İçeriğe geç

EFNAN

Bölüm 10 · 12 dk okuma

EFNAN

Bölüm 10

On

•

Kolumdaki ağırlıktan kurtulduğum için mutluydum. Genel bir kontrolden geçtiğimde doktor sadece kremlere devam etmem gerektiğini söylemişti.

Belki bir umut özgürlüğüme kavuşurum düşüncesiyle Devran'dan bir söz beklemiştim ama o genel olarak sessizdi.

-"Eve uğramak istiyorum."

-"Sebep?" Tabletten borsa analizlerini incelediğini görüyordum. Göz ucuyla bile bana bakmıyordu.

-"Telefonumu almak istiyorum. Bir kaç parça eşya olabilir."

-"Gerek yok hallederiz."dedi aynı umursamazlıkta.

-"Ya istiyorum dedim sana. O zaman bırak ben gideyim. Neyim ben esir falan mı?!" Arabada yükselen sesime sol koltuktaki şoför ve sağ koltuktaki iri yarı koruma dönüp bakmıştı.

Hiç umursamadım.

Devran göğsünü havayla şişirip geri verdi. Tableti kapatarak oturduğu yerde dikleştikten sonra bana dönmüştü.

-"Tamam gideriz."demişti çenesini sıkarak.

Hastane ve ev arasında biraz mesafe vardı. Açıkçası uykum gelmişti. Ancak arabadaki üç adam o kadar gergindi ki beni de etkiliyorlardı.

Evimin önüne geldiğimizde ben daha elimi kapıya atmadan başkası tarafından açıldı. Hatta bir anda etrafımda üç tane oldular. Şaşkınlığımı kendime sakladım çünkü hastaneye girerken de aynısını yapmışlardı.

Aralarında ufak bir obje gibi küçücük kalmıştım.

-"Senin gelmene gerek yok."dedim Devran'ın arabadan indiğini görünce.

-"Hızlı ol."

Apartmandan içeriye girdikten sonra evin kapısına doğru ilerledim. Cumartesi günüydü ve saat henüz erkendi. Kızların evde olduğunu düşünerek kapıyı tıklattım.

Bir süre sonra uyku sersemi halde kapıyı açan İlay beni fark ettiği gibi çığlığı bastı. Direkt içeri soktuğu bedenime sıkı sıkı sarılınca donakalmıştım.

Beni bu kadar merak ettiklerini düşünmemiştim. Ancak polise ilk giden onlar olmuştu.

-"Sen nasıl bir filmin içine düştün ya? Kıyamam." Kaşımda iyileşmekte olan yarada elini gezdirip dudağını büktü.

Öykü bir yanımda İlay diğer yanımda koltukta oturmuştuk.

-"İyiyim ama...işte eski eşim bir süre daha ne olur ne olmaz diye yanında kalmamı istedi."

-"Kocan olduğunu da Yade hanımdan öğrendik. Oha yani şok olduk."dedi İlay.

Utanıp başımı eğdim.

-"Kapıdaysa adamı bekletmeyelim."diyen Öykü oldu.

Onu onaylayarak ayağa kalktım. Sadece günlük giymek için doğru düzgün bir şeyler alacaktım. Geniş bir karton çantaya tayt tişört ve bir kaç iç çamaşır takımı koyduktan sonra en önemli eşyam olan fotoğrafı yüzüğümü almayı unutmadım. Kol çantamın içine yerleştirip telefonumu ve şarj aletimi de aldım.

Kızlarla vedalaşmış kapıya çıkmıştım ki sokakta suratsızlık ile arabaya yaslı duran Devran'la göz göze geldim. Beni gördüğünde sırtı dikleşmişti. Baş hareketiyle yanıma gönderdiği adam elimdeki çantayı alınca ona doğru yürümeye başladım.

Günler önce bu kadın sayısız kere aynı şekilde yürüyerek çıkıyordum. Şimdi ise beni eski kocam bekliyordu.

Kalbimde kelebeklerin kanat çırpmasına izin vermiyordum. Verirsem tek tek elimde öleceklerini biliyordum.

Tıpkı dediği gibi ben onda dolmayacak bir boşluktan ibarettim. Boşluğu ben yaratmıştım ve oraya hiçbir zaman eskisi gibi ait olmayacaktım. Bunu ne ben ne de o isterdi. Farklı insanlar olmuştuk.

