İçeriğe geç

EFNAN

Bölüm 12 · 13 dk okuma

EFNAN

Bölüm 12

On İki

•

Çalışmam ve hayatımı düzene koymam gerekir düşünceleriyle kendime verdiğim gaz bir yere kadardı.

Gece yattığım yatakta hiç sabah olmasını istemedim. Buradan gitmeyi hiç istemedim.

Yine gecenin bir vakti o koltukta yan yana oturup konuşalım istedim. Hatta her gece bunu yapmayı hayal ettim. Ama olmadı. Bazen geçmeyen saatler şimdi istemeyince su gibi akmıştı.

Uykusuz bir sabahta camın önünde dışarısını izliyordum.

Doğru düzgün uyuyamadığım için erken kalkmış eşyalarımı büyük bir üzüntüyle toplamıştım. Kısa süre içerisinde farkında olmadan bağlandığım bu oda ve evle vedalaşmam zor olacaktı. Özellikte üst kattaki adamla.

En azından gidene kadar onu görmeyi dilediğim için saçlarımı toplayarak odadan çıktım. Kahve bahanesi ile eğer ortalıktaysa onu izleyip hafızama kazıyacaktım.

Ufak adımlarla ilerlediğim mutfaktan sesi geliyordu. Telefonda konuşuyordu ve konuştuğu kadın hoparlördeydi.

Kapının kenarında boynumda bir ürperti hissettim.

-"Bu sabah erken gelemez misin yani?"

Sesi tanıdım.

O düğündeki kadındı.

-"İşim var. Öğleden sonraya ertele öğle yemeğinde hallederiz."demişti Devran.

O kadınla sürekli iletişim halinde miydiler?

-"Olur."dedi kadın kelimeyi uzatarak.

-"Arayıp konuşurum ikna ederim. Sonra bir kahve sözünü alırım ama.."dedi eğlendiğini belli eden sesiyle.

Daha fazla kulaklarıma ve kendime işkence etmeyecektim. Ve farklı cümleler duymaya hiç gücüm yoktu. Ne duyacağımdan habersizdim.

Mutfağa adım attığım an kendine sandviç hazırlayan adamla göz göze geldik.

-"İşim var. Haber verirsin."dedi gözleri gözlerimde iken.

-"Günaydın."dedim bilerek konuştum.

Telefondaki ses susmuştu.

Devran gözlerini benden çekerek

-"Günaydın."dediğinde isteksiz geldi.

-"Evde yalnız değilsin sanırım."

-"Haber verirsin dedim Berrak. Hallet ara." Elini peçeteye silip aramayı sonlandırdı.

Herhangi bir mimik oynatmadan arkasından geçtim ve aldığım kupayı makinenin altına koydum.

-"İşin varsa taksi çağırabilirim."diye mırıldandım.

-"Olursa söylerim."

-"Erken söylersen iyi olur."

-"Ne o gitmeye çok meraklısın."diyince kaşlarımı çatıp ona doğru döndüm.

-"Burada mı kalayım? Benimde bir evim var."

Bir şeyler mırıldanmıştı ancak duymamıştım. Kahve hazır olduğunda son saatlerimizi gergin geçirmek istemediğimi fark ettim.

Hayatında ne olursa olsun veya kim olursa olsun bu beni ilgilendirmiyordu. Ben sadece ona bakarak içimdeki hasret yangınını söndürüyordum.

-"Devran." Sesim kedi mırıltısı gibi çıkınca istemsizce kendi kendime tebessüm ettim.

-"Tamam dedik götüreceğiz işte!"

Bir anda sesini yükseltince hafifçe irkilip başımı kaldırdım. Uzun tezgahta aramızda bir kaç adım bırakmış ona bakıyorken kalçamı da tezgaha yasladım.

-"Onu demiyorum."

-"Ben teşekkür edecektim yalnızca. Evinde kalmama izin verdiğin için...doktor hemşire falan her şey için işte."

