10.08.2026
Sabaha karşı çığlıkla uyandım. Ayaz yanıma oturdu. Beni kendine çekti sarıldı bir eliyle saçlarımı okşadı. Beni sakinleştirmeye çalıştı.
"Umay sakin ol sadece bir rüya gördün."
"Rüya değil anıydı."
Şaşkınlıkla bana baktı. Elini tuttu ve sordu.
"Nasıl yani?"
"Annem ve babamın ölüm anını tekrar gördüm."
Üzüntüyle bana baktı ve iç çekti.
"Onları nasıl kaybettin? Anlatmak ister misin?"
Elimi çektim.
"Anlatamam. Sen benim hastamsın. Dün yaşananları unutalım." Yataktan kalktım ve odanın kapısına yöneldim kapıyı açtım. Çıkacakken Ayaz'a baktım. Üzüntüyle bana baktı. Hiçbir şey demeden odadan çıktım. Çalışmaya başladım.
Saat 11:00'di 216 numaralı kapının önüne geldim. Yıldız'ın yeme bozukluğu vardı. 26 yaşında olmasına rağmen 42 kiloydu. Kilo almaktan çok korkuyordu. Bu yüzden ya yemek yemiyor yada yediklerini çıkarıyordu. Kapısını çaldım ama içeriden ses gelmedi.
"Yıldız ben Umay gelebilir miyim?"
Ses gelmedi. Endişelenmeye başladım. İçeri girdim.
"YILDIZ!"
Yıldız yerde yatıyordu.
"HEMŞİRE ÇABUK BURAYA GELİN!" Hemşireler ve doktor geldi. doktor Yıldız'ı muayene etti.
"Yetersiz beslenmeden vücudu zayıf düşmüş her zamanki gibi."
"Şu an nasıl?"
"Serum takıldı. Şu an durumu daha iyi, bilinci yerine geldi. Sizinle görüşmek istediğini söyledi."
"Tamamdır teşekkürler."
İçeriye girdim. Yıldız çok halsiz görünüyordu ama ilk bulduğum halden çok daha iyi görünüyordu.
"Merhaba nasılsın?"
Halsiz bir şekilde
"İyiyim."
Mavi gözlerine baktım. Yorgun görünüyordu. Kumral saçları dağılmıştı.
Tereddütle sordum.
"Yıldız sen... Sen yine mi yemek yemiyorsun."
"Yiyorum."
"Peki yedikten sonra ne yapıyorsun."
Gözlerimin içine baktı.
"Yedikten sonra çıkarıyorum."
Üzüntüyle Yıldız'a baktım.
"Yıldız seninle bu konuyu konuşmuştuk. Böyle yapmak istediğin zaman odak noktanı değiştirmelisin. Yapamıyorsan destek almalısın. Benimle konuşabilirsin veya hemşirelerle."
"Biliyorum. Özür dilerim"
"Kendini suçlama. Bunu seni üzmek için değil yardım etmek için söyledim."
Gülümsedi.
"Biliyorum. Teşekkür ederim." Gülümsedim ve ayağa kalktım.
"Sen biraz dinlen. Ben diğerleriyle konuşmaya gideyim."
"Tamam. Görüşürüz Umay."
Saat 17:30 şimdi toplu terapi saatiydi. Aktivite odasına gittim. Hastalar gelmişti. Bugün kiler var diye telefonuma baktım.
"Yağız Ateş
Ayaz Doğan
Duru Han
Lal Şanlı
Hazar Savaş"
Bugün okb hastalarıyla toplu dersim varmış. Ayaz'la bugün hiç karşılaşmamıştım. Etrafıma baktım. Ayaz tam karşımdaydı. Bana hüzünle bakıyordu. Ona üzüntüyle baktım ama hemen duygularımı bir kenara bıraktım.
"Evet arkadaşlar hoş geldiniz. Bugün grup terapisi yapacağız. Bugün bir restorana gideceğiz. İkişerli gruplar olacaksınız başınızda bir gözetmenle yemek yiyeceksiniz. Beş kişisiniz bu yüzden birinize ben eşlik edeceğim. Sizden sadece rahat olmaya çalışmanızı ve iyi vakit geçirmenizi istiyorum. Sorunuz var mı?"
"Sizinle gelecek kişiyi neye göre seçeceksiniz?" Dedi Lal. Elimde tuttuğum torbaya elimi soktum.
