•
Elim ayağım birbirine dolandı. Ne düşündüğünü görememek beni alt üst ediyordu. Kesintisiz saniyelerdir baktığı fotoğraf kalbimi sıkıştırırken elimdeki bardağı kenara koyarak yanına ilerledim.
Direkt olarak elinden çekip aldım. O fotoğraf elimde bize ait olan yüzüğümden sonra tek hatıraydı.
Soluk soluğa komodinin boş çekmecesini hızlıca açtım. Tek istediğim fotoğrafı içine koymaktı. Fakat aynı yere koymuş olduğum yüzüğü unutmuştum. O hızla açınca çıkan şıngırtı tam olarak dibimdeki adam tarafından fark edildi.
Görmüştü.
Fakat uzanıp almadı. Belki de dokunmak istemedi. Ellerinin yumruk oluşunu izlerken yüzüm tenim alev ateş yanmaktaydı.
Fotoğrafı koyduğum çekmeceyi kapatıp önünden kaçtım. Orada odada biraz daha kalırsam nefessizlikten ölecektim. Hızlı adımlarla elim boynumda iken salona doğru koşturmuştum.
Ne diyeceğim ben şimdi? Ne diye saklıyorum diyeceğim?
Odadan kaçmış gibi mi oldum acaba diye daha çok strese girerken adım seslerini duyduğum adama bakmak için geriye döndüm.
Utançtan yerin dibine girmek istiyordum. Biliyorum saçma geliyor ama bu şekilde görmesi beni çok utandırmıştı.
-"Devran...ben..yani..."Cümleyi nasıl tamamlayacağımı bilemeyince sustum.
Ellerimle oynuyor durmadan göğsüme hava dolduruyordum.
-"Neden hala saklıyorsun?"diye sorarken çenesi kaskatı duruyordu.
Ne duymayı bekliyordu ki?
Ağzımı açtım geri kapattım. Konuşma yetimi kaybettiğimi düşünüyordum. Sonra köşeye sıkışmış gibi görünmekten hoşlanmadığımı fark ettim.
-"Başka fotoğrafımız yoktu. Annemle babamla çekilmiş son fotoğraftı. Hem seni ilgilendirmez."dedim çabucak.
Yanından gitmek için attığım adımları devam ettiremedim. Bileğimden tuttuğu gibi beni durdurdu ve önüne çekti. Göğüs kafesim deli gibi sallanırken yaptığı hamleyle dip dibe geldiğim adama baktım.
-"Alyanstan bahsediyorum."
Omuzlarımı düşürüp gözlerimi göğsüne diktim.
-"Açıklama yapmak zorunda değilim."derken tir tir titriyordum.
İki eli bileğimi sarmıştı ve çok fena bir haldeydim.
-"Zorundasın."dedi gözleri beni delip geçerken.
Ne duymak istiyordu anlamıyorum.
-"Bırakır mısın? Konuşmak istemiyorum." Ellerimi çekmek istedikçe tutuşu sertleştiği için ondan azıcık bile uzaklaşamıyordum. Göğsüne çarpıp duruyordum ve şimdi şuraya düşecektim.
-"Nasıl başardın? Hadi gittin tamam eyvallah. Bunca zaman gelmemeyi nasıl başardın?" Bana hesap sorarken agresif tavrı beni ürkütüyordu. Gözleri bir başka bakıyordu sanki.
-"Sana mı gelecektim? Sende kollarını açmış beni mi bekliyordun?" Sinirle güldüm.
-"Benim neler yaşadığım hakkında en ufak bir fikrin yok. Keşke düşündüğün gibi kolay olsaydı da koşup sana gelebilseydim. Benim hayatımı karartan ailen varken-"
-"Onlar benim ailem değil." Sertçe sözümü kesmişti.
-"Ben giderken öyleydi!"dedim dik dik bakarak.
