İçeriğe geç

EFNAN

Bölüm 15 · 9 dk okuma

EFNAN

Bölüm 15

On beş

•

Evden içeriye adım attığımızda Yade abla yüzünde manidar bir gülümseme ile hem bizi izliyor hem karnını okşuyordu.

Devran kenardan geçip içeri girmişti. Bende Yade ablaya sarılıp onunla salona dönmüştüm.

Bize bahçede çok hoş bir masa hazırlatmıştı.

-"Devran varken nasıl dedikodu yapacağız ki?"diye fısıldadı kulağıma doğru.

Omuz silktim.

-"Aslında hala bir şey olduğu yok."dedim duyacağı yükseklikte.

Masaya otururken gözüm Devran'a kaydı. Kucağında Leyal ile birlikte oturmuş onun ağzına bir şeyler koymaya çalışıyordu.

-"Annecim sen gel buraya."

Leyal annesinin yönlendirmesiyle sözünü dinledi ve dayısının kucağından kalktı. Yade abla yanındaki sandalyeye onu oturtup yanına oturdu.

Devran gözlerini gözlerime diktiğinde yutkunarak yanına geçtim. Zar zor gözlerimizi ayırmıştım.

Kalbim göğüs kafesimi sallandırıyordu.

-"Bu sıralar çok yorgunum."

Ara ara Yade ablanın hamilelik sorunlarını dinliyor ona üzülüyordum. Tek başına oluşu beni üzüyordu.

-"Seninle kalması için birisini ayarlarım."dedi Devran. Sohbete katılmadan dinlemiyormuş gibi duruyordu. Konuşunca yan gözle ona baktım.

Sadece dizim bacağına değiyordu. İnanın ki nefes nefeseyim. Ne çekebiliyor ne de kıpırdayabiliyordum. Onunla temas etmek dahi böyle hissettirirken eskiye dönmek kim bilir nasıl olurdu.

-"Ben aslında Efnan'dan rica edecektim. Bir kaç gün yanımda kalır mı diye?"

-"Kalamaz."

Aralık dudaklarımla bir Yade ablaya bir de Devran'a baktım. Çok net şekilde benim yerime cevap vermişti.

Yade ablanın kurnaz bakışları ve yarım ağız gülüşüyle bilerek bunu sorduğunu anladım.

-"Neden? İşi mi var?"diye üstüne gitti.

Devran çatalını tabağın kenarına bıraktı ablasına baktı.

-"Evet abla."dedi uzatma dercesine.

-"O zaman ben sana geleyim."derken artık gülmemek için dudaklarını birbirine bastırmıştı.

-"Daha iyi seçenekler bulacağıma eminim."

Yade abla artık dayanamayıp gülmüştü.

-"Ay tamam canım. Anladık. Siz baş başa kalın bana yeterli."

Ortamda kızaran bir tek bendim. Al al olmuş yanaklarımla yüzümü yelleme ihtiyacı hissettim.

İlerleyen dakikalarda masada servis edilen şarabı bir tek Devran içiyordu. Bir kaç dakika önce Leyal'i uyutmak için yukarı çıkan Yade abla henüz gelmemişti.

-"Ne zaman kalkacağız? Yade abla erken uyuyor."dedim bir yandan bahçe kapısına bakarak.

Çok normal bir durummuş gibi ona sorduğum için düşüncesi beni heyecanlandırdı.

Derince çatılmış kaşlarıyla bana döndü. Kısa bir an açıkta kalmış çıplak bacaklarıma bakmıştı.

-"Niye planın mı var?"diye sorunca şaşırdım.

İç çektim ve kollarımı göğsümde bağlayarak geri yaslandım.

-"Sen bu akşam biraz fazla asabisin. Öncelikle planım yok. Ama istersen beni eve bıraktığında sana kahve ikram edebilirim."

Boş bakışlarını elinde tuttuğu kadehe çevirdi.

