İçeriğe geç

EFNAN

Bölüm 13 · 9 dk okuma

EFNAN

Bölüm 13

On Üç

•

İçimde dolup taşan bilinmezlik çukurunun dibinde nefesimi tutmuş beni çekmesini bekliyordum.

İnsanın bazen dili tutulurdu. Konuşamıyordum. Konuşsam ne diyecektim ki?

Ben hiç yarım kaldığımız yerden bir adım öteye gidemedim mi?

Aynı yoğunlukta olduğumuzu düşünmüyordum. Devran farkında değildi ancak tamamen başka bir adam olmuştu.

Onu çekiştiren kuvvetli hisleri kalbinin alışkanlığını gün yüzüne çıkarmasından dolayıydı. Eski güzel duygular yine tanıdık gelmeye başlamıştı ve bunun çekici huzurunu yaşamak istiyordu.

Ama gerçek değildi.

Birbirimize bakarken onda gördüğüm belirsizlik bile benim için yeterliydi.

-"Kendimizi kandırmayalım. Yeterince zor bir hayatım var."

Yıllar sonra karşılaşmak ikimize de iyi gelmemişti. Bastırdığımız ne varsa birer birer yüze çıkıyordu.

-"Amacım seni kırmak değil."

Başımı salladım.

-"Biliyorum. Ama bunun önüne geçemezsin. Olmayacağını biliyoruz."

Uzandı ve cansız duran elime parmak ucuyla değip bileğimi kavradı. Birbirimize yaklaştığımız esnada gelen korna sesiyle irkildim.

Yolun ortasında durduğumuzu yeni fark ediyordum.

Devran arabaya bakıp sesli bir nefes üfledi. Ardından bana döndü.

-"Bu akşam...sadece gel konuşalım."dedi ve küçük çocuk edasıyla kolumdan çekiştirdi.

Ona itiraz edemedim. Beni ön koltuğa oturtup kendi oturduktan sonra yola girdi.

Kalbimin sesinden kulaklarım uğuldarken telefonum çalmaya başladı. Beni kim neden arar diye düşündüğüm esnada ekranda İlay ismi göründü.

Açıp kulağıma dayadım.

-"Kızım oha çüş! O haberler ne? Şoktayım! Eski eşim dediğin adam ülkenin mafyası mıydı?!"

Ani bir öksürük kriziyle Devran'a çaktırmadan kendime gelmeye çalıştım.

-"Ne diyorsun İlay saçmalama lütfen."dedim sessizce.

-"Tamam yani şey mafya denemez de karanlık işlerin adamı. Ayrıca aşırı karizmatik ve milyarder! Ay Mete beye neden bulaştı? Daha doğrusu Mete bey neden kocanı kendine bela etti?!"

İlay'ın soluksuz heyecanla konuşması ve kullandığı kelimeler bana da sıcak bastırıyordu.

-"Haberleri görmedim bakmadım hiç. Şimdi müsait değilim sonra anlatırım olur mu?"diye mırıldandım.

-"Ay çok heyecanlıyım ama!"

-"Arayacağım sonra."dedim kızaran yüzümle birlikte.

İkide bir kocanı demesi karnımda sancı yapmıştı.

-"Kim?"

Gergin sorusuna karşı dönüp sert yüz hatlarına baktım.

-"Ev arkadaşım."

Gözleri direkt olarak yoldaydı. Yan duruşuyla yüzünün olağan muhteşemliğine rahatça bakıyordum.

-"Kaç gündür yalnız kalıyorsun?"

Sorusu üstüne gözlerim irileşirken ardından kaşlarımı çattım.

-"Sen nerden biliyorsun?"diye sordum şaşkınlıkla.

Omuz silkti.

-"Evimin önünde mi bekliyorsun?" Buna bende inanmadım.

-"Ben değil. Ama bekleyen var evet."

Aralanan ağzımı kapattıktan sonra hızlıca geri yaslandım.

-"Nasıl bir sebeple?!"

-"Kaçırılma sebebin yeterli mi?"

