramayı sonlandırdım.
Konuşma esnasında tuttuğum nefesimi üfleyip yataktan kalktım ve kendimi direkt banyoya attım.
Güzel bir duş sonrası saçımda havlu ile mutfaktaydım. Bir yandan filtre kahvemi hazırlarken diğer yandan Yade ablanın aramasını yanıtlamış konuşuyordum.
Kardeşiyle olan her ilerlememiz onu benim kadar heyecanlandırıyordu.
Odamı toparlamam saçımı kurutup dalgalandırmam biraz uzun sürmüştü. Makyajımı sade parlak bir ciltle bitirip giyinmek için dolabımı açtığımda Nida beni almaya geldiğini söylemişti. Ona konum attıktan sonra dolabımdan bol kesim jean pantolonu çıkarttım.
Giyinmeden önce sabahlığımı çıkartıp çıplak bedenime siyah tül detaylı tangayı geçirmiştim.
Sıcakta beni rahatsız etmeyecek askılı atleti de giyindikten sonra dün taktığım siyah baget çantamı omzuma astım. Südyen takmadan çıkmak beni rahatsız etmiyordu. Sadece meme uçlarıma yapışkan bant takmış öyle giyinmiştim.
Kapıdaki dolaptan beyazlı grili spor ayakkabılarımı giyerek kendimi dışarı attım. Nida da çok geçmeden arabasıyla sokakta görünmüştü.
Kahvaltımız biter dağılırız diye düşünürken davet edildiğimiz bir ürünün partisine katılmaya karar vermiştik. Karnaval görünümlü rengarenk parfüm lansmanında eğlenirken hiç olmadığım kadar farklı birisi gibiydim.
Özgür'ün bizi gülmekten krize sokması sürekli video halinde yaşamasıyla tepeden tırnağa enerji duruyordu.
Davette bize katılan Selenay ve Özgü orada tanıştığımız iki yakın arkadaştı. Sosyal medyadan herkes birbirini tanıyordu fakat yine en yabancı bendim.
-"Kocan nerde kız?" Özgür koluma girip dirseğiyle karnımı dürttüğü esnada işlek bir caddede yürüyorduk.
-"Kocan diyip durmasana ya."dedim kızararak.
-"Kocam de ki kocana sahip çık hayatım." Arkamızdan bizi duyan Nida fikrini beyan ettiğinde istemsizce gülmüştüm.
-"Aa evli misin?" Selenay önden yürürken adımlarını yavaşlatıp yanımızdan yürümeye başladı.
-"Uzun zaman önce boşandım."dedim düz bir tonda.
-"Cidden mi? Ee geçen akşam senin fotoğrafını gördüm. Doğru bak anımsayamadım seni görünce. O adam mı?" Özgü de şaşkınlığını dile getirirken başımla onayladım.
-"Kocan olay demekte haklıyım değil mi kızlar?" Özgür'e göz devirip gülümsedim.
-"Ben evliyim arkadaşlar öyle şeyler söyleyemem."diyen Selenay hepimizi güldürmüştü.
Caddenin en göz alıcı noktasına açılmış lüks mekanın fotoğraflarını görmüştüm. Nida'nın teklifi üzerine şimdi buraya kahve içmek için gelmiştik. Saat akşam üstü beş olmak üzereyken ayak bastığımız mekan tasarımıyla girişte bile büyüledi.
Oldukça gösterişliydi. Yeşil bitkilerle ahşabın ceviz rengini birleştirmişlerdi.
-"Hoş geldiniz efendim." Karşılama görevlisine aynı anda tebessüm ettik.
Özgür'ün kolundan çıkmayı akıl edip omzumdan düşmekte olan çantamı düzelttim.
-"Aman aman kimler görüyorum."diye mırıldandı ağzının içinden.
-"Kimi?"diye sordum Özgür'e bakarak.
Görevli bizi bir masaya ilerletirken önden yürüyen kızları Özgür ile birlikte takip ediyorduk.
Gözleriyle bana mekanın tam ortasında kalabalık bir grubu işaret etti.
-"Kocan ayol kimi olacak. Dünya gerçekten küçük pes."diye fısıldarken elini kaldırıp indirmişti.
Ki bunu söylerken bana bakmakta olan adamla direkt göz göze geldik. Ayaklarım saniyelik bir şekilde duraksadı.
Devran'ın ne işi vardı burada?
Yuvarlak masanın etrafında onunla birlikte yedi kişi vardı. Üç tanesi fazlasıyla dikkat çekici şık giyimli güzel kadınlardı.