"Bu torbada hepinizin adı var çıkan kişi benimle gelecek."
Bir kağıt çektim. Herkes merakla bakıyordu. Ayaz hariç. Kağıdı açtım. Tepkisiz kalmaya çalıştım.
"Ayaz Doğan bugün benimlesin."
"Peki." Nasıl peki başka bir şey demeyecek miydi?
"Tamam şimdi Yağız ve Lal, Duru ve Hazar beraber tamam mıdır?"
Hepsi birden olur dedi.
"Tamam o zaman çıkalım." Odadan çıkarken Ayaz yanıma geldi.
"Sevinmedin galiba."
"Neden sevinmeyim."
"Kaçacak yerin olmayacağı için." Dedi gülerek. Bir şey demedim. Bahçeye indik otobüsü bekliyorduk. Ayaz hâlâ yanımdaydı. Otobüs geldi. Sırayla bindiler en son ben bindim. olamaz bir tek Ayaz'ın yanı boştu. Mecburen yanına oturdum. Ayaz kulağıma eğilerek.
"Hoş geldin." Fısıltıyla
"Annemle konuşacak mısın?" dedi.
"Hayır." dedim fısıltıyla
"Olmaz hem ne konuşacağım ki."
"Neden olmaz?"
"Mesleğimi yakamam."
Bir anda onu gördüm. Küçüklüğümü. korkuyla irkildim.
"Yine mi görüyorsun?" Dedi ve hastaların ve hemşirelerin göremeyeceği bir şekilde elini uzattı.
"Olmaz!" Dedim fısıltıyla. Gözlerimi kapattım. Derin nefes aldım. Gözüm kapalıyken elimi tuttu. Ona baktım. Fısıltıyla.
"Sakin ol. O şey gerçek değil." Gözümü açtım o gitmişti. Ayaz'ın elini bıraktım soğuk bir sesle.
"Teşekkür ederim." Dedim. Ayaz üzüntüyle bana sonra eline baktı. Pencereye döndü. Ben de kulaklığımı taktım ve Hançer şarkısını açtım.
Duru, Açelya(Hemşire) ve Hazar'ı ilk restorana bıraktık. Başka bir restoranın önüne geldik. Bu restorana da ben ve Ayaz girdik. Ayaz arkadaki bir masaya oturdu. Onu takip ettim ve masaya oturduk. Yanımıza bir garson geldi. Ayaz hamburger istedi sonra bana döndü.
"Sen ne istersin?" Garsona döndüm.
"Bende bir hamburger alayım."
"Peki efendim hemen getiriyorum."
Siparişlerimiz gelene kadar hiç konuşmadık. Açıkçası ben konuşmak istemiyordum. Dün yaşanan şeyler benim kariyerimi tehlikeye atabilir. Sessizce hamburgerlerimizi yerken Sessizliği bozan Ayaz oldu.
"Konuşmak istemiyorsan konuşmayalım. Ama annemle konuşmanı istiyorum Umay."
"Ben açıkçası konuşmak istemiyorum."
"Emin misin?"
"Evet. Eminim Ayaz ve dün yaşananları unutalım." Gülerek
"Nasıl unutayım Umay? Yanımda..." Sesini alçalttı ve benim duyabileceğim bir sesle konuştu.
"Yanımda fenalaştın o şeyi gördün. Ya başka hastaların yanında da aynı şey olursa hiç düşündün mü Umay söylesene."
"Düşünmedim" Gözlerim doldu ama kendimi tutuyordum.
"Umay bak ben senin iyiliğini istiyorum."
"Neden bu kadar önemsiyorsun ki?"
"Bence cevabı biliyorsun." Artık kendimi tutmak zorlaştı.
"Ben lavaboya gidip geleceğim. Sen iyisin değil mi?" Soğuk bir sesle cevap verdim.
"Evet iyiyim merak etme."
Başını onaylar şekilde salladı ve lavaboya gittim. Aynaya baktım. Yüzümü inceledim. Göz yaşlarım artık istemsizce akıyordu tutamıyordum. Aynaya baktım.
"Zayıf olma. Güçlü dur. Güçlü dur Umay."
Elimi yüzümü yıkadım. Ayaz'ın yanına gittim. Bana korku dolu gözlerle bakıyordu. Oturdum ve yemeğimi yemeğe başladım.