Ne ilk günkü aşık insanlardık ne de o günkü gibi birbirine güvenen bir çifttik. Üstümüzden çok sular akmıştı.

-"Başka bir isteğin yoksa artık gidebiliriz değil mi?"

Arabada camdan dışarı bakarken sesiyle birlikte ona döndüm. Yutkunup dudaklarımı ıslattım.

-"Var aslında."dedim kuru bir tonda.

Güler gibi olsa da yüzü değişmemişti.

-"Neymiş?"

-"Annemle babamın yanına gitmek istiyorum. Kaç hafta oldu gidemedim."derken göğsüme ağrı çökmüştü.

Başını ağır ağır salladı. Mezarlığın ismini verdikten sonra şoför o yöne dönmüştü. Uzak değildi. Ondan dolayı on dakika içerisinde varmıştık.

-"Uzun sürmez."dedim.

O gece buraya gelirken başıma geleceklerden habersizdim. Ne kötü bir anıydı. Hemde anne ve babamın yanında.

Arabadan inerken etrafıma gelen adamlara baktım.

-"Burada bekler misiniz?"diye rica ettim.

Devran'ın dışarı çıkmasını beklemiyordum. Adamları ondan onay alarak geri çekilmişlerdi.

Defalarca yürüdüğüm taşlı yolda mezarlıkların arasında ilerleyerek ulaştım. Henüz anı biriktirmeye,onlarla mutlu olmaya doyamamışken toprağın altında olan bedenlerine yaklaştım ve aralarına koymuş olduğum kaldırım taşına oturdum. Dizlerimi göğsüme çekip çenemi dizime yasladım.

-"İyiyim demeye geldim. Korkmuşsunuzdur. Biraz yara aldım ama iyi olacağım."

Titrek bir iç çekip gözlerimin altını sildim. Alçıdan çıkan kolum doğal olarak biraz tuhaf geliyordu ve yavaş kaldırıyordum. Elim yanağımdayken Devran'ın uzun bacakları gözüme çarptı.

Niye gelmişti ki?

-"Beni yanında görünce kızarlar mı?"

Sulu gözlerimle ona bakarken mezarlarının yanında dizlerini kırarak yere çöktü ve gözlerime baktı. Damlalar birer birer yanaklarımdan süzülüyordu.

Mutsuzluktan ağlamıyordum. Bir eksiklik burukluk vardı içimde. Toprakta olduklarını bilmek bile burnumu sızlatıyordu.

İnsan annesiz babasız ne kadar güçlü olabilirdi ki?

-"Bilmem. Kızmazlar herhalde. Bu hikayede suçlu olan sen değildin." Elimi toprakta gezdirip birazını avucuma aldım ve yavaşça yere serptim.

-"Sende değildin."

-"Artık bir önemi yok. Gidebiliriz."diyerek ayağa kalktım.

Yüzümde kurumuş yaşlarımla saçlarımı düzeltip kalkmasını bekledim. Yanından geçerken gelmediğini fark etmiştim ama dönüp sormadım.

Ben arabaya oturduktan bir kaç dakika sonra gelebilmişti.

Evine gitmeden önce Devran yolda yanımdan ayrıldı. Bir şey söylemeden gitmişti. İşine gidiyordu diye düşündüm.

Eve varmamız yarım saatten daha fazla sürdü. Buraya kaç gün dayanırdım emin değilim. Bir yanım hevesliydi. Yıllarca özlemini çektiğim adamı görüyordum. Diğer yanım ise buna alışma diyordu üzüleceksin.

Fakat bir şekilde kendimi iyileştireceğime inanıyordum.

'

Aradan geçen iki günün sonunda odada kalmaktan bunalmıştım. Devran'ı görmemek için odadan hiç çıkmıyordum. Mutfağa bile gitmiyordum.

Fakat çok sıkılmıştım.

Zaman geçsin diye uzun uzun duş almış bir süre yatakta bornozla yatmıştım.

İlay'dan haber bekliyordum. Benim için tekrar görüşme ayarlayacaktı ve gidip konuşacaktım. Ancak hala aramamıştı.