Ha

Şey doğru

Gözlerimi kırpıp olduğum yere sindim.

-"Anladım."dedim kısık sesle.

-"Soru sordum."

Ne takıntılı bu adam böyle.

-"Okul bitti Devran. Yaz tatili artık ailelerinin yanına gittiler."diye açıklama yaptım.

Sadece başını salladı.

Çok yorgundum. Günlerdir koşuşturma halindeydim ve hiç durmamıştım. Şu an yanımda olan adamı zar zor bastırıp hayatıma devam edeyim derken yine gelip beni bulmuştu.

Bir şekilde kendimi koruma altına aldığım günler olmuştu. Özellikle ilk karşılaştığımız zamanlarda. Fakat şimdi o duvarlarımızın yok olduğunun farkındaydım.

Bu iyi bir şey miydi ondan emin değildim.

-"Aç mısın?"

Ne yediğimi en son ne zaman doğru düzgün beslendiğimi hatırlamıyordum.

-"Hayır."diye yanıtladım.

Şehir yolundan ayrıldığı an nefes alışım dahi değişti. Tekrar evine gidiyorum. Bu sefer bir mecburiyet zorundalık olmadan evine gidiyorum.

Beni yanında istediği için evine gidiyorum!

Bir gün bunu yaşayacağım aklıma gelmezdi. Yeniden yolumuzun kesişeceğine dair umudum sıfır bile değildi. İmkansız olduğunu düşünürdüm.

Ancak belli ki kader bizi rahat bırakmayacaktı.

Yol boyunca konuşmadık. Uyumak için direnen gözlerimi zar zor açık tutmuştum. Evine adım attığımız saniye sanki olmam gereken yerdeymişim gibi hissederek girdim. Çantamı portmantoya koymuş ilerlemiştim.

Ev kendi loş aydınlığında iken kapıyı kapatarak yanıma geldi.

Ee şimdi ne yapacağız der gibi birbirimize bakıyorduk. Gözlerim bir anlık merdivenin altından ileriye doğru kaldığım odaya kaymıştı.

-"Bahçede oturalım mı?" Sanki benim evimmiş gibi sormak zorunda kalmıştım çünkü kendisi bir şey söylemeden beni izlemeyi sürdürüyordu. Haliyle gerilmiştim.

-"Olur."

Ceketini çıkartma esnasında istemsiz bir iç çekişle mutfağa yöneldim. Ellerim de soluğum gibi titrekti. Evet hayatımda ailem kadar aynı değere sahip tek adamdı. Ancak aradan yıllar geçince sanki ilk kez bir araya geliyor gibiydik.

Birbirini çok iyi tanıyan iki yabancı gibi.

-"Ne oldu?"

İrkilip geriye döndüm. Kahve içelim mi diye soracakken düşüncelerimde boğulmuştum.

-"Dalmışım. Kahve?"

Tezgaha yan şekilde yaslanıp kollarını göğsünde bağlayınca gözlerimi usulca önüme çevirdim. Tanrım. Gömleği kollarını pazularını öyle sarmıştı ki aklım başımdan gitti diyebilirim.

-"Şarap?"

Kaşlarımı kaldırıp omuz silktim.

-"Olabilir."

Üst dolaptan çıkarttığı iki kadehi bana uzattı.

-"Sen geç geliyorum." Soğuk parmakları elime değince göğsüm havalandı fakat fark ettirmemeye çalışarak kadehleri aldım.

Bahçeye çıkmak için açtığım kapıda kaldım. Çünkü oturma grubunun yanında yerde yatan bir köpek vardı ve ses duyar duymaz gözlerini bana dikmişti.

Sevimli bir köpek olmaktan daha çok dizlerimi titreten cinsten dik kulaklarıyla bana odaklanmış gece siyahı köpek ödümü kopardı.

Direkt kapıyı üstüne vurduğumda havlamaya başlayıp kapının önüne geldi.

Hayvan severleri bile korkudan bayıltacak duruşu olduğu için tam tansiyonum düştü diyordum ki Devran imdadıma yetişti.