-"Aklından ne geçiyor bilmiyorum ama oradan baktığın gibi değil. Sen...sen benim annemle babamla aynı yerdeydin. Onları kaybettim. Seni kaybettim. Onca zaman bir fotoğrafla unutmamaya çalıştım. Yüzünü...yüzünüzü...Hiçbir şey kaybetmeden bunun zorluğunu anlayamazsın. Beni anlayamazsın." Göz yaşlarım dudaklarımı ıslatırken başımı iki yana salladım.
Bileklerimi tuttuğu için göz yaşlarımı silemedim.
Burnundan aldığı sesli solukla başını eğdi ve bir elini bileğimden çekip parmaklarını alnına bastırdı. Başının ağırır gibi ovuştururken gözlerim aramızdaki yakın mesafede geziniyordu.
Elini yüzüme getirmesini ise hiç tahmin etmemiştim. Adımlarından güç akan hiçbir tereddüt göstermeyen adam yüzüme dokunana kadar sanki bir asır geçti.
Göz bebeklerinin titrediğine şahit oldum. Elinin tersiyle yanağımdaki yaşları zorlukla silebilmişti.
-"Hayatımda değer verdiğim tek şeyi elimden aldın. Kendini. Hiç kaybım olmamış mı sanıyorsun?"
Dilimi lal eden cümleleri göğsüme birer birer saplanırken ne soluk alabildim ne verebildim. Öyle cansız bir bedenle ellerinin altındaydım.
-"Devran." Dudaklarım kendiliğinden oynadı.
-"Böyle olsun istemezdim."dedim ağlamaklı sesimle.
Yüreğim hala ona titriyordu. Nasıl ağlamazdım ki?
Yanağımda durmakta olan elini indirip diğer elini de bileğimden çekti ve bir kaç saniye önce bitkin görünen bedenini dikleştirdi. Anında bakışları bile yeni soğukluğuna geri dönmüştü.
Üşüdüğümü hissettim. Yabancı bir soğuk.
-"Böyle olması gerekiyormuş demek. Git uyu."
Arkasını dönüp beni kendimle baş başa bıraktı. Merdivenlerden çıktı gözden kayboldu.
Yalnızca bir kaç dakika hafiflemiştim. Teni tenimdeyken omuzlarımın yükü kalkmış gibiydi.
Şimdi karanlıkta yalnız aynı ağırlığın altında kaldım.
'
Ertesi gün öğle saatlerinde kapı çaldığında şaşırmıştım çünkü bu evin kapısı pek çalınmıyordu. Kendi başıma düşüncelere dalmışken Yade abla ve Leyal'in gelmesi bana bir nebze iyi hissettirmişti.
Akşam yemeğini birlikte yedikten sonra ise bana iyi gelecek başka bir gelişme yaşadım. İlay iki gün sonraya görüşme ayarladığına dair mesaj attı.
Tüm bu olanlardan sonra artık kendi yoluma dönmemin vakti gelmişti.
Yade abla bu habere benim kadar sevinmedi. Hala onunla çalışmam konusunda ısrarcıydı. Bu aileden uzaklaşmak isterken kendimi Devran'ın evinde bulma şokum ise bambaşka bir konuydu.
-"Aranız nasıl?"
Yade abla saatlerdir içinde tuttuğu konuya nihayet gelmişti.
Leyal'i üst katta uyutmuştu. O da bu eve benim gelişimle geldiği için evin odalarından habersizdi ancak bakarak bulmuştu. Ben üst kata hiç çıkmamıştım.
Leyal'in uyumasının ardından birer kahveyle evin arka tarafındaki ormana bakan kış bahçesinde oturuyorduk. Burayı da bu sabah keşfetmiştim. Ev yarısı birleşmiş iki ayrı bina gibiydi. İki birleşik yapının arasında kalan açık yarım kısım camla kapatılmıştı ve evin avlusunda oturuyor sayılırdık.