İnsan yabancılaşınca böyle konuşmak yüreğime çok ağır geliyordu. Bir zamanlar yuvam olan adam şimdi karşımda...herhangi biri gibi duruyordu.

Sanki hiç aşık olmamışız sanki hiç birbirimizde kaybolmamışız gibi.

-"Yapmam gerekeni yaptım."

Yüzüme uzun uzun baktıktan sonra tek söyleyeceği bu muydu diye düşünmedim değil.

Başımı öylesine salladım.

-"Olsun sağ ol yine de."

Kendime inşa ettiğim dik duvarlar sarsıntı yaşamıştı. Benliğimden ödün vererek onunla burada bir kaç gün geçirmiştim. Ancak ben bu kadar toz pembe değildim.

Hayatım yolunda değildi ve böyle rüyadaymışım gibi her şeyi boş vererek burada kalamazdım. En önemlisi Devran ile kendime yeni yaralar açmamalıydım. Ki çoktan kanamaya başlamıştım bile.

-"Birazdan çıkarız."dedikten sonra beni mutfakta yalnız bırakıp gitmişti.

Tek başıma bu son güzel anıları hafızama kazıdım. Bana göre güzeldi en azından. Anılarımıza yenileri eklenmişti.

Artık ikinci bir ayrılık vaktiydi.

Araba yolculuğu bitmesin diye ettiğim dualar karşılıksız kalmıştı. Apartmanın önünde araba durmuştu.

Şoför indiğinde biz inmedik. Biz. Eski biz.

Kucağıma diktiğim bakışlarımı kaldırdım. Yaralı bir kalp ne kadar canlı atarsa o kadar güçlü atıyordu.

-"Görüşürüz demiyorum." Cansız dudaklarımı ıslatıp güçsüzce yarım ağız tebessüm ettim.

-"Kendine dikkat et. Tekrar teşekkür ederim."dedim.

Yüzüne bakamadım. Kokusu yeterince işleri zorlaştırıyordu. Bir de gözleri çok ağır gelecekti.

Arabanın kapısını araladığım zaman adamlardan birisi benim için açmıştı. Henüz ayağımı yere basmıştım ki tok sesi kulağıma geldi.

-"Görüşürüz."

'

Ayaklarımı sallandırarak oturduğum taburede nihayet kapının açılmasıyla nefesimi üfledim. Her seferinde gergin bir bekleyiş yaşıyordum.

Neredeyse iki üç aydır beklemediğim bir dünyaya girmiştim. İlk görüşmemde utanarak söylüyorum ki bana hayran kalan bir patronla işe başlamıştım.

Mücevher çekimleriyle girdiğim piyasada ünlü makyaj markalarının ürünleriyle sosyal medyaya çekim yapmaya başlamıştık. Profesyonel insanlarla durmadan çalışıyorduk ve ben biraz yorulmuştum.

Sürekli kamera altında olmak beni geriyordu.

-"Cildin ne kadar güzelmiş."

Makyajımı yapmak için gelen adama gülümsedim.

-"Teşekkür ederim."

Bu akşam bir aydır çekimini yaptığımız mücevher firmasının lansmanı vardı. Bütün mücevherler bir adet olacak şekilde deli bir paraya tasarlanmıştı. Onları bu gece cam fanuslarla sıra sıra göstereceklerdi.

Mete beyin isteğiyle gecede ona eşlik edecektim. Kırklı yaşlarında oldukça karizmatik bir adamdı. İlay'ın arkadaşının babasıydı.

Biraz çapkın ve ilgiliydi ama idare ediyordum.

-"Olay bir şey oldun." Makyözün yorumuna kaşlarımı kaldırıp gülümsedim.

O kadar beklenti içinde değildim ki aynaya bakma ihtiyacı duymuyordum. Güzel görünmek istediğim adamı çok geride bırakmıştım.