Geri geri adımlarken çarptığım bedeniyle ağzımdan kaçan çığlığa engel olamamıştım.

-"Korkma bir şey yapmaz."derken boştaki eliyle bel boşluğuma dokunmuştu.

Ağzımdan gülercesine bir ses çıktı.

-"Bir şey yapmaz çünkü çoktan parçalamış olur doğru."

Köpek Devran'ı görür görmez susmuş yattığı yere geri gitmişti. Bunca yaygara bunun için miydi yani?

-"Gel korkma."

Asaletin karşı duruşu olan köpekle aynı bahçeye adım attığımda bir tepki vermedi. Sadece başını kaldırıp bana bakmış geri yatmıştı.

Fakat tepeden tırnağa korkuyla yürürken Devran'ın koluna sıkı sıkı elimi sarmıştım. İkili koltuğa oturmadan orta sehpaya kadehleri hızlıca koydum. Köpek tam olarak koltuğun yanında yatıyordu ve Devran'da sanki bilerek ona yakın oturmuştu.

Karşısına ya da diğer koltuğa asla oturmayacağım için direkt olarak yanına oturup ona doğru kaydım.

-"İçeride otursaydık olmaz mı?" Fısıldayarak sorduğumda gözlerim köpekteydi.

Adamın dibine girdiğimden dolayı bana bakan gözlerini göremiyordum ancak hissediyordum. Kolu göğsüme değecek kadar yakındık.

-"Köpekten korktuğunu bilmiyordum."

-"Ya bu normal köpek mi Allah aşkına?" Sesli konuşmaktan bile korkuyordum çünkü dikkatini çekmek istemiyordum.

Ama Devran öyle gülmüştü ki hayvan bile etkilenip döndü baktı.

Ben nasıl etkilenmeyeyim ki?

Sehpaya eğilen Devran şarabı açmış kadehleri dolduruyordu. Bende yan gözle bir köpeği bir onu inceliyordum.

-"Gitmeyecek mi?"diye fısıltıyla sordum.

Uzattığı kadehi alıp yavaşça geri yaslandım. Ondan uzaklaşmadığım için haliyle bana yakın otururken bedenlerimiz temas halinde kalbim sıkışmış durumdaydı.

Telefonunu çıkartıp mesaj yazdığı esnada ona bakmıyordum.

Bir iki dakika içerisinde korumalardan birisi gelmiş ve köpeğe tasma takarak yanımızdan götürmüştü.

Kaskatı halden gevşeyerek rahatladım.

Fakat yanımdaki adam pek de gevşek değildi. Telefonuna bakarken dizini sallıyordu. Bu yüzden neye baktığını görmek için gözlerimi telefonuna kaydırdım.

Bu akşam çekilmiş fotoğraflarımı ekranında görünce yutkunarak duruşumu dikleştirdim ve ayaklarımı yere basacak konuma getirdim.

-"Gün sonunda hep işsiz kalan ben oluyorum."dedim nefesimi üfleyerek.

Telefonunu kapatıp çaprazdaki tekli koltuğa fırlatırcasına bıraktı.

-"Orospu evlatlarından kurtulmuş oluyorsun demek daha doğru bir tabir olur."dedi şairane küfür zevkiyle.

-"Sonuç olarak aynı yere çıkıyor." Şaraptan büyük bir yudum alıp yüzümü buruşturdum.

Alkol içmekten çok da zevk almıyorum.

-"Ben hallederim iş meselesini." Uzanıp kadehini yeniden doldururken gömleğin kolunu sarışını izledim. Uzun bir izleyiş oldu.

Kafamı bulandırıyor bu adam.

-"Gerek yok."

Göğsümü hava ile doldurup gözlerimi karanlık manzaramda gezdirdim. Günler hatta haftalar üstüne başımın içinde susmak bilmeyen o sesleri duymuyordum. Beni uyutmayan çığlıklar konuşmalar düşünceler yoktu. Aksine hiçbir şey düşünmüyordum ve bu yüzden uykum gelmişti.

Etkisi ne tuhaf değil mi?