"Ağlamışsın." Sessizce yemeğimi yiyordum ama içimde bir şaşkınlık ve merak vardı nasıl anlamıştı ağladığımı?
"Umay neden ağladın seni üzecek bir şey mi dedim? Bak eğer öyle ise..."
"Ağlamadım ki."
"Yalan söyleme Umay yine gözlerini kaçırıyorsun."
"Ayaz lütfen üstüme gelme. Lütfen"
"O zaman neden ağladığını söyle." Gözlerin doldu sinirle dışarı çıktım. Biraz ilerledikten sonra Ayaz'ın sesini duydum.
"UMAY!" Kolumdan tuttu ve beni kendine çevirdi.
"NE VAR AYAZ! NE VAR!" Bağırdığımı duyunca şaşırdı ama sonra konuşmaya başladı.
"Bak özür dilerim..." Ayaz'ın da gözleri dolmuştu.
"Gerçekten seni üzmek istemedim. Umay ben çok özür dilerim." Ayaz ağlamaya başladı. Kolumu bıraktı eliyle kafasına vurmaya başladı.
"Ben aptalım aptal."
Ellerini tuttum.
"Ayaz yapma bunu lütfen."
Bende ağlamaya başladım. Ayaz eliyle göz yaşımı silmek için uzandı ama eli havada kaldı. Ben ise çekilmek istedim ama ellerini bırakırsam yine kafasına vurur diye korktum.
"Umay ağlama lütfen."
Göz yaşlarıma engel olamadım.
"Özür dilerim. Ayaz çok özür dilerim." dizlerimin üstüne oturdum. Elimle yüzümü kapattım. Ayaz da yanıma oturdu. Ellerimi tuttu.
"Ağlama." Ona baktım. O da ağlıyordu. Gözlerimden hala yaş akıyordu. Ayaz bu sefer durmadı. Eliyle yüzüme dokundu baş parmağıyla gözyaşımı sildi.
"Ayaz sen neden ağlıyorsun?"
"Sen neden ağlıyorsan."
"Sen de mi korkuyorsun?"
Başıyla onayladı.
"Neden peki?"
"Sevdiğim kadını üzmekten."
Ona baktım ne dediğini anlamıştım ama bu olamazdı.
"Sen neden korkuyorsun Umay?"
Gözlerim yine doldu.
"Ben..." Gözyaşımı sildi.
"Söylemek zorunda değilsin ama lütfen ağlama. Bu gözyaşları..."
"Ben sana aşık olmaktan korkuyorum. Mesleğimi kaybetmekten, kendimden korkuyorum." Ayaz'ın gözleri şaşkınlıkla büyüdü.
"Umay ben..." Yutkundu. ağlayarak.
"Ben özür dilerim. Seni korkutmak, üzmek isteyeceğim en son şey." Benden uzaklaştı.
"Ayaz"
"Efendim" Bana bakmıyordu. Yere bakıyordu. Çok üzgündü. Ayağa kalktım. Elimle yüzünü bana çevirdim.
"Umay?"
"Evet"
"Ne yapıyorsun?"
"Ben de bilmiyorum." Ayaz'a sarıldım. Ayaz önce şaşırdı sonra bana sıkıca sarıldı sanki hiç bırakmayacakmış gibi. Yüzünü saçlarıma gömdü kokladı. Bende saçlarını okşadım.
"Umay."
"Efendim."
"Benden uzak durmalısın biliyorsun değil mi?"
"Evet ama..."
"Ama ne?"
"Senden uzak durmak istemiyorum."
"Emin misin?" sarılmayı bıraktı ellerimi tuttu. Gözlerime baktı.
"Ya doktor-hasta ilişkisi. Ya mesleğin ne olacak?"
"Bilmiyorum ama mutlu olmak istiyorum." Dedim ağlayarak. Elleriyle yüzümü tuttu parmaklarıyla gözyaşlarımı sildi.
"Söz veriyorum seni hiç üzmeyeceğim." Sarıldım.
"Biliyorum."
_______________________________________________________________________________________________________________________________________
Ona karşı hissettiklerimin yanlış olduğunu biliyordum. Sorun hissetmek değildi belki; asıl sorun, bu hislerle ne yapacağımı bilememekti.