Saat akşam dokuzu gösterirken ben daha yeni bornozumu çıkartıyordum. Saçlarım hala nemliydi o yüzden banyoya geçtim. Fön makinesiyle öylesine kurutup tepeden gelişi güzel topuz yaptım.

Altıma külot geçirip Yade ablanın getirdiği pijamalar arasından bir uyku tulumu seçtim ve giyindim.

Odada sıkıntıdan patlarken yatakta bir sağa bir sola dönüyordum. Dizlerimi karnıma çekmiş yatarken bir anda açılan kapı nedeniyle hızla arkama döndüm ve yatakta doğruldum.

-"Ev senin olabilir ama...yuh yani biraz mahremiyet."dedim şok içinde.

Sanki yaptığından anlık pişmanlık duymuş gibi alnını sıvazlayarak başını çevirdi.

-"Madem boş boş yatıyorsun neden yemeğe gelmedin?"

Kaşımı havaya kaldırdım.

-"Boş boş yatmaktan başka bir seçeneğim yok. Ve ikinci olarak herhangi bir şekilde yemeğe davet edilmedim."diye açıkladım.

Sarhoş mu ne?

Üzerimde dolaşan bakışları soru işaretiyle doldu. Kaşlarını derince çattı.

-"Seni çağırmalarını söyledim."

Başımı salladım.

-"Kimse gelmedi."

-"Bana da gelmek istemediğini söyledi.." Devran kendi kendine mırıldandıktan sonra odanın kapısını kapatarak dışarı çıktı.

Ne olduğunu anlayamadım desem yalan olur. Belli ki evde bana soğuk soğuk bakış atan o yardımcı kızın başının altından çıkmıştı.

Bende onunla yemek yemeye meraklı değilim ama asıl olay şu ki hem Devran eve erken gelmiş hem de beni yanına çağırmış.

Hızlı adımlarla çıplak ayaklarımı ahşapta hareket ettirdim. Odadan çıkarken Devran'ın bariton sesi evi doldurmuştu. Bir bağırış çağırış vardı.

-"Yapmayın ne olur bu saatte nereye gidecek?"

Yerde ağlayan kıza sarılmış bir diğer kadın Devran'a bakarak konuşmuştu.

-"Eşyalarını toplaman için beş dakikan var. Ağlayıp zırlamayın karşımda kalkın gidin." Devran ürkütücü bakışlarıyla bağırdığında yerimde hafifçe sıçradım.

-"Devran."

Bana bakmadan direkt salona girdi. Etraf yine karanlık sayılacak kadar ışıksızdı. Genelde hep koridor aplikleri yanıyordu.

Kadınlar kaldıkları odaya giderken bende hızlıca salona geçtim.

-"Kovmana gerek yok. Belli ki bir anlık hata yaptı."dedim. Ne olursa olsun üzülmüştüm.

-"Artık."dedi sustu. Aldığı nefesle bende nefes alma ihtiyacı hissettim.

-"Yalana tahammülüm ve istisnam yok."

Sözlerinin keskinliği üstüne yutkunarak gözlerimi yere çevirdim.

Bir yer mi açıktı acaba bacaklarıma rüzgar esiyordu.

-"Odana git."

Başımı kaldırdım. Saçma düşüncelerim arasında ayakta dikildiğimi fark ettim.

-"Az önce çağırıyordun?"

Bana ters ters baktı.

-"Az önceydi."

Gözlerimi devirdim. Gelen sesler üstüne olduğum yerde kalmayı bırakıp bir kaç adım atmıştım ki dağılmış halde elinde bavuluyla gelen kadın bana baktı.

-"Her şey senin yüzünden. Lanet olası." Bavulunu yere atıp üstüme doğru hızlıca geldi. İnanın kendimi nasıl savunacağımı bilemezken Devran önüme geçmişti.

Hayatımda kavgaya karışmamıştım ve bir kaç hafta önce yediğim dayakla hiç karışmamaya yemin etmiştim.

-"Senin elini kolunu kırarım." Devran'ın tutuşuyla çığlık sesi yükseldiğinde kendime gelebildim.

Diğer kadın koşarak Devran'ın elindeki arkadaşını kurtarmaya çalıştı. Ancak Devran onu kapıya kadar sürüklemişti.

Kalbim küt küt atarken Devran geri geldi. Gömleğinin düğmelerini açarak sesli soluklarıyla önümde durdu.