Sıradışı.

Omuzlarımı düşürüp elimdeki kadehten son yudumu aldım ve Devran'a doğru yan dönerek yanağımı koltuğun sırt minderine yasladım.

Bu bir veda gecesi miydi? Yoksa başlangıç mı?

Hangisi daha acı verici olur?

-"Üşüdün mü?"

Şarap kanımda dolaşmaya çıkmıştı. Sıcak hissediyordum. Mayışmıştım.

Yinede başımı salladım.

Kenarda sepette süs olarak duran örtülerden birini alarak yanıma geldi ve çıplak bacaklarımla birlikte bedenimi örttü.

-"Neden geldin?"

Dudaklarımı kıpırdatarak sorduğum soruyla başını bana çevirmişti.

Omuz silkti.

-"Canım istedi."

Gözlerimi devirdim.

-"Söyle."diye direttim.

Önüne döndü ve kadehin dibini getirdi.

-"Seni görmek istedim. Oldu mu? Bunu mu duymak istiyorsun?"

Gerilince sert çıkışmıştı.

Yavaşça doğrulup örtüyü omuzlarıma kadar çektim oturdum.

-"Burada olmam yanlış. İkimizde bunun farkındayız. Yani...bilmiyorum."

-"Yanlış olan ne?" Bana bakmadığı için rahatlıkla onu izlemenin keyfini sürüyordum. O yüzden ne konuşacağımı da tam olarak algılayamıyordum.

Örtüyü karnıma indirip ellerimi saçlarımın arasında gezdirdim ve nefesimi seslice üfledim.

Bir yanınız ferahlamış şükürler yağdırırken diğer yanınızın acı acı inlediğini hayal edin. Tam olarak bunu yaşıyorum.

Yıllardır tek bir fotoğrafa bakarak uyuduğum adam yanımda duruyor ve bana kilometrelerce uzak. Olanaksız. Yanımda ama değil.

Kalbimde bir ağırlık.

Yorulmuş bir kalp.

Bitkin bir beden.

-"Seni tekrar bulacağımı düşünmedim. Yan yana geleceğimizi hiç sanmadım."dedim öylesine.

Kucağında duran ellerini izliyordu. Sessiz usulca.

-"Bir gün seni tekrar göreceğimi biliyordum."dedi bir kaç dakika sonra.

-"Ama...sana bakmaya tahammül edemeyeceğime inanmıştım. Ki öyleydi de."

Dudağımı ıslatıp sessizce nefes aldım.

Yaktığı sigarasından derin bir soluk alıp dumanını dudaklarından dışarı bıraktı.

-"Bilmiyorum Efnan. Galiba yarım kalan bir şeyler seni bana çekiyor. Bütün yarım kalmışlık eksiklik hissi bana ağır geliyor. Sen gelene kadar bununla baş edebiliyordum çünkü yoktun. Bir daha hayatıma girmeyeceğini biliyordum. Bildiğim her şeyi bilmediğimi öğrendim. Yani...nasıl anlatılır..."

Uzanıp ona dokunmak isteyip yapmaya yüz bulamamak çok acı verici.

-"Anlıyorum. Ne hissettiğini anlayabiliyorum. Ne istediğini bilmediğine de eminim."

-"Kaybettiğim hayatımı istiyorum senden."dediği an güler gibi oldum.

-"Senin hayatın hala elinde. Önünde uzanıyor gidiyor Devran." İsminin dudaklarımdan çıkışı dahi kalbimin hızını değiştirmeye yetiyordu.

-"Kayıplarımızı yarıştırmayalım. Sen kendine kurduğun düzeni hayatı bozma. Aklının karışmasına izin verme çünkü geçen yıllar geri gelmeyecek."

-"Geldin işte."diyerek bana döndü.

Göz göze kalakaldım.

-"Sana gelmedim ki. Gelemem."dedim boğazımda oluşan yumruyla.

-"Gittiğin güne döndüm. Tanıyamıyorum kendimi. Sanki hiç onca zaman geçmemiş gibi."