-"Sen arkadaşlarına ikram et."

İstemsizce kıkırdadım. Ve deli bir cesaretle elimi gömleğinin manşet kısmına koyarak bileğini sardım.

-"Devran. Ciddi misin yoksa şaka mı yapıyorsun?"diye gülerek sorarken sandalyede bedenimi ona çevirmiştim.

Sesini çıkartmadı. Bakışları elimdeydi. Öyle yoğun bakıyordu ki mecburen elimi çektim çünkü utanmıştım.

-"Sen biraz fazla kıskandın. Ama şu an bu çok gereksiz bir tavır. Öyle bir durum olmadığını biliyorsun. Olacak olsaydı farkındasın önümde bir hayli yıl vardı."

İlk günden beri hayalimde de kalbimde de sen varsın diyemedim tabi.

Omuz silkti. Koca bedeniyle attığı trip iyice komik görünmüştü.

-"Bence çevremizden rahatsız olacağımız bir şey ararsak öncelik bende olur."dedikten sonra geriye yaslanarak önüme döndüm.

Aklımda çakan şimşekler kaşlarımı çatmama neden oldu. Ani ruh değişimi biliyorum.

-"Nasıl bir öncelik?"

Bu defa ben omuz silktim.

Boynuna atılıp onu öpen kadını unutmadım.

-"Düşünürsen bulursun. En azından benim hayatımda ciddiye alacağın herhangi bir erkek yok."dedim sağ kaşımı havaya kaldırmış halde.

Yüzüne bakmasam da o sert bakışlarını hissediyordum.

-"Benim hayatımda bir kadın mı var Efnan?"

Bilmem dercesine başımı eğip dudağımı büktüm. Durduk yere sinirlendirmişti işte beni.

-"Saçmalıyorsun bence. Öyle bir şey asla yok. Bana baksana sen."

Ne oldu birden tavrın değişti Devran bey?

-"Sana göre yoktur. Başkasına göre vardır."dedim.

-"Başkası değil bana göre ne varsa doğrudur."derken parmaklarını çeneme koymuş başımı çevirmişti.

Kuzu gibi masum masum baktım.

-"Berrak mı bu ima ettiğin?"der demez parmaklarını çenemden indirdim.

-"Bak nasıl anladın."

Ağzını açmıştı ki Yade abla geldi.

-"Kahve içer miyiz?"dediği esnada Devran ayağa kalkmıştı.

-"Yok geç oldu. Yorgunum. Gidelim sende dinlen."derken gözleri üstümdeydi.

Haliyle sandalyeden kalkmıştım.

-"E otursaydınız biraz daha."

-"Sonra."dedi Devran kısaca.

Bahçeden eve doğru yürürken Yade ablaya bakarak dudağımı büktüm.

-"Gündüz daha rahat otururuz."dedim.

Sırıttı.

-"Tabi canım artık akşamları meşgul olursunuz."

Gözlerimi büyüterek ona baktım.

-"Ay Yade abla duyacak şimdi."dedim kısık tonda.

Birlikte içeri geçtiğimizde dışarı çıkmamış beni beklediğini gördüm. Çantamı alarak yanına ilerledim ve derin bir nefes aldım.

Kapıya kadar yan yana yürümüştük.

Yade abla yanağını kapıya yaslamış sevimli gülümsemesi ile bir eli karnında bize baktı.

-"Sizi seviyorum. Dikkatli gidin." Öpücük atıp el salladı.

-"Görüşürüz."dedim gülümsememle.

-"Sende dikkatli ol. Bir şey olursa-"

-"Arayacağım tamam."diyerek Devran'ın cümlesini tamamladı.

Son kez el sallayıp arabaya bindim. Cidden yorulmuşum. Özellikle ayaklarım.

Devran arabayı çalıştırdığı ve hızla girdiği yolda henüz bir kelime konuşmamıştı. Bende konuşmadım. Açıkçası hala tam olarak ortama adapte olmuş değilim. Bir yanım tam anlamıyla yabancıydı.