Saçımdaki sabit tutmak için takılan tokaları almaya gelen kuaför makyözle yer değiştirirken duruşumu dikleştirdim.

Doğal bir maşa yapmıştı ve saçım yandan ayrılmıştı. Önümden kıvrılan saç tutamım hoş bir kıvrımla dönüp yanağımda çeneme doğru uzanıyordu. Birbirini takip eden eşit kıvrımları son bir kez tarakla düzeltti kalkmama yardımcı oldu.

Bu akşam için giyeceğim elbise firmanın en pahalı pırlantaları kullanılarak yapılmıştı. Tasarlayan ve diken terzi ülkenin en önemli terzilerinden birisiydi. Birbirleriyle iş birliği içinde yapılan elbiseyi ben taşıyacağım için gergindim.

Giyinmeme yardım eden kadın içeriye elbiseyi taşıyan adamlarla girdi.

Davete giriş yaparken yanımda patronum Mete bey vardı. Tebrikleri ve güzel sözleri onunla zoraki bir gülümsemeyle kabul ediyordum. İnsanlar ne kadar güzel olduğumdan bahsederken bunun beni hiç mutlu etmediğinin farkındaydım.

Ta ki gözüme çarpan adama dek mutsuzdum.

Hatta yanında Yade abla vardı.

Kalabalığın arasından sıyrılmam bir hayli zor oldu. Durmadan birileri durdurup bir şeyler konuşuyordu.

Üstümde milyon dolarlık elbise ile dikkatlice onlara doğru ilerlediğim esnada yine birisi tarafından yolum kesilmişti. Fakat bu kez Mete beydi.

-"Canım. Gelsene bak seni biriyle tanıştırayım."

Canım demesi ve o manalı gözleri artık sinirimi bozmaya başlamıştı.

-"Arkadaşımın yanına gidiyorum. Üzgünüm sizi eşlik edemeyeceğim Mete bey."dedim duyacağı yükseklikte.

Uzun boyuyla önüme geçip başını eğerek bana baktı.

-"Arkadaşını sonra da görebilirsin fakat bu gecenin tekrarı olmayacak Efnan'cım."

Elini bel oyuntuma bastırınca rahatsız olduğumu belli ederek bir adım geri çıktım.

-"İstemiyorum Mete bey. Yeterince insanla tanıştım." Ne kadar yorucu ve bunaltıcı bir dünya olduğunu anlamıştım.

Kesinlikle bu hayata ait değildim. Kendi sessiz sakin dünyamda daha iyi hissediyordum. Kısacık zaman diliminde ruhen bedenen bitiktim.

Yeniden ısrar edip bu sefer dirseğimi tutunca daha farklı bir olay gerçekleşti.

Görebildiğim en net hareket Mete beyin kalabalığa doğru savrulması oldu. Tanıdık bu sahne beni beynimden vurulmuşa döndürdü.

İnsanlar geriye doğru açılırken herkesten şaşkınlık nidası ve korku çığlıkları yükselmişti. Devran kendi yetmezmiş gibi yanına gelen korumalarıyla Mete beye yöneldiğinde direkt önüne geçtim.

-"Ne yapıyorsun?! Devran! Kendine gel! Sakin ol yapma lütfen dur." Nefes nefese göğsünden ittirmeye çalışırken onun bakışları yerde kilitliydi.

Yade abla diğer koluna yapıştığında korumalardan birisi onu tutarak geri çekmişti.

-"Çekil önümden."

-"İnsanlar var lütfen Devran." Hızlıca mırıldanıp bana bakması için elimi yanağına uzattım.

Vücudu büyük bir öfkeyle çevrili haldeyken neye patladığını çok iyi biliyordum.

-"Sana dokunmaya çalışan elini sikeceğim. Kenara çekil." Sıktığı dişleri arasından konuşup kollarımı tuttuğu gibi beni kenara kaydırdı.