Toplantısı olduğunu söylemişti. Gerçi uzun saatler önce söylemişti ancak yoğun olduğunu da belirtmişken burada ne yapıyordu?
İş yemeği belli ki görmüyor musun Efnan?!
İç sesime hak verirken Devran'ın önüne dönmesiyle şok oldum. Tam beni görmezden mi gelecek diye hayal kırıklığına uğrayacağım esnada sandalyesini ittirip ayağa fırladı. Bu çok hızlı olmuştu.
-"Ben kaçıyorum gelirsin."
Özgür ufak adımlarla kızların yanına geçti beni yalnız bıraktı.
Etraftaki masalardan dönüp bakanlar oluyordu ancak hiç mi hiç ilgilenmiyordum.
Devran'ın bana ulaşması sanki saatler sürdü. Lanet olası restoran bu kadar büyük müydü?!
Nefesim içime kaçmış halde omuzlarım dik başım düz onu bekledim. Gelirken kendisiyle birlikte adeta etrafta sis bulutu vardı. Siyah gömleğinin ilk üç düğmesini açmış bedenine oturan yeleğinin düğmeleri ise kapalı duruyordu. Bacaklarını saran siyah kumaş pantolonla bütünleşmiş hoş bir manzarayı andıran adam geldi önümde durdu.
Bayılabilir miyim çok acil tanrım lütfen.
Keşke daha şık giyinseydim! Of!
-"Ne işin var yine şu yavşak kılıklı herifle?"
Kim dedi? Kime ne olmuş?
Göğsümü havayla doldurup derince soluduğum saniyede gözlerinin tamamen memelerimde gezinmesi dizlerimi titretti desem?
Aynı anda yutkunduk.
Bir adım daha yaklaştı.
-"Sana soruyorum Efnan."
Daldığım boşluktan sıyrılıp saçımın kısa tutamını kulağımın arkasına sıkıştırdım ve yerimde kıpırdandım.
-"Kahve içmeye geldik."dedim sakince. Bakışlarım yüzünün her santiminde dolaşırken en son gözlerinde kaldım. Çatılmaya meyilli kaşları ve sert bakışlarıyla beni inceliyordu.
Dönüp Özgür'ün olduğu tarafa baktığı sırada bende onun kalktığı masaya baktım. Bir kaç kişi tarafından izleniyorduk. Şu an dikkatlice baktım ve hiç beklemediğim bir şeyle karşılaştım.
Oradaki üç kadından birisi Berrak'tı.
İşte bu beni şok etti. Ciddi anlamda sarsıldım ve bu kırgınlığımı asla yüzüme yansıtmadan küçük de olsa tebessüm ettim.
Delici bakışları üstümde olan kadından gözlerimi çekip Devran'a baktım.
-"Birazdan kalkacağım. Birlikte gideriz ona göre kendini ayarla. Şöyle nefes alıp durma." Üstüme eğilirken dişlerini sıka sıka son cümlesini söylemişti.
Eğer o kadını görmemiş olsaydım bu cümlesiyle kalbimin derinliklerinde bir yerler mutluluktan erirdi.
Ama şu an içime yerleşmiş soğuk hava buna engeldi.
-"Ben daha yeni geldim. Sen yanındakilerle ilgilen. Çünkü Berrak yanımda olmandan hiç hoşlanmış gibi görünmüyor." Herhangi bir şekilde konuşmasına müsaade etmeden yanından geçip gittim.
Yalnızca gözleriyle iletişim kurar gibi oturan arkadaşlarım benim gelişimle suspus hallerini sürdürdüler.
Sandalyeyi çekip Selenay ve Özgür'ün arasına oturdum. Arkamda bıraktığım adam hala orada mıydı merak etmiyordum.
-"O neydi öyle?" Nida gözleri masada kısık sesle mırıldanırken omuz silktim.
-"Çok havalı bir gelişti ama kocan pek bir gerildi."dedi Özgür.
-"Direkt gözlemimi söylüyorum. Masadaki mavi elbiseli kadının burnundan solumasına baktım. Aralarında bir şey mi olmuştu?" Onları gören bir açıda oturuyordu Özgü.
Bu cümlesiyle tüylerim ürperdi desem yalan olmaz. Nazikçe boğazımı temizledim ve elimi yavaşça boynumla göğüs aramda dolaştırdım.
Rahatsız edici bir soru olmuştu.