-"Gelmeyecek misin?"

Gözüm apartmanın girişinde elim kapı kolundaydı.

-"Yorgun görünüyorsun. Sende yat uyu."

Bence ikimizde ne yapacağımızı bilemiyoruz.

-"Uyumayacağım."demem yeterli olmalı değil mi?

Ki öyle oldu.

Telefonu ve sigara paketini alarak arabayı stop ettirdi. Birlikte önlü arkalı apartmandan içeri girdik.

Onun devasa şaşaalı evinden sonra bizim küçük öğrenci evimiz pek sönük kalmıştı.

Boyası soyulmuş ahşap kapıyı açıp içeri girmeden önce ayakkabılarımı çıkarttım. Devran bunu görünce parlak spor klasik ayakkabılarını çözerek kenarda bıraktı.

Gülmek istedim dudaklarımı ısırdım.

Kapıyı alışkanlık olarak kilitleyip onu salona yönlendirdim. Zaten girişimiz oturma odası ve mutfaktan oluşuyordu.

Değişik bir his. Pek tarifi yok.

Eski kocam. Ondan sonra zar zor kurduğum yeni hayatımda.

-"Otursana."

Salonumuz Devran'ın heybetli bedeniyle gözüme iyice küçük gelmişti.

Ev küçük ve eskiydi ancak eşyalarımız temiz ve güzeldi.

-"Üstümü çıkartıp gelsem olur mu? Sonra kahve yaparım."

Yalnızca başıyla onayladı. Ardından koltuğa yavaşça oturdu.

Odamın ışığını açmadan içeri girdim. Kapıyı açık bıraktım. Buradan salon görünmüyordu. Elbisemi hızlıca çıkartıp yatağın üstüne bıraktım. Bir elim çıplak göğüslerimde diğeriyle dolabın kapağını açtım.

İnce askılı kare yaka siyah renkte penye bir elbise giyindim. Uyurken giyindiğim için kısa rahat bir elbiseydi.

Salona geçerken ellerim saçımda,saçımı daha bol tepeden topluyordum.

Gözleri beni buldu. Uzun uzun çekinmeden incelemesi utandırıcı olmuştu. Elbette çaktırmadım ve mutfağa döndüm. Türk kahvesi yapmak için gerekli malzemeleri çıkarttım.

-"Sade yapıyorum."

-"Olur."dedi.

Makinenin başında bekleyip pişen kahveleri fincanlara döktüm. İlay'ın sunum merakı dolayısıyla eve alınmış çeşit çeşit tepsilerden birine fincanları koyup yanına gittim.

Koltukta yanına oturduğumda en azından evde bir ses olması amacıyla karşımızda yer alan televizyonu açıp geriye yaslandım.

Hava sıcaktı. Ev daha sıcaktı. Devran dahil olunca artı artı yükselen bir sıcaklık.

Yabancı bir adam olsaydı galiba daha kolay olurdu. Ancak yanımdaki insan yıllar önce beni bütün şeffaflığımla tanımış görmüş birisiydi. Bu yüzden çok zorlanıyorum.

-"İçmeyecek misin?"

Dalgın bakışlarını yerden kaldırdığında soğumaya dönmüş kahvesine uzandı. Büyük bir yudum alıp fincanı bacağına doğru indirdi.

Her zaman olduğu gibi hiç susmayan telefonu çalmaya başlamıştı. İç cebinden çıkartıp sessize aldı ve yanına bıraktı. Yanıp sönen ekranda büyük harflerle BERRAK yazıyordu.

Soluklarımın hızı değişse de belli etmeden başımı çevirdim.

Gözümün önüne aynı görüntü geldi. Gülümseyen bir kadın. Onun için hayaller kuran bir kadın. Yanağını öpüp koluna sarılan bir kadın.