Mekanın güvenlikleri etrafı sardığında daha büyük bir curcuna oldu. Her şey ve herkes birbirine girmişti. Güvenliklerden bir kısmı mücevherleri kasa odasına taşırken ben Devran'a tutunmuş vaziyetteydim. Her şey bir kaç saniye içinde olmuştu.

Korumalarla güvenlikler tartışırken Devran Mete beyin yakasına yapışmış rengini kaçırmıştı. Adam elinde korkudan bayılmak üzereydi.

Az önce yediği yumruk da cabası olabilirdi.

Sonra ise polis sireniyle son buldu. Fakat düşündüğüm gibi olmadı.

Gelen polis amiri ile Devran yüz yüze duyamayacağım bir konuşma yapmıştı. Güvenliklerin çağırması üzerine gelen ekip herhangi bir müdahelede bulunmadı.

Devran'ı alıp giderler korkusu yaşarken onu görür görmez polisin yüz ifadesi değişmişti.

Mete bey şikayetçi olduğu için Devran ifade vermeye kendisi gidecekti.

Nasıl bir akşamdı ve tüm bu olanlar nasıl gerçekleşti hiçbir fikrim yok. Aklım fikrim yok olup gitmişti. Organizasyon sorumlusu durumu ele alıp profesyonel biçimde misafirleri toparlarken davetin devam etmesine olanak sundu.

Yade ablanın arabaya oturup iyi olduğunu gördükten sonra içeri dönecekken kapıda polis arabasının gidişiyle bana dönen Devran'la yüz yüze geldik.

-"Sana inanamıyorum."dedim alnımı sıvazlayıp.

-"Orospu çocuklarını üstüne çekmekte nasıl bu kadar başarılısın? İş dediğin bu muydu senin kızım? Bu ne sikim bir iş?! Çekip vurmadığıma dua et hala inanamıyorum diyorsun!"

İrileşen gözlerimle ona baktım.

-"Rahatsız olduğumu zaten dile getirecektim! O kadar insanın içinde bunu yapmasaydın daha iyi olurdu."

Elini kolunu koyacak yer bulamazmış gibi ceketinden sigara alıp hızla ucunu ateşe verdi.

-"Bunun gibi pezevenk karı düşkünü adamlar laftan anlar mı sanıyorsun? Senin ne işin var bunların arasında Efnan?!" Tekrar bağırdığında irkilip kollarımı göğsümde bağladım.

-"Çalışıyorum ne yapacağım?!"diye karşılık verdim.

-"Böyle çalışmanın amın-" Ağzını elimle kapatıp etrafı kolaçan ettim.

-"Ya sus yeterince rezil olduk." Dik bakışlarının altında olduğumuz korumaları da yeterince geriyordu. Üstüne bağıra çağıra küfür ediyordu.

-"Bin şu arabaya."dedi çenesiyle arabayı işaret edip.

-"Devran gider misin lütfen? Senin yüzünden tekrar işsiz kaldım." Yere sert adımlar atarak içeri girdikten sonra üstümde anlam veremediğim tuhaf bir his dalgası vardı.

Beni kıskanıyor olabilir mi?

Ya da fena saçmalıyorum boşverin.

-"Efnan hanım ifadenizi almak için bizimle karakola kadar gelmeniz gerekiyor."

Soyunma odasına girmek üzereyken gelen polis memuruyla yüzüm iyice düştü. Gözlerimi etrafta gezdirip bana göz kırpan yalnızlığıma küfür ettim.

-"Üstümü değiştirip gelsem olur mu memur bey?"diye sordum. Bu gibi bir durumla karşılaşmadığım için açıkçası biraz korkuyordum. Hayatımda polisle muhatap olmuşluğum yoktu ki.

-"Acele edin."

Aynı esnada kostüm sorumlusu kadın koşarak yanıma gelmişti. Beni görünce nefesini üfledi.