Koyu yeşil karşılıklı koltukların arasında uzun bir sehpa vardı. Üstünde taşların arasında alevlerin dans ettiği bir dekor vardı.
Ruhumu dinlendirdiğim son günlerdi.
-"Bizim aramız yok Yade abla. Mecburen buradayım. Konuşuyoruz ediyoruz ama bundan ilerisi yok."dedim omuzlarımdaki örtüye sarılıp.
-"Konuşmanız bile bir ilerleme sayılır." Gözlerinde okunan heyecana anlam veremedim.
Ne bekliyordu ki?
-"Hayır. Sonunun uçurum olduğunu bildiğin bir yola tekrar girmezsin abla."derken başımı iki yana sallamıştım.
-"Burada kalmak seni üzmüyor. İlk zamanlar Devran'ın adını bile duymak istemezdin. Şimdi tekrar aynı evde yaşayabiliyorsunuz Efnan. Belki de bu bir fırsattır."
-"Sadece hayatın bir tesadüfü. Orada kaçırılmasaydım..bu halde olmazdık."dedim.
İçimde yeşerecek çiçek kalmamıştı.
-"Devran'ın sana değer verdiğini düşünüyorum."dedi dikkatlice bana bakarak. Tıpkı kardeşi gibi pür dikkat yüzümü inceliyordu.
-"Yanlış düşünüyorsun. Onun için hayal kırıklığıyım. Sadece..."Derin bir nefes alıp sakince yanan aleve baktım.
-"Burada yanında olmaktan...varlığını hissetmekten ötürü kendimi toparlanmış hissediyorum. Muhtemelen bir kaç gün sonra giderken aynı insana dönüşeceğim ama o zamana kadar tekrar hafiflemiş olacağım." Sessizce yaptığım itiraf dudaklarıma bir tebessüm bıraktı.
Devran'a olan sevgim ve aşkım hiç azalmamıştı. Ve burada onunla mutsuz olmam imkansızdı.
-"Onu hala seviyorsun biliyorum."dedi kendinden emin şekilde.
Konuşmadım. Bu bir sır değildi. Saklamak için de uğraşacak değildim.
-"Bu bir şeyi değiştirmez. Tüm olanları unutup geçen yılları yok sayalım gibi bir durum söz konusu değil. Ne onun için ne de benim için. İkimizde farklı insanlarız. Aşık olan o çift değiliz."
-"Ben senin kadar karamsar değilim. Biz daha olumlu düşünüyoruz hissediyoruz." Tebessüm ederek şişkin karnını okşayınca bende gülümsedim.
Biraz daha sohbet ettikten sonra uykusu geldiği için yatmaya gitmişti. Ben uyuyacak gibi değildim. Aklım Devran'da kalmıştı. Nerede olduğunu bilmiyordum ve öğrenme hakkım yoktu.
Birisinin yanında mıydı?
Evde ben varım diye buraya getiremediği için mi gitmişti?
Tanrım.
Aklıma çok kötü düşünceler doluşuyor.
Uykum iyice kaçmıştı. Salonda koltuğa uzanıp kış bahçesinden getirdiğim örtüyü üstüme örttüm ve televizyonu kısık seste açtım.
Aklımı dağıtmalıydım.
'
Beklediğim önemli bir gemi sevkiyatı için tüm gecemi limanda geçirdikten sonra sabah gün doğmadan eve varmıştım. Aslında direkt şirkete geçecekken niye buraya geldiğim hakkında bir fikrim yoktu.
Üstümü değiştirme bahanesiyle girdiğim evin sessiz olmasını beklemiştim. Televizyon sesi geliyordu.
Uykusuzluktan ağrıyan başım yüzünden kaşlarımı çatarak salona girdim.
Koltukta muhtemelen üşüdüğü için büzüşmüş uyuyan kadın tüm uykumu aldı gitti.