-"Bir özel hayatım olmadı Efnan. Kafanda kurup kendini inandırma." Sanki düşüncelerimi okuyor.

Utandım.

Nefesimi üfleyip omuzlarımı dikleştirdim ve bitmiş kahvemi sehpaya koydum geri yaslandım.

-"Bir şey kurmuyorum. Hayatında birisinin olup olmaması da benim karışacağım bir konu değil."dedim doğruya doğru.

Başını salladığını hissettim. Ona bakmadım.

-"Değil evet. Seninde olabilirdi-"

-"Olmadı. Hiç."dedim hızlıca.

Yeniden başını salladı.

-"Biliyorum."dedi. Nasıl diyecekken yeniden konuştu.

-"Kendimden."

Kalbimde ufak bir sıkışma yaşadım. Gözlerimiz birleşti. Ona bakarken kendimi görüyorum desem inanır mıydınız?

Aynı adam.

Ama başka bakıyor.

-"Devran. Yeterince vakit kaybettik demiştin." Yutkundum fakat boğazımdaki his geçmedi.

Dudağımı ıslatıp hafifçe ısırdım ve önüme döndüm.

-"Bence artık ikimizinde boşa geçecek vakti yok. Bizim bir şansa değil gidilecek ayrı yollara ihtiyacımız var."

-"Efnan-"

Ayağa kalkmamla beni taklit etti. Elimi kaldırıp susmasını işaret ettim. Yaralı kalbim yine çırpınıyordu.

-"Lütfen Devran. En azından yarım yamalak kalmadık bak. Veda etme fırsatı bulduk deriz. Yıllar öncesinden kalma heveslerle birbirimizi tekrar kırmayalım."

Sesim titreyince derin bir nefes aldım. Bakışlarım yaşlanmış titreyerek ona bakıyordum.

-"Seni tanımıyorum. Sana bakıyorum aynısın...ama değilsin işte. Ben evlendiğim o adamı kaybettim Devran. Hissedemiyorum-"

Can havliyle kendimi anlatmaya uğraşırken kollarımdan tuttuğu gibi çırpınan bedenimi kendine yasladı ve sağ eliyle yanağımı tuttu.

Gökyüzü durgundu ancak bulutsuz bir gecede şimşekler çaktığına hatta gök gürlediğine yemin edebilirim.

Şaşkınlıktan aralanan dudaklarım dudaklarının arasında susuzluktan ölürken canımın çıktığını sandım. Omuzlarımdan dizlerime ve oradan ayak parmaklarıma uzanan bir akım oluştu. Titredim. Hayır ev titredi. Evet ayaklarım kaydı.

Göğsüne tutundum. Dudaklarımdan şaşkınlık nidası çıktı zannettim ama tamamen suskunluğa bürünmüştüm.

Bu...bu öyle filmlerde izlediğimiz kavuşma sahnelerinden değildi.

Bu resmen kalp nakliydi. Ölmek üzere olan bedene kan pompalayan yeni bir kalp.

Organlarınıza sıcak kanın ilerlediğini hayal edin. Hepsinin bir kıvılcımla canlandığını ve vücudunuza hayat verdiğini hissedin.

Tam olarak buydu.

Kalın dudağı alt dudağımı kana kana içerken büyük bir özlemle bedenim ona tepki verdi. Yıllar önce ona ait olan hücrelerim gün yüzüne çıkmıştı.

Usulca dudağına kitlendim. İnlediğimin farkında değildim ancak Devran duymuş olmalı ki parmaklarını belime sertçe geçirmiş hissettiği duyguyu bana aktarmıştı.

Milimetrik bir ayrılmayla tekrar birleşen dudaklarımız bu defa tanıdık hisle hareket halindeydi.

Kalbimin duracağından korkuyordum. Tamam ölmekten korkmuyorum ama şimdi değil tanrım lütfen.