Üstümde servetle gittiğimi falan mı düşünmüştü?

Odaya girdiğimde arkamdan gelmişti. Herhangi bir şey söylemeden yardımıyla elbiseyi çıkartıp kılıfına koymasını göz ucuyla izledim.

Saçlarımı çantamdan aldığım tokayla ensemde at kuyruğu yaptıktan sonra kenarda duran kot tulumumu aldım. Kalçamı kapatan kısa kollu tulumu üzerime geçirip düğmeleri göğüs oluğuma kadar ilikledim. Spor ayakkabılarımı hızlıca giyindikten sonra ise polis memuruyla dışarı çıkmıştım.

İç çekerek onu takip ederken kolumda hissettiğim parmaklarla olduğum yere sabitlendim.

-"Nereye?" Burada beni beklediğini düşünmemiştim.

Soruyu yönelttiği polis memuru önce amirine sonra Devran'a baktı.

-"İfadesini almamız gerekiyor Devran bey."

-"Tamam birlikte geliriz."diyerek beni kendine doğru çekiştirdi.

Memur baş sallamasıyla kabul ederek arabasına binmişti.

-"Ben hallederdim neden müdahale ediyorsun?"diye sorarken beni arabaya yürütüyordu.

-"Ben burdayım Efnan. O yüz ifadesiyle de hiç halledecek gibi durmuyordun." İleri bakarak konuştu. Aşağıdan yukarı yüzünü izlediğim esnada karanlıkta bir başka görünüyordu.

Sesimi çıkarmadım.

Arabada Yade ablanın yanına oturmuştum. Karakola gittiğimizde Mete bey bas bas bağırarak bizden şikayetçi olduğunu söylese bile nasıl oldu bilmiyorum ama Devran'ın avukatı bir yerden çıkmış gelmiş Mete beyi susturmuştu.

Üstüne benden özür bile dilemişti.

Devran oturduğu koltukta oldukça rahat görünürken ben stresten oturamamıştım. İmzaladığımız ifadelerin sonunda yine arabadaydık.

Ortada kalmışlığın çaresiz hissiyatı ile kucağımı izlerken Yade ablanın ellerimi tutmasıyla başımı kaldırdım.

-"İyi misin?"

Başımı sallayarak onayladım.

-"Bir sorun olmaz. Devran halletmiştir." Konuyla ilgili tedirgin değildim. Kendim için mutsuzdum.

Ön koltukta oturan adam ismi geçince dikiz aynasından bana bakmış tekrar yola dönmüştü.

-"Evet halletti."diye mırıldandım sessizce.

Sanki sorunu kendi çıkartmamış gibi.

-"Adam zaten yılışık birine benziyordu. Sana da bir tuhaf bakıyordu."

Yade ablaya yalnızca gözlerimi büyüterek imalı imalı baktım ama o bilerek konuşuyordu.

-"Sende bakılmayacak gibi değildin ama-"

Alttan bacağını dürttüğümde kıs kıs gülüyordu.

-"Sizin geleceğinizi bilmiyordum."diyerek konuyu değiştirdim.

-"Bana davetiye gelmişti. Hazırlanırken Devran da Leyal'i görmeye geldi. Sonra işte o da davete gelmeye karar verdi nedens-"

-"Abla uzatma." Önden gelen uyarıcı ses Yade ablayı sırıtmaya zorlarken bende anlamaya çalışıyordum.

-"Tamam canım bir şey demedim."

Çantasından telefonunu çıkartıp not kısmına girdi. İster istemez gözüm çarpıyordu.

Dirseğiyle beni dürtünce yazdığını okumak için gözlerimi odakladım.

Davetiyesi bile yoktu

Senin olduğunu söylediğimde nasıl olduysa davetiyesiz katıldı

İlk gördüğünde sana dibi düşmediyse bende bir şey bilmiyorum

Zaten o adam sürekli dibinde dolaştığı için yanımda zor duruyordu en son patladı

Delirdi Efnan inan bana

Yutkunarak başımı kaldırdım ve Yade ablayla göz göze geldik. Bana gözleri parlayarak bakıyordu.