-"Üstüne biri yürüdüğünde sana gelmesini beklemeyeceksin."

İrileşmiş gözlerimle onu dinlemeye çalıştım. Bedenim kasılmıştı.

-"Ben...ben beklemiyordum."dedim ve omuzlarımı düşürdüm.

-"Beklediğin anda gelmiyor." Üstten üstten bilmişlik taslarken arkamda duran koltuğa adım atıp oturdum.

-"Etrafın da senin gibi sorunlu." Sehpada duran bir bardak suyu alarak yudum yudum içtim.

-"Sorunu sen çekiyorsun." Geldi geçenki gibi yanıma oturdu.

O kadar koltuk varken yanıma oturmasana diyecektim diyemedim.

-"Seni çekmiyorum. Sen beni tutuyorsun."dedim karşılık olarak.

Kollarımı göğsümde bağlayıp geri yaslanırken dizlerimi de göğsüme çekmiştim. Oturuşumu inceleyen adama yan gözle baktım.

-"Güvenliğim için tamam biliyoruz."dedim ağzını araladığını görünce.

Sesli bir soluk verip koltukta biraz aşağı kaydı. Başını geriye yasladığında boynuna ve görünen adem elmasına bakarak sessizce yutkundum.

-"Ben dedim diye mi erken geldin?"diye sordum.

Gözlerini kapatmıştı.

-"Evet."

Şimdi şöyle

Bunu kabul etmesini beklemiyordum.

Yanaklarımın ısısı artış gösterirken dilimi dudaklarımda gezdirdim.

-"İşlerine mani olmak istemem. Erken gelmene gerek yok idare ediyorum." Hem en fazla kaç gün daha buradayım?

Yorgun görünüyordu.

Geceleri böyle bitkin geldiğinde direkt koynuna gireyim başka bir şey istemiyorum derdi. En zevk aldığı şeylerden biriydi geceleri bana sokulup uyuması.

Minik bir tebessümle başımı önüme çevirdim.

-"Duygu durum bozukluğu mu var sende? Bana geç geldiğim için söylendin. Şimdi gelme diyorsun."

Görmese de omuz silktim.

-"Birbirimizin hayatı için bir şey yapmak zorunda değiliz. Zaten gideceğim. Bir kaç gün daha oyalanırım."

Gideceğimi dile getirmek neden böyle can yakıcı olmuştu?

Benim buraya alışma lüksüm yoktu. Öyle bir dünya olamazdı. Asla.

-"Tabi aynen."dedi beni geçiştirerek. Niye böyle söylediğine bir anlam yüklemedim. Muhtemelen umursamıyordu.

Ayaklarımı yere bıraktım ayağa kalktım. Mutfağa giderken onun telefonu çalıyordu.

Kahve makinesini açtığım esnada atıştırmak için bir şeyler arıyordum. Mutfak fazlasıyla büyük ve genişti o yüzden hiçbir şeyin yerini bilmeden arayışta olmak zordu.

Açtığım çekmecede sıra sıra dizilmiş ahşap kavanozları gördüm. Bir kavanoz dolusu fındık ve bademi çıkartarak tezgahın üstüne bıraktım.

Diğer çekmeceleri açıp kapatırken mutfağa Devran girdi.

-"Bana kase bulur musun?"diye mırıldanarak sordum.

Karnına kadar açtığı gömleği ve görünen tenine kalp spazmı geçirecek kadar bakmış hemen başımı eğmiştim.

-"Ben nerden bileyim ara bul işte." Uzun kapaklı dolabı açmış içinden içki şişesi çıkartıyordu.

-"Senin evin!"

Omuz silkti ve yanıma gelerek üst dolap kapağını açtı. Kısa kalın camlı bir bardak aldı.

-"Yeni birileri gelene kadar yerlerini mecburen öğrenirsin."dedi öylesine kısık tonda.

İçki şişesini açtığı esnada kahvem olmuştu. Bende hala fındık ve bademi koymak için küçük birer kase arayışındaydım.

Yemek takımının kaselerini görüp onlardan alarak içlerine döktüm.

-"Sana yemek hazırlamamı da istemezsin herhalde."dedim alayla ona bakmadan.