Dişlerini gezdirdiği dudağımı diliyle telafi edip sesli bir öpüşle iyileştirdi. Gözlerim kapalı dudaklarım aralıktı. Burnunu burnuma değdirip sürttü ve dakikalardır süren nefessizliğimizi sonlandırdı. Dudak dudağa duruyorduk. Aynı anda birbirimizin soluklarını ciğerlerimize doldurduk.

-"Hissedemiyor musun sahiden?"

Sen benim aşık olduğum adamsın Devran.

Dudağımdaki tadını almak için dilimi gezdirdiğim an dudağını yalayınca irkilip başımı eğdim. Nasıl sağ çıktım bu andan?

-"Ben..."dedim sustum.

Belimi bırakmadığı için kaçamamıştım. Yeniden yanağımı kavradı. Parmakları kulağımın gerisinden saçlarıma doğru uzanıp başımı kaldırdı ve yüzüme eğildi.

Kalbim adeta ağzımdan fırlayacaktı.

-"Sen ne?"diye dudağıma fısıldadı.

Hala ıslaklığını koruyan kirpiklerimi kırpıştırdım. Az önce ne olmuştu öyle?

Yılların acımasız davranacağını düşünmüştüm. Kalbini değiştirdiğini sadece hisleriyle bana geldiğini düşünmüştüm. Tekrar yalnız kalacağımdan korkarak ağzıma geleni söylemiştim.

-"Üzgünüm. Aklım karışık. Korkuyorum." dedim oldukça kısık tonda. Islanan bakışlarımı görünce seslice soluk aldı ve saç diplerimi parmağıyla okşadı.

-"Ben yanındayken hiçbir şeyden korkma."

Heyecandan kurumuş dudaklarımı araladım. Fısıldadım.

-"Senden korkuyorum." Kırılmaktan. Tekrar sensiz kalmaktan deli gibi korkuyorum.

-"Korkma. Artık kaybettiklerimizi geri almanın zamanı geldi Efnan. Eski hayatımızı almanın zamanı." Sesindeki güvenin tonu sırtımı dikleştirdi. Ellerim hala göğsünde duruyordu farkında değildim. Kalbi güçlü bir şekilde elimin altında atıyordu.

Biliyordum. Devran yıkılmayacak kadar güçlüydü. Benim aksime.

Ama bana öyle bir bakıyordu ki yıkılsam tutup kaldıracak gibi.

-"Eski hayatımız bize iyi gelmedi Devran."dedim umutsuzluk içinde.

Belimdeki elini oynatıp bel çukurumu okşadı. Nefesimi kestiğinin farkında değildi.

-"Önümüzde yeni bir hayat var. İkimize iyi geleceğine inandığım yeni bir başlangıç."

Cesaretim kayıp.

Başımı belli belirsiz salladım. Konuşacak gücüm de kelimelerim de yoktu.

Bu yüzden sadece sarıldım. Kollarının altından güçlü bedenine sokulup sarıldım.

Her şeyin iyi olacağına inanmak isteyerek temiz bir sayfa için eski kocama sıkı sıkı sarıldım.

*

Merhaba 💖🥲

Tam olarak gözüm yaşlı geldim. Galiba 4 ay oldu ve sizden utanarak yayınlıyorum.

İnstagram kullanmayanlar için buradan da belirteyim vpn kullanmıyorum. Watty uygulamam tamamen şans eseri normale döndü ve açıldı. Hala şaşkınım.

Sadece 1 saat içinde bu bölümü tamamladım. Eskiye dönmüş gibi hissetmek için yayınlıyorum. Bunca zaman üstüne bu kadar kısa mı diyeceksiniz biliyorum ama yeni bir başlangıç için güzel bir adım olsun.

Umarım herkesin uygulaması eskiye döner. Watty ülkemizde yasal olarak açılır ve birbirimize kavuşuruz.

Sizi çok seviyorum. Sabrınız için teşekkür ederim.

❤️❤️

Bölüm sonu

3 yorum