Kalbim küt küt hızlı bir çırpınışa geçtiğinde kendimi kandırmak istemiyordum ama elimde değildi.

-"Görüşürüz o halde. Biraz tatsız bir akşam oldu ama ne yapalım."

Yade abla konuşana dek öyle dalgındım ki evinin önüne geldiğimizi dahi şimdi görüyordum.

-"Görüşürüz."derken arabada Devran'la kalıyor olmamın gerçeğiyle yüzleşiyordum.

-"Dikkat et."dedi Devran ablasına hitaben.

Yade abla el sallayıp kapıyı kapattıktan sonra gözlerimi kırpıştırdım. Dudaklarımı ısırarak Devran'ın kusursuz bedenini süzdüm.

Ablası gittikten sonra sigarasını yakmış arabayı çalıştırmıştı.

-"Beni caddede bırakır mısın?" Sormamış rica etmiştim.

Direksiyonda olan eline gözüm gitti. Kemiklerinin üstünde yer yer kızarıklık vardı.

-"Bir daha o adamla aynı yerde bulunmayacaksın."

Ne ilgisi var şu an acaba?!

İç çekip omuzlarımı dikleştirdim.

-"Önüme iş seçenekleri dökülmüyor Devran. İşe girerken patronlarımla seni tanıştırmak gibi bir alışkanlığım da yok çünkü bu benim hayatım."diye hızlıca sıraladım.

Güler gibi ses çıkartmıştı.

-"Bilmiyordum ben söylediğin iyi oldu ya."

Göz devirdim. Ne istiyor bu adam tam olarak?

-"Çalışmam gerekiyor. Senin aksine birileri para kazanıp yaşamaya çalışıyor."dedim camdan dışarı bakarak.

-"Vay anasını ya. Bak sen şuna. Ben götümü devirip yatarak mı yaşıyorum? Birileri elime para sayıyor da benim mi haberim yok?"

-"Düzgün konuş."diyerek dudaklarımı birbirine bastırdım.

Babasının zenginliğini kullanarak bir yere gelmişti. Hem nihayetinde para parayı çekiyordu ve bu su götürmez bir gerçekti.

-"Nereye gidiyorsun Devran?"

Sesini çıkarmadı. Tekrar soracakken telefonu çaldı. Arabanın ekranında Berrak ismini görmek pek de hoş olmadı.

Aramayı reddetti.

Yutkundum bekledim.

Tekrar aramaya başladı. Sigarasının dumanını üfleyip ofladı ve bu sefer açtı.

Gözleri ışıldayarak ona bakan bir kadındı. Ona gülümseyen.

Gözlerim doldu.

Hayatlarımız bu denli kopmuş olması hala içime dokunuyordu.

-"Nerdesin müsait değil misin?"

Arabanın içine yayılan ses sanki bir işkence gibiydi.

-"Ne oldu?"dedi Devran.

Dudağımı sertçe ısırıp akan yola baktım. İyice cama doğru çekildim. Beni görmesini istemedim.

-"Yanımıza gelecektin. Başka bir yere gitmişsin ortalığı dağıtmışsın. Magazindesin."

Ne?

-"Berrak kısa kes."

-"Ya bugün benim doğum günüm.Bari bir şeyler içelim Devran. Abim de burada hep birlikteyiz."

-"İşim var."dedi ve kapattı.

Aralarında ne var belirsizdi ancak bir şey vardı belli ki.

Neden olmasın ki dedi içimden bir ses. Beni mi bunca yıl bekleyecekti? Ne için?

Ben kendimi ne sanıyordum acaba bilmiyorum.

-"Geliyorum bekle." Araba durduğunda etrafıma baktım. Petrol ofisinde durmuştu.