-"İstemem korkma. Kendini doyur yeter." Bir şişe ve bardakla gittiğinde arkasından bakıyordum. Onun bu hevessiz hali beni daha çok üzüyordu. Elbette ki ona herhangi bir duygu belli etmiyordum ama mutlu olmasını istiyordum.

Bunca şaşaalı hayatın,paranın ve konumunun olması bile onu bir parça mutlu etmeye yetmeliydi. Ama o..o kadar hevessiz ve durgundu ki.

İkimizde kolay şeyler yaşamamıştık fakat Devran benim aksime başarmıştı. Neydi onu mutlu etmeyen?

Evinde oluşumun onu bu denli etkileyeceğini sanmıyordum. Eğer rahatsız olsa zaten odadan çıkmamı istemezdi. Ben gelip geçiciydim. Onda başka bir şeyler vardı.

Ayaklarım beni yanına götürmüştü. Biliyorum. Kendime kötülük yapıyorum ama içimdeki özlemi o kadar büyük ki ne kadar görürsem o kadar iyi gözüyle yaklaşıyorum. İsterse yüzüme bakmasın sadece varlığını hissetmek bile bana iyi geliyordu.

Ancak yanına oturmaya çekindim. Karşısındaki geniş koltuğa oturup bağdaş kurdum. Elimde kahve yanımda bir kaseyle dikkatini çekmiştim.

-"Yarın eve gelmeyebilirim. İstersen ablam buraya gelir."dediğinde yanak içlerimi ısırmayı bıraktım.

-"Neden?" Aslında dediğini anlamıştım ama karşımda öyle hoş bir manzara olarak duruyordu ki aklım karışmıştı ne dediğimi bilmiyordum.

Parmak uçlarıyla tuttuğu boş bardağı sehpaya sertçe bıraktı.

-"İşim var. Sende yalnız kalma." Beni terslemeden açıklama yapması şaşırtıcı oldu.

-"Şey gerek yok. Bir daha yorulmasınlar." Kendimi toparlamak için gözlerimi ondan kaçırdım.

-"Yürüyerek gelmeyecek. Hemşire geliyor mu?" Konuyu değiştirince kaşlarımı havaya kaldırdım.

-"Hayır. Bir işi vardır muhtemelen."

-"Aklımdan çıktı benim. Yarın aldırırım."

-"Sırf krem sürmek için o kadar yoldan gelmesin. Ben hallediyorum." Yalnızca sırtıma elim tam olarak ulaşmıyordu.

-"Nasıl hallediyorsun acaba?"diye sordu alaylı bir biçimde.

O şekilde üstten bakınca kirpiklerimi kırpıp yüzünü inceledim. Dudaklarımı yavaşça ıslatıp aralarken kendine içki dolduruyordu.

-"Sırtıma süremiyorum. Sen yardım eder misin?" Cümlenin sonuna yabancı değilsin sonuçta diye ekleyecektim yersiz olur diye vazgeçtim.

Bir anda öksürünce yüzüm ifadesizleşti. Bardağı ve şişeyi aceleyle sehpaya bırakıp başını kaldırdı bana baktı.

-"Ben?"

Başımı salladım.

Ağzını açtı sonra kapattı. Seslice yutkunup gözlerini sehpaya dikti.

Direkt saçmalama falan demesini bekleyerek bunu söylemiştim ama fena battım.

-"Tamam."

Ne?

Bu sefer öksürük krizi bana geçmişti. Dökmemek için kahveyi kenara bıraktım.

Şu an ayağa kalkmış vaziyette desem inanır mısınız?

-"Aslında çok da önemli değildi."dedim bir çare.

-"Karar ver istersen."dedi bu sefer ciddi yüz ifadesiyle.

Dilimi damağıma bastırarak ayağa kalktım.

-"Ben...ee...kremi getireyim."dedim kısık tonda.

-"Odanda yaparız." Odamda yaparız?

Öylesine sıradan bir durumdan bahseder gibi konuşarak yürümeye başlamıştı. Arkasından sendeleyip elimi kalbime koydum.

Vücudumda oluşan titreme hiç hayra alamet değildi ve benim çoktan tenim ısınmıştı.

Halimi fark etmesin diye peşinden ilerledim. Ardı sıra kaldığım odaya girdiğimizde kalbimin sesinden kulaklarım uğulduyordu.