Teselli mi arıyordu? Kendimi neden dert dinleyen bir psikolog gibi hissediyorum?

-"Ben hiç o günden çıkmadım." Saçımı geriye atıp şişeden kadehime bir kaç yudumluk şarap doldurdum.

-"Hayatım hiç yolunda gitmedi biliyor musun? Yalnız kaldım. Hala yalnızım gerçi. Senin gibi etrafım kalabalık değildi. Böyle oturup evimin bahçesinde derdimi dile dökemedim."

Geri yaslanıp kadehten boğazımı yakan büyük bir yudum aldım. Gözlerim bulanık yaşlanmıştı.

-"Avucuma toprak alıp mezarda oturdum. Elimde fotoğrafınızla yaşadım. Bence kim hayatını kaybetmiş tartışmayalım."

Yüreğim hıçkırırken öyle buz gibi ağlamadan durabildim. Galiba şarabın etkisiydi.

Elimden alınan kadehe baktım. Sonra ise etrafıma dolanan kollarla dondum.

Sıkı sıkı sardı. Bırakmak istemez gibi. Can yakarcasına kollarını doladı. Şok olmuştum. Gözlerim iri iri açılmış hareketsiz kalmıştım.

Bedenim ona doğru eğilirken aldığı sesli nefes kulağımda yankı buldu. İri kolları arasında dünyam sanki gündüze döndü. Gökyüzü parladı. Ciğerlerim genişledi ve aldığım nefes daha anlamlı geldi. Daha hayat dolu.

Yüzünü saçlarımın arasına gömmüştü. Tıpkı yıllar önceki gibi sarılıyordu.

Parmakları sırtımı okşuyor nefesi saçlarımı.

-"Kokun hiç değişmemiş."İçinden söyleyecekmiş de dilinden kaçmış gibi fısıltıdan ibaretti bu cümle.

Burnum sızım sızım sızladı. Tıpkı ruhum gibi.

-"Devran.."Çaresizce ismini mırıldandım. Bunu bana yapma lütfen.

-"Efendim." Saçlarımın arasından çıkan boğuk sesiyle istemsizce hıçkırdım.

Nasıl bir özlem bu böyle? Nasıl yaşadım ben?

-"Ağlama. Özür dilerim."

Aramızda sıkışıp kalan ellerimi göğsüne dayayıp gözlerimi kapattım.

Seni çok özledim.

-"Hayatımda olmanı istiyorum Efnan. Seni tekrar bırakamam. Bu sefer olmaz. Tekrar kaybedemem."

İç çeke çeke göğsünde ağlarken ellerimi kaldırıp güç bela boynuna doladım. Benim için o an göğsümü bir hançerle yarmak daha kolay olurdu. Bunu yapmayı o kadar istedim ki. Ve o kadar zor yaptım ki.

Sıkı sıkı sarılırken çenemi omzuna dayayıp gözlerimi huzura yumdum. Kalbim sanırım pek atmıyordu. Durmuş dinleniyordu desem yeridir.

-"Çok geç."diyebildim zorlukla.

Bunca zaman. Bunca acı. Aynı değiliz.

-"Değil." Giderim diye mi korktu bilmiyorum ama daha bir sıktı kollarını. Bir elini enseme saç köklerime bastırdı. Diğeri belimdeydi. Yıllar sonra yerimi bulmuştum.

-"Yapamayız. O kadar yıl.."

-"Deneriz."diye sözümü kesti.

Nefesimi acı acı verebildim. Göğsümün altı yanıyordu.

-"Devran.."

-"Bir şansı hak ediyoruz Efnan."

•

Merhaba herkese iyi geceler ❤️

Çok ısrar ettiğiniz için fazlasıyla zor bitirdiğim kısa bir bölüm oldu. Bana kalsa biraz daha yazacaktım ama en azından tazeleyelim bari dedim.

İyi mi gidiyor kötü mü bilmiyorum ama umarım beğenirsiniz🌸

Çalıştığımı söylemiştim o yüzden çok vaktim olmuyor. Oldukça yazacağım söz veriyorum ❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.