Beklemedim. Çantamı alarak kapıyı açtım ve indim.

Ben inene dek elinde iki paket sigara ile gelmiş beni görmüştü.

-"Ben burdan giderim."derken göğüs kafesim bile titriyordu.

-"Bin şu arabaya Efnan." Sigara paketlerini açık camdan içeri atıp arka kapıyı açtı.

Arabayla arasında kaldığımda sıyrılıp kenara geçtim.

-"Gerek yok ben giderim diyorum. Yakın zaten. Benim yüzümden yeterince şeyle uğraştın." Kısmen benim yüzümden diyebilirim. Problemi o yaratmıştı ama şimdi konumuz bu değil.

-"Hem işin var belli ki. Git sen."

Taksi çağırmak için telefonumu çantamdan çıkarırken kolumu tutup durdurdu.

-"İkiletme lafımı. Bin dedim."

Kırılganlığımın verdiği öfkeyle elini ittirdim.

-"İstemiyorum Devran. Niye ısrar ediyorsun? Nereye gidiyoruz belli değil. Nereye kadar gideceğiz? Gittiğin yol bir yere varmayacak."Bulanık bakışlarımla başımı iki yana sallarken neyden bahsettiğimi ikimizde biliyorduk.

Konu yol değildi.

-"Gittiği yere kadar gideceğiz. Niye istemiyorsun?"

Esintiyle birlikte gelen üşüme hissi beni titretirken gözlerimi göğsüne indirdim.

-"Benden ne istiyorsun?"diye fısıldayarak sordum.

Günler sonra yine onun yanında olmanın verdiği o tatlı heyecan içimdeydi. Biraz buruk bir heyecan.

-"Bilmiyorum."dedi öylece. Tuttuğu ellerimi bırakıp omuz silkti.

Aynı hisleri barındırıyorduk. Fakat ikimizde dile getiremiyorduk.

-"Olmuyor böyle görüyorsun. Günlerce boş yere beni yanında tuttun. İkimize de bu anlamsız olayı yaşatma. Ne hissettiğini biliyorum. Ama o hislerin zamanı doldu Devran. Yanında olmamı istiyorsun. Sebepsiz yere. Farkındayım. Çünkü bende yanımda ol istiyorum."

Başımda olan doluluk hissiyle ve bir tutam utançla yüzümü eğdim.

-"Ama bunun bir amacı açıklaması yok. Yarım kalmışlığı ikimizde tamamlayamayız. Yarıda kalan o iki insan değiliz. Hislerin seni yanıltmasın. Sonra pişman olacaksın."

Boğazımı düğümleyen o acıya yutkunup geri adım attım.

Evinde yaşadığımız anılarda bunu anlamıştım.

Gözlerine yüzüne bakmadan arkamı döndüm. Fakat tekrar gitmeme müsade etmedi. Bu sefer beni durduran teması değil sözleri oldu.

-"Sebebini kendime de açıklayamıyorum. Sadece yanımda kal istiyorum. Değiştim sanıyordum ama hala o yarıda kalan adammışım Efnan."

•

Merhaba iyi geceler ❤️

Gecikmiş bir merhaba oldu ama sizle de konuşuyorum zaten biliyorsunuz ki sıfır ilham sıfır yazma isteği

Biraz zar zor tamamladım

Kısa da olsa okumak istediğiniz için yayınlıyorum ancak diğer bölüm ne zaman gelir bilemiyorum

Hikayeyle alakalı değil bu arada. Yazmayı ve hikayeyi çok seviyorum ama yazasım gelmiyor yani kendimi de zorlamak istemiyorum çünkü burası kafamı dağıttığım bir platform

Kısaca demek istediğim bana ilham geldiğinde günde iki bölüm yazdığım da oluyor günlerce yazmadığım da

Sizi seviyorum görüşmek üzere❤️

Efnan'ın elbisesi ✨

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.