Ee şimdi ne yapacağım?

-"Hadi."

Öyle saf saf beklemeyi bırakıp yüzüne baktım.

Kremin nasıl sürüldüğünü unuttum desem hiç de abartmış sayılmam.

-"Tamam."derken dilim damağım kurumuştu.

-"Biraz arkanı döner misin?"diye sessizce rica ettim.

Of.

Çok utandım.

Önce komodinden kremi çıkarttım. Ardından yatağa çıkıp kenarında dizlerimin üstüne oturdum ve tulumun düğmelerini açtım.

Südyenim yok. Lanet şey.

Hızlı sık soluklarım eşliğinde kollarımı tulumun içinden çıkarttıktan sonra belime kadar sıyırdım ve direkt olarak yataktaki yastığı göğüslerime doğru bastırdım.

Yastığa sarılmış halde nazikçe öksürdüm.

-"Hazırım."

Odada yalnızca ikimizin solukları duyuluyordu. Devran'ın güçlü nefesi benimkini bastıracak kadar şiddetliydi.

Buz kesmiş ellerimi iyice yastığa bastırdım. Gözlerimi de sıkı sıkı kapatmıştım.

-"Sürsene."dedim artık beklemekten bayılacak hale geldiğim için.

Ağzından nefes aldığını işittim. Tam olarak arkamda duruyordu.

-"Canın çok yandı mı?"

Sorusu karşısında durdum. Gözlerimi açtım.

-"Acımıyor artık."dedim kurumuş dudaklarımla.

Soğuk kremi parmak uçlarıyla sırtıma değdirdiği an yerimde sıçradım. Boş anıma denk gelmişti.

-"Çok soğuk."diye ekledim. Acıdı sanmasın.

-"Soğukta yattın. Bu mu soğuk geldi?" Durgun cansız sesi benimde canımı sıktı.

Parmakları şefkatle moraran sırtımda gezerken aşina olduğum dokunuşlar bedenimi bulut kadar hafifletti.

-"Hatırlatma. Geçti işte."derken sesim titriyordu. Tıpkı ruhum gibi.

-"Geçti mi?"

Küçük bir çocuk edasıyla başımı salladım.

Tekrar soluk alıp verdi. Ben ise soluksuz elinin altında oturuyordum. O dokundukça benim kalbim duruyordu tekrar atıyordu. Öyle zor bir andı ki benim için.

-"Bitti."

Boğazımı temizledim.

-"Teşekkürler." Teşekkür ederim her şey için.

Kokusuyla harmanlanmış havayı içime doldurdum.

Ciğerlerim bir güzel rahatladı.

-"İyi geceler."dedi kuru düz bir tonda.

-"Devran."dedim ve yalnızca başımı çevirdim. Hemen bana bakmıştı.

Yalandan tebessüm ettim.

-"Kahve mi getirir misin?"diye sordum uzatarak.

Başka bir cümle bekliyormuş gibi duyduğu soruyla kaşlarını çatmıştı. Fakat konuşmadan çıktı.

Gidişiyle yataktan kalktım ve yastığı bırakıp bir elimle göğüslerimi kapatarak banyoya geçtim. Aynanın yansımasından sırtımı incelerken kötü göründüğüne emin olmuştum.

Odaya dönmeden tulumu üstüme giyinip iki düğmesini kapattım.

Aynı anda Devran elinde kahvemle gelince olduğum yerde kaldım.

Basbaya getirmiş.

-"Sağ ol."dedim utanarak.

Elinden kahve kupasını aldığımda gözleri bir yere takılmıştı. Baktığı yeri takip ettiğimde o çoktan adım atarak ulaşmış yere düşen fotoğrafı almıştı.

Benim yıllardır herkesten saklayarak her gece uyumadan izlediğim fotoğraf karesine şimdi Devran bakıyordu.

••

Merhabaaa iyi geceler bebeklerim❤️

Şimdi bu bölümler biraz daha birlikte vakit geçirmeleri için yazılan bölümler biliyorsunuz

O yüzden olaysız hareketsiz geçiyor

Nasıl gelişecek nasıl birbirilerine düşecekler hala bilmiyorum

Birlikte okuyup göreceğiiizz

Sizi seviyorum 🌸

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.