Göğsümdeki havayı burnumdan yavaşça verip bir kaç adım attım. Eve dağılan bilindik kokusu artık beni iyi etkilemiyordu. Kafamı bozuyordu. Her yere sinmişti tahammülüm kalmamıştı.
Aklım gibi hislerim de karışıktı ve bu daha çok sinirlenmeme yol açıyordu.Yıllar önce söküp attığım kalp denen aptalca şey yine beni darmadağın edebiliyordu.
Koltukta ayak ucuna oturup yüzüne baktım. Bir eli yanağının altında diğeri çenesindeydi. Önceden de böyle uyurdu diye düşündüğüm an gözlerimi kapattım.
Yapma şunu işte.
Girme zihnime.
Çoktan girmedi mi dedi içimden bir ses.
Yaşadığı izbe mahalleye onlarca adam dikip kuş uçturmazdım. Gerekirse üç metre yakınına insan yaklaştırmazdım. Siktiğimin aklına şeytan girdiği için onu evimden göndermemiştim. Gözümün önünde oluşunu ister istemez özlemiştim. Nefret ve özlem. Tam olarak.
Her iki tarafta beni ölümüne çekiyordu. Arada sıkışıp parçalanıyordum.
Ona olan nefretim gerçekleri öğrendiğim gün bıçak gibi kesilmişti. Nasıl oldu bilmiyorum ama onca yıl beslediğim tüm kinim uçtu gitti. Etrafım aydınlandı. Dünyayı daha parlak görmeye başladım.
Tıpkı onu tanıdığım günlerdeki gibi. Her yer daha canlı daha yaşanılır gelirdi gözüme.
Fakat öyle kolay olmuyordu işte. Bazı şeylerin de oluru yoktu zaten.
Onu kabullenmek ondan nefret etmekten daha zordu.
Bana verdiği güvensizlik ve yarım kalmışlıkla ben bir daha hiç tamamlanamadım. Gözüm ne başka bir kadını gördü ne de başka bir zevkle mutlu olabildim.
Fiziksel ruhsal hiçbir tadım yoktu. Efnan'la birlikte kendimi yitirmiştim ben. Bunları dile getirmek zor değildi.
Şimdi yüzüne bakınca eskisi gibi gülümseyen bir adam yoktu mesela. Kalbimdeki yeri tanıdık olabilirdi ama ben kendime yabancıydım.
Ne onla ne onsuzdu işte. Yine aynı bok çukuruna düşmüştüm.
Boğazıma tıkanan cümlelerle ayağa kalkıp üstünden düşmekte olan örtüyü çektim. Rahatsız yattığı pozisyonda onu kolayca kucağıma aldığımda bir şeyler mırıldanmıştı.
Kuş kadardı. Önceden de zayıftı ama şimdi iyice küçülmüştü.
Elleri gömleğimin yakasından tenime değdiğinde buz gibi oluşuyla yüzüm gerildi. O kadar üşüyeceği kadar soğuk değildi.
Umarım yine hasta olmazdı. Evimde olduğu günler boyunca onun halsizliğine ve gözünden akan her yaşa kahrolarak geçirdim.
Üzülmesine izin vermeyen,yüzü gülsün diye her şeyi yapan ben onun hayatını mahveden bir adam olmuşum.
Keşke zamanı geri alabilsem.
-"Devran.."
Yatağına yatırırken araladığı gözleriyle bana bakmış tekrar gözlerini kapatmıştı.
-"Buradayım. Uyu." Üstünü örterken yine cenin pozisyonunu almıştı.
Belki de yanılıyordum ama evde olmadığım için yatmayıp koltukta uyuya kaldığını düşünüyordum.
Hep öyle yapardı. Ne kadar geç gelirsem geleyim yatağa girmeden beni beklerdi.
Eskiyi biraz daha düşünürsem kafayı yiyecektim.
Bu yüzden tekrar yüzüne dalıp gitmeden odasından çıkarak kapıyı kapattım. Benimde uyumam ve sağlıklı düşünmem gerekiyordu.