-"Olmadı ama kadın ona karşı boş değil."dedim zoraki konuşarak.
Başını salladı.
-"Belli zaten. Ama kocan da sana boş değil o da belli." Birlikte gülüşürlerken utanıp gözlerimi kaçırdım.
-"Ay tabi kızım görmüyor musun nasıl bakıştılar? Alev alev."
Özgür'ü ayakkabımın ucuyla dürtüp gözlerimle uyardım.
-"Utandırmasanıza beni."
-"Sipariş alabilirim. Karar verdiniz mi efendim?"
Garson konuyu dağıtırken menüye bakma fırsatım olmadığı için yalnızca soğuk bir kahve sipariş ettim.
Çantamda yer alan telefonum titreyince çıkarttım baktım. Elbette Devran'dı.
'Yarım saat sadece
Yanağımın içini ısırarak ellerimi klavyede gezdirdim.
'Ben oturuyorum kendim giderim
'Sen geç
Direkt yollayıp masaya bıraktım. Üst üste mesaj attığı için meraklanarak yavaşça telefona baktım. İyi ki yüzümü göremiyordu.
'Efnan beni delirtme
'Düşündüğün gibi bir şey yok
'Saçma senaryolar üretme
Yanıtlamadım. Çok da umrumdaydı. Ağzının içine düşecek kadar ona aşık bir kadınla aynı masada karşılıklı oturamazdı. Bu onu rahatsız etmiyorsa bende ona göre davranırdım.
Sanki arka masada oturmuyormuş gibi gayet normal bir şekilde vakit geçirmiştim. Koyu sohbetimize gülüşmelerimiz eşlik ederken aramızda Selenay'ın eşi ve iş arkadaşı dahil oldu. Mimarlık ofisleri varmış ve karşı binada yer alıyormuş.
Selenay eşiyle bizleri tanıştırıp onlar için de masada yer açmıştı.
Aradan ne kadar geçmişti bilmiyorum ancak yarım saati çoktan aşmış olduğumuza emindim.
Çıplak omzumda hissettiğim el ile yerimde irkilip sırtımı dikleştirdim. Elbetteki yaydığı kaliteli kokudan kim olduğunu biliyordum.
Masadakilere göz attım. Bakışları tek bir kişide sabitlenmişti.
-"Kahven bittiyse kalkalım mı?"
Boğazımı temizleyerek omzumu saran parmaklarından odağımı kestim.
-"Ee...oturuyoruz daha.."dedim ağzımın içinden. Ardından ayıp olmaması için nezaketen tanıştırmam gerektiğini düşündüm ve konuşmayı sürdürdüm.
-"Devran...eski eşim. Nida , Özgür , Özgü ve Selenay arkadaşlarım."
Devran'a bakmıyordum fakat başıyla selam verdiğini yan gözle görmüştüm.
-"Memnun olduk."dediler hep bir ağızdan.
-"Şey bizde kalkıyorduk zaten. Sonra yine plan yaparız." Özgür gitmemekte inat edeceğimi anlamış benden önce herkesi kaldırmıştı.
Haliyle yavaşça sandalyeden kalktım çantamı omzuma astım.
-"Bugün sizi ben davet ettim ben ödüyorum. İtiraz yok." Daha ağzımızı açmadan direkt kasaya giden Özgür'e kötü bakışlar attım.
-"Görüşürüz madem."diyen Nida ile sarılıp vedalaştık. Ardından kızlara da samimiyetle sarıldım. Daha bugün tanışmıştık ama kanım ısınmıştı.
Selenay'ın eşi ve arkadaşına yalnızca baş selamı verip yanımıza gelen Özgür'e döndüm.
-"Teşekkür ederim bugün için. Görüşürüz."dedim. Yanaklarımızı birbirine değdirirken yanımda huysuzca kıpırdanan dev gövdeyi görmezden gelemiyordum.
Restoranın önüne adım attığımız gibi siyah Mercedes jip önümüzde durdu. Şoförü arka kapıyı açtığında Devran'a doğru bedenimi çevirdim.
-"Benim biraz işim var. Eve gitmeden halledeceğim." Külliyen yalan.
-"İşin önemli olsaydı çoktan halletmiştin Efnan. Bin şu siktiğimin arabasına." Dirseğimi tutup arabaya beni sokarken küfürüne mi şok olayım öfkesine mi karar veremedim.
-"Bırakır mısın Devran? Çocuk muyum ben?" Kolumu kendime çekip arabanın deri koltuğuna yaslandım ve cama doğru kaydım.