'
Tavanda gezdirdiğim bakışlarımı çektim. Yan dönerek gözlerimi sıkı sıkı kapattım.
Uyanalı çok olmuştu ama yataktan kalkasım yoktu. Uyku arasında gördüğüm yüz yine beni alt üst etmişti ve burnuma işlemiş kokusuyla güne devam edemiyordum.
Beni yatağa yatırdı inanabiliyor musunuz?
Kucağındaydım ve rüyadan öteydi bu. Ne kadar da güzeldi.
Kapalı gözlerimle tebessüm ederken kaslı bedeni yine kendini bana hissettirmişti.
Tam o esnada odanın kapısı biraz uğraş sonucu açılırken kimin geldiğini anlamıştım.
-"Efnan? Uyandın mı?"
Minik gözleri bir yandan odayı incelerken diğer yandan bana doğru geliyordu.
-"Günaydın prenses."dedim ve doğrulup oturdum.
-"Odan ne kadar güzelmiş. Kocaman."
Gülümseyerek başımı salladım. Kaldığım oda normal şartlarda bana fazlaydı. Ama Leyal'in dediği gibi güzel bir odaydı.
-"Birazdan kahvaltı edecekmişiz. Seni çağırmaya gelmiştim."dedi.
-"Üstümü değiştirip geliyorum." Yataktan indim saçlarını öptükten sonra banyoya girmiştim.
Elimi yüzümü yıkayıp dişlerimi fırçaladım. Saçlarımı tepeden karışık şekilde topuz yaptım ardından odaya geri girdim. Leyal çıkmıştı.
Beyaz iç çamaşır takımı giyinip evden aldığım eşyalarımdan bir eşofman altı giyindim. Üstüme de fermuarlı hırkayı geçirip ayaklarıma çorap giyindim.
Kalbim bir kuş misali kanat çırparken salona girdiğimde gördüğüm ilk yüz tam olarak beklediğim kişiydi.
Dudağımın kenarını kemirerek yanına doğru yürüdüm. Yüzü solgun görünüyordu. Uykusuz gibi bir hali vardı.
-"Günaydın."dedim mırıltıyla.
Onun bana yaptığı gibi bende sanki başka yer yokmuş gibi yanına oturup dizlerimi göğsüme doğru çektim.
-"Günaydın."demişti kısık sesle.
Bir yerden çıkıp koşar halde gelen Leyal kucağıma atlayınca gülümseyerek ona sarıldım.
-"Annemle birlikte kahvaltı hazırladık."
Ah doğru ya. Evde yardımcı yoktu ki.
-"Ya öyle mi? Keşke beni de çağırsaydınız."dedim üzülerek.
Leyal'i kucağımdan indirecektim ki Yade abla elinde bir tabak börekle görünmüştü.
Bana bakınca gülümsedi.
-"Abla niye yordun kendini? Ben hazırlardım."diyerek ayağa kalktım.
-"Ne yorulması canım? Hem hayatımda kaç kere size kahvaltı hazırladım ki? Bir şey olmaz hadi oturun."
Zaten her şeyi hazır etmişti.
-"Ablacım. Gelsene."
Oturduğum sandalyede başımı çevirip Devran'a baktım. Salonun son derece kapsamlı lüksünün içinde hiç de sırıtmıyordu. Direkt bu hayata aitti ve orada çok güzeldi.
Yade ablanın seslenmesiyle uğraşmakta olduğu telefonunu ceketinin cebine koyup ayağa kalktı. Geldiği masada oturmak yerine Leyal'in saçlarını öperek geri doğrulmuştu.
-"İşim var gidiyorum. Gelince sizi bırakırım."
-"Bir iki lokma yeseydin bari aç aç gitme."dedi Yade abla.
Fakat benim aklıma farklı bir konu vardı.
-"Bir şey konuşacaktım seninle."dedim hemen araya girip.