Yanıma otururken ağzının içinden bir şeyler söylüyordu.
-"Çocuk gibi davranıyorsun evet!"diye sesini yükseltti.
-"Bağırıp durma. Masada otururken gayet beyefendi görünüyordun. Yoksa yanında önemli birileri mi vardı?" Abartılı ve sinirli tavrımı sinirden gülerek sonlandırdım.
Yeleğinin düğmelerini açarken başını çevirmiş oflamıştı.
-"İş yemeğiydi iş! Ne önemli birisi olacak kızım?"
Omuz silktim. Kollarımı göğsümde bağlayıp camdan bakmayı sürdürdüm.
Sessiz kalırken sert tutuşlu parmakları kollarımı çözdü.
-"Ne bu hal?"diye kısık sesle kızdı. Yüzüme olan yakınlığıyla soluğum yavaşlamıştı.
-"Sorun bu mu şu an?!"dedim çıkışarak.
-"Ortada sorun yok!"
-"Senin için yok. Senin keyfin gayet yerinde. İstediğin bu mu? Çevrendeki bütün kadınlar etrafında pervane mi olsun?!" Herhangi bir kadınla olsaydı gerçekten sorun olmazdı.
Ama o kadın. Hayallerinde Devran'a yer veren bir kadındı. Ona aşıktı aşık!
-"Ya ne saçmalıyorsun? Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?!"
Tam ona karşılık verecekken telefonum çalmaya başladı. Sabır çekerek çantamı açtım telefonumu çıkarttım.
Yade abla arıyordu.
-"Efendim abla?"diyerek açtım.
-"Canım. Müsait miydin?" Sesi durgun gelince kaşlarımı hafiften çattım.
-"Müsaitim tabiki. Sen iyi misin? Sesin kötü geliyor."
-"Ne olmuş?" Yandan dürten Devran'ı dirseğimle ittirip ona yarım şekilde sırtımı döndüm.
-"Bilmiyorum ya. Yoruldum galiba belimde bir sancı var. Doktorumu aradım dayanamazsan gel dedi ama şimdilik yatıp dinlenmek istiyorum. Leyal de beni rahat bırakmıyor. Gelip acaba ilgilenir misin diyecektim."
-"Abla soru mu bu ya? Geliyorum hemen. Ama benim içim rahat etmez sen yine hastaneye gidersin."dedim endişelenerek.
Daha ne dediğini duymadan Devran kulağımdan telefonumu çekip almıştı.
-"Ne oldu neyin var?"
-"Yade ablanın evine gidiyoruz." Öne eğilerek şoföre bunu söylediğim esnada Devran tarafından omzumla geri çekildim.
-"Hasbinallah!" Telefonumu elime tutuşturup elini ensesine attı.
-"Derdin ne ya senin?"diye sesimi kısarak sordum.
-"Ne mi? Belli olmuyor mu?" Dik dik bakışlarıyla göğüs dekoltemi işaret etti.
Boynuma kadar sıcak basarken istemsizce elimi göğsüme attım.
-"Abartma istersen."
-"Sen abartınca sorun olmuyor."
-"Ben neyi abartmışım acaba? Ağzının içine düşen birisi olması senin egonu mu okşuyor? Göğsün mü kabarıyor ne oluyor?!"dedim artık dayanamayarak.
Güler gibi olunca iyice sinirlendim. Durmadı devam etti gür bir kahkaha attı.
Deli mi ne?
-"Kıskandığını bu kadar da belli etmemelisin."diyince ağzım açık kaldı.
Benimle alay mı etti o?
-"O zaman sende gözlerini memelerim-" Büyük nasırlanmış elini ağzıma kapattığı sırada bende büyük bir utancın içine hapsoldum.
Ama beni sinir etti ya! Adamın yanında memelerim diyorum.
-"Beni katil etmek istemiyorsan şurda düzgün dur. Sesini çıkartma deliriyorum Efnan." Küçük çocuk azarlar gibi omuzlarımdan tutup koltuğa bastırınca başımı çevirdim.
Daha çok beklerdi sesimi duymayı. Görürsün sen diye içimden geçirdim.
•
Merhabaa ❤️
Biliyorum çok zor günler geçiriyoruz ama sırf aklımı dağıtmak için haber okumak yerine yazı yazmayı tercih ediyorum.
Hızlı tamamladığım bir bölüm oldu. Umarım beğenmişsinizdir 💖