Bana göz ucuyla baktı.
-"Gelince konuşuruz."diyerek arkasını döndü.
-"Ama önemli!" Hızlıca ayağa kalktım ve peşinden ilerledim.
-"İşim var Efnan. Sonra konuşuruz işte."
Koridora döndüğünde yine arkasından gittim.
-"Erken gel o zaman!"diye seslensem de çoktan gitmişti.
Masaya geri gittim. Yade abla alttan alttan manalı bakışlarıyla beni süzüyordu.
-"İyisiniz iyi."
Boşluğuma denk gelince gülmeden edemedim.
-"Tam olarak nereden anladın bunu abla?"
Omuz silkip kıkırdadı.
-"Anlarım ben sen sus."
Akşam hava kararıncaya dek durmadan iğnelemeleri ile uğraşmıştım. En son birlikte akşam yemeğini yapmış yemiştik ki Devran gelmişti.
Eve girmeden Yade ablayı çağırdı ve gittiler.
Yalnız kalmak ilk zamanlarda olduğu kadar ürkütücü gelmiyordu.
Fakat bunaltıcıydı.
Oturduğum koltukta beni kucağına alışı aklıma gelince bacaklarımı birbirine bastırıp derin bir nefes aldım.
Beni görünce ne düşündüğünü merak ediyordum. Yanında kalmam ona ne hissettiriyordu mesela?
Bunları hiç öğrenemeyecektim. Bu eve de bir daha gelmeyecektim ve birlikte geçirdiğimiz günler son bulmuştu.
Can acıtıyordu ama çok güzeldi.
Düşüncelerimin arasında yine koltuğa mayışmış uzanırken kapı sesi gelmişti. İyi ki erken gel demiştim. Saat kaç olmuştu.
-"Devran?" O tarafa bakmaya üşendiğim için seslendim.
-"Geldim." Başkası da olabilirdi. Ancak hiç kimsenin sesi onun verdiği güveni de vermiyordu.
-"Geç kaldın."diye mırıldandım uykulu halimde.
Gelip karşıma oturdu.
-"İşim vardı."
Gözlerimi ovuşturup koltukta doğruldum. İyice uykum gelmişti.
-"Yarın sabah beni eve götürmeni istiyorum. Daha fazla burada kalamam."dedim. Dedim ama içim yana yana söyledim.
Gömleğinin düğmelerini açarken bana bakmıyordu.
-"Niye kalamazsın?"
-"Çünkü çalışmam gerekiyor. Ve sıkıldım." Ondan değil düşüncelerimle baş başa kalmaktan sıkıldım.
Burnundan soluyarak geriye yaslandı. Ayağının dizinin üstüne atıp ellerini bacaklarına koymuştu. Görüntünün muazzamlığından bahsetmiyorum.
-"İşin yok. Ne çalışması?"
Kaşımı havaya kaldırdım. Ne diye bir anda sert çıkışmıştı anlamadım.
-"Olmayacağı anlamına gelmiyor. Ayrıca bu seni ilgilendirmiyor."dedikten sonra koltuktan kalktım.
-"Daha ortalık durulmadı. Bir kaç gün sonra gidersin."
Ofladım.
-"Kapıma adam dik o halde. Hem ben korkmuyorum. Yarın akşama iş görüşmem var. Sabah evime gideceğim. Gerisi benim problemim değil."
-"Başka emrin var mıydı?"
Odaya doğru yürürken arkamdan bağırmıştı. Hiç cevap vermeden ondan uzaklaştım.
Evet bu gece son gecemiz.
•
Merhaba herkese iyi geceler❤️
Aslında pek yazmaya halim yoktu ama kısa da olsa tamamlayıp bu hoş gecenin anısına yayınlamak istedimm
Laik atak geçirip bölümü tamamlamaya karar verince saat biraz geçe kaldı ama olsun
Bir sonraki bölümde görüşürüzz❤️❤️